Bu Blogda Ara

felsefeden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
felsefeden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2015 Salı

Sor Bakalım Gönüllerde Kanatları Kim Kırdı (Felsefeye Devam )




Sorular sorular cevap bekleyen sorular
Cevaplar cevaplar sorularla boğulan cevaplar
Aç kapıyı dünyaya düşünceler ile er kişi
Ulaştır insanları ötelere ulaştır bir adım öteye
Dudaklarında merhametin sözleri
Aklında merhametin ışıkları karanlıkları yıksın
Fikirsiz özleri kapatsın karanlık gözleri açsın gözleri
Bilmeyen bilsin anlasın
Bilmeyen bilmek istemeyene ne yapsın
Gelmesini beklesin önüne ışık tutsun
Felsefeye giren ey akıl arayan kişi
Kendini adamak istersin
Düşüncelerinden şüphe ederek
Başlarsın
Senin gibi başlayan sonra filozof olanlarda
Senin gibi başladı ise
Gerçek olanı almadı ise
Doğru olandan şüphe etti ise
Şüphe ettiğinde şüphe yoksa
Neye göre sorguladı öğrendi
Çamura mı yattı çamurla mı kalktı
Bu temizdir mi dedi
Yoksa İslam iman denizinde ak pak yıkanarak
Onun ışığında mı filozof oldu yok hiç yaklaşmadı mı?
Yoksa yaklaştı
Düşünceye düşünce kattı nur kattı
Araştırdın mı sordun mu?
Âlemi içinde iman ile merhamet ile çıkaracaksan
Düşünceler felsefeler denizinde yıka ak pak eyle
Kendi fikrini yok saydın aklını yok saydın çıktın yola
Başka bir akılla doğruya ulaşmaya çalışacaksın
Garantisi var mı?
Ya senin gibi oda yola çıktı ise
Soruna cevap yerine sorularla
Kendi farazi olmayan akıl ile sorulara cevap buldu ise ne olacak?
Kendi düşünceni yok ederek başka bir düşünce ile yola çıkan
Kendi düşüncene önem vermeyen sen gibi ise
Önünde sonsuz ilahi makamdan gelen cevapları es geçti ise
Oyalan çamura yat kalk
Karşıda ırmak gir yıkan temizlen
Yok, yıkanmam ben derede çeşmede yıkanırım savı ile
Ara ki dere çeşme bulasın aklanasın
Gökyüzünü tepelere indiren fikirsiz düşüncelerle olma
Düşüncelerden çatırtılar gelmesin deprem gibi
Senden merhametle şefkat girsin alemin içine
Bitpazarında satılmasın gerçek düşünceler insanlar
Bitpazarına koşanları kuranları
Düşüncen ile yık
Felsefi düşünce ile yıkmaya çalışanları
İslam'ı imanı kat sen yık
Gölge gibi sokaklarda dolaşan çirkef düşünceleri yıka
Günah yüklü heybeleri sırtlamış düşüncelere dolaşana
Salih amel ile doldurmanın düşüncesini aşıla taşıyana
Sor bakalım gönüllerde kanatları kim kırdı
Kim gönülleri fikirsiz düşüncelerle kanattı
Sar merhametli Felsefi düşünce ile imanlı düşünce ile
İslam ile Nur Kuran Nur Sünnet ile
Mehmet Aluç

Felsefeye Devam. Gerçek bir felsefeden bütün bir dünya görünür savı. İslam ile bütün olmayan Dünyayı göstermeyen felsefe, felsefe değildir.



İslam dini ile felsefeyi ele alırsak tabi önce İslami düşünce önemlidir, felsefi düşünce arkasında gelendir. İslam dini var ise felsefeye gerek yoktur çünkü İslam dini düşünce olarak felsefeden daha kuvvetli ve Vahiy Makamıdır. Allah c.c. gelen, insan düşüncesi üstün olamaz olması da mümkün değildir. Ben genel anlamda yani düşünce anlamında dini araya katmayanlar için söylüyorum. Gerçek bir felsefeden bütün bir dünya görünür derlerse çok zordur hatta mümkün değildir. İslam ile bütün olmayan Dünyayı göstermeyen felsefe, felsefe değildir.

İnsanoğlu, yaşadığı dünya âleminde düşüncelerini görüşlerini dinden almaz ise, normal felsefe yolu ile elde ederler. Kimileri buna renkli bir kılıf uydurarak felsefi dünya görüşü olan bu görüşle adımlarını atan bir insan kendi aklına mantığına çok fazla güvenme cesaretini göstermektedir diyerek insanları kendi değişken durağan olmayan fikri ile yanlış yola saptırmaktadır. Şüpheci olmadan, araştırmadan bilginin kaynağı var mı yok mu bilgisine ulaşılmadan, kişi kendi fikri düşüncesini veya felsefi düşünceleri temel alırsa yanılır, yolda kalır, ama yanına İslam'ı alır onunla tahlil ederse hiç yanılmaz ve yolda kalmazsın.


Bu konuda alıntı yapacağım bu sözler ile bana hak vereceksiniz:


(1)Felsefe, görülenden yola çıkarak, varlığın, yaşamın, yaşam içinde insanın yerinin ve davranış kökeninin tespit edilebilmesi çalışmalarını yapar. Bilgiye, görgüye, kültüre, ilme dayanır yani zahirde mevcut beş duyuyla algılanan verilere dayanır. Din ile felsefe arasındaki en önemli fark şudur:
Felsefe, görülenden yola çıkarak, varlığın, yaşamın, yaşam içinde insanın yerinin ve davranış kökeninin tespit edilebilmesi çalışmalarını yapar. Bilgiye, görgüye, kültüre, ilme dayanır yani zahirde mevcut beş duyuyla algılanan verilere dayanır.
Din ise görülmeyenden yola çıkarak, görülmeyenin verilerine dayanarak görülenlerin deşifre edilmesi sistemine dayanır. Zira dini vahiy esasına dayanarak bildiren Resulullah’tır!
Allah Resulü normal göz ile beş duyu ile algılanamayan bir biçimde algıladıklarını esas alarak, onlara dayalı bir biçimde görülenleri deşifre edip değerlendirme sistemini getirmiştir. Bu ikisi arasında uçurum vardır; çünkü gördüklerin, göremediklerin yanında nedir?
Bir hiç! Sonsuzda bir hiç!
Bu yüzdendir ki felsefe her halükârda yanılmaya mahkûmdur.
Gördüğüne göre bir sonuç çıkaracak; ama göremediği bir başka esasın yanında o sonuç değerini yitirecek hiç olacak.
Buna karşılık din görülmeyen gerçekleri de esas alan bir biçimde varlığı değerlendirme yoluna gidecek; bunun neticesinde gerçek değerler idrak edilebilecektir. Onun içindir ki felsefe eldeki mevcut bilgilere dayalı bir sistemdir; değerleri de ele geçenlere GÖRE dir; yani izafidir!

Din (sistem) ise başlangıçta kolaylıkla kavranamayacağı için, imana dayalı bir sistemdir... Ama yanlış anlamayalım, din imana dayalı bir sistemdir derken, burada imanla iş biter anlamında kilitlenmeyelim!
İmandan gaye ameldir!
Bir şeyler yapmaktır! Bir şeyler yapmak için de önce onun yapılmasına iman etmek lâzımdır.
İman etmek görülmeyene olur; görülen şeye iman olmaz! Gördüğün bir şey için, iman ediyor musun, denmez. Zaten onu görüyorsun, bu yüzden burada iman söz konusu olamaz.
İman görülmeyene olur. Görülmeyene iman etmek suretiyle, o görülmeyenin yapısal özelliklerine, yapısına, tarzına, sistemine, şekline göre gerektiği gibi fiiller ortaya konulur. Yani, görülemeyen gerçeklere dayalı bir şekilde çalışmalar yaparak, varlığın sırrına, aslına, orijinine ermektir din.
Felsefe ise eldeki mevcut verileri değerlendirmek suretiyle varlığın yapısını ve sistemini çözmeye çalışmayı ve bunların içinde insanın yerini tespit etmeyi hedef almıştır.
Felsefe ile din arasındaki farkın muazzamlığı apaçık ortada değil mi?
Beş milyon veya beş milyar ile sonsuz arasındaki fark ne ise; felsefe ile din arasındaki farkta budur işte!
Felsefede çeşitli bilgileri alıp değerlendirmek suretiyle belli bir dünya görüşüne sahip olabilir; bununla beraber dilediğin gibi yaşayabilirsin...
Buna karşılık dinde ise, bir takım çalışmalar yapma zorunluluğu söz konusudur; bu zorunluluğu ise idrakin veya imanın oluşturur.
Çünkü Din sana diyor ki...
Gelecekte senin için şöyle şöyle bir yaşam söz konusu...
Bu yaşamın üzüntü ve sıkıntılarından kurtulmak; güzelliklerini yaşamak istiyorsan, bunun için şu tarz çalışmalar ve davranışlar ortaya koymak zorundasın! Aksi takdirde o hedefe ulaşabilmen mümkün değildir!
Evet, Din bunu söylüyor!
Öyle ise dinde esas mesele, "iman" edilen konularda yapılması gereken çalışmalardır... Yani, imandan öte, esas olay, inancın sonucu olan ameldir, yani fiillerdir...
Zira sadece "iman ettim" demek yeterli olmayıp; önemli olan, o imana dayalı hususlarda belli fiilleri ortaya koymaktır!(1).
Devam edecektir.
Mehmet Aluç
Kaynak:

1- http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/D/dinilefelsefearasindaki.htm

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç