Bu Blogda Ara

şefkat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şefkat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2016 Cumartesi

Cennet Annelerin Ayakları Altındadır.

                       
 
   Cennet kokulu annelerimiz bizler için bir vatan bir bayrak kadar kıymetli, açan bahar mevsimlerinden fazla bir bahar mevsimi, anne okunacak bir kitap değildir inanın gönlünü okumakla bitiremeyiz, bir şiirden daha berrak ve saftır okumayla yazmayla bitiremeyiz, cennet çiçeklerinden bir çiçektir annelerimiz koklamakla usanmayız kokusuna doyamayız bıkmayız, çünkü adım attığı her adım cennettir vatandır bayraktır gönüldür bir umman… Cennetin diğer adı annedir… Cennet gibidir gözleri gönlü sıcaklığı elleri… Yüceler yücesi Allah c.c. Celilidir, Annelerimizde varlığımıza delildir… Anne dört tarafımızı çevreleyen orman, adımlarımızdaki adım gülüşlerimizdeki gülüşler gönlümüzdeki sıcaklığın kaynağı… Yüce Rahman tüm güzellikleri annelerimize vermiş yani kızlarımıza bacılarımıza…
 
   Issız kalan dağlar nasıl ki çorak kuru kalır etrafını çalılar dikenler kaplar, annesiz kalmakta aynıdır, gönül ateşle dağlanır söndürecek su ırmak deniz okyanus bulunmaz, sadece ve sadece Yüceler yücesi Allah c.c. sabrı söndürür dindirir…Annelerimiz ömrünü mutluluğunu gönlünde söker, gönlümüze ekler, onun mutlu olması önemli değildir, çocuklarının gülmesi mutlu olması önemlidir… Baba dersen ana kadar olmazsa da bazen geçim sıkıntısından dolayı geceleri gizli gizli ağlar, sadece Âlemlerin Rabbi c.c. görür bilir ve anlar… Anne ipekten bir libastır bize giydirdiği edeple vefa ile şükürle Rahmetle… Duayla dikerek bize giydirdiği bir libas ekşimeyen sökülmeyen... Annelerimiz cennet mekân gönüllerinde nur yağar bizim için, alır gönlünde önümüze ömrümüze ekler, hastalandığımızda başımızda aylarca bekler, gülüşleriyle hastalığımıza gülüş ekler, Rabbimde bu gülüş hürmetine şifasını veriri annelerimizi gülümsetir… Bu bir parçacık akılımıza ömrümüze durgunluk verecek bir güzellik derseniz, annelerimizdir, dünyaya bozulmaz estetik ve zarafetle güzellik katan, Annelerimizdir… Acılarımızın şifasını Yüce Allah c.c. annelerimizin duasına gönlüne katmıştır ve bizlere vermiştir…
 
Tabip çare bulamaz annesiz bu yarama
Yar dersen annedir ağlar durur yarama
Yar çocuklarımıza çaredir bilir ağlar yarama
Tabip çare bulamaz annesiz bu yarama
 
Annenin çaresi sırmış gönlündeymiş bilmedik
Gece gündüz hastalandık ağladığını gördük güldüğünü gördük şükretmedik
Şimdi gitti kendi cennetine gitme anneciğim bile diyemedik
Tabip çare bulamaz annesiz bu yarama
 
   Annesiz olmak cansız olmaktır, canın yarısı gitmiştir ama gülüşü o yarım canı tamamlar, geceleri rüyalarımızda yanaklarımıza gülücükleri ile öpücük kondurur ve gider, anlarsın hissedersin, çünkü rüya demek annedir, düş görmek annedir annenin gönlü sevgisi gülüşleri gitmez solmaz yok olmaz her an gönlündedir… Anne bir gönüldür, ondan daha güzel gönül bulunmaz, anneden daha tatlı bir tat dil mi var yurt mu acaba? Geçilmez annenin gönlünde edasında sevdasında canında bakışında sefasında ricasında… İşte ey insanlar bizlere cennet yurdu olan Annelerimiz sakın ola kalplerini incitmeyelim, çekip gidince dermanı yok devası yok gündüzü gecesi yok… Aman ha cennet çiçeklerini kırmayalım soldurtmayalım soldurtur kırarsak gireceğimiz cennet olmaz bulamayız cenneti… Rabbim cümle annelerin yerini cennet eylemiştir, onu da ayaklarının altına döşemiştir, İşte annelerimiz bizler için bulunmaz bir nimet onur şeref cennet yurt vatan bayrak ihsandır… Selam ve dua ile kardeşlerim.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

1 Eylül 2015 Salı

Sor Bakalım Gönüllerde Kanatları Kim Kırdı (Felsefeye Devam )




Sorular sorular cevap bekleyen sorular
Cevaplar cevaplar sorularla boğulan cevaplar
Aç kapıyı dünyaya düşünceler ile er kişi
Ulaştır insanları ötelere ulaştır bir adım öteye
Dudaklarında merhametin sözleri
Aklında merhametin ışıkları karanlıkları yıksın
Fikirsiz özleri kapatsın karanlık gözleri açsın gözleri
Bilmeyen bilsin anlasın
Bilmeyen bilmek istemeyene ne yapsın
Gelmesini beklesin önüne ışık tutsun
Felsefeye giren ey akıl arayan kişi
Kendini adamak istersin
Düşüncelerinden şüphe ederek
Başlarsın
Senin gibi başlayan sonra filozof olanlarda
Senin gibi başladı ise
Gerçek olanı almadı ise
Doğru olandan şüphe etti ise
Şüphe ettiğinde şüphe yoksa
Neye göre sorguladı öğrendi
Çamura mı yattı çamurla mı kalktı
Bu temizdir mi dedi
Yoksa İslam iman denizinde ak pak yıkanarak
Onun ışığında mı filozof oldu yok hiç yaklaşmadı mı?
Yoksa yaklaştı
Düşünceye düşünce kattı nur kattı
Araştırdın mı sordun mu?
Âlemi içinde iman ile merhamet ile çıkaracaksan
Düşünceler felsefeler denizinde yıka ak pak eyle
Kendi fikrini yok saydın aklını yok saydın çıktın yola
Başka bir akılla doğruya ulaşmaya çalışacaksın
Garantisi var mı?
Ya senin gibi oda yola çıktı ise
Soruna cevap yerine sorularla
Kendi farazi olmayan akıl ile sorulara cevap buldu ise ne olacak?
Kendi düşünceni yok ederek başka bir düşünce ile yola çıkan
Kendi düşüncene önem vermeyen sen gibi ise
Önünde sonsuz ilahi makamdan gelen cevapları es geçti ise
Oyalan çamura yat kalk
Karşıda ırmak gir yıkan temizlen
Yok, yıkanmam ben derede çeşmede yıkanırım savı ile
Ara ki dere çeşme bulasın aklanasın
Gökyüzünü tepelere indiren fikirsiz düşüncelerle olma
Düşüncelerden çatırtılar gelmesin deprem gibi
Senden merhametle şefkat girsin alemin içine
Bitpazarında satılmasın gerçek düşünceler insanlar
Bitpazarına koşanları kuranları
Düşüncen ile yık
Felsefi düşünce ile yıkmaya çalışanları
İslam'ı imanı kat sen yık
Gölge gibi sokaklarda dolaşan çirkef düşünceleri yıka
Günah yüklü heybeleri sırtlamış düşüncelere dolaşana
Salih amel ile doldurmanın düşüncesini aşıla taşıyana
Sor bakalım gönüllerde kanatları kim kırdı
Kim gönülleri fikirsiz düşüncelerle kanattı
Sar merhametli Felsefi düşünce ile imanlı düşünce ile
İslam ile Nur Kuran Nur Sünnet ile
Mehmet Aluç

21 Mart 2015 Cumartesi

Hasret Ve Sensizlik




Simsiyah akşam sensiz benimle kalır
Siler sensizlik beni benden alır

Takat getirilir mi sensizliğe
Ben yanar ağlarım densizliğime

Bu yalnızlık beni benden alır götürür hüsran dolu âleme
Hay tüm eşek arıları soksun seni üzen kıran dilimi

Ben sana uzatamadım şefkat ile elimi
Önüne seremedim gönül denilen kilimi

Kırdı bu ayrılık benim bu belimi
Bilmem şimdi kim bilir sensiz halimi

Son anımı yaşıyorum atmıyor sensiz kalbim
Son günümü son sözümü yazdım duvar da bak oku sevgilim

Çok çok pişmanım biliyor bunu Rabbim
Koynumda saklıyorum sana ait gönlüm ile o resim

Şimdi kimi koyarım kalbime senin yerine
Şimdi hasretin demini yaşıyorum ikimizin yerine

Hak ettim gömdüm kendimi yerin dibine
Tüm acılar şimdi yüklendi belime
Mehmet Aluç





28 Şubat 2015 Cumartesi

Sevdan İle



Ben üşürken zemheri soğuğunda kalmış gibi
Gel ey güzelim sevdan ile ılık ılık ısıt beni
Ben dokunuşa hasret kalmış yaşıyor iken, öksüz gibi
Gel ey güzelim sevdanın o tatlı dokunuşu ile tenime dokun benim

Kalbim sevgisiz uçurumlar da feryat ederken
Gel o hisseden sevdan ile duy beni
Sevdanın gülümseyen eli ile çıkar uçurumlardan beni
Gel ey güzelim sevdanın o tatlı dokunuşu ile tenime dokun benim

Ömrümde gönül ağacım sararmış hazan rüzgârları eserken
Sevdanın yaz mevsimi ile gönlüme doğ
Sevdan ile güzelim bahar çiçeklerini gönlümde açtır
Gel ey güzelim sevdanın o tatlı dokunuşu ile tenime dokun benim

Ahlarım beni geceleri uykusuz bırakırken
Sevdanla sabah güneşi gibi doğ gönlüme ben çıldırırken
Gamzendeki sevda ile gülüş ile öp beni karanlıklarda kaybolmadan
Gel ey güzelim sevdanın o tatlı dokunuşu ile tenime dokun benim

Dönüşü olmayan yollarda ben kaybolurken
Dermansız olmayan sevdama umut şefkat arar iken
Umut dolu şefkatli bakışınla bana umut ol ben yok olup gitmeden
Gel ey güzelim sevdanın o tatlı dokunuşu ile tenime dokun benim

Kul Mehmet’im gönlüm gözyaşları ile ağlar iken
Gel ey güzelim çıkar yüreğime batan sevgisiz dikenini lütfen
Ben kayarken sıratta iman ile sevdan ile elimden tut düşerken
Gel ey güzelim sevdanın o tatlı dokunuşu ile tenime dokun benim
Mehmet Aluç


11 Şubat 2015 Çarşamba

Doğru Kul Olmayanın



Duy ey insanlık arşa varır feryat
Mazlum ahı alır zalim neredesin insan heyhat
Duymazsın feryadı o zaman sen feryat içinde yat
İnsanlık kulak tıkamak mıdır bir düşün öyle var git yat

Bak Kuran ve Resul verir her daim nasihat
Ey insanlık sen bunları görmez duymazsın heyhat
Yazıklar olsun sıra sana gelince ne yapacaksın bulamazsın şefkat
İnsanlık kulak tıkamak mıdır bir düşün öyle var git yat

Kul Mehmet’im doğru kul olmakla insan bıkmaz
Var ise bir yerde feryat yan gelip hiç yatmaz
Doğru kul olmayanın yolu doğru yola çıkmaz
Kuran ve Resul ile olan hiçbir zaman gönül yıkmaz
İnsanlık kulak tıkamak mıdır bir düşün öyle var git yat
Mehmet Aluç


8 Şubat 2015 Pazar

Güzel Kadın Nasıldır? Onu Güzel Yapan Nedir?



Güzellik, bakanın kişinin bakan güzel bakışlı gözündedir. Güzellik, güzel bakabilmek, gönül gözünde olumsuz bakışları silerek, bakmaktır.
  
Kadında güzelliğin göstergesi olabilecek pek çok ayrıntı var. Bence, gözler gülümseyen gözler, sevgi ile bakan gözler en etkili bölgedir. Kadında en çok bakışlar vurguyu güzelliği hissettirir. 

Bir de tebessüm kadının en muhteşem sıcacık güzelliğine binlerce güzellik katar.

Karanlığı ışığa çeviren, şefkatle bakan gözler, kadını güzel yapandır. Yıkık viran gönülleri inşa edende bu gözlerdir.


Mehmet Aluç

Umut Dolu Hayatında



Yine sabahın ilk saatinde gidiyorum
Ölümsüz aşkın nağmelerini söyleyerek
Hayallerim benden kaçıyor ben seyrediyorum
Rüyalarım düşlerime gelmiyor benimle alay ederek

Pervasızlığımla dağları sanki deleceğim
Sanki gittiğim o yollarda mutlu olacağım
Rahman nasip ederse mutluluğu bulacağım
Rüyalarım düşlerime gelmiyor benimle alay ederek

Şefkatle gülümseyen karanlığa ilerliyorum
İlerde beni bekleyen yarınlara gülümsüyorum
Beni mutlu edecek yarınlarla yürüyorum
Rüyalarım düşlerime geliyor benimle gülümseyerek

Kul Mehmet var koşarak git yarınlarına
Umutsuzluğu bırak hayatı yaşa sıcağı sıcağına
Umut dolu hayatında kalmazsın tek başına
Rüyalarım düşlerime geliyor benimle gülümseyerek

Mehmet Aluç

7 Şubat 2015 Cumartesi

Beni Şefkatli Yüreğinle Sar














Bu dünyada garip bir yolcuyuz dedim yanına geldim ey endamı güzel, aç gönül kapını al beni içeriye.
Sar beni, ıssız yalnızlık kokan yollardan geldim…
Şimdiye kadar rahmandan başka, saranım olmadı…
Yıllardır sarılmayı özledim, sımsıcak seven gözlerle bana bakılmasının hasretini yaşadım, sar beni karanlık yüreğim aydınlansın, sar yüreğimdeki acıların sesi kesilsin ey güzel.
Yüreğimde her zaman yağmurlar yağdı, sel oldu aldı götürdü annemden duyduğum şefkati…
Beni şefkatli yüreğinle sar, bitir hasretimi özlemlerimi sustur çığlıklarımı ey güzel…
Yıkık viran gönül hanemi, gülüşlerinle yeniden inşa et geliyorum sana doğru aç bana kollarını…
Aç gülümseyen gönül kapını bana, gözlerimde hasretle akan gözyaşlarımı, samimiyetim olarak kabul et.
Aydınlık gönlünle, karanlıkta kalmış gönlümü aydınlat ey güzel.

Mehmet Aluç

14 Ocak 2014 Salı

Zamanın tebessümünde Aşka Yolculuk-1-


Ufukta beliren gözyaşlarıma doğru ilerlerken zamanın tebessümün de
doymamışlığın atlasında, atlas libasını giymeyen tebessümün, çıplaklığında uçsuz bucaksız hicranın eşliğinde yürüyen ruhum, ıssız sokakların efkârı ile şefkat ırmağının kulübesinde içeriye girdi.
Beklenen yolcuyu bekleyen şefkat, büyük bir konuk sevecenliği ile beni ve ruhumu içeriye davet etti.
Tebessüm ile göz göze gelen gözlerim, ıslak ıslak şafak vaktinde, uykuda uyanmanın mahmurluğu ile gözyaşlarımın denizinde, utanarak baktım.
Mahcup bir eda ile şefkat, yüzümde gülücükler açtırır iken, hüzün elimden tutarak beni kulübeden dışarıya çıkardı.
Az ilerde aşkı bana göstererek, yardımcı olmam hususunda bana ısrarla yardımcı olmamı söyledi. Günlerdir aşkı aradığını ama aşkın karşısında olmasına rağmen, kendisini hiç ilgi duymadığını hissetmediğini, kendisinin aşkı damarlarında akan kan kadar hissetmesine rağmen
varlığında haberdar olmadığını, neşe ile yoluna devam ettiğini anlattı.
Bense gülümseyerek

— Bunun neresinde yanlışlık var, sen hüzünsün o mutluluk, aranızda tabi ki uçurumlar olacak hatta seni görmemesi çok doğal.

Bana hüzün kaşlarını çatarak.

— Sürekli mutluluk hayatın anlamını yitirir, ben aşkın içinde olmazsam, aşkın anlamı kalmaz. Onun ruhuna işlemeliyim, onu gören ilk önce beni görmeli, beni yaşamalıdır ki aşkın gerçek değerini bulsun anlasın. Yoksa herkes sıradanlığı yaşamış olur ki herkes buda hoş bir şey değildir aşk için, herkes bu aşkı yaşarsa aşkın anlamı olmaz, ama ilk önce beni yaşasınlar istiyorum. Benim öyle bir sevilmek gibi bir sıfatım yok, ama aşkın anlamı başka olduğu için, lütfen bana yardım et onun ruhuna girmeliyim.

Ruhum ile ben bir şey anlayamamanın şaşkınlığı ile kaçarcasına uzaklaştık. Arkamızda bize bağıran hüznü duymamak için kulaklarımız kapattık, lakin sesi ta içimizde geliyordu.
Bir ara durduk uzaktan izlemeye başladık, hüzün açıkgözlülük ve oburluğun hırsı ile etrafında dönerken aşkın ayağı kaydı tam düşmek üzere iken elini uzatarak yakaladı.
Aşk gözlerini kaldırarak hüzne baktı hafiften teşekkür edercesine baktı, karşısında hüznü görünce irkildi bunu fırsat bilen hüzün ani bir hareketle aşkın içine işledi ve orada taht kurarak kaldı.
Aşkın gözlerinde pişmanlık vardı lakin elden bir şeyin gelmemiş olmaması da hem beni ruhumu ve aşkı derinden yaralamıştı. Şen şakrak gezen aşkı derin bir hüzün kapladı. Az ilerde çirkinlik sinsice aşka doğru ilerleyerek kolundan yakaladı, aşk hüzünlü idi, gözlerinde yaşlar akıyordu, aşkın hemen yanağında bir parça güzelliği alarak bir parça kendi yanağına sürdü.
Bir anda o çirkinlik adeta güzelliğe dönüşmüştü fakat bu aşkın hiçte umurunda değildi, o sadece içindeki hüznün verdiği acının yok olmasının düşüncesinde idi.

Ben ve ruhum hayretle bakıyorduk olaylara, sessizlik içinde. Bende bunun etkisi yok iken, ruhum çok etkilenmiş olacak ki onunda gözlerinde yaşlar akıyordu, ama ben hiçbir şey hissetmiyordum.
Aman boş ver dedim kendi kendime. Az ilerde ruhuma hicran damlaları adında bir uykuya benzer bir şey zerk edildi, zerk edildi ama feryadı gökleri sarstı. İçimden amma da korkakmış şu ruhum derken içimde tarifi mümkün olmayan bir his vasıl oldu, amma bedenim bu acılardan param parça olmak üzere, ruhumda ki o hicran damlaları bedenime işlemişti acısı da beni kıvrım kıvrım kıvrandırıyordu.
Biraz önceki düşüncelerimden dolayı yüzüm kızarmadı değil.
Az ilerde şafak sökerken hiç kimseyi duymayan aşk, yüzünde gülücükler açarak dolaşan aşkın yüzünde buruk bir acı vardı, aklını çelercesine hatta hiç çelmeden bir anlık bir anlık vaka ile olayla sessizce içine giren taht kuran hüznün şaşkınlığı ile sessizliğe bürümüştü.
Hüzün az ilerde şaşkınlık kahkahalarla gülerek den aşka bakıyordu içinde geçen düşünceleri duyabiliyordum. ”Aylarca yüzüme bakmadın da ne oldu bak şimdi benimle beraber sin artık içindeyim, hata yarının ne olacağı korkusu ve düşüncesini de zerk ettim içine, haydi bundan sonra beni görme bakayım, artık içindeyim artık benim ilesin.
Seni gören daha sonra beni görecek hatta kankâm kıskançlıkla beraber beni görecek”

Ben anlam veremedim aval aval bakıyorum ama ruhum çok etkilenmiş olacak ki hala gözyaşı döküyordu. Aşkın o güzelliği sanki yavaş yavaş yok oluyordu, bende üzülmeye başladım, lakin elimden bir şey gelmiyordu.
Ama dur bakalım aklıma geldi, aşkın yanında koşarak kaçmaya çalışan güzelliği yakalayarak

—Nereye kaçıyorsun? Biraz önce sessizce beraberdin aşkın yanında, şimdi neden terk ediyorsun arkadaşını?

—Bu seni ilgilendirmez, bırak kolumu acıtıyorsun.

Güzelliğin bu sözü üzerine elimi az gevşettim ama elimi gevşetmem ile güzellik elimden kaçarcasına uzaklaştı. Elimde bir avuç kokusu ile altından izleri kalmıştı. Usulca aşka yaklaştım beni fark etmedi, gözlerinde yaşlar süzülürken ben güzelliğin kokusunu azda olsa kalan bir avuç güzelliği koynuna bırakarak uzaklaştım.
Yanıma yaklaşan sıkıntıya senin yanımda ne işin var dememe fırsat vermeden elimden tutmaya başladı. O anda karşımda duran aşk bir anda kayboldu etrafıma telaşla baktım yoktu, ufukta koşarak labirent dehlizlerine doğru hızla koştuğunu gördüm.
Arkasında koşmak istedim lakin sıkıntı elimi tutmuş gitmeme izin vermeyerek beni peşinden sürüklüyordu. Önümde açan sevgi çiçekleri de benim gibi boynunu bükmüştü, biraz önce pırıl pırıl parıldayan çiçeklerde kaygı ve endişenin olayların yönünü yarının endişesi üzülmüş sararmaya başlıyordu.. Endişenin kapkaranlık anlamsızlık yüklü bulutlarında yağan yağmurlarının etkisinde kalmıştılar.
Etrafta sessizlik belirsizlik hâkimdi adeta. Ruhumda benim gibi aynı hisleri duyuyordu, fakat onun hala gözlerinde yaşlar inceden dökülüyordu.

Bir an endişenin ellerinde kurtularak koşarcasına koşmaya başladım. Kurtulmak istiyordum bana acı veriyordu içimde.
İçimde aşk için bambaşka bir kıpırtı hatta ikinci bir ruhum hayır hayır can atıyordu etkilenmiştim, onun o güzelliğinde çok ama çok etkilenmiştim.
Az ilerdeki labirent dehlizine doğru ilerledim onlarca kapısı vardı. Hangi kapısından gireceğimi şaşırdım.
Hangi kapıdan içeriye girmişti. Görkem kapısı, ihtişam kapısı, zenginlik kapısı, gurur kapısı, tevazu kapısı, sadelik kapısı, iffet kapısı.. Acaba hangi kapı, seçmek den karasız kaldım.

Görkemin kapısına doğru ilerlerken kapısında oturan bana benzemeyen bir ruh hatta canlı ama şatafatlı giyimli bana öpücükler atarak bu kapıdan girmemi işaret ediyordu, hatta beni öpmek için yanıp tutuştuğunu haykırırcasına bağırırken adeta kulağım sağır oldu.

Karasızdım böylesine bir kapıdan girdimi acaba girmiş olabilir mi sorusunda zihnim adeta karışmıştı. Ruhumsa bana hiç yardımcı olmuyordu içindeki sıkıntı ile meşguldü, içinden onu bir ana önce göndermenin telaşında idi. 

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç