Bu Blogda Ara

Çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2016 Pazar

İnsanlık Kayıp Sizlerde mi Ararsınız


 insanlık kayıp ile ilgili görsel sonucu
Yolda durmuş arayan insanlar etrafına bakmışlar
İnsanlık nerede acep diye soru sormuşlar
Soruya muhatap olanlar o an şaşırmış
İnsanlık kayıp mıdır ki siz arasınız demiş
Anladılar ki bunlarında haberi yok
Yolları uzun soracak insan aramak bulmak zor
Selam vermişler düşmüşler yola yola sormuşlar
İnsanlık kayıp mıdır ki siz arasınız demiş
Yolda giderken karşı daldaki kuşa sormuşlar
Kuş yıllar önceydi gördüm sonra birden yok oldular
Yıllardır bende ararım ama sizler gibi bulamadım
İnsanlık yıllardır kayıp şimdimi aklınıza geldi demiş
Uçan bir kuştum başlarında ovalarında obalarında
Benim gibi kuşlar için aşımız her gün hazırdı yollarda
Aç kalmazdık kurt kuzuya saldırmazdı o zamanlarda
İnsanlık yıllardır kayıp şimdimi aklınıza geldi demiş
Başları önde suskun devam etmişler yola
Yolda virane bir han görmüşler oturmak yakışmaz kula
İçeriye girmişler garip bir kul hanın sahibi
Gözleri takılmış viran olmadan önceki güne
Selam vermiş içeriye girmişler
Hancıyı pek üzgün görmüşler
İnsanlığı gördün mü diye sormuşlar
İnsanlık dün buradaydı benimleydi
Şimdi kayboldu viran eyledi gelenler bizi
Bu han yolcuyla yolda kalanla dolardı
Gönüllerindeki neşeyle huzur bulur yaşardı
Aç yoksul fakire kapımız açık yardımlar yaparlardı
Aç doyar fakir yoksul doyar mutlu yaşarlardı
Bilinmez birden ne oldu anlayamadım
Gelenler gitti gelenler viran etti gitti
Koydular bizi merhametsiz bir hücreye
Arar beklerim gözlerim hep bakar ileriye
Yıllardır beklerim hicran içinde perişan
Sizlerde mi ararsınız insanlığı kâinat mı derman arar
Aslında derman kendileriydi gönüldeydi bilirlerdi
Bizler unuttuk kapısını kilitledik böylesine rezil perişan kaldık
Varın dönün geriye böyle aramakla insanlık bulunmaz
Yoksula fakire mazluma kucak açın sarın
Darda kalana koşun kazandığınız paylaşın
Açın gönül kapılarınızı sevin birbirinizi işte insanlık budur
Alın beni de yanınıza yalnızlığıma son verin
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
Not: Mültecilere karşı insanlık dışı uygulamalarıyla eleştirilen Avrupa ülkelerinden Almanya'da çoğu çocuk 9 bin Suriyeli mültecinin kayıp olduğu ortaya çıktı.

5 Temmuz 2016 Salı

Gazze De Bugün Çocuklar Neşeyle Güldü


    
Gazze de bugün çocuklar neşeyle güldü
Yola çıktı yardım gemisi işte kara göründü
Bu bayram sabahı çocuklar Gazze de neşeyle güldü
Vardı Türkiye’m den yardım gönüller güldü
Ön ayak olanlardan Allah razı olsun şimdi oldu
Mazlum az güldü hayat biraz nefes aldı

Kimisi der bu anlaşma yapıldı niye
Önce baba olmak gerekir işte böyle
Oradakiler kardeşimizde ondan öyle
Ağzı olan konuşmasın bir öyle bir böyle
Yaşananları görmek gerekir orada saniye saniye
Vardı Türkiye’m den yardım gönüller güldü
Ön ayak olanlardan Allah razı olsun şimdi oldu

Mazlum az güldü hayat biraz nefes aldı
Cumhurbaşkanımız sağ olsun var olsun
Şimdi bu siyasettir diyenler yok olsun
Mazluma yardımdır öncü olanlar sağ olsun
Mazluma koşan kim ise o adamım olsun
Vardı Türkiye’m den yardım gönüller güldü
Ön ayak olanlardan Allah razı olsun şimdi oldu

Mazlum az güldü hayat biraz nefes aldı
Mazlumun derdi kimilerine kaygıdır
Kimilerine değildir bir parça saygı
Onlarda bizim gibi insan ama mağdurdur
Allah C.C. kul olmak mazlumla olmak insanlıktır
Vardı Türkiye’m den yardım gönüller güldü
Ön ayak olanlardan Allah razı olsun şimdi oldu

Mazlum az güldü hayat biraz nefes aldı
Bu bayram aldığım en güzel sevinçli haber budur
Yıllardır buruk yaşarlardı şimdi en doğrusu budur
Kardeşimizdir yüreğimiz yanar oda kuldur
Bunu bilmeyenler zaten nefsine kuldur
Vardı Türkiye’m den yardım gönüller güldü
Ön ayak olanlardan Allah razı olsun şimdi oldu
Mazlum az güldü hayat biraz nefes aldı

Kul Mehmet’im gurbete yalnız geçen en güzel bayramındır
Bu sevinç yalnızlıkla geçen bayramıma cennetten gülüştür
Ön ayak olanlar imanlarıyla hakka halk ile yürüyüştür
Bundan gerisi abesle iştigal kardeşlerimizden ayrılıkla ölüştür
Vardı Türkiye’m den yardım gönüller güldü
Ön ayak olanlardan Allah razı olsun şimdi oldu
Mazlum az güldü hayat biraz nefes aldı nurla doldu
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

10 Mart 2016 Perşembe

Hasret Denizinde


Aramıza ayrılık köprüsünü kuralı on yıl oldu
Bizimle aynı yaşta olanların çocukları oldu
Bizden başka herkes mutluluğu aradı buldu
İkimiz birlikte hasret denizinde yok olduk

Bir nefeslik cana bir parça mutluluk yetmez miydi?
Bir az gülümseseydik bu ayrılığımız bitmez miydi?
İki lokma aş ile bu karnımız gülümseyerek doymaz mıydı?
İkimiz birlikte hasret denizinde yok olduk

Açtıkça açtık aramızdaki hasretlik rüzgarıyla arayı
İkimizde çok istedik bulduk elimizin kiri parayı
Bom boş kaldı işte gönlümüzün sarayı
İkimiz birlikte hasret denizinde yok olduk

Gönlümüzde açtık onarılmaz onca yarayı
Kazandığımız para sarmaz bu sancılı yarayı
Sen ayrı ben ayrı şimdi yıkılır gönlümüzün sarayı
İkimiz birlikte hasret denizinde yok olduk

Sağlıklı düşünerek vermedik sağlıklı karar
Şimdi yaşadığımız her an nefes bize zarar
Şimdi söyle bu paramparça gönlümüzü kim sarar
İkimiz birlikte hasret denizinde yok olduk

Ömrüm viran oldu sen yoksun sefillik yakıştı bu cana
Kul Mehmet’im sen şimdi hasretlik İle var viran hana
Düştüğüm yollarda tüm diller kınadı serseri dediler bana
İkimiz birlikte hasret denizinde yok olduk

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

18 Ekim 2015 Pazar

Sevdaya Hasret Yürekler Çocuklar Yarınlar Üşüyor…




    Doğum ile hayatın sona doğru giden çanları çalmaya başlarken, ömür bir nefes veya ikindi serinliğinde nefesle sona koşmakta. Zaman dersen, bir an durmayan ardında koştuğumuz hayatın gün ışığında peşinde koştuğumuz anın bir parçası. Bazen monotonluğu ile sıkıntı veren üzüntü ile dertlere boğan bazen gülümseten zamanın içinde sıkışıp kalan hayatın girdabında yaşayan kullarız. Bazen üzerimize ölü toprağı sepilmiş gibi sessiz, hayattan kopmuş anımızla hissiz duygusuz yaşayarak zamanı ve anı heba etmekten öteye gitmeyen, gün ışığına hasret kalmış gibi yüreği kararan insanlarız…
   
    Çoğu zamanda sevdayı yüreğimize yükleyerek, sevinçleri mutlulukları dolu dolu yaşayan ve yaşatan insan, bazen de özlem ile gözyaşı döken, hasretin kıskacında kalan zamanın içinde yaşayan ve yaşatan insan… Sevda iklimlerine yüreğinde yelkenleri açarak gülümseyen gülümseten, yarınlara koşarken arkasında kalanları tek tek toplayarak yanına alan, bazen de nefreti kini ile sevda dolu yüreğini yarınlarını, paramparça eden nefretin volkanlarını yüreğinde kaynatarak yakan insan… Yüreğindeki yangını görmeyen, yüreğindeki yangını kendisinin yaktığını unutarak, kim yaktı bu yüreğimi diyerek etrafına saldırarak zarar veren, nankör insan… Uzaklarda gel gülümseyen gönlünle gel artık yüreklerimiz buz tutuyor, bütün dünyamıza her mevsim kar yağıyor sesini duymayan, gülümsemeyen gülümsetmeyen insan… Nefesi titrek bir çiçek gibi solan, bütün geceleri ayaz soğuk, üşüyen insan… Yarınlara sevdanın ezgilerini yüreğinde unutan, kapısını kapatan, dudaklarında sevda dolu sımsıcak gülümsemeyi unutan, nefretin kimsesizliğini sözlerini yükleyen insan…
   
   Ey insan hangi bulanık çağlayan suların içinde kayboldun, girme o bulanık sulara boğulacaksın diyenleri duymayan, şiir dolu gülümseten yarınları görmezlikten gelen yıkan insan, aç yüreğindeki sevginin kapısını, hangi uzak şehirlerin dehlizindesin, rüzgârın kuşların kanatlarındaki nefretin yakan sıcaklığını neden duymazsın ah insan… Ses ver neden bazen susarsın, duymazsın feryadı figanı?
  
     Ey insan hangi erişilmez dağların ardında saklı kaldın, saklanmakta nedir? Görünmek sevmek sevilmek var iken, uçurumların yamacında gezinirsin? Yaralı ceylan gibi yaralı yürekler sana hasret kaldı, kap gel sevdayı kolundan beraber, hasret kaldık sana sevdana gülümsemene… Baksan sen susunca kâinatta susuyor kuşlar ötmüyor ağaçlar yeşermiyor… Sevdaya hasret yürekler çocuklar yarınlar üşüyor kayboluyor ve insanlık, nerede isen ortaya çık saklanma, bizleri yağmur dolusu yalnızlıkla dermansız dertlerin arasında karlarla kaplı soğukların altında kalan yarınsızlık ile bırakma, bak biz sana doğru koşuyoruz, saklanma çık ortaya gör bizi, boş yüreklerimiz yarınlarımız sevda ile gülümseme ile doldur…
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

9 Mart 2015 Pazartesi

Bırakın Çocuklar Oyun Oynasın



Çocuk,oyun,
Oturmuşum bahçede koltuğumda
Oyun oynayan çocukları seyrediyorum
Masum gözlerindeki mutluluklarını tada tada
Çıktı amcanın birisi hırsla koşa koşa
Dağıttı masum çocukların oyununu sırıta sırıta
Bağırdım haykırırcasına bırakın oynasın çocuklar
Çocukluğu yaşaya yaşaya umutla
Hayatları değişene kadar çocukça
Bir çocuğun ana vatanı oyunlardır
Çocukluğunu doya doya yaşamasıdır
Onların sevgisidir oyun
Çocuklar bana baktı hayretler içinde
Amca hala elindeki sopa ile çocukları kovalıyordu
Kan ter içinde.
Haklıydı belki çocukluğunu yaşamamış kaybetmişti
Çocukluğunu yitirmişti çocukluğunu yaşarken, bilinmezdi
Bilinen yaşayamadıklarımıza izin vermekti
Güneşin altında uyuyan çocukluğumuzun uyanmasına izin vermekti
Pes etti az sonra
Çocukları çağırdım bahçeme
Onlar oynadı ben seyrettim
Çünkü bende çocukken çocukluk dilimi kaybetmiştim
Yaşayamadım çocukluğumu, şimdi onların dilinde
Yaşıyorum kaybettiğim çocukluk dilimi
Artık hatırlıyorum çocukluk dilini
Yitirmiş olduğum çocukluk günümü, kendimi.

MEHMET ALUÇ

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç