Bu Blogda Ara

Göre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Göre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mart 2016 Pazar

Gönül Dili Susarsa



Aşk ile seven gönlüm bir gelse dile
Koşar sarılırsın sen bana göz göre göre
Bülbül konsun her açan güle
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Açmayan gül söyleyin bülbülü nasıl göre
Seven sevdiğini isterim her gün göre
Bülbül konar aşk kokusu ile açan güle
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Gönül aşk ile severse atlamaz daldan dala
Gönülden seven sevdiğinin gönlünde kala
Aşk sözleri dilinde kalmayıp gönülde ıslana
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Seven aşık hiç olur mu aşkı ile budala
Ey hasret sen nereden çıktın hoppala
Ne işin var kapımda ey ukala
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Aşk ile çıkalım bizler sokağa
Seven sevdiğini aramaya çıkmasın dağa
Aşk çiçekleri ekelim gönüldeki bağlara
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Dinle aşk sırrını söyler kulaktan kulağa
Aç dinle gönül kapını çokta kaçma uzağa
Uzağa kaçarsan düşersin tuzağa
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Aşk ile sevmeyen insanlığı nasıl bile
Gönülden sevince gönül gelir dile
Aşkın mayasında bulunmaz hile
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Bırakalım aşk dokunsun Gönül’e
Azda dokunsun bu arsız dile
Sevdamız anlatılsın bin asır dilden dile
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Kul Mehmet’im gidelim aşkı gönüllere dökmeye
Kin nefreti aşk ile haydin sökmeye silmeye
Aşk ekelim ovaya yaylaya şehirlere tepeden tepeye
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-





10 Ocak 2016 Pazar

Düşünen Var Mı ?


Neye göre kime göre yaşıyoruz biz
Neye göre kime göre atıyor bu nabız
Neye göre kime göre bu hayatta muhatabız
Düşünen soran var mı acaba niçin dünyadayız



Hayat sanki boş bir dünya babamızın
İstediğini yap ömür bitmez sanki ansızın
Hayat bu nasıl yaşanılır aldırmaksızın
Düşünen var mı acaba niçin insanız



Attığımız adım kime göre
Aldığımız nefes biter kime göre
Bu hayat yaşanır neye göre
Düşünen var mı ölümde sonra ki hayat neye göre




Kul neye göre dünyaya gönderildi bellidir Kur’an da hem de net
Kur’an iman sünnete beraber yaşa nefis şeytan önüne çek set
Dünya malına güvenme elinden alınır gönül’e de katma haset
Canlı bedene de güvenme alınır geride kalır ceset
Ölümden sonra hesap ile sonsuz hayat var unutma
Bunu düşün Allah’a teslim ol kul merhamet de nefreti katma



Kul Mehmet’im Rahmanın istediği az gayret
İmtihan dünyasında iman et az ne olur sabret
Sabır etmez iman etmez isen yıkar bizi nefret
Kolay kazanılmıyor ki Nurdan o cennet
Nur Muhammet peşinden git odur âlemlere Rahmet
Devam et yoluna sana verilir bulursun basiret
Ne olur sonunu düşün iman ile yaşa hüsranla başlamasın ahiret
Mehmet Aluç Kul Mehmet

16 Eylül 2015 Çarşamba

Gönlümüzün ayarını insana doğru ve Mescidi Aksaya göre ayarlamalıyız.


Gönlümüzün ayarını insana doğru ve Mescidi Aksaya göre ayarlamalıyız.

Yaşadığım dünyada nefreti toprağa gömeceğimize farkında mısınız kardeşliği birlik beraberliği toprağa gömüyoruz!Kafamızın içinde dünya sevgisi fırtınası estikçe, dünyaya daha çok meyil ettikçe, Yüce Kur'an Nur Sünnet ve imandan ve onun merhametinden ve kardeşliğin bağından uzaklaştıkça uzaklaştık, hiç yakın olarak bir araya gelemedik. İşte yine Filistin de Mescidi Aksaya Siyonist İsrail kirli ayakları ile ezerken hala o Siyonist ve onun destekçilerine bir ders vermekten uzakta hala olayı anlamaktan uzak, düz yolda patinaj yaparak birbirimize uzak düşmenin sevincini yaşarken Mescidi Aksaya ve Filistinli kardeşime yapılan zulmü görmezlikten gelerek yaşamaya devam ediyoruz. Nur Kur'an ile bir zamanlar gönüller sarılırken, zalimin haddi bildirilirken, şimdilerde bu unutularak herkes kendi ülküsünü kardeşlik ile belirlemesi gerekirken, nefsine ve dünyaya olan meyilli ile ülküsünü gayesini unutmuş durumdadır.

Dünyanın huzur atmosferini bozanları görmezden gelerek, huzurun ne olduğunu unutarak, mazlumların ağlamasına seyirci kalınarak, kardeşliğin imanın derinliğindeki merhametten uzak, kaosla, içlerimizi ürperten kin nefretle haşır neşir olarak, kardeşliğin kapısını edepsizce kapatarak yaşamaya devam ediyoruz. 

Dünya kendisini kurtaracak bir kurtarıcı içinde çıkarmaktan aciz değil ama gel gör ki, kurtarıcı olarak çıkanı da yerden yere vurmak için bekleyen biz çamura yatırmanın hazırlığında olduğumuz için çıkmasını beklemekte abes olacak galiba! Hala ıstırap dolu gecelerde yatarak, ufkumuzu karartanların safına geçerek safımızı yönümüzü kaybettik, ruhumuz yönsüzlüğümüzle paramparça olurken, düşmanın yanında olduk ya da düşmana karşı savunma alacak bir oluşumun içinde olmadık, hayata ait ışık olan ruhumuzdaki ışık sönmek üzere hala karanlıkta kalmayı kabullenerek düşmanı adeta alkışlayarak Mescidi Aksa da, Suriye'de, Myanmar da, diğer ülkelerde Müslümanlara yapılan zulümleri görmezden gelerek adeta alkış tutuk düşmana...

Konforu yan gelip yatmayı söyleyen şeytanı lüks koltuklarda oturtarak, bizde dizinin dibinde aşağılanmanın ezilmenin esareti ile sırıtarak şeytan ve yardakçılarına gülümsüyoruz, ağlamamız gerek halimiz için. Gönlümüzün ayarı insan doğru değil, nefis şeytan dünya malına ayarlamışız, hissiz duyarsız besili inek gibi beslenerek kesilmeyi bekliyoruz edepsizce... Düşmanın şeytanın bizi yok eden asansörüne binerek kardeşliğimizi katl ederek hala yaşadığımızı sanıyoruz. Gönlümüzün ayarını insan doğru ve Mescidi Aksaya göre ayarlamalıyız.Kudüs, vahye dayanan bütün kutsal dinlerde kutsal sayılan bir şehirdir biz Müslümanlar için. Bunun başta gelen sebebine gelince Yüceler Yücesi Yüce Allah'ın insanları doğru yola iletmeleri için gönderdiği ve görevlendirdiği peygamberlerin birçoğunun ise bu şehirde yaşamış olmasından en azından hayatlarının bir bölümünü bu şehirde geçirmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Ayrıca bu peygamberlerden bazılarının ise ibadet için mabet olarak kullandıkları mekânlar da bu şehirdedir yani Filistin'dedir.

Kudüs, İslâmi hayatımızda yaşantımızda Müslümanlar için özel bir yere ve kutsiyete sahiptir. Müslümanların ilk kıblesi olan yönü gönlü olan Mescidi Aksa'yı bağrında nuruyla barındırması ve Resulullah (s.a.v.)'ın isrâ ve miraç mucizesine şahit olması bu üstünlüğünün gönlümüzde yer etmesinin sebeplerinin en başında gelir. Yüce Allah, Nur Kura'nı Kerim'de şöyle buyurur: "Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksaya yürütenin şanı pek yücedir." (İsra, 17/1) Burada dikkat edilirse iyi okunursa Mescidi Aksa'dan "çevresini mübarek kıldığımız" bir şeklinde söz edilmektedir. Mescidi Aksan'ın çevresi ise başta Kudüs sonra diğer Filistin topraklarıdır mübarek olan topraklardır.

Şimdi bu ayetler ve Mübarek topraklar için bir parça kalan onurumuzu yitirmeden, duvara toslayan zalimin kafasına duvar değmesin diye çaktığımız yastıkları sökerek, yerde debelenen düşman yerine sen dur sen az güçlüsün sen dur senin yerine biz yerde debeleniriz fikrini aklımızdan silerek, dondurucu soğukluğu ile yüreğimizi soğutan kibri ateşlerden yakarak, tekrar Nur Kur'an ve nur Sünnet ve imanın nuru "Kardeşliğimizle" birbirimize sarılarak, düşmanları yok etmeliyiz, onların hain planlarına uymaktan vazgeçerek, Kardeşliğimizle yeniden dirilmeliyiz. Dünyada kardeşliğimize sahip çıkarak, düşmanın nefretine son noktayı kardeşliğimiz ile koymalıyız. Saflarımız sıkı sıkı tutarak yönümüzü hakka dönerek, Müslüman olduğumuzu dünyaya göstermeye çalışalım...
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

11 Eylül 2015 Cuma

Çalışmak Algılama Duyularımıza Göre Hareket Etmekten Kurtarır.

                          Çalışmak Algılama Duyularımıza Göre Hareket Etmekten Kurtarır



İnsan aklı ile topladığı verileri, kaynağı olmadan kendi aklı ile süzerse, topladığı düşünce verilerin gerçek değerini bulamaz, bulsa da yanılmaların ekseninde bir adım ileriye adım attırmaz. Karşımızda somurtarak duran kişinin neden somurttuğunu anlamamız için onun gözü bizde aklı bizde olmadığı için ilk görüşte anlamamız mümkün değildir asıl gerçek düşünce denilen gerçek olan göz ile herkesin kendi gördüğü gözü iledir sanılır ve yanılır, karşımızdakini anlamak için onun gözü ve fikri bizde olmalı ki ilk bakışta anlayalım, yok o ana sağımıza solumuza bakmadan anında kendi aklımızla apar topar gördüğümüz veya az bekleyerek, sanarak bilgi topladığımız aslında boş durduğumuz an, gördüğümüz an itibarı ile kendi aklımız, gözümüz ile olayın aslını bilmemiz mümkün değildir. Ya gidip kendisine sormalı, yâda onu yakından tanıyana sormalı... Yani bir anda algı denilen duyularımızla hareket edersek, bunun bir anda kendi topladığımız verilerle doğru olan olmadığını anlarız. Çünkü o anda somurtarak duran kişinin gözü düşüncesi bizde olmadığından, her zaman duyularımızla algı mekanizmalarımızla kendi fikrimizle hareket edersek yanılırız, yolda kalırız...


Yaşadığımız dünyada yaşamla ilgili türlü olgu ve belirtileri, nedenini kabulde, ilkeler bakımından inceleme, amaç taşımayan sadece kendi düşünce ve olguları ile kabul etmek yerine, nedenleri ile kabul etmede yaşanılan olguları yüreğinde taşıyan insanın düşünce yapısına göre hareket ederek ve ona sorarak ondan cevabı almaz ise, diğer insanlara sorarak araştırarak anlamaya çalışmak algılama duyularımıza göre hareket etmekten kurtarır, araştırarak doğru olanı bularak, karşımızdakini anlayarak yardımcı olmanın kapısını açar gönül ve düşünce kapımızı açar araştırarak öğrenme... Yoksa insan yok efendim ben az önce tam görmedim ama sanki o yöne doğru koşan ve sanki hırsızlığı o yapmış gibi hızlıca koşan o idi savı ile gerçek gözlemlere dayanmayan sözler ile karşımızdakini suçlayarak vebal altına girmiş oluruz. Belki o dediğin kişi arka kapıdan kaçan hırsıza yetişmek için kestirme olan yoldan ona koşmaya çalışan mağdur olabilir, ne bilinebilinir çıplak olan algı ile olayın aslını o anı çıplak gözlerimizle görmeden, görenden bilgi almadan yapılan her kaynağı belli olmayan, kendi anında ortaya çıkan düşünce ve savlarımızla ancak günah kazanırız, hüsran kazanırız, pişmanlık kazanırız.


Hani ne olur, kişi bir olayda tecrübe kazanmıştır yeteneği vardır, tam kesin olgu ve bulgular içermese de o doğru yola götüren bulgularla, kimseyi suçlamadan hayatı kolaylaştıran kendine has olan yetenek ile kimseyi suçlamadan, olayın aslına varana kadar sessizliğini bozmayan hep araştıran olayın özüne kadar inen insanlara her zaman ihtiyacımız vardır ve bu gibi kişilerin eksikliğinden dolayı hala yaşarken olayların gerçek yüzünü görmeden bilmeden anında birbirimizle savaşa girerek, gönülleri yıkarak, hala küs yaşamaktayız.

Fayda, vicdan, algılamada irade gücü araştırma gücü üçgeni ile yola çıkan az önce somurtarak oturanı somurtkanlığa götüren nedeni arayarak bulandır, yoksa somurtarak oturana neden somurtuyorsun sorusunu bağırarak soran değildir. İnsan dediğin böyle olmalıdır, böyle insanların çok olmasına ihtiyacımız vardır. Araştırmanın amacı karşımızdakinde hata bularak onu karalamak aşağılamak yerine, araştırarak o olaya giden yoldaki çarpıklığı yanlışlığı bularak o insana yardımcı olmanın hazını duymaktır ve böylesi insanlar çoğalmalı, çogalmalı çoğalmalı... 

Olayları çarptırarak, kaos çıkaranlar gibi değil, çalışarak kazanmanın farklılığı hissettirerek, olayın gerçekliğini kabul ederek ,onu çözmek için alternatif doğru yolları bularak, o yolu açarak tüm insanlara sorgulayarak araştırarak doğru hedefe varılacağını göstermek, hayatın bazen acımasız olduğunu bu acımasızlığı bizlerin meydana getirdiğini de hatırlatarak, kendi becerimiz ile övünmeden insanlara yardımcı olmak, sabit fikirlerden uzaklaşarak ,olması gereken insanlık ve insan olarak çalışmanın başarısıdır.

11-09-2015
15.05
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

8 Eylül 2015 Salı

Sen Sus Konuşma Konuşmak Sana Göre Değil

Sen Sus Konuşma Konuşmak Sana Göre Değil

Bir şey söyleme sen
Sadece sus
Konuşmak sana göre değil
Nefret kusarken dilinde
Kin alevleri gözünde yanarken
Sus sen konuşma
Sen yürüdüğünde
Gecenin karanlığında
Gecenin karanlığı senden beyaz
Yıldızlar altında doğduğu
İçin doğduğuna pişman
Kalbinde gizlenen
Nefret tohumlarını
Dilin ile ekme
Sen sus konuşma
Konuşmak sana göre değil
Sana yakışmıyor
Ayaklarının altında toprak
 Toprak olduğuna pişman
Altında nefretini taşıyarak
Ezdiğin için
Gölge gibi
Nefretini taşıdığın
Adımlarınla sokakları kirletme
Adım atma tertemiz sokaklarda
Gönül kapısı sevgiye kapalı
Nefret ile dolmuş taşmış
Mihrabı yıkılmış
Viran olmuş gönlün ile bakma dünyaya
Çek git
Binlerce metre yerin altına
Yo hayır
Yerin altına yazık
Sen en iyisi
Ziyankâr bakışlarınla
Utanmaz adımlarınla
Göm kendini
Boktan bir mezara
Ancak oraya yakışırsın
İnsan yaşarken
Hiç utanmaz mı?
Hiç uyanmaz mı?
Nefretin uykusunda
Hiç uslanmaz mı?
Kendine aynadan bakarak
Nefretini görerek
Yaptıklarını görüp
İnsan hiç yanmaz mı?
Pardon insan dedim
Sen değilsin ki insan
Sen sus konuşma
Bir akarsu görüp
Akan berraklığında
O billur sesinden etkilenmez mi?
Doğru yine unuttum
Sen insan değilsin
Nefreti
Kini ile gezen
Bir ceset torbasısın
İnsanlara
Kendisine
Topluma faydası yerine
Zararı olan
Bir yaratıksın
Adı sanı bilinmeyen
Canı sevmeyen
Cananı sevmeyen
Kendini sevmeyen
Zaman döner devran döner
Ecel gönül evine girer
Feryadı ile gönül evine ateşler düşer
Yaşadığın
Taşıdığın candan bıkarsın
Ağlarsın yolda kurtaran arasın
Ne gelen olur ne giden
Azabınla hoş vakit geçiresin
Haydi, ye ye bitmez azabın
Afiyet olsun sana

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

9 Nisan 2015 Perşembe

Göz Göre Göre



 


Aşk yoluna çıktım aşk için ben verdim fire
Yar bana gülmedin bu dünyada sen bir kere
Aşkıma güldün gittin sen göğsün gere gere
Yazık ettin bana yar aşka göz göre göre

Yüreğime attın sen sanki çözülmez düğüm
Sanki aşkın sonunda yar vardı sana ölüm
Bu yaz yapalım dedim seninle kırda düğün
Yazık ettin bana yar aşka göz göre göre

Kul Mehmet’im bu aşka bulamadım bir çözüm
Sensin bu dünyada tek sevdiğim iki gözüm
Haydi, bırak inadı gel bana üzüm gözlüm
Yazık ettin bana yar aşka göz göre göre
Mehmet Aluç


 

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç