Bu Blogda Ara

çaresiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çaresiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2016 Salı

Aşk’a Dair Sözlerim







Çaresizlik, aşkın gidiş hali değildir, aşka kendini anlatamamanın ıstırabını yaşamaktır.

Uykusuz gecelerde, aşka kendini anlatırken anlatamamanın, anlatan hecelerine sarılamamanın, sefaletini yaşamaktır.

Gözlerin ellerin gönlün hislerin aşkı anlatırken, nazlı yârin hiçbir şeyi anlamadan, yanında geçerken seni anlamadan gönlündeki aşkı hissetmeden ona anlatamadan, sabır tohumlarını gönlüne aşkla ekemeden, eli boş gönlü boş yaşamaktır bazen hayat.

Gönlüne ektiğin aşkın tohumları çatlar ve çiçekler açar gönlünde ve o çiçekleri sevdiğine uzatırken, uzatmadan sevdiğinin gönlündeki vefasızlık rüzgârına kapılarak solması seni şaşırtır, boş anlamsız limanlarda gezdirir, o limanları ne kadar sevgi ile doldurursan doldur, yârin yine anlamamasıdır bazen aşk.

Bazen aşk gözleri başı yere doğru eğdirir, âşık hala sevdiği giderken elveda demedi diye düşünürken, belki yerlere yazmıştır elveda sevdiğim bekle geleceğim yazısını diye başı ve gözleri yerde hala sevdiğinden bir iz not aramaktadır.

Belki aşk bazen her şeyi kabullendiğin için terk etmiştir, bazen az suratını assaydın aşka karşı, aşk yalnız olmadığını anlar o zaman sana a çok gülümserdi, ama üzülme hatalar tecrübenin merkezidir, kaybettin sansan da yine sen kazandın az tecrübe edinerek.


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

-

13 Ocak 2016 Çarşamba

Sabırla


Ne inlersin ey kul sanırsın çaresiz yaran mı var
Çaresiz derman için tabip olan yüce Rahman’ın var
Sanma bu yaşadığın dünya sana olur her gün dar
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

Kamil olan kul imtihan dünyasında olduğun bilir
Çile dert içinde olsa bile yüce Rahman ile olur yürür
Vahdet için yürür nefis şeytanı yola çıkarken öldürür
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

Kamil kul gönül içinde cennet mekân var bilirler
Cennet mekân gönlü kırmaz cennet kapısı görürler
Kendi gönlü kırılsa da gönül kırmaz hep af ederler
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

Can mal kalmaz bu dünyada bunu bilmek gerek
Dünya hayatının sonunda ölümle var hazırlık gerek
Arayıp hak olan iman yolunu bulmalı nura erek
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

İmandır teslimiyettir Rahman’a her işin başı
Gururla kâmil kul iman denilen nurdan tacı taşı
Bazen bu yolda aksa da aldırma gözden gözyaşı
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var


Kul Mehmet’im çıplak geldik bir arşın bez ile gideriz
Biz bizi sevmeyenleri de candan öte gönülden severiz
Vatan hainleri olursa onları sevmez uçuruma iteriz
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



20 Ağustos 2015 Perşembe

Hala Anlamanı Bekliyorum


Ben mi anlatamıyorum
Sen mi anlamıyorsun bilmiyorum
Anlatırken zorlanıyorum
Yalnızlığıma çaresiz kalışına
Gözyaşlarıma aldırış etmene
Seni yüreğinde
Yaşaman izin vermeyişine
Anlam veremiyorum
Anlatamıyorum
Anlamsız kalıyorum
Yollar çekerken çilemi
Senin kayıtsız anlamsız
Kalmana şaşırıyorum
Yorgun hayatın üzerine uzanırken
Yorgunluğuma kayıtsız kalman
Ben yanarken senin yanmaman
Sanki biz yokuz
Âlem yok anlayışın yok
 Solmuş dalları kırılmış bir çiçek gibi
Kırık dökük bir kenarda bekleyişimiz
Nedensiz nedeni belirsiz
Ben mi anlatamıyorum
Sen mi anlamıyorsun bilmiyorum
Anlatırken zorlanıyorum
Yalnızlığıma çaresiz kalışına
Gözyaşlarıma aldırış etmene
Hala anlamanı bekliyorum
Anlamsızlığın  uçurumunda
Anlayabileceksen eğer
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


7 Nisan 2015 Salı

Ayırdılar Beni



Nazlı yârden ayırdılar
Dünyamı hep karartılar
Yüzleri hiç gülmesin
Çaresiz dertlere gelsin
Nazlı yârden ayırdılar beni

Nazlımı aldılar gittiler uzağa
Beni düşürdüler tuzağa
Adımız yayıldı arsızca kulaktan kulağa
Nazlı yârden ayırdılar beni

Kul Mehmet’im sanma mutluluk sana uzak
Yüreğime saplandı zehirden mızrak
Kurdular bana sinsice tuzak
Nazlı yârden ayırdılar beni

Mehmet Aluç

6 Nisan 2015 Pazartesi

Bilemezsin




Sensiz kalan ömrümün son demindeyim
Gecem gündüzü unuttu ağlarım görmezsin
Ufukta kararır gözlerin bana bakarken peşindeyim
Bir bilsen ne haldeyim hatıralarla sen yâd ederken bilemezsin


Beni bıraktın gittin bilmem ne uğruna
Yıktın gönül bağlarımı arzularınla kaldın koyun koyuna
Vebali ağlayan gözlerimin vebali senin boynuna
Bir bilsen ne haldeyim hatıralarla sen yâd ederken bilemezsin


Kul Mehmet’im der ki çaresizler meyhanelerde,
 Ben  seni aradım gönül hanelerde
Şükretmedin halimize çektin gittin göz göre göre bahanelerle
Ağlar gezerim şimdi sensiz viranelerde doldururum çilemi çilehanelerde
Bir bilsen ne haldeyim hatıralarla sen yâd ederken bilemezsin
Mehmet Aluç


13 Mart 2015 Cuma

Günahına Ağlayan Şehir ve Gökyüzü




Gözler, mahzun ve kederli, utangaç,

Geceleri karanlıkta ağlıyor gizli, gizli sessiz, sessiz.

Çocukları ve eşi görmesin diye üzüntülü, mahzun, kederli

Ağlıyor, ağlıyor o ağlıyor şehir ağlıyor gökyüzü ağlıyor.

İnsanlar yataklarında rahat uykuda o ise ağlıyor gökyüzü ve şehirle

Şehir ağlıyor; bu kadar vicdansız ve duyarsızlıklarla beraber olduğu için

Gökyüzü ağlıyor, feryatlar duyulmadığı için.

Çocuk ağlıyor baba ayakkabım delindi yenisini al diye.

Baba çaresiz, mahzun, kederli üzüntülere gark olmuş,

Hasta ve yatalak, eşi ancak kendisine bakmakta

Şehir ağlıyor günahına, gökyüzü ağlıyor,

Baba,  anne, çocuk ağlıyor.



Herkes suskun, kulaklar kapalı, gözler kapalı, gönüller mühürlü.

Duygu ahlakı yoksun, duygu alışverişi mahzun, duygu ayağı kırık,

Dertler, sıkıntılar coşmuş, duygu sezgisi virane, duygu tonlaması sessiz, boğulmuş…

Yollar kapalı, yollar çitle çevrilmiş, dikenli ulaşılmaz, çığlık çığlığa sessiz feryatta.

Bir yağmur ve gökyüzü anlıyordu ve sağanak, sağanak yağıyordu bahçeye.

Bahçede açan çiğdem, yemlik, dereotu açtı bolluk ve bereketi ile kucak, kucak,

Koştu insanlar öbek, öbek tadını almak için…

Artık şehirde ağlamıyordu günahı için, gökyüzü de babada, anne de çocuk ta.

Tüm evrenden önce evlerinde güneş açmıştı, mutluluk için sevinç için yaşamak için.

Duygulu komedya, oynanıyordu artık evlerinde, gözlerinde

Dudaklarında,

Bahçelerinde…

MEHMET ALUÇ


ANKARA-SİNCAN

5 Mart 2015 Perşembe

Gönlümüz O Kadar Issız Ki




Hayatımız o çok sevdiğimiz hayatımız ve dünyamız, vaz geçemediklerimiz… Bizi ölümün bağrına doğru yaklaştırırken usul usul veya aniden pençesi ile ensemizden tutarak bizi başka bir âleme götürecek olan ölüme doğru sürüklemekte, biz farkında olsak ta olmasak ta.

Düşlerimiz hayallerimiz yarına doğru yürürken olmayacak olan yarınımızın bir anda olmaması, gönül dalımızda açan yaprakların bir anda solması ile ölüme koşan bizler aşk sevgi ile bir birimizi sevmeden ve aniden veda ederken sonrasında bin pişmanlıkları yaşayan yine biz.

Yaşarken karşılıklı susan biz, ölüm geldikten sonra suskunluğun pişmanlığı ile kahır oluruz, pişmanlığın acısı ile baş başa kalırız.

Kalbe düşünce ayrılığın oku, ona gülümseyememenin, bir seni seviyorum canım diyememenin acısı ile yanar yüreğimiz… Ah keşke ona seni seviyorum diyebilseydim deriz, ama artık faydasız son pişmanlık bazen faydasız ve çaresiz kalıyor.

Baharlar kâinata gelirken bize der ki, ey insanoğlu senin gönlünde her zaman baharlar var aç kapısını gör der, ama biz her zaman o yüreğimizde karlar yağdırırız, dondurucu zemheri soğukluğu ile doldurur ve kapısın kapatırız o soğukluk ile donarcasına yaşarız.

Bizi mutluluğa götürecek olan gönül atlarım yola çıkmak için şahlanmış bekler, lakin biz onu aç bırakarak öldürürüz. Yanlış mı söylüyorum bilmem var mıdır bunun başka bir izah yolu?
Gönlümüz o kadar ıssız ki bunu farkında bile değiliz, haydi gönlümüzdeki baharları yaşatacak olan bahar mevsiminin kapısını ardına kadar açalım, hatta kapısını sökelim atalım bir daha kapanmasın, bizi yalnızlığın ıssızlığın anaforunda yok etmesin…

Elimizdeki yüreğimizdeki cam kırıklarını atalım, yüreğimiz kesiyor kanatıyor haydi bir adım atalım açalım gönlümüzün sevgi kapısını, sonuna kadar.


Mehmet Aluç

4 Mart 2015 Çarşamba

Geç kalmışlığın pişmanlığı


Geç kalmışlığın pişmanlığı











Gözyaşlarım damlıyor gecenin karanlığında
Yanağıma damlarken donduruyor bir anda
Anıların çocuk masum yüzünde acılarım karşımda
Gözyaşlarım damlıyor gecenin karanlığında

Hangi şehirdeyim belirsiz
Var mıyım yok muyum yaşadığım zaman fersiz
Sahipsiz akşamın karanlığında yürüyorum
Solmuş çiçekler besteliyor hüznümü

Sana koşan adımlarım çaresiz sokaklarda
Suskunluğumu gizleyen akşamların sahilindeyim
Soluksuz köhne şehrin caddelerinde yokluğuna yürüyorum
Geç kalmışlığın pişmanlığı ile ağlıyorum gecenin karanlığında
Mehmet Aluç


 

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç