Bu Blogda Ara

yakın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yakın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2016 Pazartesi

Acıyan Yanlarımızı Yazar Kalemim

Acıyan Yanlarımızı Yazar Kalemim
 Acıyan Yanlarımızı Yazar Kalemim

Bazen kalbim kırıktır şiirlerim gibi
Bazen şiirlerim kırıktır gönlüm gibi
Zengin bir kalem değildir kalemim
Benim gibi az fakir gönlü zengin
Aşka gönüle çok çok yakın
Zenginlerin dansı olan valsı yazmaz
Elleri kadehlerde yaşayanları hiç yazmaz
Fakir gönüllerin sofrasında
Eksik zeytini peyniri yazar
Ha sanmayın peynir zeytin eksik diye fakir üzülür
Kalemim şiirlerim üzülür
Fakir paylaşır bir lokmasını gülümsemesini
Aynı şiirlerim gibi
Fakirin sırtında kazancı
Benim sırtımda herkese gülümseyen şiirlerim
Fakir kazancına hamal
Ben şiirlerime hamalım

Hüzün olsa da hüznü demli çay gibi içerim fakirin sofrasında
Zaten zenginin sofrasında hiç oturmadım
Zengin sofrasını yazamam kalemim yazmaz
Kalemim bir türkü yazar bir aş tadında
Dinleriz yoksul komşumla yoksulluğumuzla
Gönlü yoksul değil aslında hiç yoksul değil
Yoksul derler
Sofrasında iki zeytin eksik olunca
Olsun her şey zeytin kaşarlı peynir değildir ki
Aslında zengin yoksuldur bilmezler
Zengin paylaşamaz fakirdir
Yemez yedirmez fakirdir
Gülmez güldürmez fakirdir
Bilmezler öylesine söylerler

Romeo’yu yazamam
Leyla ile Mecnunumuz var
Kerem İle Aslımız var bizim buralı
Romeo Avrupalı yakışmaz kalemime
Hem yanımızda yaşamadı
Hem de sözleri hecelerimize yabancı
Gönlü bizim gibi sıcak değil sanki
Hey sende bir şey söylesene hancı
Hiç uğradı mı senin oralara uğramaz
Ama Leyla Mecnun Kerem Aslı
Uğramıştır yol üstünde senin hana
Gülüşleri benzer bilirsin cana
Aşkı yaşamışlardır yudum yudum içerek kana kana
Acıyan yanlarımızı yazar kalemim
Düşlerin ışıkların söndürenleri yazar
Düşlerle yaşarken düş ’süz kalanların
Düş ’süz kalanlara koşmalarını yazar

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

7 Mayıs 2016 Cumartesi

Çok Geç Oldu Deme Sakın

 
Lakin çok geç oldu deme sakın çık gel
Gözyaşları aktı kurudu unutmuştur deme sakın
Hicran taşları gönlümde yük gel yık ol yakın
Bana gelmene söylesene nedir bunca engel
Yoksa ecel mi sana attı gelemezsin de çengel
Haydi, çok geç oldu deme sakın gönde bana gel
 
Haydi, gel de bakayım o tatlı gülümseyen gözlerine
İnanayım bana aşkla söylediğin o tatlı sözlerine
Bir sabah geleceğim dedin benim artık her anım sabah
Gel de ne olursun bitsin bu yüreğimdeki dilimdeki ah
Yoksa ecel mi sana attı gelemezsin de çengel
Haydi, çok geç oldu deme sakın gönde bana gel
 
Yudum yudum ayrılık mı içitin de gelmezsin
Yoksa seni candan sevdiğimi mi bilmezsin
Giderken senin için yandığımı da görmedin
Gönlümde senin için ağlayan hıçkırıkları da mı duymadın
Yoksa ecel mi sana attı gelemezsin de çengel
Haydi, çok geç oldu deme sakın gönde bana gel
 
Çok geç olmuş ölenler içindir bunu iyi bil
Sen hala kalbimde yaşıyorsun gel de gör
Ne olursun gel de bu hasreti ayrılığı sil
Yoksa aşksız sensiz lal oldu bu dil
Yoksa ecel mi sana attı gelemezsin de çengel
Haydi, çok geç oldu deme sakın gönde bana gel
 
Kul Mehmet’im bana yudum yudum ölümü içirme
Sensiz hasret ayrılık kapısında ömrümü çürütme
Dön gel hatanla af ettim beni güldürtmeden öldürtme
Hatam varsa söyle ne olur beni perişan yerlerde süründürtme
Yoksa ecel mi sana attı gelemezsin de çengel
Haydi, çok geç oldu deme sakın gönde bana gel
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

18 Mart 2016 Cuma

Beyaz Gelinliğinle



Bir anda nasıl kaldık dilimiz bağlı
Gözlerimiz oldu ağlamaklı
Hasreti vuslat ile nasıl bağlamalı
Severek gönüllerde çağlamalı
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim

Sana yakınken ben sen çok uzaktın
Nasıl olur şimdi uzaklarda kaldın
Seni sarmak isterken uzaklara kaçtın
Ayrılık hançeri gönlümüze saplandı
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim

Ayrılığımıza neden ne onu çözemedik
İkimizde ayrı ayrı hiç gülemedik
Birleşelim dedikçe biz birleşemedik
İmkânsızı yaşadık kuramadık bir ocak
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim

Söndü gönül ocağımız yanmaz mı acep
Yeniden sevmemiz için yok mu sebep
Aşkımıza neden değil ki hiçbir mezhep
Yıkılmasın ne olur o kaşlarındaki hilal
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim

Yeter artık artık ağlamayalım
Gel kaçalım yalnız yaşamayalım
İki lokma ekmekle doyarız gel ayrılmayalım
Ayrılık değil vuslat olsun bize helal
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim

Korkma seninle enginleri dağları aşarız
Sığınacak bir liman bulur neşeyle yaşarız
Birbirimizi aşkla seviyoruz iyice bağlanırız
Bu gönlüm senindir sevdiğim gel sen al
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim

Seni bırakıp ta nereye gideyim
Sen yoksan ben nasıl güleyim
Bırakın beni o zaman öleyim
Mezarlara sığamam ki söyle nasıl öleyim
Koş gel kollarıma seni seveyim
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim

Kul Mehmet’im yıkılsın aramızdaki duvar
Zaten ikimizin de gönlünde aşk var
Aç kollarını beni aşkınla beraber sar
Yoksa bu dünya ikimize olur dar
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

1 Aralık 2015 Salı

Duvarda ki Saate



Hasret ateşi ile yanmak nedir kim bilir
Yakın ile uzağın perişan kor halini
Lal olan bu dilin kim kırabilir belini
Duvarda ki saate zamana hapis düşe
Hangi gönül perişan iken bakar gülümser

Gönül sayfanı aç ben bir ömür ben güleyim
Zamanın ilerleyen yolunda ben geleyim
Sabitlenmediği mi ben zamana bileyim
Duvarda ki saate zamana hapis düşe
Hangi gönül perişan iken bakar gülümser

Aç kolunu hiçliğin baskısında kurtulam
Bak gözüme de seni alan hiçlik mi bilem
Ondan sonra sen ayrı bende yoluma gidem
Duvarda ki saate zamana hapis düşe
Hangi gönül perişan iken bakar gülümser

Gideceksen umudu al götür sen yanında
Hasretle bakmayayım ben giderken arkanda
Bir dilenci gibi sen bırak sokak başında
Duvarda ki saate zamana hapis düşe
Hangi gönül perişan iken bakar gülümser

Issız sokak gökyüzü olsunda arkadaşım
Zamanla alışırım aramam ben anlayış
Şifa için yanımda artık olmasın bakış
Duvarda ki saate zamana hapis düşe
Hangi gönül perişan iken bakar gülümser

Kul Mehmet'im artık bu gönlüm kaldı bak yorgun
Aşk ile severken sen yedin işte bak vurgun
Bakışların sözlerin duygun olsa da durgun
Duvarda ki saate zamana hapis düşe
Hangi gönül perişan iken bakar gülümser

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

11 Haziran 2015 Perşembe

Rahmana ol yakın kul- Zincir Bent-



Bırak sözlerim sana aksın yar akın akın
Akın akın gelsen bana yakın
Yakın baksan bana gülüşünü takın
Takın merhametini etrafına bakın
Bakın cümle âleme gönülleri yakmayın sakın
Sakın şeytana yaklaşma imanını gönlünüze alın
Alın ağlayan gönüllerin dertlerini merhametle yakın
Yakın olun gönüllere olmayın ırak
Irak gönülde merhamet bırak
Bırak benliğini Rahmana ol yakın
Ol yakın nefisle olma sakın
Sakın nefrette kinden uzaktan bakın
Bakın gönüllere olun yakın
Yakın olsun dilin merhamete yatkın
Yatkın ol secdeye koşun akın akın
Akın akın düşünceniz olsun Kur’an’a akla yakın
Yakın ol kul Mehmet Kur’an’a gül Resul ile takıl
Takıl beş vakit namaz kıl
Kıl namazı secde de Rahmana ol yakın kul

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

15 Nisan 2015 Çarşamba

Allah’a Olun Yakın




Canı veren Allah
Canı imanla yaşatmak
Düşer kula MAŞALLAH
Hür ol imanla SUPHANALLAH
İman gönülde açan gül
Her şeye kadirdir Yüce Rahman
Nefis şeytana uyma ey kul
Yürekten et tövbe silinsin tüm günah
Vicdanı gönlüne takın
Nefis şeytanda kaçın
Allah’a olun yakın
Kula her an yakın yüce Rahman etrafına bakın
İmandan daha güzeli yok bu cihanda
İman ile gezelim cümle meydanda
Açılsın cümle gönül gözü
İmanla çıksın dilinde iman sözü
Rahman sınar kulu bakar nasıl özü
Resul ile açsın gönüllerde gül ile göz

Mehmet Aluç

5 Nisan 2015 Pazar

Duanın Dili
















Bir adam Hz. Ali’ye (k.v.) geldi ve:
–Sana sormak istediğim dört sorum var dedi..
İlim Şehrinin Kapısı:
“Buyur, sor.!” dedi.
Adam sordu:
–Vacip nedir? Vacipten evvel vacip nedir? Hz. Ali cevap verdi:
–Tövbe etmek vaciptir; günahları terk ise ondan önce vaciptir..
Adam sordu:
–Yakın nedir? Yakından yakın nedir?
Hz. Ali cevap verdi:
–Kıyamet yakındır; ölüm ondan daha yakındır..
Adam sordu:
–Acayip nedir? Acayipten daha acayip nedir..?
Hz. Ali cevap verdi:
–Dünya acayiptir; dünyayı sevmek ise ondan daha acayiptir..
Ve adam son olarak, şu soruyu sordu:
–Zor nedir? Zordan daha zor nedir?
Ve Hz. Ali, bu son soruya da, şöyle cevap verdi:
–Kabir zordur; azıksız, amelsiz kabre girmek ondan daha zordur..
Alıntıdır:






Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç