Bu Blogda Ara

Gibiydi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gibiydi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Kır Çiçekleri Gibiydi

 
kır çiçekleri gibiydi gözleri onda kendimi seyrederdim
güneş gibi ısıtırdı sözleri o sözleri ile ısınırdım yaz gibi
yorgandan yumuşaktı dizleri dizlerinde yatar uyurdum ben
yüreğime korku girmişti yeşil çimenlerin kuruması gibi
benden önce ah benden önce
hakkın rahmetine kavuşur diye
benden önce hakkın rahmetine kavuştu
beni suskun gözleri yaşlı sabahsız bıraktı
 
bütün kır çiçeklerim soldu kokmaz oldu
güneşler artık beni ısıtmaz oldu
gündüzüm gece oldu 
her döşek yorgan bana batar oldu
yüreğim ömrüm günlerim onsuz kaldı soldu
benden önce hakkın rahmetine kavuştu
beni suskun gözleri yaşlı sabahsız bıraktı
 
gökyüzüde benim gibi karardı derken 
gökyüzünde gözlerini gördüm
güneşle beraber doğuyordu içim ısındı 
kırlara baktım ışığıyla kır çiçekleri
onun gibi gülümsüyordu kokuyordu
benden önce hakkın rahmetine kavuştu
beni suskun gözleri yaşlı sabahsız bıraktı
 
 
artık her gün kırlarda kır çiçekleri arasında geziniyorum
sabah güneş doğarken en yüksek dağların başındayım
esen rüzgarda duyuyorum sesini
elleri içinde sanki saçlarımı okşuyor
sakın üzülme seni bekliyorum diyor
dağların arasında bende ona sesleniyorum
bekle beni bende geleceğim diyorum
hala bekliyorum ona yeniden kavuşmayı
mezarımda dizlerinde oturmayı
gözlerine bakarak kendimi mesut beni onu görmeyi
benden önce hakkın rahmetine kavuştu
beni suskun gözleri yaşlı sabahsız bıraktı
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

7 Nisan 2016 Perşembe

Hasretin




Mavi düşler gibiydi gözlerin
Berrak pınar gibi duruydu sözlerin
Beyaz kanatlar gibiydi ellerin
Yaşanmamış düşlere saldı beni hasretin

Baharlar gibi kokardı saçların
Cennet gibiydi o bakışların
Cennet sarışı gibiydi o sarılışların
Yaşanmamış düşlere saldı beni hasretin

Karanlık gülüşlere saldı ecelinin gelişi
Ne çabuk bitti hayatının gülüşü
Yaktı kor alev gibi gidişin
Yaşanmamış düşlere saldı beni hasretin

Dipsiz karanlık kuyulardayım çıkamıyorum
Arasam da sensiz mutluluğun yolunu bulamıyorum
Hasretinle bu dünyaya ben sığamıyorum
Yaşanmamış düşlere saldı beni hasretin

Suskunluğumuzu bozacak eceli bekliyorum
Seninle yine ben güleceğim biliyorum
Beni sana getirecek ecele ben her gün gülümsüyorum
Yaşanmamış düşlere saldı beni hasretin

Kul Mehmet’im gönlümdeki yarayı gülüşünle dağlıyorum
Ben sensiz gecelerde gizli gizli ağlıyorum
Sana kavuşacağımı düşününce ben hep gülümsüyorum
Yaşanmamış düşlere saldı beni hasretin

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



26 Kasım 2015 Perşembe

Yirmi Dört Saat Açık Eczane Gibiydi Ecdad-Hece-





İmanla sevendik biz cihanda bir gül gibi
Gençlik imanla nurlar kokardı bahar gibi
Çığ düşmüş gibi hep bir koşardık tüm dertlere
Yirmi dört saat bir açık eczane gibiydi
Cihana o hüküm ederdi nurdan ecdadım

Bağrında kin nefreti ekeni görse ezer
Nefreti ekenleri anında görür sezer
Sararıp solardı zalimler hep karşımızda
Yirmi dört saat bir açık eczane gibiydi
Cihana o hüküm ederdi nurdan ecdadım

Merhamet ekerdi nur gönüller tarlasına
Merhamet eserdi nur kokan gök yaylasına
Heyhat ah hepsi gitti nur ahiret yurduna
Çıktı ortaya namert zalim ki kinle gezen
Yirmi dört saat bir açık eczane gibiydi
Cihana o hüküm ederdi nurdan ecdadım

hangi yana sen baksan kaçsan dönsen ihanet
bedeni esir almış sorma körlük cehalet
Bedenlerde bir damla yok kalmamış merhamet
Yirmi dört saat bir açık eczane gibiydi
Cihana o hüküm ederdi nurdan ecdadım

Nefret dolu çığ düşer görmeyiz üstümüze
İnsanlık iman hiç kalmamış göğsümüzde
Nefretle kin gezer akıl görüşümüzde
Yirmi dört saat bir açık eczane gibiydi
Cihana o hüküm ederdi nurdan ecdadım

Durup hiç dinlenmez çalışırdı nurdan ecdat
Ülkeden önce insan gönül fetih ederdi
Seven gönüller bilir sorulmazdı hiç Bağdat
Şimdi nefretle yatar kalkarız bizler heyhat
Yirmi dört saat bir açık eczane gibiydi
Cihana o hüküm ederdi nurdan ecdadım


Çelikten yay gibiydi korkmazdı o yüreği
İmanla dolu idi coşkun nur yüreği
İmanla dolu idi yıkılmazdı bileği
İnsanın mutluluğu idi duası dileği
Yirmi dört saat bir açık eczane gibiydi
Cihana o hüküm ederdi nurdan ecdadım

Şimdi nereye baksan yavşakla dönek dolu
Nefretle dolaşır o gönüle çıkmaz yolu
Yakar yıkarda inşa etmez ki sağı solu
Taydan hızlı koşar o niyetsizlerin oğlu
Yirmi dört saat bir açık eczane gibiydi
Cihana o hüküm ederdi nurdan ecdadım


nurla dolu merhamet timsali nur ecdat
Şimdi ne halde bizler yaşarız sorma heyhat
Yüzüne tükürsen oh der yüreğim oh eyvah
Eyvah ki eyvah heyhat yürek dayanmaz buna
Yirmi dört saat bir açık eczane gibiydi
Cihana o hüküm ederdi nurdan ecdadım

Kul Mehmet ne söylersin sözün gider boşuna
Gelmese bu yaşamak senin güzel hoşuna
Ecdat yürekli gençler vardır deme boşuna
Al lafını ecdadın gelmez hiçte hoşuna
Yirmi dört saat bir açık eczane gibiydi
Cihana o hüküm ederdi nurdan ecdadım

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç