Bu Blogda Ara

Sırrına etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sırrına etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2016 Cumartesi

İman Ederek Hayatın Ve Yaşamın Sırrına Ermek-3-

 
 
Nafile bekleyişle gönüllerden uzak kalan ey kul neden boşu boşuna, boş olanı beklersin, kaçarsın insanlardan? İnsanları saracak kolların mı kırık gönlün mü yerinden söküldü? Gülümsemen hani nerede, kim çaldı nasıl çalınmasına izin verdin ey kul? Haydi, gelin, Cennet kokusu imanın gereği olarak bir birimizi sevelim saralım, âlemi cennet kokusu sarsın Kâinat cennet koksun bu dünyada… Bizler canız cana can olan, dermansız kalana derman için koşan, derman olmazsa da gülümseyen, dermanın yolunu arayan… Biz birbirimizden ayrılamayız, bu imanımızın gereğidir…
Sevmek Allah c.c sevmek Nur Kur’an’ı Nur Resulü ve insanları sevmek kendini sevmek dünyayı sevmek… Dünyayı esir olacak kadar değil, ahiretin tarlası olarak bilmek ona göre ömür tarlasına, imandan merhametten tohumlar ekmek ve yetiştirmek ve insanlığın faydasına sunacak kadar sevmek, fazlası insanı esaret altına alarak insanlığını unutturuyor. Nur Peygamber ne güzel diyor ve her şeyi bir anda yıkıyor: ”İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız”. Ne müthiş bir güzel bir söz hücrelerimize işleyen, illaki huzur içinde yaşamak cennete gitmek ve iman etmek için birbirimizi seveceğiz başka kurtuluşumuz yok… Yok… Yok…
 Âlemlere Rahmet nur Peygamberimiz hakkında Azhab suresi şöyle söylüyor bize:  Allah c.c. Peygamberimiz için “Sen Allah’ın izniyle, insanları Allah’a çağırırsın – davet edersin, sen “Sirâcen Münir” (çok keskin ışık, aydınlık, nur saçan)sın Ya Muhammed!” demektedir.Nitekim Kur’an gökteki güneş için de sirâc (göz kamaştırıcı) anlamını kullanır. Yani Müslüman olan insanlarda da nurani bir sıfat vardır, bakınca tanırsınız yüzündeki nurdan o tatlı gülümseyişinde, bakar hayran kalırsınız sanki elinde cennet çiçeklerinden bir demet varmışta, o cennet cennet çiçek kokuyor sözlerinde gözlerinde dillerinde. İşte Mümin, herkes tarafından emin olunan insandır, dünyada ve ahirette cenneti yaşayan ve yaşatandır, Nur Kur’an Nur Peygamber izinde merhametle imanla. Mümin, kendini mümin kardeşini görünce, kendisi görmüş gibi sevinir kucaklar gülümser selam verir alır, halını hatırını sorar, komşuluk ilişkisini hiç kesmez… Oysa günümüzde hal hatır sormayı, komşuluk ilişkisine bakarak da bunu anlamamız mümkün. Bir gönülde bir şey olacak ki karşıya topluma yansıya, karşıdan bakan farkına vara o insandaki farkı gülümsemeyi…
Ya Nebi sensiz virandı gönüller
Evler
Şehirler
İnsanlar
İnsanlık karanlık dört duvarlar içine hapis olmuş
Zalimler her adımda bir mesken yurdu kurmuş
Mazlumlar inim inim inler iken
İnsanlık unutulmuştu
Ey Gül kokan Resul
Cennet Kokan Nur Nebi
Geldin âleme nur yağdı
Gönüllere nur yağdı
Zalimlerin inine yıkım girdi
Ateş düştü yüreklerine
Cennet kokardı gülüşün
İnsanlara yansırdı gülüşün
Huzur neydi unutulmuştu
Huzur geldi
Nur Kur’an indi
Nur Namaz geldi
Gelişinle insanlık cennetten çıktı geldi
Gülmeyen
Gönüller
Evler
Şehirler
İnsanlar gülmeyi gördü güldü
Ya Nurdan Nur Nebi
Sen hoş geldin gönüllerimize
Evlerimize
Âleme
Nurdan Nur Nebi
İman olayı okumakla olsaydı yani iman edilseydi, onlara profesör akademisyen gayrı Müslüm olan okumuşlar öğrendiği için hemen iman ederdi.  Çoğu zaman olsa da öğrenerek nazarı itibarı ile okuyarak kabul eden, Yüce Allah c.c. hidayeti ile karşıdan geleni görünce onda ki farklılığı hissedince, onu takip ederek izleyerek sorular sorarak gönülden isteyerek iman edilir.  Yoksa her okuyan iman etmiş olsaydı artık gerisini siz düşünün… Peygamber efendimiz ümmi idi ashabı da öyleydi, bu gönülden isteme karşısında gördüğü farkı görmek hissetmek akılla değil, şuur izan idrak kapısını açarak görme ile hissetme ile olur. İşte amcası Ebu cehil, niye ben değil de o dedi, cehennemin dibini boyladı aklı ile düşündü hareket etti, izan idrak, şuur merhamet kapısını açmayınca haliyle sonu cehennem oldu.
Hayatımız dünyaya nefsimize kendi aşırı kazanç hırsımıza takılarak durmasın, etrafımıza bakalım sevelim sevilelim, komşularımızı ziyaret edelim, sadaka ve zekâtlarımızı verelim. Bu âlemde sadece biz yaşamıyoruz görelim, her şey sadece bizim için yaratılmadı, herkesin hakkı var senin hakkın olduğu gibi… Bir birimizi sevmez isek ne sen kalırsın ne ben yani biz, ne yaşanacak bir dünya kalır nede insanlık, bu nedenle İman etmek en güzelidir ve iman ettikten sonra sevmek gerekir birbirimizi.  Yoksa elimiz gönlümüz boş mezara girer Yüce Rahman huzuruna ruhumuzu boş göndeririz ki bu da çok kötüdür, yerimiz olur o zaman Allah korusun cehennem… İmanla birbirimizi kardeş bilip sevmekle kalın kardeşlerim… Selam ve dua ile.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

26 Nisan 2016 Salı

İman Ederek Hayatın Ve Yaşamın Sırrına Ermek -1-

                        
   Bismillahirrahmannirrahim Hamd, âlemlerin Rabbi olan  güç ve  kudretin tek sahibi olan  Allah’a mahsustur. Salat ve selam, O’nun sevgili Resulüne, aline ve ashabına ve onun peşinden gidenlere olsun.
   Kardeşlerim ben bir hoca değilim, bu yazdıklarım yaşadıklarımla iman ederek anladıklarımdan, kendime ait düşüncelerimdir ve yazmayı sevdiğimden dolayı anladıklarımdan ibarettir. Yanlışlık var ise benim yanlış anlamamdan dolayıdır kardeşlerim.
   
İçinde taşıdığı ölümsüz ruh ile can olan, canlara can olan insan, dünya hayatında ömrün kendine fısıldadıklarını duyan ve duymayan canlar içindir bu dünya âlemi. Bedene giren ruh ile canlanan canlı olan can insan, bu dünyada cennetini yaşadığı veya berbatlığı ile cehennemi yaşayan can insan bu kâinat senin için yaratıldı, emrine verildi, ya emir verilenle cenneti yaşarsın ya da emrine verilenin emrine girerek ona yani ebedi olmaya uyarak içine kötülükleri katarak zulmeti berbatlığı yaşar onun esaret ‘ligi ile cehennemi yaşarsın, cehenneme gidersin. Tahammül ederek sabırla yolun sonuna varan, tahammülsüzlük ile yolda kalarak yakıp yıkan ve yıkılan can insan bu dünya senin cennetin veya cehennemindir bunu böyle anla. Tahammül ederek gönül bahçesinde renkli güller ekelim renklerim cümbüşlü günü güzelliğini anlayalım idrak edelim, tahammülsüzlükle gönülleri yakarak yıkarak içindeki gülleri ezmeyelim.
   Yaşadığımız dünya hayatında anlamak için akıl pek fayda vermiyor. Akılın yanında izan şuur ve idrakin kapılarını açmadan anlamak pek mümkün olmuyor. İnsan bir an anlar ve unutur gider. İmtihan dünyasında olan kul yaşadığı hayat içinde gam tasa elem ile imtihan edilerek dünya hayatını yaşar ve ecel gelince bu dünyayı terk eder beden toprak olur ama can dediğimiz ruh ölmez. Beden içindekilerinin ve ruhun bir kılıfıdır, beden ölümlü, ruh ise ölümsüzdür, zaman ve mekâna bağlı olmayan bu duyularımızla ve aklımızla anlatılmayacak olandır ruh, Yüce Allahtan bir parça ve Âlemlerin Rabbi olan sonsuz güç ve kudret sahibi olan Yüce Allah c.c. bir yansımadır. Kula mahsus verilen bu ruhun içini imtihan vasıtası ile imanla ve merhametle iyilik ve Salih amellerle veya kötülükle doldurup doldurulması beklenilen bir özdür, parçadır. Azabı duyan beden değil ruhtur. Uykularımızda gördüğümüz rüyada koşan beden değil ruhtur. Neden uykumuzda rüya görürüz bunu biliyor muyuz? Bunu iman çerçevesinde akıl ve şuur idrak ve izan kapılarını açarak açıklayalım dilim döndükçe. Yüceler yücesi Allah c.c. kuluna bak ben seni uyurken âlemlerden âlemlere dolaştırıyorum ama bedenin ölü, rüyadaki acıyı bedenin değil ruhun çekiyor, ben güç ve kudret sahibiyim, öldürür ve diriltirim sen bunun farkında bile olamazsın… Bir insanın uzun veya kısa olması, zengin veya yoksul olması, teninin siyah beyaz esmer sarışın olması kiminin görmesi veya duymaması, kiminin kısa ömürlü kiminin uzun ömürlü olmasın, herkesin değişik hayatı acısı sıkıntısının olmasındaki sır ve hikmet nedir acaba?
   Gönül hiç sevmekten bıkar mı öyle ise Gönül’e aşkı sevgiyi yaratan bir damla yerleştiren Âlemlerin Rabbi güç kuvvetin tek sahibinin kullarına olan sevgisi acep nasıl olur? Elbette ki sonsuz olur bitmeyen sevgi olur… Bunu anlatacak kelime bulamayız. Öyle ise Mecnun Leylayı aramaktan bıktı mı ki bıkmadı, aradı aradı onu bulamayınca gönlüne aşkı yerleştiren Âlemlerin Rabbine götüren ilahi aşkın yolunu buldu, anlata bildim mi bilmiyorum acaba.
   Âlemlerin Yüce Rabbi güç ve kudretin tek sahibi olan c.c. bunlarla bize ne anlattığını ve içindeki sırrını bunu iman akıl şuuru idrak ve izanla olursak anlarız, tek başına akılla anlaşılması mümkün değildir. Burada Yüce Allah c.c. biz kullarına güç ve kudretin sadece kendisine ait olduğunu yaşatan istediğini vakti gelince ölümle öldüren, istediği kulu istediği gibi yaratmaya muktedir olduğunu, gerçek güç ve kudretin sadece kendisinde ait olduğunu göstererek bizim bunu anlamamız içindir. İnkârcı olanlara bile, Yüce Allah c.c. her şeyin sadece kendi elinde olduğunu bunu da kulun iman ederek akıl irade şuur idrak kapısın açarak anlaması içindir. Yüce Allah c.c. isteseydi hepimizi bir tende ve aynı sima ile yaratır bir çeşit hayat ve ömür verirdi. Bu defada kudret ve gücünün sınırsız olduğunu idrak edemezdik anlayamazdık. Böyle göstererek inkâr edenlerin bile bir süre veya son anında veya akıl yanında idrak şuur izan kapısını imanla açınca göreceği gerçeği ile tüm inkâr kapılarını kapatmıştır.
   Bu arada inkâr mevzusuna şöyle kısaca söz edelim, inkâr eden neye inanıyor da inkâr ediyor haşa Âlemlerin Rabbini, muhakkak ki inandığı bir şey vardır. Şöyle diyelim neden acıkıyoruz veya kim bize acıktığımızı ve ne yapmamız gerektiğini hatırlatıyor. Tok olana binlerce kez acıktın desen inandıramazsın, demek ki aç olana açlığını hatırlatan Yüce Allah c.c var ve yarattığı bu beden içine o uyarı cihazını yerleştirmiş, haydi ey inkârcı bunu da inkâr et, ekmeğe iman edip yerken o ekmeğin sofrana gelmesi için toprağı yaratan tohumunu yaratan yağmurla yeşerten güneşle kurutan Âlemlerin Rabbini neden inkâr ediyorsun, sen hayvan mısın izan idrak ve birazcık akıldan yoksunsun! Yarattığını yiyerek bedenine can olanı inkâr etme yaratanı inkâr et böyle bir dünya yoktur, inkâr ediyorsan yarattığını da yemeyeceksin vesselam…
DEVAM EDECEK İNŞALLAH
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

13 Mart 2016 Pazar

Aşk ile Hasbihal



Bu gönülde saklanır mı bunca ahlar
Aşk ile sevelim sevilelim canlansın cümle canlar

Aşk kapısına varmayan aşkın sırrına eremez
Aşk ile sevmeyen bu can hayatta gülümseyemez

Aşk ile sevmeyen güzelliğin tadını bilemez
Aşk kapısından içeriye girmeyen mutluluğun tadına erişemez

Bu gönül aşkın cefasına dayanmazsa nasıl yaşar
Aşkın sırrına erince içinde tatlılığı görünce hayret eder şaşar

Bu gönül nasıl aşkın tatlı çilesine nasıl tahammül etmez
Aşkı yaşamayan kulda Allah’a iman eden kul olduğunu bilmez

Aşkın çöllerinde kulunu gezdiren yüce Mevla’dır
Dert çile imtihan için sabrı gönderen kulunu huzura eriştiren yine yüce Mevla’dır

Aşkın içindeki çöller aşık için çile değil devadır
Aşkın içindeki sevdayı gönülde gezdiren yine Yüce Mevla’dır

Aşk garip gönülde cennet bahçelerinde bir bahçedir
Cennet bahçesinin içinde gezen nazlı canan ile gülümsemesidir

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-




11 Nisan 2015 Cumartesi

Eriştin Hayatın Sırrına



Takıldım kaderin rüzgârına giderim peşinde
Garip bir kulum Rahman yoluna döndüm yönüm
Bilinmezden sandalımı kırdım oturdum yolum çevirirken
Koştum karşımda kaderim gülümserken
Rahman huzurunda gönlüm yolumu buldum dirilirken

Gönlümdeki feryadı saldım semaya
Rahman kurtardı son demde
Rabbin merhameti ile başladı sarmaya
O an huzurla doldum Rahman huzurunda kalmayla
Rahman huzurunda gönlüm yolumu buldum dirilirken

Nedir ey gönlüm sendeki kibir
Ne olurdu bir gün Rahman huzurunda çekseydin zikir
Neydi seni yolunda alıp götüren fikirsiz fikir
Rahman huzurunda gönlüm yolumu buldum dirilirken

Gönül sineni eyledin kendine mezar
Yeterince kazdığın kadar sen azar azar
Yine evdesin mutlusun günlerden de Pazar
Rahman huzurunda gönlüm yolumu buldum dirilirken

Allah kulunu yalnız bırakmaz her şeye kadirdir
Artık bu fikirsiz ‘ligi Rahman izniyle sonlandır
Belki de yolun sonunda varmadan bu son demdir
Rahman huzurunda gönlüm yolumu buldum dirilirken

Eksik gönlün yarısını buldurttu Rahman
Lain şeytan musallat oldu bana bir an
Yüce Rahman yanımda duruyormuş bak her an
Sevin gönlüm eriştin hayatın sırrına durma gülümse o zaman
Rahman huzurunda gönlüm yolumu buldum dirilirken

Kul Mehmet’im Rahman gönlüme dokundu, yani
Rahman peşinde gitmeyenler nerede hani
Rahman verir şükürle kazandığın harca gani gani
Sevin gönlüm eriştin hayatın sırrına durma gülümse o zaman
Rahman huzurunda gönlüm yolumu buldum dirilirken
Mehmet Aluç



31 Mart 2015 Salı

İman Seni, Senin Sırrına Ulaştırır


Ey kendi karanlığından kaybolan ve nefsine eşir olan, anla seni karanlığa boğan ve esir eden nefsin. Onu okşayarak şımartma, şımartırsan seni şeytanın kapısına götürür ve ayaklarını da zincir vurdurtur…
Kendi yoluna değil nefsin gösterdiği yola çıktın ve yolda kaldın işte, haydi bırak nefsini yolda, çık yeni bir yola imanı al yüreğine, Kokla Nur Kuran ve gül kokan Resul kokusunu yolunu bulursun… Yeniden keşfet dünyayı, gönlünü, aşkı, kendini haydi durma ne bekliyorsun geçiyor zaman… Haydi, imanı al gönlüne, gönlüne göre düzenleme, gir içine kaybol imanın içinde, onunla sil geçmişi izi kalsa da Rahman onu da siler, sen Rahmana doğru yürü, varamamaktan korkma varamazsan da o yoldasın ya önemli olanda bu değil mi?
Bu semada bir kar tanesi gibi bembeyaz konmak değil midir gönüllere? Gülümsemek, gülümsetmek hatırlanmak değil midir bu âlemdeki misafirliğimiz? Yağ gönüllere bembeyaz kar taneleri gibi bereket gülümsemeler ile yükseklere değil alçak yerlere yağ…
İman seni, senin sırrına ulaştırır, kendi sırrına ulaşınca imanla özgürlüğüne kavuşursun, arkanda iz bırakarak yürü arkanda gelenlerde kendi sırlarını imanla çözsün özgürlüğün tadına varsın hep birlikte.
Nefsin yüreğine sapladığı benlik nefret kin okunu çek çıkar, bırak kanarsa kanasın yüreğin, onu saran Rahman var. Günde binlerce kez gönlünü yoklayan Rahman seninle iken, sen onunla iken kim sana zarar verebilir?
Karanlık gecenin, karanlık gözleri ile bakan nefis ve şeytanı at çıkar gönlünde, ne alacağı nede vereceğin kalmasın gerçi vereceği bir şeyi yok aldatmaktan ömürden gülücüklerini almaktan başka.

Gel gülümseyerek gel Rahmanın Huzuruna
Kalma nefis şeytanla uçurumda yaşama burun buruna
Hem ne uğruna yarın elinden alınacak dünya malı uğruna
Haydi, biraz düşün sen az enine boyuna
Yat kuran Gül kokan resul sünneti iman ile koyun koyuna
Gel gülümseyerek gel Rahmanın Huzuruna
Mehmet Aluç




Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç