Bu Blogda Ara

arzu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arzu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2016 Çarşamba

Harcama Tüketim Çılgınlığı


çılgınca harcama çılgınlığı ile ilgili görsel sonucu
Görsel sonucu
  


                  Esaretlikle Dolu Çılgınca Harcamanın Istırabı!
 Hayatımızı dört bir yandan saran, tüketim çılgınlığı harcama arzusun delice çılgınlığı sarmış durumda. Birde işin içine reklamı katarak tüketmemizi zorluyorlar, zorlamazsa da elini cebimize ister istemez uzatıyor. Soframıza kazancımıza tek başına sahip olmanın, harcamanın mantıksızlığı ile bir dostumuzu komşumuzu buyur etmekten uzak, baskıcı diktatör emperyalizmin uşaklarının düşünceleri savı ile adaleti insanlık ilişkilerini komşuluk akrabalık ilişkilerin dibine dinamit koyarak parçalayan düşüncenin, kör karanlık ışığında yaşamaya çalışıyoruz. İnsanlığın güzel sarsılmaz güzelliği sımsıkı aile komşuluk ilişkilerinin, muhteşem ışığını güzelliğini o emperyalizmi savunan karanlık düşünceli insanların karanlığı ile değiştirerek, o güzellikleri yaşamaktan maalesef mahrum kaldık, hatta hiç haberimiz yok hafızalarımızdan kökten silinmiş mevcutta.
   Yaşamanın binlerce dili var iken, insanca el ele gönül gönüle yaşayın, birbirinizin kadir kıymetini değerini bilin, sımsıkı omuz omuza birbirinize destek olun dilinde çıkan, akrabalık komşuluk ilişkilerine sımsıkı sarılın… Binlerce güzel sözlerini duymamazlık’dan gelerek, sadece kendimiz ailemiz için yaşarken karanlık zihniyetli insanların, odamızın içine kadar karanlık düşünceleri fikri ile girmesine izin verdik bu izin vermek, bizim batışımız yalnız kalışımız toplumca yok oluşumuz demek olduğunu anlayamadık lakin farkında hala hiç değiliz!
    Kendi kazancımızla paramızla sırtımızda kazanmaları yetmemiş gibi, kazandığımıza göz dikerek, kendi kazancımızla bizi yönetmeye yok etmeye çalışıyorlar. Zaten kazanırken hakkımız olanı kesiyorsunuz, özgürce harcamamıza izin vermeyerek kendi fikrinizle düşüncenizle yokluğa götüren bir çılgınlık içinde harcamamızı isterken,bari bırakın sosyal hayatımızda istediğimiz gibi yaşayalım!
   İnsanın kendi iç dünyasında binlerce dünya olabilir lakin o içimizdeki dünya değil, dış dünyamız bize nefes aldırıyor, mutlu mesut ederken tüm dertlerimize el ele omuz omuza vererek insanlarla beraber gönül gönüle gülümseyerek aşmamız için bizi bir arada tutuyor. Baskıcı ele geçirmenin fikirsiz ligi ile tüm dünyaya insana fikre düşünceye egemen olmanın peşinde olan, emperyalist karanlık fikirli insanların yanımıza sokulmasına nasıl izin verdik hala anlamış değilim ve anlamakta ben zorlanıyorum!
   Eşitlik diye bizi eşitsizlik uçurumunda aşağıya atan bu zihniyetin hala elini sıkarak sırtını sıvazlayarak yan yana yaşamaktan uzaklaşmadan, suratına yüce Allah C.C. vermiş olduğu tokatta ki sillede ki gayretin gücüyle vurmadıkça yok olmaya dağılarak paramparça olmaya yaşamaya devam edeceğiz. An zamanın tarihimizin içinde fışkırarak bize yön vermesi gerekirken, biz tarihin üstüne kapkara bir örtü örterek, geçmişimizi unutarak, kendimize Esaretlikle dolu çılgınca harcamanın hatta birbirimizi paradan daha çok harcamanın içinde olduğu karanlık insanların, karanlığı içinde tarih yazmaya çalışıyoruz. Teknoloji çılgınlığı ile her ay çıkan yeni model telefonların çıkması ile bütçemizi onlara yetiştirmek için harcarken, cebimizi boşaltırken, kapımıza gelen bir fakiri edepsizce kovmanın ona yardım etmenin mümkün olamayacağı savı edepsizliği ile kovmanın peşindeyiz.
   Oysa elimizde bizi sömüren yeni düzenin zinciri olan teknoloji zırvası telefonla meşgul olacağımıza, karşımızda fakir yetim düşkün olan insanların peşinde koşarak, soframıza komşumuzla beraber misafir ederek, gönüllerini severek okşayarak vakit geçirmek yerine, ellerimizde yeni çıkan telefonlarla yalnızlığımızı yaşayarak telefonla beraber yanında bilmem ne programını satın aldırarak onun yanın da başka bir zırvayı almanın reklamı ile cebimizi boşaltmasına izin vermenin edepsizliği ile yaşamaya devam ediyoruz, hem de sırıtarak gülümseyerek! Daha söyleyecek çok şeyler var lakin bugünlük bu kadar yeter. Selam ve dua ile.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

9 Aralık 2015 Çarşamba

Gönül'ün gönül'e yakınlığı...




  Gönül'ün gönül'e yakınlığı cennetten bahçelerinde çiçekleri açtırır, kokusu evi mahalleyi şehri sarar, hatta o çiftin mutluluğu gönülleri sarar, herkes böyle bir mutluluğu yakalamak için gayret gösterir? Hangi zamanda? Ne zaman? Nerede? Kim yapar? Nasıl yaparız? Binlerce soru ile dolu bu güzelliği gerçekleştirmek için! Aslında çok kolayda ah egomuzu benliğimiz bizi yok eden bu benliğin kapısına yapışmış elimiz gönlümüz bir serbest bırakarak özgürlüğe bir koşabilsek o zaman olacak. Lakin ama velhasıl nasıl becereceğiz?

   Bu dünya gelip geçici imtihan dünyası bunu unutmazsak, yaptıklarımızdan hesap vereceğimizi bilsek ne kadar güzel olacak, dünya hayatında cennet hayatını yaşamış olacağız. Kendimizi yok edenlere bağlı olmaktan kurtularak, güzelliklere götüren var eden mutlu edenlere bağımlı olsak, ah gel gör ki egomuz arzularımız nefsimiz buna izin vermiyor! Verse bilene biz istemiyoruz, alışmışız iyi olmayanla yaşamaya, sanki bize kaba geliyor sevmeler, sarılmalar gülmeler! Gönüllerimiz hep son baharı yaşıyor, güzelliklerimiz dallarında bir bir yere dökülüyor, birbirimizin sevgisine ihtiyacımız olduğunu bildiğimiz halde, yok olmaya uçuruma düşmeye yakın aklımıza geliyor, heyhat o zamanda etrafımızda kimsecikler olmuyor.
   Geceleri sokakları aydınlatan sokak lambaları gibi, gönlümüzde sevginin lambaları hiç yanmıyor hep sönük! Kim fişini çekti neden? Niçin? Niye? Ne mantıkla çektiğinden de haberimiz yok! Tam bir keşmekeş muamma! Şöyle elimizle yüreğimizi yakan nedir diye elimizle bir yoklasak, gönlümüzün var olduğunu anlayacağız amma bunu da yapmıyoruz! Herkes bir köşede kendi yalnızlık kâbus dolu dünyasında, araya betondan duvarlar örmüş oturuyoruz!
   Acaba sevmenin yolunda yürüyünce çok yoruluruz diye mi korkuyoruz? Oysa sevgisizlik yolunda koşarken nefesimiz ömrümüz bitiyor, yorgun bitap düşmekten bir adım dahi atamıyoruz, yok oluyoruz... Ellerimizi ayaklarımızı gönlümüzü kıran bu sevgisizlik yolunda hala yürümekte ısrar ediyoruz. İnşallah en kısa zamanda Yüce Rahman'ın izni ile bu yok oluştan kaçarak, yeniden sevgi ile dirilmenin yolunda yeniden el ele gönül gönül'e var olur güzelliği ile mutlu yarınlara yürürüz inşallah. Selam ve dua ile.

Ah bakıyorum sevgisizliğe koşuyorsun
Nereye koştuğunu bilmeden
Yolda ayağın takılarak düşüyorsun
Yüreğinle beraber dizlerin kanıyor
Görmüyorsun hala düşmenin yolunda
Yoluna devam ediyorsun bilmiyorsun
Görmüyorsun
Hissetmiyorsun
Yağmur gibi sevgisizlik yağıyor başına
Kocaman taşlar gibi
Kendini sevgi ağacının altına
Alıp korunmuyorsun
Kanıyor bütün vücudun
Hala görmüyorsun
Bilmiyorsun
Hissetmiyorsun
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

31 Ağustos 2015 Pazartesi

Fikirsizliğinle Gönülleri Eyledin Karanlık



 Hak hak dedin dilinden düşürmedin
Hakkın yanına batılı utanmadan ekledin
İnsan hakkı dedin yola çıktın
Kendi arzularını utanmadan öne çıkardın
Dedin gönüller olsun apaydın
Fikirsizliğinle gönülleri eyledin karanlık
Senin istediklerin önemliydi
Bu öneminle insanlığın çöktü
Günahını kuldan sakladın
Allah(c.c.) biliyor işte onu unuttun yanıldın
Kendini günahını gizledin paklandın sandın
İki adım atmadan yalanın çıktı meydana yandın
Bilmem fikirsizlerin fikrine nasıl kandın
İnsanlığını vicdanını nasıl oldu sattın
Nefret kini biriktirdin çekmecede
Utanmaz niyetin seni nefret kini ekmede
Allah(c.c.) merhametle kullarını var eden
Zalimlik yapan kullarını cehennemde kızartıp nar eden
İman ile olan kulunu Allah c.c.nuru ile kul eden
İman etmeyen kulunu azabı ile yok eden
Sende kalmamış insanlık değer
Derdin kasanı doldurmakmış meğer
İnsanlar bu fikrini bilmezmiş meğer
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

17 Haziran 2015 Çarşamba

Ben Ve Nefsim



Ey nefsim neden şeytanla oldun başkaldırdın
İman yolunda yürümedin bak yalnız kaldın
Kendi arzun için yolumu çevirdin beni sattın
Ayıkamadım seninle kaldım yanıldım
Bir yalan içine binlerce yalan kattın

Beni dörderdin ezen yok eden çarkında
Nasıl ben olamadın farkında
İman geçiyor çağırıyor iken yakınımda
Ayıkamadım seninle kaldım yanıldım
Bir yalan içine binlerce yalan kattın

Beni kandırdın vardı ağzın sanki kulaklarında
Günah deryasına daldırdın beni dalgınlığımda
Seninle olamamak gerekir demişti Rahman Kur’an’da
Ayıkamadım seninle kaldım yanıldım
Bir yalan içine binlerce yalan kattın

Beni egomla kandırdın dedin sensin fikrinle seçmece
Namaz niyazdan uzak durdurdun yaklaştırmadın kendince
Kendi fikrimden uzaklaştım seninle oldum kaldım böylece
Ayıkamadım seninle kaldım yanıldım
Bir yalan içine binlerce yalan kattın

Derece derce düşürdün çirkefli çamura öylece
Seninle gezerdim sahteliğinle ben gündüz gece
Seninle yalanlarınla bildim sanırdım sözlerim bilgece
Ayıkamadım seninle kaldım yanıldım
Bir yalan içine binlerce yalan kattın


Kul Mehmet’im ayıktım işin gücün düzmece
Ben birden Rahmanın yardımıyla ayıktım dün gece
Rahmanın yardımıyla imanı yazdım gönlüme hece hece
Olan sana oldu ezildin benden fazla neticede
Ayıktım Rahman ile kalacağım bundan böyle istemesen de
Alnımda secde izi ile dolaşacağım artık sana hoş gelmese de

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

14 Haziran 2015 Pazar

Sözlerim



Arzularının peşinde koşanın değil, İnançlarımızın peşinde koşanın yanındayız, Yarınlara imanı taşıyanlarla beraberiz…



Bayramlarda deniz tatil özlemi ile yaşamayı hayal edenlerin değil, akraba ziyareti ile komşu ziyareti ile bayramı gönülde yaşayan ve yaşatanların peşindeyiz…



Bir hayali vardır diye o hayalleri yıkanların ve kendi hayallerinin peşinde koşanların değil, kendi hayalini geriye atarak, insanların hayalleri gerçekleşsin diye inançla imanla umutla yola çıkanların peşindeyiz.


Acıyan yaramıza yara açan değil, acıyan yaramızı saran merhem olan merhametlilerin yanındayız.

Mehmet Aluç

7 Mayıs 2015 Perşembe

Değermiydi?




Perişanım gamından, aşık olalı neşeni görmedim
Gönül rüzgarım esti etrafında, değer vermedin
Dönme dolap gibi döndüm,  bana kıymet vermedin
Değer miydi peşinden koşmaya, ben bunu bilemedim

Bağrımı ezdim, arzuların hırsın ayakların altında
Bahtım yanında, bana varsaydın olsaydın yanımda
Hicran ile yanarım kor alev, canım gitti canımda
Değer miydi peşinden koşmaya, ben bunu bilemedim

Kul Mehmet'im,  gönülden akan su durulmaz
Aşık olan kula ,elbette bağdat sorulmaz
Gönülde aşk merhamet yoksa ,yaşanılmaz
Değer miydi peşinden koşmaya, ben bunu bilemedim

Mehmet Aluç

8 Nisan 2015 Çarşamba

Gözlerimde Akan Yaş İle Secde De



Tövbe için ben vardım tövbe kapısına
Rahmanım bekler buldum yüzüm sürdüm dua ile bir başıma
Gönlümü eyledim pak gözlerimde akan yaş ile secde de Rahman adına
Nefsim şeytan ezildi yok oldu birden bire ateşte yanarcasına
Gönlümün huzuru ile kaldırmadım başım secdede şükür adına
Benliğimi yaktım boşaymış gururum acizliğimi anladım insanlık adına


Dünya ile dünya malı peşinde koşmak boşunaymış iyilik yapılmayınca
Kazancı kasalar tıkmak boşaymış sadaka zekât fitre vermeyince
Arzular hevesler yarınlar boşunaymış insanlık adına bir şey yapmayınca
Gönlümün huzuru ile kaldırmadım başım secdede şükür adına
Benliğimi yaktım boşaymış gururum acizliğimi anladım insanlık adına


İslam ile iman Kuran gül kokan Resul ile doldu içim
Yüzüme bakınca nefis şeytan tutuşur oldu bildim iman için
Tebessüm etmeyen gönlüm tebessüm etti nurla doldu içim
Bilmem bu güzelliği nasıl görmedim körmüşüm ağladım için için
Gönlümün huzuru ile kaldırmadım başım secdede şükür adına
Benliğimi yaktım boşaymış gururum acizliğimi anladım insanlık adına


Gafil kalmışım serseri gönlüm aklım ile ben boşu boşuna eyvah eyvah
Kulunu af etmek için her zaman beklermiş Yüceler yücesi kerim olan Allah
İşledin günah çok olsa da umut kesilmez Rahmandan koş gel diyor Yüce Allah
Nefis şeytan kandırır edepsizce aldatır günahın çok gitme kapın açmaz sana yüce Allah
Gönlümün huzuru ile kaldırmadım başım secdede şükür adına
Benliğimi yaktım boşaymış gururum acizliğimi anladım insanlık adına



Kızmadım nefsime şeytana bendim suçlusu daldığım sanki bir muammaydı
Muamma bildiğim bilmece amma Rahman çözdürdü bir anda
Feryadım boşunaymış duyan Rahman varmış ama ben bilemedim o anda
Kulu Mehmet’i güldürdü Rahman Secde ile uçuruma düştüğü o anda o zamanda
Gönlümün huzuru ile kaldırmadım başım secdede şükür adına
Benliğimi yaktım boşaymış gururum acizliğimi anladım insanlık adına

Mehmet Aluç

6 Nisan 2015 Pazartesi

Bilemezsin




Sensiz kalan ömrümün son demindeyim
Gecem gündüzü unuttu ağlarım görmezsin
Ufukta kararır gözlerin bana bakarken peşindeyim
Bir bilsen ne haldeyim hatıralarla sen yâd ederken bilemezsin


Beni bıraktın gittin bilmem ne uğruna
Yıktın gönül bağlarımı arzularınla kaldın koyun koyuna
Vebali ağlayan gözlerimin vebali senin boynuna
Bir bilsen ne haldeyim hatıralarla sen yâd ederken bilemezsin


Kul Mehmet’im der ki çaresizler meyhanelerde,
 Ben  seni aradım gönül hanelerde
Şükretmedin halimize çektin gittin göz göre göre bahanelerle
Ağlar gezerim şimdi sensiz viranelerde doldururum çilemi çilehanelerde
Bir bilsen ne haldeyim hatıralarla sen yâd ederken bilemezsin
Mehmet Aluç


3 Nisan 2015 Cuma

Rahman Gösterdi Gerçeği



 


Yıllar öncesinde, uzaklarda idi sanki teslimiyet, nefsimin arzularımın ve şeytanın istilası ile oysa teslimiyet bir adım bana benden daha yakınmış, Yüce Rahman’ın kulunu çok çok ama çok sevenmiş Rahman her an yanındaymış göremedim…

Teslimiyetten uzakta, bedenim arzularım nefsim şeytan peşinde koşarken, canım feryat içinde karanlıklar içinde, zulmü yaşarken bu yüreğim nasıl dayandı bilemiyorum…

Uzak diyarlarda, uzaklığın kör karanlığında bana konuşmaya vakit vermeyen bu arzularım, nefsim, şeytan benim sözlerime hislerime kıymet vermeden yıllarca peşinde sürükledim anlayamadım…

Doyumu olmayan muhabbet ararken, bir dostun duasında gülümsemesinde yer almak onunla gülümsemek isterken, kırgınlıkların zulmü ile ömrümü harap eylediler göremedim…

Lütfü, keremi… Sonsuz Rahman gösterdi gerçeği, uçurumun kenarında düşerken merhameti ile gönlüme, merhameti kondurdu nur nur açan çiçekler laleler sümbüller gibi… Birde aşk yerleştirdi ki sevgisizlikle uçuruma düşerken ellerimizde tutan Aşk’ı yerleştirdi ve o anda gördüm gerçeği, Binlerce kez şükürler olsun Keremi Lütfü ihsanı… Sonsuz Rabbime.
Kırgınlıkları, üzüntüleri Rabbim bir anda gönlümde sildi, önüme huzur dolu iman dolu bir sayfa açtı, gördüm, bildim ve anladım Rahmanın Kulunu ne kadar sevdiğini, gerçek dostun Rahman olduğunu idrak ettim, binlerce kez şükürler olsun…
Mehmet Aluç


0 Not allowed! Not allowed!

14 Mart 2015 Cumartesi

Ben Onsuz Bir Divaneyim



Arzu halimi söylesem o yâre anlar mı beni
Kapı önünde öksüz bırakır mı beni
Kaynıyor gönül kazanım bir buse ile söndürür mü bilmem
Aşkınla döndüm mecnuna desem
Leyla olup sarar mı acep beni

Seni candan sevmiyorum der ise
Ben bu canı nasıl taşırım canan ’sız anlamaz ise
Merhamet inmezse gül sinesine açmaz ise gönlünü
Aşkınla döndüm mecnuna desem
Leyla olup sarar mı acep beni

Viran olursa gönül evim
Söyleyin ben kime gideyim
Ak yüreğimle ben onsuz bir divaneyim
Aşkınla döndüm mecnuna desem
Leyla olup sarar mı acep beni

Aşkımı kabul etmezse o yar suç işler
Yar’ sız derdime hangi merhem çare eyler
Düşlerim hayallerim onsuz bana nasıl gülümser
Aşkınla döndüm mecnuna desem
Leyla olup sarar mı acep beni

İlahi bu aşk deryasında gezmek ne zor imiş
Gönül kapısını açmak ne kudretli iş imiş
Kul Mehmet’im senden başka yardımcısı yok imiş
Aşkınla döndüm mecnuna desem yardımınla ya ilahi
Leyla olup sarar mı acep beni ya ilahi
Mehmet Aluç

12 Şubat 2015 Perşembe

Kör Arzularım Hevesim



 Kör arzularım hevesim peşimde koşmayın ezerim
Ah sizler hakkın zıddına meyletmek için gelirsiniz bilirim
 Vah size disiplin, düzen, ölçü ve denetimden hoşlanmazsınız
Sadece kendin düşünürsün düşünme küserim
Yeter artık peşinden koşturduğun ayağın kırarım
Nefesim bitene kadar sizin oyununuzu bozarım

Sonu gelmez senin dünya malı isteklerin
Bitiririm sonunu iman ile sinsi gelişlerin
Sen kendin uslan yeter artık bitmez sinsi gülüşlerin
Nefesim bitene kadar sizin oyununuzu bozarım

İnsanları geçici heveslerle boş ilerle uğraştırmayın
Düzgün yolda gidenlerin kanına edepsizce girmeyin
Fırsat kollamayın boş bir anda can yakan şekilde süzülmeyin
Nefesim bitene kadar sizin oyununuzu bozarım

Engerek yılan gibi damarlarda gezmeyin
Aklı düşünceyi güzelliği engellemeyin
İnsanları gereksiz düşüncelerle zalim yapmayın
Nefesim bitene kadar sizin oyununuzu bozarım

Bedelsiz şahsi arzuları gerçekleştirmezsiniz
Toplumsal olmalı arzular bunu gizlersiniz
Ah siz keyfe düşkünlük, şehvete düşkünlük
İlim sahibi olmadan her şeyi doğru bildirten hükmeden
Kulu cehenneme sürükleyen kör arzularım heveslerim
Nefesim bitene kadar sizin oyununuzu bozarım

Kul Mehmet’im sen sakın üzülme her şeyi güzellik ile yor
Onları yenmek olsa da zor sanma sakın kor
Rahmanın gönderdiği Kuran Kerim var nur üstüne nur
Gül Kokan Resulün sünneti var tüm yollara ışık olan nur
İman var gönlüne merhamet ile kurulmuş sarayı yıkarsın sen onunla
Nefesim bitene kadar sizin oyununuzu bunlarla bozarım ben onurla
Mehmet Aluç

28 Ocak 2015 Çarşamba

Kefensiz Ölmenin Peşinde Yürüyen-2.Bölüm

 Kefensiz Ölmenin Peşinde Yürüyen-2.Bölüm

Kefensiz Ölmenin Peşinde Yürüyen-2.Bölüm

-Anlayamadım dedem?

-Gururuna nefsine arzularına yenik düştün, ben sevdim karşımdaki benden
fazla sevsin beni haykırışına kulak verdin ve yalnızlığı seçtin ve her adım atışında bir çukura düştün öyle değil mi?

-Sen beni yanlış anladın dedem, hem öyle olur mu?

-Aşkı sen nerede arıyorsun?

-Karşımda beni sevenden arıyorum.

-Aşk karşında sevende mi yoksa gönlünde mi?

-Hem gönlümde hem de sevdiğimin gönlünde…

-Emin misin evladım? Hem aşk öyle herkesin kapısını çalmaz ki, birisinin kapısını çalar, kapısını açar sevdiğini alıp gönlündeki aşk ile dolaştırmanı ister. İkinizin kapısını çaldığından emin misin?

-Dedem şimdi bilmece gibi sordun, ben ne bileyim? Ben sevdim sevdiğim beni sevmedi bende ayrıldım ondan.

-Her düş kırıklığından sonra aynı düş kırıklığına devam ettin hayatını yalnızlığın kör uçurumlarına adadın ve sokak, sokak geziyorsun mutluluğu bulmak için.

-Hay ağzına sağlık dedem, yoksa tüm suç beni mi diyorsun? Yo olamaz, sen yanılıyorsun dedem!

-Bana kusur gören gözlerinle öylesine bakma evladım, kusurları örten gözlerinle bak ki söylediklerimi ve yaşadıklarını anlayasın. Sen, hayallerinin iki bacağını birden kırmışsının evladım, boşuna yeni hayaller peşinde koşma.
Yüreğinde biraz önce, çığlık çığlığa çığlıklar dolaşırken acınız soluksuz acıları ile yüreğini yakarken, şimdi o çığlıklar yok olmuştu evet, evet yok olmuştu, gülümsedi.

Yan odadan gelen ihtiyar bir kadın sesiyle ürktü.

-Boyu devrilesi Muharrem, karnım acıktı nerde kaldı yemek…
Şaşkın bir sesle sordu.

-Kim o bağıran böylesine hırçın…

-Benim eşim, biraz aksidir kalbi katıdır, ama eşim nihayetinde.

-Sen onunla nasıl yaşıyorsun, galiba seni pek sevmiyor?

-Doğru tahmin ettin, lakin ben kalbimde aşkın kapısını ona açtım her daim onu severek aşkımı taze tutarak hem onu seviyorum hem de onu severek bedenimi dinç tutuyorum evladım. Ben ona şimdi yemeğini vereyim, kalkmaktan zorlanıyor fazla kızdırmamayım.

Yaşlı dede yani Muharrem dede içeriye elinde yemek tepsisi ile içeriye girdi. İçerisi pek karanlıktı, Hiçbir şey pek seçilmiyordu. Sönmekte olan mum ışığının yardımıyla kanepeye oturdu. Üstünde binlerce ton yük varmış gibi kendini yorgun hissediyordu. Gözlerine uyku mahmurluğu çöktü. Yavaş yavaş uykunun merkezine doğru bedeni derinleşerek yürüyordu. Gözleri kapandı uykuya dalmak üzereydi. Yalnızlık hırkası giyinmiş bedeni, tatlı uykunun esen meltemi sanki kulağına ninniler söyleyerek uykuya, düşler ülkesinin kalbine doğru yürümesi için dudağı ile kulağına fısıldarken uykuya daldı.

Uyku, elem fırçasının darbesiyle yüreğinde açtığı yaralara merhem, tükenen umutlarına umut gibi gelmişti. Yarınlarını kucaklamayan hayatı, sanki düşler ülkesinde kucaklıyordu tüm hayallerini mutlu gülen yarınını.
Uyandığında öğlen olmak üzere idi. Gözleri ile odayı inceledi, nerede olduğunu hatırlamaya çalıştı. Karşısında Muharrem dedeyi görünce kendisine bakar halde, bir anda her şeyi hatırladı. Uykunun dinçliği ile doğruldu.

-Kusura bakmayın bir an dalmışım, sizin yerinizi bir anlığına meşgul ettim özür dilerim.

-Önemli değil evlat, çok güzel ve derinden uyuyordun, sana kıyamadım. Kaç zamandır uyumuyorsun?

-Şey bilemiyorum belki iki üç gün…

-Şimdi nasılsın?

-Bu uyku bana çok iyi geldi, düşler ülkesinde geziniyordum uykumda, ömrüm de ilk defa böylesine düş gördüm ve uyku uyudum. Size minnettarım muharrem dede, isminizi hanımınız seslenirken öğrendim. Benim adım Seyit.

-Memnun oldum evladım seyit, acıkmışsındır önce bir şeyler yiyelim birlikte, sonra konuşuruz evladım.

Gündüzün ışığı ile odayı inceledi, kırık dökük bir masa ve kanepe kapıları kırık bir gard dolabı bir kaç eski elbise… Gard dolabının üstünde sallanan bir kolye, gümüş zincirli kolye ve üzerindeki kristal kuvars reiki sarkaçlı kolye dikkatini çekti. Aynı kolyeden sevgilisi yani terk eden sevgilisi Lalenin çantasında da vardı. Bu kolye özel bir kolye ye benziyordu. İlk gördüğünde pek önemsememişti.

Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

14 Ocak 2014 Salı

ARZULARININ ÇIKMAZ UÇURUMLARI



Düşlerimde sensizlikten acı bir feryat kopar
Düşlerimde sessizce uyanır seni ararım
Bitmeyen arzuların odamda çığlık çığlık dolaşır
Çılgın bir feryat olur sokaklarda seni ararım

Yolumu kapatan arzuların şimşek gibi önümde çakar
Beni sokaklarda yenilmiş pehlivan gibi yıkar
O an zaman durur beni benden alır
Ben silinirim mekân silinir zaman yok olur

Sonsuzluğa giden yolda yol ararken
Bir an soluk anılar yok olur
Giderim anlarım gidemem mutluluk uzak
Mutluluk yakın arzularının esaretinde çözemem dolu tuzak

Merakın ölüme eşit aşkın yorgun kafesinde ben
Sen bir meşale gibi yakarken zamanı
Ben silinirim mekân silinir zaman yok olur
Süzüle süzüle ruhum göğe çıkar

Sende çile denizine uzanırken ahların feryadın göğü kaplar
Kavuşurken yüreğimi sahibi Rahmana
Sevdanın ikliminde koşarken ben
Sen çile denizinde süzüle süzüle boğulur gidersin

Arzuların çıkmaz uçurumlarına düşerken
Hicran bakar arkasında gülümseyerek özgürce
Süzüle süzüle sevda iklimine koşar mutluluğu kucaklar güzelce
Arzuların çıkmaz uçurumlarında kaybolur iken sessizce


Sende süzüle süzüle boğulur gidersin üzgünce
Hülyasızlık cehennemine doğru yok olup giderken
Sessizce sana bakıyorum yüreğimde ki acılarla
Sen giderken
Mehmet Aluç



Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç