Bu Blogda Ara

acı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
acı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2017 Salı

Ben Hayranım



Soldurmam nazlı yârle beraber ben hayallerimi
Ben onunla kurdum yarına giden güzel düşlerimi
Yollar uzanıp gitse de uzun uzun gurbet illere
Hayatımıza el uzatanının kırarım ben o ellerini
Acı bir tat sürdürmem ben o yârin tatlı diline
Ben hayranım onun bana bakan o ela gözlerine

Bu gönlümü bağladım nazlı yârin gönül kapısına
Ben hayranım onun bana bakan o tatlı bakışına
Koluma girince mest olurum bana candan yakışınca
Ah yine hayranım onun candan tatlı anlayışına
Acı bir tat sürdürmem ben o yârin tatlı diline
Ben hayranım onun bana bakan o ela gözlerine

Sanki düşmüş yere tencere kapağını o an bulmuş
O edamı ile gülüşüyle bir gül gibi karşımda durmuş
O gönlüm yıllardır aradığı güzelini işte o an bulmuş
Bu fani olan dünya ikimize birden aynı yol olmuş
Acı bir tat sürdürmem ben o yârin tatlı diline
Ben hayranım onun bana bakan o ela gözlerine

Bu kollarım nazlı yârden başkasını hiç sarmaz
O yanımda olmayınca bu beden onsuz hiç uyumaz
Kul Mehmet’im nazlı yârim yoksa yolum bulunmaz
Nazlı yârim yoksa bu âlemde onsuz bir an durulmaz
Acı bir tat sürdürmem ben o yârin tatlı diline
Ben hayranım onun bana bakan o ela gözlerine

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

27 Şubat 2017 Pazartesi

Deli Divane



Nedeliyim ne divane
Çok seviyorum aksine
Ayrılık çalınca kapımı
Yıktı gönül yapımı
Kırdı o an gönül sazımı       
Oldum böyle deli divane

Üzülsem de alabildiğince
Ayrılığa bulunmayınca bir bahane
Ayrılık oluyor o an şahane
Olsan da dönen pervane hazır bahane
Oldum böyle deli divane

Alsam gitsem başımı
Boşa akıtmasam gözyaşımı
Vermesem boşa savaşımı
Olmuyor sızlatma başını
Gonca güllerimi derdim
Oldum böyle deli divane

Sevmem artık nazlı gülleri
Kınasa da beni birileri
Esse gönlümde hazan yelleri
Kapandı artık gönül defteri
Tutmalı ayrılığın elinde
Gitmeli girmeli yerin dibine
Oldum böyle deli divane

Söyleseydi suçumu
Bölmeseydi uykumu
Parçaladı gönül kuzumu
Anlatamam bu durumu
Viran illerde ağlarım
Kime halim anlatırım
Kapalıdır bunun yorumu
Aradım sağımı solumu
Oldum böyle deli divane

Kul Mehmet’im çek sancını
Unutma sakın bu acını
Dönse de açma sakın kapını
Kaybet artık anlayışını
Dön yürü kendi yolunda
Tut seni sevecek birinin kolunda
Yürü koçum kendi yolunda
Oldum böyle deli divane
Şimdi oldum aşka pervane
Şimdi sevdiğimde bir tane
Gülüşleri de şahane
Mehmet Aluç /Kul Mehmet



6 Kasım 2016 Pazar

Dokunmuştu Gönlümüze


gönüle dokunmak ile ilgili görsel sonucu 
Ağır yaralı mısralarım
Hecelerim mi bana küsmüş
Yoksa yazmaya mı isteğim yok
Anlayınca bu acı gerçeği
Koştum mısralarla hecelerin başına
Yalnız bırakmaz yakışmazdı
Gönül etrafında gezintisine devam etmeliydi
Rabbim nasip etmişti
Dokunmuştu gönlümüze
Verdiği istek güçle yaz demişti
Ölüm gibi âşıktık mısralara hecelere
Hecelerle yazılan şiirlere
Gönüllere gönülden gülümseyen gönüllere

Durur muyum beklemeyle
Sevdanın gülümsemesiyle yaklaştım mısralara hecelere
Bir kahve tadında yudum yudum içtim
İçimdeki sevgiyle mısralarımda hecelerim de büyüsün
Vurulmasın vurulan düşler gibi dedim
Mısralar heceler beni buyur etti
Beraber gülümsedik gönülleri yazdık
Gülenlerin güzelliğini yazdık
Rabbim nasip etmişti
Dokunmuştu gönlümüze
Verdiği istek güçle yaz demişti
Ölüm gibi âşıktık mısralara hecelere
Hecelerle yazılan şiirlere
Gönüllere gönülden gülümseyen gönüllere


Ağır kanamalı geçmesin dedim düşünceler
Hasta bakışları silelim dedik
Ayrı kalırsak birbirimizden gönüllerden
Hangi tabip yaralarımızı sarardı
Bir an bu korku içinde ürperdik
İhanete yer yoktu aramızda
İhanetleri yazarken ihanet etmeyecektik
Kendimize birbirimize gönüllere
Hep bir arada olmalıydık
Birbirini ısıtan sarılan gönüller gibi
Kanatır ihanetler gönülleri
Çaresi zor bulunur
Maskelerle dolaşmaya zaten karşıydık
Maskeye karşıydık zaten
Gülümsedik sarıldık yazdık
Rabbim nasip etmişti
Dokunmuştu gönlümüze
Verdiği istek güçle yaz demişti
Ölüm gibi âşıktık mısralara hecelere
Hecelerle yazılan şiirlere
Gönüllere gönülden gülümseyen gönüllere

Sahipsiz gönüller gibi sahipsiz kalmak beyhudeydi
Yalnızlıkla ölmek acıydı
Yaklaşmanın huzurunda huzursuzluğa kaçmak zordu
Kara kış kara boran dı karanlıktı
Akarsa gözyaşlarımız
Gözyaşları bunun hesabı verilmezdi
Gülmeliydik birbirimize gönüllere
Buydu amacımız yazmamızın gayesi
Dünyaya gelişimizin amacı
Coşkun ırmaklar nehirler gibi
Gönüllere akarak coşmalıydık
Tek başına mısra ’sız hece ’siz gönülsüz
Aşılmıyordu engeller coşulmuyordu
Mutluluk yaklaşmıyordu
Güldük yazdık
Yazdık güldük
Gönüllerle buluştuk huzura erdik
Rabbim nasip etmişti
Dokunmuştu gönlümüze
Verdiği istek güçle yaz demişti
Ölüm gibi âşıktık mısralara hecelere
Hecelerle yazılan şiirlere
Gönüllere gönülden gülümseyen gönüllere
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

12 Ekim 2016 Çarşamba

Hatırlayan Hatıraları Ağlıyor


hatıralar ağlatıyor ile ilgili görsel sonucu 
Sanki her şey hatırlar gibi eskimiş
Gülmek isterken donmuş kalmış gülememiş
Böylesi bir resmi kim gönüle yerleştirmiş
Bakan ağlıyor hatırlayan hatıraları ağlıyor
Hatırlayanın gözlerinde hep yaşlar akıyor

Acıyı göğsümüzde saklarız ninniler gibi
Acıyı yaşarız en koyusundan bulamayız tabibi
Birde oluruz en koyusundan asabi
Bakan ağlıyor hatırlayan hatıraları ağlıyor
Hatırlayanın gözlerinde hep yaşlar akıyor

Geride kalan hatıralar olmalı ecnebi
Ayrılık hasret hatıraya ediyor eziyeti
Yıllarca demleniyor hasretle hatırlayınca dert sahibi
Bakan ağlıyor hatırlayan hatıraları ağlıyor
Hatırlayanın gözlerinde hep yaşlar akıyor

Ağıtını içine yakarız dertli bir türkü misali
Ayrılıkta hatıraların ne işi var yok mu gülüşe emsali
İçine nasıl yığılır binlerce acıdan cevapsız soruları ezer garibi
Bakan ağlıyor hatırlayan hatıraları ağlıyor
Hatırlayanın gözlerinde hep yaşlar akıyor

Gözlerin arkasında kalan bir karanlık ölesiye
Hatıralar yaşar mı karanlıkta nefessiz böylesi ’ye
Yaşamaz ama yaşatırız biz cansız olanı ölmüş nefesiyle
Bakan ağlıyor hatırlayan hatıraları ağlıyor
Hatırlayanın gözlerinde hep yaşlar akıyor

Cansızı canlı diye sararız ne diye sımsıkı
Baksana konuşmuyor çıkmıyor sesi gıkı
Üzerimize nereden yapıştı sanki Arap zamkı      
Bir insan ayrılıkla hatıraları anmasın bu değil hakkı
Bakan ağlıyor hatırlayan hatıraları ağlıyor
Hatırlayanın gözlerinde hep yaşlar akıyor

Geride kalan kalışsa bırak karanlığında kalsın
Hasreti yaşayan hatıraya bakmasın yanmasın
Ayrılık ilinde yaşayan bu hatıraları yanına almasın
Yeni hayatın kapısını açacağına karanlığa dalmasın
Bakan ağlıyor hatırlayan hatıraları ağlıyor
Hatırlayanın gözlerinde hep yaşlar akıyor

Ayrılık son tren değil karamsarlığa lüzum yok
Yüreğe saplansa çıkar elbet bu ok
Başka sevilecek girilecek gönül mü yok
Hatıraların hançeriyle bağrımız deleriz vay vay vay
Bakan ağlıyor hatırlayan hatıraları ağlıyor
Hatırlayanın gözlerinde hep yaşlar akıyor

Hatıralar yanlışı silen silgi olmalı
İçine acıları kahırları doldurmamalı
İçine bakınca yanlış olanı görmeli dersi alınmalı
İçine girince kendini karanlığına kapatmamalı
Bakan ağlıyor hatırlayan hatıraları ağlıyor
Hatırlayanın gözlerinde hep yaşlar akıyor

Kul Mehmet’im hasretlikte hatıralar bir sancı
Hatıralar bu anlarda olmasın bize hancı
Acılar üste üstümüze gelen sanki bir akıncı
Yazarız onunla acıları oluruz neden destancı
Bakan ağlıyor hatırlayan hatıraları ağlıyor
Hatırlayanın gözlerinde hep yaşlar akıyor

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

5 Ekim 2016 Çarşamba

Sen Ne Zaman ki Astın Duvara Yıkıldın


 duvarda asılı kuran ile ilgili görsel sonucu
Nedir bu insanlığın ilacı
Çeker yaşar böyle acı acı
Ara bul sun onlara ilacı
Yıkılıyor baksana gönül mihrabı
İnsanlığın İlacı Nur Kur’an
Sanki yok bunu duyan
İçinde neler var okunmaz inan
Duvarda asılı bir resim gibi duran
Eline alınca sanki yakan
Yaklaşınca sanki çarpan
Bir anlamsız anlamsızlıkla duvarda kalan
Nedir bu vurdum duymaz’sızlık inan
Kim asın dedi duvara
Hala asılı kaldı
Çekerken narayla yaşarken biz acıyı
Uzat bana elini ver derken
Aç içimde sen varsın
Senin için çareyim ilacım derken
Yoksa vaktimi gelmedi erken
Ölüm anında okunmaya mı indi
Bizler okuyup yaşamadan giderken
Başucu kitabı şifa kitabı
Nur gönüllere hitap kitabı
Duyan var mı bu hitabı
Bekleriz duvarda asılıyken sevabı
Duvarda asılı kaldı bir duvak gibi
Bir hatıra eşya gibi
Bir süs gibi
Yaşarız cehennem azabı
Zalim zalim değil insan kasabı
Budur insanın işte yasası
Duvarda asılı çare ilaç
Dünya ahiretin hesabı
İnsanın insanlığın kurtuluşu adabı
İnsanlık nura
İnsanlık insanlığa
İnsanlık merhamete
İnsanlık gülüşe
İnsanlık ve gönüller huzura aç
Nimetle doymaz insanlık gönüller
Nurdan Kur’an’ı aç
İçindeki huzuru
Merhameti
İnsanlığı
Gülüşü
Şifayı
Dermanı kâinata saç
Nefis şeytandan diyor kaç
İnsan yasa yapamaz
Yapanların hali meydanda çoğu mezarda diyor uzaklaş
Rahman diyor bana Resule Kitabınıza koş
Al uygula saç bunlarla coş
Bunlarla yanıma gel cennetim senin ol hoş

Hala anlayan yok
Anlayan uygulamaz olmaz gönüller hoş
İstenilmez insan ulaşsın
Ama dokunma duvarda kalsın
Çarpar
Ölülere okunur böyle yarar
Bu ne biçim bir karar
Böyle insanlık neyi anlar
Zulümle yaşamayı anlar
Ondan sonra döner ağlar
Uzat elini duvara
Al gönlüne as kapansın tüm yara
Bak insanlığın bağrı kara
Atar çığlıkla acıdan nara
Dünyada zalimle yasası etmez beş para
Uyan Müslüman
Silkelen beni de silkele
Yetsin bitsin zalimdeki saltanat
Kur’an ile tak bir kanat
Hatta binlerce kanat
Bekliyor binlerce gönül kim dedi uyu da yat
Al Kur’an’ı imanı âleme gönüller kat
Kim dedi insan insanlığını sat
Al kat yat
Bu nasıl paralel bir hat
Bu kime dine imana neden bu inat
Zalimde olur mu hayat
Nur Kur’an’da Resulde var rahat hayat
Bu yaşadığımız değil hayat inanın afat
Kim gönülleri etti böylesine ameliyat
Kim izin verdi neden ne için bu feryat
Herkeste yok surat maske asık surat
Herkes olmuş hoca avukat
Duyulmaz mı ey hoca olan olmayan hoca
Avukat olmayan avukat baksana açsana dava
İnsan uçuruma düşüyor yaya yaya
Kim izin verdi bu burjuvaya
Her gün yenilmez ki helva
Ah bu nasıl bir hava
Hani nerede asıl iman davası
Bu neyin kıvrak havası
Ölen için çekilmez halay havası
Kim çeker sırıtarak yüzümüze bakarak

Yıkılsın duvarlar
İnsin duvarda asılı Kur’an
Al Nuru gönlüne al o an
Yıkılsın durmuş zaman
Bitsin zalim ondan istenilmez aman
Zalim değil doyuran
Rahmandır doyuran
Aman bu inanç yanlıştır
Kalk ayağa ey
Yatan
Oturan
Uyuşuk bakan
Kaçarken kaçamayan
Uçuruma koşan
Al gönlüne as Nur’dur bu Kur’an
İnsana indi
Duvara
Ölüye inmedi
Yaşayan İnsana indi bu Kur’an
Nur Resul ashabı yaşadı yaşattı
Ecdat yaşadı yaşattı
Sen ne zaman ki astın duvara
Yıkıldın
Mehmet Aluç-Kul Mehmet   

4 Nisan 2016 Pazartesi

Sözlerim-2-


Her acıya alışacağına, acıyı merhamete alıştır acı ortalıkta yok olsun.

Fark edilmek için çabalayacağına fark etmek için uğraş, hem fark edilirsin hem takdir edilirsin hem de sevap kazanırsın. Bir taşla üç kuş vurmak demeyelim de yakalamak budur.

Hayatta üzüleceğine, seni üzenleri sevinç kapısında bırak, üzmeye son verirler, çünkü onlar sevincin ne olduğundan habersizlerdir.


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

10 Mart 2016 Perşembe

Gideceğim



Sen yüreğimdeki acıyı hissetmeden
Kaprislerinle sen saklambaç oynarken
Özlemlerini tek tek uçuruma atarken
Sana yaranmanın sancısını yaşamadan
Seni ve sokakları terk edip gideceğim
Seni terk ettiğimi sen bile bilmeyeceksin
Yüreğimdeki bıçak yarasının izini görmeyeceksin
Sokaklar sensiz olduktan sonra
Sahildeki martılar uçmadıktan sonra
Beklenilen gelmedikten sonra
Burada kalmanın ne anlamı var
Afetler kol gezerken bedenimde
Seni ve sokakları terk edip gideceğim

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

23 Ocak 2016 Cumartesi

Bu Dünya Bana Olur Dar


Önüme nefret ile çıkanı döverim
İnsan insan gibi ise insan gibi severim
İnsanlara küsüp sanmayın başım alır giderim
Nar ateşinde yansam da sabır ile beklerim
O ateşi söndürmez isem bu dünya bana olur dar

Ah edeni görünce yüreğim sıkılır ahına çare ararım
Acı dertlerin içine bal reçel azda neşe katarım
Kattığım neşeyi pazarda bedavaya satarım
Sanmayın her gece herkes gibi döşeğimde yatarım
O ateşi söndürmez isem bu dünya bana olur dar

Dilleri har sözler yakar görür üzülürüm
O sözlerin karşısında sanmayın yeni gelin gibi süzülürüm
Dilime güzel sözleri alır yakan sözleri uçurumlara süpürürüm
Bu gidişat iyi olsun diye formül arar gece gündüz düşünürüm
O ateşi söndürmez isem bu dünya bana olur dar

Kul Mehmet’im şükür et sen bu gününe
Güzelliği al ser sen bu milletin önüne
Güzelliği bilmeyenin sok sen o kör gözüne
Hakkı bilen millet ile sen dön yönün hakkın yönüne
O ateşi söndürmez isem bu dünya bana olur dar

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

17 Kasım 2015 Salı

Hasretin Sızıntıların Acı Gölgesi Peşimi Hiç Bırakmaz İken...


Yıllar var ki kendi nefesimi duygularımı hislerimi hiçe saydım, senin nefesinle duygularınla yoluma bakıyorum nur tanem... Tüm hayatımı senin hayat gemine binerek devam ettiriyorum, coşkuları sevinçleri gülümsemeleri seninle yaşıyorum ve sana yaşatmak için kendimi hiçe sayarak senin gönlüne hayatımı adadım, gül yüzlüm... Sanma bunu yaptım da heveslerim kursağımda kaldı sanma, seninle gülümseyen yarınları kırlarda topladım gönlüne ektim hala o yarınların mis kokan çiçeklerini sinende kokluyorum nur tanem.

Senden önce hep yitikti yaşamım yarınlarım duygularım hislerim, seni ne zamanki tanıdım, her yitik olan her şeyimi gülüşünde gözlerinde buldum, sana ben her sarıldığımda hem sana hem yarınlarıma sarılıyorum bir tanem, biliyorum gönlünün saksısında beni hayallerimi yetiştiriyorsun benim için, gönlün kapısı penceresi hep bana açık benim gönlüm gibi. Gönlündeki sevgi ne kadar güçlü, bana yön veriyor yüreğim o güzel bakışlarınla çelikten bir duvar örüyor, beni her türlü tehlikelerden sıkıntılardan koruyor...
Rabbime hep şükür ediyorum gönlüne bu aşkı ve sevgiyi merhameti yerleştirdiği ve karşıma kaderime alnıma seni yazdığı için... Yoksa acılarım yalnızlıklarım kangren olmuş iken, ben dermanı merhemi senden başka hangi gönülde bulabilirdim... Rabbim dağına göre kar ve sonunda dağına göre güneş veriyor, binlerce kez şükürler olsun Rabbime. Her gün damlayan sızlarla damla damla yok olan gönlüm, şimdi gülüşünle damla damla gülümseyerek coşkun gönül denizinden yüzüyor, her gün alnında öperken o tertemiz gönlünü öpüyorum nur tanem.

Ah o gölgeler hasretin sızıntıların gölgesi peşimi hiç bırakmaz iken, seni o ilk gördüğüm anada hepsi kaçtı bir anda yok oldu, ondandır sana bakarken ben sende kayboluyorum, ondan dolayı şaşkın bana bakma gül tanem, bundandır sana olan gönül tutkum, sevgim aşkım... Ondandır sinen yaslanarak yarınlarımın türkülerini ninnilerini gülümseyen gönlünün eşliğinde dinliyorum, kınını kaybetmiş gönlümün kılıfı sensin, ondan dolayı sana saatlerce bakıyorum sarılıyorum gül tanem... Rabbim ömrümden alsın sana versin nur tanem...

Kul Mehmet gül bakışlın uğradı gönlüne
Sana hayattan verdi haber
Onsuz ömür sanki bana derdi var git geber
Gelişi bana oldu hayat yendim kederi işte bu zafer
Ömrüm yolun gözledi yıllarca geldin işte çok şükür
Gülüşünle oldum ben dünyada en mutlu milyarder

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç