Bu Blogda Ara

gülümseme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gülümseme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2017 Pazar

Ecdadımda Bir Gülümseme



Görsel sonucu

O güzel ceddimde vardı nurlu gönül her derde derman
Merhametle gülümserdi gülümsetirdi gönülleri her zaman

Kayı obasında Ertuğrul oğlu Osman gazi kurdu Osmanlıyı
Gönülden bir dilekti Ertuğrul çabaladı ter döktü verdi Rahman

Merhametleri gülümsemeleri ile güldü bu koskoca cihan
Arayan hemen koşardı yanların bulunurdu her an derman

Emanetti her şey onlara bildiler bu yolda yola çıktılar
Her milletten insanı sardılar karışılmasın diye çıkarıldı ferman

Yıl bin dört yüz elli üç genç bir delikanlı Fatih Sultan Mehmet Han
Bizanslı yıkarken o yıkanları yıktı onun için kıymetliydi her bir can

Âlemlere Rahmet peygamberin övgüsüne oldu elbet layık
Bir devir kapandı merhametle açıldı bir devir gönüllerde vardı heyecan

Fatih Sultan Mehmet handa gönüllere gönül oldu cana can oldular
Hakkın yolunda yürüdüler hakkı savundular her bir an zaman

Nurdan yol açtılar Nuru âleme dağıttılar hakkın Rahmetine ulaştılar gittiler
Hala aranır gönüllerindeki merhametle gülüşler nurları bulunmaz gönüllere öyle bir liman

Ecdadımda bir gülümseme sardı alemi
Onların heyecanını yazarken zapt edemiyorum bu kalemi

Mehmet Aluç /Kul Mehmet


27 Şubat 2017 Pazartesi

Ah Minel aşkla edeple sarılmış iç güzellik



           İlgili resim
   Ah güzellik, tarifin mümkün olsa da seni anlatmak mümkün değil. Fiziksel güzellik değil dediğim iç güzellikten bahis ediyorum. Yüce Allah, satır satır kadının ve erkeğin içine yerleştirmiştir, onu satır satır nokta nokta anlatmakla bitiremeyiz. Kadına da erkeğe de yakışır, kadına fiziksel güzelliği ile daha çok yakışır. Bakınca hemen fark edilmez, az dikkatle bakınca, mimiklerindeki edep, gözlerindeki gamzelerindeki gülüşünde ki o cennet kokusu o tatlı güzelliğin tarifi yoktur.
   Gamzesine saklanmış cennetten bir gülüş olan o gülümsemeye saklanmıştır, her gülüşünde kendini gösterir gamzesinde… El hareketlerine gizleniştir, adımlarına gizlenmiştir kadının kirpiklerine konuşmasına bakışına gizlenmiştir o harikulade güzellik yani iç güzelliğin yansıması, hayran kalırsın, asırlar boyu baksan doyamazsın, içinde kaybolmak ister tekrar dışarıya çıkmak istemezsin o edeple sarmaş dolaş olan bozulmamış tabi iç güzelliğin kıvrımları ile kendini belli eden güzellik içinde. Ah dersiniz ben ne sanmıştım meğer ne kadar harikaymış edeple bu iç güzellik, tabi görmek isteyene değerini kadrini bilmek isteyene görünür. İşte aşkın güzelliği, cennettin güzelliğiyle edeple sarılı olan güzellik, paha biçilmez değerini hiçbir şey ödeyemez, sadece kadir kıymetini bilmek korumakla değeri ölçülür. O kadında gizlenmiştir, helali olan erkeğe yüce Allah’ın bir lütfudur ve kadında erkeğe emanettir bu güzelliği ile sahip çıkmaz kadir kıymetini bilmez isek kaybolur, bu edeple cennet çiçeğinin kokuları ile sarılmış güzelliği huzuru…
Erkeklerden ziyade kadınlarda en çok belli eder edeple yan yana duran cennetin kokusunu içine serpilmiş, cennetin güzelliği ile yansıyan bu iç güzellik. Rabbim ayrı yaratmıştır dersin her noktasını ayrı güzellikte, her hareketinin santimini, konuşmasındaki tatlılığı, gülüşündeki cennettin kokusunu serpmiştir içine… Hani deriz ya aşk anlatılmaz yaşanır, işte bu iç güzellikte hemen görünmez saklanmıştır edeple birlikte, az dikkat edersin, sana yaklaşınca çekinir lakin o çekinmesindeki güzelliğin tadına doyum olmaz, konuşmasındaki tatlılığa cennetteki meyvelerin tadı karışmıştır adeta, hissedersin, Yüce Allah c.c. hikmetinden kereminden ihsanından sual olunmaz, yaratınca Rabbim kusursuz yaratıyor, lakin bizler sonunda kusursuz olanı bozuyoruz…
   Ah Minel(cennetteki inci tanesi ) aşk, ne güzel serpilmişsin dizilmişsin kadının içine edeple bu güzelliğin içine, tarifin mümkün değildir, ancak hayran kalınırsın bakarak yaşayarak, hele birde alıp seni sararsa bu ah Minel aşk, cennetesin işte bu dünyada, ölmeden önce düşmüşsündür içine… Rabbim böylesi güzelliği yaşayan ve yaşatanlara rast getirsin cümlemizi evliliğimizi birlik beraberliğimizi… Tabi ben erkek olarak kadında ki iç güzelliği anlattım, bir bayan arkadaşımız yazar kardeşimizde bu erkekteki iç güzelliği yazarda okuruz inşallah. İnsan bazen içindeki güzelliği göremiyor, karşıdaki karşı cinsi daha iyi görebiliyor ve hissedebiliyor. Selam ve dua ile muhabbetle aşkla kalın. Selam ve dua ile kardeşlerim.
Mehmet Aluç /Kul Mehmet

               

27 Mart 2016 Pazar

Gönüllerimiz Zaten Birer Saray Sadece Kapısını Bir Birimize Açalım Yeter.



İnsan bunca hınca hınç nefreti savaşı ölümleri görünce okuyunca sormuyor acaba biz insan mıyız yoksa nefret dolu bir insan görüntüsüne bürünmüş bir vahşi bir varlık mıyız diye? Bizler dünyayı güzelleştirmek süslemek el ele gönül Gönül’e yaşamak için dünyaya gelen fani kullarız ve bu üç günlük dünya hanında bir nefes alarak ahirete yanımızda dünyada kazandığımız güzellikler iyiliklerle gidenlerden değil miyiz? Evet, aynen böyleyiz lakin yaşarken bunları unutan, sadece kendi çıkarı için yaşayan akıl ve duygusu ile hareket etmeyen vahşilere döndük, ne kadar korkunç ve ürkütücü değil mi? Acaba hangi hainlik nefretle dolu bir tesadüf bunları yolumuza çıkardı diye soranlarımız vardır ama yanlış sorudur bu! Doğrusu bizler hangi elimizle bu hainlik ve nefreti gönlümüze nasıl aldık şeklinde olması gerekirken, suçu başkalarında aramanın edepsizliği ile kendimizi aklayarak hala boş işler ve düşünceler içinde çırpınarak yaşamaya çalışıyoruz, pes doğrusu!

Aramızda yakınlaşmanın bir sonu yok ki sevgi saygı gülümseme ile birbirimize yaklaşmamız gerekirken her nedense umman umman bir birimizden kaçıyoruz! Kendimizi kendi suçumuzla aldatarak suçumuzu makul görerek tüm güzellikleri bir hiçlik uğruna feda ederek yaşamayı seçtik adeta! Her şey bitti mi acaba? Geri dönüşü mümkün değil mi acaba? O güzellikleri mutlulukları sevgiyi tekrar gönül gönül’e yaşamak içim? Elbette ki her şey bitmedi, geri dönüş yolumuz hala açık. Bir birimize sımsıkı sarılmanın acı dolu şiddetini yaşamadan, dönelim yanlış yolumuzdan sarılalım sımsıkı birbirimizi, kendimiz için değil hepimiz için çalışalım dost olalım gönülden dertlerimize çare olalım.

Zaten birbirimize vermek için fazla bir şeye de gerek yok, gülümseme sevgi saygı birbirimizin haklarımıza gasp etmeden yaşamak ve gasp edenlerinde dersini haddini el ele vermek den fazla bir beklentimiz de yok. Hiç birimiz, birimiz için saraylar kurmamıza zaten gerek yok zaten gönüllerimiz birer saray sadece kapısını bir birimize açalım yeter. Yoksa bu ayrılık nefret benlik sevdası bizi diri diri mezara gömecektir bundan da emin olalım. Muhabbeti yok ettik bilmeden gerek yok dedik, söylenecek birbirimize güzel bir söz ve yarın yok dedik kabuğumuza yalnızlığın karanlığına gömüldük, karanlık gibi karanlık olduk, ışıkları da kapattık karanlıkta sağa sola çarparak yıkarak yürümeye çalışıyoruz pes doğrusu! Nasıl düştük böyle yıkımla dolu bir zaafa anlaşılır gibi değil, insanlara insana nasıl utanmadan edepsizce iftira atılır hayret doğrusu! Nasıl yıktık bu gönlümüzü gönüllerimizi ellerimizde hala gezer birer adet kürek. Bırakalım elimizdeki kor alev yakan kürekleri, çıkaralım diri diri gönlümüzde yaşattığımız benlik kokan iğrençliğin leş kokan rehberini yol haritasını… Baksanıza iğrençlik leş kokuyor hala burunlarımızda mı koku almıyor? Haydi, sevmeye sevilmeye inanın bundan daha güzel bir adım ve gülümseme bulamayız bu dünyada.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

3 Mart 2016 Perşembe

Sözlerim

   
                      

Yaşadığımız hayatta var oluşu, hayatta kavga etmeden birbirimizi candan severek kazanabiliriz ve hayatın peşinden gülümseyerek gidebiliriz, bundan gayrısı yaşadığımız hayatı mutluluğu sevinci yarınlarımızı yok ederek bitirmektir. Doğuştan bize verilen ağlama ise gülümsemenin güzelliğini göstermek içindir.

Hayatın gülümseyerek yaşamamız için verdiği cevapları dinlememek ona uyum sağlamamak sonucunda, yıkımı ve hezimeti yaşamak kaçınılmaz oluyor. Hayat âlem ile bize huzurun şarkısını kardeşliğin birlikteliğin enfes tadına doyum olmaz melodisini mırıldanırken, biz şeytanın kulak tırmalayan iğrenç melodi olmayan melodisini dinlersek, her zaman kaybetmeye mahkûm oluruz.

Hayat bize yaşarken yaşantımızda her an bir boşluk bırakır ve bunu bizim birbirimizi severek gülümseyerek içini doldurmamızım ister. Oysa biz bunu yanlış anlayarak, kendi çıkar ve arzularımız ile doldurmaya çalışarak hem kendi dünyamızı, hem de diğer insanların dünyasını yıkarak mutlu olacağımızı sanıyoruz. Ömrümüzün son anına kadar bize alay ederek gülen, kendi ellerimizle ördüğümüz sahte mutluluklarla, kendimizi yok eden uçurumlara atarak güldüğümüzü mutlu olduğumuzu sanıyoruz!

Hayat bize binlerce çıkış kapısı açarken, biz onları beğenmeyerek hatta o kapıdan içeriye girip, içinde ne olduğuna bakmayarak, ne var ne yok içinde bilmeden, kapısını kendi egomuzun baskısı benliğimizin şımarık egosu hatta hissettirmeden yıkımı ile kapatarak, hep çıkmaz sokaklarda çıkmazı yaşıyoruz. Bu nedenle bizim için başarı diye bir kazanımımız olmamakla birlikte, başkalarının başarılarına imrenerek hatta kıskanarak bakarken, bizi başarıya götürmeyenin ne olduğunu bildiğimiz halde salaklığımızla, bilmemenin ekseninde kendimizi her şeyi bilen görerek, suçu kadere yüklemenin saçmalığını yaşıyoruz.

Gün gibi aşikâr olan gerçekleri, nedense bitmek tükenmeyen cahilliğimizle, ak olana kara, kara olana ak, haksız olanı hak diye görme bilme saçmalığı ile gönüllerimizi edepsizce yıkarak, birbiri ile çelişki ve saçmalık dolu acıları yaşayarak, hem güveni kaybediyoruz hem de saçma kavgalar birbirimizden kuşkular duymanın saçmalığı ile insanlığımızı yitirerek, bizi yıkmaya çalışan düşmanın zalimin eline bizi yıkacağı kapıyı açmış bulunuyoruz.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


9 Şubat 2016 Salı

Şiirin Başlama Ve Bitmeme Anı Hakkın Da Röportaj –Monolog



Şiir, okuyucuların gönlünü hecelerle okşamak, gönlündeki dertleri yok ederek az gülümsetmek, bir folklor anlatımı ile yani geçmişten gelen ve onu yarınlara taşıyan değerlerine sahip çıkarak, onun güzelliğini anlatan inançlarına pranga vurmadan, şair kendi gözlemleri ile gönlün pınarından yıkayarak, okuyucusuna sunduğu edebiyatın bir kolu, güzelliği neşesi ve gülümsemesidir. Hecelerin tonunu ahengini seçerek gönlü ile okuyucuya sunması ve okuyucularına şiiri ile gülümsemesi, gönül kapısını açtırarak okuyucu ile düşünceler arasında bağlar kurdurarak, değişik düşünceleri birbirine bağlanması güzelliğin fark edilerek anlaşılmasıdır. Nefeslerimin kesildiği bizi sıktığı anlarda, şiirler ile hava almaktır, havayı derin derin çekerek rahatlamak huzura varmaktır şiir.
Sayın okuyucularımız bugün Kul Mehmet ile olan sohbetimize hoş geldiniz. Geçenlerde benimle sohbet ederek bu sohbeti röportaja çevirerek sesimi siz gönlü güzel okuyucu kitlesine ulaştıran bu yazar kardeşimizle uzun uzun sohbet ederek gönlünden geçenleri siz değerli okuyucularımıza sunacağız.
Nöbetçi Şair: Sayın kul Mehmet hoş geldiniz sizi herkes tanıyor geçmişinizden bahis etmeden direkt sorulara geçeceğim, öncelikle hoş geldiniz.
Kul Mehmet: Teşekkürler ederim kardeşim bana gönül kapınızı açarak bu fırsatı verdiğiniz için teşekkürler ederim. Gönlümde saklı kalan hislerimi duygu ve düşüncelerimi açık bir şekilde anlaşılır bir şekilde değerli gönlü hoş okuyucularıma açtığınız için teşekkürler ederim.
Nöbetçi Şair: Öncelikle hayatınızı etkileyen şekillendiren edebiyat yani şiir öykü makale ile başlamak istiyorum. Bunlar hayatınızı ne kadar etkiliyor?
Kul Mehmet: Gündüz herkesindir yani ayık olanların, gece ise uyumayanların edebiyat ile haşır neşir olup bir şeyler yazmaya kendisini adayanların olduğu gibi gece nasıl uyumayan ben gibilerinin ise, şiirde beni böylesine etkileyerek geceleri herkes uyur iken gönül ferahlığı ile yazmaya davet ediyor. Allah insanın kalbine dokunur ve bu yazma işini sevdirirse insan hiç gocunmadan gece gündüz Allah’ın yardımı ile yazabiliyor.
Nöbetçi Şair: Geceleri daha çok sessizlik olduğu için mi yazmak bu saatlerde size huzur veriyor.
Kul Mehmet: Evet aynen dediğiniz gibi, duygu ve düşünceler sessizliğin huzurunda dillenerek gönlümü okşayarak kâğıda dökülüyor sessiz sessiz. Kelimeler heceler daha anlaşılır oluyor. Gündüzün o kalabalığından insanların koşturmasında ki acelelik evdeki işyerindeki telaş, onları hisseden gönül ve kalem gecenin huzurundaki gibi yazamıyor, düşünüyorsun etrafındaki insanların koşturmalarını hissedersin kaleme almak isterken, evin içinde çocuklar veya eşiniz hayatın ucunda tutmanız için sizden yardım ister ve bu nedenle o hisleri sakin bir kafa ile kâğıda dökemezsiniz, her şey yarım kalır. Ama gece öyle değil herkes tatlı uykusunda siz uykusuz kalsanız da eserlerinizi meydana getirirken, gündüz kaçırdığınız hedefinize ulaşmanın sevinci şimdi ulaşarak varırsınız ve yazarsınız. Yazdıklarınız o sessizliğin huzurunda kulaklarınıza ahenkle konuşur ve kendinizi yalnızda hissetmezsiniz. Siz bunu daha iyi bilirsiniz siz ki nöbetçi geceleri yazan şairsiniz.
Nöbetçi Şiar: Size katılmamak mümkün değil, Sözcükler ve düşünceler dünyayı değiştirebilir mi?
Kul Mehmet: Dünyayı değil de önce ilk basamağı çıkalım, sonrasında çıkmaya gücümüz olursa en son basamağa çıkar dünyayı seyrederiz. İlk önce okuyucuyu sözlerin hecelerin okşayan elleri ile gönlünü okşayarak değiştirmek o okuyucunun monoton dünyasını şiirlerle daha doğrusu edebiyat ile süsleyerek değiştirdikten sonra gerisi basamak basamak gelir, geç gelir ama bir gün gülümseyerek gelir, gülümseyerek dünyayı kucaklar, bizim öncelikli amacımız yazarken okuyucuyu gülümsetmek, okuyucunun da arkadaşını eşini dostunu gülümsetmesini sağlamaktır.
Nöbetçi Şair: Çok güzel söylediniz sözleri ağzımdan benden önce aldınız ve söylediniz. Keşke şair olmayla hecelerle tanışmamış olsaydım, geceleri yatar dinç biri olarak uyanabilirdim dediğiniz oldu mu hiç?


Kul Mehmet: Zaten yazmak dinç olmaktır içindekileri saklamadan ortaya samimi bir dil ile aktarmaktır. Çoğu insan stresten kurtulmak için terapistlere para aktarırken sen gülümseyerek hecelerle dost olarak gönlündeki birikmiş olan sıkıntı ve dertleri hecelerin gülümseyen gülümsemesi ile okuyucularına anlatıyorsun. Sigara içer bırakırsınız, bir meyveyi çok seversiniz yarın usanırsınız yemezsiniz, ama yazmak bırakmazsınız, yolda iki adım yürürken aklınıza gelir birkaç mısra bir köşeye çekilir cebinizde hazır olan birkaç kâğıt ile kalemi alır oturur hatta duvara yaslanır yazarsınız. Allah'ın yardımı ile her gün her saat yazma ile usanılacak bir şey değildir buda Allah'ın hikmeti olarak biliyor ve ben böyle hissediyorum. Mesela aşkın başladığı anı ve bitiş anını insan bilir hisseder ama yazmak edebiyat ya da şiir öylesine güzel gülüşü vardır ki ve okuyucuyu öylesine memnun eder ki o güzelliğinden vazgeçemesin, kâğıda kaleme dökmesen de içinde gönlünde yazarsın, bazen de yazmak istersen yeter ki elinde kırık bir kalem küçük bir kâğıt parçası geçsin yetiyor yazmaya...

Devam edecek inşallah

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

16 Ocak 2016 Cumartesi

Hayat Yolunun Yolcusu.



Hayat dünyasında, yolun yolcusu olmayı istemesen eğer hayat sana zor gelir, sürükler seni yakandan tutarak alır götürür, ama hayat yolunda yolcu olmayı candan istersen hayat sana hiç zor gelmez, bilirsin zaten bu hayatın yolcusu olmak için bu âleme geldiğini. Yollar çilelide olsa, sana gülümser az sabır et az ilerde çilenin sonu var, var sen yürümeye devam et ey yolcu, diye seslenir sana yollar.Hayat yolunun yolcusu dinlenilecek mola hanında varıp oturup sohbet ederken, onu can kulağı ile dinleyenler ondaki bu azmi cesareti görünce etrafını sarar, kabullenmeyi seçmeyenler, uzaktan kem gözlerle bakarken hafif hafif yanına yaklaşır, yüzünde ki çirkin kabullenmemeyi yavaş yavaş siler, hayata olan yabancılığı silinir oda hayata gülümser.

Hayat yolcusunun içindeki neşeyi aşkı gören hisseden birde güzel, gönülden seven sevdiceğinin uzaktan yaklaştığını yanına vararak gönlüne girdiğini hissettiği an gülüşünü gördüğü an, o gülüşü ile gönlünden önce kâinat gülümser ona. Cennet gülüş ile gönlünün uçarak sevdiceğinin gönlüne konduğunu gördüğü an,  yolu şenlenir bir başka, konuşması adımları coşarcasına yanına varır ona sevdiceği olmasını söylerken, sevdiceğinin gülümseyerek kabul etmesi ile hayat ve yollar bir başka hoş geldin yeni aşkla dolu dünyana, artık hayat yolunda bir can yoldaşın var. Sana yakışan selamı ile sana bakışır, artık delicesine fırtınalar seni yıkamaz bir desteğin var ne mutlu sana derken sen gülümsersin, yollar sana gülümser sevdiceğin gülümser insanlar gülümser.

Sevdiceğinin gönül sıcaklığını hissettiğin an, bu sıcaklığı ilk defa onda görür ve hayret edersin, gönül sıcaklığının sendeki gönül güzelliğini sıcaklığını geçtiği için, seni sararak aşk deryasında mutlulukla gezdirdiği için anlarsın o başkadır, aşk denizinden yıkanmış gelmiştir. İlk defa gördüğün bu gülümsemeyi ilk defa görmenin sevinci ile yüce Allah’a şükür eder, gönlünde solmaya yakın aşk güllerini yeniden açtırdığı için, bu sevdiceğini kendisine gönderdiği için. Hayat bu yolları sürprizlerle dolu, bazen çile ile dolu, çilenin sonunda sabırla mutluluk dolu, yeter ki sen gülümseyerek sabırla yürümeye devam et.

Dökülsün gönlünde damla damla aşk gönüllere
Kılsın aşk seni kerem ile mecnun misali taşısın ötelere
Gülümser cihan sana aşk ile taşır seni baharlara
Ey dil dökülsün aksın sende hece hece aşk yârin gönlüne


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


13 Ekim 2015 Salı

Hiç Mi Sevda Yok Yüreğinizde Gülüşünüzde Fikrinizde?


Hiç Mi Sevda Yok Yüreğinizde Gülüşünüzde Fikrinizde?

   

Öylesine tertemiz dünya ve dünyanın hayalini kuranları, kendi fikirsiz fikriniz uğruna yok ederek yıkanların, kendilerine ait temiz bir dünyaları olmamasına rağmen, neden tertemiz bir dünya ve dünya hayali kuranların hayallerini yıkmaya çalışmasını aklım fikrim almıyor, saatlerce düşünüyorum bir anlam ve mana veremiyorum! Tamam, sen kendi özgür iradeni satılığa çıkararak kendi o tertemiz dünyanı hayallerini satmış olabilirsin ama neden senin gibi olmayanlarında, senin gibi rezil olması için uğraşırsın? Kendi yarını olmayan yıkan planları ile güya özgürlükleri inşa edecek olan fikirsiz fikrin ile olmanın bir an iyi değil kötü olmadığını nasıl düşünmez ve izan etmezsin anlamış değilim!

  Kendisine mutlulukla mırıldanarak koşan yarınların ayağına çelme takarak, onu geri döndüreceğini sanıyorsan yanılıyorsun, yarınlar tökezlese de, gözü de bağlansa da gelmeye ant içmiş yola çıkmış, o güzelliği çirkinlik ile değiştirmek mümkün değil, yol bir anlığına karanlık olsa da ufukta doğmaya hazır güneş var…Sen kendini hayallerini yarınlarını yitirmiş olabilirsin ama yarınlarını hayallerini yitirmeyenden ne istersin? Tamam, yüreğin karanlıklar içinde kalmış olabilir ama hiç olmazsa pırıl pırıl tertemiz o yüreklerin sevinç ışıltısını görmeyecek kadar nasıl bakar kör olursun bunu izah etmekte pek mümkün değil! Yanlışlıklarla dolu hayatına bir gülümseme ekmek sana o kadar uzakta değil, bak dünyaya bak açan çiçeklere mevsimlere hep sana gülümsüyor, az gözlerini aç gönül gözün kapısını aç bak… Seni kıskıvrak yakalayanlara pişmanım diyorsun ama serbest iken, hiç pişmanlıktan eser yok yüreğinde adımlarında fikrinde, buna ne demek gerekir haydi izah et anlat anlayalım bilelim, sana yardım edelim!

   Ah nefret ile gülümseyen yıldızların altındaki mutluluğu siyaha boyayanlar, yakıp yıkanlar, kendisi gibi bir başına çaresizlik içinde herkesin olmasını isteyenler nedir bu nefret ve kin? Batan güneş ile karanlığa batan gece gibi  karanlık gönüllerinizde hiç mi sevda yok yüreğinizde gülüşünüz de fikriniz de? Gözlerinde yeniden doğan güneşe hasret dolu bakışların feryadını daha ne zamana kadar kulak tıkayacaksın, hiç mi gülümseyerek etrafına bakmayacaksın, hiç mi elini vicdanına koyarak yaptığın onca hatanı anlamayacaksın?
   Ah ne zor güzel olanı öldürmek yok etmek hala farkında değilsin, güneşin sımsıcak herkesi ısıtan sıcaklığın fark etmen, gülümseyerek sana geleni kahr etmek ne kadar zor hala anlamayacaksın, ne zor ne elim dolu hüsran dolu bir an ve zaman senin için! Zaten sen bunları anlamış olsaydın şimdi seninle sahil kenarında acı bir Türk kahvesi içerek, gülümseyerek bize koşan yarınlara ve insanlara gülümseyerek kahvemizi içiyor olacaktık. Ah bunları yazmak ne kadar zor, anlamak için anlamsızlığı anlamak ne kadar zor ve elem verici bir durum olduğunu bilemezsin, kalemler kırılaydı böyle bir yazıyı yazmasaydı, ah heceler yok olaydı bunları yazmasaydı desem de onlarda olmazsa gönlümde'kileri nasıl dışarıya aktararak yazacaktım bilmiyorum!
   Bir lütuf değimli gülümseyerek yarınlara bakmak, düşman ile dost olmadan haddini el ele bildirmek vatan toprağına namahrem eli değdirtmemek çiğnetmemek cennet vatanda gülümseyerek akıl fikrimizi satmadan köle olmadan yaşamak daha güzel değimi? Yine cevap vermeden susuyorsun? Tek başına yalnızlığın kör karanlığında boğulmadan, güneşe ışığa doğru koşmak için geç kalmış değilsin, haydi at bir adım gülümsemeye doğru, korkma seni ısırmaz yok etmez ,yeniden diriliş ile seni yeniden insan yapar, yeter yıllardır döndüğünde her tarafta her yöne çarpılarak bedenin yaralar içinde çarpmasına ezilmesine son ver artık… Bestesi güftesi notası sözü olmayan ağlatan viran olmuş sözsüz sözlerin arasından kaç kurtul, kendine sözü, güftesi notası olan yarınların gülümsemesini anlatan besteler yap bize de oku hep birlikte zevk ile dinleyelim…
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

9 Ağustos 2015 Pazar

Müslüman, hep sever gönüllerde Yüce Allah (c.c.),Nur Resul (s.a.v.)nur Kur’an olmasını ister



Müslüman, hep sever gönüllerde Yüce Allah (c.c.),Nur Resul (s.a.v.)nur Kur’an olmasını ister
Müslüman, Güller diyarında yaşayan bülbül gibi güllerin içinde yaşar iman ederek Yüce Allah’a teslimiyet ile teslim olarak, Nur Peygamber peşinde Nur Kuran peşinde gitmek ile. Bülbül gönlündeki çiçek gibi açan imanını güzelliği için öter,ayrılmaz hiç etrafında tıpkı melekler gibi her an başının üstünde etrafında gezer durur.

Yüce Allah(c.c.)Nur Peygambere Nur Kur’an’a iman eden kul olarak, sabırla dertlerin kapısında beklemek, merhameti, Salih ameli elden gönülden bırakmamak, ne güzel bir yaşantı ve huzur dolu bir ortam. Her gün mutlu olunsaydı, sıkıntı olmasaydı, mutluluğun değeri ve anlamı değeri bilinmezdi. Usanmadan, isyan etmeden, sevmeye devam edeceksin ve sabırla dost olacaksın işte, Müslüman budur kısacası.

Gülümsemeleri hiç donmaz her zaman bahar gibi taptazedir, solmaz.Karşısındaki hep gülsün ister,derdi olduğunda koşmak ister,işte insanlık budur.

Hüngür hüngür geceleri ağlasa bile günahları için ağlar,derdi olanın derdi için ağlar.Kendi mutluluğunu unutur insanlığın mutluluğu için yaşar ve mutlu olmaları için bir ömür çaba sarf eder,karşılık beklemez,bilir ki karşılığını Yüce Allah ahiret yurdunda verecek,Nur Gül kokan Resul ile komşu olacak ve şefaatine erişecek Yüce Allah’ın izni ve yardımı ile.

Şımarık değildir Müslüman, hep sever, gönüllerde yer almak, gönüllerde Yüce Allah (c.c.),Nur Resul (s.a.v.)nur Kur’an olmasını ister.İnsanların sırtına binmez,insanların yükünü sırtına alır.İnsanların ellerinden tutar güller diyarında merhamet ikliminde gezdirir ve bu deryanın kapısından içeriye girmelerine vesile olmaya çalışır,çölde kalmış yanmış gönüllere Rahmet yağmuru gibi koşar gülümser,yeşermesi için yağmur misali su taşır yeşermesini sağlar Allah’ın izni ile yardımı ile, böylesine YÜCE Allah’a teslim olmuş kul olmak Müslüman olmak ne güzeldir.

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

24 Temmuz 2015 Cuma

Namaz Teslimiyettir Gülümseme Ve Huzurdur



Bazen oturup derin derin düşünürüm, eksikliğimi ve eksikliğimizin ne olduğunu anlamaya çalışırım ve bunu anladıkça da derin üzüntü içinde kalırım. Böylesine nimetler içinde böylesine güzel ülkede yaşarken zilleti yaşamak, ülkede kargaşanın eksik olmamsını anlamaya çalışırım.
Müslümanlar olarak eksiğimiz haddinden fazla çok, sıralamaya kalksam Oscar ödülü alırız vesselam. Öncelikle bakış açımız, gönül kapımızın dikenlerle kaplı olması ve Kur’an Sünnet yolu diye iman yoluna giderken yanlış yola sapmamız, bu yolda iken hala kavga ediyor birbirimize tahammül etmiyor olmamız… En önemlisi de namazı huşu içinde nedense kılamıyoruz, aklımıza muhakkak ki bir şey takılıyor, yeni bir cep telefonu modeli, kasaya biraz daha para yığma telaşı, yanımızda bizden fazla çalışanın yerimize göz koyduğuna dair anlamsız kaygı telaş say saya bildiğin kadar bitmez. İşte bizdeki ve Gül kokan Resul sahabeleri ile aramızdaki fark okuyun ve karar verin.
 
Namaz teslimiyettir Yüce Allah’a, kulun en güzel ibadetlerden birisidir, mutluluk ve iman etmenin göstergesi ve derecesidir. Nasıl güzel olmaz Nur namaz? Yüce Allah’a teslimiyet ile özgürlüğüne kavuşması, söyleşme, halleşme, dert ve sıkıntının anlatıldığı ve istek istenildiği en güzel bir nurdan vaktidir. Namaz kılan her mümin son rekât’ta oturup da selam verdiğinde, duasını ve zikrini bitirdiği andan sonrasında ise gönülde hissettiği duygu sadece mutluluk gülümseme ve huzurdur. 
 
Asr-ı saadetten Namazla ilgili bir huşû dersi:
Bir muharebe gecesinde, biri muhacir diğeri ensar iki sahabe sırayla nöbet tutuyorlar. Gündüz savaşın yorgunluğuyla bitap düşmüş bu mübarekler, gece de sabaha kadar nöbet tutacak ve olası bir saldırıya karşı tetikte olacaklardı. Biri diğerine,  ‘Sen istirahat et de biraz ben bekleyeyim, sonra da seni kaldırırım’ der. İstirahata çekilen çekilir, diğeri de namaza durur. Bir ara düşman vaziyeti anlar ve ayakta namaz kılmakta olan bu sahabeyi ok yağmuruna tutar. Maalesef vücudu kan içinde kalan bu sahabe, yine de namazını bitirene kadar dayanır ve bitirdikten sonra yanındakini kaldırır. Arkadaşı durumunu görünce hayretle sorar : “Niçin ilk ok isabet ettiğinde haber vermedin?” Cevap şöyledir:”Namaz kılıyor ve Kehf suresini okuyordum. Duyduğum o derin zevki bozmak, bulandırmak istemedim.”(*)
Ben dâhil böyle bir insan var mı acaba âlem de? Kaldı mı? Böylesi muhteşem bir hayatı takip edenimiz var mı? Varsa da bilmiyoruz, varsa neden ortaya çıkmıyor onu da bilmiyoruz!
Aslına Yüce Allah bize zor olanı yüklemez, huşu içinde kılın diyorsa muhakkak bunun bir yolu vardır, aklımızı izanımızı Nur Kur’an ve Nur sünnet merkezli ve gözümüzü de Kuran ve sünnet gözlüğünü gözümüze takar bakar isek ayrıca alıp gönlümüze yerleştirir isek olur diyorum. İnşallah. Selam ve dua ile kardeşlerim.
 
İman huşu içinde namaz kılardı neslimiz
Ne oldu da nurlu yoldan ayrıldık birden hepimiz
Kalamaz mıydık onlar gibi tertemiz
Hep birlikte ne gerek vardı yıkmak ortak geleceğimizi
 
Kul Mehmet’im Kur’an Sünnet Namaz ile kalmalıyız tertemiz
Bunlar ile olmalı gönlümüzde yüzümüzde o güzel gülüşümüz
Mümin dediğin yolda kalanın elinden tutar kaldırırmış biliriz
Hani nerde o yolu takip etmek var iken neden yıkarız gönlü geleceğimizi
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)
(*) Ebû Davud, Tahâret, 78; Beyhakî, Delailü’n-Nübüvve, 3/378-379; Yusuf Kandehlevî,

16 Haziran 2015 Salı

Bulunduğun Yerdir Gülistan







Mümin senin bulunduğun yer olur gülistan
Rahman ilesindir her sabah akşam en baştan
Sensin merhamet ile gülümsemeyi çoğaltan
Sensin iman ile cümle gönüllere destan yazan
Azan zalim seninle yok olur sensin ona girdap

Sensin Rahmanın izni ile dertli gönüllere ilaç
Sadakan ile inan âlem de kalmaz hiçbir aç
Vefasızlık olmaz sende imanı gönüllere saç
Sensin iman ile cümle gönüllere destan yazan
Azan zalim seninle yok olur sensin ona girdap
Mehmet Aluç



5 Haziran 2015 Cuma

Merhamet






Merhametin yanına uğramaz melanet
Yanına da hiç uğramaz lanet ihanet
Gönüller gülümseyerek ona emanet
Haydi, gönüllerde essin gülümseyen merhamet

Gezdim âlemi merhametten güzelini bulamadım
Ondan güzelinin yanında hiç ayrılmadım
Onu aldım gönlüme hiç ağlamadım
Haydi, gönüllerde essin gülümseyen merhamet

Merhametin içinde vardır gülümseme inayet
Beraberinde gelir inanın heyecanla dirayet
Merhamet var ise gönülde işlenmez cinayet
Haydi, gönüllerde essin gülümseyen merhamet

Merhamet diyelim alalım gönüle nur selamet
Garip kulun gönlünde eksik olmaz ki merhamet
Merhamet ile hakkı tanı içinde var hikmet
Haydi, gönüllerde essin gülümseyen merhamet

Mihnet ile sınar Rahman merhamet ile ol unutma
Lanet şeytan ile nefsine gönlünü şerle okutma
Merhamet var iken merhametsizlikle gönlü uyutma
Haydi, gönüllerde essin gülümseyen merhamet

Kul Mehmet’im merhametle canı teslim etmek kula gerekir
Gamzelerde merhametin açması izin ver eyleme hakir
Zenginlik ile olmasan da merhamet zenginliktir üzülme fakir
Haydi, gönüllerde essin gülümseyen merhamet

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


Melanet:Kötülük
İnayet: iyilik
Dirayet: Zekâ, kavrayış
Mihnet: Üzüntü

5 Nisan 2015 Pazar

Aşk



Aşk dilde bir gülümsemektir
Aşk gönülde huzur sevinmektir
Aşk bakışta nur ile gülümsemektir
Aşk ömrü sonuna kadar mesut etmektir

Aşk hislerde bahar çiçekleri açtırmak
Aşk Rahmanın gönüldeki dostumuz
Aşk Hayat yolunda beraber yürümektir
Aşk ömrü sonuna kadar mesut etmektir

Mehmet Aluç

9 Mart 2015 Pazartesi

Her Götürmeyişin'de Kanatlarım Kırıldı



his,gülümseme,tükeniş,düşlerim

Kaybettiklerim den sonra sen geldin yanıma
Amorf sözlerinle gözlerinle içimde büyüdün
Sorguladın düşlerimi hislerimi kaybettiklerimi sormadan
Düşlerim tükenişliğim zaten buruktu anlamadın beni
Sessizce bekledim beni anlamanı
Tükenmişliğimle yanımda kalmanı
Alıp beni uzaklara gülümsemelerin ocağına götürmeni istedim
Götürmedin beni her götürmeyişin'de kanatlarım kırıldı
Yenilgiler yanılgılar ruhumu sarmıştı dinledim gece gündüz sessizce
Anlamak istedim bulunmayan soruların tehlikeli bakışlarında
Ne ben anlayabildim ne sen beni anlayabildin
Çizik gülüşümün baharında
Ne sen kovaladın tatlı gülüşünle
Ne de düşlerim beni kovaladı yarına varmak için
Bu duyarsız sokakları ve şehri sevemedim aynı senin gibi
Zaten beni de kimse sevemedi tesadüfen bir bakışla
Alıp beni uzaklara gülümsemelerin ocağına götürmeni istedim
Götürmedin beni her götürmeyişinde kanatlarım kırıldı
Mehmet Aluç


Amorf: Biçimsiz.

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç