Bu Blogda Ara

mahkum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mahkum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2016 Cuma

İlahi Bir Emre Mahkûm Olan Bu Dünya Ve Biz İnsanlar



Bazen düşündüğünüz oluyor mu aynı benim gibi, sıkıntılara kendi elimizle düşerken, bunun bir imtihan olduğunu ve sadece Yüce Allah’ın yardımı ve inayeti ile sıkıntılarımızın yok olduğunu ve bazen de bunu unutarak, kendi çabamızla olduğu yanlışlığına düştüğünüz oluyor mu? İmkânsızmış gibi görünen tüm hayırların,(güzel işlerin) yüce Allah’ın yardımı ile olduğu bir gerçek. Yoksa biz beşer olarak, hep hayırlı yolda koşmamız gerekirken, hep nefis ve kendi çıkarlarımızın yolunda ve şeytanın elini tutarak yürüdüğümüzü düşünürsek, böylesi güzel hayırları tek başımıza yapmamız gerçekleştirmemiz asla mümkün olmaz, Yüce Allah’ın yardımı olmadan.

İlahi bir emre mahkûm olan bu dünya ve biz insanlar, her şeyde her anda her düşüncede, Yüce Rahman’ın izleri yardımının olduğunu unutmamız gerekirken, hala sersem bir zıt fikirsiz düşüncelerin ekseninde, onun anaforuna kapılarak her başarıyı yükselişi kendimiz gerçekleştirmişiz saçmalığı ile kendimizden, utanmadan da gurur duyarız! Üç günlük dünya hanında âleminde bir karış toprağa gömülerek fani olan biz beşerler, sonsuz bir dünyada kalacağımız fikirsiz’ ligi ile dünyayı fetih ederek kendi irademiz altına almanın boşuna uğraşı içinde olarak, idrak ve izandan mahrum yaşarız. Baksanıza mezarlıklardaki matem havasına, sen fani değilsin, dünya fani değil mesajını her an bize gönderirken, hala güzelleştirmek yerine, kendi arzularımıza esir etmek için yıkarak istila etmenin beyhude çabasında kendimizi dünyamızı ve ahiretimizi yıkmanın peşindeyiz! Açmayalım kötü sözlerin düşüncelerin kapısını ellerimizle dilimizle, bırakalım güzelliğin cennet kokan rüzgarı esintileri gül kokusu aleme yayılsın… Selam ve dua ile.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

30 Haziran 2015 Salı

Sözlerim


Çoraklaşmış bir gönül, ancak Kuran ile Sünnet ile yeşerir.

Yönünü kaybetmiş bir ömrü sürdüren kulun yönünü, ancak Kuran ve sünnet yeniden doğru yola yön verir, başka yön zaten yönünü kaybettirmiştir.

Göğsünde yeşeren dert sıkıntı ve fikirsizliğine, ancak Kuran ve sünnet merhem olur, ya alır sürtersin ya da çekmeye devam edersin


Düğmesi ve yuvası sökülen ömrü, ancak Kuran ve sünnet ile yeniden yuva açılarak düğme dikilir önü kapatılabilinir.

Hasret prangası ile yanlış fikirlerin altında mahkûm kalan fikirler, ancak Kuran ve Sünnet'in Vuslat fikri ile özgürlüğe kavuşur.

Zihninde, zihinsizlerin fikri geziyorsa hiç hayal kurma, yok olmaya mahkûmdur ve gerçekleşmesi de imkânsızdır. Ne zaman Kuran ve sünnet fikri ile olursan tüm hayallerin gerçekleşir.

Peşinde yol bulmak için gittiğin iz, ayağı kendisine ait olmayanın ise hiç peşinden gitme, kaybolmaya mahkûmsun... Ayakları ve adımları fikirleri kendisine ait bir ayağın izleri ise takip et kaybolmazsın hiç.

Mehmet Aluç

5 Nisan 2015 Pazar

Gittiğin Zaman Hoşça Kal Diyememiştim



Senli günlerim daha taptaze zihnimde, gidişinden… Aah… Zalim gidişinden sonra…
Sensizlikten zaman çıldırdı ben çıldırdım artık, vakit vakit olmaktan çıktı zulüm oldu artık bana, ne söylemeliydi gitmeden önce bilmiyorum gitme dedim çektin gittin ve beni yalnızlığa mahkûm ettin gittin.

Sustum, anlatamadım anlamadın ya da ben anlaşılır bir insan değildim diyeceğim ama ne dedinse yaptım üzmedim kırmadım, kırsaydım üzseydim şimdi üzülmezdim diyorum, ama hayır ben öyle bir insan değilim bilemiyorum… Anlayamıyorum.

Şimdi gitme yanımda kal dediğimde kalsaydın… Aman boş ver çektin gittin işte ben daha neyi düşünüyorum, neyi özlüyorum ki seni neden yazıyorum ki…

İşte şimdi sildim her şeyi seni hatıraları resimlerini gülüşünü… Şimdi çok daha rahatım ne gereği vardı boşuna kendimi üzmenin terk edip giden seni düşünerek vaktimi öldürmenin ne gereği var ki…

Sen şimdi başka hayatı yaşayacaksın ben başka bir hayatı, şimdi ne sen varsın ve nede seninle olan ben varım…

Bir daha gelmene de hiç gerek yok, hatta gelmeyi düşünürsen de hiç gelme…
Artık yarınım masmavi düşlerim masmavi sensiz kendime ait bir dünyam var, gittiğin zaman hoşça kal diyememiştim şimdi diyorum hoşça kal…

Şimdi yağmur yağıyor, yağmur altında sensiz yürüyorum… Gök kuşağına ismimizi yan yana, yazmıştım şimdi onu da sildim.
Mehmet Aluç



31 Mart 2015 Salı

Koğuşun Masum Çiçekleri

Koğuşun Masum Çiçekleri

Adını ne korsan koy, onlar kader mahkûmları
Hayat, özgürlük, güneş, hayaller mahkûm prangalı
Şeytana uydu, nefsine uydu, merhameti elden bıraktı, 
gözleri ağlamaklı
Ve bu yaşamı hak etmeyen, masum koğuşun çiçekleri, 
çocuklar masumluk abidesi

Suç kimde, hiçbir zaman çözülmeyen
bilmecelerle her an sunulan hayatlara
Önlem nedir adını bilmeyen, 
yasa koyucu yasacılar, özgürlükler içinde kalemler prangalı
Karalama yasa yazan, 
özgürlüğü içinde özgür olmayan yasa çıkaranlar
At gözlüğü ile hayata ve yaşama bakan, 
yaşarken bu gözlüğü çıkaran, üç boyutlu gözlük takanlar

Mahkûm gözlerinde saflık, 
seçilmeyen yaşamın, 
yaşamını parmaklıklarda yaşayan masum gözler
Gökyüzünü bilmeyen, uçurtmayı bilmeyen,
gülmeye mahkûm parmaklılar ardında koşan
İç dünyasında esen fırtınalar dinmeyen
Hayaller nedir hiç bilmeyen
Özlemlerine kavuşmayı bilmeyen
Masum, koğuşun çiçekleri çocuklar, masumluk abidesi
Özlemleri dolambaç, sancıları kırık, 
oyuncakları prangalar, hayalleri körebe oynamaya çıkmış
Masum koğuşun çiçekleri, çocuklar masumluk abidesi
Hayallerine sokulmayan, oynamasına izin verilmeyen
oyuncaklarından, mahrum
Burası benim evim diyerek çıkmak istemeyen, 
sevgiden güneşin sıcaklığına, mahrum
Tüm hayatını annesi ile kader mahkûmunu oynayan
gülmeyen, koğuşun çiçekleri masum çocuklar
Hayalleri içeriye sokulmayan, yasak oyun parkında 
oynayan mahzun, koğuşun çiçekleri çocuklarımız.
Pencere parmaklarında gökyüzünde uçan kuşları gördü, 
insanları gördü
Ve sordu annesine
Anne bu nedir diye gösterdi, 
gökyüzünde özgür uçan kuşu garip gözlerle
Anne çaresiz, yutkundu boğazına düğümler saplandı, kalın şişlerle
Özgür, uçan kuş diyemedi, özgürlüğü unutmuştu
Sordu çocuk, insanlar neden böyle koşturuyor, 
gözlerinde çaresizlik bitkinlik mutsuzluk
Çağıralım gelsinler, mahkûm yaşamasınlar
bizimle beraber, mutlu olsunlar
Anne boş gözlerle ve şaşkın, çaresizliğin kıskacında kırık,
sözler kırık, gözlerde akan yaşlar kırık
Anlatmak zordu, özgürlüğü soruyordu, 
yaşanıyor görünen özgür olmayan yaşamı soruyordu
Kızım onlar annelerini kızdırmış,
cezalılar gerisini getiremiyordu, 
özlemler yoktu çareler yoktu
Çocuk sarıldı korku ile annesine
Ben seni hiç kızdırmadım, 
kızdırsam beni cezalandırma, 
dışarıya bırakma
Kimseyi tanımıyorum, onlar gibi yürüyemem, 
onlar gibi gideceğim bir yer yok, cezalandırma
Yere düşen kuru yaprak, gibi rüzgârın peşine takılır 
o kuş gibi yok olurum beni bırakma
Hüsran gözler, gözlerde dökülen iki damla kırık gözyaşı,
ızdırab''ın can çekişmesi çaresizlik ve sessizlik
koğuşta halay çekmekte, çaresizce alınan nefesler
çaresizlikte hayalet dolanmakta koğuşta
Kul Mehmet kime söylüyorsun bu sözleri
Gözler görmez feryatları, görmez acıyı gözleri, 
görmesi gereken gözler
Bir gün çıkar, bu feryatlara derman olur,
merhametli olan sözleri ve özleri
Rabbim kurtarsın tüm kader mahkûmları 
ve koğuşun masum çiçeklerini
Mehmet Aluç

20 Şubat 2015 Cuma

İmanla işlenmiş Anekdotlarım



İman dolu bir ülkenin, her mahallesinde her sokağında her evinde iman ve vicdan ile yaşanılır, vefasızlık duyarsızlık hissizlik iman ile kelepçelenmiştir.

Hayat biz kısa ömürlülere verilmiş bir emanettir, bu emaneti içinde iman ile teslim etmek de görevimizdir.

Rahmanın yarattığı tüm kulun gönlünü kırmamak ve onu mutlu etmek kulluk ve insanlık görevimizdir, bundan gayrısı ne insanlığa nede kulluğa girer bundan gayrısı zulme, insan haklarına ihlale girer.

Dertler içinde olan kula yetişmek onun derdine derman olmak mümin olan her kulun üzerine vazifedir.

İmanla ilim irfan denizinde yüzülür, imansız ilim irfan denizine girilmesi mümkün değildir.

İman manayı aşkı senden alıp karşındaki mümin kardeşinin gönlünde yoksa ona sunmanı ister, yalnız zorlamadan, gülümseyerek sunmanı ister.

Hayâ(l )iman merhamet gönlünde varsa, insanlığın faydasına olacak bir rüyadır. İman ve merhamet yoksa sadece kendi çıkarı için gerçekleşecek boş hayalden öteye g/itmez.

İslam, Kuran, Resul gayesi imanı gönüllere edeple nakış nakış işlemektir.
İman olmadan gönüldeki yarınlara ait düşünceler toplumsal olmaz ve gerçekleşmez, sadece kendi nefsi ve çıkarı dışında kulun yarınlara ait düşüncesi toplumsal olmaz.

İman gönülde yoksa dil konuşmayan lal olmuş dildir. İmanla olan gönül zalim karşına dikilir zalimi susturur.

Adımlar yarına iman dolu düşüncelerin ışığında adım atmıyorsa, at gitsin o adımları kız kulesinden aşağıya, çünkü iman dolu düşüncelerin atmosferinde o adım atılmıyorsa sonucu insanları ötelere taşıyamaz sadece nefis şeytan dünya üçgeninde sıkıştırarak, yarınsız yarınlara taşır.

Gözlerdeki buğularla insanlar baş başa ise, bilin ki gerçek iman yok gönüllerde, nasıl iman vardır kendi çı/karımız uğruna içeriği değiştirilmiş Kuran, sünnet içermeyen bir iman vardır hayatın her alanında.

Ey yorgun, mutsuz, umutsuz d(y)olu adımlar İmanı alın gönlünüze bitsin, mutsuzluk umutsuzluk yorgunluk d(y)olu hayat ve zaman.

Yıkılır, imansız y(k)ollarda tüm y(k)ollar adımlar, çünkü adımlar nefise odaklanmış yürür, nefis de kendin düşünür sonunda uçuruma götürür arkada bir t(s)ekme vurur, kıçı ile güler tabi ki şeytanın kucağında.

İmanla ilim yolu açılır, ilim koşarak sana gelir lakin Kuran ve sünnete örülmüş bir imansa gönlündeki, dilindeki iman.

Kırk yıl, yüz yıl köleliğe mahkûm ettiren düşüncelerin karanlığında yaşayacağına, Kuran’la, Gül kokan Resulle, imanla imtihan dünyasında az çileyi az, sabrı, az cefayı yaşa ve bu ondan bin katlı değerlidir. Kuran, Gül kokan Resul, iman tüm acılarına şifa ile alnında öpendir.

Mehmet Aluç

13 Ocak 2014 Pazartesi

SONA GİDEN SAATİ BEKLİYORUM


SONA GİDEN SAATİ BEKLİYORUM
Neydi öylesine gidişin sessizce
Bir fırtına bir boran gibi aniden gizlice
Mahzun bir çocuk gibi beni terk edişin nedensizce
Derdini söylemeden sessizliğini bırakarak gidişin

Derdini söylemeden nasıl bilirim gidişini
Hıçkırmadan nasıl anlarım ağlayışını
Güvercin gözlerine yakışmıyorsa hüzün
Nasıl anlarım terk edişinin anlamını manasızlığını

Umutlarım sokaklarım kaldırım taşlarımız yığılıp kaldı
Uyandırdın gidişinle ayrılığın amansız umutsuzluğunu
İnfazımıza kızgın güneşler bile gülerken
Yığılıp kaldı umutlarımız mayınlı sokaklarda sen giderken

Kızmasa bulutlar kızgınlığını söylemezse nasıl yağar yağmurlar
Göğsüne alarak gittin ayrılığımızın vurgun anlarını
Kor köprülere atarak gittin ayrılığımızın sebebini
Yığılıp kaldı umutlarımız mayınlı sokaklarda sen giderken

İntiharın göklere tırmanan merdiveni yanımda yere yıkarken ben
Yağan yağmurun ıslaklığı saçlarımda
Sona giden saati bekliyorum sokaklarda
Sevdaya mahkûm olan bir kürek mahkûmuyum sokaklarda
Mehmet Aluç







Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç