Bu Blogda Ara

gelmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gelmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ekim 2016 Pazartesi

Yalanlar Ve Gerçekler


yalanlar ve gerçekler ile ilgili görsel sonucu
Hayatı bir oyun sanmıştın
Yalanlarla oyalanmışsın
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Sancıları bulmuştun kucağında
Vaz geçmeyince yalanlarında
Gerçek olmayanlar kalır yanında
Her türlü sancılarla kalırsın yanılırsın

Hayat değildir bir oyun
Gerçekleri demeyin kenara koyun
Tüm benliğinizi ruhunuzu içine koyun
Hayat bu değil bir oyun
Oyun sanarak olmayın koyun
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılarla kalırsın

Hayatı almalısın yanına
Almazsan yalanlar okur canına
Hayatı oyun sanırsan bırakırsan oluruna
Mutluluk gelmez yanına
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılarla kıvranırsın

Yalana açık olmasın gönül penceresi
Kaynar taşlar kazanda yediğin yalanın ta kendisi
Sırtında taşıdığın yalanın kamburun esintisi
Yoktur içinde onun hayatın ta kendisi
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılarla acıyanını bulamazsın

Hürmet yoktur yalanın içinde
Zulmet vardır o yalanın görüşünde
Alamet arama yalanın karanlık düşünde
Feraset gezinmez yalanın gülüşünde
Ganimet sayar her şeyi zorla yaptırır ipleri elinde
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılarla istikamet bulamazsın 

Yalanla bir eser yapamazsın
Yıkılanın altında kalırsın
Ağlar ağladığınla kalırsın
Etrafında kimseleri sen bulamazsın
Canlara can olamazsın
Canlar gibi hayatını yaşayamazsın
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılarla canına can olanı bulamazsın

Tutsaklığınla yaşayamazsın
Gerçek olanla yaşamalısın
Esaretten kurtarandır gerçeklik
Kendi kendinle olmalısın
Doğru olanı bulmalısın
Kendini içine koymalısın
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılarla kalakalırsın

Yalanlarla dünyan pamuk ipliğine bağlı
Gerçeklerle dolu hayat yıkılmaz bak canlı
Yalanlarla kurduğun dünya ölü eli kanlı
Gerçeklerle doğrularla ol ey sen delikanlı
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılarla karanlıkta kalırsın

Kaçsan da gerçeklerden kaçamazsın
Hayat seni izliyor yalanlarla koşamazsın
Gerçek olanla bir gün buluşacaksın
Yıkılarak sonsuz sancılarla kalacaksın
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancıları kendinde bulacaksın

Yalanların itirafıdır tüm sancılar
Sancılardan anla yalanı ey yalancılar
Attığın her adımda sana bin bir tuzak
Nefret le örülmüş dolu tuzaklar
Gerçekle arasında var uzaklıklar
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılar yalanlarının eseri

Hayat gerçek yaşam hikâyeleriyle dolu
Yalanla bağlayamazsın eli kolu
Kaybetmişisin ya sen gerçek yolu
Çaresizlik yalanın yolu
Açmaz mutluluğa o kolu
Arama gerçek değildir yolu
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancıları çekmeye aday olmuşsun

Yalandır gerçek hayattan kaçan
Gerçek yakaladığında yalanı boğan
Gerçeklerdir gönülde doğan
Yalanlardır nefis şeytanla olan
Yalanlarla hayattır solan
Gerçeklerde kul aradığı sırrı bulan
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancıları kendini kaybetmişsin

 Sorgula analiz et hayatı yaşamı
Geçeklerde var her şeyin anlamı
Yalanlarla çekme onca gamı
Aç gönlünü gerçek olana gönül camı
Gerçeklerle yaşanır gerçek hayatın yaşamı
Yalanlarla hayat yaşanmaz çekilir ancak azabı
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancıları kendine yol edinmişsin
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

20 Ekim 2016 Perşembe

Gurbet Benim Yolum



Gurbet benim yolum açarken bana kolun
Düşüp gelme peşime kalmaz huzurun
Gurbet yollarında sesin gelmez bana
Böylesine ayrılıkta baş etmeye yetmez sözüm
Alışırım ben yokluğunla yaşamayı öğrenirim
Her gece hayalinle düşlere yatar uyurgezerim
Sanma sensiz ben gurbet illerinde gülerim
Bir yırtık resmine bakar
Hasretine yokluğuna ağlarım

Alıştım sanma yokluğuna gece gündüz ağlarım
Yolum düşmez yoluna oturur karaları bağlarım
Ağlasam faydasız ben kendi kaderime koşarım
Senden ayrı yaşamak alnıma yazıldı kaderimle yaşarım
Gurbet illerinde kolum bağlandı yokluna ağlarım
Sanma sensiz ben gurbet illerinde gülerim
Bir yırtık resmine bakar
Hasretine yokluğuna resmine bakarım

Uçan kuşlarla bir selamını bana gönder beklerim
Yokluğunda kalmadı dermanım nede kaldı nefesim
Koşarak gelmek isterim dilimde hala güzel ismin
Alışamadım yokluğuna hasretinle ben yanarım
Bu zalim gurbetim sözlerine ben nasıl kanarım
Aç kollarını sevdiğim geliyorum ben sensizliği yıkarım
Sanma sensiz ben gurbet illerinde gülerim
Bir yırtık resmine bakar
Hasretine yokluğuna yanarım


Mehmet Aluç-Kul Mehmet

24 Eylül 2016 Cumartesi

Çıkar Gelir Misin Günün Birinde

Çıkar Gelir Misin Günün Birinde
beklerim sevdiğimi ile ilgili görsel sonucu
 
Yârim gitti gelmez nerede nerede
Ben kaldım iki arada bir derede
Ararım onu ben gurbet illerde
Haberin beklerim esen yellerde
Çakıldım kaldım viran illerde yalnız
Acep bir gün çıkar gelir misin günün birinde
 
Terk edip gideceğine bir kurşun sıksaydın
Seni sevmiyorum deseydin kör kuyulara atsaydın
Gece gündüz yanında değil taşlar üzerinde yatırsaydın
Çakıldım kaldım viran illerde yalnız
Acep bir gün çıkar gelir misin günün birinde
 
Mecnun olamadım olmak kolay değilmiş
Sende Leyla olamadın aşk bize göre değilmiş
Demek ki aşk değil ayrılık kapımızın önünde bizi beklermiş
Çakıldım kaldım viran illerde yalnız
Acep bir gün çıkar gelir misin günün birinde
 
Kul Mehmet’im gönlünde esemedim kurudum
Aradım ben seni gurbet illerde bulamadım
Ayrılık nasipmiş dedim gönülleri ağlatmadım
Çakıldım kaldım viran illerde yalnız
Acep bir gün çıkar gelir misin günün birinde
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
 
 

2 Haziran 2016 Perşembe

Boşa Ağlarsın


boşa ağlarsın ey gözlerim giden gelmez
ey gönlüm boşa harap edersin kendini o yola gelmez
ey dilim kendini parçalarsın o halden bilmez
yaralı gönlün görmez zülfün teli ile seni sarmaz

çiğnedi geçti seni daha ne istersin gönül
ötmez artık gönül bahçende öten bülbül
kurduğun tahtın saltanatın yıkıldı ey gönül
yaralı gönlüm görmez zülfün teli ile beni sarmaz

canına bir can vermeden canın aldı gitti
şimdi kim bilir hangi gönül içine girdi
derdi elemi kederi sana bıraktı çekti gitti
yaralı gönlün görmez zülfün teli ile seni sarmaz

kul mehmet'im bilirim boşa ah ederim
başım alıp hangi diyar ellere giderim
her gün yollara ben boşuna bakar biterim
yaralı gönlüm görmez zülfün teli ile beni sarmaz
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

21 Mart 2016 Pazartesi

Gençlik İhtiyarlık Serüveni-1-


 


Gençlik çağında ihtiyarlık hatıra gelmez
İhtiyarlık gelince gençlik gibi gülümsemez
Hayat bu kıymetin bilmezsen geri gelmez
Deli hoyrat rüzgârlar gibi eserdin
Zamanın kıymetini bilmeden gezerdin
İhtiyarlık neymiş diye gülerdin
Başa geldi şimdi neylersin
Hiç olmazsa şimdi ihtiyarlığın kıymetini bil

Yazlar gibi geçerdi her ayın
Duymazdın hayat derdi etrafına bakın
Çok gezerdin olurdun birde çapkın
Ölüm yaklaştı ihtiyarlık şimdi ki şıkkın
Gitti gelmez artık gençlik çağın
Çürümüş elinde tuttuğun ağın
Şimdi etrafına sen iyice bakın
Pişmanlığınla artık bol bol yakın
Hiç olmazsa şimdi ihtiyarlığın kıymetini bil

Sorumluluğunu bilmedin her anı sandın izin
Şimdi tutmuyor mu o koşan sağlam dizin
Yeter artık çok karaladın çok çizdin
İhtiyarlığa geldin yavaşladın sanma bittin
Yanlış sapa yola çok çok girdin
Şimdi söyle bakalım sen onca yıl neler gördün
Yetmiş yıl öncesi sanki dün bugün sanki o gün
Hiç olmazsa şimdi ihtiyarlığın kıymetini bil

Her günü kendine kar saymıştın
İhtiyarlığı hesaba katmamıştın
Etrafına yutacakmış gibi bakmıştın
İhtiyarlık anını unutmuştun
İşte geldi başına unuttuğunu buldun
Bunları yaşamak için dünyaya gelen kuldun
Unuttun da sanki gençliğinde ne buldun
Gençliğin kıymetini bilmedin şimdi duruldun
Hiç olmazsa şimdi ihtiyarlığın kıymetini bil


Tutmaz artık çelik gibi sandığın beden
Düşün bakalım kimdir seni var eden
Var edeni hiç düşünmedin sensin kaybeden
Şimdi ihtiyar olsun arama artık neden
Tövbe kapısına var durma birden
Yüce Rahmandır gülümseten
Şimdi kat Rahmanı her anın içine şimdiden
Var olsun çürümesin ruh ile beden
Bunlardır seni imanla insan kul eden
Hiç olmazsa şimdi ihtiyarlığın kıymetini bil

Hayatın yükünü attın çekmedin sanma eziyet
Hiç sende bulunmadı bir parça ülfet
Bilemedin zaten taşıdın bunca yıl külfet
Her anında vardı göremedin Rahmet
Şimdi ihtiyarlığa sen deme sakın eziyet
Kula has bir güzelliktir budur meziyet
Var artık her şeyin farkına Rahmanı zikir et
Haydi, bundan sonrası olsun afiyet
Hiç olmazsa şimdi ihtiyarlığın kıymetini bil

Şimdiye kadar yoktu sende ciddiyet
Şimdi nedir bu asabiyet yaşadığın galibiyet
Her an yaşadığın dı nefret
Şimdi galibiyetle çek biraz zahmet
Ciddiyet yoktu şimdi var cibilliyet
Kula hastır ihtiyarlık az fikir et
Kul değil ki bu dünyada yaşamaz ebediyet
Kula ait değil kendisi ile dünya denilen mülkiyet
Yaşa ihtiyarlığı et hayret
Hayret ile biter inşallah tüm nefret
Hiç olmazsa şimdi ihtiyarlığın kıymetini bil

Cana düşünce ihtiyarlık deme ki ne eylerim
Gençlik gitti de hiç olmazsa de güzel günler beklerim
Solan gençliğin içine son demimde çiçekleri ekerim
Gençlik gibi görmezsem de hiç olmazsa az gülümserim
Pişmanlığımla hep gezmişim şimdi tövbe ile gezerim
Bağrı yanık gezmişim görmemişim artık neylerim
Bu ihtiyarlık anında yavaş yürür yoluma devam ederim
Hiç olmazsa şimdi ihtiyarlığın kıymetini bil

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Devam edecek inşallah

23 Ekim 2015 Cuma

Songül’üm



Beklerim yolunu yar gelmez
Yar gelmeyince yüzüm gülmez
Kış gününde beklerim yaz gelmez
Seni ben candan severim songül'üm


Ağladığımda gülen yüzümsün
Kış güzünde açan bahar gülümsün
Gülmeyen ömrüme gülen ömrümsün
Ben seni candan severim Songül’üm

Seninle kış günlerim yaz olur
Senin yanında gönlümde binler söz olur
Karanlık gecelerde gülüşün ay olur
Ben seni candan severim Songül’üm

Senden başka hangi yüze bakarım Songül’üm
Sen gönül bahçemde öten bülbülüm
Kırılan kolum kanadımsın ay gülüm
Ben seni candan severim son gülüm

Dertli halimden kin anlar Songül’üm
Yürek yanar kim söndürür Songül’üm
Gözüm pınar akar kim siler Songül’üm
Ben seni candan severim Songül’üm

Türlü dertlerim olur üzülürsün
Karşımda nazlı nazlı süzülürsün
Beni avutmak için tatlı sözler söylersin
Ben seni candan severim son gülüm

Benimle gözünde yaşlar dökersin
Gönül bahçeme çiçekler güller dikersin
Bilirim sende beni candan seversin
Ben seni candan severim son gülüm

Mehmet Aluç-Kul Mehmet
Eşim Songül’e ithaf ediyorum.





8 Temmuz 2015 Çarşamba

Ey Aşk




Gel ey sevgili aşkın tövbesi ile gönlümü yıka
Aşkın gülen gözleri ile elimi yüzümü yıka
Gelmez geceleri getiren ey aşk ömrümü yıka
Seninle gönüller seveceğini arar
Sen değilsin inan şerbetli çilenle zarar
Seven içinde her an kendini arar
Sende seven gönlü merhametli kollarınla sararsın
Ey aşk
Kürek kemiklerimi mutlulukla kıran aşk
Sıtma nöbeti ile yârin gözlerinde beni güldüren aşk
Ve işte dudaklarımı senin isminle her an açıp kapatıyorum
Yollarda hayalimle bana gülen aşk
Eksik olan beni tamamlayan aşk
Sana kimler zincir vuracak
Kim önüne set çekecek ağlatacak
Sen bendesin ben sendeyim
Ne ben sendeyim ne sen bendesin
İkimizde yüce Rahmanın önünde secde eden iki yüreğiz
İkimizde Yüce Rahmandan bir nefesiz
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)




18 Eylül 2014 Perşembe

Ne Varsa


Ne Varsa

Deli ırmak gibi çağlama gönül
Elbet sende bir gün yorulacaksın
Laf sözden anlamayan gençliğim
Bir gün sende durulacaksın

Kaybolup gideceksin bu âlemden
Toprağın karışır dağlara
Viran girer güvendiğin bağlara
Güvenme gençliğine ey deli gönül

Biter bir anda dünyalık hevesin
Gençliğin gelmez ki gülesin
Kendinden bir sen olmadan göçer gidersin
Tükenir biter solarsın be gönül

Ne varsa beklenen gelmez
Gelirse de vaktinde gelmez
Geçmişin içinde karaladığın sayfan dolacak
Dokunduğunda incitemediğin tenin solacak

Yaşandı bitti demeye fırsat olmayacak
Açan güllerin aniden solacak
İlk kopan fırtınanın içinde ömür dolacak
Deli ırmak gibi çağlama gönül
Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç