Bu Blogda Ara

yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2016 Pazar

Ah Keriman Keriman


Keriman Ah Keriman 



Ah Keriman Keriman
Aşkınla gönlüme olsan derman
Sağlıklı yaşamın için
Sağlıklı gönlün için
Sana şiir okusam    
Elinde gezdirdiğin değil mi keman
Bana kemanın gözyaşları eserini çal Keriman
O an bizimle dursun zaman
Ah Keriman Keriman
Aşkınla gönlüme olsan derman

Ah Keriman Keriman
İman edelim bizde olsun iman
Aşk sahilinde gezelim olsun bize liman
Sen çok severdin hami nerede Leman
Leman diyorum değil keman
Yoksa Leman oldu mu figüran
Başrol oynamak isterdi Leman
Aman Neriman nerden nereye geldim aman
Ah Keriman Keriman
Aşkınla gönlüme olsan derman

Ah Keriman Keriman
Söküldü pantolonum da ferman
Sağlık gönülde yaşaman yaşatmak için
Sana şiiri Kul Mehmet’tir yazan
Anla artık Keriman
Dizlerimde kalmadı derman
Boşadır karşımda durman
Koş kollarıma gönlüme sarıl her zaman
Ah Keriman Keriman
Aşkınla gönlüme olsan derman
Mehmet Aluç © Kul Mehmet

8 Aralık 2015 Salı

Cefa ile sefa


Cefa ile sefa
Önce sefa sonra cefa
Cefadan önce sefa olmaz derde deva
Ben çekerim cefasını
Sen sürersin sefasını
Sefasını cefasını
Cefası olmalı insanın
Cefanın olmalı sefası
Cefa insan yapar insanı
Sefa rezil yapar insanı
Cefanın yok cüzdanı
Sefanın var cüzdanı
Cefan çekenin olur namazı
Sefa sürenin olmaz namazı
Hatta olmaz hiç niyazı
Cefanın olur merhametten divanı
Sefanın olmaz merhametten divanı bir anı
Cefası olan dünya insanı
Sefası olanın eğlence zevk kaynar kazanı
Cefası olanın vardır yaşam oranı
Cefası olmayanın çalar hep borazanı
Cefası olan olur adam uzmanı
Sefası olanın bol olur haram kazancı
Cefaya sabır eden bulur güzel sefayı
Sefayı çok harcayan bulur cefayı
Sefaya alışan çekemez cefayı
Cefa içinde var sefa bilmez sabırla kalmayı
Cefasız sefa çeken insan halinden anlamaz
Cefa sabırla gelir deva
Sefa düşerse cefaya bulamaz muhteva
Hayat cefa ile sefa arası
Sefa sonra cefa zor olur yarası
Yüzüne sürer karası
Cefası olan bulamaz ekmek parası
Kuru ekmekle olur güzel arası
Sefası çok olan beğenmez pastayı
Çok olur parası
Sefadan düşünce cefaya
Olur, âlemin fukarası
Âlemin fukarası
İstemez hava parası
Derin olsa da yarası
Sabırla derman bulur yarası
Cefa çekenin yuvası olsa tavan arası
Olur, onun sarayı
Sefası çok olan yaşar sarayda
Beğenmez yaşamak ister uzayda
Cefa sefa
Sefa cefa
Dünya hali
Cefası olana acır ahali
Der insanlık hali
Sefası olana bakmaz ahali
Yürüyüşünü gören der sanki vali
Yaz kış bitmez festivali
Cefalı
Sefalı
Dünya hali


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

6 Kasım 2015 Cuma

En Güzel Yaşam Limanı.


Gönül merhamet iman varsa o kin mi saçar
Gönül aşkla gülünce gönül yolda mı çıkar
Gönülde gül aç bülbül başka yere mi konar
İşte gönlün ömrün en güzel yaşam limanı

Gönle ömre merhamet can verenler olmazsa
Kul aradığını bu dünyada bulamazsa
Yollar yol yolcusunu arar hiç bulamazsa
İşte gönlün kahrı bir ömrün ölü limanı


Helal kazan helalden sofraya konulmazsa
Bir menzil bulunmadan kul menzilsiz kalırsa
Hak yolcusu olmazsa yollar viran olursa
İşte gönlün kahrı bir ömrün ölü limanı

Kul Mehmet'im ara sen kendine bir menzil bul
Hak yolda yürüyen sen merhametli bir kul ol
Helal kazan sen viran yollara gül eken ol
İşte gönlün ömrün en güzel yaşam limanı

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Kardeşlik Yoksa Nefret Kin Ah İle Ağlatır İnletir



Gel kardeşim kardeşliği yaşayalım yoksa şeytan kandırır
Birlik beraberlik olmazsa nefret kin çirkefli çamurlara yatırır
Kardeşlik değimlidir gönlü mutlulukla sevgi ile uyandırır
Kardeşlik yoksa nefret kin ah ile ağlatır inletir

Kardeşlik ile kavuşmayı dile âlem ile gönüllere dolmasın gam
Her önüne gelene gülünmez ki her gördüğüne denilmez ağam paşam
Nefret kin ile nasıl durursun ey kul bu yaşadığın değil ki yaşam
Kardeşlik yoksa nefret kin ah ile ağlatır inletir

Ey nefret kin ile gezen aciz kul ikilikten sana ne fayda
Gel gönlünü ikilikten sevgi ile arındır yoksa boğulursun yüzdüğün çayda
Gerçeği bilen arayan hiçbir zaman nefret kine bulaşmaz gezse bile ayda
Kardeşlik yoksa nefret kin ah ile ağlatır inletir

Yalancı düzenbazın gönlüne yoktur imanı
Ararda bulamaz derdine çare ile dermanı
Nur Kur’an da vardır derdinin dermanı ile fermanı
Kardeşlik yoksa nefret kin ah ile ağlatır inletir

Kul Mehmet’im der ki nefret ile yaşayan gel de yaptığından utan
Nefis şeytan ile zalim değimli seni nefreti ile tutan
Sen değimlisin onların peşinde giden aşk ile sevgiyi imanı unutan
Kardeşlik yoksa nefret kin ah ile ağlatır inletir
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


14 Mart 2015 Cumartesi

Tek başına kalamam

Tek başına,


Bakıyorum
Baktığım an yanılıyor muyum diyorum
Yanılan ben değil gördüklerim mi bilemiyorum
Koşarken telaşla hangi vicdansızın eli değdi tüm sokaklara
Kalabalıklar içinde yalnızlıkları
Zindan çiçeklerini kokluyoruz
Zindanda kalan yüreğimizin feryadı ile
Kimselerin göremediği parlak ufuk ileride
Neden kimse yürümez
Sürüklenmişiz yalnızlığın zindanların karanlığına
Acaba tüm sevdiklerimiz bizi terk etti öldü mü bilinmez
Böylesine duyarsız hissiz kaldık onu da bilemiyorum
Bakıyorum yine herkesin kolunda yalnızlık
Sofrasında gülümsemeyen bu yalnızlık ile baş başa
Kaçmak istiyorum kaçamıyorum
Dağların ardında yalnızlığı üfleyen kim ise yaklaşamıyorum
Zamansız uykularımızda uykuya daldık uyanamıyor muyuz?
Ey bakış’sızlık!
Ey hissizlik!
Bir bahar çiçeğini yok eden siz duygusuz duygular!
Kan ve acı dilinizde
Yineleniyorsunuz ölümü dillerinizde anlamadığımız şekilde
Ölüm elçisi olmayanların ağızlarından
Varın gidin ötelere dehlizlere orada yaşayın
Girdiğimiz tüm sokaklar nasıl çıkmaz sokaklara dönüştü
Yok, mu benimle beraber bu çıkmaz sokakları yıkmak isteyen
Tek başına altında kalırım
Tek başına arkamdan vurulurum
Figan ederek ağlayamam
Tek başına kalamam
Bu bir korkumu?
Telaş mı?
Yaşama sığınacağım bir kapısı var
Cehennem kokan gözlerden kaçarak
Bu açık kapıya varmak istiyorum
İşte bu nedenle tek başına kalamam yaşayamam
Mehmet Aluç


23 Şubat 2015 Pazartesi

Hayatta yaşamanın şifresi



Hayat ve yaşam içinde yaşar iken çoğu zaman hayatı anlamsız ve değersiz buluruz. Ve sanki hayat ve yaşam bize ters köşeden, bakıyormuşçasına baktığını düşünürüz. Bizde bu karmaşık anlamsız duygularla, hayata da aynı gözlerle bakar ve yanlışlığın uçurumuna düşer ve yuvarlanır aynı hata ile devam eder gideriz.

Aslında düşünelim, önümüzde kısa bir yol var ve dümdüz olan bu yolu yürümek var, aynı monotonlukta ve aynı duygular içinde, bu yolun sonuna ulaşmak bizi derinde sıkar ve üzer.

Birde bu yolun etrafında dikilmiş yollar ve duyguların var olduğunu düşünün, bunlar hastalık(arkasında şifa) sıkıntılar(arkasında ferahlık) vs… vs bunlar ile biz yol arkadaşlığı yaptığımızı düşünün ve bu anda da yüce Allah’ın, hep bizim ile olduğunu da unutmayalım.

Bu iki adımlık yolu, bu hengâmeler veya içinde değişik duygular ile yolun sonuna yürüdüğümüzü düşünün.

Şimdi hep zenginlik ile yaşarsak bir süre sonra usanacak ve stres ve travmalar yaşayacağız, hep fakirlik ile yaşarsak da aynı travmalar yaşayacağız ama yüce Rahman’ın Lütfü keremi ihsanı… Öylesine sonsuz ki bizleri sıkılmayalım diye bu uğraşları yolumuzun önüne döşemiş ve her an yardımı da hazır ve biz bu yolda bazen sıkılarak, bazen neşelenir bazen üzülür bazen güleriz bazen tökezlenir kalkarız… Bunlar ile yürürüz öyle değil mi?

Ve elimizde sermayesiz mallar ile bunlar mı nedir? Gönlümüzdeki sevgi, kazandıklarımız, yardım, hissiyat… Bu duyguları bu yolda harcayarak kazanç elde ediyoruz ve bunu Lütfü düşünebiliyor musunuz? Şöyle bir dakika düşünün ve aklınız nura ışığa boğulsun! Allah’u Ekber..

Bizden istenilen, bu hayatın yaşamın sonuna doğru yürür iken, elimizde sermayesiz yüceliği sonsuz Allah’ın vermiş olduğu güzellikleri dağıtmak, yardıma muhtaç olanlara yardım ederek, yıkılanı inşa ederek imkânımız dahilinde oda yoksa tatlı bir söz ile… Bu yaşamı sonlandırmak. Bu kadar açık ve basit.

Dağıtmaz ise ne olacak? İçimizde çürüyecek ve onların yanına kin nefret duyguları ile dolduracak ve o güzellikleri boğmuş olacağız ve yolun sonunda elimiz boş gideceğiz ve hiçbir kazancımız olmayacak!

Ama diğer şekli ile bizim olmayan, bize verilen bu nimetleri dağıtırsak hem de yüksek ve karşılığını, dağların bile kaldıramayacağı bir sevap, kazanacağız ve yüceler yücesi Rahman’a, bu ruhu istediği şekilde teslim etmiş olacağız İnşallah.

Ha yolumuza çıkan dikenleri günahları, yüce Rahmandan yardım ile az gayret ile temizleyeceğiz. Bazen yardım geç gelse de istemeye devam, istemeye candan devam. Umutsuzluk hiç yok, fazla güvenmekte yok kendimize, orta karar da olacak ve sadece yüce Rahmana güveneceğiz ve ondan isteyeceğiz.

Yüce Rahman’dan her an her saniye isteyin ama sabırla bekleyin ve yolumuza devam ederek. Bazen de her zaman tövbe kapısında bağdaş kurarak, namaz da secde ile yüceliği sonsuz yüce Allah'ın kapısın da durarak bu hayatın yolunda yürüyerek sonlandıracağız. Umarım karışık anlatmadım.

Bu benim düşüncelerim, öylesine bir fetva falan değil bunlar ve yanlış anlaşılmasın, sizler gibi az biraz karalayarak- yazmayı nasip eden Yüce Allah’ın izni ile- karalayan birisiyim. Günahlarının çokluğuna ağlayan, tövbe kapısında bağdaş kuran, sıkıntılar ve ferahlıklar içinde bazen Rahmanı unutarak bazen de onun ile yürüyen birisiyim. İnşallah.

Anlamayan varsa veya yanlış bir anlatım varsa yazmanızı rica edeceğim. Allah'a emanet olun selam ve dua ile kardeşlerim.


Mehmet Aluç

11 Şubat 2015 Çarşamba

Sağlıklı yaşam için gerekli olanlar...



Propolis
Nar Yoğurt Sirke Yüzde 70-75 damar tıkanıklığı olan hastalarıma propolis kullandırıyorum. Kalınbağırsak florasını düzenliyor, mide kanserine neden olan Helicobacter Pylori’yi yüzde yüz öldürüyor. Reflüyü de geçiriyor. Balı 10 yıl rafa koyun küflenmez, çünkü içinde propolis var.

Nar
Nar en iyi antioksidandır. Kan sulandırıcı özelliği var, o yüzden kalp sağlığında önemli rol oynuyor. Taneleyip suyunu öyle çıkarıyoruz. Kollu eski manuel makineler çok daha sağlıklı. Ürettiğimiz ballar ve nar suları 250 kimyasal kontrolden geçti. Anlayacağın sonunda “Narolog” oldum...

Yoğurt
Evde yapılmış yoğurt kanserin düşmanıdır. Yoğurt kolonda olması gereken bakterileri içerir. Probiyotik denen şey yani... Evde yapamazsanız üzerinde probiyotik yazan yoğurtları alın.

Sirke
Sirke çok tüketilmelidir. Bulaşık makinesine parlatıcı yerine sirke koyun. Mide kanserinin önemli sebeplerinden biri de bulaşık makinesi parlatıcılarıdır. Tamamen kanserojendir ve direkt mideyle temas eder.

Kaynak:http://www.hthayat.com/saglik/beslenme/haber/1027697-uzun-yasamanin-4-sirri

10 Şubat 2015 Salı

Sağlıklı Yaşamın Taşları



Günlük yaşamın temeli mutluluk bilinmeli
Onun peşinde gelen güven duygusu doluluk gülünmeli
Korkuların sokağında gezerken ürkütmemeli
Hayatta kalmanın korkusu güven duygusuna götürür görülmeli
Korku paniği ile yaşarken sevginin kıymeti bilinmeli
Korkuyu yatıştıran güven duygusu aranır
Bilgi eyleme dönüşür açınır kapanır
Bilginin güzelliği bulunur gönül tanır
Bilgi koşar davranışların kucağına yaslanır
Sar bilgiyi davranışlarının kolları ile canlanır
Sarmazsan huzursuzluk nehrinde boğulursun
Kelam ’sız dillerin bakışlarında nasıl doğrulursun
Haydi, al bilgiyi sevgi ile sar gönül kalmasın yasta
Mehmet Aluç




8 Şubat 2015 Pazar

Hayatta yaşamanın şifresi



Hayat ve yaşam içinde yaşar iken çoğu zaman hayatı anlamsız ve değersiz buluruz. Ve sanki hayat ve yaşam bize ters köşeden, bakıyormuşçasına baktığını düşünürüz. Bizde bu karmaşık anlamsız duygularla, hayata da aynı gözlerle bakar ve yanlışlığın uçurumuna düşer ve yuvarlanır aynı hata ile devam eder gideriz.

Aslında düşünelim, önümüzde kısa bir yol var ve dümdüz olan bu yolu yürümek var, aynı monotonlukta ve aynı duygular içinde, bu yolun sonuna ulaşmak bizi derinde sıkar ve üzer.

Birde bu yolun etrafında dikilmiş yollar ve duyguların var olduğunu düşünün, bunlar hastalık(arkasında şifa) sıkıntılar(arkasında ferahlık) vs… vs bunlar ile biz yol arkadaşlığı yaptığımızı düşünün ve bu anda da yüce Allah’ın, hep bizim ile olduğunu da unutmayalım.

Bu iki adımlık yolu, bu hengâmeler veya içinde değişik duygular ile yolun sonuna yürüdüğümüzü düşünün.

Şimdi hep zenginlik ile yaşarsak bir süre sonra usanacak ve stres ve travmalar yaşayacağız, hep fakirlik ile yaşarsak da aynı travmalar yaşayacağız ama yüce Rahman’ın Lütfü keremi ihsanı… Öylesine sonsuz ki bizleri sıkılmayalım diye bu uğraşları yolumuzun önüne döşemiş ve her an yardımı da hazır ve biz bu yolda bazen sıkılarak, bazen neşelenir bazen üzülür bazen güleriz bazen tökezlenir kalkarız… Bunlar ile yürürüz öyle değil mi?

Ve elimizde sermayesiz mallar ile bunlar mı nedir? Gönlümüzdeki sevgi, kazandıklarımız, yardım, hissiyat… Bu duyguları bu yolda harcayarak kazanç elde ediyoruz ve bunu Lütfü düşünebiliyor musunuz? Şöyle bir dakika düşünün ve aklınız nura ışığa boğulsun! Allah’u Ekber..

Bizden istenilen, bu hayatın yaşamın sonuna doğru yürür iken, elimizde sermayesiz yüceliği sonsuz Allah’ın vermiş olduğu güzellikleri dağıtmak, yardıma muhtaç olanlara yardım ederek, yıkılanı inşa ederek imkânımız dahilinde oda yoksa tatlı bir söz ile… Bu yaşamı sonlandırmak. Bu kadar açık ve basit.

Dağıtmaz ise ne olacak? İçimizde çürüyecek ve onların yanına kin nefret duyguları ile dolduracak ve o güzellikleri boğmuş olacağız ve yolun sonunda elimiz boş gideceğiz ve hiçbir kazancımız olmayacak!

Ama diğer şekli ile bizim olmayan, bize verilen bu nimetleri dağıtırsak hem de yüksek ve karşılığını, dağların bile kaldıramayacağı bir sevap, kazanacağız ve yüceler yücesi Rahman’a, bu ruhu istediği şekilde teslim etmiş olacağız İnşallah.

Ha yolumuza çıkan dikenleri günahları, yüce Rahmandan yardım ile az gayret ile temizleyeceğiz. Bazen yardım geç gelse de istemeye devam, istemeye candan devam. Umutsuzluk hiç yok, fazla güvenmekte yok kendimize, orta karar da olacak ve sadece yüce Rahmana güveneceğiz ve ondan isteyeceğiz.

Yüce Rahman’dan her an her saniye isteyin ama sabırla bekleyin ve yolumuza devam ederek. Bazen de her zaman tövbe kapısında bağdaş kurarak, namaz da secde ile yüceliği sonsuz yüce Allah'ın kapısın da durarak bu hayatın yolunda yürüyerek sonlandıracağız. Umarım karışık anlatmadım.

Bu benim düşüncelerim, öylesine bir fetva falan değil bunlar ve yanlış anlaşılmasın, sizler gibi az biraz karalayarak- yazmayı nasip eden Yüce Allah’ın izni ile- karalayan birisiyim. Günahlarının çokluğuna ağlayan, tövbe kapısında bağdaş kuran, sıkıntılar ve ferahlıklar içinde bazen Rahmanı unutarak bazen de onun ile yürüyen birisiyim. İnşallah.

Anlamayan varsa veya yanlış bir anlatım varsa yazmanızı rica edeceğim. Allah'a emanet olun selam ve dua ile kardeşlerim.


Mehmet Aluç

2 Temmuz 2014 Çarşamba

Hayatta yaşamanın şifresi



Hayat ve yaşam içinde yaşar iken çoğu zaman hayatı anlamsız ve değersiz buluruz. Ve sanki hayat ve yaşam bize ters köşeden, bakıyormuşçasına baktığını düşünürüz. Bizde bu karmaşık anlamsız duygularla, hayata da aynı gözlerle bakar ve yanlışlığın uçurumuna düşer ve yuvarlanır aynı hata ile devam eder gideriz.

Aslında düşünelim, önümüzde kısa bir yol var ve dümdüz olan bu yolu yürümek var, aynı monotonlukta ve aynı duygular içinde, bu yolun sonuna ulaşmak bizi derinde sıkar ve üzer.

Birde bu yolun etrafında dikilmiş yollar ve duyguların var olduğunu düşünün, bunlar hastalık(arkasında şifa) sıkıntılar(arkasında ferahlık) vs… vs bunlar ile biz yol arkadaşlığı yaptığımızı düşünün ve bu anda da yüce Allah’ın, hep bizim ile olduğunu da unutmayalım.

Bu iki adımlık yolu, bu hengâmeler veya içinde değişik duygular ile yolun sonuna yürüdüğümüzü düşünün.

Şimdi hep zenginlik ile yaşarsak bir süre sonra usanacak ve stres ve travmalar yaşayacağız, hep fakirlik ile yaşarsak da aynı travmalar yaşayacağız ama yüce Rahman’ın Lütfü keremi ihsanı… Öylesine sonsuz ki bizleri sıkılmayalım diye bu uğraşları yolumuzun önüne döşemiş ve her an yardımı da hazır ve biz bu yolda bazen sıkılarak, bazen neşelenir bazen üzülür bazen güleriz bazen tökezlenir kalkarız… Bunlar ile yürürüz öyle değil mi?

Ve elimizde sermayesiz mallar ile bunlar mı nedir? Gönlümüzdeki sevgi, kazandıklarımız, yardım, hissiyat… Bu duyguları bu yolda harcayarak kazanç elde ediyoruz ve bunu Lütfü düşünebiliyor musunuz? Şöyle bir dakika düşünün ve aklınız nura ışığa boğulsun! Allah’u Ekber..

Bizden istenilen, bu hayatın yaşamın sonuna doğru yürür iken, elimizde sermayesiz yüceliği sonsuz Allah’ın vermiş olduğu güzellikleri dağıtmak, yardıma muhtaç olanlara yardım ederek, yıkılanı inşa ederek imkânımız dahilinde oda yoksa tatlı bir söz ile… Bu yaşamı sonlandırmak. Bu kadar açık ve basit.

Dağıtmaz ise ne olacak? İçimizde çürüyecek ve onların yanına kin nefret duyguları ile dolduracak ve o güzellikleri boğmuş olacağız ve yolun sonunda elimiz boş gideceğiz ve hiçbir kazancımız olmayacak!

Ama diğer şekli ile bizim olmayan, bize verilen bu nimetleri dağıtırsak hem de yüksek ve karşılığını, dağların bile kaldıramayacağı bir sevap, kazanacağız ve yüceler yücesi Rahman’a, bu ruhu istediği şekilde teslim etmiş olacağız İnşallah.

Ha yolumuza çıkan dikenleri günahları, yüce Rahmandan yardım ile az gayret ile temizleyeceğiz. Bazen yardım geç gelse de istemeye devam, istemeye candan devam. Umutsuzluk hiç yok, fazla güvenmekte yok kendimize, orta karar da olacak ve sadece yüce Rahmana güveneceğiz ve ondan isteyeceğiz.

Yüce Rahman’dan her an her saniye isteyin ama sabırla bekleyin ve yolumuza devam ederek. Bazen de her zaman tövbe kapısında bağdaş kurarak, namaz da secde ile yüceliği sonsuz yüce Allah'ın kapısın da durarak bu hayatın yolunda yürüyerek sonlandıracağız. Umarım karışık anlatmadım.

Bu benim düşüncelerim, öylesine bir fetva falan değil bunlar ve yanlış anlaşılmasın, sizler gibi az biraz karalayarak- yazmayı nasip eden Yüce Allah’ın izni ile- karalayan birisiyim. Günahlarının çokluğuna ağlayan, tövbe kapısında bağdaş kuran, sıkıntılar ve ferahlıklar içinde bazen Rahmanı unutarak bazen de onun ile yürüyen birisiyim. İnşallah.

Anlamayan varsa veya yanlış bir anlatım varsa yazmanızı rica edeceğim. Allah'a emanet olun selam ve dua ile kardeşlerim.


Mehmet Aluç

8 Haziran 2014 Pazar

Hayat ta yaşamın şifresi

 Hayat'ta yaşamın şifresi









Hayat ve yaşam içinde yaşar iken çoğu zaman hayatı anlamsız ve değersiz buluruz. Ve sanki hayat ve yaşam bize ters köşeden, bakıyormuşçasına baktığını düşünürüz. Bizde bu karmaşık anlamsız duygularla, hayata da aynı gözlerle bakar ve yanlışlığın uçurumuna düşer ve yuvarlanır aynı hata ile devam eder gideriz.

Aslında düşünelim, önümüzde kısa bir yol var ve dümdüz olan bu yolu yürümek var, aynı monotonlukta ve aynı duygular içinde, bu yolun sonuna ulaşmak bizi derinde sıkar ve üzer.

Birde bu yolun etrafında dikilmiş yollar ve duyguların var olduğunu düşünün, bunlar hastalık(arkasında şifa) sıkıntılar(arkasında ferahlık) vs… vs bunlar ile biz yol arkadaşlığı yaptığımızı düşünün ve bu anda da yüce Allah’ın, hep bizim ile olduğunu da unutmayalım.

Bu iki adımlık yolu, bu hengâmeler veya içinde değişik duygular ile yolun sonuna yürüdüğümüzü düşünün.

Şimdi hep zenginlik ile yaşarsak bir süre sonra usanacak ve stres ve travmalar yaşayacağız, hep fakirlik ile yaşarsak da aynı travmalar yaşayacağız ama yüce Rahman’ın Lütfü keremi ihsanı… Öylesine sonsuz ki bizleri sıkılmayalım diye bu uğraşları yolumuzun önüne döşemiş ve her an yardımı da hazır ve biz bu yolda bazen sıkılarak, bazen neşelenir bazen üzülür bazen güleriz bazen tökezlenir kalkarız… Bunlar ile yürürüz öyle değil mi?

Ve elimizde sermayesiz mallar ile bunlar mı nedir? Gönlümüzdeki sevgi, kazandıklarımız, yardım, hissiyat… Bu duyguları bu yolda harcayarak kazanç elde ediyoruz ve bunu Lütfü düşünebiliyor musunuz? Şöyle bir dakika düşünün ve aklınız nura ışığa boğulsun! Allah’u Ekber..

Bizden istenilen, bu hayatın yaşamın sonuna doğru yürür iken, elimizde sermayesiz yüceliği sonsuz Allah’ın vermiş olduğu güzellikleri dağıtmak, yardıma muhtaç olanlara yardım ederek, yıkılanı inşa ederek imkânımız dahilinde oda yoksa tatlı bir söz ile… Bu yaşamı sonlandırmak. Bu kadar açık ve basit.
Dağıtmaz ise ne olacak? İçimizde çürüyecek ve onların yanına kin nefret duyguları ile dolduracak ve o güzellikleri boğmuş olacağız ve yolun sonunda elimiz boş gideceğiz ve hiçbir kazancımız olmayacak!

Ama diğer şekli ile bizim olmayan, bize verilen bu nimetleri dağıtırsak hem de yüksek ve karşılığını, dağların bile kaldıramayacağı bir sevap, kazanacağız ve yüceler yücesi Rahman’a, bu ruhu istediği şekilde teslim etmiş olacağız İnşallah.

Ha yolumuza çıkan dikenleri günahları, yüce Rahmandan yardım ile az gayret ile temizleyeceğiz. Bazen yardım geç gelse de istemeye devam, istemeye candan devam. Umutsuzluk hiç yok, fazla güvenmekte yok kendimize, orta karar da olacak ve sadece yüce Rahmana güveneceğiz ve ondan isteyeceğiz.

Yüce Rahman’dan her an her saniye isteyin ama sabırla bekleyin ve yolumuza devam ederek. Bazen de her zaman tövbe kapısında bağdaş kurarak, namaz da secde ile yüceliği sonsuz yüce Allah'ın kapısın da durarak bu hayatın yolunda yürüyerek sonlandıracağız. Umarım karışık anlatmadım.

Bu benim düşüncelerim, öylesine bir fetva falan değil bunlar ve yanlış anlaşılmasın, sizler gibi az biraz karalayarak- yazmayı nasip eden Yüce Allah’ın izni ile- karalayan birisiyim. Günahlarının çokluğuna ağlayan, tövbe kapısında bağdaş kuran, sıkıntılar ve ferahlıklar içinde bazen Rahmanı unutarak bazen de onun ile yürüyen birisiyim. İnşallah.

Anlamayan varsa veya yanlış bir anlatım varsa yazmanızı rica edeceğim. Allah a emanet olun selam ve dua ile kardeşlerim.
Mehmet Aluç

16 Aralık 2013 Pazartesi

BİR OLAN ALLAH(C.C.)



BİR  OLAN ALLAH(C.C.)

 İnsan tek başına çıktığı hayat yolculuğunda çekil ışıltısı ihlasla

Türlü duraklardan aldığı enerjilerle beslenerek özlemle sarıldığı Kuranla

Yaşam macerasına doğruluktan sevgi sevdanın kıvılcım belleği sünnet ile

Resulden ayrılmadan gülerek masumiyetle devam eder

 Bu kıyamlar onu biçimlendiren yol gösteren ışık

Avuçları yüreği dudakları duaya açık

Ruhunun her hücresinde aklanma yalvarışıyla tövbe kapısında

Yaşamın başlangıç bitiş noktası olarak kabul edilen iman ile teslimiyet ile

Tüm doğrultusunu yönünü belirleyen nurlu yolda


Allah’a Resule yürüyen sadık kuldur

 Bu iç yolculukta taşları asıl yerine oturtan Kuran sünnet ile açılan yoldur

Görünüşte bir kimlik kazanan bu süreçte yalnız Allah’a dayanan kuldur

Sonucunda ise insan bütünüyle toplumun bir parçası olarak

Haksızlıklara karşı imanı ile ilerleyen kuldur

Varlığın kendi varlığını Yüce Allah’ın varlığında yok etmesi,

 cennetten yoldur

Allah'ı bilmek nasıl olur?

Kâinatın yaratılışı nasıldır?

Biz neyiz?

Niçin geldik dünyaya yaşamaya?

Ne için?

Neden?

Yaşamımızın anlamı

Var olmanın aslı

Gerçek, başlangıç ve son nelerdir?

Bu ve bunun gibi fizik ötesi sorulara

Kuran sünnet ile cevap vermeye çalışan kuldur

Tek varlık olan Allah kendisini görecek gözler

Sevecek gönüller istemiş ve kâinatta bilinmek istemiş

Dediği hakiki mümindir

Allah'ın bir görüntüsüdür halifesidir

Öyleyse insanlar arasında

Renk, inanç, dil, ırk gibi ayrımlar yapmak anlamsızdır…


Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç