Bu Blogda Ara

çöl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çöl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2016 Cuma

Artık seni düşünürken üşümüyorum



Ben kapına vardıkça kapatıyorsun arsızca
Kapıların önünde yatarken kapılarla oldum dost
Bir sana olamadım dost gülümseyen yüzünle
Ararken gönlüne girecek başka kapı
Uçurumların eşiğindeyim
Akbabalara yem olmanın çölündeyim
Bir uçuruma bir çöle düşüyorum ürkek adımlarımla
Sana açılacak bir kapı bulamıyorum
Hasrete açılan binlerce kapı açık
Ben yüreğimde kaçık bir âşık geziniyorum
Yolunu kaybetmiş bir serseri
Martıların sessizliğinde sensizliğin okyanusunda boğuluyorum
Lakin imdadımı duyan yok
Gözü yaşlı martıların kanadına tutunarak çıkıyorum yalnızlığımın adasına
Şimdi sen benden habersiz
Çilem yok artık sensiz arama artık beni bulamazsın
Yabancı bir adanın serserisiyim artık
Yorgun gecelerden kurtulup özgürlüğe koşan ben
Hasretinle gökyüzüne yüksel şimdi sen yokum artık 
Yüreğimin çırpıntısı ile yıkılan şehirim de kal artık sen arama beni
Her gece uykuya dalmadan yüreğime saplanan sen yoksun
Her lokmada hasretinle boğazıma düğümlenen kanlı aşım yok
Saba makamında şarkılar söylerken kâinata sensiz
Neşterli kan koklan ellerin yok üzerimde
Gök kubbemde ışık olan güneşim her gün bana doğuyor
Bir ölüm telaşı sensizlik gönlümde ölüyor
Bıraktım sensiz elimde gezdirdiğim boşu telaşı
Vakti gelen ölüm gibi ayrıldım sende
Artık seni düşünürken üşümüyorum
Artık senide hiç düşünmüyorum
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

28 Ocak 2016 Perşembe

Gönül dilim ile beyitlerim


























Gönül dilinin en güzel kuralları ile sana konuştum koştum
Açtım gönül kapımı içine baktım sen orada yoktun


Âşıkların yolculukta uğradıkları çöllere baktım seni bulamadım
Aman boş ver dedim bulunmak istemeyeni arama hiç kimseye de sormadım


Vefasızlığınla paramparça olan kalbime demedin merhem olayım
Şimdi dertler içinde pişmanlıkla gezermişsin söyle hatırını ben nasıl sorayım


Gönlüne aşkımla girdim bin bir dil ile varayım dedim sorgusuz sualsiz
Ben gönlüne girdim bir şey bulamadım hem kör oldum hem de dilsiz
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



9 Kasım 2015 Pazartesi

Mahşere Kadar


Sevdanın yanar hiç sönmez ateşi
Gönülde doğar sevginin sıcak güneşi
Kavuşmak için bekler âşık yüreği yanar
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Mahşer dediğin üç beş adımlık mesafe
Seven gönlünü hiç kor mu kafese
Varır sevdiğine âşık aldığı son nefesle
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Ağarır saçı bükülür yıkılmayan beli
Gözlerinde akar vuslat için gözyaşı seli
Uzanır uzanmasada sevdiğine uzanmaz eli
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Sevda aşk ateşi bu düşmesin gönül'e tatlı dile
Gezdirir çölü sahrayı sevinçle güle güle
Kavuşur muyum demez yüzünü görse yeter bile
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Aşkın sırrıdır bu gönüller birbirine ermez
Mahşer kopmadan âşık sevdiğini görmez
Âşık olan sanmayın bunu gönülden bilmez
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Âşık bakmaz kendi sefil garip haline
Laf gelmesin ister nazlı sevdiğine
Kavuşur mahşerde bilir söyler sevdiğine
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Nazlı yar anlar aşığının gözünde o mahşeri
Gönlünde açıktır aşığına gül kokan gönül defteri
Mahşere saklar harcamaz gönlündeki tatlı sözleri
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Aşkın sırrını esrarını elbette ki âşıklar çözer
Yol uzak olsa da onlar gönüllerinde gezer
Sanmayın yol çileli olur bu aşk burada biter
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Kul Mehmet'im aşk böyledir yaşayan bilir
Aşk yolunda nazlı yârin bekleyerek ölen sevilir 
Ölüm anında aşığa sevdiğinin nur yüzü görülür
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

7 Ekim 2015 Çarşamba

Sanmayın...


Mecnun gibi aşk’ın nöbetini tutarım
Leyla’m gelir diye yollarına bakarım
Çöllerde Leyla’m hayali ile yatarım
Sanmayın Leyla gelmeyince bu aşk biter

Biz aşk için cümle zahmetin gönlünü okuduk
Zahmet bizi gördü zahmet olduğunu unuttu
Türlü meşakkat ile aşk içinde biz kaybolduk
Sanmayın Leyla gelmeyince bu aşk biter

Aşk ile sevenin kalmaz artık bu canı
Can aşk ile yoğrulur akmaz artık kanı
Aşk ile gezeni bak gör gözlerinden tanı
Sanmayın Leyla gelmeyince bu aşk biter

Sanılır ki âşık olan delidir serap görür
Âşık olmayan delidir viran olur ıstırapla ölür
Âşık olan yıllarca uyumaz yâri uyutur aşkı büyür
Sanmayın Leyla gelmeyince bu aşk biter

Aşk gönüllere ilaç yüce Rahmandan ihsan
Aşk için ne çileler çekti binlerce insan
Zahmetler çilelere göğüs gerdi insan her zaman
Sanmayın Leyla gelmeyince bu aşk biter

Vuslat aşk’a zehir denildi kavuşulmadı hiçbir zaman
Ahiret yurduna gönderildi vuslat her zaman
Aşk yolunda zahmet olmaz mutluluğa varılır her an
Sanmayın Leyla gelmeyince bu aşk biter

Aşkı bilmez ne anlar aşktan misafir sanmaz onu
Misafire gönlünü vermez sanır yolun sonu
Aşk sonsuz mutluluğa varılan yolun ana istasyonu
Sanmayın Leyla gelmeyince bu aşk biter

Aşk gönül ile çelikten kale olur bekler yolu
Aşktan başka yoktur sevene çıkış yolu
Sanmayın Leyla gelmeyince bu aşk biter
Sanmayın Leyla gelmeyince bu aşk biter

Kul Mehmet’im aşk anlatılmaz yaşanır
Aşk ise gönüllere veren Rahman’dır yolu hak’dır
Bu aşk ile cümle kapılır önünde durmaz açılır
Aşk’ın önüne hiçbir zaman çekilmez sınır
Sanmayın Leyla gelmeyince bu aşk biter
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-







15 Ağustos 2015 Cumartesi

Fikirsizler


Kendini insan sanan insan olmayan fikirsizler varmış, fikirsiz'likleri ile ülkeyi yıkan zalimlerden olmak için can atarmış, bu fikir'sizler…

Kendi fikri çöl gibi olan fikir'sizler, kendi fikrini çiçek açan gül sanırmış, kendi fikirsizliği ile batarken, ülkeyi batırmaya çalışanlar varmış.

Kendisi sesleri gibi, kargaları bülbül sanan adamlar varmış, sesleri ile gülün başında öterken solduranlar varmış…

Kendilerini değerli gül sanan fikirsizler kendilerini su ile beslerken, gülün dibine benzin dökerken su döktüğünü sananlar varmış!

Ömrü kara hazan ve kara hüsranla geçerken farkına varmayan fikirsizler, bahar ayını yaşıyorum diye sananlar varmış.

Kapıları şerre açan fikirsizler, güzelliğe açtığını sanan fikirsizlerin ağladığı ve hüsran il yok olduğunu bilemeyen fikirsizler ordusu varmış.

Fikirsiz hançeri sinesine saplar iken, kendisine de saplandığını görmeyen fikirsizler ordusu varmış, AYRICA kendilerinden haberleri olmayan fikirsizler varmış.

Ayağı kendi pisliğine takılarak düşen fikirsizler varmış, onun pisliğe değil gül bahçesine düştüğünü sanan fikirsizler ordusu varmış!

Yolları pislik ile döşeyen fikirsizler varmış, onun pislik döşediğini değil suladığını sanan fikirsizler ordusu varmış.!

Sönmüş fikirsizlik ile ısınmaya çalışanlar kendilerini yaktığını görmez iken, onları görenler ışığı ile karanlığı aydınlattıklarını sanan fikirsizler varmış!
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

2 Ağustos 2015 Pazar

Aşkın Kendisindedir



Gönül aşk’a düşerse çare kimdedir
Gönüle meyil vermek nedendir
Bahtım kara diye sızlanmak niyedir
Gönül aşka düştü çare aşk’tadır
Gönüle meyil vermek aşkın kendisindedir

Bir gül ver bana gönül bağından
Bir öpücük ver bal ile bezenmiş dudağından
İzin ver gezeyim gönül bağından
İzin vermez isen gezerim çöller ile hasret dağından
Gönüle meyil vermek aşkın kendisindedir

Ararda benim gibi seven bulamazsın
Sevmez isen aşk ile gülen olmazsın
Bir ömür boyu yalnızlıkla dost olamazsın
Üzülürüm sana candan sevilen yar bulamazsın
Gönüle meyil vermek aşkın kendisindedir

Ne çekerse gönül çeker dilinden
Uzat bana aşkı gönül elinden
Sev beni bırakama gurbet elinden
Yaralama gönlümü sen derinden
Gönüle meyil vermek aşkın kendisindedir

Seven gönlü ret etmek güzele yaraşmaz
Sevene hasret kapısı aralanmaz
Aşksız bu hayatın tadına varılmaz
Aşk ile olan gönül paslanmaz
Gönüle meyil vermek aşkın kendisindedir

Kul Mehmet’im yar gönlüme ayrılık oku saplama
Yollarımızı ayırıp beni dermansız dert ile ağlatma
Seviyorum seni sende sev beni gönlümü dağlama
Üç günlük dünyada beni yarı yolda sen bırakma
Gönüle meyil vermek aşkın kendisindedir
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)



26 Temmuz 2015 Pazar

Belki Zalimlik Olacak Amma Hatanı Anlaman Gerekir

ağlayan kadın

Nefesimi seninle bitirirken sen bensiz nefes tüketmenin peşindesin, yüreğimi ayrılığın tozları ile kaplayarak gittin, yazıklar olsun sana söylediğim aşk dolu hecelere şiirler sen bir şey anlamadan edepsizliğinle çektin gittin… Duymadın gönlümdeki aşkın sesini Yüce Rahman o gönlü ne diye oraya yerleştirdi haberin yok, çöle dönmüş kurmuş dalları kırılmış gönlünle zaten beni anlamazdın. Yüce Allah’ın aşk mabedine uğramadan, şeytanın nefret kin karanlık viran evine koştun yerleştin. O nedenle aşk’ı göremezsin, bilmem gerekirdi!
Kırık gönlüm gibi kırık kalemimde gözyaşına boğuldu, gidişinle, kanadı kırılmış bir kuş gibi olsan yüreğimde ihanetin bu aşk’ı söküp alamaz, aşk’tan nefret etmemi sağlayamaz çünkü aşk sevmektir, yüce Rahman’dan emanettir bana…
Sevmelerin olmasa da, karanlıklar da kaldığımı sansan da yanılıyorsun, karanlıklarda kalan sensin gidişinle… Bir an sevmelere hasret kalsam da, gönlüm sevmeler açık her zaman gülümsüyor Yüceler Yücesi Alla(c.c.) ‘ın yardımı ile bu gönüldeki aşk öylesine bir aşk’tır ki yüce Allah(c.c.)ile irtibatını kaybetmediğin sürece solmaz seni yalnız bırakmaz, umut sokağında gezdirir, umutsuzluk sokaklarını bir bir sevme ile kapatıyor yok ediyor, Yüce Allah(c.c.)’ın hikmeti keremi lütfü… İhsanı.
Sanma gidişinle ölürüm, ölmem ben gönüldeki aşkı veren Yüce Rahmana secde ile günde beş vakit varıyorum, o güzellik cennet mabedini senin gibi çöle çevirmekten hayâ ederim…
Çektin gittin iki yıl sonra pişman olmuş döndün gözlerinde morluklar bedeninde kırıklarınla… Bakma yüzüme pişmanlıkla dayanamam, ama sana da dönemem, sana da gel diyemem, belki zalimlik olacak amma hatanı anlaman gerekir, pişmanlığınla gözyaşı dökerek yanman gerekir…Gidişinle hasret türküleri bestelemedim ama sen bestelemiş ve geri dönmüşsün,unutulmuşluğun ezikliği ve kahrı ile dolaşıyorsun,anlaman gerekti aşk’ı anlamadın,şimdi pişmanlık içinde anladın ve geri döndün.

Sana gönül kapımı açarsam hakikate adalete ihanet etmiş olurum, yüreğinde yeniden aşk filizleri yetişmez ama ona hazır bir zemin hazırlayana kadar pişmanlığınla kal,
Anla…
Bil…
Gör…
Hisset…
Can çekişin nasıl bir duygu olduğunu gör, bana şimdi pişmanlık dolu gözlerle bakma, dayanamam yanman gerekir var git evine yan piş ondan sonra gel, tabi gönül kapım sana açık olursa, ya da açabilirsen…Sen hislerimi karanlık gecede darağacına astın gittin, sende şimdi pişmanlığını gecenin karanlığında duygularınla darağacına as ve sadece kendini unut, yüreğinle gel…Belki Zalimlik Olacak Amma Hatanı Anlaman Gerekir

Yakınları uzak ettin mutlumu oldun
Şimdi uzakları yakın etmenin peşindesin pişman mı oldun
Hasret cehenneminde yanmış gibisin
Seni şimdi çaresizliğin elleri öpsün alnında
Susmalarımı anla feryadın feryadıma karışırken yaşadığında
Varsın kırılsın gönlüm ihanetinle sen kırılacaksın ihanetinle ben değil ağladığında
Aşk gönlün dualarla sevmelerle uçurtma gibi gökyüzünde uçmasıdır
Yüce Rahman’ın en güzel hediyesi, cennetin kapısını açan kapısı
Kul Mehmet’im hissetmezsen görmezsen kurulmaz mutluluktan yapısı
Mutluluk gözlerinde huzur içinde saklı aşk’ın içinde onunla kaplıdır çatısı
Aşk gönlün dualarla sevmelerle uçurtma gibi gökyüzünde uçmasıdır

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

9 Haziran 2015 Salı

Mutluluk Neşe



Nefret ne elem dolu acı
Nefret ile olmaktansa gelsin sancı
Nefret ile dolacaksa kasalar olmam ben yancı
Hepimiz iki günlük dünyada gelip giden hancı
Nefret ile sahte gülüşü yaşamak ıstırap
Nefret'siz çöllerde yaşamak mutluluk neşe, değil serap

Nefret ile âlem yanar gönüller yanar
Nefrete cahil akılsız bir sözle kanar
Gülümseme ile nefret gam yanar yok olur
Nefret ile sahte gülüşü yaşamak ıstırap
Nefret'siz çöllerde yaşamak mutluluk neşe, değil serap

Kul Mehmet’im yanarım merhamet muhabbet adına
Gönül dilimle koşarım gözyaşları silerim sevabına
Merhamet ile olmayan cümle kul ise cahildir, değil kâmil
Nefret ile sahte gülüşü yaşamak ıstırap
Nefret'siz çöllerde yaşamak mutluluk neşe, değil serap

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

8 Nisan 2015 Çarşamba

Ben Serseriyim



Ben serseriyim sana deliler gibi âşık
Küssen bile seninle her an barışık
Mecbur etsen de çölde yürümeye
Umman umman mecbur etsen de sürünmeye
Ben yine seni seveceğim
Ben serseriyim sana deliler gibi âşık



Kanasa da hasretinle yar yaram
Çölde kalsam da susuz gözü karam
Gönül kapını kapatsan da bana
Desen kanar yaran
Ben yine seni seveceğim
Sevmek günah olsa da ey canan
Ben yine seni seveceğim
Ben serseriyim sana deliler gibi âşık

Kul Mehmet’im en sonunda nihayetinde
Aşk kavuşmak değilmiş bu dünyada anladım
Gönlümü çöllerde kızgın kumlarla dağladım
Sanma ki ben gece gündüz kendime ağladım
Yar bana hasret kaldığına ağladım
Sevmek günah olsa da ey canan
Ben yine seni seveceğim
Ben serseriyim sana deliler gibi âşık

Mehmet Aluç

4 Nisan 2015 Cumartesi

Merhameti Çöllere Kumların İçine Gömme


Ne kadar sürerse sürsün ömür, ne kadar sıkıntı olursa olsun ömürde bir gün bir anda bakarsın biter, gülümsersin hiç solmayan Rahman’a secdenin güzelliği ile imanın tevazu gülüşü ile sabrın rızası ile…

Rüzgâr tozu dumana katar ve sonunda sakinleşir, etrafta ne kadar pislik çalı diken varsa alır götürür, çelik duvarla kaplanmış sabırla yol alırsan rüzgâr temizler gönlünü, seni yıkmaz sirkeler ayırttırarak kendine getirir…

Ey ömrüm ey gönlüm sen sabırla ol isterken sadece yüce Rahman’dan iste sabırla, acılarına şifanın kaynağı olan Rahmandan iste secde ile, dua ile ,şükür ile…

Ey ağlarken susan gönlüm, ağlayışla çökme diril, yeşert gözyaşlarınla içinde kuruyan merhamet çiçeklerini, dağıt etrafında kim varsa bu merhamet çiçeklerini, gömme mecnun aşkı gibi merhameti çöllere kumların içine, yoldaş ol merhamete veya bırak o sana yoldaş olsun alsın seni ötelere taşısın. Zirvesinde ve dibinde etrafında gülücükler estiren merhametin kapısını gönlünde kapatma aç sonuna kadar, ikram et insanlara ikram bulasın, hele yaralı bir gönle merhametle yardımla dokun ve o muhteşem gülüşünü gör ve hayran kal ve Yüce Rahmana şükür secdesine varırsın…

Yaratan Rahman… Olunca eksiksiz olur kuluna şefkat ile yaklaştığını sardığını görürsün, hele birde günde beş vakit namazla birleşince bambaşka bir âlemin kapısını açar, Ötelere doğru bir yolculuk hazırlık, karşılamanın güzelliği başlar, ilk durak ve son durak arasında güller dikmeni sevap kazanmanı gönül kazanmanı Allah rızasını Resul rızasını kazanmanı sağlar…

Mehmet Aluç


19 Mart 2015 Perşembe

Gülüşü Bitmiyor




 Nur gülüşünle sen düştün gönlüme
Bahar ayları yağdı bu gönlüme
Bir sevda güneşi doğdun ömrüme
Gülüşü bitmiyor senle ömrümün

Karanlık anlarım senle ışıdı
Sahra çöllerim seninle yeşerdi
Seni sevince ömrüm gülümsedi
Gülüşü bitmiyor senle bu ömrümün

Cana can katıyor tatlı bakışın
Akan gözyaşımı sildi sarışın
Aşkla yıkadı gönlümü varışın
Gülüşü bitmiyor senle bu ömrümün


Sabah duası gibi kabulümsün
Gönül bahçemde öten bülbülümsün
Aruz’suz hece ’siz sen şiirimsin
Gülüşü bitmiyor senle bu ömrümün

Kul Mehmet seni sevdi aşkı içti
Çıplak gönlüne nur libaslar dikti
Hecelerim bana seninle güldü
Gülüşü bitmiyor senle bu ömrümün


Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç