Bu Blogda Ara

değildir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
değildir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ekim 2016 Cumartesi

Hakkın Karşısında


 
hakkın huzurunda ile ilgili görsel sonucu
 
Bu dünya hiç kimsenin değildir hiç bir kulun
Bu dünyada bellidir kul senin gidiş yolun
Geldin sen gitmek için durma yap kul hazırlık
Hakkın karşısında az sevgi imanla durun
 
Arayın bu dünyada hakkın yolunu bulun
Gönülden sevin gönül köşkünde siz oturun
Biliyorum demeden önce Kur’an’a sorun
Hakkın karşısında az sevgi imanla durun
 
İman çeşmesi olsun haydi gönlü doldurun
Güzelliği yaşatın kula yolu buldurtun
Olmaz olmaz demeyin olmazları oldurtun
Hakkın karşısında az sevgi imanla durun
 
Kul Mehmet’im ömür bir anda gelirde biter
Çok kazansan mal yığsan bir günde elbet biter
Salih amelle gönül kazan demeyin yeter
Hakkın karşısında az sevgi imanla durun
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
 

26 Eylül 2016 Pazartesi

Acıyan Yanlarımızı Yazar Kalemim

Acıyan Yanlarımızı Yazar Kalemim
 Acıyan Yanlarımızı Yazar Kalemim

Bazen kalbim kırıktır şiirlerim gibi
Bazen şiirlerim kırıktır gönlüm gibi
Zengin bir kalem değildir kalemim
Benim gibi az fakir gönlü zengin
Aşka gönüle çok çok yakın
Zenginlerin dansı olan valsı yazmaz
Elleri kadehlerde yaşayanları hiç yazmaz
Fakir gönüllerin sofrasında
Eksik zeytini peyniri yazar
Ha sanmayın peynir zeytin eksik diye fakir üzülür
Kalemim şiirlerim üzülür
Fakir paylaşır bir lokmasını gülümsemesini
Aynı şiirlerim gibi
Fakirin sırtında kazancı
Benim sırtımda herkese gülümseyen şiirlerim
Fakir kazancına hamal
Ben şiirlerime hamalım

Hüzün olsa da hüznü demli çay gibi içerim fakirin sofrasında
Zaten zenginin sofrasında hiç oturmadım
Zengin sofrasını yazamam kalemim yazmaz
Kalemim bir türkü yazar bir aş tadında
Dinleriz yoksul komşumla yoksulluğumuzla
Gönlü yoksul değil aslında hiç yoksul değil
Yoksul derler
Sofrasında iki zeytin eksik olunca
Olsun her şey zeytin kaşarlı peynir değildir ki
Aslında zengin yoksuldur bilmezler
Zengin paylaşamaz fakirdir
Yemez yedirmez fakirdir
Gülmez güldürmez fakirdir
Bilmezler öylesine söylerler

Romeo’yu yazamam
Leyla ile Mecnunumuz var
Kerem İle Aslımız var bizim buralı
Romeo Avrupalı yakışmaz kalemime
Hem yanımızda yaşamadı
Hem de sözleri hecelerimize yabancı
Gönlü bizim gibi sıcak değil sanki
Hey sende bir şey söylesene hancı
Hiç uğradı mı senin oralara uğramaz
Ama Leyla Mecnun Kerem Aslı
Uğramıştır yol üstünde senin hana
Gülüşleri benzer bilirsin cana
Aşkı yaşamışlardır yudum yudum içerek kana kana
Acıyan yanlarımızı yazar kalemim
Düşlerin ışıkların söndürenleri yazar
Düşlerle yaşarken düş ’süz kalanların
Düş ’süz kalanlara koşmalarını yazar

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

29 Nisan 2016 Cuma

Dağlama

 
Ey gönül gamın sonsuza kadar sürmez
Yerer artık ne olur sen ağlama
Sanma bu ömür sana rahatlık vermez
Boş dünya işleri ile gönlünü dağlama
 
Dillenmesin kederin dilinle bu dünyada
Yaşa ki neler göresin bu dünya zamanında
Birde bakarsın kederin bitmiş bir anında
Boş dünya işleri ile gönlünü dağlama
 
Kendine gel ey gönül gezme avare
Derdine Yüce Rahman olur çare
Gönülden seven bulursan var o yâre
Boş dünya işleri ile gönlünü dağlama
 
Gönlünü yakan ateşin külünden silkelen
Yeniden dirileceksin sen muhtemelen
Seveceksen yâri sen sev gönülden
Boş dünya işleri ile gönlünü dağlama
 
Bir gün anlarsın gamın neden sende olduğunu
O gam ile gönlün neden sabırla dolduğunu
Anlarsın sabırla dertlerin bir bir yok olduğunu
Boş dünya işleri ile gönlünü dağlama
 
Kul Mehmet’im aşksız gezmeyelim viranelerde
Aşkla sevelim gezelim gülümseyen gönüllerde
Aşkla şenlensin gülsün mutlulukla evlerde
Boş dünya işleri ile gönlünü dağlama
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

3 Aralık 2015 Perşembe

Engelli Değildir.



Bedenin eksik olması sakatlık değildir
Bedeni çalışmayan özürlü değildir
Bedeni adım atmayan engelli değildir
Fikri duygusu niyeti bozuk olan
Eksiktir
Özürlüdür
Engellidir

İnsan hayatını çalmaya kalkan
Fikri ile fikirleri yok sayan
İnsan hayatına pranga vuran
Duygusu olmayan
Hissi olmayan
Eksiktir
Özürlüdür
Engellidir

Sevgi nedir bilmeyen
Af etmeyi sevmeyen
Kendin başka hayatın üstünü çizen
Eksiktir
Özürlüdür
Engellidir

Yarınları yıkan
Kendine sadece yarınlar kuran
Düşleri karanlığa boğan
Soluğu nefret kokan
Eksiktir
Özürlüdür
Engellidir

Bedeni eksik olmak sakatlık değildir
Bedeni çalışmayan özürlü değildir
Bedeni adım atmayan engelli değildir
Olsa olsa hayata bir sıfır yenik girmiş kul denir
Olsa olsa hayatı bir adım geride yürüyen kul denir

Bir sokağın karşısında karşındayım
Senden ayrı değil seninle aynı duygudayım
Hayatın telaşında seni unutmuş değilim
Ağlasan da gülsen de hep yanındayım
Sensiz olursam ben engelli özürlü sakat olurum
Sen varsan yanında ben tamım
Ben seninleyim adım adım
Sensin benim gönül bağım
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

1 Eylül 2015 Salı

Felsefeye Devam. Gerçek bir felsefeden bütün bir dünya görünür savı. İslam ile bütün olmayan Dünyayı göstermeyen felsefe, felsefe değildir.



İslam dini ile felsefeyi ele alırsak tabi önce İslami düşünce önemlidir, felsefi düşünce arkasında gelendir. İslam dini var ise felsefeye gerek yoktur çünkü İslam dini düşünce olarak felsefeden daha kuvvetli ve Vahiy Makamıdır. Allah c.c. gelen, insan düşüncesi üstün olamaz olması da mümkün değildir. Ben genel anlamda yani düşünce anlamında dini araya katmayanlar için söylüyorum. Gerçek bir felsefeden bütün bir dünya görünür derlerse çok zordur hatta mümkün değildir. İslam ile bütün olmayan Dünyayı göstermeyen felsefe, felsefe değildir.

İnsanoğlu, yaşadığı dünya âleminde düşüncelerini görüşlerini dinden almaz ise, normal felsefe yolu ile elde ederler. Kimileri buna renkli bir kılıf uydurarak felsefi dünya görüşü olan bu görüşle adımlarını atan bir insan kendi aklına mantığına çok fazla güvenme cesaretini göstermektedir diyerek insanları kendi değişken durağan olmayan fikri ile yanlış yola saptırmaktadır. Şüpheci olmadan, araştırmadan bilginin kaynağı var mı yok mu bilgisine ulaşılmadan, kişi kendi fikri düşüncesini veya felsefi düşünceleri temel alırsa yanılır, yolda kalır, ama yanına İslam'ı alır onunla tahlil ederse hiç yanılmaz ve yolda kalmazsın.


Bu konuda alıntı yapacağım bu sözler ile bana hak vereceksiniz:


(1)Felsefe, görülenden yola çıkarak, varlığın, yaşamın, yaşam içinde insanın yerinin ve davranış kökeninin tespit edilebilmesi çalışmalarını yapar. Bilgiye, görgüye, kültüre, ilme dayanır yani zahirde mevcut beş duyuyla algılanan verilere dayanır. Din ile felsefe arasındaki en önemli fark şudur:
Felsefe, görülenden yola çıkarak, varlığın, yaşamın, yaşam içinde insanın yerinin ve davranış kökeninin tespit edilebilmesi çalışmalarını yapar. Bilgiye, görgüye, kültüre, ilme dayanır yani zahirde mevcut beş duyuyla algılanan verilere dayanır.
Din ise görülmeyenden yola çıkarak, görülmeyenin verilerine dayanarak görülenlerin deşifre edilmesi sistemine dayanır. Zira dini vahiy esasına dayanarak bildiren Resulullah’tır!
Allah Resulü normal göz ile beş duyu ile algılanamayan bir biçimde algıladıklarını esas alarak, onlara dayalı bir biçimde görülenleri deşifre edip değerlendirme sistemini getirmiştir. Bu ikisi arasında uçurum vardır; çünkü gördüklerin, göremediklerin yanında nedir?
Bir hiç! Sonsuzda bir hiç!
Bu yüzdendir ki felsefe her halükârda yanılmaya mahkûmdur.
Gördüğüne göre bir sonuç çıkaracak; ama göremediği bir başka esasın yanında o sonuç değerini yitirecek hiç olacak.
Buna karşılık din görülmeyen gerçekleri de esas alan bir biçimde varlığı değerlendirme yoluna gidecek; bunun neticesinde gerçek değerler idrak edilebilecektir. Onun içindir ki felsefe eldeki mevcut bilgilere dayalı bir sistemdir; değerleri de ele geçenlere GÖRE dir; yani izafidir!

Din (sistem) ise başlangıçta kolaylıkla kavranamayacağı için, imana dayalı bir sistemdir... Ama yanlış anlamayalım, din imana dayalı bir sistemdir derken, burada imanla iş biter anlamında kilitlenmeyelim!
İmandan gaye ameldir!
Bir şeyler yapmaktır! Bir şeyler yapmak için de önce onun yapılmasına iman etmek lâzımdır.
İman etmek görülmeyene olur; görülen şeye iman olmaz! Gördüğün bir şey için, iman ediyor musun, denmez. Zaten onu görüyorsun, bu yüzden burada iman söz konusu olamaz.
İman görülmeyene olur. Görülmeyene iman etmek suretiyle, o görülmeyenin yapısal özelliklerine, yapısına, tarzına, sistemine, şekline göre gerektiği gibi fiiller ortaya konulur. Yani, görülemeyen gerçeklere dayalı bir şekilde çalışmalar yaparak, varlığın sırrına, aslına, orijinine ermektir din.
Felsefe ise eldeki mevcut verileri değerlendirmek suretiyle varlığın yapısını ve sistemini çözmeye çalışmayı ve bunların içinde insanın yerini tespit etmeyi hedef almıştır.
Felsefe ile din arasındaki farkın muazzamlığı apaçık ortada değil mi?
Beş milyon veya beş milyar ile sonsuz arasındaki fark ne ise; felsefe ile din arasındaki farkta budur işte!
Felsefede çeşitli bilgileri alıp değerlendirmek suretiyle belli bir dünya görüşüne sahip olabilir; bununla beraber dilediğin gibi yaşayabilirsin...
Buna karşılık dinde ise, bir takım çalışmalar yapma zorunluluğu söz konusudur; bu zorunluluğu ise idrakin veya imanın oluşturur.
Çünkü Din sana diyor ki...
Gelecekte senin için şöyle şöyle bir yaşam söz konusu...
Bu yaşamın üzüntü ve sıkıntılarından kurtulmak; güzelliklerini yaşamak istiyorsan, bunun için şu tarz çalışmalar ve davranışlar ortaya koymak zorundasın! Aksi takdirde o hedefe ulaşabilmen mümkün değildir!
Evet, Din bunu söylüyor!
Öyle ise dinde esas mesele, "iman" edilen konularda yapılması gereken çalışmalardır... Yani, imandan öte, esas olay, inancın sonucu olan ameldir, yani fiillerdir...
Zira sadece "iman ettim" demek yeterli olmayıp; önemli olan, o imana dayalı hususlarda belli fiilleri ortaya koymaktır!(1).
Devam edecektir.
Mehmet Aluç
Kaynak:

1- http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/D/dinilefelsefearasindaki.htm

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Öfkenizden Ölün

Öfkenizden Ölün*


Ey insanlar istediğimi yaparım diyenler
Yaparım niyetimden iz belli etmem niyetini belleyenler
Kalbinizdeki izlerin zerresini bilen Rahman var
Düşüncenizin zerresinde sizi yakından takip eden Rahman var
 O halde niyetinizi imanınızı kontrol edin yeniden

Samimiyetiniz yok oluyor niyetsiz niyetinizle birden
İman yolundan ayrı yola giden düşüncelerinizden
Şeytan yolunda koşarken imanınız yok olur aniden
Kalbinde iman olan her istediğini yapamaz kendi istediğinden
Düşüncenizin zerresinde sizi yakından takip eden Rahman var
 O halde niyetinizi imanınızı kontrol edin yeniden

Kenarda durmam nefret dolu sözlerimle söylerim yaparım diyen
Kenarda durma lakin nefret söylemleri ile koşma şeytana
Atar seni şeytan daldan dala bir o yana bir bu yana
Samimiyetinizi gözden geçirin imanızı gözden geçirin koşma sona
Kul samimiyeti niyeti ile kuldur, yoksa bunlar, nefreti ile dinden ayrıdır başka yolda
Ayrı yolda olan o zaman Müslüman’ım demesin sonsuz azap ile belasını beklesin
Düşüncenizin zerresinde sizi yakından takip eden Rahman var
 O halde niyetinizi imanınızı kontrol edin yeniden

Yakıp yıkanın yanında olan değildir Müslüman
Nefret söylemlerini peşinde gitmez Müslüman
Kan dökenlerle insan öldüreni savunmaz Müslüman
Ya Firavundur Ebu cehil yandaşıdır Şeytan ile yaşayan
İşte ayet okuyun samimiyetinizi gözden geçirin:


İşte siz öyle kimselersiniz ki,
Onları seversiniz,
Onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler
 Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler
 Ama kendi başlarına kaldıklarında,
Size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar
 De ki: "Öfkenizden ölün!"
Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü
(kalplerde olanı) bilir.( (Âl-i İmran Suresi), 119. Ayet)
Haydi, şimdi bu ayet ile imanınızı kontrol edin
Düşüncenizin zerresinde sizi yakından takip eden Rahman var
 O halde niyetinizi imanınızı kontrol edin yeniden

Ya da demeyin Müslüman’ım Dinim İslam
Bu nefret kin İslam’a Müslümanlığa sığmaz karalamayın
Samimiyetinizi imanızı kontrol edin ya da dinden uzaklaşın
Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin!” (Mâide: 51)
Kime diyor Yahudi ile Hıristiyanlar la olan Müslüman’ım diyenlere diyor
İşte ortalık kan gölü ölen Asker Vatandaş Polis cenazesi
Niye diyor Yüce Allah (c.c.) Onlar İslâm’ın ve Müslümanların düşmanıdırlar,
Müslümanların başına daima bir gaile çıkarmaktan ve kötülük etmekten
Başka bir şey düşünmezler
Dinini terk edip kendilerine tâbi olmadıkça,
Hiç bir Müslüman’dan memnun olmazlar
Düşüncenizin zerresinde sizi yakından takip eden Rahman var
 O halde niyetinizi imanınızı kontrol edin yeniden
Mehmet Aluç (Kul Mehmet) 



*Ali İmran Suresinde(Ayet 119) geçen bir söz.

4 Temmuz 2015 Cumartesi

İnsanlık zor meseledir



İnsanlık zor meseledir
Hayatta var olmak değildir 
Düşünmek gerek nedir asıl amacımız
Acep neresidir bizim son durağımız
Ne olmalı gönlün başında
Bazen akar yaş gözyaşında
Bazen yitirir insanlığı her gülüşünde
İnsanlık zor meseledir
Hayatta var olmak değildir
Az biraz merhamet durağında dursana
İnsanların hali nedir bir sorsana
Kazandığın maldan en güzelinden versene
Hepsi benim diyerek sırıtarak gülmesene
Gülümseyen cemalini insanlara göster
Helalinden alından dök ter
Bunlar ile olmazsan halin inan beter
İnsanlık zor meseledir
Hayatta var olmak değildir
Sanma kazandığın dünya malın seninle gider
Salih amelin gülümsemen var ise seninle o gider
Yoksa bunlar kazandığın hepsi yele gider
İnsanlar hepsi kardeşin
Cümlesi yol yoldaşın
Sağlık işte o her şeyin temeli başı
İndirme sakın küserek kaşı
Dünyaya geldin giydin bedene bir parça elbise
Ölüp giderken giydiğin bedene bir metre bez elbise
Arada tenhada kalma
Nefis şeytan ile yatma
Doğruya yalanı katma
Kuran'dan kaçma
Kulları ise hiç satma
Yaşa merhametle yurdundan
Yürü Kuran ile gül kokan nur Resul ardından
Yoksa yaşadığında olmaz fayda
Namaz kılınmaz ayda veya bir kez bir yılda
Her yola var vaktinde
Vazgeçme dur ahdinde
Kalk seyran eyle âlemi seher vaktinde
Bak gül açarken bülbül öterken
Âlemi seher vaktinde
Dinle sabah namazını seher vaktinde
Az bil haddini
Var yoldaş ol doğru yolda Kuran ile gidene
Batırma nefret ile gönüllere dikeni
Ölürken giydirmez sana kullar bir parça kefeni
Kul Mehmet'im çık yavaş yavaş hayat merdivenini
Kuran imandır hayatın şöleni
İnsanlık zor meseledir
Hayatta var olmak değildir
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç