Bu Blogda Ara

Görmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Görmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2016 Çarşamba

Eleştiri Değer Vermenin Kapısıdır…

                                    
    Bazen oturup düşündüğümde benlik olarak eleştiri oklarının ne kadar güzel bir ok olduğunu bilmemize rağmen, sanki zehirli birer okmuş gibi yüreğimize saplandığını, bizi birazdan öldüreceği savı ile bozularak hem kendimizin moralimizi bozarak, hem de karşımızdakini küçük değersiz görerek kalbini kırdığımızı, doğrunun hakikatin benliğimizi çok sevmemizin gereği olarak hazım edemediğimiz saçmalığına güler dururum. Aslında eleştiri karşımızdaki kişinin bize değer vererek, bizdeki eksik olanı görerek kendince söylemesi değil midir? Biraz düşünerek aklıselim bir düşünce ile benliğimizi de bir kenara atarak, az tahlil ile olayın vahametini de kavrayarak karşılıklı konuşma ile doğru olanı bulmak, eleştirinin güzelliği ile doğruya ulaşmak mümkün ama gel gör ki, benlik nefis denilen ego öyle söylemiyor, benim bildiğim, yaptığım söylediğim doğrudur gerçektir saçmalığı ile kendini ulaşılmaz kılıyor. Haliyle buna uyan bizlerde önümüze ne gelirse kırmanın halden bilmemenin savı edepsizliği ile birer gül dalı olan eleştiriyi, zehirli ok görerek karşımızdakini kalbini kırmanın ve ondan uzaklaşmanın saçmalığı ile yalnız kalarak, kendimizi bulunmaz Hint kumaşı sanıyoruz ve yanıldıkça yanılgının çirkef çamuruna, battıkça batıyoruz!
    Aslında eleştiriyi yapmayı mı beceremiyoruz da böylesine karşımızdakinin ideolojisi düşüncesini inancını tavrını kendimiz gibi olmasını istediğimiz saçmalığı ile mi böylesine kırıcı olabiliyoruz olabilir evet olabilir! Aslında biz eleştirinin, hayatımızda düşüncemizdeki kusurları karşımızdakinin görerek bunu ayıklamamız için bize söyleyerek, güzelliğin ortaya çıkması olduğunu da bilmiyoruz. Dinimizde zorlama yoktur, herkes istediğini seçmede özgürdür, ama yaşantımız doğru ve olumlu adımlara doğru gitmiyorsa, Allah’ın rızası dışına ise,- Müslümanlar olarak kardeş olduğumuz için-karşımızdaki kardeşimize hatasını yanlışını söylemek, eleştirisi müdahaleden öte doğrunun gerçeğin ortaya çıkmasıdır. Birbirimize güven ve saygı aynı din inanç yönünde gidiyorsak, bu eleştirileri bulunmaz bir hazine gibi görerek memnun olmamız gerekirken, eğer memnun değil isek gönlümüzdeki imanın inancın eksikliğindendir bilerek, bu eksikliği gören kardeşimizin de bunu görerek tamamlamasından başka bir şey olmadığını bilmek, bu eleştiriyi erdem sanarak memnun olmamız teşekkür ederek gülümsemeliyiz aslında. Bu şekilde davranmaz isek, toplum hayatımızda sağlıklı ilişkilerin kökleşerek yerleşmesini kök salmasını beklemek sadece saçmalık olacak, gönül kırıklığı ve ayrılıkların kapısını aralamak olacaktır.
    Eleştirinin dozunu ayarlamak, sanki kendimizi eleştiriyormuşuz prensibi ile karşımızdakini gönül okşayıcı olarak eleştirmek, umutlarını yıkacak şekilde değil de eksikliğini göstererek onarmak inşa etmek amacıyla eleştirmekte kendi elimizde olduğunu da hatırlayarak, eleştiride bulunmak en güzeli olduğu da şüphesizdir. Kur’an şöyle der: “Ey iman edenler! Eğer fâsıkın biri size bir haber getirirse onu iyice araştırın. Aksi takdirde bilmeden bir topluluğa zarar verirsiniz de yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurât, 49/6).Böylesi iftiralarla dolu yalan eleştirilere de itibar etmeden önce araştırmadan da eleştiride bulunmakta kaçınmak gerekir. Yüce Allah c.c. söylediği gibi araştırarak yaklaşanlardan oluruz inşallah.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

14 Nisan 2016 Perşembe

Hakikat İle Hasretin Yakan Kor Alevini Görmek Ve Söndürmek Gerekir Gitmeler ve Kavuşmalarla



İki yay uzunluğunda olan bu kısacık hayatın yolunda, kapılarını kapattığımız kapılara bazen gitmek ve kavuşmak için, hasretin gönülde volkan gibi kaynaması gerekiyor, gel gel diye gitmek istemediğimiz küskünlükle kapısını kapattığımız kapılarda hasret çağırır. Nihayetinde hasretin yakan kor alevini söndürmek için, gitmek bizim için kaçınılmaz olur. Bazen dipsiz karanlık kuyular da kalmışçasına kendi hayalsiz ‘ligimizin kör karanlığında sevdiklerimize gönül kapımızı kapatırız, hasretin sancısını çekeriz ta ki sabrın son adımı ile yıkılmamıza bir an kalana kadar. İşte o zaman hasret kor alev yakar, gitmeler varmalar bizi çağırır ve o zaman gitmeler kaçınılmaz olur, hasret kavuşmalar gitmeler varmalar ile son bulur sancılar…
Gidip kavuşmalar ile ruhumuzu huzurla aydınlatan dinlendiren gitmeler ve kavuşmalar… Canlı canlı huzuru ruhunuzda hissetmek, sancılara son vermek için gitmek ve varmak gerekir varılması gereken yerlere. Hoş görünün sevginin özgür düşüncenin adımları ile coşkuyu yaşamak hayat veriri bizlere, bu nedenle kapısını kapattığım dostların akrabaların veya bir kızgınlıkla kapısını kapattığımız sevgilinin yanındaki hasreti söndürmek için gidip varmak gerekir. Hem onun yanındaki hem de bizi yakan, hasretin kor alevini söndürmek için. Aranılsa da hiçbir yerde bulunmayan hiçbir dünya ülkesinin anayasasında bulunmayan sadece dinimize ait bu sevgi birlik beraberlik ruhu hoş görünün… Güzelliklerini bulmak ve kavuşmak mümkün değildir. Bu Müslüman olan biz müminlere yüce Allah’ın bir Lütfü keremi ihsanıdır. Sancılar içinde ölümü yaşarken, varmak kavuşmak ile yeniden doğuşları yaşatan kavuşmalar, her zaman birlik ve beraberliğimizi vazgeçilmez çelikten halatı olmuştur, hiç kimsenin kopartamayacağı ilahi bir köprü varış kapısı…

Hasret özlem ile sevince dönüşen anlardaki dilde dökülen tatlı huzur dolu sözlerin ekseninde dönmek, insana inanılması çok güç tatlı bir haz vermektedir. Yoksa Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun neden hasretin volkan gibi gönülde yakan ateşine son vermek için, gitmenin varmanın yani kavuşmanın yok olan o anki kapısını aramak için, yıllarca arasınlar çöllerde veya dağları delerek arasınlar, Mecnun yıllarca neden varmak gitmek güzel olmasaydı çöllerde ne diye arardı. Ferhat o zamanın teknolojiden yoksul anında eli ile yıllarca dağları delmek için ne diye uğraşsın ki… Bu anlamsız hasretin karanlığında kurtulmak için gidelim varılması gereken kapıya varalım, kucaklayalım gönüllerimizi, karanlık yanını varmanın gitmenin güneşi ile aydınlatalım. Bazen binlerce sözler ile anlayamadığımız, kızgınlıkla kapattığımız kapıların kapatmanın ne kadar yanlış olduğunu söyleyen, hasret olmasa idi bu hatamızı yanlışlığımızın nasıl farkına varacaktık? Hakikat yanlışlığı ayan beyan gösteren bir güneşidir, onu kapatarak söndürmek hiçbir zaman mümkün değildir.

Hasreti kavuşmalar varmalar ine son vermek, kendi yanlışlığımızın kor alevini hakikatin aynasında görmek her zaman bir erdemdir. Hakikat ile hasretin yakan kor alevini görmek ve söndürmek gerekir, bu alevi görerek söndürenlerden olmak dileği ile selam ve dua ile.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



20 Şubat 2016 Cumartesi

Yıldızlara Beni Anlatırken Yıldızlarda Seni Görmek



   Seninle beraber olmanın güzelliği nedir bilir misin ay bakışlım? Gülüşün İle gülmek, gülüşünde kendimi görmek, aşkın deryasında kelebek misali uçarak seni gülümserken seyretmek. Seninle aşk’a dair heceleri harcamak, aşk dolu sözlerin merkezinde gözlerindeki aşkın ışıltısında kaybolmak ve biz olmak.

   Seninle yağmurun altında, sırılsıklam aşkımız gibi yağmurun rahmetinde sırılsıklam olmak, şemsiyesiz el ele dolaşmak, kulaklarıma okuduğun aşk şiirlerini usulca yağmurun sesine karıştırarak dinlemek, akşam olunca yıldızlara beni anlatırken yıldızlarda seni görmek, birer birer gönlüme düşerek gönlümü aydınlatman ay bakışlım.

   Kirpiklerinde aşkın salıncağına binerek sallanmak istiyorum ve sen bana gülüyorsun o tatlı gülüşünle, al beni göğsünde salla, gözlerine bakarak o kirpiklerine bir salıncak kurayım, aşk deryasında sallanarak uyuyayım. Seninle türkülerin notaları arasında dolaşmak, türkülerle Anadolu’ya insan gönlüne ulaşmak istiyorum gezmek istiyorum dediğimde, hiç itiraz etmeden tutuyorsun ellerimde, yüreğimizde Anadolu’nun toprak merhamet kardeşlik vefa kokusunu aşkımıza karıştırarak il il dolaşıyoruz seninle ay bakışlım.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç