Bu Blogda Ara

Yüce Allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yüce Allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2017 Pazartesi

Ah Minel aşkla edeple sarılmış iç güzellik



           İlgili resim
   Ah güzellik, tarifin mümkün olsa da seni anlatmak mümkün değil. Fiziksel güzellik değil dediğim iç güzellikten bahis ediyorum. Yüce Allah, satır satır kadının ve erkeğin içine yerleştirmiştir, onu satır satır nokta nokta anlatmakla bitiremeyiz. Kadına da erkeğe de yakışır, kadına fiziksel güzelliği ile daha çok yakışır. Bakınca hemen fark edilmez, az dikkatle bakınca, mimiklerindeki edep, gözlerindeki gamzelerindeki gülüşünde ki o cennet kokusu o tatlı güzelliğin tarifi yoktur.
   Gamzesine saklanmış cennetten bir gülüş olan o gülümsemeye saklanmıştır, her gülüşünde kendini gösterir gamzesinde… El hareketlerine gizleniştir, adımlarına gizlenmiştir kadının kirpiklerine konuşmasına bakışına gizlenmiştir o harikulade güzellik yani iç güzelliğin yansıması, hayran kalırsın, asırlar boyu baksan doyamazsın, içinde kaybolmak ister tekrar dışarıya çıkmak istemezsin o edeple sarmaş dolaş olan bozulmamış tabi iç güzelliğin kıvrımları ile kendini belli eden güzellik içinde. Ah dersiniz ben ne sanmıştım meğer ne kadar harikaymış edeple bu iç güzellik, tabi görmek isteyene değerini kadrini bilmek isteyene görünür. İşte aşkın güzelliği, cennettin güzelliğiyle edeple sarılı olan güzellik, paha biçilmez değerini hiçbir şey ödeyemez, sadece kadir kıymetini bilmek korumakla değeri ölçülür. O kadında gizlenmiştir, helali olan erkeğe yüce Allah’ın bir lütfudur ve kadında erkeğe emanettir bu güzelliği ile sahip çıkmaz kadir kıymetini bilmez isek kaybolur, bu edeple cennet çiçeğinin kokuları ile sarılmış güzelliği huzuru…
Erkeklerden ziyade kadınlarda en çok belli eder edeple yan yana duran cennetin kokusunu içine serpilmiş, cennetin güzelliği ile yansıyan bu iç güzellik. Rabbim ayrı yaratmıştır dersin her noktasını ayrı güzellikte, her hareketinin santimini, konuşmasındaki tatlılığı, gülüşündeki cennettin kokusunu serpmiştir içine… Hani deriz ya aşk anlatılmaz yaşanır, işte bu iç güzellikte hemen görünmez saklanmıştır edeple birlikte, az dikkat edersin, sana yaklaşınca çekinir lakin o çekinmesindeki güzelliğin tadına doyum olmaz, konuşmasındaki tatlılığa cennetteki meyvelerin tadı karışmıştır adeta, hissedersin, Yüce Allah c.c. hikmetinden kereminden ihsanından sual olunmaz, yaratınca Rabbim kusursuz yaratıyor, lakin bizler sonunda kusursuz olanı bozuyoruz…
   Ah Minel(cennetteki inci tanesi ) aşk, ne güzel serpilmişsin dizilmişsin kadının içine edeple bu güzelliğin içine, tarifin mümkün değildir, ancak hayran kalınırsın bakarak yaşayarak, hele birde alıp seni sararsa bu ah Minel aşk, cennetesin işte bu dünyada, ölmeden önce düşmüşsündür içine… Rabbim böylesi güzelliği yaşayan ve yaşatanlara rast getirsin cümlemizi evliliğimizi birlik beraberliğimizi… Tabi ben erkek olarak kadında ki iç güzelliği anlattım, bir bayan arkadaşımız yazar kardeşimizde bu erkekteki iç güzelliği yazarda okuruz inşallah. İnsan bazen içindeki güzelliği göremiyor, karşıdaki karşı cinsi daha iyi görebiliyor ve hissedebiliyor. Selam ve dua ile muhabbetle aşkla kalın. Selam ve dua ile kardeşlerim.
Mehmet Aluç /Kul Mehmet

               

4 Mayıs 2016 Çarşamba

Bireysel Düşünce Anaforu Bizi Yakarken!



  Birbirine zıt batık bir görünüm sergileyen bireysel fikir ve yaşantı içinde yaşarken, yatay ve dikey sıçramalarla değişen yolunu kaybeden aklın ve düşüncenin anaforunda kalarak, hem üşüyoruz hem de çaresizlik uçurumuna düşüyoruz. Batık bireysel fikir ve düşüncesizlikle, hayatımıza prangalar vurarak hep batmanın peşindeyiz nedense! Bir birini bütünleyen tahammül ile doğru olan ile olmaktan hep kaçarak, bu dermanı almaktan kaçıyoruz! Doğru olan nedir, doğru neye göre doğrudur ölümlü olanın ve her an yok olmaya mahkûm olan insanın düşüncesi mi doğrudur? Yoksa ölümsüz olan kâinata hâkim olan bizleri âlemi yaratan sonsuz Merhamet sahibi Yüce Allah c.c. söylediğimi doğrudur? Elbette ki, merhameti sonsuz bizi ve âlemi yaratan yüce Allah c.c. söylediği doğrudur.
   Öyle ise biz, kendi ve şeytanın hırçınlığı ile neden doğru olanın peşinde değiliz? Bu hırçınlık ve yanlışlık bize ne kazandıracak? Mezarda bize yardımcı olacak mı? Elbette ki hayır! Doğru olan, hak olan düşünce ile düşüncelerimize hayatımıza canlılık kazandırmak yerine, onu yakarak hem dünyamızı hem de ahiretimizi yakıyoruz. Canlılık yani ruh can, insanı canlı tutan hayat verendir, bilinmez ki neden cansızlık peşinde koşarak, cansız duygusuz hissiz yaşamaya çalışıyoruz muamma!
Aktif olarak, hak yolda imanla kıvılcımlar hayat saçan hak ile doğru ile olsak, canlara canlı can olsak beraber gülsek, yarınlara beraber yürüsek kötümü olur acaba? Elbette ki çok güzel enfes olur. Bireysel yaşayarak, bireysel düşünce hırçınlık ile en düşük seviyesizlikle, yok olmanın sokaklarında sürünerek yaşamayı neden seçeriz? Yeniden dönüş yaparak, doğru olan yola girerek kentsel dönüşümler gibi dönüş yaparak, hak olan yola düşünceye göz kırpmayız, gülümseyerek bizi sarmasına müsaade etmeyiz hala anlamış değilim! 

    İçimizde bizi yakan, bireysel düşünce anaforu, bizi yakarken karşıda akan nehirde içimizdeki yanını söndürmeye koşmaktan, çok mu aciziz acaba? Bu ayaklar koşmak varmak için değil midir? Neden varmak için olanı, kaçmak için kullanırız? Anlayan bunu anlatacak olan var mı acaba? Sancılarla yaşamak, çok mu cazip geliyor bize acaba? Demek ki sancılar sürünmeler bize çok güzel yakışıyor da, onula gönlümüzü süslüyoruz ve yol alıyoruz! İçimizdeki ıstırabın feryadı âlemi yıkarken, neden duymayız hissetmeyiz, çare işte karşımızda az tahammül hak olanın hak yolunda buluşmak bizin doğrumuz doğru olamaz, Yüceler yücesi Allah c.c. söylediği doğrudur diyerekten ona teslim olmaktır, bu çare öylesine çok çok pahalıda değildir, kendi dünya ahiret ve ömrümüz için çok güzel ve en doğru olan, bir yaşamdır mutluluktur.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

3 Mayıs 2016 Salı

Ne İle Belli Olur? İzi Nedir? Neden Önemlidir?

 
   İnsan olmak, ne ile belli olur? İnsan olmanın, belirtisi izi nedir? İnsan olmak, neden önemlidir? Bu sorular devam eder gider… İnsan olmak, gönlünde taşıdığı değerler ile insandır? İnsan olmanın izi belirtisi, insanlara yardımı ile gülümsemesi ile iz yapar , belli olur. İnsan olmak, insanların mutluluğu için çalışmakla önemlidir… Peki, bunlar neyle nasıl olur?
   İnsan, kul önce Âlemlerin Rabbine teslimiyetle kul insan olur, iman eder Müslüman olurken , mümin olmanın güzelliği merhameti ile önce insan olur. Gönlünde taşıdığı, Nur Kur’an Nur Resul iman ve merhametin izleri yansıması ile belli olur, devamın da Nur Kur’an ve Nur Resul ve imanın gereği olarak, insanların mutluluğu için çalış dediği o vazgeçilmez çalışmanın gereğini yerine getirerek, insan olmak önemlidir. Yoksa Müslüman ve Mümin olmayanlar bu âlemde olmazsa, mutluluk sevinç insanlık hayatın güzelliği yaşamanın değeri hiçbir zaman bilinemez ve yaşanılamazdı… Burada Müslüman ve mümin olmak derken, Müslüman İslam dininde olan, mümin olarak İman eden inanan ve iman ederek İslam’ın emri gereğince yaşayan ve yaşatan, insanların huzuru için çalışanlar diyerek belirli olması amacıyla kullandım. İnsan Müslümanım der Kelime-i şehadetle Müslüman olur ve iman etmenin gereğini yerine getirmezse, sadece kendisi ve ailesi için çalışır vs.vs.
   
Hiç nefsi ve dünya için çalışan bir Müslüman olmayanın veya Müslüman oldum derken imanını gereklerini yerine getirmeyenin, başkalarının mutluluğu için çalışacağını düşünebilir misiniz? Elbette ki hayır! İnsanlar aç iken, kasasında milyon dolarları olan birisinin çıkarıp kasasındaki ile zekât ve sadakasını hakkı ile vereceğini ve ihtiyacı olana vermesini veya verdiğini düşünebilir misiniz? Yine hayır! Peki, zengin olan refah lüks içinde yaşayan birisinin veya gayrı Müslim’in, insanlığın refahını düşüneceğine inanabilir misiniz? Ebetteki hayır…
   
Bu dünyada Müslüman ve mümin olanlardan başkasının insanlara değer verdiğini insanın mutluluğu ve refahı için çalışacağını ve onlara değer verdiğini Müslümanlardan başkasında göremezsiniz ve görmenizde hiç mümkün değildir olamazda zaten. Çünkü bizi ve âlemleri yaratan Yüce Allah, bu dünyayı ve içindeki her şeyi insan için yaratmış ve neler yapılması gerektiğini adaletli bir çizgi ile çizmiş ve onu kendisine inananlara, bu şerefi onuru kullarına, nurdan nur Peygamberi aracılığı ve indirdiği Kur’an ile anlatmıştır. Gerçi biz tam anlamı ile İslam’ı bilmeyen imanın güzelliğinden bi habersiz yaşayanlar, asrısaadetteki Müslümanlar gibi olamazsak ta, Elhamdülillah Müslümanız ve yüce Allah’a Nur Resule iman etmiş, şerefli onurlu insan gibi insanıziman ederek, her ne kadar aramızda hain nefis şeytan ile olan
   Müslümanlıktan haberi olmayan, ben Müslümanım diyen düşman fikirliler olmasına rağmen, elimizden dilimizden geldiğince Müslümanlığımızı az da olsa korumanın derdindeyiz Allah’a  bin şükür. İnsanı alarak en güzel değeri veren İslam, insanı tek başına değil bir bütün kardeşlik bağı ile bağlayan ölümsüz bir imanla İslam’ı yaşayan ölse bile yaşatan ve cenneti dünyada yaşa ve yaşat diyen, duygu düşünce ve hayatı tek başına değil önce diğer insanların huzurla yaşaması için çalış ve onlar huzurlu olursa sende huzurlu olursun diyen İslam ile yaşaması ile insan ve kul olur. Taşıdığı bu nurdan İslam’ın izi belli olur hayatında yaşantısında ve insanların huzuru refahı yaşatması ile bu önem belli olur ve her an her yerde taşıdığı bu nurdan İslam’ın nuru yüzünde konuşmasında adımlarında…Belli olur, asırlar geçse de unutulmaz ve gönüllerde hep yaşar, tıpkı Âlemlere Rahmet Nur Peygamber ve ashabı gibi asrısaadeti yaşatmış bu nadide nurdan nuru taşıyanlar hiç unutulur mu, haliyle unutulmaz ve yolları hiçbir zamana terk edilmez hep izleri takip edilerek peşlerinden gülümseyerek, gülümsemeleri takip edilerek gidilir…Yani dünya da insanlıkça mutluluk ahirette mutluluk için vicdanını İslamiyet iman limanına bağlamış Müslümanların müminlerin bu anlamda çalışması varsa, bu dünyada huzurlu ve mutlu yaşanılır, yoksa başka bir şekilde huzurlu mutlu yaşanılması mümkün değildir. 
   Bu geceki Mübarek Miraç gecemiz hayırlara vesile olmasın diler âleminin uyanışına vesile olmasını, Yüce Allah'tan diler, sizleri ve cümlemizi yüceler Yücesi Allah c.c. emanet ediyorum kardeşlerim, selam ve dua ile.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-
03-05-2016

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

2 Ocak 2016 Cumartesi

Müslüman da.



Müslüman İslam dini yaşarsa yaşamaz esaret
Yüce Rahmanı günde beş vakit eyle ziyaret
Sakın ola hiçbir kula eyleme sakın hakaret
Hakkı olanın hakkını ver ortalığa yayma hararet
Müslüman da İslam dini gereği her an vardır cesaret

Haram lokma ile sakın doldurma sen karnın
Haram lokma yiyenin olmaz var sanma yarının
Merhametli ol merhametle kullar arasında barın
Bugünün var ise bakarsın olmaz yarının
Müslüman da İslam dini gereği her an vardır merhamet

Müslüman iman ile yaşarsa yutmaz onu mahşer
Hayat bu merdivenler çıkılır yavaş yavaş birer ikişer
Kulun nasibi rızkı ne ise önüne o an düşer
Hor görme kulu o dur şaşar odur beşer
Müslüman da İslam dini gereği her an vardır keramet

Kulu Yüce Rahman üç öğün her an besler
Hayat der isen imtihanla içinde vardır dersler
Kul sende merhametli ol güç olmasın cümle işler
İman ile kâinatta kurulur yaşamak için tesisler
Müslüman da İslam dini gereği her an vardır cesaret

Kul Mehmet’im iman ile yaşamak geleceğimiz
Birbirimizi sevmek ibadet etmek görevimiz
Müslüman İslam ile her an odur yüreği tertemiz
İman ile kâinatta kurulur yaşamak için tesisler
Müslüman da İslam dini gereği her an vardır basiret
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-








18 Aralık 2015 Cuma

Hayatın Mutluluk Dolu Şifreleri Sabır'ın İçinde.


Yaşarken kendimizde kaçmak, kapılarımızı kapatmak, gökdelen gibi yüreğimizin umman deryasını görmeden kaybolmak, içten bizi yok eden samimi olmayan benliğimiz sesini dinleyerek kaybolmak, iç dünyanın bahçesinde yolculuğa çıkmadan bahçesindeki çiçekleri koklamadan hissizler korosuna katılarak içinde kaybolmak, benliğin peşinde koşmak, hayat insanlara sırtını dönerek her şeyi kaybetmenin peşinde koşmak, nedense insanoğluna hep cazip gelmiştir.

Ruhun içindeki güller kokan yolunu terk ederek, dikenlerle pisliklerle dolu kendini önemsemeyen hiç bir değeri olmadığını bilen insanların dalkavukların peşinde koşması çok acı ve elem dolu ve insanlık için utanç verici bir durum ve yaşantı. Kendi aydınlığında yürümeden, karanlığı gösteren insanların ardında yürüyerek hem yarınlarını hem de yarınları karanlığa boğmaya koşmaları ve yolun sonunda gerçeği görmeleri ve uçurumun dibine atılmaları bu gerçeği değiştirmemektedir. Yok oluş... Var oluş... Kör niyet ve körlük... İyi niyet ve gülümseyen yarınlar... Nedense hep seçilen kör niyet ve karanlık oluyor ve tarihi okumaktan aciz biz insanlar, hala o karanlığa koşmaktan zevk alıyor ve yok olmanın ıstırabında yok oluyoruz. İçimizdeki kuyulara düşerek az çekilen çile ile Yusuf misali imtihanla mısıra sultan olmaktan vaaz geçerek köle olmayı seçiyoruz, az sabrın koltuğunda oturmak yerine, zalim karanlık gönüllü insanların işkence dolu koltuğuna gözümüzü kırpmadan oturuyoruz!

Önümüzde hayatın mutluluk dolu şifreleri sabrın içinde gizli iken, atılan bir kaç adımda o şifrelere kavuşmak yerine, sırtımızı dönerek bir anlık karanlıkta kalmaktan kaçarak bir ömür boyu karanlığa koşuyoruz. Aslında sabırla, o karanlığı döşek olarak üzerinde uyuma ile karanlığı yok eden güneş üzerimize doğacak ama biz o güneşte den korkarak, esaret altında neden niçin koştuğunun cevabını vermekten uzak, kör hisleri ile esir aldığı vahşetle dolu karanlığa koşmaktan bir an olsun geri kalmıyoruz.


Allah nur Kuranda ve Resulü ile bize bildirdiği İslam'a sarılmadan onun yolunu izlemeden dik duruşu gerçekleştirmediğimiz için hala sürünmekte, hala yaralara derman ve merhem olamamaktayız. Cahillerin ihtişamlı dünya hayatına kapılarak-Onların cehennem hayatını görmezden gelerek- onların utancının peşinde gitmesi dünya ve ahretimizi yok etmekten başka bize hiç bir yararı olmayacaktır. Bunu idrak edene kadar, hala kendimizi hislerimizi yarınlarımız uzaktan yok olmaya devam edeceğiz. Rabbim uyanmayı bizler nasip etsin, İslam yolunda İslam'ın istediklerini yaparak dirilişle dünya ve ahireti kazananlardan eylesin. Selam ve dua ile kardeşim.
Mehmet Aluç



23 Mart 2014 Pazar

Rahman Sorarsa Nasıl Cevap Verilir


Yaşanılması gereken ne varsa yaşanılır kaderde
Yaşarken çare aranır her derde
Yüce Allah bizimledir her yerde
Yaşarken düşünmeli mahşeride
Unutmamalı insanın bir ayağı yerde
Bir ayağında toprağa bastığı yerde
Dini yaşamalı tefekkürle teslimiyetle
İslam’ı anlatmalı dilin
Mutlulukla gülsün her daim gülün
Dualar için hep açılmalı elin
Rahmana yaklaşmak içinde gelin
Harama da uzanmasın elin
Telli duvaklı olsun mutlu olsun gelin
Yalan katmamalı her söze güzelliğe dilin
Harama uçkura yönelmesin sağlam olsun belin
Günahı tövbe ile delin
Rahmana Gül kokulu Resule koşarak gelin
Aşkla gönüller bakar öze
Harama bakmasın söyle göze
O zaman çıkarsın belki düze
İlkbahardan sonra yaklaşılır güze
Sürme ne güzel yakışıyor göze
Nefis şeytan düşmandır bize
Bizler her zaman lazımız biz bize
Gönüller iman ile kalsın her dem taze
Ruhu satmayalım şeytana satarsak oluruz kepaze
Rahman sorarsa hesap günü dünyada ne yaptın
Beni unuttun da hangi yollara saptın
Gece gündüz iyiliği unuttun kötülükle yattın
Sana verdiğim ömre ne kattın
Sen benim yanımda candın
Nefsine şeytana neden kandın
Verdiğim nimetlere neden Şükür’ü katmadın
Beni ve Resulümü neden hiç anmadın
Geceye gündüze yaza kışa bakarak neden ölümü hatırlamadın
Ölüm içinde neden hazırlık yapmadın
Neden emirlerime kulak asmadın
Kalbine de imanı neden katmadın
Mazlumlara neden kucak açmadın
Şeytan ve nefsine uyarak hep benden neden kaçtın
Bana gelmen için gününe gün ekledim ayıkmadın
Yangın alevlere düştün bekledim gelmedin bak işte yandın
Nefsine neden hemen kandın
Şimdi söyle hangi hüküm verilsin
Demedim mi kulum şeytana nefsine uyma peşinden gitme
Dillerin lal olamadı her şeyi çekmedin sineye
Dünya genişti gönlün neden dardı
Kin nefret tüm ruhunu neden sardı
Kışın başına yağan hep kardı
Dilinde düşüncen neden hep oldu bomboş lakırtı
Neden hep kucakladın namerdi
Beni unutmak için gayen hangi çıkardı
Mazlumları hep ağlattın durdun
Neden acılarla yürekleri doldurdun
Gül bahçesindeki mazlumları niçin soldurdun
Bak mazide kaldı o gencecik yılların
Sevgi ile neden hiç açılmadı kolların
Nedir yüreğinde kin ile yanar harın
Sana demediler mi ölüm ha bugün ha yarın
Neden bana dönmedi yolların
Bak hep nefretle soldurdun teni
Merhameti yüklemedin bedenine yükledin kini nefreti
Arayıp ta hiç bulmadın beni
Masumları demedim mi incitme unutmada beni
Gönlünü de sokma önüne geleni gideni
Bir gün demedin ki Rabbim bana
Şimdi karşımda titrersin yana yana
Peşinde koştukların işi bitince artık bakmaz ki sana
Etrafında yoklar baksana
Hep ortalığı karıştırdın çıkartın tantana
Bir imanlı kulumla yürümedin ki hiç yan yana
Dirlik vermedin kin kustun hep kana kana
Hep koştun bir o yana bir bu yana
Hiç nedense koşmadın ben ile Resulümden yana
O kadar dert verdim uslanmadın şimdi ne söyleyeyim sana
Kazandıkların hep çöl ve kurak
Hep kaçtın benden Resulümden güzelliklerden uzak
Şimdi dersinki Rabbim artık beni bırak
Seni dünyada tek başına bıraktım şimdi kaçamazsın ırak
Benim emrim olmadan kıpırdamaz ki bir yaprak
Dünyada acımadın ki neden beklersin acıma kendini acındırarak
Sana Resulüm demedi mi kavgayı bırak
Yetimlere masumlara bağırdın anırarak
Neden onlarla konuşmadın sesini alçaltarak
Niyetin az belli olsaydı berrak
Hiç düşünmedin edemedin ki idrak
Hiç sallamadın barış için bayrak
Ne olurdu dünyada bir tebessüm bıraksaydın
Ne olurdu bir yetimin başını okşasaydın
Merhametle gülümseseydin
Bülbül gibi yârin bahçesinde ötseydin
Günde beş vakit secdede miraçla yanıma çıksaydın
Günaha dalmış olsan da bir gün tövbe ile kapımı çalsaydın
Hiç olmazsa cumadan cumaya benimle Müslümanlarla beraber olsaydın
Şeytanı bırakıp zalimlerin yanında olmasaydın
Keşke bana hiç şirk koşmasaydın
Yetimi güldürüp semada meleklerle yarışsaydın
Şimdi ettiğini çekeceksin sana gün aydın
Bundan sonrası sana kapkaranlık keşke bir defa gönülden beni ansaydın
Kötülüklerin içine azda olsa güzellikle gülümseme katsaydın
Diye sorarsa Rahman ne derim

Mehmet Aluç

28 Şubat 2014 Cuma

YÜCE ALLAH’IN(C.C.) HEP KULU KAZANSIN İSTER



Yüce Allah’ın(C.C.) Lütfü keremi sonsuzdur
Hep kulu kazansın ister zamanla
Baharlar gibi solmasın değişmeyen yükselen oranla
Ağacın dalları gibi hep yeşersin heyecanla
Meyveleri hiç bitmesin ister düzgün planla
Telaşsız tasasız çiçekler gibi açmasını
Farklı olmasını ister Rahman
Vermek ile sen azalır sanırsın zamanla
Ama verme ile çoğalır bilemezsin dokunarak anla
Örneğin sadaka verirsin gönlünden
Sadaka belaları def eder erkenden
Defi bela kabilinden
Sadakayı verirsin amel defterine sevap yazılır
Hem de belalardan kurtulursun kendiliğinden
Bir işlemle iki kuş yakalamış olursun önden
Örneğin zekât verirsin gönülden can evinden
Zekâtla kazancının şükrü için dua türünden
Fakirin hakkını verirsin
Yüzünü güldürürsün
Kelimeler mecalsiz kalır görürsün
Bol bolda sevap kazanırsın derinden
En güzelinden
Helalinden
Zihnine karabasanlar gördüren şeytan verme dese de ver
Tıpkı oynaşına inanan avrat ersiz kalır gibi
Şeytanın seninle oynamasına izin verme
Hak olan Rahman sever sen ver
Verince Yüce Rahman senden hoşnut kalır
Gül kokulu Resul gülümser
Mesela gönlünde muhtaç olana yardım etmeyi geçirirsin
Ama imkânın olmaz yapamazsın üzülürsün
Yüreğini kara bulutlar sarar
Ama yapamazsın o iyiliği üzülürsün zordur karar
Ama yüce Allah(C.C.)senin gönül güzelliğini bilir anlar
O güzelliği yapmışsın gibi sana sevabını bol bol verir
Gönlünde birisine kötülük yapmak istersin
Şeytan karabasanları yaşatır sana bilmezsin
Sonra o kötülüğü yapmaktan vaz geçersin
Anlarsın kötü olduğunu idrak edersin
Yüce Allah(c.c.)senin niyetini bilir
Bu kötü düşüncenden dolayı günah yazmaz
O kötülüğün suda erimiş gibi erir
Kul iyice azmayınca kul Rahman yazmaz
Bekler kulun tövbe etmesini
Açmaz kötülüğünü kulun yüzüne
Kuludur güzeldir dokunulmazdır bekler
Dedim ya Yüce Allah’ın Lütfü keremi sonsuzdur
Hep kulu kazansın ister
Hep kulu kazansın ister zamanla
Baharlar gibi solmasın değişmeyen oranla
Ağacın dalları gibi hep yeşersin heyecanla
Meyveleri hiç bitmesin ister düzgün planla
Telaşsız tasasız çiçekler gibi açmasını
Farklı olmasını ister Rahman
İkisi arasındaki farkı görebildin mi
İdrak edebildin mi
İnceliği güzelliği görebildin mi
Nefsin kötü düşüncelerinde uzak durmanın güzelliği
Güzelliği hissetmek yaşamak
Yaşattırmak
Düşünceler uysun güzelliğe
Güzellik uysun düşüncene
Güzellik dururken
Çirkinlikten uzaklaşmak
Güzelliğe yaklaşmak
Zamana maddiyata köle olmamanın güzelliği
Vermenin güzelliği
Güzel düşünmenin mükâfatı
Kalpte yenilginin acısını hissettirmeyen
Yüce Rahmanın kuluna olan merhametini gör
Hisset anla
Mehmet Aluç

31 Aralık 2013 Salı

RABBİM SENİNLE OLMAK


RABBİM SENİNLE OLMAK
Yüce Allah’ım
Her zaman ve her anda
Seni düşünmek seninle olmak
Muhteşem eşsiz bir güzellik
Karanlık gönlüme hayatıma ışıktan nurlar saçan
Merhameti ile kucaklayan sensin Rabbim
Karanlık gecede içeriye süzülen ışık nurla odama yüreğime
Ömrüme zamanıma anıma zamanıma dolan çaresin ömrüme
Seninle olunca hayat gülümsüyor
Sıkıntılar kederler yok oluyor
Karanlık düşünceleri izan ile tefekkürle yol açan
Çözümsüzlüğe çözüm sunan
sensin Rabbim
Kırda açan çiçekte yapraklarda
Her yerde her an senin lütfün keremin hikmetin
Hükmün tecelli ediyor görünüyor
Ruhlara hayata ömre düşünceler tatlı esen iman rüzgârı ile
Nefes aldıransın
Gülmeyen yüzleri güldürensin
Bu dünyada veya ahiret’te, hesaba çekensin
Seninle kâinat gülüyor
Sensiz her şey ağlıyor
Faydasız düşünmek faydasız olduğunu hissettirensin
Çıkmazlara Kuran gül kokulu Resul ile çıkan sokalar açansın 
Rabbim seninle olmak seni düşünmek
Secdede seninle olmak en güzeli en değerlisi en sonsuzu
Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç