Bu Blogda Ara

Ahmet Yesevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Yesevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2016 Pazar

Bunlar Değil Midir Sonsuz Rahmete İlahi Aşkla Yürüyen?



Aşkın güzelliğinde Gönül’e gelse de ince sevinçten bir sızı, âşık aşka doğru yürüdüğün de, o sızı aşkın içinde kaybolur, gecenin karanlığında olsa da karanlık yollar, aşkın nurdan ışığıyla aydınlanır yollar. Gecenin karanlığında yürüdüğünü görenler, bilmezler âşık gibi aşkın nurdan cennet kokusunu, ona ya deli ya da divane derler ama bilmezler görmezler anlamazlar… Dünyalık aşk dünyada kalan, ilahi aşk ise ötelere Yüceler Yücesi Rahmana ulaştıran, ona vardıran aşk ile karıştırmamak gerekir.
   Aşk Yüce Rahmanın tecellisi Rahmeti merhameti ile gönülleri inşa ettiren, saraylar kurdurtan, dünyalık işleri malı yok ettiren, bir lokma aş ile hak ile yolda olmak için kulu yola çıkaran, dağları çölleri aştırandır… Benlikten kurtararak ille de sen sen dedirten, İşte o gönül dostları Yunus Emre, Hz Mevlana, Ahmet Arvasi, Ahmet Yesevi… Gönül dostları saymakla bitmez… Bunlar değil midir sonsuz Rahmete ilahi aşkla yürüyen ve gönüllerde, sönmez meşale olarak hala yanan… Hep nurdan bahs eden sözlerinde nurlar çıkan, gönüllerimize nurlanarak yerleşen ilahi aşkın nurun yolcusu değil midir bunlar? Dünya da huzur olması için yolları yayan kat eden, gönül dertlerine derman çare olmak için, Nur Kur’an Nur Sünnet ile çare olan âleme yayan, kendi huzuru yerine insanlığın huzuru neşesi için yolda aylarca yürüyen yol kat ettiren, ilahi aşk değil midir? Sonsuz Rahmete yürüttüren gönülleri huzurla doldurtan?
 
   Şimdilerde bizler dünyalık aşkı bile yaşamaktan aciz, illaki benim hoşuma gidecek olanı severim, ama bana uyan aşkı da severim mantığı ile bunları anlamaktan uzak yaşayan insanlarız… Bizimde bundan dolayı suçumuz hiç yok, bize bunları imanı sonsuz Rahmeti öğretmediler, sadece dünya için yaşamayı sevmeyi öğrettiler, gerisini boş ver öğrenmesin dediler! Hep bir dünya ve geçim telaşı derdine düşün dediler, gerisini bilmeseniz de olur dediler bizlerde kabul ettik ki veya zorla ettirildik ki bu haldeyiz, ama tüm dertler sıkıntılar bilmemezlik geçer Yüce Allah’ın yardımı ile dermanı çaresi ile… İşte bazen hüzünleniriz işte budur yüce Rahmanın gönlümüzdeki misafiri işareti, hüzün anında, Yüce Allah sakın üzülme ben seninleyim ey kulum der ve kula huzur rahatlık ve dertlerin sonundaki derman yolunun kendisine varmakla son bulacağını hatırlatır… Aciz olduğumuzun ruhumuza yansıması ve gerçek güç sahibinin, Yüce Rahman kendisinde olduğunu kuluna bildirmesidir… Ey kul günahlarından dertlerinden düşme karamsarlığa, az yaklaş bana tövbe kapıma ben sana çok yakınım senden daha yakınım sana, gel der bana Yüce Rahman her kuluna, bizdeki ilahi aşk Rahmandan bir zerre ve Aşkı Yaratan Yüceler yücesi Rahmandaki aşkı varın siz idrak edin edebilir isek ne mümkün ama idrak edemeyiz!- Allah’u Ekber-Sözlerimde yanlışlık var ise bana aittir kardeşlerim, hatasız kul olmaz, sizin de aşka dair benim sözlerim gibi sözleriniz düşünceleriniz var ise okumak için o güzel gönlünüzle yazarsanız okumak isterim. Selam ve dua ile kalın kardeşlerim.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Ahmet Yesevi Üstat ile Hasbihal



Bismillah la başlayarak hikmet söyleyip
Taliplere inci, cevher saçtım işte.
Riyazeti katı çekip, kanlar yutup
Ben defter-i sâni sözünü açtım işte.
Sözü didar isteyen herkes için söyleyip,
Canı cana bağlayarak damarları ekleyip,
Garip, fakir, yetimlerin gönlünü avlayıp
Gönlü bütün kimselerden geçtim işte.
Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol sen;
Öyle mazlum yolda kalsa, hem dem ol sen;
Mahşer günü dergâhına mahrem ol sen;



Bismillah deyip Üstadım hikmetini okumaya başladım
Saçtığın inci cevher bilgileri aldık üstadım
Nefsin isteklerini kırdın sen üstadım
Biz hala peşinde koşuyor üstadım
Yaradan sözü ile açtın defteri başladık okumaya
Yüzümüz çevirdik Rahmana
Sen canı can bağladın geldin
Şimdilerde candaki bağlar kırıldı üstadım
Gönül dersen yıktık geçtik
Merhem yerine sanki zehir olduk aktık
Mazlum yanına hiç yaklaşmadık uzaklaştık
Yolda kalana yüzümüz çevirdik
Mahşer gününü unuttuk ÜSTADIM

Ümmet olsan, gariplere tâbi ol sen;
Ayet, hadis her kim dese, sâmi ol sen;
Rızık, nasip her ne verse, kani ol sen;
Kani olup şevk şarabını içtim işte.
Medine ye Resul varıp oldu garip;
Gariplikte mihnet çekip oldu habip;
Cefa çekip Yaradan a oldu karîp
Garip olup engellerden aştım işte.
Akıllı isen, gariplerin gönlünü avla;
Mustafa gibi ülkeyi gezip yetim ara;
Dünyaya tapan soysuzlardan yüz çevir;
Yüz çevirip, deniz olup taştım işte.
Aşk kapısını Mevlâ’m açınca bana erdi;
Toprak kılıp Hazır ol! Diyip boynumu eğdi;


Ümmet olamadık hep dağıldık
Ayet hadisleri unuttuk
Rızık veren Rahman unuttuk işten duyan olamadık üstadım
Rızık nasip sadece kendimize olsun dedik
Fakir fukarayı unuttuk
Kani olup şevk şarabını içemedik üstadım
Medine varan Resul peşinde gidemedik
Gariplerin halini bilemedik
Resul çekti cefa biz süreriz sefa
Hakkı ile Rahmana kul olamadık üstadım
Uyanık tilki olup gönülleri yaktık
Nur Peygamber gibi garip gönül aramadık
Zalim zulüm yapar ses çıkaramadık
Evimizde divana kurulduk oturduk seyrettik Üstat

Parçalayıp aziz canın eyle kurban;
Yiyecek bulsan, canın ile kıl sen ihsan;
Hak tan işitip bu sözleri dedim işte.
Garip, fakir, yetimleri her kim sorar,
Razı olur o bendeden Perverdigâr.
Ey habersiz, sen ver sebep, kendisi korur;
Hak Mustafa öğüdünü işitip dedim işte.
Yedi yaşta Arslan Bâb a selâm verdim;
Hak Mustafa emanetini lütfedin dedim;
Hem o vakit bin bir zikrini tamam ettim;
Nefsim ölüp lâ-mekâna yükseldim işte.
Hurma verip, başımı okşayıp nazar kıldı;

Canımız çok kıymetli saydık hep yattık
Yiyecek bulduk şükretmedik bilmedik ihsan
Hak sözüne kapattık kulağımızı
Garip fakir gönlünü sormadık Üstat
Rahman razı olacağının peşinden koşamadık
Nur Muhammed öğüdünü tutmadık
Yalan yere yemin ettik utanmadık

Yağmur gibi melâmetin oku değdi;
Tamren alıp yürek, bağrımı deştim işte.
Gönlüm katı, dilim acı, kendim zalim;
Kur’ân okuyup amel kılmaz sahte âlim;
Garip canımı harcayayım, yoktur malım;
Hak tan korkup ateşe girmeden piştim işte.
Altmış üçe yaşım yetti, geçtim gafil;
Hak emrini muhkem tutmadım, kendim cahil;
Oruç, namaz, kaza kılıp oldum kâhil
Kötüyü izleyip iyilerden geçtim işte.
Vah ne yazık, sevgi kadehinden içmeden,
Çoluk-çocuk, ev-barktan tam geçmeden,
Suç ve isyan düğümünü burada çözmeden
Şeytan galip, can verende şaştım işte.
İmanıma çengel vurup gamlı kıldı;
Pîr-i muğan Hazır ol! Diyip afyon saçtı;


Kınamanın oku size yağdı imanınız yüzünden
Bize kınamıyorlar gönlümüz boş gülüp geçiyorlar
Ucu sivri ok ile bağrınız deldiniz zehirleri akıttınız
Biz hala yutarız zehri şerbet içtik deriz utanmadan
Siz şeytanı eylediniz galip
Biz şeytanla olduk yaren
Gönül kırmadım gönlü kırıklardan da kaçtım işte sizin gibi şimdi ben
Nerde görsen gönlü kırık, merhem oldum elimden geldiğince ben
Öyle mazlum yolda kaldı ise, yoldaşı oldum bildiğimce söylediğinizce
Mahşer günü Kuran ile Resul ile olmak için taşıdım yüreğimde yakın olmak için bildiğimce
Benlik çirkinliğinde işte şimdi kaçtım okuduğum anladığımca şimdi ben

Aşk kapısını Mevla’m açınca bana değdi dediniz,
bizde kabul ettik ama yanamadık
Toprak eyleyip “Hazır ol!” deyip boynumu eğdim dediniz
bizde secde eğdik boyun ulaşamadık yolda kalanlara sizler gibi,
kaldık yolda olduk sanki koyun
Yağmur gibi melâmetin(kötülük) oku değdi dediniz,
uzak kaldık önüne geçemedik üzüldük
Ok saplanıp yürek, bağrımı deştim ben işte dediniz,
Gönlünüm katı, dilim acı, özüm zalim değildi dediniz,
biliriz Allah Kuran Resul aşkınızı
Kur’an okuyup amel kılmıyor sahte âlim dediniz güzeldi
Garip canımı harcayayım, yoktur malım;
dediniz gönülden verdiniz özeldi
Lakin bizler kasalarda saklıyoruz yok etmesi için bizleri
Haktan korkup ateşe düşmeden piştim ben işte dediniz,
Gönüller de gezdiniz
Bizler karşı komşudan habersiz yaşıyoruz biz habersiz
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)



19 Temmuz 2015 Pazar

Gönülden Kullara Verdiler Merhametle Selam


Yunus Emre’nin dilindeki aşk ile bakışı

Mevlana’nın gönlündeki aşk ile bakışı
Ahmet Yesevi’ nin gönlündeki aşk ile bakışı
Yunus Emre’nin gönlündeki merhamet
Mevlana’nın gönlündeki merhamet
Ahmet Yesevi’nin gönlündeki merhamet
Yunus Emre’nin gönlündeki Rahmet
Mevlana’nın gönlündeki Rahmet
Ahmet Yesevi’nin gönlündeki Rahmet
Kuran ve sünnet merkezli gönüller yağdı

Gönülden kullara verdiler merhametle selam
Kuran ve sünnet ile ettiler mutlulukla kelam
Ondan yayıldı âlem’de gönülde Yüce İslam
Gönüllerinde Kur’an sünnet ile gülümsedi âlem
Tüm işleri Kuran ve sünnet imandı özleri
Kur’an Sünnet ile çıkardı gönülde sözleri
Yunus Emre’nin gönlündeki Rahmet
Mevlana’nın gönlündeki Rahmet
Ahmet Yesevi’nin gönlündeki Rahmet
Kuran ve sünnet merkezli gönüller yağdı

Sardılar gönülde kanayan yarayı
Sevmezlerdi zaten köşkü sarayı
Merhametle sardılar bahtı karayı
Hiç açmadılar kullar ile gönülde arayı
Ayırırdılar her zaman fakirin payını
Okurlardı her gün gönüllere ezanı
Evlerinde her zaman kaynardı mutluluk kazanı
Yunus Emre’nin gönlündeki Rahmet
Mevlana’nın gönlündeki Rahmet
Ahmet Yesevi’nin gönlündeki Rahmet
Kuran ve sünnet merkezli gönüller yağdı

Bu âlemde hiç sürmediler sefa
Onlarda ömür boyu vardı vefa
Secdede idiler  kullarla günde beş defa
Kendileri çeker kullara çektirmezlerdi cefa
Yunus Emre’nin gönlündeki Rahmet
Mevlana’nın gönlündeki Rahmet
Ahmet Yesevi’nin gönlündeki Rahmet
Kuran ve sünnet merkezli gönüller yağdı

Helal ile yerlerdi her lokmasını
Bilirlerdi gönüllere merhametle bakmasını
Fakirlere her zaman hazırdı aşları doldururlardı taslarını
Hiç secde de kaldırmazlardı o mübarek başlarını
Gözlerine kullar için akıtırlardı gözyaşlarını
Yunus Emre’nin gönlündeki Rahmet
Mevlana’nın gönlündeki Rahmet
Ahmet Yesevi’nin gönlündeki Rahmet
Kuran ve sünnet merkezli gönüller yağdı

Kul Mehmet’im var git yolarında aç gönlünde perde
Kuran Sünnet ile varırsan düşmezsin hiçbir derde
Mutluluk merhamet sana koşar sen onlara yürürken’de
Böyle sevgi gönül dostu kaldı mı bilmem şimdilerde
Sen var yürü merhametle mutluluk görünsün her yerde
 Hiç olmazsa mutluluk ile gülümsersin sen ömründe
Yunus Emre’nin gönlündeki Rahmet
Mevlana’nın gönlündeki Rahmet
Ahmet Yesevi’nin gönlündeki Rahmet
Kuran ve sünnet merkezli gönüller yağdı
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç