Bu Blogda Ara

sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2017 Cuma

Sözlerimden Bir Demet





Kul İlk emrin oku

Sen aç olana bak bırak sen toku


Sen var olana var durma

Yanlış insana doğruyu sorma


Yolda yürümeyeceksen durma yolda

Biraz merhamette olmalı her kulda


Gülmüyorsan hayat için kendini yorma

Güzellik arıyorsan gülüşünde saklı boşuna arama



Mehmet Aluç /Kul Mehmet



19 Mart 2017 Pazar

Her kitabın Arka sayfası Var İse


kitap arka sayfa ile ilgili görsel sonucu

Her kitabın bir arka sayfası özeti açıklaması var ise, her insanında hayatında anlatmak isteyip de anlatamadığı düşüncelerini açıklayan bir arka sayfa özeti açıklaması vardır. Bunu anlamak için onu anlamaya çalışmak ve son anda onu anlamayarak vazgeçmek yerine, son arka sayfayı çevirerek okumak ve anlamaya çalışmak olmalıdır…

Mehmet Aluç

27 Şubat 2017 Pazartesi

Sözlerim Aşka Açık Gözlerim-1-



Uykusuzluğun nöbetini tutuyorum sanki uyumamak için, öylesine uykum var ki göz kapaklarım isyanda kapanmak için, hayalin karışıyor gözlerime uyuyorum bu seferde uyanmak istemiyorum. İki ikilem iki denklem bu olsa gerek! Ama gel gör ki seni nefes diye içime çekince tekrar uyanıyorum, sevincimden yine uyuyamıyorum.


Gözlerim yine uykuya dalmak üzere iken, özlemin beni sarıyor, çıkıyorum gecenin sessizliğinde sokağa, sokak sukuta bürünmüş sessiz huzur dolu, lakin bende huzursuzluk diz boyu, sokağın huzurunu da bozuyorum, öylesine işin içinden çıkılmaz bir hal ki ben uykusuz kaldığım yetmezmiş gibi sokaklarda, benimle uykusuz kalıyor.


Yürüdükçe sokaklarda hasretinle derinlere dalıyorum, karanlığa dalıyorum, karanlık bendeki sensizliğin karanlığı ile görünce bir bıçağın üzerine yatmış gibi benden kaçıyor, aydınlıklara sığınıyor. Canım yandıkça kuytu köşelere sığınıyorum bende, kuytu köşelerde benimle dost oldular çünkü yalnızlıklarına arkadaş buldukları için.


Hem üşüyorum hem de gönlünden düşüyorum bir sonbahar yaprağı gibi, arasan da beni bulamazsın ben kuytu köşelere saklandım, onların yalnızlığında kayboldum, arama artık bulamazsın beni.


Mehmet Aluç /Kul Mehmet

1 Kasım 2016 Salı

Aşka Gönül Gözüyle Bak Tüm Bedeni Sarmış

Görsel sonucu

Her insanın sanmayın bir hayatı var, iki hayatı vardır birisi gözümüzle gördüğümüz hayatı, biride gönlünde sakladığı yaşadığı hayatı vardır. Biz birisini görürüz hayatı bir tane deriz ve yanılırız.

Yakmalı bu gönlü Aşkın narıyla yoksa gönül olmayacak. Sevmeli insanları aşkla yoksa aradığımız mutluluk bizimle olmayacak.

Aşka gönül gözüyle bak tüm bedeni sarmış, gönülde aşk iman yoksa bak insana bedenini öldükten sonra toprak sarmış. Aşkla gideni melekler karşılamış, aşksız gideni azabı karşılamış.

Aşkla toprağa giden aşkına ahirette karşılık bulacak gülümseyerek, aşksız giden pişmanlığını bulacak ağlayacak.

Gönül aşkın dilidir gönlü bu dil ile konuştur tüm güzellikleri aşkın güzelliğiyle durma buluştur.


Bu âlemle gökyüzü birbirini tamamlamış, lakin gönüller aşkla buluşmadan birbirinden kaçmış, yalnızlığın çaresizliğinde, çaresiz dermansız kalmış.

Korkma adım at aşkın deryasına bir adım, göreceğin güzellikler karşısında pişmanlığına ağlarsın koşarsın bin beş yüz adım.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

13 Ekim 2016 Perşembe

Sözlerim-3-

    

Keşmekeşlik

Öylesine keşmekeş’lerin içindeyiz ki ve farkında da değiliz ki, sevsek sevdiğimizi üzüyoruz kalbiniz kırıyoruz, farkına varmıyoruz sevmeyi bilmiyor diyoruz! Hatamızı bilsek özür dilemeyi bilsek gideceğiz de, birde acaba aynısını yaşar mıyım kuşkusu sarıyor bedeni ruhu düşünceyi! Kaldık mı sap gibi ortada, uçuruma düşmemek için geri adım atarken insan şüpheye düşer mi tabi ki hayır! Hatta biz uçuruma kendi gayretimizle düşsek acaba arkadan iten mi vardı diye, uçurumdan uçarken dönülmez ama biz gayretle döner iteleyen kimdi diye bakarız!

Mehmet Aluç-Kul Mehmet



Vakti Olmalı İnsanın

İnsanın, ağlama kendini dinleme farkına varma pişmanlığını fark edip düşünme insanlığın derdine çare olma adına, bir saati anı vakti olmalı diyorum ama inanın o anlar saatlerde boşa televizyon karşısında, evlenme programında ki sahte olan kavga ve çekişmeleri seyrederek bitirirdik.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet



Anlamsızlık Ve Huzur

İnsan doğarken her şey vücuduna Allah c.c. eksiksiz yüklenmiştir. Doğduğumuz da bizim için olan bir dünya var ama bizim yaşamamız için müsait değil, hatta hiç birimiz için müsait değil. Aslında bu dünya yaratılırken de içine eksiksiz her şey huzur güzellik vs. yüklenmişti ama onu biz insanlar, acımasızlıkla kendi doymazlığımızla öylesine değiştirdik ve parçaladık ki içinde huzurla yaşamaya imkân yok, hatta huzurun “h” harfi bile yok. Anlamlı olanı anlamsızlıkla değiştirince, insanda haliyle anlamsız değersiz oluyor. Bir süre sonra anlamsızlıklar da insanı boğuyor lakin bu defa anlamsızlığı yıkacak bir değer ortada yok ki onunla anlamsızlığı yıksın ve huzura erişsin!

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

9 Ekim 2016 Pazar

Sahte Sözler Yalan Aşklar Yalan Duyguların Anaforu

HAYATIMIZDAKİ YANLIŞLIKLAR ÇIKMAZLAR ile ilgili görsel sonucu
    Duygularımız hayatımız düşüncelerimiz yarınlarımız yalanlarımız bunları çoğaltmak mümkün, lakin doğruları ve yanlışlıkları ile çıkmaz sokaklarımız acaba anlaşılması mümkün mü kırıldığımız yok ettiğimiz canlarımız var mı güzel yarınlarımız? İnsanın bir cazibe merkezi olması gerekmez mi, birbirimize hoş görünen herkesi güldüren gönülden seven ilk anda görününce hissedilen… Yoksa olmalı mı insan hep terk edilen gönülden sevilmeyen? Kendi çıkarı için insanı ezen mi olmalı? Elbet her adımda her bakışta üzen olmalı elbet!Boş istasyonları beklememeli,gönülden geleni olmalı insanın.
   Farkında mıyız bilmem ben kendimde de hep hissederim, bazen düşüncelerimizin hırçınlığına anlam veremiyorum veremiyoruz, her şeyin bizim olmasını istiyoruz diğer insanlara yaşam hakkı hiç vermek istemeden yaşamak istiyoruz. Bu duygularımız inkâr edilemez bir gerçek lakin ne zaman ne şekilde bitecek acep mezara ulaşınca bitecekse, insan hiç mi gülmeyecek? Karşındaki insanla arkadaşı komşusu ile hiç mi neşelenmeyecek? Hayatımız kahırla mı geçecek sona erecek? Yalanlarımız bizi cehennem götürecek bilirken, hala nasıl bu iş son bulacak bitecek? Sorular cevaplarının üstünü çizdiğimiz, bilmek istemediğimiz, gönlümüzde yer vermeden es geçtiğimiz anlar zamanlar, hep yok oluşla mı dolacak? Yok mu gönlü güzellikle sevecek okşayacak? Anımıza zamanımıza hep yalan mı dolacak? Güzellik ne zaman gönlümüzü saracak?

   Kazanmak isteriz lakin parayı! Gönül dost kazanmak istemeyiz. Kendi çıkarımızı isteriz, karşımızdaki yıkılsın isteriz! İsteriz de o yıkılınca bir e sonra bizde yıkılırız, kalmaz güzel anlarımız yarınlarımız, insanlar bizim canlarımız… Hakkını yediğimiz insanlar bizden uzak kaçar, iş verdiğimiz hakkını yediğimiz daha fazla hak verene giderse iflas eder yıkılırız neden bilmeyiz? İnsan olmadan, güler yüz olmadan nasıl kazanırız, oysa hep kaybederiz. Amel defterimiz doluysa eksilerle, nasıl bize gülümsesin, var mı bunu açıklayacak olan? Nefretle nefrettir kazanılan, yakan yıkan yıkılan… Doğru olanla yanlışı yıkmadıktan sonra yıkılan biz oluruz, yanlış bizi terk etmez biz yıkılana kadar peşimizi bırakmaz gelir hem de azar azar, yokluk bize doğru koşar, bizi yıkmak için coşar da coşar… Şarkılarda dinlediğimiz aşk sevgiyi hayal ederken gülümseriz, hayatımıza tatbik etmek için neden kaçar gerisin geriye nefrete iltica ederiz? Biz gülümserken neden başka insanlar gülmesin? Doğru doğrudur güzelliğe yoldur, yanlış yanlıştır sanmayın ki kurtuluştur, oysa yakıştır batıştır…Anlamları, anlamsızlık çıkmazına sokarsak çıkmaza girer, gidecek yol bulamayız… Karşımıza çıkan her insan bizi yanlışa götürse de, biz doğruya giden olmalıyız yanlışa gideni doğru yola götürmeliyiz desem çok zor diyeceksiniz sizlerde benim gibi! Gerçekten zordur, zor olmadan kolay gelmez, kapımızda bize gülümsemez, çabalamak en güzeli uğraşmak gerek. Bu çabanın içinde doğru mutlakla doğruya götürecek, yalana gidenin de yalanını suratına bir tokat gibi yapışacaktır, alıp sizin peşinizden sürükleyecektir. Az çaba gayret, ve sonunda edilir inanın hayret.

   Sahte sözler yalan aşklar,  sabırla sebatla devam ettirilmeyen, tahammül edilmeyen bir yaşantı ile- aşk ki her şeye formül- bundan habersiz sahtelik kokan evlilikler ile kendimize kendi gönlümüze has çıkarımızla heveslerimizin uçurumunda yaşarsak maalesef bu yalanlarla geçici heves arzularla yaşarsak, çocuklarımızın da beyni yıkanır, duygusal bir hayatın güzelliğinden uzak yetenekleri becerilerini her an körelten yalanla gerçeğin yeri elbette onlarda değiştirir, her doğruyu yalanla değişir isek çocuklarımızda bizler gibi mutsuz umutsuz olacak, gönüllerine yalanı koyacak, haliyle mutlu olmayacak… Hayat bizim ömür bizim insanlar canımız ey iki gözüm sana bana bu sözüm, olmazsak doğru kaçırırız mutluluk dolu vapuru. İnsan dünyaya ne için geldiğini bilmeli, imanı gönlüne alıp hep gülmeli, insanları güldürtmeli bu hayatı bu imanla kardeşlikle devam ettirmeli. Kul Olarak kulluğumuzu bilerek hakka Rahmana karşı yerine getiri isek iyiden, güzelden, doğrudan yana olduğumuz zaman, güzellikten yana yaşarız. Bizler kötü, çirkin ve yanlışları da gönlümüzde hayatımızda bakış açımızda cesaretle bıraktığımız zaman, her zaman güleriz doğrularla gezeriz, sevgi denizinde hep birlikte yüzeriz, inanmazsanız deneyin ve sonucunu görün. Şaşırın hayret edin, boşa geçen günleriniz için ağlarsınız, saçınızı başınız yolarsınız neden geç kaldım neden boşa yanıldım diyerekten. Çok geç değil var hakkın huzurunda eğil bu güzellikler senin benim için değil hepimiz içindir, insan içindir gönül içindir… Selam ve dua ile.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

26 Eylül 2016 Pazartesi

Sözlerim-2



ŞAİR VE KALEMİ ile ilgili görsel sonucu

Anlamı olmalı hayatın insanın yaşamın vakti geçmeden, vakti geçtikten sonra hayata insana yaşama ne kadar anlam yükleme çalışsan da anlam bir süre geçtikten sonra fayda vermiyor, giden gidiyor gidenler geri gelmiyor. Pişmanlıklar gözyaşı yanında seninle kalıyor.

Ertelemek çare değil, gizlemek yok etmektir…

Ölmeden önce sarılmak gerek, öldükten sonra mezarında kimse kalkarak birbirine sarılamıyor, sadece toprağa sarılarak yatıyorsun mezarda.

Unutmak yalan görmeden de yaşarım bir talan, yalanla talan gönülde kalandır.

Oralı olmak gerek, orası derken aşk ilinden olmalı, yüzü gönlü karalı olmamalı, seven olmalı.

Kadın neden ağlar? İnsan neden bakar? Ağlarsa kadın gönlüne ak yıkılmasın dağlar yollar, kadın ağlarsa ne yollar kalır ne de bahar gibi açan dağlar yaylalar ovalar kalır gönülde, hepsi yıkılır.

Yalnızlık var olduğunun acıları ise diri olduğunun işaretidir. Keşke bu var oluşunu diri oluşunu terk etmeden önce, sevgilinin ellerini tutarken gözlerine bakarken, daha çok severken hissetseydin, şimdi yalnızlığınla acınla tek başına kalmazdın.

Beklemek, uçuruma yuvarlanmak kör kuyulara düşmektir, dilinde gönlünde sevgi sözcükleri yoksa karşındaki sevgiline söyleyemiyorsan, beklemek senin için bir uçurum düş düşebildiğin kadar, bir kör kuyu kal kalabildiğin kadar, sevgi sözlerini söylemeye cesaret edene kadar.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



7 Nisan 2016 Perşembe

Rahman ile


İlmik ilmik kalbime imanı ördüm
İmanım olmadan çok dertler çektim
Sanki her gün binlerce kez öldüm
Rahman ile İman ile oldum dirildim

Derdime derman için insanlara çareler sordum
Çare diye binlerce sebepsiz sözler duydum
Çok şükür aradım en sonunda iman yolunu buldum
Rahman ile İman ile oldum dirildim

Düşenin dostu Allah imiş öğrendim
Kendi elimle düştüm hep kendim çektim
Gülümseyeyim derken hep çelmeleri gördüm
Rahman ile İman ile oldum dirildim

Dert gizli olsa da gönülde Rahman bilir
Her an insan Rahman ile dirilir
Merhametli olan her kul sevilir
Rahman ile İman ile oldum dirildim

Akıp giden zaman içinde kayboldum
Arayıp dedim kendime dost bulayım
Dost bulamadım Rahmanı buldum kaybolmadım
Rahman ile İman ile oldum dirildim

Rabbim halden anlamayana muhtaç etmesin
Mezar kapısını açsın yanına göndermesin
Gönlümüzdeki derdin dermanın bilir sezdirmesin
Rahman ile İman ile oldum dirildim

Ah yüzler ah o gözler ah o eller
Laftan halden anlamayan sözler gözler eller
İyilik için uzanmadan cepten el ile gezenler
Rahman ile İman ile oldum dirildim

Dert sıkıntı bitmez diyenler
Kara gün içinde kara kara kalsın diyenler
Gülümsemek isterken gülümsemesin diyenler 
Rahman ile İman ile oldum dirildim

Dertler ile canda bağlar viran olmaz
Hak yolunda hakkı bulan yorulmaz
Hak aşığına yollar sorulmaz
Rahman ile İman ile oldum dirildim

Kul Mehmet’im dertler kullar içindir geçer
Dermanı veren Rabbim izni ile biter
İyi gün dostu kara gün oldu mu acep nereye gider
Dert bitince Rabbim izni ile neden söylemedin bana diye,
Birde utanmadan ahkâm keser
Rahman ile İman ile oldum dirildim
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



4 Nisan 2016 Pazartesi

Sözlerim-3-



Bu nefsim kendini ne sanır
Her söylenen söze kanar yanar
Her yol değil ki bayır
Yolda şaşkın bakar sakar
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Sözlerim-2-


Her acıya alışacağına, acıyı merhamete alıştır acı ortalıkta yok olsun.

Fark edilmek için çabalayacağına fark etmek için uğraş, hem fark edilirsin hem takdir edilirsin hem de sevap kazanırsın. Bir taşla üç kuş vurmak demeyelim de yakalamak budur.

Hayatta üzüleceğine, seni üzenleri sevinç kapısında bırak, üzmeye son verirler, çünkü onlar sevincin ne olduğundan habersizlerdir.


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Sözlerim


İsyankâr olup ateşe düşeceğine, seni isyankâr yapmaya çalışanların üzerine bir bardak su dök, ne sen ateşe düş nede onlar ateşe düşsün


Mehmet Aluç

5 Mart 2016 Cumartesi

Ayrılırsak



Can efendim muhabbet bizimle daim olsun
Gönlümüze aşk dolu sözlerde nurla dolsun
Bizden ayrı olanlar arayıp yolu bulsun
Eğer biz ayrılırsak gönlümüze kar yağsın

Değer verilmez ki bu dünyanın ah şanına
Aşk ile girelim biz gönüllerin bağına
Varsın insanlar baksın sağında soluna
Eğer biz ayrılırsak gönlümüze kar yağsın

Ayrılık bizim için inan kara ölümdür
Gönlümüzde açan o aşkın solmaz gülüdür
Başında öten aşkın gülün o bülbülüdür
Eğer biz ayrılırsak gönlümüze kar yağsın

Açık gönlümüz aksın berrak olan ırmağa
Hep birlikte varalım geçit vermez o dağa
Herkes aşkla varsın o aşkın olduğu bağa
Eğer biz ayrılırsak gönlümüze kar yağsın

Aşk yolunda aşığa sanmayın yol sorulmaz
Aşk olursa gönülde aşk yolunda yorulmaz
Aşk Rahmandan kula bir ihsandır kin bulunmaz
Eğer biz ayrılırsak gönlümüze kar yağsın

Aşkla sevelim ömür yolu olmasın yaman
Aşkla dönüyor dünya onla beraber zaman
Aşksız hayatta nefis şeytan vermez ki aman
Eğer biz ayrılırsak gönlümüze kar yağsın

Kul Mehmet'im oturdum âlemi seyran ettim
Aşk deryasında bende bu aşkla size geldim
Aşkla cümle âlemi bende gönülden sevdim
Eğer biz ayrılırsak gönlümüze kar yağsın

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

22 Şubat 2016 Pazartesi

Sözlerim



Yıllarca düşünmenin içinde yürüdüm durdum lakin bir adım yürüyerek düşüncelerime ulaşmak için adım atmayı unutmuşum hiç haberim olmadı.

Karar verdim düşündüğümü yapmaya, bir avuç karar vermeyi küçük gördüm, karar vermenin rüzgârında bir sağa bir sola savruldum durdum, yapmanın ve hayata geçirmenin yolunu kaybettim.

Bilmek için yüreğim yanarken, okuyup öğrenmek için elime bir kitap alıp okumadım, bilememenin karanlığında kendimi çokbilmiş sandım, lakin aydınlatan yolların ışığında yürüyemedim, karanlık çukurlara düşe kalka, bütün bedenimi parçaladım.

Hayatı, yaşayarak nefes alarak yürümek, sonunda ölerek gitmek sandım, oysa arkada izler bırakarak yürümek gerektiğini, son anda öğrendim. Çünkü yürüdüğüm yollarda hep izleri takip ettim yürüdüm.

Yaşarken ölüme yürüdüğümüzü unutur, aklımıza gelirken korkarız, oysa geride bıraktıklarımızın bize gittiğimiz mekânda, faydası olup olmadığını düşünmeyerek biriktiririz, ölüm anını ve sonrasındaki hayatı güzelleştiren faydalı güzellikler peşinde gitmez, ondan sonra edepsizce korkarız.

Aynı kısır döngü içinde aynı mekân içinde yaşarken, yeni fikirlere dünyaya açılmadan, her şeyi bildiğimizi sanırken, bilemediğimizin karanlığında bir ömür boyu nefessiz kalır yaşadığımızı sanırız.

Bilmediğini bilmeyenler, cahilliğin kâbusunda yatıp kalkarken, kâbusu bilmek sanarak tir tir titrerken, bilmenin kendilerini titreteceğinden silkeleyeceğinden korkarak, hala bilememenin adını çok biliyorum koyarak hala o yanlış yolda yürümeyi erdem sayar.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

27 Ocak 2016 Çarşamba

Ah Çekincenin Karanlık Yüzü



Sıkıştım kaldım dar anlamlı sözlerin arasında
Koşup gelsen kurtarsan beni bu esaretten
Ah uyumsuzluk uçurumuna düşmüşken
Koşup gelmeni istemem abes
Senin koşup gelmende imkânsız
Gözyaşlarımla ıssız evimdeyim
Ayrılık ölüme bedel
Vuslatı gömdük kara toprağa
Koşup gelmeni istemem abes
Senin koşup gelmende imkânsız
Ah çekincenin karanlık yüzü
Az aydınlık olsan bana
Koşar gelirim ben sana
Geniş dar kavramlı düşüncelerin
Arasında kaldım
 Paramparça yüreğim
Ne yöne dönsem önüm kapalı
Yıksam çekinceyi koşsam sana
Sarar mısın bilmem
Açar mısın kapını
Ah farklı anlamlar
Tek bir anlam yüklenseniz
Anlasam görsem yârin niyetini
Saplarsın yüreğime paslı hançerini
Uzatsan elini
Aramızdaki kapalı kapıyı açsan
Benden tarafda kapının kolu yok
Azalıyor kelimelerim hecelerim
Havasız kalıyorum nefessiz
Feryadımda sen
Düşlerimde sen
Sana çağrışım yapmıyor mu?
Doğan güneş
Baharlar
Açan çiçekler
Ah bir çözülsen
Anlasan beni
Anlasam bende seni hemen
Fikrimiz arasında olsa bir bağlantı
Sarılsa birbirine
Sarılsak birbirimize neşeyle
Aşmalıyız kurallarımızı
Yıkmalıyız
Onlar bizi yıkarken
Neden yıkmıyoruz
Kör müyüz?
Gözlerin ruhuma hitap etse
Ben seni kollarıma sarsam
Yolun ah bir kapalı yoluma uğrasa
Varsam senin mukaddes yoluna
İline şehrine gönül vatanına
İçinde miyim gönlünün
Dışın damıyım gözlerinin
Ah bir görebilsem
Ah farklı anlamlar
Tek bir anlam yüklenseniz
Anlasam görsem yârin niyetini
Yıkılın karşımda farklı anlamlar
Yârin niyeti ile geçin karşıma
Kaldım kargaşa karmaşa içinde
Sizler sanki bir değirmen
Öğütürken beni aklımı hislerimi
Yıkılın gidin yanımda
Varın yârin yanına
Gönlümdeki aşkının çağrışımını söyleyin
Gösterin
Hissettirin
Boşuna başımda Azrail gibi beklemeyin

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

5 Aralık 2015 Cumartesi

Retorik sözler ölüm kusarken...



Ölümün küf kokmayan taze kokusu sokaklarda
Ölüme ışıltılı bakan parlayan o gözler sokaklarda
Eller sanki çapraz bağlanmış
Herkes nefrete koşmaya mecbur bırakılmış
Yalnızlığın korkunç sızıntısı
Akarken kanalizasyonlarda
Halk kendi diliyle
Serseri olmuş
Kendine sahip çıkamayan millet
Oyuncak olmuş
Kukla olmuş
Kahır kokuları küf kokarken gözlerde
Yüreklere her saniye vurulan
Kırbaç sesleri
Retorik sözlerin bakışlarında
Ölüm kusarken
Sokakları bangır bangır yıkarken
Geri dönmeye
Nefreti bırakmaya
Pek niyeti yok halkın
Yumruk yerken balyoz gibi
Yüreğindeki cevherden habersiz
Alın yazgısıymış sanki bu yaşam
Ticaret için sokağa çıkan
Ticaretini sokağa döken
Retorik sözlerin ustası kan kokarken
Halk
Nefret kusanların elinde oyuncak
Kukla olmuş halk
Ellerinde yüreklerine sapladıkları hançer
Ve kan akarken damla damla bedenlerde
Yüreğindeki cevherden habersiz
Alın yazgısıymış sanki bu yaşam    
Barikat kurarken
Barikatların altında ezildiğinden habersiz
Özgürlük şarkısı çalarken
Prangalar vurulurken
Sahte özgürlük şarkısı altında
Direnişle parçalanırken bedenler
Ruhlar yarınlar
Ölüm sunarken
Son bir anda ölümün gözlerinde
Kendi çaresizlik dolu feryadını
Ölümün gözünde görürken
Son nefeste öldü hepsi birer birer
İtaatkâr olmak güzelliğe çok güzelde
Çirkin olana itaatkâr olmak
Öldürüyor be can kardeşim
Özgürlük sevdası değil onlar
Özgürlük düşmanı kokar nefesleri
Özgürlüğü yıkmak için açılır gözleri
Yeni bir gün doğacak derken
Dünden o yeni doğan günü öldürdüler
Her bir ayaklanmada retorik sözlerle
Yıkılan halk
Kalkamamanın sancısını yazgısını silemezken
Her ayaklanmada direnişte
Ayaklanan ezilen yüreğindir
Direniş sunmayan o çağrı
 Senin özgürlüğüne sabote etmektir
Baksana gözlerine nefret kaynıyor
Kasasındaki doların
Tıklım tıklım dolmasının sevinci var
Gözlerinde
Arama cevap sorulara
Cevap yok yok edildi
Sahte cevaplar milyonlarca
Derde derman olmayan
Gülümsetmeyen
Anlamak isteyen yine anlamayacak
Anlamanın önü kapalı
Sahte gülümseyen anlamalarla kaplı
Anlayışların kızlığını bozma
Tecavüz ederek ırzına geçme
Haftalar öncesinden planlanmış
Sahte gülüşlerle her yer süslenmiş
Anlaşılmanın anlaşılmaması için
Son bir makyajla
Sarışın bir kadın
Tanga giymiş elbisesiz
Şuh adımlarının eşliğinde
Çırılçıplak yürürken
Koluna takılmış
Anlaşılma anlaşılmasın diye yüzünde
 Ölüm kokan için sahte bir gülücük
Özgürlük vaat etmeyen pranga
Pırıl pırıl yürürken
Yıkıma doğru
Hayatları
Gülücükleri
Zincirleyenler
Paşa paşa ellerinde dürbün ufukta izlemekte
Kasalarının açılan o gıcırtılı kapısının sesi
Yeni paraların kokusunda
Sayılan paraların hışırtısında
Mest olurken
Ölenler kimin umurunda
Özgürlük kimin umurunda
Yarınsızlık kimin umurunda
Vahşet dersen o nedir ki
Yeni değil ki
Koltuk dersen
Bak bu çok önemli
Alışmış kıçı kalkmaya üşenir
Kalksa ne yapacak
Bir tane insan fazla ölecek
Sokakta
Koltuk kavgasında başka bir şey yok
Ölüm dersen dünkü tanıdık
Toplarken aynalı sazan gibi
Her şeye maydanoz gibi atlayanların
Cesetlerini
Dilinde yarınların şarkısı
Duymaz artık ölümlüler


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Retorik:Güzel söz söyleme, hitabet sanatı.

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç