Bu Blogda Ara

gazel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gazel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2016 Çarşamba

Cümle Gönülleri Kavuştur

 
 
Söyle ey âşık şair gönüllerin diline
Uzansın elin cümle gönüllerin eline
Öğren gönülleri sevmeyi erkân yolunu
Cümle gönülleri kavuştur sen birbirine
 
Dallarında dökülmesin nefret ile gazel
Al gönlünü kendinle sen haydi bize gel
Sevmeyi sevilmeyi öğretelim güzel güzel
Cümle gönülleri kavuştur sen birbirine
 
Çırpındıkça batarsın çırpınan kuşlar gibi
Nefreti yaşadıkça batarsın gemi gibi
Yeter yalnızlıkla gördün sen kuyu dibi
Cümle gönülleri kavuştur sen birbirine
 
Gönülleri seven ol ozanlar gibi sende sev
Sevdikçe küçülmezsin olursun gönüllere ev
Merhaba de ey cana canlar merhaba olma dev
Cümle gönülleri kavuştur sen birbirine
 
Cümle sorularını sor olmasın toptan
Ahirette verilecek hesap elbet o an
Sana boş bırakılmaz bilesin bu meydan
Cümle gönülleri kavuştur sen birbirine
 
Hakikat imanla teslimiyettir Rahmana gör efendi
Kaçtıkça batarsın nefis şeytan köle yapar vuru kilidi
Nefis şeytanla dünyaya kanalardan baksana kim güldü
Cümle gönülleri kavuştur sen birbirine
 
Aklı başından dünya malı almasın gitmesin
Ömür boş yolda boşuna heder olup bitmesin
Ayrılık rüzgârı seni kapıp uzaklara götürmesin
Cümle gönülleri kavuştur sen birbirine
 
Kul Mehmet’im dünyada ahiretini inşa et
Durma insanları canları sende biraz gülümset
İnsanları sev gönülleri sevmeleri için razı et
Cümle gönülleri kavuştur sen birbirine
 
Mehmet Aluç © Kul Mehmet

21 Kasım 2015 Cumartesi

Aşk Bu Sallar- Gazel-



Aşk bu sallar dünyanın her donmuş karesini
Aşk gönlü canlandırır her bir bir zerresini



Ne varsa gönülde var sevmekte vardır ey kul
Canlandır haydi donmuş gönlün her zerresini



Aşk okur kâinatı gönlü bunu iyi bil
Ek gönül tarlasına aşkın nur zerresini



Sevgisiz olmaz ki bu dünyanın sonu iyi
Aşka akıl verme sen o bilir kendisini



Temaşa et âlemi anla az tevekkülle
Aşk gönüldedir deme seveyim hangisini



Boş işlerle sen meşgul etme gönlünü heder
Aşk ile çit çek sende gönlünün çevresini



Gönül olursa heder kederi çok çekersin
Aşkla sev donat yârin sen gönül bahçesini

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

20 Eylül 2015 Pazar

Halim Benim (Gazel)



Gözlerim çeşme akar budur har halim benim
Seni sevmek günahım budur yar halim benim

Gece gündüz etsem de figan çarem de sende
Sevmek günahsa yârim ah dilim dilim benim

Perişan halim ayan âleme sen görmezsin
Ararım esen yelde sensin hayalim benim

İncindi gönlüm çıkar yine semaya ahım
Aşkın çilesi ile ağardı saçım benim

Gece gündüz yollarda ben seni hep ararım
Kalmadı dermanım son adımımdır bu benim

Cefam boyumu aştı duam hakka ulaştı
Figan içinde çıkmaz sesim bu derdim benim

Sensizliğe son olsun bu feryadım son bulsun
Duy feryadımı yârim uzansın elim benim

Aşkla Rahman yanında vardır benim yerimde
Senin gönül kapında neden yok yerim benim

Gönül kuşum uçtu yar artık kafese dönmez
Kapattım gönül kapım artık sevgim yok benim
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-





16 Mayıs 2015 Cumartesi

Sabrım Kararım Beni Yaktı



Salına salına naz ve eda ile yürüyen güzel
Nazlı edasına hayran olduğum güzel
Dolaşık yolların bana çıkmaz mı özel
Sabrım kararım beni yaktı bana bir bak güzel

Salınan edana bakayım bir çift söz söyleyeyim
İstersen seninle tenha bir sahilde koruda buluşalım
Ey güzelliğine akıl sır erilmeyen nurlu güzel gel koklaşalım
Sabrım kararım beni yaktı bana bir bak güzel

Güzelliğin edebin başımı döndürür ömrümü güldürür
Bu yolda dert gelse de gülüşün var iken sanma beni bitirir
Sana tutsak gülüşüne mahkûm bu gönlüme acı ey güzel
Sabrım kararım beni yaktı bana bir bak güzel

Dünya ey güzel senin bakışın ile inan çok güzel
Gözlerimden gönlümden akan yaşlar inan senin için savrulan gazel
Cennet ise gülüşünle dudağındaki buse ile çok özel
Sabrım kararım beni yaktı bana bir bak güzel

Kul Mehmet ey güzel seni övdükçe mest olur gider
O nurlu pak aklından doyasıya öpmek ister
Bu gönlümü kırk parçaya bölsen de yine seni sevmek ister
Sabrım kararım beni yaktı bana bir bak güzel
Mehmet Aluç

24 Şubat 2015 Salı

Seninle




Bir deli rüzgâr gibi girdin deli gönlüme
Sen neşe ile okudun gönlüme gazeli
Seni sevmek nasip oldu bu gül ömrüme
Sensin karanlıklardan beni çıkaran gönlümün güzeli

Seninle aşkın etrafında eyledik gönül tavafı
Aşk değil mi bu gönlün değer biçen sarrafı
Ben seninle içerim ömür boyu erik hoşafı
Sensin karanlıklardan beni çıkaran gönlümün güzeli

Aşk ile eyleyelim gönül pazarı
Aşksız ağlama gönlüm ey zarı zarı
Aşk bize babadan yani baba yadigârı
Sensin karanlıklardan beni çıkaran gönlümün güzeli

 Kul Mehmet’im şimdi aşk ile sevmenin zamanı
Gönülden tahlil ederek söyler gönüllerin ozanı
 Söyle bakalım kimdir gönlünde aşkı aşk ile yazanı 
 Sensin karanlıklardan beni çıkaran gönlümün güzeli     

Mehmet Aluç  

22 Şubat 2015 Pazar

DİVAN ŞAİRİ AHMED PAŞA...




Doğum yeri Edirne. Ama doğum tarihi bilinmiyor. Ciddi bir öğrenim gördü. Bursa’da müderrislik, Edirne’de kadılık yaptı. Bazı sancak beyliklerinde bulundu. İkinci Beyazıt zamanında Bursa sancak beyliğine atandı. 1497’de Bursa’da öldü. XV. yüzyılın en büyük divan ozanıdır. Kendi çağında "şairlerin sultanı" diye anıldığı biliniyor. Gazel ve kasideleriyle dikkat çeker. Şarkı ve murabbada da olgun örneklerini verdi. Dizeleri divan şiirinin söz ve anlam özellikleriyle örülüdür. Farsça ve Arapça’yı ustaca kullanır. Ünü Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarını aştı. Kendisinden sonraki divan şairleri Ahmed Paşa’nın birçok şiirine benzetiler yazdı.

XV. yüzyılda yaşamış olan Ahmet Paşa, dönemin konuşma dilini şiirlerine yansıtmış olmanın yanında bir devlet adamıdır. Fatih Sultan Mehmed'in hocası ve sohbet arkadaşıdır. Osmanlı Sarayı'nda görev yapmış vezirmliğe kadar yükselmiştir.

Şiirlerinin çoğunda aşk ve tabiat güzelliklerini işleyen şairin, Fatih'in gözdelerinden birine aşık olduğu söylenir. Fatih Sultan Mehmed, Ahmet Paşa'yı çok sevmesine rağmen olan bitenden rahatsız olmuş, bu davranışı Saray gelenek ve göreneklerine hakaret saymış ve Ahmet Paşa'yı Yedi Kule Zindanlarına kapattırmıştır.

Yedi Kule Zindanlarında ölüm korkusuyla yaşamış olan şair, çok zor ve acı günler geçirir. Orada aklına bağışlanmak için bir kaside yazmak gelir. Ve ünlü kerem kasidesini yazar.

          Ey muhit-i keremin katresi umman-ı kerem
          Bağ-ı cud ebr-i kefinden dolu baran-ı kerem
          .......
          Ayağı toprağıdır cevher-i iksir-i hayat
          Asitanı tozudur sürme-yi ayan-ı kerem

          Açılır hulk-ı nesimiyle gül-i gülşen-i cud
          Bezenir lütf-i zülaliyle gülistan-ı kerem
          .........
          Gün gibi saltanatın topu göğe ağsa ne ta'n
          Sana sunuldu bu meydanda çü çevgan-ı kerem

          Kul hata etse nola aff-ı şehinşah kanı
          Tutalım iki elim kandayımış hani kerem

          Ahmedim gam makası kesti dilim şem' gibi
          Sana ruşen diyemez halini sultan-ı kerem

Ahmet Paşa son arzusu olarak zindan görevlilerinden şiirin, padişaha ulaştırılmasını ister. Şiirden iyi anlayan, kendisi de şair olan Fatih Sultan Mehmed, kasidenin güzelliği karşısında duygulanır, yanındakilere "Böyle güzel şiirler yazabilen bir aşk adamına biz zarar vermemeliyiz" diyerek, şairi affeder.

Ahmet Paşa bundan sonra Saray'daki eski yerini alamaz. Bir rivayete göre de Fatih tarafından Tuti Hatun biriyle evlendirilmiştir. Bu bahsi, daha sonra Fatih'in de nazire yazdığı Ahmet Paşa'nın güzel bir dörtlüğü ile bitirelim:

Bizi hak etti heva yoluna sevda nidelim
Pay -mal eyledi bu zülfü seman-sa nidelim
Kul edinmezdi güzeller bizi illa nidelim
Vay gönül vay bu gönül vay gönül ey vay gönül..


GAZEL

Eyâ peri nicesin hoş musun safâca mısın
Gele beri nicesin hoş musun safâca mısın

Şeker dudaklı kamer yüzlü serv boyluların
Semen-beri nicesin hoş musun safâca mısın

Bahâr-ı hüsn ü behada belalı bülbülünün
Gül-i teri nicesin hoş musun safâca mısın

Bizimle bir nefes insanlık eyle soruşalım
Gel ey peri nicesin hoş musun safâca mısın

Sefer kılıp gelir Ahmet ki deye şehrimizin
Güzelleri nicesin hoş musun safâca mısın?

GAZEL

Ey fitnesi çok kavli yalan yandım elinden,
Bir nâz ile bin gönlüm alan yandım elinden

Sen şem gibi gayr ile mecliste gülersin
Ben akıtırım yaş ile kan yandım elinden

Her hâr ile sen sohbet edersin dün ü gün ben
Derdim ederim mûnis-i can yandım elinden

Şol sunduğun âteş midir ey sâki bana kim
Kim aldın ele câm heman yandım elinden

Ahmet çeke cevrini göre lûtfunu ağyâr
Ey şefkati az şûh-i can yandım elinden

GAZEL

Ahde vefâ eylemedün öyle mi
Terk-i cefâ eylemedün öyle mi

Bir dem ayağun tozını gözüme
Kuhl-i cilâ eylemedün öyle mi

Gül yüzüne karşı gönül bülbülin
Perde-serâ eylemedün öyle mi

Şemme-i zülfüne meşâmın dilün
Gaaliye-sâ eylemedün öyle mi

Ahmed-i öldürriserin der idün
Ahde vefâ eylemedün öyle mi

MURABBA

Gül yüzünde göreli zülf-i semen-sây gönül
Kuru sevdada yiler bî-ser ü bî-pây gönül
Dimedüm mi sana dolaşma ana hay gönül
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül

Bizi hâk itdi hevâ yolına sevdâ n’idelüm
Pây-mâl eyledi bu zülf-i semen-sâ n’idelüm
Kul idinmezdi güzeller bizi illâ n’idelüm
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül

Felekün nûş iderem nîşini sâğarlar ile
Doğradı hâr-ı cefâ bağrumı hançerler ile
Baş koşam dimez idüm ben dahi dil-berler ile
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül

Yarun itden çog uyar ardına ağyâr diriğ
Bize yâr olmadı ol şuh-ı sitem-gâr diriğ
Kıldı bir dil-ber-i hercâîyi dil-dâr diriğ
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül

Ben dimezdüm ki hevâ yolına ser-bâz gelem
Ney-i ışkunla gamun çengine dem-sâz gelem
Dir idüm ışk kopuzun uşadam vâz gelem
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül

Dil dilerken yüzinin vaslını cândan dahi yiğ
Bir demin görür iken iki cihândan dahi yiğ
Akdı bir serve dahi âb-ı revândan dahi yiğ
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül

Ahmed’em kim okınur nâmum ile nâme-i ışk
Germdür sözlerümün sûzile hengâme-i ışk
Dil elinden biçilübdür boyuma câme-i ışk
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül

KITA

Her ka’nun düryûze-i ışkunda şey-illâhi yok
Menzil-i dervâze-i uşşâkdan âgâhı yok
Didüm ey dil-ber dimişsin Ahmed’e cevr itmeyem
Didi yok billâhi yok vallâhi yok tallâhi

Kaynak:http://www.diledebiyat.net/turk-edebiyati-tarihi/islamiyetin-etkisindeki-turk-edebiyati/divan-edebiyati/divan-siirinin-genel-ozellikleri/divan-sairleri/ahmed-pasa

16 Ocak 2015 Cuma

Bilmem Nasıl İzin Verilir



Bilmem Nasıl İzin Verilir

Hangi solmuş güle aşk ile dokunsak güller açar
Derya denizleri bir anda gönüller aşar koşar gelir
Bilmem bu fani insanlar neden Aşk’tan kaçar
Yürekte kanayan sevgisizliğe bilmem nasıl izin verilir

Aşksız sevdasızlığın yakan uçurumu göründü
Tüm gönülleri edepsizce defterini dürdü
Odaya ışık saçan mum neden bir anda söndü
Yürekte kanayan sevgisizliğe bilmem nasıl izin verilir

Durduk yere boşuna okuma gönül gazeli
Aşk değil mi dünyanın en güzeli
Gönüllerde saray kuran gönüllerin özeli
Yürekte kanayan sevgisizliğe bilmem nasıl izin verilir

Bilmem kullara nasıl başlayalım anlatmaya
Anlatınca anlamayana ne demeli atlaya zıplaya
Kaçarsa edepsizce bir oraya bir buraya
Yürekte kanayan sevgisizliğe bilmem nasıl izin verilir

Haydi, dokunalım aşk ile tüm gönüllere
Ah bir bıraksak gönülde alavere dalavereyi
Yürümesek yolda makamsız ezbere
Yürekte kanayan sevgisizliğe bilmem nasıl izin verilir

Haydi, yürüyelim aşkla Mevla’ya
Sevdiğimiz kolumuzda hoplaya zıplaya
İster uçarak ister gidelim yaya Mevla’ya
Yürekte kanayan sevgisizliğe bilmem nasıl izin verilir

Gönüllerimize aşkı dizelim nakış nakış
Aşkın yanında olsun imanla bir bakış
Yazdan sonra geliyor işte kış
Yürekte kanayan sevgisizliğe bilmem nasıl izin verilir


Kul Mehmet’im geçiyor işte zaman
Bak gönülden söylüyor tüm ozan
Haydi, var mı aşk ile peşinde koşan
Yürekte kanayan sevgisizliğe bilmem nasıl izin verilir
Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç