Bu Blogda Ara

eleştiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eleştiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2017 Pazartesi

Geçen gün Almanya’nın Hitlerleri ile itleri havlarken Bugün Hollandanın…





Geçen gün Almanya’nın Hitlerleri ile itleri havlarken, dünde Hollanda’nın itleri havlayarak saldırmaya başladı Türklere… Bakanlarımızın, vatandaşlarımızla karşılıklı hasbihal etmesini referandumu “Evet-Hayır’ı-anlatmak için giderken ”Evet” in ne olduğu gerçeğini bilerek, koltukları amaçları gayelerinin yok olduğunu gördükleri için, köpeklerini üstümüze vatandaşımıza kardeşlerimize doğru salarak parçaladılar. Artık her seçimden sonra kandırdıkları birkaç siyasetçiye üç ay koalisyon kurdurarak, her istediklerini ülkemiz içinde gerçekleştirerek ülkeyi kaosa götüren kargaşa ile hükümetler yıkarak artık gerçekleştiremeyecekleri gerçeği içinde, etekleri tutuşunca böylesine köpekleşebiliyorlar.

Eleştirici tavır bu olmazsa gerek, hem onları neden ilgilendiriyor demeyin aslında bu “Evet” onların oyunlarının işgal ederek kaosla ikilik çıkararak meclisi ülkeyi karıştıramayacakları için böylesine, hırçın eleştiriden uzak havlayarak, itlerini vatandaşlarımızın üstüne salabiliyorlar. Batının gerçek yüzü budur arkadaşlar. Yıllardır “Batı Batı” diye çırpınanlar görsünler diyeceğim ama göremezler onlarda var aynı zihniyet…

Zaman değişimin sevinç rüzgârlarını estirirken, bundan rahatsız olan birileri elbette boş durmayacak, yitireceği sandalyesini elinden alına oyuncağı için elbette havlayacak itleri üzerimize sürecek, ama o ne kadar çırpınırsa çırpınsın, zaman değişim sevincinin rüzgârını estirmiş ise bu rüzgâra karşı durması boşunadır beyhudedir, zavallılığı içinde ağlamasıdır yıkılırken son feryadı ile toprağa gömülmesidir. Bundan sonra, hiçlik içinde hiç olacaklar bunu hazım etmek elbette kolay değildir bu nedenledir bu öfke çırpınış öfke…

Gerçeğin gerçekliği o kadar gerçektir ki bu onları korkutuyor ve yıkıyor. Kendi utancınızdan yerin dibine girme, çabanız en sonunda başarılı olacak, utancınızla yerin dibine gömüleceksiniz. Siz çaresizliğinizin farkına varamazsanız da, herkes şimdi düşen maskenizin ardında çaresizliğinizi gerçek pisliklerle sıvanmış yüzünüzü apaçık gördü, artık gizleyemezsiniz bu pisliğinizi utancınızı rezilliğinizi. Aramızdaki fark dün aşikâr belli iken sizin yıllardır kendi pisliğinizi gizlemenize rağmen bugün görüldü ve farkımız dün olduğu gibi bugünde tertemiz ak pak olduğunu tüm dünya gördü, artık bu gerçeği değiştiremezsiniz, battınız batmaya mahkûmsunuz bunu hiç kimse değiştiremez. Dün Almanya bugün Hollanda yarın bir başkası havlayarak kendi çöküşünü batışını gerçekleştirecektir.

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

7 Mart 2017 Salı

Monolog Röportaj/ım-4-


                                               Monolog Röportaj/ım-4-

röportaj ile ilgili görsel sonucu

Gönlümüzü düşüncemizi farklı bir coğrafyaya götürmeden, yerinden canlılığı sıcaklığı ile bırakarak sizleri bu monolog röportajımla baş başa bırakıyorum. Düşünmek, düşünerek ,kokuşmuş fikirleri alt üst eden, gönlünüzdeki hislerin, aklınızdaki düşüncelerinizin tüm dünya üzerinde etki görmesini değiştirmesini dileyerek, sizleri kendimle sizlerle baş başa bırakıyorum.

-Aydının işlevi ne olmalıdır?

-Karanlığa bir ışık yakması gerekir ki gönlü ile, aydınlansın gönlü aydın olsun.

-Eleştirici tavırdaki olgu ne olmalıdır?

-Görmenin sonucuna, gülümseten bir pencere açıyorsa, eleştirici tavırdaki olgu bu olmalıdır. Yıkmak yerden yere vurmak yerine, yapıcı olmalı, karşısındaki insanları kendi penceresinde hayatı seyretmesini sağlamadan, insanların kendi gönül penceresinde penceresini açarak seyretmesini sağlamalıdır.
-Uzlaşmış bir toplum nasıl olmalıdır?

-Her türlü sorunları için meydanlara çıkan bunu kavga dövüş ile değil, karşılıklı konuşarak karşımızdaki insanın düşüncesine saygı göstererek, bu dünya sahnesinin yalnız kendine ait olmadığı savını bıraktığımız anda, uzlaşmış bir toplum olabiliriz. Bunu bir savaştır tezini bırakarak bunu gözü peklik saymayarak, alkış toplamayı bıraktığımız anın ertesinde bu dediğiniz olur.

-Düşünmek mi acaba kafa yormak mı sorunlara çaredir?

-Köklü fakat saplantı haline gelmeyen, aydınlık bir ışığın insanlarca kabul görmüş bir düşüncenin ekseninde düşünmek, her zaman insanlığa fayda sağlamıştır. Kafa yormak, düşünceye nazaran yani düşünce oturarak yapılan bir eylemse, kafa yormak o düşünen düşünürken yorulan akla, kafa yormak jimnastiktir diyelim.

-İnsanın kendini bambaşka seçkin bir insan gibi görmesi sizce kışkırtıcı değil mi?
-Güzel bir soru, dünya bizim dünyamız hayat bizim hayatımız birlikte yaşıyoruz, birlikte sabah ve akşamı günü yaşıyoruz isek, neden bunları göz ardı ederek, kendimizi her şeyden üstün tutarak, diğer insanları hor görerek, sonu olmaya bir kargaşanın kavganın içine giriyoruz. Bizler kavga etmek için değil, yaşamak için geldik bu dünyaya öyle değil mi? Bu çirkin gönlü hoşlandıracak bir düşünce değil hatta coşturacak bir kavramda değil, çirkin bir adım ve yabancılaşmaya götüren, gönüldeki insana olan sevgiyi özlemi yok eden bir savdır, çirkinliktir diyebiliriz.

Mehmet Aluç /Kul Mehmet




8 Haziran 2016 Çarşamba

Eleştiri Değer Vermenin Kapısıdır…

                                    
    Bazen oturup düşündüğümde benlik olarak eleştiri oklarının ne kadar güzel bir ok olduğunu bilmemize rağmen, sanki zehirli birer okmuş gibi yüreğimize saplandığını, bizi birazdan öldüreceği savı ile bozularak hem kendimizin moralimizi bozarak, hem de karşımızdakini küçük değersiz görerek kalbini kırdığımızı, doğrunun hakikatin benliğimizi çok sevmemizin gereği olarak hazım edemediğimiz saçmalığına güler dururum. Aslında eleştiri karşımızdaki kişinin bize değer vererek, bizdeki eksik olanı görerek kendince söylemesi değil midir? Biraz düşünerek aklıselim bir düşünce ile benliğimizi de bir kenara atarak, az tahlil ile olayın vahametini de kavrayarak karşılıklı konuşma ile doğru olanı bulmak, eleştirinin güzelliği ile doğruya ulaşmak mümkün ama gel gör ki, benlik nefis denilen ego öyle söylemiyor, benim bildiğim, yaptığım söylediğim doğrudur gerçektir saçmalığı ile kendini ulaşılmaz kılıyor. Haliyle buna uyan bizlerde önümüze ne gelirse kırmanın halden bilmemenin savı edepsizliği ile birer gül dalı olan eleştiriyi, zehirli ok görerek karşımızdakini kalbini kırmanın ve ondan uzaklaşmanın saçmalığı ile yalnız kalarak, kendimizi bulunmaz Hint kumaşı sanıyoruz ve yanıldıkça yanılgının çirkef çamuruna, battıkça batıyoruz!
    Aslında eleştiriyi yapmayı mı beceremiyoruz da böylesine karşımızdakinin ideolojisi düşüncesini inancını tavrını kendimiz gibi olmasını istediğimiz saçmalığı ile mi böylesine kırıcı olabiliyoruz olabilir evet olabilir! Aslında biz eleştirinin, hayatımızda düşüncemizdeki kusurları karşımızdakinin görerek bunu ayıklamamız için bize söyleyerek, güzelliğin ortaya çıkması olduğunu da bilmiyoruz. Dinimizde zorlama yoktur, herkes istediğini seçmede özgürdür, ama yaşantımız doğru ve olumlu adımlara doğru gitmiyorsa, Allah’ın rızası dışına ise,- Müslümanlar olarak kardeş olduğumuz için-karşımızdaki kardeşimize hatasını yanlışını söylemek, eleştirisi müdahaleden öte doğrunun gerçeğin ortaya çıkmasıdır. Birbirimize güven ve saygı aynı din inanç yönünde gidiyorsak, bu eleştirileri bulunmaz bir hazine gibi görerek memnun olmamız gerekirken, eğer memnun değil isek gönlümüzdeki imanın inancın eksikliğindendir bilerek, bu eksikliği gören kardeşimizin de bunu görerek tamamlamasından başka bir şey olmadığını bilmek, bu eleştiriyi erdem sanarak memnun olmamız teşekkür ederek gülümsemeliyiz aslında. Bu şekilde davranmaz isek, toplum hayatımızda sağlıklı ilişkilerin kökleşerek yerleşmesini kök salmasını beklemek sadece saçmalık olacak, gönül kırıklığı ve ayrılıkların kapısını aralamak olacaktır.
    Eleştirinin dozunu ayarlamak, sanki kendimizi eleştiriyormuşuz prensibi ile karşımızdakini gönül okşayıcı olarak eleştirmek, umutlarını yıkacak şekilde değil de eksikliğini göstererek onarmak inşa etmek amacıyla eleştirmekte kendi elimizde olduğunu da hatırlayarak, eleştiride bulunmak en güzeli olduğu da şüphesizdir. Kur’an şöyle der: “Ey iman edenler! Eğer fâsıkın biri size bir haber getirirse onu iyice araştırın. Aksi takdirde bilmeden bir topluluğa zarar verirsiniz de yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurât, 49/6).Böylesi iftiralarla dolu yalan eleştirilere de itibar etmeden önce araştırmadan da eleştiride bulunmakta kaçınmak gerekir. Yüce Allah c.c. söylediği gibi araştırarak yaklaşanlardan oluruz inşallah.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

28 Mayıs 2015 Perşembe

-Sinema Gurmesin de ..... Filmine Eleştiri Getiri Götürü Falan Filan-1-





Bu filmin Galasını halasını ilk seansını fırçasını kaçırmıştım şimdi izlemek ve okumak nasip oldu senaryosunu, yönetmenim sanki senaryoyu yazar iken masanın ayakları sallanıyordu galiba, yazarın eli kaymış biraz galiba dersinki neden niçin niye çeken yönetmenin gözü kaymış sakimine efendim şöylesine sesli düşünür isek düşünelim değil mi sonuçta misafirim yani, ilk girişteki günlüğü okuyan böylesine kanların yerlerde aktığı sahneyi karanlıkta çekelim aman Kızılay görmesin yoksa bipleniriz hem okuyan neden yüzünde korku ve çekinme azda hayretten izler yok, replik neden yazılmamış orada, sufleyi söyleyen sütlaç yemeye mi gitmiş acaba, bir soralım, hep o saatlerde ekran başında sinema kuyruğunda yedi yaşından küçükler var lütfen girişe bununla ilgili uyarı yazısını koyalım…
Sankimine işkence der iken sanki işkembe çorbasından bahis ediliyordu lütfen orada araya kaçan veya araya yanlışlıkla giren-c- harfini uyaralım ulu orta ortalıkta dolaşmasın sayın yönetmenim. Ondan sonra işkembe çorbasının güzelliğini düşünsün okusun oyuncu lütfen ama yani…
Gelelim üniversite bölümüne eskide olsa zor girerdin yazılırdın tonlarca para ödemek için neyse atlayalım ya da- kestik-
Sanki babamdan uzak der iken çok ayıp ama adam babası için böyle kelime kullanmaz şöyle olmalı idi

“Babamdan uzakta olsam da bana para gönderdiği ve yetiştirdiği için çok mutlu idim” şeklinde olacak, biraz utanma etrafına bakma ya da çaktırma…
Hem birkaç kuruşluk burs ile bir ay geçer mi bırakın para biriksin bankada, zaten adamlar aç gece gündüz para para diye aç geziyorlar” burada para para sözünün altını alt yazı ile belirgin çizelim. Kestik…

Motor hem o kadar güzel kızlar ile üç kuruş parayı çekmek için neden bankamatik kartı talep etmediniz bankadan acaba sayın yönetmen, sıraya gir sıran gelmez ise sabır içinde teşbih çek bunlar neden karede yoktu, siz Türkiye de yaşamıyor musunuz acaba? Susma sustukça sıra size gelecek, kestik…
Kısa anekdot öğrenci harç parası ile bir anlığına zengin mi olunur acaba alo ayakta uyumayın yönetmenim, biraz ciddiyet, kestik. Devam edeceğim bitti sanmayın şeffat olmalıyız yönetmen kardeşim, beyaz perde izlediğimiz filimde siyah anlara yer yok böyle biline.
Mehmet Aluç
Sinema Film Dizi Oyun Moyun Koyun Gurmesi
A.Ş. Müdürü Yani Genel Müdürü Gibi




__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...


http://www.tatliaskim.org/tatliaskim-sakamatik/650122-sinema-gurmesin-de-gazap-tohumlari-filmine-elestiri-getiri-goturu-falan-filan-1-a.html#post10133622

22 Mayıs 2014 Perşembe

Shakespeare cevap






Shakespeare demiş ki

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten 
Sevilmeye layık görmedigi için sevilmekten 
Sorumluluk getirecegi için düsünmekten 
Elestirilmekten korktuğu için konuşmaktan 
Reddedilmekten korktuğu için duygularını ifade etmekten 
Aslında yasamayı bilmediği için ölmekten korkuyor. 

Bu dünyada kaybedecek neyimiz kaldı
Yüzlerce insan madenlerde ihmal yüzünden ölüyor
Alın terinin karşılığı verilmiyor üzülüyor
Kazandığı üç kuruş ile evini geçindiremiyor kahr oluyor
Sevilmeye gelince
Geçim derdinden sevmeye vakit mi kalıyor
Ay başını getirmek için günde kırk kılığa giriyor
Ek iş ile eve gece yarısı geliyor yorgun yatağa giriyor
Sevmelere zaman mı kalıyor
Sorumluluğa gelince
Namusu ile ülkenin namusunu
Yetim hakı yenilmesin diye gözü yetimin malını korumakta
Haksızlık olmasın diye yüreği ağzında
Her zam ile cebinde eriyen maaşı ile küçülen
Lakin haksızlık yapmamak için iki eli yüreğinde
Düşünmeye gelince başka düşünmeye vakit kalmıyor
Düşününce de sandıkta mezara gömüyor
Haksızlık yapmayalım yani
Eleştiri yapılyorda ne değişiyor ülkede
Eleştiriyi dinleyen kim
Sen konuş sen dinle

Korkmaya gelince çok yanılıyorsunuz
Korkmayız kelle koltukta yaşarız
Ülkemiz için canımızı feda ederiz
Duygulara gelince
Geçim dünyasında duygumu kalmış
Patron çalışanını
Zengin ülkeyi
Söz sahibi olanlar bunları korudukça duygumu kalıyor
Zaten tüm istekletimiz seçimden sonra red oluyor
Eş çocuğun istediğini almak içinde maaşımız red ediyor
Yaşamaya gelince adam gibi namusumuzla yaşarız
Ölüm gelincede Allahın emri der korkmadan gideriz
Biz ne dini red ederiz nede alın terin kazancına göz dikeriz
Ne de ölümden korkarız
Ölümden ülkeyi soyanlar
Zalimler
Haksız kazanç sağlayanlar korkar
Namuslu vicdanlı insanlar ölümden korkmaz
Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç