Bu Blogda Ara

gülücük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gülücük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2017 Pazartesi

Sizlerde Unutun


Görsel sonucu

 Kapattım gönül kapımı girmeyin
Aşkı sevdayı siz biz gibi öldürmeyin
Oturun yan yana gülücüklerle olun
Ben artık sevmiyorum sözünü unutun

Biz unutmaya çalıştık unuttuk mu?
Aşkı sevdayı öldürelim dedik biz öldük
Gülücük bize yakışmaz dedik somurttuk
Ben artık sevmiyorum sözünü unutun

Gönül kapısını kapatmayın açık tutun
Birbirinizi sevin az da olsa mutlu olun
Sevdiğinizin yanında gülümseyerek durun
Ben artık sevmiyorum sözünü unutun

Biz gönül kapısını kapattık unuturken unutulduk
Mutlu olmuyoruz diye küçük mutluluğu kovduk
Gülmek için çaba sarf etmedik gülmeden durduk
Ben artık sevmiyorum sözünü unutun

Ne mutlu olabildik ne güldük nede sevgili olabildik
Ben artık sevmiyorum sözünü artık sizler unutun
Bir parça mutluluğu alın gönlünüzde sıcacık ısıtın
Sevdiğiniz güzelin gönlüne alın sessizce yerleştirin
Ben artık sevmiyorum sözünü artık sizlerde unutun
Mehmet Aluç /Kul Mehmet


23 Mart 2015 Pazartesi

Rahmanı Seyreyler





Kul dünyaya gelir sonra göçer gider
Yapmış olduğu iyilikleri alır gerisin bırakır gider
İman varsa yüreğinde mutlulukla gülümser
Kin nefret varsa ağlayarak ıstırapla feryat eder

Rahman ile iman ile ol başkası bilmez halini
İman ile uzat mazlumlara elini
Zikir ile nurlandır o dilini
Nur ile doldur kabrini

Rahman’a dua et gerçekleşsin dilekler
İman ile olursan sana hayran bakar semada melekler
Mümin yanağında eksik olmaz gülücükler
Rahmanı seyreyler ahirette Resul ile müminler

Kul Mehmet iman ile yıka gönlünü yüzünü
Yere düşürme gül kokan Resulün sözünü
Ecel bekler karşıda ayırmaz bizden gözünü
Rahmanı seyreyler ahirette Resul ile müminler

Mehmet Aluç

30 Ocak 2015 Cuma

Seni Anlatan Hecelerim Mısralarım Var

Seni Anlatan Hecelerim Mısralarım Var

Seni Anlatan Hecelerim Mısralarım Var


Sen mi hayatıma ışıksın, yoksa kalbimdeki aşk mı, yoksa gittiğim yol mu aydınlık? Bilemiyorum!

Aşkın kokusu mu sardı, senin kokun mu beni böylesine sarhoş etti? Onu da bilemiyorum!

Sen böylesine içimde capcanlı dururken bu soruların ne önemi var diyorum es geçiyorum…

Gözlerimde yaş olmadıktan sonra, çığlık çığlığa sensizliğin feryadı yok ya yüreğimde işte buna seviniyorum…

En önemlisi seni anlatan hecelerim mısralarım var, seni yazdığım kendimi anlattığım…
Ya sen bir yana ben bir yana hecelerim, mısralarım, şiirlerim bir yana düşseydik? Düşünmek bile istemiyorum.

Yanağındaki gamzen de açan gülücükler bana bir ömür boyu yeter, başkada bir şey istemiyorum.

Şimdi sen dizimde uyurken yazdığım bu satırlarda bana bakan gülümseyen gözlerinle baş başa bunları yazdım, sen uyusan da yüreğimde her an uyumayan sen ve ben varız birbirimize sevgi dolu gözlerle bakan.
Bende defterimi kalemimi bırakayım sana sarılarak kokunla uyuyayım sevgili gülüm.

Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

14 Ocak 2014 Salı

Zamanın tebessümünde Aşka Yolculuk-1-


Ufukta beliren gözyaşlarıma doğru ilerlerken zamanın tebessümün de
doymamışlığın atlasında, atlas libasını giymeyen tebessümün, çıplaklığında uçsuz bucaksız hicranın eşliğinde yürüyen ruhum, ıssız sokakların efkârı ile şefkat ırmağının kulübesinde içeriye girdi.
Beklenen yolcuyu bekleyen şefkat, büyük bir konuk sevecenliği ile beni ve ruhumu içeriye davet etti.
Tebessüm ile göz göze gelen gözlerim, ıslak ıslak şafak vaktinde, uykuda uyanmanın mahmurluğu ile gözyaşlarımın denizinde, utanarak baktım.
Mahcup bir eda ile şefkat, yüzümde gülücükler açtırır iken, hüzün elimden tutarak beni kulübeden dışarıya çıkardı.
Az ilerde aşkı bana göstererek, yardımcı olmam hususunda bana ısrarla yardımcı olmamı söyledi. Günlerdir aşkı aradığını ama aşkın karşısında olmasına rağmen, kendisini hiç ilgi duymadığını hissetmediğini, kendisinin aşkı damarlarında akan kan kadar hissetmesine rağmen
varlığında haberdar olmadığını, neşe ile yoluna devam ettiğini anlattı.
Bense gülümseyerek

— Bunun neresinde yanlışlık var, sen hüzünsün o mutluluk, aranızda tabi ki uçurumlar olacak hatta seni görmemesi çok doğal.

Bana hüzün kaşlarını çatarak.

— Sürekli mutluluk hayatın anlamını yitirir, ben aşkın içinde olmazsam, aşkın anlamı kalmaz. Onun ruhuna işlemeliyim, onu gören ilk önce beni görmeli, beni yaşamalıdır ki aşkın gerçek değerini bulsun anlasın. Yoksa herkes sıradanlığı yaşamış olur ki herkes buda hoş bir şey değildir aşk için, herkes bu aşkı yaşarsa aşkın anlamı olmaz, ama ilk önce beni yaşasınlar istiyorum. Benim öyle bir sevilmek gibi bir sıfatım yok, ama aşkın anlamı başka olduğu için, lütfen bana yardım et onun ruhuna girmeliyim.

Ruhum ile ben bir şey anlayamamanın şaşkınlığı ile kaçarcasına uzaklaştık. Arkamızda bize bağıran hüznü duymamak için kulaklarımız kapattık, lakin sesi ta içimizde geliyordu.
Bir ara durduk uzaktan izlemeye başladık, hüzün açıkgözlülük ve oburluğun hırsı ile etrafında dönerken aşkın ayağı kaydı tam düşmek üzere iken elini uzatarak yakaladı.
Aşk gözlerini kaldırarak hüzne baktı hafiften teşekkür edercesine baktı, karşısında hüznü görünce irkildi bunu fırsat bilen hüzün ani bir hareketle aşkın içine işledi ve orada taht kurarak kaldı.
Aşkın gözlerinde pişmanlık vardı lakin elden bir şeyin gelmemiş olmaması da hem beni ruhumu ve aşkı derinden yaralamıştı. Şen şakrak gezen aşkı derin bir hüzün kapladı. Az ilerde çirkinlik sinsice aşka doğru ilerleyerek kolundan yakaladı, aşk hüzünlü idi, gözlerinde yaşlar akıyordu, aşkın hemen yanağında bir parça güzelliği alarak bir parça kendi yanağına sürdü.
Bir anda o çirkinlik adeta güzelliğe dönüşmüştü fakat bu aşkın hiçte umurunda değildi, o sadece içindeki hüznün verdiği acının yok olmasının düşüncesinde idi.

Ben ve ruhum hayretle bakıyorduk olaylara, sessizlik içinde. Bende bunun etkisi yok iken, ruhum çok etkilenmiş olacak ki onunda gözlerinde yaşlar akıyordu, ama ben hiçbir şey hissetmiyordum.
Aman boş ver dedim kendi kendime. Az ilerde ruhuma hicran damlaları adında bir uykuya benzer bir şey zerk edildi, zerk edildi ama feryadı gökleri sarstı. İçimden amma da korkakmış şu ruhum derken içimde tarifi mümkün olmayan bir his vasıl oldu, amma bedenim bu acılardan param parça olmak üzere, ruhumda ki o hicran damlaları bedenime işlemişti acısı da beni kıvrım kıvrım kıvrandırıyordu.
Biraz önceki düşüncelerimden dolayı yüzüm kızarmadı değil.
Az ilerde şafak sökerken hiç kimseyi duymayan aşk, yüzünde gülücükler açarak dolaşan aşkın yüzünde buruk bir acı vardı, aklını çelercesine hatta hiç çelmeden bir anlık bir anlık vaka ile olayla sessizce içine giren taht kuran hüznün şaşkınlığı ile sessizliğe bürümüştü.
Hüzün az ilerde şaşkınlık kahkahalarla gülerek den aşka bakıyordu içinde geçen düşünceleri duyabiliyordum. ”Aylarca yüzüme bakmadın da ne oldu bak şimdi benimle beraber sin artık içindeyim, hata yarının ne olacağı korkusu ve düşüncesini de zerk ettim içine, haydi bundan sonra beni görme bakayım, artık içindeyim artık benim ilesin.
Seni gören daha sonra beni görecek hatta kankâm kıskançlıkla beraber beni görecek”

Ben anlam veremedim aval aval bakıyorum ama ruhum çok etkilenmiş olacak ki hala gözyaşı döküyordu. Aşkın o güzelliği sanki yavaş yavaş yok oluyordu, bende üzülmeye başladım, lakin elimden bir şey gelmiyordu.
Ama dur bakalım aklıma geldi, aşkın yanında koşarak kaçmaya çalışan güzelliği yakalayarak

—Nereye kaçıyorsun? Biraz önce sessizce beraberdin aşkın yanında, şimdi neden terk ediyorsun arkadaşını?

—Bu seni ilgilendirmez, bırak kolumu acıtıyorsun.

Güzelliğin bu sözü üzerine elimi az gevşettim ama elimi gevşetmem ile güzellik elimden kaçarcasına uzaklaştı. Elimde bir avuç kokusu ile altından izleri kalmıştı. Usulca aşka yaklaştım beni fark etmedi, gözlerinde yaşlar süzülürken ben güzelliğin kokusunu azda olsa kalan bir avuç güzelliği koynuna bırakarak uzaklaştım.
Yanıma yaklaşan sıkıntıya senin yanımda ne işin var dememe fırsat vermeden elimden tutmaya başladı. O anda karşımda duran aşk bir anda kayboldu etrafıma telaşla baktım yoktu, ufukta koşarak labirent dehlizlerine doğru hızla koştuğunu gördüm.
Arkasında koşmak istedim lakin sıkıntı elimi tutmuş gitmeme izin vermeyerek beni peşinden sürüklüyordu. Önümde açan sevgi çiçekleri de benim gibi boynunu bükmüştü, biraz önce pırıl pırıl parıldayan çiçeklerde kaygı ve endişenin olayların yönünü yarının endişesi üzülmüş sararmaya başlıyordu.. Endişenin kapkaranlık anlamsızlık yüklü bulutlarında yağan yağmurlarının etkisinde kalmıştılar.
Etrafta sessizlik belirsizlik hâkimdi adeta. Ruhumda benim gibi aynı hisleri duyuyordu, fakat onun hala gözlerinde yaşlar inceden dökülüyordu.

Bir an endişenin ellerinde kurtularak koşarcasına koşmaya başladım. Kurtulmak istiyordum bana acı veriyordu içimde.
İçimde aşk için bambaşka bir kıpırtı hatta ikinci bir ruhum hayır hayır can atıyordu etkilenmiştim, onun o güzelliğinde çok ama çok etkilenmiştim.
Az ilerdeki labirent dehlizine doğru ilerledim onlarca kapısı vardı. Hangi kapısından gireceğimi şaşırdım.
Hangi kapıdan içeriye girmişti. Görkem kapısı, ihtişam kapısı, zenginlik kapısı, gurur kapısı, tevazu kapısı, sadelik kapısı, iffet kapısı.. Acaba hangi kapı, seçmek den karasız kaldım.

Görkemin kapısına doğru ilerlerken kapısında oturan bana benzemeyen bir ruh hatta canlı ama şatafatlı giyimli bana öpücükler atarak bu kapıdan girmemi işaret ediyordu, hatta beni öpmek için yanıp tutuştuğunu haykırırcasına bağırırken adeta kulağım sağır oldu.

Karasızdım böylesine bir kapıdan girdimi acaba girmiş olabilir mi sorusunda zihnim adeta karışmıştı. Ruhumsa bana hiç yardımcı olmuyordu içindeki sıkıntı ile meşguldü, içinden onu bir ana önce göndermenin telaşında idi. 

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç