Bu Blogda Ara

elim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
elim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2016 Cuma

Gönül Dostlarından Şiirler-Yunus Emre-2-


Allah Sana Sundum Elim 







Sensin kerim, sensin rahim, Allah sana sundum elim
Senden artık yoktur emin, Allah sana sundum elim

Ecel geldi vade erdi, bu ömrüm kadehi doldu
Kimdir ki içmeden kaldı, Allah sana sundum elim

Gözlerim göğe süzüldü, canım göğüsten üzüldü
Dilim tetiği bozuldu, Allah sana sundum elim

Üş biçildi kefen donum, Hazret'e yönelttim yönüm
Acep nice ola halim, Allah sana sundum elim

Urdular suyum ılıdı, kavim kardeş cümle geldi
Esen kalsın kavim kardeş, Allah sana sundum elim

Geldi salacam sarılır, dört yana sala verilir
El namazıma derilir, Allah sana sundum elim

Salacamı getirdiler, makberime yetirdiler
Halka olup oturdular, Allah sana sundum elim

Çün cenazeden şeştiler, üstüme toprak saçtılar
Hep koyubeni kaçtılar, Allah sana sundum elim

Yedi Tamu, sekiz Uçmak, her birinin vardır yolu
Her bir yolda yüzbin çarşı, Allah sana sundum elim

Geldi Münker ile Nekir, her birisi sordu bir dil
İlahi Sen cevap vergil, Allah sana sundum elim

Görün acep oldu zaman, gönülden eyleniz figan
Ölür çün anadan doğan, Allah sana sundum elim

Yunus tap uzat bu sözü, Allahına dutgıl yüzü
Didardan ayırma bizi, Allah sana sundum elim


Yunus Emre

11 Nisan 2016 Pazartesi

Eyvah Geldi Geçti Ömrüm


Eyvah geldi geçti ömrüm
Bir gül gibi soldu gönlüm
Elimde süpürge dertleri süpürdüm
Eyvah geldi geçti ömrüm

Ağlayanla hep ağladım
Gönül dağlayanla gönlüm dağladım
Namazda Rahmana elim bağladım
Eyvah geldi geçti ömrüm

Ağlarken gülenle güldüm
Aç gezerken bir lokmamı bölüştüm
Yeri geldi zalimle döğüştüm
Eyvah geldi geçti ömrüm

Güneş batar iken fakir sofrasında doğdum
Ekmek diye suyu içtik yudum yudum
Şükür ettik çok şükür doyduk
Eyvah geldi geçti ömrüm

Zahmet çekerken kolay oldum
Yokuş yollar varken düz yolda kendimi buldum
Kendime zararım varsa da Allaha kul oldum
Eyvah geldi geçti ömrüm

Dağlar düzüldü önüme
Ecel göründü gözüme       
Bu dünyada çıkarını düşünme
Eyvah geldi geçti ömrüm

Zengin sofrasına hiç gitmedim
Fakir aç içen tok gezmedim
Ağlayanlar var iken hiç gülmedim
Eyvah geldi geçti ömrüm

Elimde olan ile yetindim
Elimde olanı bölüştüm kendim yemedim
Zalime haddin bildirdim başım eğik gezmedim
Eyvah geldi geçti ömrüm

Bu dünyaya gelen göçer gider
İman eden kul imanıyla cennete girer
Zalim zalimliği ile cehennemde ne eder
Eyvah geldi geçti ömrüm

İnsanları sevdim bir gül gibi
Bu âlemin bizlerin Yüce Allah sahibi
Olsak ta bu âlemin en garibi
Olmadı çok şükür gönlümüz buz gibi
Eyvah geldi geçti ömrüm

Geldi bu ömrün son demleri
Bu dünya kendisine kalacak sanır birileri
Mevla’m güldürsün cümle garipleri
Eyvah geldi geçti ömrüm

Kendim kırıldım kalp kırmadım
Kuş tüyü yatakta hiç yatmadım
Edep ile gezdim namus çizgisini aşmadım
Eyvah geldi geçti ömrüm

Dağlarda gezdim çiçekleri hiç ezmedim
Hakkım olmayan bağda ekin biçmedim
Fakir kardeşim varken zengin olanı seçmedim
Eyvah geldi geçti ömrüm

Halden anlayanlar gibi gezdim güldüm
Vakti gelince bende herkes gibi öldüm
Mum gibi gönüllerde yandım dertleri bölüştüm
Eyvah geldi geçti ömrüm

Yüce Allah’ı Rabbim bildim secde ettim
Verdiği nimetlere şükür ettim
Ecel ile çağırınca yanına gittim
Eyvah geldi geçti ömrüm

Nurdan nur Resulü çok sevdim
Peşinden giderken kendimden geçtim
Ahirette şefaatine erenlerle olmayı istedim
Eyvah geldi geçti ömrüm

Ömrün gayesi Allah’a kul olmakmış
Bu dünyada imanla yürüyüp varmakmış
Derdi olana derman olmakmış
Dermanın yoksa gülümseyerek kalmakmış
Eyvah geldi geçti ömrüm

İşte böyle geçti ömrüm
Dertlerimin içinde kendimi gülerken gördüm
Allah ve Resulüne birazcık kul olmak için yürüdüm
Eyvah geldi geçti ömrüm


Fazla söze ne hacet
Halini her zaman Yüce Allah’a arz et
Bu ömür ahiret için bu dünya bir ticaret
Eyvah geldi geçti ömrüm

Kul Mehmet’im çok ağladım hiç gülmedim
Viran iller gibi viran gezmedim
Dert bana neden geliyor demedim
Namert ile zalimleri hiç sevmedim
Eyvah geldi geçti ömrüm
Mehmet Aluç-©Kul Mehmet-



18 Şubat 2016 Perşembe

Yolu Şaşıran Benim



Uzanırken maziye elim
Hafif olsa da az kelim
Lal olmasaydı bu dilim
Hatalarıma sözlerimle çelme takardım
Sap gibi ortada kalmazdım boşuna taşlar üstünde yatmazdım

Aslına bakarsanız mazinin yok suçu
Suçun hepsi bende yolu şaşıran benim
Ters yöne girdim yanlışa yöneldim
Sap gibi ortada kalmazdım boşuna taşlar üstünde yatmazdım

Ata binerken yanlışlıkla eşeğe binmişim
Menzile varmadan yarı yolda inmişim
Her şeyi biliyorum derken eşeklik etmişim
Sap gibi ortada kalmazdım boşuna taşlar üstünde yatmazdım

Dereyi görmeden paçayı sıvadım
Akıntıya kapılıp sürüklendim adım adım
Acemi iken tüm yolları biliyorum sandım
Sap gibi ortada kalmazdım boşuna taşlar üstünde yatmazdım

Maziye iki çift laf söylemek isterdim
Senin yok hiçbir suçun diye gülümserdim
Yoldaş olduğu için teşekkürler ederdim
Sap gibi ortada kalmazdım boşuna taşlar üstünde yatmazdım

Hayatı etmedim takip sessizce ipini çektim
İpin ucunda ben varmışım hiç akıl etmedim
Hayat yavaş yürü derken ben şaha kalktım
Sap gibi ortada kalmazdım boşuna taşlar üstünde yatmazdım

Su diye pınardan su içmedim ürettim içtim
Libasları beğenmedim kendim ürettim giydim
Ne ürettiğim su suydu nede ürettiğim libaslar libastı
Kendi elimle yaraladığım gönlümün ıstırabı ile kaldım
Sap gibi ortada kalmazdım boşuna taşlar üstünde yatmazdım

Sancımın ilacını almadım çaresiz kaldım
Yolda ne buldumsa bakmadan koynumda sakladım
Zehirli yılanları saklamışsım neden böyle yaptığımı anlamadım
Sap gibi ortada kalmazdım boşuna taşlar üstünde yatmazdım

Cahili adam sandım yanında yattım
Bir sözüne beş sözü bende içine kattım
Nefsim için yarınlarımı cahil adama sattım
Sap gibi ortada kalmazdım boşuna taşlar üstünde yatmazdım

Dev hayatı cüce sanarak meydan okumazdım
Yol yakın diye şaşırıp uzun yola koşmazdım
Hayat hafife alıp onu yıkmaya çalışmazdım
Sap gibi ortada kalmazdım boşuna taşlar üstünde yatmazdım

İlk defa değil başımı taşlara vuruşum
Hesapsız hesabımla bin defa beş kuruşsuz kalışım
Akılsız hesapla bu ilk değil bininci yanlışa koşuşum
Sap gibi ortada kalmazdım boşuna taşlar üstünde yatmazdım

E elden ne gelir sabırdan başka
Derdi veren Rahmanın şifası bambaşka
Hatanı bil otur yerinde koşma çamura bata çıka
Sap gibi ortada kalmazdım boşuna taşlar üstünde yatmazdım

 Kul Mehmet’im hatalarım oldu bir tecrübe
İnsan dediğin okumak anlamak için değil alfabe
Her yanlışa koştuğunda yiyor insan bin bir darbe
Sap gibi ortada kalmazdım boşuna taşlar üstünde yatmazdım

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

25 Kasım 2015 Çarşamba

Gönlüm Razı Niçin Olmadı

gönül,razı,ateş,


elimle gülü tuttum, bilmem elim kanadı
yarimi seveyim dedim , nedense gönlüm ağladı
aşktan bilmez yarim, kolumla  dilim bağladı
bırakıp gideyim dedim ,gönlüm razı niçin olmadı

haset edip yare küseyim dedim, dilim razı olmadı
elimi kaldırdım, hafif vurayım dedim, elim azı bulmadı
gönlümden çıkarayım dedim, gönlüm dedi kırma sazı,
 kılma tek başına, cenaze namazı
bırakıp gideyim dedim, gönlüm razı niçin olmadı

misal, az ayrı yatayım dedim, yatak diken oldu battı
gönlüm dedi hani seviyordun, ne oldu, hal böyle iken, uykum kaçtı
gönlüm dedi, sevecektin bir ömür boyu, kim yolda geciken, haklı çıktı
bırakıp gideyim dedim, gönlüm razı niçin olmadı

hoş bir seda ile, şiirler okudum, hiç anlamadı
karşısında saatlerce durdum, dönüp hiç yüzüme bakmadı
karşıma aldım, durmadım sordum ,sorumu hiç duymadı
bırakıp gideyim dedim, gönlüm razı niçin olmadı

Kul Mehmet'im, bin bir zahmet, içinde gönlüm
lanet ettim şeytana, az Rahmet, okudum güldü ömrüm
sevmeye dedim devam, kıyamet mi ,kopacak gönlüm
bırakıp gideyim dedim, gönlüm razı niçin olmadı
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-








11 Mayıs 2015 Pazartesi

Belkide Ben Seni Boşuna Arıyorum!

   
                    
Sana doğru gelecek, senin bulunduğun şehre hareket edecek bir otobüs ve tren seferi varmıdır bilmiyorum, arıyorum elim boş dönüyorum sokaklarda...

Yüreğimde hasretin, gözlerimde gülümseyen gözlerin,ellerimde sıcaklığın,sokaklarımda senli kokun var iken, düşüncemde sen yağıyorsan damla damla yüreğime, bırakılmış bir köşede sensizliğimin karanlığında kaybolmayı arıyorum bulamıyorum, elim bom boş geri dönüyorum havasız sensiz odama...

Geziyorum ülkeyi şehirleri, belki beni görürü sevinir bana doğru gülümseyerek koşarsın diye,amam  yine sen yoksun başım önümde üzgün tozlu yollara düşüyorum elim gönlüm bom boş, banyomun camında nefesinle  buğulanan camlara elimi sürüyorum senden bir iz bir nefes oldun diye, lakin yine hüsran yine elim gönlüm bom boş yatağıma dönüyorum, sana söyleyemediğim sözcüklerin hecelerin içinde boğuluyorum...

Belkide ben seni boşuna arıyorum,belki sen beni hiç sevmemiş olabilirsin ve giderken sana gelen yolları bana kapatmış olabilirsin,evet evet bu olabilir.Yoksa sana gelen yollarım neden kapalı olsun? Öyle ise, sen bana gelene kadar, seni sevdiğimi gökyüzüne haykırıyorum ve eğer beni sevmiş isen sesimi duyar gelirsin,seni senin sıcaklığınla sakladığım, yüreğimde seni beklerken  bulursun beni.


Mehmet Aluç

12 Mart 2015 Perşembe

Şimdi yalnız kaldın

yarın,


Ey yarınları olmayan bakışlarım
Bir sevgiliye yürümeyen adımlarım
İrem bağlarına uzanmayan elim
Bütün güzellikleri yıktın
Şimdi yalnız kaldın
Ey kelebekler gibi hassas yüreğim

Ey sessizliğe ses olmayan hislerim
Ey yüreğimdeki güzellikleri sömüren benliğim
Pare pare yok olan düşlerimi yıktın
Şimdi yalnız kaldın
Ey kelebekler gibi hassas yüreğim

Uçurumdaki yağmurlarla uçurumlara yağan yenilgim
Attın kendini ey nefsimle beraber uçurumlara
Söz geçiremedim bu gönlüme
Tutamadım bu arsız dilimi
Şimdi yalnız kaldın
Ey kelebekler gibi hassas yüreğim

Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç