Şiir edebiyat öykü deneme güncel edebiyat aşk şiirleri,hayat,evet,röportaj,gönülden şiirler,...
Bu Blogda Ara
edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Haziran 2023 Pazartesi
28 Şubat 2021 Pazar
Eskilerini Çöpe Atın Yenilerini Alarak Hayatınıza Devam Edin!
Eskilerini Çöpe Atın
Yenilerini Alarak Hayatınıza Devam Edin!
Pandemi den önceki
ayrılık kapıları kapanarak, dostluğa sevgiye birbirimizi anlamaya açılır mı
acaba? Hayır hayır,
dönmek olmaz diyerek, dönmeyenlerden mi oluruz acaba? Yoksa bu dündeki
ayrılıklar hiç olmamalıydı diyerek, koşarak birbirimize muhabbetle koşar mıyız
acaba? Gönüller sevgiyle aşkla yeşermeli, insanın saran ellerindeki gönlündeki
sevgiyle bulutlara değmeli diyerek, sevgi ile koşanlardan olur muyuz acaba? Ne
çok zor sorular bunlar! Rabbim yardım ederse elbette ki dündeki ayrılık
kapılarını kapatarak, anlayış sevgi hoş görü kapısını açarız, yoksa dünden daha
kötü benliğimizle hırsımızla ders almadan daha kötü günlere Rabbim korusun,
gideriz yoksa!
Bu günlerde dündeki yalnızlığımızı dostluk neşeyle gerçekten sevdiğimizi/sevildiğimizi
nasıl anlarız? Tabi ki pandemi ’ye bakarak, bize kazandırdığı yasakları
tedbirlerin dünde de var olduğunu anlatarak, aradaki boşluğu sevgi ile
muhabbetle doldurarak her şeyi sileceğimiz mesajını anlayarak…
Dezenfekten anti bakteriyel yönde çok güzel buluşlarla çalışmalarla
ilerlemek adına bayağı yol kat ettik lakin hep vatandaş daha fazla tüketsin
diye, yeni bardaklar tabaklar demlikler tavalar çıkarak dezenfektanlar, eskilerini
çöpe atın yenilerini alarak hayatınıza devam edin diyen tüketim çılgınlığıyla,
zaten zor geçinen vatandaşın omzuna sırtına yükleri ekleyerek devam etmek, mesajdan
çok kazanımlar için koşmak adına sevindirici olmasa da çalışmalar adına
sevindirici ve bizi cebimizde olmayan para ile borca girerek, devam etmeyen
virajlı yollar içinde kaybolmamıza sebebiyet verirken, inşallah virajı yollar
düz yollara çıkar Rabbim izni yardımıyla inşallah.
Üstat Sezai Karakoçun dediği gibi:
Ben geldim geleli açmadı
gökler;
Ya ben bulutları
anlamıyorum,
Ya bulutlar benden bir şeyler bekler.
Hayat bir ölümdür, aşk
bir uçurum...
Ben geldim geleli açmadı
gökler.
Bir yağmur bilirim, bir
de kaldırım:
Biri damla damla alnıma düşer;
Diğerinde durur göğe
bakarım
Ne şehir ne deniz kokan
gemiler:
Bir yağmur bilirim, bir
de kaldırım.
Bulutlarla gökyüzü içini
sevgi ile doldurmamızı dostlukla kardeşlikle beraberlikle doldurulmayı bekler
doldururuz inşallah üstadım inşallah…
Bulmak için teselliyi birbirimizde var olmamızla ararken, birileri hala
bu teselliyi saklayarak biraz maddiyat yükleyerek, paran varsa teselliyi
bulursun kendini korursun mantığıyla inşallah çalışmalar yapmıyordur! İnsan
oğlu benliğinden sıyrılmak yerine ona sarılarak hayatına devam ettikçe,
teselliyi daha çok arayacağız gibi, inşallah hemen buluruz birbirimizi
muhabbetle dostluk kardeşlikle bu pandemili günleri atlatırız. Aramızda
bıraktığımız boşluğu inşallah pandemi ile değil, dostlukla berberlikle sevgiyle
doldurarak pandemili günler beraberce yok edenlerden oluruz inşallah, selamlarımla.
Mehmet Aluç
16 Haziran 2017 Cuma
Rahman Yazarsa Olur Mukadderat
Gönül sevince candan açılır namütenahi
Boşuna beklemesin o zaman ihaneti uman
Gönül severse gönlü canda sevmeyen
hani
Nefret kini ile yok olur sanki uçan bir
duman
Karşıda bakınca zevahir görünüşe
aldanma
Yakından tanı insanı ondan sonra
yakınma
Zeyrek ol zevahirden ol uzak koluna
sen takma
Nefret kini ile yok olur sanki uçan bir
duman
Kaderini önüne geleni meyus kaderin
sanma
Meyus sanmak yıkar insanı sen yakın ol
uzak olma
Karmaşık olanı çözülmez sanma okumak
için yaklaş
Nefret kini ile yok olur sanki uçan bir
duman
Haddizatında her şey açık beyan belli
niyet önemli
Her zorluğu yıkmak için inan ki gönülden
gülmeli
Uzak kaçmış isen insanda biraz
yaklaşman gerekli
Nefret kini ile yok olur sanki uçan bir
duman
Gönlünde merhameti olana deseler de
safderun
Sen aldırma halden bilemez insana
onun yeri sanki Enderun
Sen ol sıdkı derun gönüllerde olsun
bir yerin olmaz sorun
Nefret kini ile yok olur sanki uçan bir
duman
Bak aleme sen gör al sana ait olan
manayı
Hazırla insanlar için kendin için
gönülde sarayı
Tek başına yaşanılmaz gönüle attırma
sen narayı
Ara bul manayı kur sarayı attırma
narayı bul arayı arayı
Nefret kini ile yok olur sanki uçan bir
duman
İyi bil efendi nefret kin ederse
bedene sirayet
Ona yakışmaz giydireceğin bedenine hiçbir
kıyafet
Canhıraş nefreti sevme ismi gibi
sende et nefretten nefret
Gönülden seversen gelmez sanma
nefrete kifayet
Onu yıkmak için Alemlere Nebiye
verilmedi mi Risalet
Nefret kini ile yok olur sanki uçan bir
duman
Munis olan insandan gelmez insana
zarar
Munis olan değil mi gönlü anında
sarar
Yaklaş yanına durma bu değil mi güzel
bir karar
Saran için ver bir karar yoksa
nefreti olan seni yakar
Nefret kini ile yok olur sanki uçan bir
duman
Ey kul Fevkalbeşer isen hakkın
yardımıyladır
Alemlerin sahibi Rahman bak her an
yanındadır
Merhamet bil ki bu gönlün içinde onun
kapsamındadır
Ecel kula uzak değil bilin ki kulun
yakınındadır
Nefret kini ile yok olur sanki uçan
bir duman
Kul Mehmet’im Rahman yazarsa olur
Mukadderat
İnsana karşı eğik ekşi olmamalıdır o
surat
Sabırla devam edilir yola budur işte
hayat
Ahirette olur bu dünyada pek
olunmazsa da rahat
Surat hayat rahat bazen gönüle çöker
rehavet
Nefret kini ile yok olur sanki uçan
bir duman
Mehmet Aluç / Kul Mehmet
Etiketler:
aldanma,
edebiyat,
gönül,
Gönülden,
gülmeli,
mukadderat,
niyet,
olma,
Olur,
önemli,
Rahman,
Rahman Yazarsa Olur Mukadderat,
sanma,
sevince,
şiir,
Yaklaş,
yazarsa,
zevahir
12 Haziran 2017 Pazartesi
Nice Nice Âlemler Bizde Gönülde
Cennet bizde cehennem bizde
Hakkın Rahmeti bizde değil denizde
Hiçbir eksiklik aramada hakta
Ne eksikliği aldın yaşarken sen o cana
Nice nice âlemler bizde gönülde
Dil bizde söz amel insanlık bizde
Ahirete varmadan bil bakalım yerin nerde
Nefis sende şeytan tatile çıkmış sende
Cennet bak gör gönlünde gülüşünde
Cehennem aldığın bir parça nefretinde
Nice nice âlemler bizde gönülde
Dil bizde söz amel insanlık bizde
Duanda temenni dilekler insanlık için
Hak yolda giderken kırılsa da o dişin
Bir gün elbet çekilecek elbet fişin
Geride kalır ya nefretin ya gülüşün
Nice nice âlemler bizde gönülde
Dil bizde söz amel insanlık bizde
İyilik yaparsan hayrandır melekler
Kötülük yaparsan kör olmuştur gözler
Hak yolunda yürürken kırılsa da o dizler
Hakka teslim olmalıyız elbet bizler
Nice nice âlemler bizde gönülde
Dil bizde söz amel insanlık bizde
Güzelliği alırsak gönülde güzelliği yazarız
Nefreti alırsak gönülde güzelliği kazırız
Nefretle cehenneme girmeye biz razıyız
O zaman cennete kapılarını bizler kapatırız
Nice nice âlemler bizde gönülde
Dil bizde söz amel insanlık bizde
Kul Mehmet’im inci sözleri gönüllere diz
İnci sözleri hak sözüyle söylemeliyiz
İnsanları imanlı isek bizler sevmeliyiz
Nefreti kini bizler anında terk etmeliyiz
Birbirimizi severek hakkın yolunda yürümeliyiz
Nice nice âlemler bizde gönülde
Dil bizde söz amel insanlık bizde
Mehmet Aluç /Kul Mehmet
11 Haziran 2017 Pazar
Geldi İse Aşk Aç Gönül Kapını

Boşuna mıdır hali gül başında öten bülbülün
Boşuna mıdır sevmesi delicesine bu gönüllün
Anlamak için boşa çaba sarf etme anlamazsın
Aşka yetmez boşuna tüketme senin sözün
Aşk gelirse Gönül’e çıkarmaya olmaz senin gücün
Kendini de harap edersin uğraşma sen büsbütün
Geldi ise aşk aç gönül kapını içeriye sessizce al
Almazsan da o girer içeriye sen deryasına dal
Uzat elini eline sürsün tadına bak yediğindir bal
Hasret görünürse ufukta kaçma var biraz içinde kal
Aşk gelirse Gönül’e çıkarmaya olmaz senin gücün
Kendini de harap edersin uğraşma sen büsbütün
Aşk ne söylerse kabul et aldığın olsun bu karar
Aşkın sözünü dinlemezsen kazandığın olur zarar
At gönlünü içine yar ile kendini o sizleri sarar
Hasret yakar gibi görünse de öyle sanma yakar
Biraz cilve ile sabır iline salar sonra koluna takar
Aşk gelirse Gönül’e çıkarmaya olmaz senin gücün
Kendini de harap edersin uğraşma sen büsbütün
Âşık Gülveren’im aşkı anlatmaya yetmez mürekkep
Aşk yoksa gönlünde boşa taşıdığın yüke olursun merkep
Aşk yoksa gönlünde canını yakar taşıdığın o akrep
Yoksa dua ile Rahmandan iste eyle bir sen talep
Rahman önüne gelmesi için çıkarır elbet bir sebep
Aşk gelirse Gönül’e çıkarmaya olmaz senin gücün
Kendini de harap edersin uğraşma sen büsbütün
Mehmet Aluç /Âşık Gülveren
16 Mart 2017 Perşembe
İyi Gün Dostuydum Yaslanmadın

Ey vefasız onca yıllık aşkımız
Bir selama değmedi mi?
Görünce yüzünü çevirdin
Canımdan cansın dedim
sevdim
Gözünde yaş akmasın dedim
Senin yerine ben ağladım
Saçın teline zarar gelmesin dedim
Kendimden sakındım
Ey vefasız onca yıllık aşkımız
Bir selama değmedi mi?
Görünce yüzünü çevirdin
Bir selam vermeden çektin gittin
Seven merhametli olur
Gönlü hassas olur
Sen ne seven oldun nede hassas oldun
Taş kalpliydin çektin gittin
Yıllarca hasretinden geceleri sabah edemedim
Bari görünce bir gülümseseydin
Bir selem verseydin
Akan kanlı gözyaşlarım silinirdi
Yüreğime saplanan ahlarım
Tek tek saplandığı yerden çıkardı
Bir an huzura ererdim
Aşkımızın o güzel günlerin hatırına
Bir özür dileseydin
Hatanı idrak etseydin
Af ederdim seni bu sana hasret
Kor alev hala yanan gönlüme sarardım
Yüreğinde yoksu aşk inancı
Ondan yüreğimde bıraktın onulmaz sancı
Şimdi sende bende iki yabancı olduk
Açan çiçekler gibi açmadan solduk
Gülüşünle gönlümde çiçeklerin açmadı
Açan çiçek değil zehirli mantarlardı sanki
Bu çattığın kaşınla mutlu olamadın
Döndün geldin bari bir selam vereydin
Bir gülümseseydin
Dünya malı dedin koştun dünya malına
Dünya malın ayağına takıldı oldu karaçalı işte
İyi gün dostuydum yaslanmadın
Kötü gün dostundan can bulamadın kaçtın geldin
Ben seni anlamadım artık anlamakta istemiyorum
Gönlün bir volkan gibi sönmüş
Seni seven bu gözlerim bir körmüş gerçeği görmemiş
Şimdi ben fakirdim bir avuç sevgine muhtaç
Şimdi ayakkabım gönlüm pabucum delik
Onu dikecek bir iğne ile iplikte yok
Var git kendinle pişmanlığınla yaşa
Bir selam verseydin eski günlerin hatırına
Belki belki…
Mehmet Aluç /Kul Mehmet
15 Mart 2017 Çarşamba
İzmir Kanguru Kültür Merkezi’nde 14 Şubat Dünya Öykü Günü etkinlikleri
İzmir Kanguru Kültür Merkezi’nde 14 Şubat Dünya Öykü Günü etkinlikleri 14-15 Şubat tarihlerinde yapılacak.
Etkinlik programı
14 Şubat 2017 Salı
Saat:15.30
Açılış Konuşması: Aydın Şimşek
15.40:
Öykümüzün ve Öykücülüğümüzün Kısa Tarihi
Sunum: Hülya Soyşekerci
16.10: Öykü Okuma Saati
Bilsen Başaran
Vicdan Efe
Bahar Yaka
16.30:
Öyküde Mekânın Kuruluşu ve Yıkılışı
Sunum: Emel Kayın
17.00: Öykü Okuma Saati
Raşel Rakelle Asal
Hasibe Geyik
Levent Çanakkalelioğlu
17.30
Öyküde Deneysellik ve Farklı Metinler-Türler
Sunum: Aydın Şimşek, Pınar Üretmen
15 Şubat 2017 Çarşamba
Saat: 15.30
Söyleşi: Öykücü ve Öykü Kahramanıyla Buluşmak
Sunum: Hülya Soyşekerci, Fergun Özelli, Haşmet İlhan
16.00: Öykü Saati
Erhan Doğan
Nesrin Baki Tosun
Ecem Batur
16.20:
2010 Sonrası İlk Öykü Kitapları ve Toplumsal Derinlik
Sunum: Sülbiye Yıldırım
17.00: Öykü Saati
Handan Gökçek
Muhammet Aldemir
17.20:
Hız ve Küçürek Öykü
Sunum: Mete Kaynaroğlu
17.40: Düşgezginleri Konseri
edebiyathaber.net (10 Şubat 2017)
7 Mart 2017 Salı
İhtiras Tramvayı
İhtiras tramvayı gelmez boşa
bekleme
Bekleme gelmez artık
boşa hiç kolay kolay
İhtiras iflas etti
birden çıkardı olay
Yokluklar kaldı sana
ondan bak bolca miras
Yazmaz bu ihtirası
yazan sana kâtipler
Buna bir derman bulmaz
bu âlemde tabipler
Kalmadı etrafında seni
artık sevenler
Yokluklar kaldı sana
ondan bak bolca miras
Binlerce dert vermiştin
binlerce derdin oldu
Aradın bulduğun o
derdin bak senin oldu
Yıktığın o gönüller şimdi
savaşa durdu
Yokluklar kaldı sana ondan bak bolca miras
Düldül değil ihtiras
binesin sen gidesin
Her arzu isteğini hayata
geçiresin
Arzu ettin hayatı sen ele
geçiresin
İhtiras tramvayı gelmez
boşa bekleme
Yokluklar kaldı sana
ondan bak bolca miras
Mehmet Aluç /Kul Mehmet
19 Nisan 2016 Salı
Kısa Nükteler-1

Niyet
halis aşkla olursa
Gözler
güler neşeyle
Hayat
gülümser bu haliyle
İnsan
yaşayamaz öfkeyle
İnsan
yaşar haysiyetiyle
Adımlar
yamuk olursa
Yollar
yamuk olur
Düzgün
gideni yamuk yapar
Yamuk
olanı şeytan nefis kapar
İnsanlığını
satar
Zalim
koynunda yatar
Bataklığa
batar
Cehennemin
dibinde yatar
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
Quick Wit on -1-
If the pure love of Intent
Eyes laughed merrily
Life smiles as such
Man can not live in anger
Man lives with dignity
If the trapezoid steps
Roads will be skewed
Makes smooth going of the trapezoid
When the trapezoid is delightfully evil
He sells his humanity
Cruel lies in the bosom
Sink into the swamp
or in hell
16 Mart 2016 Çarşamba
İnsan Ve Bir An

İnsan ve zaman
Zaman ve insan
İnsan ve bir an
Bir an ve zaman
Zaman içinde insan
İnsan içinde zaman
Zaman içinde kaybolan insan
Zaman içinde namaz ve iman
Zaman içinde insan olan
insan
Zaman ve çelişki yumağı
Çelişki yumağını çözen Yüce
Kur’an
Nur Resule vardıran zaman
Cehennem narı ile yakan an
An içinde zaman
Zaman içinde insan
Hayat ve insan
İnsan ve hayat
Hayat içinde zaman
Hayatı kuşatan zaman
Zamanı kuşatan hayat
Zaman hayat içinde insan
İnsan zaman ve iman
İnsan ve ölüm bir an
İnsana sunulan dünya
Dünya ve insan
Yıkılan bir dünya ve insan
Yıkılan dünya ile yıkılan
insan
İnsan ve ölüm bir an
Ölüm ve bir an
Yeniden doğuşla insan
Sonsuz hayata koşan insan
Sonsuz hayatta yorgun kalan
insan
Çelişki ve insan
İnsan ve çelişki
Çelişkide yok olan insan
Yok, olmadan çelişkiyi yıkan
insan
İnkar ve insan
İnsan ile inkar
İman eden insan
İnsan ve iman
Hayatı ahirete taşıyan iman
Yarınları ahireti yıkan imansızlık
ve insan
Kısa vadeli çıkar
Çıkar ve insan
Çıkar içinde yok olan insan
Çıkarsızlıkla var olan insan
Her şeyi sonlandıran ölüm
İnsan ve ölüm
Hayat insan ve ölüm
Ölüm ile son olmayan insan
Nokta ile son
Satır başı ile devam yeni
hayat
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
15 Mart 2016 Salı
Barış için dizeler
1991 yılında 81 Türk şairin birbirinden bağımsız olarak yazdıkları savaş karşıtı dizeler bir şiirde toplanmıştı. Körfez Savaşı’nın gündemde olduğu o dönemde bu dizeler Refik Durbaş ve Orhan Alkaya tarafından kurgulanıp birleştirilerek bir şiir haline getirilmiş ve 8 Şubat 1991 tarihinde düzenlenen bir toplantı ile duyurulmuştu. Düzenlenen toplantıda şu sözlere yer verilmişti: “Eşit, özgür, adil bir dünya düzeninin kurulabilmesi için insanlar ve tüm canlılar arasında barış ve uyumu gerçekleştirmenin kaçınılmazlığını bilerek, Türkiyeli 81 şair, ülkemizin de sürüklenmek istendiği hegemonya savaşına karşı, yaratıcı güçlerini ve üretimlerini birleştirdi. Şiir, tüm sanatlar içinde belki de en kişisel olanıdır. Bu şiiri oluşturan şairlerin pek çoğu kişisel üsluba sahip sanatçılardır. Dünya edebiyatında, kurgulanmış dizelerden oluşan böyle bir şiire rastlanmamasını da, bu kişiselliğin doğal sonucu saymak gerekir.”
“Barış İçin Dizeler” adı verilen bu şiire dizeleriyle katkı sunan şairler ise; Meltem Ahıska, Oğuzhan Akay, Gülten Akın, Merih Akoğul, Hulki Aktunç, Teoman Aktürel, Sina Akyol, Orhan Alkaya, Melih Cevdet Anday, Behçet Aysan, Mehmet Başaran, Nihat Behram, Ataol Behramoğlu, Süreyya Berfe, Nur Bulum, Eray Canberk, Mazhar Candan, Ali Cengizkan, Metin Cengiz, Erol Çankaya, Cevat Çapan, Müslüm Çelik, Çınar Ciğ, Veysel Çolak, Arif Damar, Refik Durbaş, Salih Ecer, Gültekin Emre, Enver Ercan, Müştak Erenus, Abdullah Rıza Ergüven, Ebubekir Eroğlu, Seyhan Erözçelik, Cezmi Ersöz, Turgay Fişekçi, Hamdi Gedik, Tarık Günersel, Aydın Hatipoğlu, Gunseli Önal, Özdemir İnce, Orhan Kahyaoğlu, Semih Kaplanoğlu, Sefa Kaplan, İsmet Kemal Karadayı, Hidayet Karakuş, Turhan Kayaoolu, Mehmet Kemal, Şükran Kurdakul, Akif Kurtuluş, Onat Kutlar, K. İskender, Kerim Mert, Özkan Mert, Mehmet Müfit, Lale Müldür, Seyyit Nezir, Mehmet Ocaktan, Ahmet Oktay, Fergun Özelli, Adnan Özer, Kemal Özer, Lütfu Özkök, Ali Püsküllüoğlu, Sennur Sezer, Zafer Şenocak, Cahit Tanyol, Tuğrul Tanyol, Berin Taşan, Suha Tuğtepe, Engin Turgut, Gürhan Uçkan, Mehmet Uzun, Mehmet Fikri Ünal, Kubilay Ünsal, Ramazan Üren, Aydoğan Yavaşlı, Hilmi Yavuz, Necati Yıldırım, Hüseyin Yurttaş, Can Yücel, Nihat Ziyalan ve Gülsüm Akyüz idi.
Barış İçin Dizeler
Evsiz kapılardan girip çıkıyorum
Kalbim dünyanın ortasında bir menekşe
Neft ve kan, zambak cesetlerinde çürüyen leke
Çakı bile çekemediğim iki karanlık arasındayım
Karda bir çiğdem, dikende bir kuş gibi yakıp kavrulan yanıp kavrulan bir akıl
Anın sıkı dokusuna sığınan yoksul akıl, alkışların uğultusuyla
Büyütür bütün savaşların anasını; ah Asur!
Savaş, ah tükenen karanlık
Topallayan deli kalbim, böyle başlamak istemezdim
Kimdi bana insanlığın soylu bir geleceği olacak diyen
Alev gözler alevleri yardı ölü çocukların ak gözlerini anmak için…
Duyamam yaprağın sesini orman gümbürderken
Olmak veya olmamak, bütün hatırladığım bu
Yaşam da kanıyor insan da, ensemizde ölümün soluğu
İyi savaşlar sayın seyirciler, devam edin seyirci kalmaya
Naklen cinayet çağı bu, katilin yüzü flu
“Derslerinizi sakın ihmal etmeyin”
Şiir unutmaz, “canlı yayın ” yapsa da ölüm
Savaş, içi dışı kül kokar
Savaş, iki ağzı kırık bir kama
Başkalarının kanıyla da ölebilir insan
Şimdi yalnızca adları Savaş ve Zafer olan çocukların dönüşünü düşünüyorum
Ölümün adıyla
Kan diyorum kan ve fırlıyorum ayağa, tutun şu savaşı
Acıların ve düşmanlıkların yıldızlararası dönemi bittiği zaman
Orion’un uyum şarkıları çıkacak aramızdan
Hangi savaş yüz akıyla çıkmıştır savaştan
Savaşı insanlık kadar eskidir diye haklı çıkarmak isteyen
Bilsin ki, barışı insanlık kadar yenidir diye övünüyorum ben
Kanayan bir Orta Doğu ikindisiyle açıklıyorum gizli güllerimi
Korkusuz kır çiçekleri önünü keser kesmez
Savaşçı diz çökecek göreceksin
Ey kin ve kibir bekçileri
Şafak; sizin ateşiniz üzerinde doğruluyor şimdi
Rüzgârın çarmıhında donardı anılarımız
Şimdi bir buğusun artık zamanın teninde
Rüzgâr: Gümüşi bir ırmaktan su içerkenki
Yürek zaten biliyor tohumlu ölümleri
1-3 nöbetini ölüm tutuyor askerin gözlerinde
Bir aynaya bakakalmış gibi ardında uçup giderken hayat
Petrolden tez tutuşur alın teri
Ancak akrep zefiri yaraşır mürekkepliğe
Kâğıt turnam hey, yolların durduğu görülmemiş dağ titreşirse
Kör tarih gözümüzü oymak istiyor
Neler mi söylüyor ölü asker? Öldüğünü söylüyor, naklen söylüyor
Lav düşüyor dünyanın bütün ırmaklarına gül yerine
Riyadır, ölsem damarlarım boşalır
Böler uykuyu o ses; savaş, ah yır!
Barış güçlü insanların yapıtıdır
Savaş, korkakların cesaretidir
Cesetlerdir bu ülkenin rozetleri
Marşlarla büyür bir yanım, bir yanım hep çocuk simdi
Çocuklarına ne yaptın diye sormuştu toprak
Barışı üzdüm savaş çıktı
Batar kâğıttan çocuklar kara karanfilin körfezinde
Savaş oldu, süt bardağı kırıldı çocuğun
Maviyi kim oldurdu, ilk kuşu onun içinde
Acısı en çok çocuklara düşer savaşların
-Her çocuk bir çekmece- Anneleri boğuluyor içlerinde
Ölümcül ışıklar aydınlatacaksa geceyi -karanlık kalsın-
Yanlış mı belledim, insan sorumluluktur
Kan saldırır kum saldırır Orta Doğu’dur yüreğim kum’saldır
Girmeyin dizelerime gürültülü gölgelerinizle
Kemikten zarlarla oynanan kıta kumarı
Korkusunu apacı dener kendi yüzünde
“Le emma ma yenfeun – Nase fimeksu fil arz” ise
Ben bir olabilir insanım, tiksinirim başkan ve generallerden
Burda, orda, Ur’da
Yüzünden düşen harfte gizle beni
Günler geçtikçe Taş’la Kitap arasında
Debeleniyorum, Fırat’ın kanlı sularında
Tadı derinliğimizde uğuldayan gün balı
Savaşı istiyorum aşkla; savaş barış’sa
Okyanus uzunluğunca petrolden bir tabutun örttüğü o karabatakla yan yana
Sevgilim, beni kana koşan dünyadan koru
Kurtuluş türküleri gibi insanı çarpan
Barış kavgamızdır
Barış, uzun aşk geceleri gibi yüce dinginlik
Sen bozacaksın oyununu bezirganın
Savaşı göğüsler yaşam
Apoletlerim yok. Param var. Bana da silahlar satın;
İşgal edeyim geleceğini barışın
Allah allah ateş geliyor, Allah allah barış geliyor
Silahları, silahsızlanmaları, silah satanları, can bezirganlarını anlatır bu destan
Yazık ki kudurmuş Pentagon’un bir dişi de İncirlik
Övmüyorum yiğitliğini senin
İnanmıyorum yiğitlik olduğuna insan öldürmenin
Cenge ve cengavere hayır, ölüm kusanlara, yeryüzünü karartanlara
İnsan bitince başlar kavga
Yaşamı ateşe vermeyin
İnsanlar barışa barışa…
Benim tanıdığım Savaş’la savaş körfezde rakı içer
Ben seni öptüğüm gün istemiştim hiç ölmemeyi, söylemiş miydim?
Seni savaş, ne zaman öptüler
Kalbim dünyanın ortasında bir menekşe
Neft ve kan, zambak cesetlerinde çürüyen leke
Çakı bile çekemediğim iki karanlık arasındayım
Karda bir çiğdem, dikende bir kuş gibi yakıp kavrulan yanıp kavrulan bir akıl
Anın sıkı dokusuna sığınan yoksul akıl, alkışların uğultusuyla
Büyütür bütün savaşların anasını; ah Asur!
Savaş, ah tükenen karanlık
Topallayan deli kalbim, böyle başlamak istemezdim
Kimdi bana insanlığın soylu bir geleceği olacak diyen
Alev gözler alevleri yardı ölü çocukların ak gözlerini anmak için…
Duyamam yaprağın sesini orman gümbürderken
Olmak veya olmamak, bütün hatırladığım bu
Yaşam da kanıyor insan da, ensemizde ölümün soluğu
İyi savaşlar sayın seyirciler, devam edin seyirci kalmaya
Naklen cinayet çağı bu, katilin yüzü flu
“Derslerinizi sakın ihmal etmeyin”
Şiir unutmaz, “canlı yayın ” yapsa da ölüm
Savaş, içi dışı kül kokar
Savaş, iki ağzı kırık bir kama
Başkalarının kanıyla da ölebilir insan
Şimdi yalnızca adları Savaş ve Zafer olan çocukların dönüşünü düşünüyorum
Ölümün adıyla
Kan diyorum kan ve fırlıyorum ayağa, tutun şu savaşı
Acıların ve düşmanlıkların yıldızlararası dönemi bittiği zaman
Orion’un uyum şarkıları çıkacak aramızdan
Hangi savaş yüz akıyla çıkmıştır savaştan
Savaşı insanlık kadar eskidir diye haklı çıkarmak isteyen
Bilsin ki, barışı insanlık kadar yenidir diye övünüyorum ben
Kanayan bir Orta Doğu ikindisiyle açıklıyorum gizli güllerimi
Korkusuz kır çiçekleri önünü keser kesmez
Savaşçı diz çökecek göreceksin
Ey kin ve kibir bekçileri
Şafak; sizin ateşiniz üzerinde doğruluyor şimdi
Rüzgârın çarmıhında donardı anılarımız
Şimdi bir buğusun artık zamanın teninde
Rüzgâr: Gümüşi bir ırmaktan su içerkenki
Yürek zaten biliyor tohumlu ölümleri
1-3 nöbetini ölüm tutuyor askerin gözlerinde
Bir aynaya bakakalmış gibi ardında uçup giderken hayat
Petrolden tez tutuşur alın teri
Ancak akrep zefiri yaraşır mürekkepliğe
Kâğıt turnam hey, yolların durduğu görülmemiş dağ titreşirse
Kör tarih gözümüzü oymak istiyor
Neler mi söylüyor ölü asker? Öldüğünü söylüyor, naklen söylüyor
Lav düşüyor dünyanın bütün ırmaklarına gül yerine
Riyadır, ölsem damarlarım boşalır
Böler uykuyu o ses; savaş, ah yır!
Barış güçlü insanların yapıtıdır
Savaş, korkakların cesaretidir
Cesetlerdir bu ülkenin rozetleri
Marşlarla büyür bir yanım, bir yanım hep çocuk simdi
Çocuklarına ne yaptın diye sormuştu toprak
Barışı üzdüm savaş çıktı
Batar kâğıttan çocuklar kara karanfilin körfezinde
Savaş oldu, süt bardağı kırıldı çocuğun
Maviyi kim oldurdu, ilk kuşu onun içinde
Acısı en çok çocuklara düşer savaşların
-Her çocuk bir çekmece- Anneleri boğuluyor içlerinde
Ölümcül ışıklar aydınlatacaksa geceyi -karanlık kalsın-
Yanlış mı belledim, insan sorumluluktur
Kan saldırır kum saldırır Orta Doğu’dur yüreğim kum’saldır
Girmeyin dizelerime gürültülü gölgelerinizle
Kemikten zarlarla oynanan kıta kumarı
Korkusunu apacı dener kendi yüzünde
“Le emma ma yenfeun – Nase fimeksu fil arz” ise
Ben bir olabilir insanım, tiksinirim başkan ve generallerden
Burda, orda, Ur’da
Yüzünden düşen harfte gizle beni
Günler geçtikçe Taş’la Kitap arasında
Debeleniyorum, Fırat’ın kanlı sularında
Tadı derinliğimizde uğuldayan gün balı
Savaşı istiyorum aşkla; savaş barış’sa
Okyanus uzunluğunca petrolden bir tabutun örttüğü o karabatakla yan yana
Sevgilim, beni kana koşan dünyadan koru
Kurtuluş türküleri gibi insanı çarpan
Barış kavgamızdır
Barış, uzun aşk geceleri gibi yüce dinginlik
Sen bozacaksın oyununu bezirganın
Savaşı göğüsler yaşam
Apoletlerim yok. Param var. Bana da silahlar satın;
İşgal edeyim geleceğini barışın
Allah allah ateş geliyor, Allah allah barış geliyor
Silahları, silahsızlanmaları, silah satanları, can bezirganlarını anlatır bu destan
Yazık ki kudurmuş Pentagon’un bir dişi de İncirlik
Övmüyorum yiğitliğini senin
İnanmıyorum yiğitlik olduğuna insan öldürmenin
Cenge ve cengavere hayır, ölüm kusanlara, yeryüzünü karartanlara
İnsan bitince başlar kavga
Yaşamı ateşe vermeyin
İnsanlar barışa barışa…
Benim tanıdığım Savaş’la savaş körfezde rakı içer
Ben seni öptüğüm gün istemiştim hiç ölmemeyi, söylemiş miydim?
Seni savaş, ne zaman öptüler
Kaynak:http://www.kitapbiti.com/baris-icin-dizeler/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Yayınlarım
Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?
Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç
-
Ben Razı Değilem Hicrana Gama Ben razı değilem hicrana gama Garip gönlüm haldan hala salan var Sabavetten beri bir yol göz...
-
Yunus gelirde hakka doğru yürünmez mi? Gözlerde yaş akarda Yunus görmez mi? Hak yolda hakla olan Yunus görünmez mi? Hak yol...
-
1847’de Manisa'nın Kırkağaç ilçesi Gelenbe kasabasında dünyaya geldi. 1912'de aynı kasabada yaşamını yitirdi. Asıl ismi Mehme...



