Bu Blogda Ara

Olun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Olun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2017 Cuma

Güzel Olanı Bilin Bilinde Öyle Gidin - Referandum -


referandum ile ilgili görsel sonucu

Türkiye geleceği için gidin oy verin
Ha da hiç vermeyin siz gidinde hep siz gezin       
Güzel olana ortak olmak herkesin hakkı
Güzel olanı bilin bilinde öyle gidin

Evet ya da hayırlar yıkmasın sakın bizi
Yıkmak ister bak düşman bak dizi dizi
Seni beni yıkalım biz düşünelim bizi
Güzel olanı bilin bilinde öyle gidin

Haklı haksızda kimdir onu iyice siz bilin
Haydi, bizler içinde durmayın gülümseyin
Aman sakın kimseyi sakın ola üzmeyin
Güzel olanı bilin bilinde öyle gidin

Yıkılsın artık yeter ikilik bu iki baş
Eğilmesin sakın o göz ile üstünde kaş
Üzülürüm gözlerde akarsa damla o yaş
Güzel olanı bilin bilinde öyle gidin

Herkesin her fikrine aman saygılı olun
Allaha kul olan siz kullar haydi biz olun
Arayın en güzeli doğru olanı bulun
Güzel olanı bilin bilinde öyle gidin

Senlik benlik yıkıyor artık görün bizi
Birileri uzakta gülerek izler bizi
Gönülden severim ben cana can hepinizi
Güzel olanı bilin bilinde öyle gidin

Kul Mehmet’im dilimde bugün böyle az döndü
Baktı gönlünüzdeki güzelliği de gördü
Bizi yıkmak isteyenler onlar ki zaten kördü
Güzel olanı bilin bilinde öyle gidin


Mehmet Aluç /Kul Mehmet

10 Nisan 2016 Pazar

Bilge Kişi Ve İnsan-2- (Özgürlüğü Arayan İnsanın Kendisi İle Buluşması)



Bilge Kişi Ve İnsan-2- (Özgürlüğü Arayan İnsanın Kendisi İle Buluşması)



-Sen ne diyorsun? Çok mu basit? Beni güldürmeyin? Öyle olsa idi herkes.
-Sen herkesi bırak herkeste sendeki ruh ve asalet yok ki.
-Bak bunda çok haklısın! Şimdi ben ne yapmam gerekiyor bir an önce onu söyleyin de bir an önce onu yapayım?
-Çok basit kalabalığın içine girerek karşınızdaki güvenlik güçlerini görünce çekilmeye kalkışanları kaçmamaları, geri çekilmemeleri bu haklı davadan bu kargaşa çıka. Yanlış söyledim dilim sürçtü bu haklı direnişiniz de geri çekilmemeleri hususunda onları ikna edeceksin onları motive edeceksin?
-Nasıl yani onları önemi süreceğim?
-Bravo hemen de anladınız, sizi tebrik ederim!
-Sağ olunda onları öne sürmekle onları ateşe atmış olmayacak mıyım?
-Ne ateşinden bahis ediyorsun, sen lidersin sen davanın selameti için yapman gereken ne ise onu yapacaksın, gerisine bakmayacaksın.
-Ama oy. Öyle. Öyle olunca da şey olmuyor mu yangına benzin..
Gerisini getiremedi durdu düşündü.
-Tamam, liderlik diyorsun ama o ortamda öyle liderlik olmaz ki ancak olsa, olsa profaksa.
Karşısındaki kızaraktan sözünü kesti.
-Sen ne diyorsun duygusallığa yer olmaz şimdi o ortamda, hem böylesi ortamlar ve her zaman ele geçmez kızışmış iken tam çatışm. Yanlış söyledim ilerlemeye haklı davanız için bir adım atmanıza ramak kalmışken sen kalkmış neler söylüyorsun?
-Haklı dava derken ben sadece oradan geçiyordum kalabalığı görünce birden kendimi onların içinde ve şimdide burada biraz önce yanımda başkası vardı şimdide sen. Haklı dava derken bana haklı dava hakkında bilgi verirmisin? Onu bileyim de ona göre onlara liderlik edeyim?
-Bu o kadarda önemli değil.
-Sen! se. Sen ne diyorsun neler söylediğinin farkında mısın? Saçmalamaya başladın? Biraz önce haklı dava derken şimdi ise!?
Karşısındaki kırdığı potu anlayarak şaşkınlıkla
-Sen beni yanlış anlıyorsun, buluruz bir şeyler demek istedim. Bu o kadarda önemli değil derken, bir defa ile hiçbir şey olmaz buluruz bir şeyler.
İnsan hiddetlenerek
-Ama zamanı değil ki orada o ortamda!
-Zamanı değilse sen zamana uyacaksın, bir şey olmaz günah olursa da Allah af eder, gerçi bu kadar günaha girdikten son. Bak beni de telaşlandırdın, fazla düşünme yoksa kafayı yersin.
İnsan hiddetlenerek
-Bak yine o kadarda önemli değil diyorsun hem dava diyorsun hemde önemli değil diyorsun hakikaten sen çok yalpak hatta kusura bakma çok cıvık birisine benziyorsun? Dur hemen kızarma renkten renge girme! Yani biraz önce söylediklerin ile şimdi söylediklerin birbirine ne kadarda tezatlık ve tutarsızlık içinde her ne ise içinde olduğunun farkında değilsin galiba? Bunlar insan hayatında çok önemlidir, senin bundan haberin yok galiba?
-Şe.! Şeşe tabi ki haberim var!
-Hem senin rengin sanki değişiyor galiba yüzünün hali neden değişiyor?
Birden arkasında hissettiği elin hissi ile sıçrayarak arkasına döndü. Karşısında biraz önce gördüğü ve kaybettiği bilge kişiyi görünce şaşırdı ama hemen kendini toparlayarak sevinç içinde.
-Bende seni arıyordum, sen nereye kayboldun, gelmen çok iyi oldu biraz önce sen kaybolduktan sonra karşıma birisi çıktı senin gibi gizemli konuşmuyorsa da değişikti şimdi bana bir şeyler söyledi, Bende onunla bu konuda tartışır iken sen tekrar geldin. Şimdi sen bana bu konuda yardımcı olurmusun sen yardımcı olmayı seversin, şimdi söyle karşımdaki kişiye.
Arkasını döndü kimse yoktu
-Ama biraz önce sen gelmeden önce yanımda idi. Sen gelince kork. Korktu kaç.
İyice afallayarak şaşkın gözlerle bakınmaya başladı. Bilge kişi yanına yaklaştı.
-Galiba hala olayın şokunda kurtulamadınız galiba.
Başını kaldırdı, konuşamadı sustu. Bilge kişi
-Galiba aramaktan vaaz geçtiniz, pes mi ediyorsunuz?
-Pe. !Pes değil de yani bu yaşadıklarım, bilinmeyenler bu yaşadıklarım muamma, aldatma yanıltmalar şu an yıkımı yaşıyorum dersem!
-Gözlerinde belirli oluyor ama vaaz geçersen hayatın her alanında önüne çıkacak olan bunlarla nasıl baş edeceksin? Bunlar her an karşında olacak ve bunun için şimdiden pes edersen hayatın boyunca hep bu pişmanlığın ezikliğini duyacaksın. Aradığın özgürlüğü bulmuşsun galiba?
-Hayır bulamadım!
-Buradan bakınca bulduğun belirli oluyor!
-Nasıl yani?
-Sence özgürlük nedir?
-Bence özgürlük, müdahale olmadan seçimlerde ve kabullenmeler de müdahale edilmeden herkes istediğini seçerek ve kabullenerek yaşamalıdır. Nasıl ki tüm seçimlerde Yüce Allah bizleri seçmede ve kabullenmeler de özgür bırakmış iken be seçimlerimiz sonucunda kabullenmelerimizin karşılığında nasılda bizler sorumlu oluyor isek yaşam alanından da hiç müdahale edilmeden herkes istediğini seçmede kabullenmede özgür olmalıdır.
-Çok güzel tarif ettin. Peki, neden arıyorsun? Kayıp mı ettin?
-Bilemiyorum!
-Şu anda buraya gelirken seni engelleyen oldu mu?
-Hayır!
-Kabullendiğin bu yolda başıma gelenleri senden başka çeken ve katlanan var mı?
-Hayır!
-Peki, bunları kabullenirken seni bu yola iten ne idi? Neyine güvenerek kabul ettin ki bu kadar mutsuzsun?
-Kendi seçimim değildi, kalabalığın bağırmalarına ve yürüyüşlerine katılarak gönlüme yani kalbime sormadan olduğu gibi yola attım. Yani tartıp biçmeden aklımın süzgecinde vicdanımın süzgecinde geçirmeden yola çıktım ondan olabilir mi acaba?
-Yani özgürlüğü araman boş ve gereksiz, zaten özgürsün?
-Bu açıdan bakınca evet ama insanlarda benim gibi seçmede özgür değiller mi özgürlük için bağırıyorlardı? Hem onları yolda yürürken engelleyen bir engel yok iken neden böylesine bağırarak özgürlük diye bağırarak etrafı yıkarcasına yol alıyorlardı, ta ki etrafa zarar verene kadar diğer insanları!
Durdu sanki bir icat bulmuş gibi gözlerinde sevinç pırıltıları ışıldamaya başladı. Sevinç içinde
-Taki diğer insanların özgürlüğünü kısıtlamanın yolunu kapamak için etrafa zarar vererek kendi dediklerimiz doğrudur diyerek ten zorca kabul ettirmek için ve ortada hiçbir neden yok iken ortalığı toz dumana katarak yola çıkana kadar. Evet, evet ben hiçte böyle düşünmemiştim. Sana teşekkür ederim ban doğru olanı gösterdiğin ve yardımcı olduğun için.
-Teşekküre gerek yok.
-Peki, biraz önce yanımda olan kişi kimdi, beni böylesine körü körüne bir yola çıkarmak için kandırmaya çalışan kimdi? Hem suratında da bir insanlık belirtisi olduğu da söylenemezdi, tıpkı ateş gibi sımsıcak, ürkütücü sanki yakmak ve yıkmak için eğitilmiş veya yola çıkmış, Sahi sen tanıyor musun onu?
-Sen tanımadın mı? İstersen biraz düşün etrafına bir bak, bak ama gör ,sadece bakma göz bakmak için ve görmek içindir ,unutma.
-Şey, görmek derken göremiyorum mu ki böyle söylüyorsun? Bak görüyorum!
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
Devam Edecek İnşallah

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

20 Mart 2016 Pazar

Seçme Dini Yazılar (Alıntılar)



Ey İman Edenler Allah'a Ensar Olun 
Ey İman Edenler Allah'a Ensar Olun
Mü'minleri, dinine ensar olma şerefine nail kılan Allah'a hamd, ensarlık yolunu en güzel şekilde beyan eden Allah Rasûl'ü, ashabı, âl-i beyti ve hidayet önderlerine salât ve selam olsun.

"Ey iman edenler, Allah'ın yardımcıları olun! Meryem oğlu İsa'nın havarilere: 'Allah'a (yönelirken) benim yardımcılarım kimlerdir?' demesi gibi. Havariler de demişlerdi ki: 'Allah'ın yardımcıları bizleriz.' Böylece İsrailoğullarından bir topluluk iman etmiş, bir topluluk da inkâr etmişti. Sonunda Biz iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, onlar da üstün geldiler." (37/Saff, 14)

"Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslam'a ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır."(47/Muhammed,7)

Allah'a subhanehu ve teâlâ ve O'nun dinine ensar olmak… Allah'ın subhanehu ve teâlâ merhametinin tecellisidir bu çağrı… Bu öyle bir çağrıdır ki, selim kalpleri tarih boyunca kendine tabi kılmıştır. Çağrıyı farklı kılan, çağrının sahibinin vasıflarıdır; El-Aziz, El-Kavi, El-Metin, Es-Samed olan Allah'tır subhanehu ve teâlâ. O'nun hiç kimseye ihtiyacı yoktur, O herşeye gücü yeten El-Kadir'dir. Herşeyin kendisine muhtaç olduğu Es-Samed'dir.

Hakikat bu iken kullarını O'na ve dinine ensar olmaya davet etmiştir. Kulların felah bulmaları için sunduğu fırsatlardandır. O'na ensar olmaya niyet eden kulun, ensarlıkta dahi O'nun muvaffak kılmasına muhtaç olduğu düşünülürse, bu çağrının sadece O'nun lütuf, kerem, ihsan ve fazlından olduğu daha iyi anlaşılır.

Ensarullah, Ensaru'd Din olmak fıtratı bozulmamış, imanına şirk, kalbini dünya sevgisi ve ölüm korkusuyla örtmemiş, hidayet nurunu masiyetlerle karartmamış sadık erler ve saliha kadınlar için en büyük şereftir. Bu çağrıya icabet etmek için en değerlileri feda etmekten bir an tereddüt etmezler. Bu çağrıya icabetin dünyada onlara kazandıracağı izzet, ahirette elde edecekleri nimetler, tüm dünyayı ve içindekileri onların gözünde değersizleştirir.

İnsanlar önce Rasûllere etbaâ (tabi) oluyorlardı. Bunlardan seçkin olanlar ise, daha sonra ensar…

Ensarlık seçkin bir zümrenin gönüllü icabet ettikleri bir süreçti.

Bizlerin böyle bir seçim hakkı yoktur. Zikredeceğim iki sebep, bizler için bu çağrıya icabeti zorunlu kılıyor. Bu bazılarımızın yapacağı farz-ı kifaye değil, her birimizin mecbur olduğu farz-ı ayn babındandır.

Birincisi: Algıların bozulduğu, tasavvurun dumura uğradığı bir çağda yaşıyoruz.

Öyle bir zaman ki, Allah Rasûlü dahi her namazın akabinde şerrinden Allah'a sığınma gereği duymuştur. Kapkaranlık, fitnelerin kol gezdiği, hayrın şer, şerrin hayır addedildiği, tevhidin şirk, şirkin tevhid diye isimlendirildiği, bidatlerin sünnet, sünnetlerin bidat olarak sınıflandırıldığı, fitnelerinin vakur insanı dahi şaşkına çevirdiği bir zaman. Bizler eskilerin etbaâlık dediği şeyi ensarlığın da üstü olarak algılıyoruz. Bugün 'Mücerred iman ve haftada bir gün derse katılmanın' dine ensarlık addedildiği bir gündür. Böyle olunca ensarlık yerde kalmıştır. Hatta Rabb'imin rahmet ettikleri müstesna, unutulmuştur.

İkincisi: Yaşadığımız zaman diliminde İslam'ın ve Müslümanların durumundan, Allah'a subhanehu ve teâlâ şirk koşulmak suretiyle gece-gündüz hakaret ediliyor. Kur'an'ın inancı kalplerden, hükümleri yönetimden, amelleri pratikten silinmiştir. Allah Rasûlü'nün rehberliği terk edilmiş, dili bizim dilimiz, cildi bizim cildimiz olan, cehennem kapısının davetçileri rehber olarak nasb edilmiştir. İslam ümmeti en değersiz insan topluluğu haline gelmiştir. Süper güç diye isimlendirilen vahşetin silahlarını denedikleri denek konumundadır. Ebu Cehil'in dahi: "Arab'a, 'Muhammed'in sallallahu aleyhi ve sellem kızlarını ve çocuklarını korkuttu' dedirtmem" dediği cahileyinin en karanlık dönemlerinde kabul görmüş insani erdemlerinden mahrum bırakılmıştır Müslümanlar.

Her 6 ayda kapılar tekmelenip, Ebu Cehil'in kendine yakıştırmadığı kadın ve çocukları ürkütülmesi söz konusudur. Hiçbir mukaddes gözetilmeden İslam'a hakaret ediliyor. Dinin şiarları hainlerin ellerinde ve dillerinde alay ve şaka malzemesi edilmiştir. Rasûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem minberleri, Lat'ı, Menat'ı ve onların kutlamalarını ihya eder vaziyettedir.

Bu durumda kalbinde zerre-i miskal hayat olan, onu şirk ve masiyetlerle öldürmemiş insanın başka yolu var mıdır?

Dine ensar olmayacak, Rabb'inin çağrısına icabet etmeyecekte ne yapacak?

Şairin dediği gibi:
'Ölünün yarasının elemi olmaz…

Ancak ölmüş kalp ümmetin bu durumunda elem duymaz.'

Ensar olmak…

Bu, derdi olan insanların gündemidir. Dert sahibi olmak İslam'ın ve Müslümanların derdini kendi derdi görmek, bu ancak selim kalplerin kârıdır. Dünya ve lezzetlerinden, lüksü ve rahatından selamette olan kalpler, onların kalbi Allah subhanehu ve teâlâ ve O'nun yanındakilere mütealliktir. Kalbi semada ve yücelerde olanın, gözü aşağılarda olabilir mi?

Kalbi arşa asılı olanın ayağına, dünya takılıp ona engel olabilir mi?

Yaptıkça daha fazla yapmak isterler. Onlar hep üstte olanları örnek alırlar, yaptıkça kendilerini ve amellerini küçümser 'Daha fazla ensar olmalı, daha fazla davaya adanmalıyım' derler. Onlar cennet ve Allah'ın subhanehu ve teâlâ rızasını elde etme yarışında kiminle yarıştıklarını bilirler. Mus'ablar, Ammarlar, Bilaller onların örneğidir. Yarıştığı genç Mus'ab radıyallahu anh olan hangi insan amelinden razı olup 'Bu kadar yeter' diyebilir ki?

Yarıştığı Bilal radıyallahu anh olanın karşılaştığı zorluklara 'Zorluk' demeye nasıl dili varır ki?

Hasta olan kalplerin derdi dünya ve onun rahatıdır. Onun ne katıldığı bir yarış ne de o yarışta kimlerin olduğu gibi bir derdi yoktur; o rahatsa dert yoktur. Bütün ümmet kan ağlamış İslam davası yerlere düşmüş… Onun gündemi değildir. Kalbi yere ve alçak olanlara mutaallık olanlar ulvi meseleleri dert edinmezler. Kalbi yerde olanın gözü de ayağı da yerdedir. Her engel onları yavaşlatır. Bunun sonu kendi halinden ve ümmetin halinden hiçbir elem duymayan 'ölü kalp'tir, Allah muhafaza.

Rabb'ini ve İslam davasını unutan, sadece kendi için yaşayan insanın cezası, unutmak ve unutulmaktır. Ensar olup lezzetini tadanlar 'Daha fazla' dedikleri gibi unutan ve umursamayanlar her geçen gün biraz daha batarlar.

"Onlar Allah'ı unuttular; O da onları unuttu."  (9/Tevbe, 67)


Devamını linkden tıklayarak okuyunuz.
Kaynak:
http://tevhiddergisi.net/tevhiddergisi-ey-iman-edenler-allah_a-ensar-olun--1-12

15 Nisan 2015 Çarşamba

Allah’a Olun Yakın




Canı veren Allah
Canı imanla yaşatmak
Düşer kula MAŞALLAH
Hür ol imanla SUPHANALLAH
İman gönülde açan gül
Her şeye kadirdir Yüce Rahman
Nefis şeytana uyma ey kul
Yürekten et tövbe silinsin tüm günah
Vicdanı gönlüne takın
Nefis şeytanda kaçın
Allah’a olun yakın
Kula her an yakın yüce Rahman etrafına bakın
İmandan daha güzeli yok bu cihanda
İman ile gezelim cümle meydanda
Açılsın cümle gönül gözü
İmanla çıksın dilinde iman sözü
Rahman sınar kulu bakar nasıl özü
Resul ile açsın gönüllerde gül ile göz

Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç