Bu Blogda Ara

denemeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
denemeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2017 Pazar

Gerçekçi Olmayan Savlarımız ve Karanlıklarımız




    Çoğu zaman, aşağı tabakadan fakir olan, bizim şimdilik bir anlığına varlıklı olmamızın sanki bir ömür süreceği yanlışlığına kapılarak, o fakir insanları hiçbir şeye sahip olmayan kimselerin bulunduğu bu toplumun, bakış açısındaki doğruluğunun gerçekçi olmayacağı savı ile her daim, yanlışlığa kör karanlığın kuyularına düşerek, kendimizi bakış açımızı karanlıklar içinde bırakabiliyoruz.

   Bir takım çabalar kendi gücümüzle ortaya çıkarmak için gayretler gösteriyor olsak ta, bazen bu gücün hissettirdiklerini kendimizde gönlümüzde duymayabiliriz, çünkü çabalar tek taraflı olunca anlam ve mana taşımıyor tezine karşı gelmemizin de hiç anlamı yok. Aşağı tabaka yukarı tabaka diye bir şey yoktur, bu çirkinliği kendi çirkinliği ile gün yüzüne çıkaran batının söylemlerinden başkası da değildir. Bir zamanlar zenci kardeşlerimizi köle yapan işkencelerle zulme uğratan ve halen şimdide parası gücü ile insanları yok etmeye çalışan batın bir yalanı ve aldatmacasın dan başka bir şey değildir bu.  Bu mukaddes vatan topraklarında kardeşçe birliktelik içinde yaşamamız en doğru olanıdır. Aman birileri Ötekileri rahatsız olacak bu söylemlerle yerine karşısında aynı vatan topraklarında yaşayan bu kardeşlerimiz bizim için en düşünecek biz onun için ne düşünmeliyiz sancısını çekmek hissetmek yerine, batının o çirkin niyetli insanı insan saymayan fikirsiz fikirleri ile o insanları memnun etmek için yaşamak boşuna bir heves ve uğraşı olacaktır.

   Hayatın boy aynasında veya cetvelinde boyumuzu ölçerken, kısalan boyumuzun ölçüsü ile gurur duymak pek doğru ve yerinde olmayan bir hayat anlayışı olacaktır. Geçmiş ile gelecek zamanı arasında hatalarımızı görerek ders almıyorsak eğer yıkılmaya mahkûm olduğumuzu da bilmemiz gerekir. İrademizi sorgularken ölçerken kendimize vatanın toprağın birlikte yaşadığımız insanların gönlüne çare sunmak için kendini yenileyemiyorsa, bu akıldan ziyade bu başa ağır bir yüktür. Hezimettir yok oluşun kapısına koşmaktır. Karanlığa koşturan karanlıkta oturtan, karanlık bir zihniyete hizmet etmek bence ahmaklıktır yokluktur. Aydınlıkta oturarak, görünür olmak var olmak bu hayatta en güzel olan yaşanılması ve yapılması gereken bir hayat ve bakış açısı olacaktır diyorum, vesselam.


Mehmet Aluç

6 Kasım 2016 Pazar

Söze Değer Vermemek Sözü Yıkmak Değersiz Kılmaktır


sözün değeri olmalı ile ilgili görsel sonucu

    Söz ne içindir?  Ya dinlemek ders almak içindir, ya da güzel sözlerin güzelliğinde gönlü dupduru pınarında yıkamaktır. Boşa dinlenmek sözü söz olmaktan çıkarır yük haline getirir, söze değer vermemek, sözü yıkmak değersiz kılmaktır. Söz söylendiğinde gönül merkezindeki merhametin imanın kuşatması altında, gönlü okşayan ders vererek hizaya getirmek, yolundaki çakılları dikenleri temizlemeye işaret eden dilin tatlı rüzgârıyla gönülden gönüle eserek kaplamasıdır. Bu dünya biz kullar için bir imtihan ve ahireti kazanma dünyasıdır. Hepimiz gönül merkezinde çıkan dil ile şekillenen her sözümüze, dilimizden çıkmadan önce sahip çıkmak adına düşünerek tartarak söylemeliyiz. Sözlerimiz yıkmamalı, yakmamalı yalnız bırakmamalı…
    Sözler, gönüle alınan merhamet imanla yıkanarak çıkarsa söz olur gönül kapısını açan anahtar olur. Herkes söylediği söz ile değer kıymet bulur, bunun ekseninde yaşar ve değeri ne ise karşılığını muhakkak bulur. Gönülde bulunan her ne varsa, dil ile hayat bulur ve yaşar ve yaşatır veyahut yıkar öldürür ağlatır… Sadık olmak sadık kalmak gönlümüzde yetişen bir çınardır, pınardır, kul isterse çınarla pınarla süsler karşılığını alır, ister dikenle nefretle doldurur çöl eder kurutursa bununda karşılığını alır, işte bu seçimi Âlemlerin Rabbi yüce Allah imtihanı gereği kuluna bırakmıştır.
    Sözüne sadık diline gönlüne sadık olan, sadık olarak Rahmanı yanında bulacaktır, bunun tersini yapansa yanında nefsini şeytanı ve cehennemi bulacaktır. Gönlünde dilinde elinde ne varsa onun karşılığını alacağımız, bir hayatın ve imtihanın içerisindeyiz. Nasıl ki dünya hayatı için bin bir hesap yapıyorsak, ahiret hayatı içinde bin bir hesap yapmak zorundayız. Aşkı gönüle devamlı akan bir berrak ırmak gibi gönüle yerleştiren Yüce Allah, onun vermiş olduğu gibi merhameti imanı gönlüne bunların ekseninde nakış nakış örersen, dünyanı da ahiretini de nakış nakış ellerinle örmüş kurmuş olacaksın. İman merhamet sadakatle yola çıkarsan, karşında bunları bulursun ve karşılığını bu dünya ve ahiret hayatında karşılığını bulursun, gönülleri bu güzelliklerle okursun hayat güzellikleri bulursun mutlu mesut olursun.

Al gönlüne imanla merhameti
Ara sen bul gönül erlerini
Aç bulursan gönlünü al gönüllerini
Varsa ver gönül sevgilerini
Ne verirsen onu bulursun
Alnı açık hakka secdeye durursun

   Durmak, çok önemlidir ne için kimin karşısında ne için durduğumuz çok önemlidir, bu konuda yüce Allah c.c. hesap vereceğimizi hiç unutmamalıyız. Biz kullara değer veren hepsinin cennete girmesini isteyen, yüce Rabbimiz hatamız olduğunda telafi için zaman ve tövbe kapısını açık bırakmış mühlet vermiştir. Muhatap olmak bu âlemde hem de cenneti az bir çaba ile bize sunan Âlemlerin Rabbince muhatap alınmak en güzelidir. Bakın şöyle âleme hayatımıza yaşantımıza, kim bizi muhatap alarak dinliyor veya bir hatamız olduğunda suratımıza kapıyı kapatmadan gülümseyerek bekliyor? Hangi bir kula derdini üç dört defa açtığında, seni dinliyor ve ilgileniyor bulabilen var mı? Ben Âlemlerin Rabbinden başkasını bulamadım, günde yüz defa halimi arz etsem de günahımla tövbe dilesem de her an her daim beni dinleyen, affı ile kuşatan değer veren dertlerime deva sunan Rabbimi buluyorum. Ne mutlu biz Müslümanlara ki Müslüman olmakla, Rabbim bizi şereflendirdi kendisine kul habibi nurdan Muhammed (S.A.V.) ümmet yaptı İslam’la Nur Kur’an’la yolumuzu dünya ve ahiretimizi nurlandırdı. Bundan daha büyük onur ve şeref olur mu kul için? Elbette ki olmaz başka hiçbir yerde, bu kadar değeri kıymeti onuru şerefi merhameti bulamayız. Her an bu dünya hayatında buna liyakatli olmamız dileğimle selam ve dua ile.

1 Kasım 2016 Salı

Aşka Gönül Gözüyle Bak Tüm Bedeni Sarmış

Görsel sonucu

Her insanın sanmayın bir hayatı var, iki hayatı vardır birisi gözümüzle gördüğümüz hayatı, biride gönlünde sakladığı yaşadığı hayatı vardır. Biz birisini görürüz hayatı bir tane deriz ve yanılırız.

Yakmalı bu gönlü Aşkın narıyla yoksa gönül olmayacak. Sevmeli insanları aşkla yoksa aradığımız mutluluk bizimle olmayacak.

Aşka gönül gözüyle bak tüm bedeni sarmış, gönülde aşk iman yoksa bak insana bedenini öldükten sonra toprak sarmış. Aşkla gideni melekler karşılamış, aşksız gideni azabı karşılamış.

Aşkla toprağa giden aşkına ahirette karşılık bulacak gülümseyerek, aşksız giden pişmanlığını bulacak ağlayacak.

Gönül aşkın dilidir gönlü bu dil ile konuştur tüm güzellikleri aşkın güzelliğiyle durma buluştur.


Bu âlemle gökyüzü birbirini tamamlamış, lakin gönüller aşkla buluşmadan birbirinden kaçmış, yalnızlığın çaresizliğinde, çaresiz dermansız kalmış.

Korkma adım at aşkın deryasına bir adım, göreceğin güzellikler karşısında pişmanlığına ağlarsın koşarsın bin beş yüz adım.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Aşka Gönül Gözüyle Bak Tüm Bedeni Sarmış


Görsel sonucu
    Her insanın sanmayın bir hayatı var, iki hayatı vardır birisi gözümüzle gördüğümüz hayatı, biride gönlünde sakladığı yaşadığı hayatı vardır. Biz birisini görürüz hayatı bir tane deriz ve yanılırız.
    
Yakmalı bu gönlü Aşkın narıyla yoksa gönül olmayacak. Sevmeli insanları aşkla yoksa aradığımız mutluluk bizimle olmayacak.
  
  Aşka gönül gözüyle bak tüm bedeni sarmış, gönülde aşk iman yoksa bak insana bedenini öldükten sonra toprak sarmış. Aşkla gideni melekler karşılamış, aşksız gideni azabı karşılamış.
  
 Aşkla toprağa giden aşkına ahirette karşılık bulacak gülümseyerek, aşksız giden pişmanlığını bulacak ağlayacak.
  
 Gönül aşkın dilidir gönlü bu dil ile konuştur tüm güzellikleri aşkın güzelliğiyle durma buluştur.
   
Bu âlemle gökyüzü birbirini tamamlamış, lakin gönüller aşkla buluşmadan birbirinden kaçmış, yalnızlığın çaresizliğinde, çaresiz dermansız kalmış.
    
Korkma adım at aşkın deryasına bir adım, göreceğin güzellikler karşısında pişmanlığına ağlarsın koşarsın bin beş yüz adım.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

30 Ekim 2016 Pazar

Bu Hayatın Bazen Uzun Bazen Kısa Yürüyüşleri


Görsel sonucu
   İnsanoğlu sadece kendisini değil, tüm insanlığı, bireysel olarak da birbirlerini düşünmek için var edilmiştir. Yaşadığı hayat boyunca, birçok dost arkadaş edinerek yaşamak ve onu düşünerek hayatını idame etmek için, bu dünya âlemine gönderilmiştir. Dünya hayatında beraberce bu hayatın bazen uzun bazen kısa yürüyüşlerinde, beraber yürümek ve hayatını noktalamak için yaratılmıştır. Bazen yürürken, taşa takılıp düşeceğin anda seni dostun arkadaşın tutar, düşmezsin veyahut ta düşersin, gelir seni kaldırır aynısını sen yaparsın düşen bir insanı dostunu düşmek üzere iken tutarsın veya düştüğünde koşar kaldırırsın. Her gün sen veya dostun arkadaşın birbirinizi düşünerek birbirimizi hatırlayarak yaşarız. Yere düşerken üzerine bulaşan toz toprağı silkeleyip yola devam ederken. İnsan düşerken kaldırılır, kalkarken düşer insan bu dünya hayatında diye düşünürken, beraber gülümseyerek bu hayat yolunda yan yana yürümek için vardır insan.

   İşte insan ve hayatı, dostu arkadaşı ile dünya hayatı yaşantısı bunun için vardır. Hayatın bize verdiği uzun veya kısa anında, hep birlikte nefes aldığımız gönlümüzü dünyamızı bu birlikteliğin güzelliği ile doldurduğumuz bir evrendir bu yaşadığımız hayat. Sadece kendimiz için yaşamadığımız tüm   insanlık, insanlar için yürüdüğümüz bir hayattır bu yaşadığımız hayat.

   Âlemlerin Rabbi Yüce Allah C.C. yarattığı hayat verdiği biz her canlıyı yaratan, her anda bizimle olan varlık ve yoklukla kulu kiminle nasıl yaşıyor ne düşünüyor diye imtihan eden yüce Allah C.C. cümlemizi korku dolu anlarda dehşet dolu günahlarımızdan tövbe ile af eden, bizi koruyan yalnız Allah C.C. dır. Bizlerinde birbirimizi koruması gözetmesi için bu âleme gönderen imtihan ile sınayan kulun bu imtihanları birliktelikle kazanmasını isteyen Yüce Allah C.C. dır. Hep birlikte el ele bu dünya hayatımızı güzellikle sonlandırarak imtihanı kazananlardan olmak dileğimle. Selam ve dua ile.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

26 Ekim 2016 Çarşamba

İnsan Yaşarken Bu Hayatın İçinde Kayıtsız Kalabilir Mi? Hissiz Olabilir Mi? Duygusuz Olabilir Mi?


 Görsel sonucu
   İnsan yaşarken bu hayatın içinde kayıtsız kalabilir mi?  Hissiz olabilir mi?  Duygusuz olabilir mi? Olsa olsa ölen bir bedende bunlar olabilir, öyleyse dünyamızda onlarca insan katl ediliyorken, hakkı olmayan hakkıymış gibi bir ülkeyi işgal ederken, insanları acımadan katl ederken, bizler buna kayıtsız hissiz duygusuz kalarak izliyorsak ses çıkarmadan yaşıyorsak bakıyorsak tabi bakmakla hiç alakası yoktur bu bakmanın, öyleyse bizler yaşayan insan değil ölmüş fakat farkında olmayan insanlarız!
   Fazla para kazanma hırsına sahip olma, tüm gücünü sağlığını mutluluğunu elinden alır sakın bu hırsla sararıp solma.

   İnsan, arzularına hırsına egosuna kendisi köle olur bir ömür boyu ona çalışır, kendisi için bir şey kazanmaz hep kaybeder. Eğer kişi, ben köle olmam diyerek arzu hırsına ihtirasına egosuna sırtını dönüyorsa, onlar kaybeder, iyilik yolunda hep kendisi kazanır.

   Özgürlük ateşiyle yayan bir yüreği ve bu yüreğe yani gönüle sahip bir insanı, köle yapamazsınız, köle yapsanız da o özgürlük yolunu bulmak için gece gündüz çalışır ve köleliğin zincirlerini parçalayarak özgürlük yolunda tek başına koşar. Önemli olan hangi yolu hangi duyguları kim için taşıdığınız yanınızda gezdirdiğiniz önemli. İnsan tek başına özgür yaşasa diğer insanlar köle olsa bu özgürlük, bir mana anlam taşımaz, ama toplumun özgürlüğü için mücadele ederse, toplumca özgür olurlar, özgürlüğün yolunu kapatanları bu hayatta yok ederek, özgürlüğün yolunu açmış olurlar.

   Kendi arzumuz çıkarımız ekseninde, sadece kendi yaşantımızı idame etmek için çalışmak, toplumumdaki bireyleri önemsemeden kazanmak, bir süre sonra bize sıkıntı verecektir.  Kendini düşünerek diğer insanları önemsemeden yaşamanın monotonluğu ıstırabı, yalnızlığın sancısıyla kaplanmış bir odada kendisini sıkışarak hapis ederek, bu monotonluk anlamsızlıklarla dolu dünyasında, kendi eliyle kazandığı sancılarını bir ömür boyu yaşarken, karşısındaki insanlarında mağdur ederek, o sancıyı kendisiyle beraber olanlarda çekecektir haliyle. Ruhuna işleyen bu benlik egosu arzusu kazanma hırsı kendi çıkarını düşünme saplantısı, özgürce yaşamasına izin vermeyerek modern anlamda, modern köle yapacaktır. Terk edip gitse kazancım kaybolacak eriyecek korkusu saplantısı, bedensel özgürlüğünü etkisi altına aldığı gibi alan etkisi teorisi denilen teoriyle bulunduğu alandaki insanları da etkileyecek, etrafındaki insanları da bir köle gibi gösterecektir, işte bu saplantı aslında köle olanın kendisi olduğunu her zaman unutturacaktır.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

25 Ekim 2016 Salı

Düşünürken Acı Çekmek Yaşarken Acı Çekmek Adına…


layık olmak ile ilgili görsel sonucu
    Hayatımızda neyi layık olduğu gibi kabul ettik ki, mutluluk kapımızı çalsın, bizi gülümseyen mutluluğu ile sarsın.
   Sayamıyoruz ömür denen geçip giden günleri, birbirimizle kırgın olduğumuz günlerin farkında değiliz hem ömür denen günlerimiz bir bir tükenirken hatta hoyratça harcarken, dostsuz geçen günlerin sancılarıyla yaşarken, gözyaşımızı silecek bir dost arkadaşımız olmadan bu ömrümüzü boşuna heder ediyoruz, mutsuzlukla baş başa yaşıyoruz.
   Gönlümüzde mutlu olmak için içimizde derin bir istek olmasına rağmen, mutlu olmak için egomuzu yıkarak mutluluğa bir adım atamıyoruz, ilk adımı biz değil de mutluluk bize doğru adım atmasını bekliyoruz. Oysa mutluluk kapımıza kadar gelmiş biz ona son bir adım atmaktan aciziz hala gelip bizi sarmasını boşuna bekliyoruz!
    Ömrümüzü boşuna zamanın eline teslim ediyoruz, oysa zaman teslim almakla ilgili bir isteği ve arzusu yok, sadece mutlu anlarınızı bana göre ayarlayın ben gelip geçmeden bu güzel günlerin tadını çıkarın diyen bir yol işaret ve zamanın işaretçisidir oysa.

   Hayatımızı zamanın dışında zamana bağlı kalmadan, kendi arzu ve hayallerimizin gerçekleşmesi uğrunda sadece kendimizi düşünerek harcadığımız müddetçe ne bizim için yarın nede güzel bir gelecek bekleyecektir. Güzel günler ve gelecek birlik beraberliğin beraberce yaşandığı bir yaşamın devamı ile mümkündür.

   Düşünürken acı çekmek yaşarken acı çekmek hayatımızın vazgeçilmez yoldaki ayağımıza takılan bir taşıdır, her taşa takılıp düştükçe, düşmemek için kendimize hayatımıza daha sıkı sarılmamıza neden olmakla beraber bizi hayata hatalarla yaşamamak adına daha, sağlıklı düşünmeye hayatımıza da daha sıkı sımsıkı sarılmamıza neden olmaktadır. Bu küçük düşmeler acılar bizi mutsuzluğa değil acılarla yaşamaya alıştırarak, her düşmeden sonra hayata sarılmaktan vazgeçememeyi bize öğreterek, bu acılarla duygularımızı içimizde saklamak yerine onunla yan yana duygularımızı da zayıflığına fırsat vermeden baş başa yaşamaya olanak vermektedir.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

24 Ekim 2016 Pazartesi

Her İnsan Güzel Sözlerin Gönül Kulak Okşayan Tınısını Duymayı Hak Ediyor


 hz mevlana sözleri ile ilgili görsel sonucu
   Konuşurken iletişim kurarken, ağzımızdan çıkan her sözümüz direkt kulaktan kalbimize işliyor ve anında etkisini gösteriyor. Bu nedenle konuşurken söyleyeceğimiz her kelimeye söze dikkat etmek zorundayız. Gönülden çıkmayan- daha doğrusu gönlünde güzelliği taşımayan insanın- binlerce söz kelime söz söylese de gönlü okşayacak bir sözün çıkması mümkün değildir.

Hz Mevlana ne güzel demiş o gönül dostu gönüllerin dostu: “Gönlü ve sözü bir olmayan kimsenin, yüz dili bile olsa o, yine dilsiz sayılır.”

“Aynı dili konuşanlar değil; aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler.” Mevlânâ

   Yaşadığımız bu zaman diliminde anlaşmak aynı duyguları paylaşmak pek mümkün değil. İnsan ilişkilerinde çok geride kalmamızın nedeniyle karşılıklı ilişkiler komşuluk ilişkilerimiz çok zayıf.
Şair ne güzel demiş:

“Bir bakış bir bakışa, neler neler anlatır.
 Bir bakış bir aşığı, saatlerce ağlatır.
 Bir bakışın manası, hiçbir lisanda yoktur.
Bir bakış bazen şifa bazen zehirli oktur.”

Şairimiz başka bir dörtlükte:

İçilen çay aşkın bir parçası mıydı?
Uzun gecelerde
Kulaklarımıza hoş bir seda bırakıyordu
Çay kaşığının sesi

   Aynı duyguları aynı dili gönülden gelen içindeki güzelliğin pınarından yıkanarak gelen sözüyle karşılıklı konuşmak işte bu kadar güzel ve hoştur, eğer gönülde güzellik yoksa sözlerde gönül gibi boştur. Var sen ey kul atını yokuşta koştur mantığıyla yorulacağız hem kendimizi hem de karşımızdakini. Birlikteliğimiz huzurla mutlulukla doldurmak ancak gönül güzelliğiyle söylenen düşünülen fikri zikri kaplayan sözlerle mümkündür. 
   Bazen bir üşüme ve yalnızlığın sancısıyla geçen anlarımızı candan sevdiğimiz bir dostumuzla karşılaşınca, muhabbete gönülden başlayınca hepsi bir anda silinir gider yok olur. Böylesine güzel dostlukları kazanmak bizim elimizde dilimizde, aklımızın fikrimizin güzel düşünmesi güzele koşması âşık olması sevmesi ile olur. Sonsuz güzelliklerin sırrı bazen iki güzel kelimeyle söylenir ve gönüllere aktarılır, bazen iki kötü uygunsuz kelime ile gönüllerde güzellikler kirletilir, yok edilir. Bu sözlerin sırrı, dudakta çıkan kelimelerde saklı, sırlı olana ulaşmak ve ulaşmamak bu kadar basit ve kolay desemvde bazen çok zordur. 
   Her insan güzel sözlerin gönül kulak okşayan tınısını duymayı hak ediyor, bu güzellikleri onlardan saklamak, kendimizden saklamaktır bunu da iyi ve güzel bilelim. Selam ve dua ile kalın kardeşlerim canlarım dostlarım…
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

22 Ekim 2016 Cumartesi

Aslını Saklayarak Gönülden Sevmenin Güzelliğini Maskeleyerek Sırf Çıkarı İçin Sevmek!

  
 çıkar ilişkisi ile ilgili görsel sonucu
 Düşleriniz gülüşleriniz hakkınız olan haklarınız yarınlarımız için göğüs ğögüse savaşmak ve kazanmak, elinizden almaya çalışanlarla savaşmak en doğal hakkımızdır. Bu bizim en doğal hakkımız. Sakin olun derlerse sakin olmayın, bin bir telaşla elinizden almak için koşarcasına gelenler için, sakin olmayın! Kazanmak haksızlığı yenmek için çalışın ve gönülden vererek paylaşarak engin olun! Yarınlar için toplumun geleceği için daha çok çalışın erdemli olun, erdemli olmayı insanlara anlatın. İnsanlarla iç içe olun onlarla omuz omuza yaşayın ve onlarla eğlenin! İyi insan olmak neymiş hakkınızı yarınlarınızı düşlerinizi almaya gelenlere gösterin ve iyi insan olun. Kaşlarınızı insanlara eğmeyin hep gülümseyin.
Birliktelik erdemli insan olmak insanın kendisini hayatın acımasızlıklarla doldurmaya çalışan insanlıktan nasibini almamış olanlara insanlığınızla savunabileceği yegâne silahlardan üstündür, öldürtmek insan zalim yapar, yaşatmaya çalışmak erdemin onurun güzelliği ile karşınızdaki insanı da erdemli onurlu yapar. Daha fazlası olmalı diye düşünecek olursak herkese gülümsemeli, yanında derdi ile ilgilenmeli yalnız bırakmamalı gizli söylenmemiş olduğu her şeyi unutmuş olmuş gibi unutmalı
Farkındaysanız geçmiş yani Tarih bize yaşarken hangi fırsatların kaçırılmış olduğumuzu hatırlatan bir dosttur arkadaştır, okudukça bildikçe geçmişi eksik olan yanlarımızı buluruz hangi olasılıkları gözden kaçırdığımızı buluruz. Bilhassa içten ifadelerimizin eksikliğini yalnızlıkla yaşamış olduğumuz, geride bırakmış olduğumuzu hayatın yaşarken hangi yönlerini yanlış yönlerini bıraktığımızı tarihin içinde muhakkak bulacağımızdan emin olabilirsiniz Bu durum, bazen bizi bırakarak ötelere giden ölen insanların yaşantısından örnekler kesitler bularak tanımanın, o geçmişi yaşayanları tanımaktan dolayı yaşadığımız hayatı daha kolay anlaşılır olarak bulacağız. Böylesine hazır olan hayatların yaşanmışlığı bize daha kolay olduğu düşüncesini uyandıracak bizlerde. İnsan yaşamış insanların kişisel sırlarını öğrenerek ortaya çıkarıldığında, kendi sırlarının değerini veya onların saklamayarak açığa çıkarmışsa saklama gereğini veya açığa çıkarmışlar ve başarıya ulaşmışlarsa içindeki sırları meydana çıkarma ihtiyacı duyacaktır haliyle. Bazen saklamak için çok daha fazla özen gösteren biz yaşayanların saklanarak hayata geçirmemenin eksikliği ile yanlışa düşerek paylaşmayarak solup gitmesine izin vermemiz, kaybetmemize neden olmaktadır. Aslını saklayarak gönülden sevmenin güzelliğini karşılıksız vermek sevmek yerine, maskeleyerek sırf çıkarı için sevmek bir süre sonra bu gerçeği öğrenen karşımızdaki insanın, bizden soğumasına bizi yalnız bırakmasına neden olacaktır. İnsan iyi güzel yönleri birliktelik var iken yanlış yönlerde insan hayatını hiçe sayarak yok etmeye çalışırsa, önce insanların hayatı sonra kendi hayatının yok olacağını da bilmelilerdir! İşte biz insanlar bunu bilmediğimizden hep kaybediyoruz. Kaybettirmek için yola çıkan kaybetmeye mahkûmdur. Kazanmak için yola çıkan her zaman kazanmaya ulaşır ve kazanır
Hayatın içinde nelerin hangi içeriklerle hangi güzellikleriyle içimizde içerebileceğine izin vermek  koymak veya koymamak, kaybettirmek veya kazanmak bizim elimizdedir, bu bakımdan onu paylaşarak yeni güzelliklerin ortaya çıkması adına yenilikleri bulmak adına hayatımıza, daha güzel yönleri eklemekte biz insanoğlunun elindedir. Yönleri yok etmek kaybetmeye, yönleri bir merkeze ulaştıran farklı yönleri bulmak bize hep kazandıracaktır.
İnsanların gerçek olan daha sonra yok olacak olan bu hayatlarında üzerlerine yapıştırdıkları zengin-Fakir-asil-asil değil-adına değer ifade etmekten uzak etiketler arasındaki farkı ayırt etmeyi öğretmek, insanlığa büyük adımlar attıracak ve önlerini görmek birbirlerini tanımak adına sadece –Daha çok iyilik ve Salih amel işleyerek insanların takva yönüyle-üstün olacaklarını bilincini bize söyleyen, Nur Kur’an’ın bu emrini öğretmek bilinçlerine yerleştirmeye çalışmak yeni bir hayat medeniyet güzellikleri inşa ederek güçsüz olanları ezmenin önüne geçerek, herkesin eşit olduğunu idrak etmelerini sağlamak, insanları dışlamak hak ettikleri haklarını almak bize bir şeyler kazandırmayacağını söyleyen Yüce Kur’an’ın bu emrini hayatımıza geçirmek, toplum olarak güçsüz bir halde iken bizi en güçlü bir toplum haline getireceğini de unutmamamız gerekmektedirDışlanmış insanların bizden uzaklaşarak güç kaybetmemize yeniden aynı toplum içinde kardeş kavgalarına da sebebiyet verecektir. İşte batının yıllardır bunu yaparak bizleri böl parçala yok et mantığı ile bizleri birbirimizden uzaklaştırarak, yeryüzünü kirleterek nefretle kuracakları hem geleceğimizi hem de dünyanın geleceğini yok etmenin peşindeler. Bizler Allah C.C. iman eden müminler olarak, Allah c.c. almış olduğumuz tertemiz nurla bezenmiş insani değerleri gönüllerin sevgilerin tertemiz ışığı ile tertemiz insana değer veren insanı ve kâinatı koruyan değerlerle yaşayarak, bu güzellikleri dünyaya ve kendimize armağan etmekle mükellefiz. Kışkırtan unsurları yok ederek, insanın ve kâinatın daha doğrusu hayatımızın ve dünyanın hak ettikleri ne ise onu onlara vermek veya kazandırmak için bu yolda hayatımızı ortaya koymalıyız.
Geçmişe yani tarihe tarihimize dönüp baktığımızda, tutkuyla sadece kendisi için, toplumu göz ardı ederek yaşayan insanların bağlandıkları inançla hiç alakası olmayan batıl inançların kendilerini şiddete götürdüğünü görmezden gelmelerine fırsat verdiğini, görmelerine engel olarak çıkar ilişkilerine dayalı hayatlarını her zaman kaybettiklerine şahit olacaksınız. İlginçtir ki bu yenilgi ile insanların hala ders almadan ya da tarihin sayfalarını açmadan insanların neden her defasın da aynı hata ile kaybetmeyi unutarak, aynı hataya düştüklerini görerek hayrete düşeceksiniz. İnsanın doğruyu gerçeği güzeli söyleyenleri duymayarak kendi aptallıklarına gülmekten aldıkları akıl almaz zevkleri, yanlış yola girmeleri ve bu nedenle neden bu aptallıklara engel olmak adına bir çaba sarf etmediklerine de şahit olacaksınız tıpkı günümüzde tarihten ders almayarak düşmüş olduğumuz birçok hatalar gibi. Diğer insanların fikirleri düşünceleri fikir düşünce zenginliğimizdir, onların bu fikri düşüncesi bizi izleyen yabancı bir gözmüş gibi düşünürsek hiçbir zaman birlik ve beraberliğimizi sağlayamayacağız. Her günün sabah ve akşamında hayatımızdan ömrümüz bir yaprak gibi yere düşerken, geriye kalan ömrümüzü, zifiri karanlıklara gömmek yerine, ışıkların aydınlıkların olduğu bir dünyaya doğru devam ettirir isek aydınlıkları yaşamayı istersek, aydınlıklarda yaşarız. İnsanların hayatlarına zenginliklerine dünyaya sahip olmaya değil, sahip olanlarla olmayanların hayatını güzelleştirmeye gelmedik mi biz bu dünyaya. Çok malı olan az olanla paylaşmaya çalışarak, ahireti kazanmaya gelmedik mi biz bu dünya âlemine. Hayat bir yürüyüştür ama tek başına değil toplumla el ele gönül gönüle yapılan bir güçlü yıkılmaz sarsılmaz yürüyüştür bu hayat. En güzelini birliktelikle kardeşçe yaşamak dileğimle, Selam ve dua ile.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

19 Ekim 2016 Çarşamba

Harcama Tüketim Çılgınlığı


çılgınca harcama çılgınlığı ile ilgili görsel sonucu
Görsel sonucu
  


                  Esaretlikle Dolu Çılgınca Harcamanın Istırabı!
 Hayatımızı dört bir yandan saran, tüketim çılgınlığı harcama arzusun delice çılgınlığı sarmış durumda. Birde işin içine reklamı katarak tüketmemizi zorluyorlar, zorlamazsa da elini cebimize ister istemez uzatıyor. Soframıza kazancımıza tek başına sahip olmanın, harcamanın mantıksızlığı ile bir dostumuzu komşumuzu buyur etmekten uzak, baskıcı diktatör emperyalizmin uşaklarının düşünceleri savı ile adaleti insanlık ilişkilerini komşuluk akrabalık ilişkilerin dibine dinamit koyarak parçalayan düşüncenin, kör karanlık ışığında yaşamaya çalışıyoruz. İnsanlığın güzel sarsılmaz güzelliği sımsıkı aile komşuluk ilişkilerinin, muhteşem ışığını güzelliğini o emperyalizmi savunan karanlık düşünceli insanların karanlığı ile değiştirerek, o güzellikleri yaşamaktan maalesef mahrum kaldık, hatta hiç haberimiz yok hafızalarımızdan kökten silinmiş mevcutta.
   Yaşamanın binlerce dili var iken, insanca el ele gönül gönüle yaşayın, birbirinizin kadir kıymetini değerini bilin, sımsıkı omuz omuza birbirinize destek olun dilinde çıkan, akrabalık komşuluk ilişkilerine sımsıkı sarılın… Binlerce güzel sözlerini duymamazlık’dan gelerek, sadece kendimiz ailemiz için yaşarken karanlık zihniyetli insanların, odamızın içine kadar karanlık düşünceleri fikri ile girmesine izin verdik bu izin vermek, bizim batışımız yalnız kalışımız toplumca yok oluşumuz demek olduğunu anlayamadık lakin farkında hala hiç değiliz!
    Kendi kazancımızla paramızla sırtımızda kazanmaları yetmemiş gibi, kazandığımıza göz dikerek, kendi kazancımızla bizi yönetmeye yok etmeye çalışıyorlar. Zaten kazanırken hakkımız olanı kesiyorsunuz, özgürce harcamamıza izin vermeyerek kendi fikrinizle düşüncenizle yokluğa götüren bir çılgınlık içinde harcamamızı isterken,bari bırakın sosyal hayatımızda istediğimiz gibi yaşayalım!
   İnsanın kendi iç dünyasında binlerce dünya olabilir lakin o içimizdeki dünya değil, dış dünyamız bize nefes aldırıyor, mutlu mesut ederken tüm dertlerimize el ele omuz omuza vererek insanlarla beraber gönül gönüle gülümseyerek aşmamız için bizi bir arada tutuyor. Baskıcı ele geçirmenin fikirsiz ligi ile tüm dünyaya insana fikre düşünceye egemen olmanın peşinde olan, emperyalist karanlık fikirli insanların yanımıza sokulmasına nasıl izin verdik hala anlamış değilim ve anlamakta ben zorlanıyorum!
   Eşitlik diye bizi eşitsizlik uçurumunda aşağıya atan bu zihniyetin hala elini sıkarak sırtını sıvazlayarak yan yana yaşamaktan uzaklaşmadan, suratına yüce Allah C.C. vermiş olduğu tokatta ki sillede ki gayretin gücüyle vurmadıkça yok olmaya dağılarak paramparça olmaya yaşamaya devam edeceğiz. An zamanın tarihimizin içinde fışkırarak bize yön vermesi gerekirken, biz tarihin üstüne kapkara bir örtü örterek, geçmişimizi unutarak, kendimize Esaretlikle dolu çılgınca harcamanın hatta birbirimizi paradan daha çok harcamanın içinde olduğu karanlık insanların, karanlığı içinde tarih yazmaya çalışıyoruz. Teknoloji çılgınlığı ile her ay çıkan yeni model telefonların çıkması ile bütçemizi onlara yetiştirmek için harcarken, cebimizi boşaltırken, kapımıza gelen bir fakiri edepsizce kovmanın ona yardım etmenin mümkün olamayacağı savı edepsizliği ile kovmanın peşindeyiz.
   Oysa elimizde bizi sömüren yeni düzenin zinciri olan teknoloji zırvası telefonla meşgul olacağımıza, karşımızda fakir yetim düşkün olan insanların peşinde koşarak, soframıza komşumuzla beraber misafir ederek, gönüllerini severek okşayarak vakit geçirmek yerine, ellerimizde yeni çıkan telefonlarla yalnızlığımızı yaşayarak telefonla beraber yanında bilmem ne programını satın aldırarak onun yanın da başka bir zırvayı almanın reklamı ile cebimizi boşaltmasına izin vermenin edepsizliği ile yaşamaya devam ediyoruz, hem de sırıtarak gülümseyerek! Daha söyleyecek çok şeyler var lakin bugünlük bu kadar yeter. Selam ve dua ile.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

17 Ekim 2016 Pazartesi

Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Rasulallah!




Ya Nurdan Nur Nebi, senin gelişin doğum günün âlemlere nurlarla kayıt edildi, nurun damla damla kâinata damladı gönüllere yayıldı. Gelişin müjdelere müjdeydi, gülüşlere anlam katan gülüştü, kokusu bitmiş yok olmuş çiçeklere gönüller kokuydu, yeniden yeşermek için umuttu. Rahman Rahim olan Rabbim, çaresizliğimizi bitişimizi güllerin gönüllerin kokusuz nursuz kaldığını bildiği için seni Âlemlere gönüllere Kâinata Rahmet olarak gönderdi. Seni Gönderen Yüce Allah c.c. binlerce kez şükür, secde etsek azdır… Gelişinle nurunla gönüllerde sönen güneş ayrı bir güzellikte doğdu, ay yıldızlar gece çok ama çok farklı parlıyor. Gönüller gelişini bilenler senin nurdan adını terennüm etmenin sevincini, onurunu yaşıyorlardı… Güller cennetten aldığın kokundan yayıyorlardı âleme, gün her şey yeniden yazıldı âlemlere gönüllere gelişinle gülüşünle nurunla... Kâinat bile, o gün bir başka gülümseme ile gülmeye hasret kalmış, insanlığa ayrı bir güzellikte nurunla nur nur tebessüm ediyor. Senin ismin hürmetine yaratılan biz insanlar, senin gelişinin şerefiyle şerefleniyor yeniden doğuyordu yeniden tüm kâinat insanlar insanlık…

Gelişinle gönlümüze nurun dokundu sıcaklığıyla sardı, kendimizden eski kendimiz silindi, yeni bir kendimizi bulduk o gün nurdan gelişinle cennetten gelen kokunla kâinat âlem… İnsanlık gelişinle arınmaya hasretti, gülümsemeye gülmeye, zulmün altından kurtulmaya muhtaçtı ve sen geldin Nurunla Rahman Olan Rahim… Olan Rabbimizin izniyle, kâinat nurla doldu gülüşünle gülüşlere can hayat geldi canlara…

Arapça ‘da "bir işi tamamlayıp sona erdirmek, bir şeyin sonuna bitişine damga vurmak, bir yazı veya belgeyi noktalayarak mühürlemek" anlamlarına gelir. Bu tamlamada yer alan "Nübüvvet" terimi; "kullara yönelik olan ilahî irade ve mesajların vahiy yoluyla üstün vasıflı bazı seçkin insanlara, beşeriyete tebliğ etmeleri kaydıyla ulaştırılması" anlamına gelmektedir. Buna göre hatm-i nübüvvet tamlaması Allah ile kulları arasındaki elçilik görevinin sona erdiğini belirtmektedir.(Alıntıdır bu kısım)

“Resulüm! Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya: 107)
“(Ey insanlar!) Allah’a ve Peygamber’ine inanasınız, ona yardım edesiniz, onu büyük tanıyıp saygı gösteresiniz.” (Fetih: 9) 
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz 
Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Varlığım kudret elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki, bu ümmetten yahudi olsun hıristiyan olsun, kim benim peygamberliğimi duyar da benim getirdiğime iman etmeden ölürse mutlaka cehennemliklerden olur.” (Müslim: 153)

Sen ümmetine düşkün secdede seccadesini ağlayarak gözyaşı döken Nurdan Peygamberimizsin, sana layık olmak her kula nasip olmaz, hakkıyla layık olamazsak ta yolunda bir nefes tüketmeye dünden razıyız ya Nurdan Nebi. İnsanlığın yeryüzünde gönüllerden zulümle silinmek üzere olduğu, o kara kapkara şirkin, putperestliğin, insan ve onun haysiyetine ve hilkatine yaraşmayan kapkara karadan daha kara zifiri karanlıklar olarak ,insanlığı anında boğmak üzere olduğu cahiliye döneminde, ya Nurdan Nebi gönüllerimizin akan merhametiyle gülüşüyle bir pınar Rahmetiyle geldin ıssız sanılan bu bir çölde, ayın on dördü bir öksüz olarak, Abdullah’ın yetimi, Amine’nin rüyası, Hz. İbrahim’in duası, Hz. İsa’nın müjdesi, âlemlere gönüllere Rahmet olarak doğuverdin geldin, bu gelişin zulümler gelişleri yıkan, doğumun, doğan zulmü zalimi paramparça eden gelişti doğuştu. Âlemlere gelişinle nura gark oldu, gönüller insanlar yetimler gelişinle doğuşunla gülüşünle cihan muradına erdi.

Bizler sana erişemedik göremedik, lakin Nurdan Kur’an da gelişini gülüşünü okuyarak her gün yaşamaya çalışıyoruz. O Nurdan nuruna âşık olan Sahabeler gibi seni sevemedik sevmemizi de imkân yok, onların yanında bir parça kadar sevmiş olsak ta sen o nurdan sahabelerin gibi sevmiş kabul et ya Nurdan Nebi. Seni anlatmaya, Mürekkep kalemler kâğıtlar sayfalar yetmez ya Nurdan Nebi. Ya Nurdan Nur, seni anlamaya anlatmaya çalışmak, biz Müslümanlar ve mümin gönüllere dünya ve ahirette sonsuz huzur, verecek ve gönüllerimizde düşüncelerimizde silinmez engin ufuklar açacaktır ve bu engin ufuklar senin nurdan gülüşünle doludur, biliyoruz ve sana doğru gelmeye çalışıyoruz. Ayağımıza dünya nefsimiz arzularımızı kazançlarımız takılsa pranga olsa da kırmaya çalışarak gelmeye niyetliyiz Yüce Allah c.c. izni ve yardımıyla. Ahirette şefaatine cümle müminler olarak erişmek için günde beş vakit namazda Yüce Allah c.c. İstediğimiz duadır ya Nurdan Nebi. Hoş geldin hoş geldin sözleri Nurun karşında gülüşlerin karşında söner ya Nurdan Nebi…
Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Rasulallah!
Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Habiballah!
Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Nûre Arşillah!
Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Hayra Halgillah!
Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Seyyidel Evveline Vel Ahirin!
Vel Hamdü Lillahi Rabbil Âlemin! 
………….
Ey Allah'ın Resûlu Salat-u Selam Senin üzerine olsun!
Ey Allah'ın Habibi Salat-u Selam Senin üzerine olsun!
Ey Allah'ın Arşının Nuru Salat-u Selam Senin üzerine olsun!
Ey Allah'ın Mahlûkatının Hayırlısı Salat-u Selam Senin üzerine olsun!
Ey Öncekilerin ve Sonrakilerin Efendisi Salat-u Selam Senin üzerine olsun!
Hamd Âlemlerin Rabbi Olan Allah İçindir! 
Selam ve dua ile kalın kardeşlerim.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Şiir Üzerine Birkaç Söz

şiir şair ve gönül ile ilgili görsel sonucu
  Bir şiirde, gönülde dilde şiir için geçen ve bu coşkun kelimelerle mısralarla yazılan şiir, gönlü ne kadar okşarsa o şiiri okuyan okuyucu için derin anlamlar manalar o kadar gönülden gönüle akan büyük bir hayat var derim. Şair ki gözünü daldan budaktan sakınmaz gönüldeki acıları yanlışlıkları haksızlıkları yazar böylesine derin manalar verir yazar. Şiiri seven milletin güzelden anlaması, gönülden sevmesi gönüllerle olması adına, okuyanların şiirle olması yaşaması ilgilenmesi bu açıdan gönülleri çok iyi anlaması demektir. Millet olarak güzelden anlayan ecdadın torunları olarak,  gönülleri böylesine iyi anlayan bir milletin ise şiirde, edebiyatta güzel eser vermesi adına gururu vericidir.
  
Hakkı seven hakkın kullarını seven millet olarak güzelden, güzel gönüllerin güzelliğini seven onunla yol alan bir milletiz. Güzele âşık olan güzelin kadrini kıymetini bilen ecdadın, yüzyıllarca dünyaya hükmetmiş bu gönül güzelliğini taşıyan bizlerde, ilahi güzelliğe âşık olmuş milletçe ve bu milletin içindeki şairlerle, ifade ettikleri ilahi güzellikleri anlatan şiirleri ile bizlere okurken büyük bir haz vermiştir.
  
  Hayatın çileli yokuşunda gönüllere bir nefes dinlenme güzelliğinde yazılan şiirler gönlü süsleyen, gönülde okurken haz veren şiirlerle olmak şairler(Kendimi şair olarak görmüyorum bu biline) olarak böylesine gönüllere mutluluk huzur verici bir misyonu taşıdığınızı da hatırlatırken gülümsüyorum… Gönlü okşayan gönlü parlatan mısraların güzelliğinde daha çok okuyucuya ulaşarak, gönüllerdeki güzelliklerin mahrum edilmeden gönül penceresinden birbirimize gülümsemenin hazını yaşayarak bu güzellikten mahrum kalmaması en büyük temennim duamdır.

 “Derinden derine ırmaklar çağlar
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi
Ey suyun sesinden anlayan bağalar
Ne söyle şu dağa çoban çeşmesi...” (F. Nafiz Çamlıbel

“Bana sor kâri; sana ben söyleyeyim,
 Ne hüviyyette şu karşımda duran eş'ârım;
Yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri;
Ne tasannu bilirim, çünkü ne san'atkârım.
Şiir için "gözyaşı" derler; onu bilmem, yalnız,
Aczimin giryesidir bence bütün âsârım!
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizârım!
Oku, şayed sana bir hisli yürek lâzımsa;
Oku, zirâ onu yazdım iki söz yazdımsa.” (Mehmed Akif Ersoy)

“Anlatamıyorum
 Ağlasam sesimi duyar mısınız,
 Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce
Bir yer var; biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.” (Orhan Veli Kanık)

AŞKIN İLE AŞKA DÜŞTÜM
Gülser HÜNÜK
Dostun sözü düşündürür yaralar
Âşık isen, has bahçede gör beni
Gelen göçer, ıssız kalır buralar
Nadan isen, gül şehrinden sor beni

Can evinde mahzun gönül sıkılır
Yâre hasret yaralarım sökülür
Söz dilimden şerha şerha dökülür
Dertli isen, saz teline sar beni

Aşk elinde sonu gelmez yoldayım
Yar gözünde meteliksiz puldayım
Dost dilinde sakız oldum, saldayım
Gafil isen, tek kurşunla vur beni

Paralandı, yandı yürek nedeyim
Kara bahtım için feryat edeyim
Cihan dardı, ilinizden gideyim
Kamil isen, sır çölüne sür beni

Suya hasret kaldı gönül, hardayım
Bir bilinmez diyardayım, dardayım
Aşkın ile aşka düştüm, serdeyim
İbret için, âlemlere yer beni

Çile doldu, tutamadım dilimi
O yar için terk eyledim ilimi
Taştı gönül, felek görsün halimi
Aşkın ile baştan yarat ör beni

Ben ilhamı gamı senden almışım
Aşk uğruna gurbet elde kalmışım
Gündüz gece hayallere dalmışım
Cahil isen, bir söz ile kır beni
Kamil isen sır çölüne sür beni (Gülser HÜNÜK)

Bu sitede okuduğum Harun Yıldırım, Ozan Miktadi, Çifti baba S. Samyeli Yıldız Gülüm… Ahmet Zeytinci Âdem Efiloğlu Elif Keskin kılıç ve diğerleri ismini sayamadığım şair kardeşlerim bu misyonu taşımak için yola çıkmış Şair kardeşlerimizdir. Hepsinin de bu bilinç içinde yazdıklarından da eminim. Selam ve dua ile.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç