Bu Blogda Ara

özlem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özlem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2017 Pazartesi

Sözlerim Aşka Açık Gözlerim-1-



Uykusuzluğun nöbetini tutuyorum sanki uyumamak için, öylesine uykum var ki göz kapaklarım isyanda kapanmak için, hayalin karışıyor gözlerime uyuyorum bu seferde uyanmak istemiyorum. İki ikilem iki denklem bu olsa gerek! Ama gel gör ki seni nefes diye içime çekince tekrar uyanıyorum, sevincimden yine uyuyamıyorum.


Gözlerim yine uykuya dalmak üzere iken, özlemin beni sarıyor, çıkıyorum gecenin sessizliğinde sokağa, sokak sukuta bürünmüş sessiz huzur dolu, lakin bende huzursuzluk diz boyu, sokağın huzurunu da bozuyorum, öylesine işin içinden çıkılmaz bir hal ki ben uykusuz kaldığım yetmezmiş gibi sokaklarda, benimle uykusuz kalıyor.


Yürüdükçe sokaklarda hasretinle derinlere dalıyorum, karanlığa dalıyorum, karanlık bendeki sensizliğin karanlığı ile görünce bir bıçağın üzerine yatmış gibi benden kaçıyor, aydınlıklara sığınıyor. Canım yandıkça kuytu köşelere sığınıyorum bende, kuytu köşelerde benimle dost oldular çünkü yalnızlıklarına arkadaş buldukları için.


Hem üşüyorum hem de gönlünden düşüyorum bir sonbahar yaprağı gibi, arasan da beni bulamazsın ben kuytu köşelere saklandım, onların yalnızlığında kayboldum, arama artık bulamazsın beni.


Mehmet Aluç /Kul Mehmet

25 Eylül 2016 Pazar

TEZATLAR DÜNYASI

TEZATLAR DÜNYASI
 
tezatlar şairi ile ilgili görsel sonucu
 
Aklın çözemediği bir ahenk mi düşlerim
Gönlüm gönlüne denk mi yeter mi gülüşlerim
Hala ben seni arar ben yıllardır özlerim
Sen özlemedim ben hala bilirim ve beklerim
Gelseydin bari düşlerime düşerim olsaydı ahenkli
Bir izler sesler gülüşler içinde ben uyansaydım
 
Bir sessizlik sensizlik treninde tek yolcuyum
Sızılar acılar menümde ben hala umutluyum
Ahenkli tezatlarla yaşıyorum hala kendimleyim
Sen yoksun yanımda ahenkli tezatım
Sancılarını yaşatan ahengimsin
 Zerreden küreye
Yaratanın varlığını hatırlatan yol işaretimsin
 
Gözlerim ışıltıyla bakar her örümcek ağına
Güvercinin nurdan yuvasına
Vahit çağında bir hikmetini onunla gösteren Rahman
Uzansan yıkılacak örümcek ağı
Uzansan kaçacak uçacak güvercin
Kaçmaz ve yıkılmazı yaratan Rahman
Nur Resulle Hz Ebubekir Sıddık’ı o an korudu
Gözlerim ışıltıyla bakar her örümcek ağına
Güvercinin nurdan yuvasına
 
Tezatsın dünyanın tadımı olur
Karışık yolarda gezen çözemeyen mutlumu olur
Yetim iken solmadan vahiy çağına koşan
Tek başına değil Rahmanla kesret ile yol alan
Gönüllerin merkezine damarına gülüşüyle varan
Gökyüzünde meleklerle bizimle olan
Nurdan Nebi yaşamadı mı tezatı
 
Cahiliye ile yok olan insanoğlu
Nurdan İslam’la var olan dirilişe koşan insanoğlu
Nurdan Nebiden önce bir batış yıkılış
Nurdan Nebi ile bir var oluş hakka koşuş
Zalim koltuğunda yarınından emin
İnsanlar zalim kıskacında dilim dilim
Nebinin gelişiyle yıkıldı ya zalim demin
 
Anlamsızlığı küçümseme içi bin bir sır dolu
Gözyaşına acı vardır içinde var bin bir yolu
Çileye sırtını dönme uzanır herkese kolu
Anlamsızlık anlamanın kapısını açar
Gözyaşı merhametin gülüşüne vardırır sarar
Çile sabrı sabır derman ile çare merhemini sunar
 
 
Sonsuz değil bu dünya sona varacak
Sonun ardında sonsuza yol ulaştıracak
Sondan sonra sonsuzu yaratanla kul olacak
Naçar kapısı çareye varış kapısına kapı
Varmazsan ulaşamazsın çaresiz kalırsın
Tezatlar dünyasında tezatla yaşar böyle insanoğlu
 
Kendi aklınla çözülmez bu tezatlar
Yaşamak gerek tezatı her canlar
Çözünmezi çözer uzanır vahyin nurdan kolları
Yükünü hafiflet akıl ile yorma kendini
Vahyin nurlu yolunda yürü deme yokum
Var olanla var ol çözülsün tezatlar
 
Bu dünyanın yolu olsa da derin
Umman mana dolu insan mana kulu
Manaya ermek için manaya bürünmek gerek
Vahyin gölgesinde manayı imanla almak görmek gerek
Kapanmadan bakan gözler manayı bulmak gerek
Derin umman derin manaya koşar kul
Ara kendinde manayı Vahiyle bul
Bundan başkada arama sen bir yol
 
Bak kâinata kim kaldı kim ne aldı
Bir şeyler alanlar kazanalar ne ile baş başa kaldı
Gelen gitti giden bak nasıl nereye gitti
Var olanla gelen bitenle gitti
Var olanla gelen var olanla gitti güldü
 
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
 
 
 

10 Mart 2016 Perşembe

Gideceğim



Sen yüreğimdeki acıyı hissetmeden
Kaprislerinle sen saklambaç oynarken
Özlemlerini tek tek uçuruma atarken
Sana yaranmanın sancısını yaşamadan
Seni ve sokakları terk edip gideceğim
Seni terk ettiğimi sen bile bilmeyeceksin
Yüreğimdeki bıçak yarasının izini görmeyeceksin
Sokaklar sensiz olduktan sonra
Sahildeki martılar uçmadıktan sonra
Beklenilen gelmedikten sonra
Burada kalmanın ne anlamı var
Afetler kol gezerken bedenimde
Seni ve sokakları terk edip gideceğim

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

6 Kasım 2015 Cuma

Mahinur Tebessümlerimizle.


Mahinur geceleri tebessümlerimizle kutsallığa boyarken
Sıradanlık karşımızda cesurca uzaklaşırken gözlerin şafak kadar güzeldi
Adımlarınla açılan umut kapıların kolu güneşe doğru açılırken
 Anlamsızlık kokan düşler karanlık sokaklarda kayboldu
Kavuşmayı unutmuş caddelerde 
Birbirimize hasret kokan çiçeklerin kokusunda
Karanlıkta kalan kaldırımları ışıtarak sevinçle sarıldık
Caddeler kaldırımlar sanki asırlardır buluşmaları unutmuş
Gözlerimizde akan sevinç gözyaşlarına hasret
 Bilmem kaç yıllarca özlem duymuş gibi
Ayaklarımızın altında dans ediyordu adeta bizimle beraber
Kaldırımlar caddeler...
Ertesi güne hep kalan mutluluklar
Sevinçler...
Umutlar sanki bizimle güldü...
Yokluğumuzda ne kor alevlerde kalmış
Çiçeksiz solmuş baharları yaşayan
Gece ve kâinat...
Küsmelerin cehenneminde yatan gece gündüz
Bizimle beraber...
Mahinur tebessümlerimizle kutsallığa boyandı
Gülümseyen gözler birden etrafımız sararken
Sevinçlerin aldanışların prangasın da
Koşmalar yıkılışın zincirinde kurtulurken
Bizimle tebessüm edenler geceyi sabaha kadar
Birbiri ardına mutluluğa boğdu
Sırtımıza vurulan ihanetler tek tek kayboldu
Gecenin karanlığında
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


14 Haziran 2015 Pazar

Sözlerim



Arzularının peşinde koşanın değil, İnançlarımızın peşinde koşanın yanındayız, Yarınlara imanı taşıyanlarla beraberiz…



Bayramlarda deniz tatil özlemi ile yaşamayı hayal edenlerin değil, akraba ziyareti ile komşu ziyareti ile bayramı gönülde yaşayan ve yaşatanların peşindeyiz…



Bir hayali vardır diye o hayalleri yıkanların ve kendi hayallerinin peşinde koşanların değil, kendi hayalini geriye atarak, insanların hayalleri gerçekleşsin diye inançla imanla umutla yola çıkanların peşindeyiz.


Acıyan yaramıza yara açan değil, acıyan yaramızı saran merhem olan merhametlilerin yanındayız.

Mehmet Aluç

18 Şubat 2015 Çarşamba

Dondurucu Zemheriler'de Gül Yetiştirmenin Edepsizliği.



Bunca yıllık yalnızlıktan hasret ve hicrandan sonra, insanımız İslam ile iman ile yeniden kendine dönüyor kendini arıyor, özünü arıyor, yabancılaşmanın ıstırabını, anlayarak imansızlığın gönüllerde ve yaşamdan açtığı onulmaz yaraları görerek yaşayarak, imanı görerek kalbine hayatına ruhuna kalkan yaparak bunca yıllık yalnızlıktan hasretten hicrandan kurtuluyor kurtulup kendini, bulmaya çalışıyor Elhamdülillah. Vefa bizim semte çoktan beri uğramadı diyenlere nur nur geliyor imanlı gönüller, merhametleri ile umman umman merhamet ile coşmuş iman ile. 

Uzun zamandır ayrılık rüzgârı esen sokaklara, şer üstümüze kar gibi yağarak bedenlerimizi ruhumuzu tir tir titretiyor, benliklerimiz benlik kavgasında esir düşmüş diyenlere huzur dolu bahar iklimlerinin muştusu ile geliyor, ümit var olun. Özlemle bekleyen bir çift hüzün dolu gözlere, yüreğe ellerindeki vefa kokan gülleri ile geliyorlar. Sevgiyi ertelemiş, pişmanlıkları öbek öbek dizmiş, küsmenin okyanusunda boğulmuş bir adım atarak; sevgiyi hapse atmış gönüllerin kapısını açmaya sevgileri özgür bırakmaya küsmeleri barışmanın barış kanatları çırpan güvercinleri ile barıştırmaya, pişmanlıklar için tövbe kapısının varlığını hissettirmeye aday imanlı gönüllerimiz geliyor. Koşarak geliyorlar biliyorlar ki ölüm insanı ansızın çağırır gönüller geç kalmasın geç kalarak alev alev yanmasın köz olmasın diyerekten uçarcasına geliyorlar. 

Dünyanın en harika eserinin iman olduğunu göstermeye… Hep beyaz gecelerde tek başına yapa yalnız geçirdik yanı başımızdaki mutluluğun resmini mutsuzluğun gözyaşı ile değiştirdik utanmazcasına, soğuk kış gecelerinde esen soğuk yanına yalnızlığın boranını da katarak kutup soğuklarından daha soğuk gecelerde soğuğa karşı haykırdık acılarımızı çare gelir diye merhametin sıcaklığını yanı başımızda görememenin körlüğünde... Dondurucu zemherilerde gül yetişir diye buz tutmuş toprağa güller diktik yetişir diye hoyratça! Hasreti zindanlarda büyüttük. Gül büyütemedik koynumuzda yalnızlığın korkunç hüzün dolu meltemlerini zalimlik kokan, hüznünü büyüttük utanmadan edepsizce! Merhamet sevgi dostluk bir damla olsun imanı katarak damarlarımızda bir an olsun akmadı, akmasına izin vermedik. Tanıyamadık birbirimizi aşkı sevgiyi insanlığı, hep dikenlere sarıldık acımasızca kanatan, gülü sevmedik gülü sevseydik diken kanatmazdı hep dikenleri sevdik, umutlarımızda hayallerimizde geleceğimizde hep diken gibi oldu hep battı hep kanattı! 

Tutsak güvercinlerimiz gökyüzüne salmadık, karanlık dehlizlerde kafeslerde yaşamasına izin verdik, her sözümüze duygularımıza prangalar vurduk, bilinmezlik diyarlarına yolcu ettik yanımızda bilinenin yolu var iken. Gözlerimizde akan yaşlar sızladı, kalplerimiz taştan heykellerle süsledik, betondan setler çektik. Ayrılık bile bıktı kavuşmak yanı başında beklerken, vaveyla vaveyla. Kendi söylediğini işitmeyen sağırlar gibi, söylenenleri sunulanları duymadık kabul etmedik insafsızca!

Bu acıları gören imanlı gençler nesiller geliyor işte çare olmak sunmak için kapılarınızı sakın onlara kapatmayın, açmazsanız ömrünüz bu acıların içinde yok olup gidecektir ister inanın ister inanmayın. Öyleyse, bir kez daha her şeye olumlu olarak hataları kabul etmenin erdemine sarılarak, hayata insanlara gönüllere bakmalı değil miyiz kendimize siz ne dersiniz? Şu andaki yaşadığımız prangalarla mahkûm varlığımız bizi biz etmeye yetiyor mu acaba? Olduğumuzdan fazlası olmaya niyetli değil miyiz, hak etmiyor muyuz? Yetiyor muyuz kendimizi kendimiz mutluluğun kardeşliğin engin denizinde yüzmenin güzelliğinde yüzmeye kucaklaşmaya? 


Ayaklarımız varıyor mu fıtratımızın zirvelerine ulaşmaya merhameti kucaklamaya dağıtmaya ne dersiniz? Kendimizden birbirimizden ayıran kocaman bir dağın arkasına saklanmayı bırakarak küçük bir dağ olmalıyız engin ovaların önünü kapatmayan dağ olmaya ne dersiniz.. Ferhat olup Şirin olan yanımızı arıyoruz, oysa bu halimizle bizde Ferhat ’lığın izi yok ki şirini arayalım. Dağın öbür tarafında bırakıyoruz kör gözümüzle aslında kör olmayan iki elimizle kapayarak kapattığımız gözümüzle kendimizi; hep bu yamaçta kalıp kazıyoruz kazıyoruz kendi kuyumuzu. Kim bilir, belki de kendi kendimizi kesen kör bir bıçağız, hatta keskin bir kılıcız. 

Bu nedenle gelen imanlı gönüllere kapınız her zaman açık tutun ve korkmadan çekinmeden yaklaşın size sunduğu önce Allah'tan sonra Kurandan ve Resulden aldığı İslam'ı ve gerçek imanı alın korkmadan yaşayın, yaşatın zaten eksik bir şey varsa, önünüzde Kuran ve sünnet ve Âlimlerin ışığında tahlil ederek gerçek ve doğruyu zaten göreceksiniz. Az biraz cesaret edin haydi durmayın yarın çok geç olabilir hatta biraz sonrası bile geç olabilir. Selam ve dua ile.

Mehmet Aluç



24 Aralık 2013 Salı

YÜREĞİMİZDE HASRET



YÜREĞİMİZDE HASRET

Yüreğimizde hasret
Gecenin soğuk yüreği
Özlemlerimiz
Titreyen anılarımız
Binlerce ahin alındığı anlarımız
Sabır dualarımız her an taptaze zamanlarımız
Hasretimiz alabildiğince dipdiri yarınlarımız
Özlemlerimize tırmandıkça vuslata doğru koşmalarımız
Gözyaşlarımızda mutluluk coşkusu dile gelir vuslat ile her anlarımız
Suskunluğumuz çok kıymetlidir bilinirse heyhat 
O an özlemlere kavuşturan vuslat
Vuslatın gece yarısını vurduğu özlem dolu o anlarda
Hasreti özleme kavuşturan
Özlemi vuslata dönüştüren o suskunluğumuz değeri anlaşılır pırıl pırıl
Gözlerimizde mutluluğun cennet kokusu yansımaya başlar
Hüzün dolu o bakışlar sessiz terk edilişlere takılı kalır
Bir o kadar da yok oluş eklenir yok olur gider
Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç