Bu Blogda Ara

umut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
umut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2017 Çarşamba

Cesedim İçinde Omuzdaysa Tabut


tabut omuzda ile ilgili görsel sonucu

Ey gönlüm giderken o vefasız dedi adımı umut
Bir gülse ne olur gittiği ilde bir baksa camda
Acep kalmış mıdır bizim için geride bir umut
Ben izlerin ay yüzünü yalnız kaldığım akşamda
Gelmesin ne olur cesedim içinde omuzdaysa tabut

Giderken bir şey söylemedi yoktu yüzünde sadelik
Var mıydı elinde bu sona giden yol için somut bir delil
Suç bende değil ama gitti ya bak olduk seninle biz rezil
Ben izlerin ay yüzünü yalnız kaldığım akşamda
Gelmesin ne olur cesedim içinde omuzdaysa tabut

Gelmeden ölürsem kimse gitmesin haber vermeye
Zaten güldürtmedi ağlattı ne gereği var gelmeye
Suçumu söylemedi çekti gitti vefasız bilmem ne diye
Ben izlerin ay yüzünü yalnız kaldığım akşamda
Gelmesin ne olur cesedim içinde omuzdaysa tabut

Kul Mehmet’im var git sen yoluna onu sende unut
Geride kalmadı artık senin için artık güzel bir umut
Suçun söylemeden yargıladı herkes değil ki hâkim
Severken insan olur mu söyleyin dostlar böyle zalim
Gelmesin ne olur cesedim içinde omuzdaysa tabut
Mehmet Aluç /Kul Mehmet



2 Kasım 2016 Çarşamba

Gökyüzünde Düşler Düşüyor


 DÜŞLER VE GÖKYÜZÜ ile ilgili görsel sonucu
Gökyüzünde düşler düşüyor
Kargalar üstüne üşüşürken
Uzakta bir çocuk elinde bir sapan
Mütemadiyen taşları üzerlerine atıyor
Uzaklarda piyona sesi ürkütüyor kargaları
Kargaların gözlerinde eski ölümlerin cansız bakışları
Koşuyor iki çocuk düşlere doğru
Piyanonun başındaki çocuk kalkıyor usulca
Dökülürken piyanonun tuşları yerlere tuz buz olurken
Koşuyor iki çocuğun koştuğu yöne
Yerde serili bir sofra bezi
Üzerine serilmiş düşler
Şaşkınlık düşlerin çevresinde
Saygıyla eğildi üç çocuk düşlerin önünde
Sessizce oturdular sofraya
Bir bir aldılar saklamak için sinelerine koydular
Şimdi sımsıcaktı düşler
Avuçlardaki kurşunlar güllerle yer değiştirdi
Acılar sevinçlerle umutlarla yan yana oturdu
Yok, oldu acılar
Artık ak beyaz kâğıda kan damlamıyordu
Şairin yüreği kanamıyordu yazarken
Üç çocuk şairin yanındaydı gökyüzünde düşen düşlerle birlikte
Umut olmuşlardı yarınlara
Kızıl şafaktaki şafağın yanında bekleyenlere
Bir deniz misali deniz olmuşlardı
Dalga dalga kayalıkları yalayan vuran, doğmayan şafaksız ana şafak
Vurdukça kayalıkları saran
Bekleyen insanlara varan kucaklayan türküler gibi saran
Bitmişti binlerce şafaktır dinmeyen sancılar
Bakışlardaki karanlık bakışlar silinmiş
Parlak gülümseyen bakışlar gelmişti yerine
Sancılarla düşlere giden sancılı yolculuk sona ermiş
Mutlulukla bitmişti
Umut için yola çıkanlar umutla olmuş
Umut onlara koşmuş karanlıklar güneşle kaybolmuştu
Aynı hayat kavgasında aynı yolda yola çıkanlar var oldukça
Gökyüzünde düşler yeryüzüne düşmeye devam edecekti
Gökten düşen üç elma misali
Birisi isteyene birisi düş ’süz kalan ülkelere biriside size
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

17 Ekim 2016 Pazartesi

Umutla Umutsuzluk Resitali





Umutla mı söyle sen her an yaşayacaksın
Yoksa umutsuz kalıp sende sönecek misin?
Umutların içinde sende gülecek misin?
Yoksa kaybolup sende yaşamayacak mısın?

Yok mu bu sorulara gülen bir nur cevabın
Yoksa bu umutsuzluk ocaktaki kebabın
Her gün karamsarlıkla utanmadan yediğin
Yoksa kaybolup sende yaşamayacak mısın?

Bir nefes almak sana belki basit gelecek
Bir an nefes almazsan bu hayatın sönecek
Kazancın kaybettiğin önüne bak gelecek
Yoksa kaybolup sende yaşamayacak mısın?

Umutsan yeşerirsin gönülde hiç solmazsın
Dünya ve ahirette dolu dolu yaşarsın
Umut olmak ne kadar güzel der şaşırırsın
Umutların içinde sende gülecek misin?

Mehmet Aluç-Kul Mehmet


11 Mart 2016 Cuma

İnsan Ve İnsan


İnsan bir dil ve ses
Akıl ile bir gür ses
Gönülde bir nefes
Bazen nefessiz bir nefes
Özlemlerin içinde bazen gezen bir gölge
Bazen özlemlerin içinde bir vuslat
Bazen çıplak dolaşan bir serseri
Çoğu zaman vurdum  duymaz
Sıkıntı ve dertlerin içinde bir abdal
Açlık içinde kalanlara bir parça umut
Yolcusuz yolların yolcusu
Karanlık yolların sönmez ışığı
Bazen yola çıkmadan donup kalan
Yolcusuz yolların yolcusu olmayan
Yalnız yaşamayan bir dünya
Bazen yalnız yaşayan bir felaket
Yalnız mezara giren orada kalan
Rüyalara yelken açan
Rüyalardaki yelkenle varmaya çalışanları yolda çıkaran
Bazen ayrılık şafaktaki geleceğe yürümek
Bazen ışık derken karanlığa varmak
Yürümeden anlaşılmayan
Anlaşılması için varlığını ortaya koyması gereken
Bir pınar gibi berrak akan
Bazen çamurlu karışık pınar gibi akmayan
Sessizliği ile hazine
Çığlığı sesi ile paslı teneke
Hasat mevsimi için tohum
Hasatsızlık için kara çalı
Mevsimlere gülümseme eken
Her mevsime kar olup yakan üşüten
Karanlığa yüreğindeki ateşi yakan
Yürekte yanan ateşleri söndüren
Kör olmadan kör gözle bakan
Bazen bir anı  olup unutulan
Bazen yarın olup bir ömür boyu izinde yürünen
Anı olmayı seçen
İz olmak için gece gündüz iyilik inşası için yürüyen
İyilik inşasını yıkan kana bürüyen
Bazen ilk bakışta nefreti anlaşılan
Bazen son anda sevgi dolu olduğu bilinen
Nokta nokta yürüyüşü ile gönüllere yürüyen
Gönüllerde yarınları yazan
Gönüllerdeki yarınları bozan
Mezar kazan
Saraylar kuran
Yalnızlığa türkü olan
Dertlerin içinde yürüyen
Hıçkırıkları dinleyen
Gözyaşlarını silen
Bazen bunları hiç bilmeyen
Salaklığa yatarak çıkarı için gizlice yol alan
Yakan yıkan
Dik sarp kayalara çıkarak sevgi tohumları eken
Sahte sevgi kanatları ile sevgiyi kanatan
Bazen sevgi denizi de yüzerek huzurunu takip eden
Bazen denizi kirleterek sevgiyi kirleten densizler
Saymakla bitmeyen güzelliği taşıyan insan
Saymakla bitmeyen kötülüğü taşıyan insan
İnsan kendi içinde güzel insan
İnsan kendi içinde nefreti ile dolaşan insan
İnsan
Ve insan
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

11 Ocak 2016 Pazartesi

Nasıl Unutulur?



Koskoca şehri diyar nasıl unutulur
Koskoca şehir içinde insanlar bulunur
İnsanlarla beraber umutları korunur
İnsanlar umutları ile yola koyulur
Koskoca şehri diyar nasıl unutulur
İnsanı insanlığınla ed yâd
Yâd etmezsen hep çıkar feryad


İnsanlık dersen bilen varsa bulunmaz eşi
Güneş gibi doğar gönülde üçü bin beşi
Muhabbetle insanlık ne güzel yapılır söyleşi
Yoksa insanlık dolaşır nefretin leşi
Koskoca şehri diyar nasıl unutulur
İnsanı insanlığınla ed yâd
Yâd etmezsen hep çıkar feryad


Eyle gönülleri candan et teselli
Ölüm ne zaman gelir Rahmanda tecelli
Korkma çekinme az ol eli açık ağır elli
İnsanlık belli ölüm sonumuz belli
Koskoca şehri diyar nasıl unutulur
İnsanı insanlığınla ed yâd
Yâd etmezsen hep çıkar feryad


Can gözünü insanlık ile açtır
Nefret şeytanı kaçtırt arkasına baktır
Merhametin yolunu açtır
İmanla merhameti âlemi donat
Koskoca şehri diyar nasıl unutulur
İnsanı insanlığınla ed yâd
Yâd etmezsen hep çıkar feryad


Kul Mehmet’im yol yokuşsa düzü arama
Yol düz ise yokuşu da arama
Hangisi çıkarsa karşına yürü derman ara yarana
Zorda kalırsan yol yok deme yürümek için Rahmana
Koskoca şehri diyar nasıl unutulur
İnsanı insanlığınla ed yâd
Yâd etmezsen hep çıkar feryad

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-








6 Kasım 2015 Cuma

Mahinur Tebessümlerimizle.


Mahinur geceleri tebessümlerimizle kutsallığa boyarken
Sıradanlık karşımızda cesurca uzaklaşırken gözlerin şafak kadar güzeldi
Adımlarınla açılan umut kapıların kolu güneşe doğru açılırken
 Anlamsızlık kokan düşler karanlık sokaklarda kayboldu
Kavuşmayı unutmuş caddelerde 
Birbirimize hasret kokan çiçeklerin kokusunda
Karanlıkta kalan kaldırımları ışıtarak sevinçle sarıldık
Caddeler kaldırımlar sanki asırlardır buluşmaları unutmuş
Gözlerimizde akan sevinç gözyaşlarına hasret
 Bilmem kaç yıllarca özlem duymuş gibi
Ayaklarımızın altında dans ediyordu adeta bizimle beraber
Kaldırımlar caddeler...
Ertesi güne hep kalan mutluluklar
Sevinçler...
Umutlar sanki bizimle güldü...
Yokluğumuzda ne kor alevlerde kalmış
Çiçeksiz solmuş baharları yaşayan
Gece ve kâinat...
Küsmelerin cehenneminde yatan gece gündüz
Bizimle beraber...
Mahinur tebessümlerimizle kutsallığa boyandı
Gülümseyen gözler birden etrafımız sararken
Sevinçlerin aldanışların prangasın da
Koşmalar yıkılışın zincirinde kurtulurken
Bizimle tebessüm edenler geceyi sabaha kadar
Birbiri ardına mutluluğa boğdu
Sırtımıza vurulan ihanetler tek tek kayboldu
Gecenin karanlığında
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


20 Ekim 2015 Salı

Çık Yola Umut Ekle.


Boşa koydum dolmadı
Doluya koydum almadı
Gönül dersen anlamadı
Merhamet mi saklandı
Dön ara yan ara
İşte gönül aklandı

Birikmiş onca dertler
Herkes birbirine ekler
Ortasında az keselim diye bekler
Beklerken virüs kapmış şebekler
Dön bekle yan bekle
Beklerken korkar şebekler,
 İnan merhametten

Aydınlığa perde çeken
Pişmiş kelle gibi gülen
Sıkışınca çekip giden
İnsanlığı bilmez yıkan silen
Dön ara bak ara
Ararken sensin gülen

Nefreti araya katan
Kan dökerek bakan
Suçsuz olana suç atan
Nefreti ile gece gündüz yatan
Dön temizle yan temizle
Temizlerken de gülümse

Geliyor işte merhametli olan
Merhameti ile güneş gibi doğan
Sabah değil şimdi yola çıkan
Sanma gelirken o yolda kalan
Çık yola bekle sevinç gönüllere ekle

Ararsan gönülde bulursun can
Akan olmasın gönülde kan
Sen cümle gönüllere yan
Dünya iki kapılı han
Gir hana ara can
Can içinde han var

Takın merhametin kılıcını
Vur nefsin boynuna sil acısını
Böl dağıt merhametin yarısını
Kuşlara da ver sen darısını
Ver ara merhameti unutma kıymeti

Kul Mehmet’im her şey bir gün düzelecek
Üzenler mahkemede bir bir dizilecek
Kararmış gönüller karanlığa gömülecek
Çık yola umut ekle umut ile
Gönüllere merhamet umut ekle
Mehmet Aluç-Kul Mehmet



18 Eylül 2015 Cuma

Kararmasın İçin Al Bayrağım Sen Nazlı Nazlı Dalgalan

                                                                                                                                                                                                                     


Ey özgürlüğümüzün simgesi bayrak
Ey özgürlüğümüzün simgesi kardeşlik
Şehidimin cennet örtüsü Bayrağım
Hüzün kaplamasın sinende ey canımın canı
Senin için destan yazanlar ülkemde hala yaşar
Cennet yüzünde umutlarımız dalgalanır göklerde
Karanlık kaplamaz yüzünü karanlık yüzleri görüp de
Kararmasın için al bayrağım sen nazlı nazlı dalgalan
Senin gölgen varsa ülkem edilmez talan
Senin güzel yüzünden altında söylenmez yalan
Yalan söyleyen varsa dersini alır hayatı olur yok olan
Ey nazlı bayrağım sen üzülme dalgalan nazlı nazlı dalgalan

Dalgalanan rüzgârında özgürlük çağlar
Dalgalandığın yerde iman yeşerir toprağında
Sen varsan vatan vatandır iman gönüllerde yaşayandır
Seni çöllere dikmek isteyene vatan evladı izin vermez
O seninle yaşayandır özgürlüğünde güvercinler uçuran
Hüzün kaplamasın sinende ey canımın canı
Senin için destan yazanlar ülkemde hala yaşar
Cennet yüzünde umutlarımız dalgalanır göklerde
Karanlık kaplamaz yüzünü karanlık yüzleri görüp de
Kararmasın için al bayrağım sen nazlı nazlı dalgalan
Senin gölgen varsa ülkem edilmez talan
Senin güzel yüzünden altında söylenmez yalan
Yalan söyleyen varsa dersini alır hayatı olur yok olan
Ey nazlı bayrağım sen üzülme dalgalan nazlı nazlı dalgalan


Sana sahip çıkmayanı hakkını analar helal etmez
Ötelerde Nur Peygamber yolunu gözlemez
Cennetten nurdan kapılar yüzüne açılmaz
Sensiz umutlar bahar çiçekleri gibi açmaz
İman gönüllerde cennet kokusu ile dolmaz
Yüce Rahman dünya ve ahirette yüzümüze bakmaz
Hüzün kaplamasın sinende ey canımın canı
Senin için destan yazanlar ülkemde hala yaşar
Cennet yüzünde umutlarımız dalgalanır göklerde
Karanlık kaplamaz yüzünü karanlık yüzleri görüp de
Kararmasın için al bayrağım sen nazlı nazlı dalgalan
Senin gölgen varsa ülkem edilmez talan
Senin güzel yüzünden altında söylenmez yalan
Yalan söyleyen varsa dersini alır hayatı olur yok olan
Ey nazlı bayrağım sen üzülme dalgalan nazlı nazlı dalgalan


Var mı senin gibi özgürlüğümüzü dalgalandıran bir eşi
Zalim düşman Çanakkale'de yenildi,
 Hazım etmeyen düşman üzmesin üçü beşi
Vatan evladı Mehmetçik Şanlı polisim yıkar o kokan leşi
Sen dalgalan bayrağım nazlı nazlı göklerde dünyada bulunmaz eşin
Kul Mehmet'im der ki senin uğruna ölmeyenin kapalıdır ufku
Sen varsan gönlerde vardır gönüllerde coşku
Seninle belirlenir nurdan toprağın ufku hukuku
Hüzün kaplamasın sinende ey canımın canı
Senin için destan yazanlar ülkemde hala yaşar
Cennet yüzünde umutlarımız dalgalanır göklerde
Karanlık kaplamaz yüzünü karanlık yüzleri görüp de
Kararmasın için al bayrağım sen nazlı nazlı dalgalan
Senin gölgen varsa ülkem edilmez talan
Senin güzel yüzünden altında söylenmez yalan
Yalan söyleyen varsa dersini alır hayatı olur yok olan
Ey nazlı bayrağım sen üzülme dalgalan nazlı nazlı dalgalan

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-




Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç