Bu Blogda Ara

Dünyayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünyayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2016 Cumartesi

Gerekli



Gönül boşa istersin bu içi boş dünyayı
Sen kendini hazırla gideceğim Ukba ya
Kazan dünya içinde Ukba için sevabı
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli

Derdin için dermanı sana bu dünya vermez
Nefis şeytan güldürmez mutluluk haz hiç vermez
Dünyada kazan durma ukba’ya gönder bitmez
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli

Bu dünyaya sen sultan olsan seni doyurmaz
Ne kadar yaşarsan sen yaşa namazsız olmaz
Zaman içinde namaz yoksa mutlu olunmaz
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli

Kazandığından harca fazlasını saklama
Doğru olan var iken yalan ile paklama
Doğru sözü de sakın sende yanlış anlama
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli

Seveceksen ol mecnun ara bul sen Leylayı
Nefis şeytana uyup bulma sakın belayı
Görürsen sen ayır sen durma hemen kavgayı
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli

Her kulun ayrı ayrı çektiği bir derdi var
Yaz ayında bakarsın yağar o başına kar
Geniş olan dünyada der aman yerim çok dar
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli

İki kapılı handır dünya kimse eğlenmez
Bir eli yağda balda olanda hiç beğenmez
Fakiri dersen eder şükür haramı yemez
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli

Kul Mehmet’im biter bu gittiğin uzun yollar
Toprak hazır sen bekler bak açmış sana kollar
Aç kolun canları sev sevinsin cümle canlar
Sana Allah Nur Kur’an Nurdan Nebi gerekli
Mehmet Aluç ©Kul Mehmet
Ukba: Ahiret

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

29 Mayıs 2016 Pazar

Varırız Alemleri Yaratan Rabbe

 
 
olmayız dünyayı yakan yalan gibi
yıkmayız dünyayı yakıp yıkan gibi
sokamayız zehirli yılan gibi
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
iman bir gök kubbe gibi meydanda
yıkılır zalimler Allah Allah diyende
imanlı kul imanla verir canı son nefeste
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
doğarken doğarız biz üryan
Rabbim imanla verdi ünvan
iman gönüldeyse açılır deryan
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
sana neşe olan halka olur matem
belki sen gülerken ağlıyor bu alem
güzel düzgün yaz kırılmasın kalem
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
yokluk alemi değil alem varlık dünyası
yokluk gönlün Rahmanda uzağa kaçması
canın cevheri iman özü merhamettir yaşaması
sarıldıkmı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
varlık sırrına erer kul hak pınarına varınca
inci mercan iman deryasına dalınca
göz levhasında hakkın gönül kapısına varınca
sarıldıkmı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
gözün levhasında haramla birikir günah
hak pınarında yıka çökmesin bu cihan
umudunu yitirme gönül gülüstan olur her an
sarıldıkmı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe 
 
yorulur beden yola  çıkılmaz
hayat denilen kaptan bekelemez biraz
hayat sahilinde bekle alan çıkar  her an
sarıldıkmı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe 
 
bu alem kullar için yaşanılası mekan
imanla dönüyor baksana koskoca cihan
cümle gönüllere hayata kurtuluş Nur Kur'an
sarıldıkmı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
vakit gelir ana tanımaz evladını
Rabbim kurar ahiret meydanını
kurulur işte hakkın hak divanı
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
essin gönlünde süre-i Rahman
Rahmana varınca bulunur derman
bir gün olur biter verilen zaman
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
ararsan beyazı ara arama karayı
yıkma sakın gönüldeki sarayı
ecel gelince çekersin narayı
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
imanla sarılınca sarsılır gök kubbe
kul mehmet'im oku gönülleri alfabe alfabe
yıkarsan gönülleri olur harabe
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-
 
 
 
 Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

3 Nisan 2016 Pazar

Gör Olup Biteni

 


Yakarsa dünyayı
Gariplerin ahı yakar
Suçsuzum diyen
Sahip çıkmayan da
Beraber yanar
Beşer zalime ne diye kanar
Doğru yaptığını mı sanır
Ne diye peşinde koşar
Koşmazsa da ne diye
Yakarsın diye sormaz bakar
Ölümün sofrasını neden kurunca
Kurma demez
Bedava diye neden oturur sofrada bağdaş kurar
Dokunmaz yara merhem gibi, kaçar
Virüs bulaşır diye mi korkar beşer
Ne diye mezar kazar ölmemiş olana bakar
Elinde neden keserle gezer
Vursana zalimin başına o zalime zaten yeter
Bu zulümde biter neden gülüp de geçer beşer
Neden beşer doğru olmayanı seçer
Gözlerin önü puslu
Neden göz olmaz susar uslu uslu
Muallakta durur gezer çok mu namuslu
Arkasında var mı yoksa binlerce nüfuslu
Ölmeyecekler mi onlarda bir bir uslu uslu
Ey düz yolda giderken yolunu değiştirmeye çalışan dik yokuşlu
Baksana garip sallanır askıda
Çiçek değil ki o yetişsin saksıda
İnsandır o bak görsene bir bakışta
Ya çekil aradan zalime destek verir gibi durma oracıkta
Ya da def ol git kendi cehennemine yok olmadan şuracıkta
Çare değilsen ne sorarsın garibin halini
Sen misin bu âlemin en çok bileni
Zalim ile gezeni
Zalim yıkar iken görmeyeni
Hep ezenle ezileni görmeyen sezmeyeni
Bak görsene ey beşer haini
Sanma sakın o dünya zengini
Şeytanın odur dengi
Ona doğru sürme sen gemini
Gör olup biteni
Bir söz çıksın dilinde
Ya da yaksın dilindeki o sözcük zalimi
Tesellide kendini çaresizliğe sürüme gör halini
Gariplerin yaraları sızlıyor
Seni yolda kim tutuyor
Unutulmuşluk kapısında çadır kurduğun yeter
Baksana haller zaten beter
Bu hayat böyle nasıl devam eder
İyilerle ol zaten bu hayat biter
İyiliklerle olanın gönlünde güller açar mezarında bülbüller öter
Bir an ölüm gelip öpecek alnında
Temiz olmasına dikkat et
Yoksa iki yakanda sürükler
Cehennemde sonsuz bir hayata yanmak için sürükler
Gözlerinin aydınlık perdesini aç
Bırak içeriye gülümseten
Isıtan
Saran güneş girsin
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


1 Eylül 2015 Salı

Felsefeye Devam. Gerçek bir felsefeden bütün bir dünya görünür savı. İslam ile bütün olmayan Dünyayı göstermeyen felsefe, felsefe değildir.



İslam dini ile felsefeyi ele alırsak tabi önce İslami düşünce önemlidir, felsefi düşünce arkasında gelendir. İslam dini var ise felsefeye gerek yoktur çünkü İslam dini düşünce olarak felsefeden daha kuvvetli ve Vahiy Makamıdır. Allah c.c. gelen, insan düşüncesi üstün olamaz olması da mümkün değildir. Ben genel anlamda yani düşünce anlamında dini araya katmayanlar için söylüyorum. Gerçek bir felsefeden bütün bir dünya görünür derlerse çok zordur hatta mümkün değildir. İslam ile bütün olmayan Dünyayı göstermeyen felsefe, felsefe değildir.

İnsanoğlu, yaşadığı dünya âleminde düşüncelerini görüşlerini dinden almaz ise, normal felsefe yolu ile elde ederler. Kimileri buna renkli bir kılıf uydurarak felsefi dünya görüşü olan bu görüşle adımlarını atan bir insan kendi aklına mantığına çok fazla güvenme cesaretini göstermektedir diyerek insanları kendi değişken durağan olmayan fikri ile yanlış yola saptırmaktadır. Şüpheci olmadan, araştırmadan bilginin kaynağı var mı yok mu bilgisine ulaşılmadan, kişi kendi fikri düşüncesini veya felsefi düşünceleri temel alırsa yanılır, yolda kalır, ama yanına İslam'ı alır onunla tahlil ederse hiç yanılmaz ve yolda kalmazsın.


Bu konuda alıntı yapacağım bu sözler ile bana hak vereceksiniz:


(1)Felsefe, görülenden yola çıkarak, varlığın, yaşamın, yaşam içinde insanın yerinin ve davranış kökeninin tespit edilebilmesi çalışmalarını yapar. Bilgiye, görgüye, kültüre, ilme dayanır yani zahirde mevcut beş duyuyla algılanan verilere dayanır. Din ile felsefe arasındaki en önemli fark şudur:
Felsefe, görülenden yola çıkarak, varlığın, yaşamın, yaşam içinde insanın yerinin ve davranış kökeninin tespit edilebilmesi çalışmalarını yapar. Bilgiye, görgüye, kültüre, ilme dayanır yani zahirde mevcut beş duyuyla algılanan verilere dayanır.
Din ise görülmeyenden yola çıkarak, görülmeyenin verilerine dayanarak görülenlerin deşifre edilmesi sistemine dayanır. Zira dini vahiy esasına dayanarak bildiren Resulullah’tır!
Allah Resulü normal göz ile beş duyu ile algılanamayan bir biçimde algıladıklarını esas alarak, onlara dayalı bir biçimde görülenleri deşifre edip değerlendirme sistemini getirmiştir. Bu ikisi arasında uçurum vardır; çünkü gördüklerin, göremediklerin yanında nedir?
Bir hiç! Sonsuzda bir hiç!
Bu yüzdendir ki felsefe her halükârda yanılmaya mahkûmdur.
Gördüğüne göre bir sonuç çıkaracak; ama göremediği bir başka esasın yanında o sonuç değerini yitirecek hiç olacak.
Buna karşılık din görülmeyen gerçekleri de esas alan bir biçimde varlığı değerlendirme yoluna gidecek; bunun neticesinde gerçek değerler idrak edilebilecektir. Onun içindir ki felsefe eldeki mevcut bilgilere dayalı bir sistemdir; değerleri de ele geçenlere GÖRE dir; yani izafidir!

Din (sistem) ise başlangıçta kolaylıkla kavranamayacağı için, imana dayalı bir sistemdir... Ama yanlış anlamayalım, din imana dayalı bir sistemdir derken, burada imanla iş biter anlamında kilitlenmeyelim!
İmandan gaye ameldir!
Bir şeyler yapmaktır! Bir şeyler yapmak için de önce onun yapılmasına iman etmek lâzımdır.
İman etmek görülmeyene olur; görülen şeye iman olmaz! Gördüğün bir şey için, iman ediyor musun, denmez. Zaten onu görüyorsun, bu yüzden burada iman söz konusu olamaz.
İman görülmeyene olur. Görülmeyene iman etmek suretiyle, o görülmeyenin yapısal özelliklerine, yapısına, tarzına, sistemine, şekline göre gerektiği gibi fiiller ortaya konulur. Yani, görülemeyen gerçeklere dayalı bir şekilde çalışmalar yaparak, varlığın sırrına, aslına, orijinine ermektir din.
Felsefe ise eldeki mevcut verileri değerlendirmek suretiyle varlığın yapısını ve sistemini çözmeye çalışmayı ve bunların içinde insanın yerini tespit etmeyi hedef almıştır.
Felsefe ile din arasındaki farkın muazzamlığı apaçık ortada değil mi?
Beş milyon veya beş milyar ile sonsuz arasındaki fark ne ise; felsefe ile din arasındaki farkta budur işte!
Felsefede çeşitli bilgileri alıp değerlendirmek suretiyle belli bir dünya görüşüne sahip olabilir; bununla beraber dilediğin gibi yaşayabilirsin...
Buna karşılık dinde ise, bir takım çalışmalar yapma zorunluluğu söz konusudur; bu zorunluluğu ise idrakin veya imanın oluşturur.
Çünkü Din sana diyor ki...
Gelecekte senin için şöyle şöyle bir yaşam söz konusu...
Bu yaşamın üzüntü ve sıkıntılarından kurtulmak; güzelliklerini yaşamak istiyorsan, bunun için şu tarz çalışmalar ve davranışlar ortaya koymak zorundasın! Aksi takdirde o hedefe ulaşabilmen mümkün değildir!
Evet, Din bunu söylüyor!
Öyle ise dinde esas mesele, "iman" edilen konularda yapılması gereken çalışmalardır... Yani, imandan öte, esas olay, inancın sonucu olan ameldir, yani fiillerdir...
Zira sadece "iman ettim" demek yeterli olmayıp; önemli olan, o imana dayalı hususlarda belli fiilleri ortaya koymaktır!(1).
Devam edecektir.
Mehmet Aluç
Kaynak:

1- http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/D/dinilefelsefearasindaki.htm

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç