Bu Blogda Ara

Yine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2016 Pazar

Bunun Başka Bir İzahı Yok


 aşksız kalmanın izahı yok ile ilgili görsel sonucu
Yıkıyorum yine yarınsız düşleri zor bela
Sen yanımda yoksun bırakıyorum kendimi
Beni bilinmezliğe götüren yollara
Bu yollar ya beni bitirecek ya da sana ulaştıracak
Bunun başka bir izahı yok

Bir canım var tek başına yaşanılmayan
Ümitlerim var paylaşılmadan ümit olmayan yarınsız
Anım zamanım var mı yok mu belirsiz
Sensiz düşlerim yarınlarım kimsesiz küskün
Bu yollar ya beni bitirecek ya da sana ulaştıracak
Bunun başka bir izahı yok

İsyan ediyor bana tüm duygularım
Anlarım zamanlarım bom boş değersiz
Gözlerimde bakışlarım zehirden bir ok yüreğime saplanan
Her ahımda sensizlik yıkan bir balyoz darbesi
Bu yollar ya beni bitirecek ya da sana ulaştıracak
Bunun başka bir izahı yok

Bu canı tek başına yaşarsam benim olmaz
Mutluluk tek başına gelip gönlüme konmaz sarmaz ağlar
Kaybettim kendimi gülüşlerimi sensiz kayıp oldum
İçmek istiyorum avuçlarında aşkı yudum yudum anında
Bu yollar ya beni bitirecek ya da sana ulaştıracak
Bunun başka bir izahı yok

Meçhule yürümek bir ıstırap cehennem
Yok, olanı bulmak bu dünyada bilinmeze koşmak
Gönülden sarılmak mutlulukla baharları yaşamak var olmak gönlünde
Ararım işte gündüz gece ben seni kendimi
Bu yollar ya beni bitirecek ya da sana ulaştıracak
Bunun başka bir izahı yok

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

2 Temmuz 2016 Cumartesi

Gurbette Yine Geliyor Bayram


 
Gurbette yine geliyor bayram
Boş kapıyı eyle artık sen seyran
Kapıyı çalan olur mu bu bayram
Gurbette şehirde böyledir bayram
 
Büyük şehirde gurbette herkes kaçar bir yana
Tatil için harcanır onca para yana yana
Bayramda bir can dokunur mu bu cana
Gurbette şehirde böyledir bayram
 
Bekle ey kul birisi çıksın meydana
Bu bayramda da kimse gelmez diyorum sana
Sen insanlık derdine yan yana yana
Gurbette şehirde böyledir bayram
 
Her bayramda böyledir günümüz
Birkaç dost aramazsa yalnız geçecek ömrümüz
Açarken gönüllerde kurudu neden gülümüz
Gurbette şehirde böyledir bayram
 
Çocukluğum da mahallemiz şen neşeli nur yağardı
Komşuluk vardı her komşu ziyaret edilirdi
Akrabalar gelir onlara gidilirdi
Mahallemizde cennet gibiydi her bayram
 
Yeni elbiselerimiz olmazsa da bayram güzeldi
Bir yeni lastik ayakkabı ile herkes gezerdi
Herkes arefe günü mahalle için ekmek pişirirdi
Mahallemizde cennet gibiydi her bayram
 
Biz çocuklar için hazırlanırdı harçlık
Onu sevinçle verirlerdi olsa da yokluk
Olan olmayana verirdi işte buydu bolluk
Mahallemizde cennet gibiydi her bayram
 
Kul Mehmet halimiz böyledir söyleyeyim
Başım alıp hangi diyar illere gideyim
Çare arayıp bulmak var iken nasıl gideyim
Gurbette daha güzel bayramlar olacak biliyorum
O günleri ben görmezsem de görecekler var biliyorum
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

7 Haziran 2016 Salı

Yine Mübarek Ramazan Şen Geldi İnşallah Üzgün Gitmez Yine…

                 
   Hiç düşündük mü veya kontrol ettik mi acaba, gönlümüzün hilali acaba hangi topraklarda kimin için doğuyor? Doğarken doğduğu yer bu doğmayı hak ediyor mu? Yoksa öylesine bir gereksiz ışık olsun diye mi doğuyor acaba? Gönlümüzün hilali karanlıkta kalan kardeşliğimizi aydınlatmak için, kaybolan özümüzü, karanlık gölgede bıraktığımız imanımızı aydınlatmak için, yitirdiğimiz ümmet bilincini tekrar hatırlatmak için doğmalı.  Kudüs de Müslümanlar zulüm altında inlerken, aya Sofya’yı müzeye çevirerek gerçek kimliğinden uzaklaşır feryat ederken, dünyanın her karış toprağında Müslümanlar zulümle inim inim inlerken, acaba gönlümüzün hilali Ramazan hilali ile neden doğmadan karanlıklara batıyor? Korkumuz ölüm mü, ölümden korkulur mu? Ölüm yeniden Hakkın gür sesi NURU ile diriliş değil mi? Zulüm ölümden daha ağır değil mi? O halde yeniden diriliş için neden gönlümüzdeki hilal etrafımızı aydınlatmak için doğmuyor? Zaten ölümü hak etmiş vakti gelmiş ise zaten öleceğiz! Allah C.C. dan korkmayan kul kendi nefsi dünyalık çıkarı için rezilliğe ses çıkarmayacaksa yaşasa ne olur ölse ne olur, gönlü olsa ne olur varlığı olsa ne olur?
 
   Ramazan ki, şuur için birlik beraberlik halden anlama izan idrak sahibi olmamız için her yıl on gün erken gelip bizi kontrol eder, biz hala eski rezilliğimizle boş gönlümüzle, batan gönül hilalimizle aynı şekilde karşılarken, inanın üzgün gidiyor, masum insanların kanı akarken, İslam’ın imanın gür sesi ile sesini çıkarmadan koyun gibi meleyen bizleri gördükçe, geldiğine pişman oluyor… Hayatımızın yarısını ayakta uyuyarak, diğer yarısını da uyutularak yaşıyoruz Nurlar içinde yatsın Üstat Necip Fazılın dediği gibi. Yine bir sözünde: Her kahkaha attığında Allah’a şükür etmiyorsun, neden her ağladığında yüce Allah c.c. kızıyorsun? İşte her Ramazan da mübarek Ramazan acılarımızı sarmamız için şefkati merhameti ile gelir sarar ama nedense o gittiğinde, bu sefer daha çok yaralar açarız edepsizce utanmadan ya da yara açanlara ses çıkarmayız!  Öküzün trene baktığı gibi bakar ses çıkarmayız, yine Mübarek Ramazan şen gelir üzgün gider, her yıl acaba değiştiler mi diye on gün erken yine koşarak nuruyla gelir, heyhat bizde hala bir adım atacak imanın dermanı kudreti varken, imanımız gölgede sakladığımız için adım atamadığımız görür, üzgün mahzun kalır ve bize küskün gider!Bakar ki hala hak ile batılın çizgisi çekilmemiş bilinmemiş,  izler birbirine karışmış,pişmanlık içinde sessizce çeker gider...
 
   Her sene bunları hatırlatmaktan usanmayan Mübarek ramazan bize bunları, biz hala hatırımızda tutmayı beceremedik, hala gittiği o gün her şeyi unutarak kendimizi kaybederek insanlığı insanlığımızı kaybediyoruz. Bu davranış modeli de farkında iseniz İslam’a ve hak peygamber Muhammed Mustafa s.a.v ümmetine de uymuyor, hatta hiç yanından bir geçmiyor öylesine nefsi şeytani bir model ile yaşıyoruz ki, hala bunun bile farkına varmaktan aciz kullarız! Oysaki bu acımızı her an her saniye yaşayarak düzeltmenin sancısı ile olmamız gerekirken, biz hala boş olan dünyayı güzelliklerle doldurtmaktan uzak, nefsin şeytanın batılı zalim düşmanların peşinde bir çıkar sağlayabilir miyiz telaşında yok olup gidiyoruz. Rabbim kendimizi nefsimizi dünyamızı imanla değiştirenlerden eylesin, Mübarek Ramazan ayı nuruyla hanenize gönlünüze doğsun mübarek olsun kardeşlerim. Selam ve dua ile.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

28 Mayıs 2016 Cumartesi

Ahtini Unutma


kaçıp gitsen de çine ecel gelecek yine
doğarken sen sözleşme yaptın ölürüm diye
sözleşmeyi unutma gelirde bulur yine
bu ahtini unutma dikkat et sen kendine

ölüm ölüm değildir sonsuz hayata varış
imanla amel varsa varlığınla bir yarış
Yüce Rahman önünde bir mutluluk yalvarış
bu ahtini unutma dikkat et sen kendine

yaptığın her iyilik senin için numune
Yüce Rahman var iken şeytanla gezmek niye
Yüce Rahmanın emri var yaşama keyfine
bu ahtini unutma dikkat et sen kendine

Yüce Rahman izniyle nurla dolar her hane
sen yönünü dönsene Alemlerin Rabbine
o zaman nurlar doğar gönlüne tane tane
bu ahtini unutma dikkat et sen kendine

bu hayat değildirki bir destan okuyasın
bu hayatı kendine göre yaşayamazsın
Rahman izin vermezse bir adım atamazsın
bu ahtini unutma dikkat et sen kendine

kul mehmet'im olmalı kulda imanlı vicdan
ahiret aleminde kurulur yüce mizan
adalet terazisi vardır tartılır vicdan
bu ahtini unutma dikkat et sen kendine
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

7 Mart 2016 Pazartesi

Ah Bu Kadınlarımıza Şiddeti Sunan Erkekliğimiz

Bugün yine gözlerimiz yaşlı kutlarken kadınlar gününü
  Bugün yarın toprağa verdik o gülümseyen gülüşler sunan kadınlarımızın üçünü beşini…



Kaç gece gözyaşı döktün gizli gizli ömründen
Hiçbir şey kaybetmedin o sımsıcak gülüşünden
Hala şiddette görsen sararsın yine sevginden
Aşk sunarsın erkeğe cennet kokan gülüşünle
Sana şiddeti yaşatan bindiği dalı edepsizce keser
Ah bu şiddeti sunan erkekliğimiz aşkı sunsaydı

Boşa gider mi ailen toplum için uğraşların
Misler gibi kokar süpürge ettiğin o saçların
Cennetten bir bakış sunar o gül bakışların
Sana şiddeti yaşatan bindiği dalı edepsizce keser
Ah bu şiddeti sunan erkekliğimiz aşkı sunsaydı

Kadınım sende aşkı görür meyhanelere düşer
Sevgini sunarsın o utanmaza anlamaz sana sunar şer
Nefreti ile sana kan sunanda kalmasın fer
Sen kadınsın ağlasan bile gözlerin gülümser
Sana şiddeti yaşatan bindiği dalı edepsizce keser
Ah bu şiddeti sunan erkekliğimiz aşkı sunsaydı

Ah o şiddet uygulayanın edepsiz üçü beşi
İnsanlıktan çıkmış yüreğinde yanar nefret ateşi
Yüreğinde yaktırdı utanmadan kor alevden ateşi
Gözlerimde senden fazla yaş aktı doğmasın güneşi
Sana şiddeti yaşatan bindiği dalı edepsizce keser
Ah bu şiddeti sunan erkekliğimiz aşkı sunsaydı

Gülümseyerek koştun gönlünü verdin geldin
Bembeyaz gelinliğini o şiddet yanlısı kara eyledi gitmedin
Gençliğini verdin a utanmaz yüzünü kan eyledi izledi
Çekti gitti nerede sabah orada akşam etti geldi gülmedi
Açık alınla geldin açık alnınla giderken gitme kal demedi
Ah bu şiddeti sunan erkekliğimiz aşkı sunsaydı

Kul Mehmet’im ne söylersen söyle kadına şiddet bitmiyor
Mutlu mesut günler neden gitti gönüllerde gelmiyor
Gülümseyerek gelen nur yüzlü kadınlarımız neden gülmüyor
Üzerimizde kadınlarımızın hakkı hiç bitmiyor
Cennet onların ayakları altında neden kimse bilmiyor
O kadar şiddete rağmen az gülümsersen hiç gitmiyor
Sana şiddeti yaşatan bindiği dalı edepsizce keser
Ah bu şiddeti sunan erkekliğimiz aşkı sunsaydı
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



2 Kasım 2015 Pazartesi

Yine Türkiye'm Kazandı...



Yine Türkiye'm kazandı
Başarı için gerekir İstikrar
Sabırla beklemek gerekir budur karar
Mutluluğa varmak için vermeli karar
İstikrar
Karar
Kar ile
Yine Türkiye'm kazandı
Eridi nefret
Buhar oldu uçtu paralel
Hayırcı olana denildi hayır
Az evet diyen az yükseldi biraz
Ekonomik alanda faydalı olmak
Dengeli bir şekilde
Büyümek ilerletmek için
Yine Türkiye'm kazandı
 Ülkede istikrar kazansın dedik
Güven kazansın istedik
Birlik, beraberlik büyüsün diye bekledik
Kardeşlik kazansın rüyası ile yattık istedik
Türkiye'miz kazansın diledik
Yine Türkiye'm kazandı
Bir pırlantadır Türkiye'm
Pırlantadır insanım sağduyulu olursa
Dünya oldu Türkiye hayranı
Nefretle karışmadı ayranı
İstikrarla sürecek devranı
Gönülleri oldu Rahmani
Yolunu kestik buhranın
Yıkıldı perişanlıkla nefretle koşanın
Olduk sanki nefret müptelası
Herkes oldu canlar belası
Şimdi olduk canların canı
Sevda ile akar kanı
Kardeşlik huzurla bağlandı
Kiminin aklı başına geldi ağladı
Nefret karanlık yolu ışıkla aydınlandı
Yine Türkiye'm kazandı
Hayırlı olsun
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



1 Eylül 2015 Salı

İlham Yine Felsefe Tarafından Esti Geldi.

     
    

Bugünlerde felsefi düşünüyorum a dostlar bilmem neden
Rüzgar hep o yönden esiyor kafamda kel biraz hissediyorum hemen
İlham o yönden geliyor gelme diyemem açtım kapıyı aldım içeriye
İnsanlık tarihine bakıldığında güya insanlar kendi düşünceleri ile
Politik ve düşüncesel anlamda patlama yapmıştır deniliyor
Doğru Hitler, Mussolini ve diğerleri atom bombası ile çok güzel
Patlama yakalamışlar insanların hayatı ve mutsuzluğu adına
Güya efendim bilmem hangi filozof kendi fikri ile
İnsan hakları alanında çok büyük yaklaşımlarda bulunmuş
Kölelik gibimi teni siyah olduğu için insanlık dışı muameleye maruz kalanları
Görmeyen hissetmeyen dinden imandan yoksun düşünceyi
Taşıyanlar mı o batının filozoflar mı?
Ülkeme saldırarak kendisinin olmayanı sahiplenerek
Çanakkale de hezimet uğrayanların fikrini taşıyan filozoflar mı?
Bugün Filistin de Suriye'de doğu Türkistan da yaşananları görmeyen
Kör gözlü filozof veya düşünce sistemimi
Güldürmeyin beni
Hiç güleceğim yok
Birazda karnım tok
Sizin için dünyadan ötesi yok
Yabani stok avcıları
Avrat pazarında avrat alarak tecavüz edenler
Osmanlıya ecdadıma harem kurarak gününü
Gün ettiğini dizilerde yalan dolan yazanlar mı?
Ecdadım hangi güne evinde koltuğunda rahat oturdu
Feryat ve zulüm eden o kendini filozof sana kılıksızların
Zulmü altına inleyenlere yardıma koşmaktan
Ne zaman koltuğunda rahat oturdu
Güldürtmeyin beni
Her zaman balans ayarı ile ayar yapılanlar
Çamura saplanarak yeniden doğrulmadan
Pisliğe batanlar
Sorular için mi felsefe
Felsefe için mi soru
Sorumsuzluk için mi felsefe yaptılar bilinmez
Yaptıkları ortada görmedim de denilmez.
İşte felsefe veya düşünce akımı
Birleştirici felsefe veya düşünce der isen gönül adamı dersen
Ahmet Yesevi'miz
Mevlana'mız gönül dostu düşüncesi ile gönülleri saran
Yunus Emre'miz
Hacı Bektaşi velimiz
Pir Sultan abdalımız ve diğerleri
Eline değil yanına yaklaşarak hava alamazsınız

Mehmet Aluç

30 Ağustos 2015 Pazar

Bugün Yine Sensizliğin Hıçkırık Günüydü

   
                                    
Bugün yine sensizliğin hıçkırık günüydü, gerçi her gün sensiz hıçkırıkla geçirdiğim, sensizliğin hasret yüklü kahır dolu gününü yaşıyorum, seni kendi ellerimle toprağa verdiğim o günden beri, yaşadığım hıçkırıklarla geçmeyen, yüreğime bir hançer gibi saplanan günlerden hiç farkı yok... Gökyüzünün rengi, hayatın tadı, nefes aldığım havanın kokusu gidişinle değişti gitti, her şeyin kapkaranlık bir gölgeden farkı kalmadı... Yüreğimin derinliklerinde gülümsemen de olmazsa ben nasıl yaşarım, nasıl senin yanına beni götürecek olan son yolcuyu Azrail beklerim bilemiyorum... İyi ki benim yerimde değilsin, böylesine hasreti yaşamanı hiç istemezdim, gül yüzlüm...


Sahilde el ele gezerken bizimle olan martılar şimdi mezarının üstünde geziniyorlar,ben geldiğimde mezarının başına omzuma konarak uykuda olan seni uyandırma mı istiyorlar,yine gülümseyerek yan yana yürüyerek onlara el sallayarak gülümsememizi istiyorlar sanki nur tanem...Bekle beni bende yakında yanına geleceğim,sımsıcak yüreğimde sen soğumadan geleceğim,yine el ele,omuz omuza sonsuz yarınlara yürüyeceğiz gül kokulum...

Mehmet Aluç

5 Temmuz 2015 Pazar

Yine Sensin Gönül Kaptanım




Yine Sensin Gönül Kaptanım

Bak işte doğan güneş senin gülüşünle beraber gönlüme doğuyor, seni sevmeye izin geren gönül güzelliğin içi güneş ile ısıtıyor, sanki yeniden hayat veriyor bu ruhuma bir tanem...

Gönlümde aşkın filizlerini açtıran gülüşüne hayranım, gönül bahçemde mutlulukla yürümene de hayranım, bakmana da salınarak yürümene de, dilinde dökülen aşk sözcükleri heceleri yarınıma ışık umut olurken, seni kollarımda sarmak, dünyanın hazinelerine değer bir tanem...

Gönlüme aşk elbisesini giydiren sen, beni deliler gibi seven sen, mecnun gibi sevmeme izin veren yine sen, ayrılığın kapısını ömrümün suratına kapatan yine sensin nur tanem...

Ömrümün rotası şaştığı anda, yolunu kaybettiği anda, usta bir kaptan gibi, ömrümün rotasını aşk limanına götüren sen usta bir kaptan, ömrüme rota çizen gönül gemimin yönünü çizen sen usta bir seven, aşk ve sevda denizinde beni mutluluk gemisinde yolculuk ettiren yine sensin gönül kaptanım...

Kederler uğramasın saçının bir teline
Hasret uğramasın gözyaşı ile gözüne
Ayrılık çalmasın kapını nur tanem
Ben yanayım derdine kederine sen yanma
Sen sadece sev beni
Ben kederin hasretin ayrılığın yolunda beklerim
Senin kapına uğramasın diye nur tanem
Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Bir Haziran Akşamında




Yine yoksun bir haziran akşamında
İçeride üşüyen yine ben yokluğunda
İçeride yine yalnız ağlayan yine ben
Haziran akşamında yanımda olmayan yine sen
Yüreğimde tufanlar kopuyor
Yine yoksun kollarımda
Yine sensiz karanlık akşamlardayım
İçeride yine yalnız ağlayan yine ben
Haziran akşamında yanımda olmayan yine sen
Koparıyor beni sensizlik
Kor alevler senden, yakıyor sessizlik
Mevsimlerde geçse
Ömürde bitse
Hazan yağmurlarda yağsa
Yüreğimde bitmeyen yine sen
İçeride yine yalnız ağlayan yine ben
 Haziran akşamında yanımda olmayan yine sen
Kırık dökük anıların arasındayım
Viran olmuş düşlerin kucağındayım
Yine sensiz karanlık gecelerin karanlığındayım
Sana varmayan sokakların bulunmayan çıkmazındayım
Uyutmuyor yine sensizliğin sancısı
İçeride yine yalnız ağlayan yine ben
 Haziran akşamında yanımda olmayan yine sen
Gel kurtar beni
Sana varmayan sokakların bulunmaz çıkmazında
Uyut beni dizlerinde
Bitsin sancılarım
Sil gözyaşlarımı ellerinle
Öp dudağımdan sessizce
İçeride seninle gülen ben olayım
Bir haziran akşamında yanımda yine sen ol
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

Yine Ben Sevdim Yine Ben Kaybettim



Döndüm ağladım baktım ağladım
Arkandan sen giderken yüreğimi parçaladım
Sevdim sonunda terk edip gittin
 Demek ki ben boşuna ağladım
Yine ben sevdim yine ben kaybettim

Çektiğim çileler boşuna gitti
Gecemi gündüzüme kattığım
Yolunu günlerce aç susuz beklediğim
Gözyaşı döktüğüm geceler heba oldu gitti
Yine ben sevdim yine ben kaybettim

Gecem gündüzüm karardı boşuna
Ağrımayan başın ağrıdı ne uğruna
Ağarmayan saçım ağardı kim uğruna
Gözyaşı döktüğüm geceler heba oldu gitti
Yine ben sevdim yine ben kaybettim

Gidenin tutulmayacağını
Sevmeyeni sevilmeyeceğini
Gülümsemeyene gülümsenilmediğini
Saçlarım ağardıktan
Gözlerimde yaşlar bittikten
Gecem gündüzüm bittikten sonra öğrendim
Yine ben sevdim yine ben kaybettim

Kul Mehmet'im bırak rahat olmayan uykuları
Bırak vefasız gönüllerin vefasız aşklarını
Başka baharların peşinde koş yaşa yeni aşkları
Sen seni seveni sevme seni sevmeyeni
O zaman ben sevdim ben kaybettim demezsin

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)




8 Haziran 2015 Pazartesi

Olsun Biz Yokuşu Tırmanırız Yine Merhametle



Hayatın, mutluluğun dönen dişlisi döner iken bilinmez nefret ile olan eller kırar birer birer, anlaşılmaz bu nefret kin neden? Dönen mutluluğun çarkı bizim için dönüyor sarıyordu. Ağlayan gönüllerin gözyaşı merhamet ile siliniyordu, şimdi ağlamayı bilmeyen, hep ağlatan ne bilir gözyaşı silmeyi, bana bunu anlatacak biri çıkar mı acaba? Elinde bela koşar gelir, neden o belanın çoğalmasına yardım edilir nefret kin uğruna? O nefret kin karşındakine de, seni getirdiğin nefret kin seni sarmayacak mı? Hayat bu bilmeyenlerin elinde harap olan, şenlenen gönüllerin bir anlığına karanlığa gömen bir zihniyet? Hayır  keşke nefret kusan ile beraber olunmazsa kan kusana hoş geldin diye sırıtılmazsa, başa gelen çekilir ilahî takdir denilir, ama gel gör ki bile bile belaya ev sahipliği yapmak, bunun anlaşılır izah edilir bir tarafı yoktur. Ellere kan bulaştı nasıl temizlenecek? Ağlayan annelerin yetim kalan çocuklarımızın göz yaşına nasıl biber sürersiniz?

Önemli değil insanların maskeleri göründü, olsun biz yokuşu tırmanır tekrar merhametli olanla yokuş aşağı ineriz, kavuşuruz karanlıktan gün ışığına lakin öyle değil heba olan emekler, giden paralar hizmetlerin göz ardı edilmesi, sapan taşlarına takılmış bombalar nefretlerin gölgesinde yaşamak zor! Bu Nefret ile nasıl yaşanılır izah edecek olan var mı? Şer güçlerin oyununa gelmenin izahı var mıdır?
Hayatın bir görünen yüzü var birde görünmeyen yüzü, kul görünmeyen yüzünü görmez kudurur kazandım sanır, lakin Bakalım Rahman daha neler yazar, kulu imtihan ile sınar önemli olan imtihanı kazanmak, bela şer yanında olmamak…
Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz. (Bakara Suresi, 216)

İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir. (İsra Suresi, 11)
Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azap vardır. (Nur Suresi, 11)
Herkesin (her toplumun) yüzünü çevirdiği bir yön vardır. Öyleyse hayırlarda yarışınız. Her nerede olursanız, Allah sizleri bir araya getirecektir. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.    (BAKARA SURESİ / 148)
Allah yolunda infak edin ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.    ( BAKARA SURESİ / 195)

(Kendilerine bir iyilik dokununca, "Bu Allah'tan" derler; başlarına bir kötülük gelince de "Bu senin yüzünden" derler. “Küllün min indillah [Hepsi Allah'tandır] de, bunlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar.) [Nisa 78] .
Bu ayetin manası şöyle açıklanır. Doğrusu da budur. iyilikler Allah'ın yardımıdır, ihsanıdır. Kötülükler ise Allah'ın ihsanı ve yardımını kesmesidir. Birine fazladan verilen şeyin diğerine verilmemesidir. Bu Allah'tandır. Hemen sonraki ayette ise; İnsana gelen her iyiliğin Allah’ın iradesiyle, İnsana gelen her kötülüğün direkt olarak insanın kendi iradesine bağlı olduğu anlatılmaktadır. İşte ayeti kerimenin manası ( 1)

 (Ey insanoğlu!) sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara bir elçi olarak gönderdik. Buna şahit olarak da Allah yeter.

Mehmet Aluç

Kaynak:1: http://kasimca.com/files/yenidosyalar/HayirAllahtanSerKuldanHerIkisinideYaratmakAllahaAittir.htm

30 Nisan 2015 Perşembe

Ben Hala Yine Sensiz Mevsimsiz'im










Ey sevgili terk edişin unutulur mu mezara kadar?Biliyorum dönmeni beklemem beyhude olacak amma gelde gönlüme söz geçiremiyorum!Kurtulamadım ayrılık ile vefasızlığının pençesinde,yanıyor yüreğim kor alev...

Yıkamak istesemde, kazma kürek ile kazısam da unutmak mümkün değil seni,gönlüme silmek silinmez hecelerle yazmışım adını, her adımlarımda hasret yokuşuna tırmanıyorum,hasretin dehlizlerinde kayboluyorum,ama sen bunu bilmiyorsun zaten bilemzsinde yüreğin taştan merhametten aşktan habersiz...


Bu nasıl bir oyundur anlayamdım,sevdim dedin sonra arzularına heveslerine uyma deddim,çektin gittin,böyle bir şeyi duydum yaşadım desem yalan olurdu amma şimdi oldu gerçek.Yansamda aşkın derinliğinde sensiz gönlümdeki merhameti aşkı hiç kimse silemez Rahman dan başka bunuda böyle bil.Ben aşkı nakış nakış gönlüme örmeye devam ediyorum sende nefretle arzularını kapkara ipler ile ör bakalım,sonunda kim pişman olacak elbet çıkacak meydana...

Ben hala yine sensiz mevsimsiz ve sensiz yedi sene geçirdim sanki sen ötelerde bana dersin haydi sen ölsene...Hasret kalsamda o busene artık yolumu sensiz sen olmadan sein sevgine muhtaç olmadan Allah'ın izni ile devam edeceğim.Derdi verende Allah şifayı verende Allah...Ben Rahman ile yaşarım coşkuyu sen kendin kendi halinle kal ve yan ve beni anla ey sevgili olan bir zamanlar olan can....

Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç