Bu Blogda Ara

şair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2017 Pazar

Röportaj -Monolog Röportaj /ım 6



-Mısra-i Azade gibi tek başına başı boş anlamı olan ve hiçbir manzumenin parçası olmayan tek dizeler gibi tek başına yaşamamız bize ve topluma bir anlam ve mana vermeyecektir. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

-Yüksek bir anlamı olan ve kolayca ezberlenen, ilgi çekici dizeler sözler heceler gibi, anlamlı olmalıyız, anlaşılır bilinir olmalıyız ki, birbirimize olan güvenimiz yüksek olsun. Zaten bu anlayış izan idrak irade çok sade fakat hiç bir benzerinin olmadığı bir gönül güzelliği zaten Osmanlıda o güzide ecdadın hayatında yaşantısında zaten vardı. Şiirlerimde bunu yakalamak için çok çaba sarf ediyorum, gönlün güzelliği için yazıyorum, birbirimize gönülden karşılıksız sarılmakla ilgili yazıyorum, bundan da ne kadar başarılı oluyorum bilmem bu okuyucularımın kararına kalmış bir olay. Her şiirim ’in kelimelerin mısraların gönülde söylenmesi gereken sözlerden olması için gayret gösteriyorum, çalışmak gayret bizden, başarıya ulaştırmak yüce Allah’tandır. Her sözün anlamın ifadenin ise dilde gönülde çıkan ve daha önce çıkmış olan önceki sözün gönül diline anlamca uyması gerekir diyorum.

-Bir şiirde metinde belirtilmek istenen ana duygu ve düşüncelerin kolay, anlaşılır, herhangi bir ek yoruma açıklamaya gerek kalmadan açılanabilir olması ve okuyucunun anında kavrayabilir olması hakkında neler söylemek istersiniz?

-İşte şimdi zurnanın zart zurt diye öttüğü yere geldik. Bu kolay anlaşılır olmak bu dünya hayatında tarihte pek kolay olmayan en zor olan bir durumdur. Hayatımızda tarihimizin her alanında önce insanları doğru yolda kandıranlar anlaşılmış ve daha sonrasında kör karanlık kuyuya düşünce gerçek olan anlaşılır olmuş, lakin bu anlaşılmada o anda olmadığı için şöyle gönüldeki yangını söndürecek bir kova su niyetin olmamıştır ve yüreklerdeki yangını tam manası ile söndürememiştir. Şiirde kolay anlaşılır olmak dizelerde ve hecelerde kendi fikrim yerine, toplumun yararına yarınına ait hecelerle dizelerle yazmanın daha anlaşılır olacağını bildiğim için bu anlamda bu yol üzerinde giderek yazıyorum. Toplumun gönlüne bakış açısına göre adapte olacak şekilde, düğümlenmiş sözlerdeki bakışlardaki bu düğümü çözmek için çaba sarf ederek yazmak ve anlaşılır olmak için, gayret sarf ettiğim söylenebilirim.

-Kısaca anladığım kadarı ile söz ve cümlelerin dile gönüle ayağa takılmadan, kolayca anlaşılır bir şekilde okunabilmesi için, şairin yazarın anlatılmak istenen düşüncesinin, rahatlıkla anlaşılır şekilde ifade etmesi pek kolay gibi gözükmüyor, ama bunu aşmakta zor gibi görünmüyor. Hayatın her zaman, zaman etrafında akarak gitmesi, şiirde de akıcılık, düşüncelerin bu kapsamında gönülde olması gerektiği şekilde, toplumun yararına olan, bu sözlerin hecelerin düşüncenin herkes tarafından bilinen ve kolay söylenebilen sözcüklerle anlatılması gerektiğini, cümlelerin kısa ve yapı bakımından toplumun geleceğine ve yaşadığı ana ait olmasının yönünde olması ile sağlanabileceğini mi söylemek istiyorsunuz?

-Evet, teşekkürler ederim siz kısaca özetlediniz.

-İnsan yaşadığı bu hayat içinde var olmak için, hakkın istediği bir varlık kazanmasının amacı "insan-ı kâmil" olmakta geçtiğini, şiirlerinizde sık sık dile getiriyorsunuz, bunu biraz daha açar mısınız, anlaşılır olması açısında?

-Biz insanlar bu dünyaya tek başımıza değil, birlikte beraberce yaşamak ve güzellikleri yaşatmak için geldiğimiz bir gerçek ve bun bilmeyenimizde hemen hemen yoktur. Yaşadığımız hayatın her adımında sürekli olarak, Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah'ın yanımızda olduğunun idrakinde, bulunarak olarak, onun istediği emirler çizgisinde doğrultusunda, iyilikler sevaplar Salih ameller işleyerek İnsan-ı kâmil yani kâmil bir insan oluruz. Kendi yararımıza olacak bir şeyler yapmak bize pek bir şeyler kazandırmayacaktır, toplumu diğer insanları içine katmadıktan sonra. Her şiirimde bunu işleyerek hem kendime söyleyerek, bunun gerektiği olduğunu kendime söyleyerek de, okuyucularıma da bunu anlatmaya çalışıyorum. Hani biraz önce anlaşılır olmaktan bahis etmiştik, işte yüce Allah’ta bizim anlaşılır bir gönül ile insanlara karşı nasıl davrandığımız imtihan ederek, anlaşılır mıyız değil miyiz imtihan ederken bu dünyaya gönderirken daha sonrasında bizi sorguya çekecektir.
Mehmet Aluç


11 Mart 2017 Cumartesi

Röportaj -Monolog Röportaj/ım -5-



-Şair ve yazar istediği zaman yazdığı şiir ve yazısından dolayı bir süre sonra bu benim asıl fikrim düşüncem değildi diyerek çelişkiye düşer mi? O duygu ve hislerini bir an terk edebilir mi?

-Şair ve yazar olma dünyasında şimdiye kadar hiç kimse yazdıklarından dolayı bu benim duygu ve düşüncelerim değil deme lüksüne sahip olduğunu görmedim. Şair ve yazar şiir ve yazısını yazarken egemen olduğu gönlündeki bu duygularla yazar ve biçimlendirir, şiir yazı kalemden çıktıktan sonra döneklik yapan hiçbir şair ve yazar yoktur. Böylesi bir konuma girenler sahte bir kalemle gönül ile yazan sahtekârlardan başkası olamaz ve toplumda da pek itibar kazanamaz. Yazmakta ki gaye gönüllerin karanlığını ışıkla parlatmak ve gülümsetmektir. Yok, ben o gün sizleri güldürdüm ise de aslında ağlamak zorundaydık bir savı ile şair yazar bunu söyleyemez. Lakin şair ve yazarda yanılır ve yanıldığını itiraf edebilir bu itiraf, döneklikle hiçbir alakası olmayan samimi bir itiraftan başka bir şey değildir.

- Şair ve yazar söylemek istediğini mısraların içinde saklayarak gerçeği okuyucusunun bulmasını söylemesini ister mi?
-Tabi ki şairlik ve yazarlık bunu gerektirir her şeyi ben söylerim mantığından uzak her zaman okuyucusuna değer veren aramasını bulmasını zihnini çalıştırmasını ister ve bu yönden yazar eserlerini. Bir amaç ve gayeye tek başına söylemek yerine okuyucusu ile gönül birliği içinde bir yerlere gönül gönüle varmak şair ve yazarlığın vazgeçilmezidir. Her zaman ben senin gönlünü parlatırım ey okuyucum bu seferde sen gönlümü bu keskin zekân ve anlayışın ile parlat demektedir şair bu hareketi ile davranışındaki yazarlığındaki güzellik ile. Şair ve yazar her zaman tek başına yansıtamaz ışığı dünyaya bunun için okuyucusunun da buna destek olması gerekir.

-Şair ve yazar yazdıkları için övünç duymalı mıdır?

-Tabi ki hayatımızda aynaya bakarken kendimizden nasıl gurur duyuyor ve beğeniyorsak, şair ve yazarda yazdıklarından övünç duymalıdır, emin olmadığı gönlünü hislerini şiir ve yazısına koyarken seçkin davranmayan yazar ortaya bir eser çıkarması pek mümkün olmayacaktır haliyle. Kendini duygu ve hislerini sorumluluğunu bilen şair ve yazar bunları içine katınca ve okuyucusu da beraber onunla gönül güzelliği ile olunca elbette ki övünç duyacaktır.

-Şair ve yazar kendini şiir ve yazılarında arayan birisi midir yoksa hep gizleyerek yazan mıdır?

-Yazmaktaki amaç yazarın kendisini gönlündeki his ve düşüncelerinin doğru veya yanlışlığını şiir ve mısralarında veyahut ta yazılarında yazarken buna okuyucusunun okuması eleştirisi ile yön vermek bulmak ister. Kimi Şair ve yazarlar bunun telaşını hissetmez ve yazar kendi yazdığının doğru olduğu düşüncesi ve hissi ile yazmaya devam eder lakin bir süre sonra savlarının çıkmazında tıkanır kalır. Haliyle çıkış için bir kapı ararken çıkış kapısının okuyucusu olduğunun farkına varır ve görünmez olmanın yanlışlığından dönerek görünen hisseden hissettiren bir yazar pozisyonuna geçer. Sen görünmezliği seçersen kaybolursun okuyucu senin his ve duygularını gerçek isimi ile bakış açını yakalayamaz ve anlayamaz.

-Bize Aşktan söz eder misiniz?

-Ah aşk bir pınar akan hiç kurumayan damarlarda gezen coşturan koşturan Aşk, bütün kâinatı içine alan âleme sığmayan bir gönüle sığan, güldüren var eden gönülleri sevgi pınarına çeşmesinde birbirine bağlayan, evrensel bir duygu ve histir, tarif etmekle bitmeyen, asırlardır süren, Yüce Allah’tan gönüllere temas eden bir nurdur. Aşk gönülde toplumda aslında birliktir, ilâhî nurla saran nurun ta kendisidir. Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’a ibadet edildiği en yüksek derecede gönülde duyulan, coşkun hissedilen tezahür aşktır. Güzellik aşkın görülen hissedilen duyulan gerçek yüzüdür, gönül onu bulunca ya da o gönüle girince, coşturan koşturan hoş eden bir pınardır çeşmedir kesilmeden damarlarda bir ömür boyu akan bir güzelliktir. Yüce Allah c.c. bütün yarattığı her şey güzeldir aşk ise bu güzelliklerin hepsini kapsayan ve yansıtan tüm güzelliktir...  Şairi yazarı yıllardır aşk üzerine şiirler yazar, bitiremez bitmesi mümkün olmayan bir nehir ırmak okyanustur aşk.

Âşık Eteğin Tutmak Gerek

Aşık eteğin tutmak gerek akıbet zeval olmaya
Aşkdan bir elif okuyan kimseden sual olmaya

Aşk dediğin bilir isen eğer aşka gönül verir isen
Aşk yoluna mal ne olur can dahi muhal olmaya

Asil zadeler nişanın eğer bilmek diler isen
Her sözün manası var sözü sebük-sal olmaya

Ariflerden nişan budur her gönülde hazır ola
Kendini teslim eyleye sözde kıyl-u kal olmaya

Görmez misinsen arıyı her bir çiçekten bal eder
Sinek ile pervanenin yuvasında bal olmaya

Eğer güher ister isen hizmet ile ariflere
Cahile bin söyler isen manada miskal olmaya

Miskin Yunus zehr-i katil aşk elinden tiryak olur
İlm-ü amel zühd-ü ta’at pes aşıksız helal olmaya

                                                  Yunus Emre
Âşık Oldum Erene Ermek İle

   
Âşık oldum erene ermek ile
Hakk’ı buldum ben eri görmek ile.

Ere erdim, erde buldum maksudum,
Bulamadım taşradan sormak ile.

Ne yere baktım ise er oturur,
Gönlün aldım yüz yere sürmek ile.

Hak’tan imiş canlara cümle nasip,
Olmaz imiş Kâbe’ye varmak ile.

Eşiğindir Kâbe bilirsen senin,
Bulamazsın yol çekip aramak ile.

Beni gören bir pula saymaz idi,
Şimdi gören gösterir parmak ile.

Bir göl idim, kıldı erenler nazar,
Deniz oldum dört yana ırmak ile.

Geldi ün Yunus, durdurdum uru,
Gözüm açtı kulağım burmak ile.

                           Yunus Emre

Mevlana’nı aşk dolu Sözleri

Kalbin bir gün seni sevgiliye götürecek.
Ruhun bir gün seni sevgiliye taşıyacak.
Sakın acında kaybolma.
Bil ki çektiğin acı bir gün dermanın olacak.
                                                   Mevlana

Gerçek Aşk’ı bilen kalp bir damla suya bile hürmetle bakar.
Cahil kişi gülün güzelliğini görmez, gider dikenine takılır.
Ben hiç dilek tutmadım, hep dua ettim.
Ömrün ömrüme nasip olsun diye!
                                                             Mevlana
   Cemal Süreya Şiiri

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri
                                       Cemal Süreya

Aşk


Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.

                                                Cemal Süreya


Bir Selama Değmedi

Bu gün ben seni gördüm
Selam vermek istedim
Yüzünü yana çevirdin
Söyle, yıllardan beri
Kalbimiz beraber duydu
Beraber vurduğu yılları
Peki, ne çabuk unuttun
Beş yıl gözümden akan o kanlı yaşları
Bir selama değmedi mi?
Hiç yüzüme bakmadan yanımdan nasıl geçtin
Sen aşkın selamını korkuya mı değiştin
Yoksa sen kendi yeminine sözüne sadık kalmadın mı?
O kadar yakın iken bu kadar uzak oldun
Tatlı gülüşlerimiz, acı feryatlarımız
Bir selama değmedi mi?
Kaygılı-kaygısız anlarımız
Bir selama değmedi mi?
Yalnız şimdi anladım ah sen daha benim için
Ulaşılmaz bir çiçeksin
Yaşanmış günlerim tekrar geri dönmeyeceksin
Kop ey tufan, es ey yel, Hazan oldum döküldüm
Tam beş yıl kalbimde
Beslediğim sevgi, bir selama değmedi
Bir günlük hasretime dayanamayan gülüm
Peki ne oldu bu hasret bir selama değmedi mi?
Gittin, arkandan baktım can ayrıldı canımdan
Sen nasıl sorumsuzca geçtin yanımdan
Ah çektim, üstümdeki yapraklar titredi gülüm
Senin kalbin titremedi
Arkana da bakmadın
Neden senin yolunu sevgi kesmedi?
Kazancımız söyle bu mu?
Söylenmemiş o selam elvedamız mı oldu?
Sen bana zulm ettin bana zulüm yakışır
Bir selama değmeyen aşka ölüm yakışır

                               Bahtiyar Vahapzade
Devam edecek İnşallah

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

30 Aralık 2016 Cuma

Böyledir Şairlik






Böyledir şairlik her şeyi bir bir yazarsın
Gönülde ne varsa durmaz kazarsın
Nazlı yâre kızar onu yazarsın
Sır nedir bilmez bu kalem nedense
Gönülde saklatmaz ah bu şairlik

Ne bulursa hemen durmaz yazdırır
Mezar kazar gibi elle kazdırır
Doğruyu yazdıkça kalem ballanır
Sır nedir bilmez bu kalem nedense
Gönülde saklatmaz ah bu şairlik

Gönül’e göre ah havalar çok hoş
Bazen yazarsın da elin kalır boş
Haydi, şimdi durma yazarken sen coş
Sır nedir bilmez bu kalem nedense
Gönülde saklatmaz ah bu şairlik

Dilimde her şeyi bir bir çözdürdü
Beni değil birde sözü güldürdü
Yazarken yârimle beni öldürdü
Sır nedir bilmez bu kalem nedense
Gönülde saklatmaz ah bu şairlik

Her olursa olsun şairlik güzel
Her kul yazamaz ki şaire özel
Birde hecelerle methiye dizer
Sır nedir bilmez bu kalem nedense
Gönülde saklatmaz ah bu şairlik

Gönül sazdır mızrapla yazar aşkın sırrını
Çıkarır bir bir şair gönüldeki yalanı
İzin vermez talana çok sever o cananı
Sır nedir bilmez bu kalem nedense
Gönülde saklatmaz ah bu şairlik

Dilde dökülür hece açar gönül kilidi
Şair anlaşılmayan biriside bilindi
Şair ile yoldaki tüm kirler bak silindi
Sır nedir bilmez bu kalem nedense
Gönülde saklatmaz ah bu şairlik

Kul Mehmet’im şairlik vakti gelince olur
Otuz yıl demlendim de başladım ben ne olur
Karalıyorum işte yazmak kolay mı olur
Sır nedir bilmez bu kalem nedense
Gönülde saklatmaz ah bu şairlik
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

2 Kasım 2016 Çarşamba

Gökyüzünde Düşler Düşüyor


 DÜŞLER VE GÖKYÜZÜ ile ilgili görsel sonucu
Gökyüzünde düşler düşüyor
Kargalar üstüne üşüşürken
Uzakta bir çocuk elinde bir sapan
Mütemadiyen taşları üzerlerine atıyor
Uzaklarda piyona sesi ürkütüyor kargaları
Kargaların gözlerinde eski ölümlerin cansız bakışları
Koşuyor iki çocuk düşlere doğru
Piyanonun başındaki çocuk kalkıyor usulca
Dökülürken piyanonun tuşları yerlere tuz buz olurken
Koşuyor iki çocuğun koştuğu yöne
Yerde serili bir sofra bezi
Üzerine serilmiş düşler
Şaşkınlık düşlerin çevresinde
Saygıyla eğildi üç çocuk düşlerin önünde
Sessizce oturdular sofraya
Bir bir aldılar saklamak için sinelerine koydular
Şimdi sımsıcaktı düşler
Avuçlardaki kurşunlar güllerle yer değiştirdi
Acılar sevinçlerle umutlarla yan yana oturdu
Yok, oldu acılar
Artık ak beyaz kâğıda kan damlamıyordu
Şairin yüreği kanamıyordu yazarken
Üç çocuk şairin yanındaydı gökyüzünde düşen düşlerle birlikte
Umut olmuşlardı yarınlara
Kızıl şafaktaki şafağın yanında bekleyenlere
Bir deniz misali deniz olmuşlardı
Dalga dalga kayalıkları yalayan vuran, doğmayan şafaksız ana şafak
Vurdukça kayalıkları saran
Bekleyen insanlara varan kucaklayan türküler gibi saran
Bitmişti binlerce şafaktır dinmeyen sancılar
Bakışlardaki karanlık bakışlar silinmiş
Parlak gülümseyen bakışlar gelmişti yerine
Sancılarla düşlere giden sancılı yolculuk sona ermiş
Mutlulukla bitmişti
Umut için yola çıkanlar umutla olmuş
Umut onlara koşmuş karanlıklar güneşle kaybolmuştu
Aynı hayat kavgasında aynı yolda yola çıkanlar var oldukça
Gökyüzünde düşler yeryüzüne düşmeye devam edecekti
Gökten düşen üç elma misali
Birisi isteyene birisi düş ’süz kalan ülkelere biriside size
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

10 Ekim 2016 Pazartesi

Okuyacak Okuyucuları Göremiyorum


 şiirler okuyucular kayıp ile ilgili görsel sonucu
Şiirlerin içinde geziyorum
Gönüllere yazarken gülümsüyorum
Heceleri art arda yazarken seviniyorum
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Okuyanların hepsi şair şiirleri
Şairlerden başka yorum yazan yok göremiyorum kimseleri
Şiiri şair yazar okuyucu okur biliyorum
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Kimler okuyucuları sakladı
Şiirsiz bırakarak tek başına ağlattı
Gönlü sevindiren okşayan şiirleri okuyucular neden yalnız bıraktı
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Tanınmış şairin şiiri okunur yeni şair okunmaz
Onlarca şair var okuyanlar hep şairlerdir yazar bedavaya
Bedava yazan okunmaz hepsi uçar havaya
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Şairleri arayan soran yok hep yalnızdırlar
Oysa yazarlar şair gönüllere akarlar
Gönül kapıları kilitli çaresiz bakarlar
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Şair olmaz çok zordur çilesi çoktur
Gönülden ağlayanı yazarsın herkesin karnı toktur
Gönüle güzelliği haksızlığı yazacak şiirden güzeli yoktur
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Gönüllere yazarız
Yalanları yazar haksızlığa koşarız
Canların canına elimize güllerle varırız
Ne gören var ne duyan tek başımıza kalırız
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Biz bu mekân da gönüllerde gezen gezginiz
Haddimizi hakkımız biliriz sınırı aşmayız
Haddini aşan olursa hakkını veriri geride kalmayız
Mekân bizim gönüller bizim bakar yazarız
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum
                                                                                    
Hakkı yarattığı gönülleri severiz
Hakkın yarattığı gönüllerde gezeriz
Şiir yazmaz isek mutlu olmayız
Şiirsiz kalmaz gönüller okur diye yazarız
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum


Aşk ile yazdık meydana geldik koşarız
Gönüllere varır yazarız gönüllerle coşarız
Okuyan az olsa da hiç olmazsa da yazarız
Mekân bizim gönüller bizim bakar yazarız
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum


Pazarda insan satmayız
Aşkı yazar aşkı unutmayız
Aşksız hiç yazamayız
Uykusuz kalır yazmadan yatmayız
Zalimleri can sıkanları yazarız unutmayız
Mekân bizim gönüller bizim bakar yazarız
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum

Ne okuyan var ne duyan mutlu kalmayız
Olsun be şairim sen yaz hak biliyor yalnız kalmayız
Okuyucu çıkarsa okur olmazsa da zaman tarih okur
Şiirin boşa yazıldı diye kuşkuda kalmayız
Mekân bizim gönüller bizim bakar yazarız
Lakin okuyacak okuyucuları göremiyorum
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Her Dem Gönüle Bakar Yüce Allah


allah gönüle bakar ile ilgili görsel sonucu 
Her dem gönüle bakar yüce Allah budur kulun durumu
Kul bazen şaşar gönlüne söz geçiremez anlamaz yorumu
Akıl idrak tan bir an yoksun kalır gece gündüzü şafağı sezemez
Şair şiire bazen şaşar ya şaşmazsa ne yapar yazarda yazar

Tepeden tırnağa gönlü yazar arzuları dilekleri yazar yazar
Gayret tepesine çıkar çıkar yorulsa da bakar bakar yazar
Hayret içinde Allah aklına gelir idrak denizinde yüzer yazar
Şair şiire bazen şaşar ya şaşmazsa ne yapar yazarda yazar

Menzil olursa uzun vazgeçmez yürür yazdıkça yürür
Gönüldeki gülüşleri görür koşar yazar aşka bürünür
Gönüle dilbere güzel olmayan söz yazmaz aşkla görünür
Şair şiire bazen şaşar ya şaşmazsa ne yapar yazarda yazar

Gaflet uykusunda uyandırmak için yazar
Gönül içindeki dikenleri atın demek için yazar
Gayretle gönüllere varın gayretle varın yol alın der yazar
Şair şiire bazen şaşar ya şaşmazsa ne yapar yazarda yazar

Gönüllerdeki aşka meşke vurgun olur yazar
Aşk nakş etmek ister gönüllere şair yazar
Hakka koşun gönüllere koşun yüzünüz gülsün der yazar
Şair şiire bazen şaşar ya şaşmazsa ne yapar yazarda yazar

Gama düşse de üzülse de gönüllere yazar durur
Gönüllerin güzelliğine canı gönülden vurulur
Hakkı bilir hak sözünü yazar bu yolda yol alır
Şair şiire bazen şaşar ya şaşmazsa ne yapar yazarda yazar

Hakikati hakkın sözleriyle yazar gösterir
Marifeti gayret yolunda der gayrete gönderir
Zulmü yıkmak için birlik gerekir der birliğe çağırır yönlendirir
Şair şiire bazen şaşar ya şaşmazsa ne yapar yazarda yazar

Şair gönül adamıdır işçisidir derim ben her an her dem
Heceleri gönüle dizmezse okuyan nasıl gülsün diyem
Marifetle şevkle yazmazsa nasıl şiir şiir olur bu âlem
Şair şiire bazen şaşar ya şaşmazsa ne yapar yazarda yazar

Kalp yani gönül pınarından süzülmeden şiir yazılmaz
Hak melekleriyle ilham göndermezse şiir yazılmaz
Hak yaz dememişse kul yazamaz izniyle yol alamaz
Şair şiire bazen şaşar ya şaşmazsa ne yapar yazarda yazar

Kul Mehmet’im yazdığın şiirde gayret içinde Allah’a var
Sana gayreti nuruyla veren Allah yaz der gönüllere der var
Her nefeste ismimi an ismimi gönlüne gönüllere yaz sen sar
Şair şiire bazen şaşar ya şaşmazsa ne yapar yazarda yazar

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç