Bu Blogda Ara

Gönüllere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gönüllere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2016 Pazartesi

Okuyacak Okuyucuları Göremiyorum


 şiirler okuyucular kayıp ile ilgili görsel sonucu
Şiirlerin içinde geziyorum
Gönüllere yazarken gülümsüyorum
Heceleri art arda yazarken seviniyorum
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Okuyanların hepsi şair şiirleri
Şairlerden başka yorum yazan yok göremiyorum kimseleri
Şiiri şair yazar okuyucu okur biliyorum
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Kimler okuyucuları sakladı
Şiirsiz bırakarak tek başına ağlattı
Gönlü sevindiren okşayan şiirleri okuyucular neden yalnız bıraktı
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Tanınmış şairin şiiri okunur yeni şair okunmaz
Onlarca şair var okuyanlar hep şairlerdir yazar bedavaya
Bedava yazan okunmaz hepsi uçar havaya
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Şairleri arayan soran yok hep yalnızdırlar
Oysa yazarlar şair gönüllere akarlar
Gönül kapıları kilitli çaresiz bakarlar
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Şair olmaz çok zordur çilesi çoktur
Gönülden ağlayanı yazarsın herkesin karnı toktur
Gönüle güzelliği haksızlığı yazacak şiirden güzeli yoktur
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Gönüllere yazarız
Yalanları yazar haksızlığa koşarız
Canların canına elimize güllerle varırız
Ne gören var ne duyan tek başımıza kalırız
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Biz bu mekân da gönüllerde gezen gezginiz
Haddimizi hakkımız biliriz sınırı aşmayız
Haddini aşan olursa hakkını veriri geride kalmayız
Mekân bizim gönüller bizim bakar yazarız
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum
                                                                                    
Hakkı yarattığı gönülleri severiz
Hakkın yarattığı gönüllerde gezeriz
Şiir yazmaz isek mutlu olmayız
Şiirsiz kalmaz gönüller okur diye yazarız
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum


Aşk ile yazdık meydana geldik koşarız
Gönüllere varır yazarız gönüllerle coşarız
Okuyan az olsa da hiç olmazsa da yazarız
Mekân bizim gönüller bizim bakar yazarız
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum


Pazarda insan satmayız
Aşkı yazar aşkı unutmayız
Aşksız hiç yazamayız
Uykusuz kalır yazmadan yatmayız
Zalimleri can sıkanları yazarız unutmayız
Mekân bizim gönüller bizim bakar yazarız
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Ne okuyan var ne duyan mutlu kalmayız
Olsun be şairim sen yaz hak biliyor yalnız kalmayız
Okuyucu çıkarsa okur olmazsa da zaman tarih okur
Şiirin boşa yazıldı diye kuşkuda kalmayız
Mekân bizim gönüller bizim bakar yazarız
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

4 Haziran 2016 Cumartesi

Mübarek Nurdan Nur Ramazan

 
bulut ol ağla yağ gönüllere
hatadan günahtan sakın sıyrıl
arınıp tertemiz nurla dol ayık
suçunu hatanı itirafı et hakka el bağlayıp
pişmanlığın gözyaşı ile af iste nura koş
günahtan kaçış hakka dönüş için var ol hoş
Allah ismini an coş
tövbe ile hoşnut olanların ayıdır 
Mübarek Ramazan 
haydi KUL sen ayrı kalma
bekler seni Yüce Rahman
her an her zaman

Hak Allah
Hu Allah
Hayy Allah
Birsin Allah
Ya Suphan Allah
Ya Rahman
Sensin dertlere derman

düşün kaç ömrün geçti Ramazan'sız
kul olur mu günde beş vakit Rahman'sız
Mübarek Ramazan geliyor kalma dermansız
koş fakire al onu sofrana
günahları at sen arkana
melekler ismini okur nur nur
Mübarek Ramazana varmaktır onur
böyle mübarek ay az bulunur
pişmanlığın gözyaşı ile af iste nura koş
günahtan kaçış hakka dönüş için var
tövbe ile hoşnut olanların ayıdır 
Mübarek Ramazan 
haydi KUL sen ayrı kalma
bekler seni Yüce Rahman
her an her zaman

Hak Allah
Hu Allah
Hayy Allah
Birsin Allah
Ya Suphan Allah
Ya Rahman
Sensin dertlere derman
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

18 Nisan 2016 Pazartesi

Bakar Hayran (Beyit)


Ey insan sendeki gönül güzelliği olmazsa kim sana bakar
Sen o gönlündeki güzellikle durma haydi gönüllere ak yoksa seni yakar

Aç gönül kapını gönül gözünle seyreyle âlemi eyle nazar
O gönül güzelliğindeki güzelliği açarsan Yüce Allah ömrüne ne güzellikleri yazar

Nefret şeytan düşmanla olma sakın sen onlar hep mezarları kazar
Bilmez mazluma mezar kazanlar kendi kuyularını kazar içinde düşer azar azar

O gönlündeki merhamet güzel sözlerle çık pazara güzellikleri sat bedavaya
Bu güzelliklerinle âleme güzellik kat ahirette Yüce Rahman ile Nur Resul seni gelsin sarmaya

Al gönlündeki merhameti imanı saklama deme ki içimde dursun
Sen gönlündeki güzellikleri merhameti dağıttıkça nursun

Bu âlemde ey kul Yüce Allah’a kul olmakla memursun
İman ederek Nur Kur’an Nur Resul peşinde vatan bayrak için şehadete koşmakla meşhursun

Hakiki kul olan gönlünde olmaz hiçbir zaman nalan
Bak gönlündeki imanla semada ki cümle melekler sana olmuş bakar hayran

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Nazar: Bakış anlamında kullandım

16 Nisan 2016 Cumartesi

Yumuşacık Dokunuşlardan Uzak Gönüllere Hitap Etmeyen Heceler…




Dilimizde yaşantımızla uyumlu akıcı olmayan rollerin sözleri ile hissediş ve uyanışı taşımayan sözlerle bize ait olmayan rolleri oynamanın peşinde, yıkılmak için hala koşmanın derdindeyiz. Yumuşacık dokunuşlardan gönüllere hitap etmeyen hecelerden uzak sözlerin fırtınasını estirerek, hala biz kazanalım derdindeyiz. Sorgulamadan neden uzak diyarlara kaçarak, kendimizi kendimiz olarak yaşamaktan utanıyoruz veya buna layık görmüyoruz? Zafer ve başarıyı bir kişi kazanır herkes bunu yaşar birliktelikle beraberlik içinde. Elimizde dünya denilen asa ile dünyada gezinirken önümüzde oynayacağımız rol hayatımıza yazılmış iken farkında mıyız bilmem ama biz hala başkalarının rollerini çalarak, oynamanın peşindeyiz. Mesela zafer ve başarıyı hep biz kazanalım istiyoruz! Sanki Âlemlerin Rabbi Yüce Allah, bizden neden zaferi kazanmadınız diye soracakmış telaşında, hayatımızın rolümüzü oynamak yerine, başka rolleri çalarak oynarken vasat bir performans ile başarısızlığı yaşamanı hezimetinden kurtulamıyoruz. Acaba hiç düşündük mü başarı ve zafer yolunda hep birlikte yürürken, zafer ve başarıya giden bu yolda yürüyenlerle yola çıkanlardan olsak, yolda yürüyenlere bir sığınak liman olsak, yol olsak düşeceği zaman uzanacağı bir el olsak, yağmur yağarken altında duracağı bir durak olsak, yeis’e düştüğünde onu motive eden olsak…

Zafer ve başarıya ulaştığında hep birlikte kazanmış olsak, en güzeli bu değil midir? Neden rolümüzün bu olacağını bile bile, başkalarının rollerini çalarak oynamaya devam ediyoruz? Belki gerçek rolümüz budur, zafer başarı için yola çıkmak bizim görevimizdir, başkalarının zaferi kazanması için yardımcı olmak el ele göğüs göğse yürüyerek varmak asil görevimiz ise, neden başkalarının rollerini çalarak oynamanın peşindeyiz bunu anlamak pek mümkün değil! Neyi almanın peşindeyiz bizim olmayanın mı? Bizim olmayan neden bizim olsun? Bize uyar mı acaba? Neyi almalıyız veya ne olmalıyız? Hiç düşündük mü acaba? Rollerimiz haykırırken bu senin gerçek rolün değil diye haykırırken, biz hala yanlış rollerin peşinde, zaferi başarıyı biz kazanalım, bizim adımız zaferle beraber anılsın demenin peşinde ömrümüzü heba etmekle meşgulüz? Gözlerimizde kendimize ait olmayan bakışların anlamsızlığı ile hala etrafımıza bakarken, bom boş bakarak bir şeyler anlamadan bakıyoruz! Neden bize ait olan rollerimizin suflelerini duymamaz’lıkdan geliyoruz? Duyalım kulağımıza söylenilen rollerimizin sözlerini!

Acaba gerçek rolünün sesini duyan var mıdır, yoksa hepimiz mi duymamaz’lıktan geliyoruz o nedenle mi hep kaos ve yıkımları yaşıyoruz? Yüreğimizin derinliklerinde bizi biz yapan, yardımcı olmaktan başka bir rolümüz olmayan bu zafer ve başarı yolunda içimizden birisinin zafer ve başarıyı yakalamasına yardımcı olmamızı isteyen rolümüzü neden hissederek oynamıyoruz? En acımasızlıkla zaferi kazanacak olanı neden uzak diyarların karanlığında terk ederek, tek başına yola çıkıyoruz ki? O zaferi belki biz kazanmayacağız, uzak diyarlarda karanlıklarda bırakacağımız o insan kazanacak bizim yardımımızla ve hep birlikte kazanmış olacağız, buda en güzeli değil midir acaba? Ne dersiniz sizlerde bu konuda acaba? Selam ve dua ile kardeşlerim
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

30 Ocak 2016 Cumartesi

Şiirler Gülümseyerek Gönüllere Dokunmalı Buna İzin Verin.




Şiirler Gülümseyerek Gönüllere Dokunmalı Buna İzin Verin.

Şiirlerimle sokaklarda geziyorum, gülümseyerek şiirlerimle insanlara bakarken, insanlar bana garip garip bakıyor, her halde bu deli diyorlar, bu zamanda gülmekte neymiş, o nasıl bir şeymiş yenilir mi içilir mi gibilerinden bakıyor, gülümsüyorum, şiirle yatıp kalkmayınca hecelerle dost yaren olmayınca böyle oluyor, elden ne gelir. Kaldırım taşlarına okuyorum şiirlerimi sarsılıyorlar hislerinden desem yoksa bana mı öyle geldi bilmem, gülümsedi birden sanki sokaklar.

Kısa hayat gibi, kısa sokaklarda gezdim, şiirlerimi onlara kısa kısa okudum, kuşlar gibi uçarcasına sevindiler, sokaklar çocuklarla doldu bir an, onlara da çocuk şiirlerimi okudum, uçurtmalarım dan gökyüzüne uçurduğum şiirlerimden söz ettim gülümsediler, kapalı değildi onların gönülleri şimdiden anladılar şiirleri güldüler şiirlerle. Bazen gönül'e bir şeyler değmeli, eller değmeli, şiirler değmeli, aşklar değmeli gülümsemeler değmeli... Değince bir şeyler büyümeli, küçülmemeli karanlıklara saklanmamalı, duysana gönlü şikâyet ediyor senden, ayrılıkların sokağına uçurumuna düşeli feryat ediyor, kurtar beni gülümseme ile şiir ile aşk ile neden duymayız bilinmez!

Yürüdüm gönüllerine el sallayarak, çocuklarda gönülleri ile el salladılar devam ettim yürüdüm çıkmaz sokaklara doğru, çıkmaz sokakları şiirlerle süsleyerek çıkmazlığından kurtarmak istedim. Ne kadar çok özlemişler vuslatı, vuslat ile saranı o karanlık izbe çıkmaz sokaklar şenlendi şiirlerle, aylardır yanlarına uğramayan bir canlıya hasret çıkmaz sokaklara, kuşlar gökyüzünde birer birer indiler, şiirlerimi böldüm önlerine serptim birer parça ekmek ile arkasında çocuklar koştu kuşları görünce, insanlar koştu neler oluyor diye. Fena hallerimize şiirlerle ağladık sonra yavaş yavaş gülümsedik. Yanlışlara giden ayrılık yolları çıkmaz sokaklar, vuslat ile buluştu, yıktık çıkmaz sokağın son adımdaki duvarları, yandaki sokağa açtık sokağı, gönül'e güneş gibi doğan giren şiir gibi güneş girdi çıkmaz sokağa... Şiir yeni bir anlama ve ahenge dönüştü gönüllerde, meğer ne kadar susamışız şiirlere, güzel sözlü hecelere kelimelere...
Anlamı bozuk kelimeleri gönlümüzde ne kadar çok biriktirmişiz, saatler sürdü şiirle ayıklamak yok etmek... Bir şey ifade etmeyen anlamsız hecelerle gönlümüze dağlar dikmişiz, yıktık el ele... Dili olmayan hayaller gönlümüzde o kadar yer kaplamış ki yıllardır onun karanlık anlamsızlığında yürümüşüz o nedenle hayallerimiz gerçekleşmiyor, dilde gönülde tatlı söz olmayınca gönül dil ne bilsin güzelliği, nasıl anlatsın karşısındaki haylin güzelliğini. Sözler hecelerle, kulağa hoş gelecek ve ruha heyecan verecek şekilde güzelleştirme yollarını gösteren şiire ne kadar muhtaçmışız, bu çıkmaz sokakta anladık. Yıktık şiire ait olmayan her şeyi gönülde çıkmaz sokakta, açtık gönül yollarını çıkmayan sokakların yollarını. Şiir gibi hece gibi gülümsedik anlam ifade eden şiirsel gülüşlerle.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

26 Ocak 2016 Salı

Âlemlere Gönüllere Rahmetsin (Naat)



Nasıl yazsın Seni ey Nebi
Yazarken biter bu kalem
Tükenir mürekkep
Sen geldin âlem oldu âlem
Âdem değildi o âdem
Zülüm altındaydı madem
Rahman gönderdi seni o dem
Gülenleri güldürmeyenler
Gülerken pis pis
Gülmeyenler gülmeyecek sandı
Nefis şeytanla nasıl buna kandı
Kandı kandı ya işte yandı
Kâinatın kucağında nurla sen
Nura boğuldu âlem
Kamaştı gözler
Bitti o an söylenen sözler
Açıldı kapanan o mazlum gözler
Dokundu ağlayan gözlere nurdan elin
Dokundun kırılmış beli
Çölde kumda yatan Bilallin beline elin
O dokunuş ki günde beş vakit ezanla
Sesi hala kıyamete kadar kulaklarımızda
Rengi teni simsiyah yaşaması gereksiz dediler
Çöllerde karnına tonlarca taş yatırdılar
İmanını sınadılar
Bilemediler iman sınanmaz yaşanır
Bilemezlerdi onlar merhameti
İmanı
İman etmeyi
Güldürmeyi
Yaşatmayı
Sen dokundun işte
Binlerce yıldır
Hala Bilallin ezan sesi kulaklarımızda
O zalimler sadece kendileri güldü
Kendileri yedi
Kendileri yaşadı
Yürekleri merhametle hiç titremedi
Zulümle gönülleri
Evleri yıktılar
Sen geldin ve yıkıldılar
Görmediler
Göremediler
Bilmediler bilemediler
Ya Muhammed canımız sana olsun feda
Seni bilmediler
Yıkılmayı hazım edemediler
Nefreti yıkamadılar
Oysa nefreti yıkmak diriltmek
Dağlar gibi gönüllerde yeşertmekti
Güller gibi açmaktı
Unutmaktı eski bilinen yanlışlardan kurtulmak
Yeniden iman ile dirilmekti
Bilemediler
Göremediler
Hissedemediler
Yaktılar
Yandılar
Söndürdüler
Söndüler
Senin cennet gül kokunu alanlar
Koştular
Sarıldılar merhametine
Gözlerinde sevinçten pınarlar
Çatlarken sevinçten gönüller
Ah seni o nurunla görenler koştu sana
Yeniden imanla
Merhametle dirildi
Sığmadı Mekke'ye Medine'ye
Âleme
Yaydı merhametini
Cennet kokunu
Belde belde
Şehir şehir
Sığmadı âleme
Sığdı ufacık bir gönül'e
Gül cennet kokunla
Kuşlar şaşkın
Aşkınla kuşlar geçemedi sana koşanları
Kanat çırpan kuşlar kanatları yorulurken
Sana koşanların kanatlarında yok iken
Kırıldı kuşların kanatları sana koşanlara kanat çırparken
Yolda kaldı tüm kuşlar
Senin kokunla açarken güller
Sevilmez mi güller
Nurdan Muhammed
Candan Ahmed
Senin kokunla kokarken
Senin nur güzelliğinle açarken
Sensin Âlemlere Rahmet
Sen nereye baksan nur
Sen nereye adım atsan
Cennetten bir bahçe
Evler gelişinle nurlandı
Sofralar bereketi ile coştu
Aç kalanlar bereketinle doydu
Nimetler eksilmeden çoğaldı
Bilinmezdi-Emin- ne demek  
Unutulmuştu
Yok olmuştu
Mekke emin oldu
Emin olmayı gördü anladı
Anlamayan öküz gibi baktı
Eminsin dedi
Allahın nur Nebi si'sin peygamberisin demedi
Demedi mutluluk yüzü hiç görmedi
İman etmedi iman ile ölmedi
Gözlerin cennetten bir âlem
Gönlün tüm cenneti kaplayacak
Şefkat merhametten buyur eden saraylar
Görenler gördü
Susamıştı
Şefkate
Merhamete
İnsan olduğunu söyleyen
Söyleyerek saran gönlün
Sıcaklığına hasret kalmıştı
Gördü gören
Koştu
Sarıldı
Bırakmadın sana sarılanları
Onlar için geceleri
Seccadeyi gözyaşı ile yıkadın
Cehennem narında yanmasınlar dedin ağladın
Sen ağladın
Cehennem söndü sönecek
Şefaat için şefaat verdi sana Yüce Rahman
Sana koşarken şefaatine
Nur yüzüne gönlüne koşacağız
Merhamet ile yoğrulmak için
Âlemlere Gönüllere Rahmetsin
Nurdan Ahmet
Nur Muhammed(S.A.V.)
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

(Nöbetçi Şair)

16 Ocak 2016 Cumartesi

İnsan



İnsan merhameti imanı ile olur insan
Rahman yardım eder alır yapar ihsan
Merhametle ey insan gönüllere aksan
Sen insansın değilsin ki korsan
Akılın var değil ki noksan
Nefretin seni yesin onu bir yerine soksan
Bazen konuşmaya gerek olmaz lisan
Her insan sen senin gibi taşır can
Dünya dediğimiz iki kapılı bir han
İnsan insanlığı ile olur insan
İman eder olur candan can
İman etmez insan olmaz o can
Gir insan çık insan ol sen ey can
Gir insan çıkarken olma rezil ey insan
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



2 Kasım 2015 Pazartesi

Şiir Gönüllere Sevgi İle Yaklaşmak Değil Midir?



Edebiyat dünyasına girdim gireli kimseyi üzmeden rencide etmeden yazmaya özen gösterdim. Anlatmak istediğimi kişi olarak baz almadım genel olarak baz aldım, bugün ise Türkiye'm kazandı adlı şiirimi bazı sitelerde yayınlarken kesinlikle parti ismi vermeden Türkiye'm kazandı diye şiir yazdığım için Siyasi şiir yazmakla suçlandım. Ben şu kazandı şu kaybetti diye bir ifade kullanmadım kazananın bizler olduğunu ifade ettim, yani Türkiye'm istikrar kardeşlik birlik beraberlik kazandığı için sevincimden bir şeyler karaladım ve orada partinin rengini ismini cismini yazmadığım halde her şeyi çok ama çok çok iyi bilen site sahipleri maalesef böyle bir art niyet ve düşünce ile sayfalarca yazı yazmışlar, canları sağ olsun silerim orada şiirimi, bana orada şiirim yayınlanınca Nobel ödülü de vermeyecekler...


Duygularımı şiire dökemezsem ne diye şiir yazıyorum ki-Kimseyi incitmeden art niyette bulunmadan insanları candan severek fikri zikri ne olursa ayırt etmeden-Ne diye duygularıma gem vurayım ki, sevinç olunca sevinci, hüzün olunca hüznü yazamadıktan sonra neye yarar şiir?

Şiir gönüllere sevgi ile yaklaşmak değil midir? Şiir gönüldeki sevinçlerin mutlulukların telkini değil midir? Birlik beraberliğin parlayan ışıltısında yüreğin kabarması, mısraların gönülden tek tek mısralara dökülmesi değil midir? Güçlü gönüllere uzanan el değil midir Şiir? Neden ellere pranga vurmak için bu kadar çaba sarf edilir? Atılan adımların yönünü kendimiz değil neden başkası belirler?

Duvar gibi soğuk bakışlara, duvar bloklara karşı karşıya gelmek maruz kalmak,gönlün hırpalanması  gerçekten çok üzücü!Önce bir şiir ülkesine veya şairin ülkesine doğru yavaş yavaş  gidin göz gezdirin sondan sonra akıl vermeye kalkın,hem şiir herkesin zevkine göre şiirde yazmaz!İşte ozanların sözlerinden bazıları:

Bir ozan her dizesine kendi yaptığı dilden, kendi yaptığı dil bilgisinden kata kata en sonunda hem büyük dilini, büyük dil bilgisini yaratır; hem okuyucusunu oralara ulaştırır." diyor Fazıl Hüsnü Dağlarca.

"İlk dize tanrı vergisidir. ondan sonrası da çaba." Bir şiir hiç bitmez, yalnızca terk edilir." 

"Şiir, zamana direnen şeydir."

"Bazı şairlerin ölümüne yanarız, ancak onların şiirleridir ki, yıllar sonra soğuklarda gene ısıtır bizi." diyor Behçet Necatigil.
"
Şiir, bozulmuş olanı güzelleştiren bir aynadır." diyor Percy Shelly.

"Düş olmazsa şiir olmaz. Şiir olmazsa bu yaşama katlanılmaz." der Pasteur Valiery Radot.

Neyse hayat bu bazen ayağına çelme takmak isteyenler çıkacak bir adım zıplayarak yazmaya gönülleri sevmeye girmeye devam...Selam ve dua ile...
Mehmet Aluç-Kul M

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Gönüllere Girmezse Kapanmaz Yaralar



 Bunca âşık sanma ki yârden yüreği yaralı
Dünyanın çivisi çıkmış yerinden ondan ağlamalı
İman silinmiş sanki gönüllerde ondan sazın teli kırk gönlü yaralı
Gönüllere girmezse merhamet ile iman kapanmaz bu yaralar

Âşık vurur sazın teline yüreği ile sanki çalmaz
Ey kullar bu dünya ne bana ne size hiç kalmaz
Merhamet iman olmayınca kimse bu âlem de gülmez
Gönüllere girmezse merhamet ile iman kapanmaz bu yaralar

Şerha şerha olmuş düşünce ile fikirler yollar
Âşık ne yapsın uzanmaz herkesi sarmaz kollar
Bilmem ne işle uğraşır boşuna bu cümle kullar
Gönüllere girmezse merhamet ile iman kapanmaz bu yaralar

Âşık der bilmez mi insan gönlü yaraladığını
Mezara girdikten sonra hesap vereceğini
Karanlık fikirler ile yarınların gülmeyeceğini
Gönüllere girmezse merhamet ile iman kapanmaz bu yaralar

Öksüzü öksüz görmeyin Rahman’dır sahibi
Değmeyin ona yıkılırsa Rahman yıkar cümlemizi
Sar onu okşa başını fışkırır yanında merhamet denizi
Gönüllere girmezse merhamet ile iman kapanmaz bu yaralar

 Değmezse gönüle merhamet, yoktur âlem de sanmayın
Yaptığın cezasız kalırsa yaptığın yanına kar kalır yanılmayın
Aşığın yüreği gördüğü merhametsizlik ile yaralı onları anlayın
Gönüllere girmezse merhamet ile iman kapanmaz bu yaralar

Öter bülbüller sabah kalkar âşık secde ile varır Rahman’a
Alır gönül sazını varır cümle kullar yanına
İman ile heceleri harmanlar söyler cümle canına
Gönüllere girmezse merhamet ile iman kapanmaz bu yaralar

Kul Mehmet’im ne yazayım ne diyeyim bundan fazla bilemedim
Âşık dizin dibinde oturup merhamet ile sazın teline vuramadım
Sarmayınca gönüller üzülme kendini yaralama daha sabah olmadan
Gönüllere girmezse merhamet ile iman kapanmaz bu yaralar
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

28 Nisan 2015 Salı

Başka Gönüllere Açarım



sanma sen gülmezsen ben ölürüm
sanma sen bana gelmezsen ben çıldırırım
sanma sen sevgini vermezsen
sevgisiz çöllerde sürünürüm
sırtımda sapladığın hançeri kendim çıkarırım
gönül sarayımı başka gönüllere açarım

kendini bulunmaz nimet sansan da
roman gibi okunacak gönlün olduğunu sansan da
şiirlerime konu olduğunu bilsende
sen gülsende ben güleceğim
sen gelmezsende ben aşk yolunda yürüyeceğim
senli şiirlerim karayarak
başka gönlün şiirlerini yazacağım
ama unutma kimse benim gibi sevemez
gözlerini şiire benzeterek şiirler yazmaz
sırtımda sapladığın hançeri kendim çıkarırım
gönül sarayımı başka gönüllere açarım

sana ben olma hiç bir zaman düşman
sen her zaman olacaksın inan pişman
artık gerek yok peşimde benim koşman
başına bağla sen artık karalarda yazman
artık işim olmaz senle bana uymaz o liman
sırtımda sapladığın hançeri kendim çıkarırım
gönül sarayımı başka gönüllere açarım

Mehmet Aluç

21 Nisan 2015 Salı

Âlemlere Gönüllere Işıksın Gül Kokan Resul





Sensin gül kokan Âlemlere Resul
Âlemlere Rahmetsin senin kokun özler kul
Sen çiçeklere kokusun ondan bülbüller,
 Güle karşı Şeyda Şeyda öterler
Âlemlere gönüllere ışıksın gül kokan Resul

Senin kokunsuz açar mı güller
Kokunla açarda ötmez mi bülbüller
Senin peşinde gelenler özeldirler
Âlemlere gönüllere ışıksın gül kokan Resul

Seni gönderdi Rahman nur Resul
Nuruna geldi cümle ağlayan kul
Gönülleri sevdin gözyaşını sildin nur Resul
Âlemlere gönüllere ışıksın gül kokan Resul

Kula yapılan zulmü reva görmedi Rahman
Gönderdi âlemlere seni Rahmet yüce Rahman
Kökünden bitti zulüm o an hileler
O asrı saatte açıldı solmayan güller
Âlemlere gönüllere ışıksın gül kokan Resul

Şimdi gel görkü kör olduk yolun kaybettik
Kokunu alan burunlar yok oldu
Gönüllerin kapısını açan kilidi kaybettik duvarlara astık
Nefis şeytan hançerini göre göre kalbimize sapladık
Âlemlere gönüllere ışıksın gül kokan Resul

Gözlerimiz gönüllerimiz arar seni durmadan
Yol belli iz belli gidemiyoruz bilmem neden ki koşmadan
Mutluluğu Kuran ile sende bulmak yerine başka yola saptık
Çıkmak zor o yolda dönmek yok dönemiyoruz Resul yandık
Âlemlere gönüllere ışıksın gül kokan Resul

Kul Mehmet der gelir misin yine ötelerde
Gönderir misin solmayan güllerinde
Beş vakit ezanda ismin gönüllerde
Âlemlere gönüllere ışıksın gül kokan Resul

Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç