Bu Blogda Ara

vuslat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vuslat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2017 Cuma

Yıkıldığını Bir An Gözüyle Görsün


Görsel sonucu

Yorgun yıllarım için oturmuş ben ağlarım
Kanar bu yaram bilmem ben ne ile bağlarım
Bırak kanasın yaran böylede iyileşir
Bağlamaktan uzakta kırılmış bu ellerim
Yorgun yılların için oturup sen ağlama

Bırak kanasın yaran elbette iyileşir
Bırak ayrılan gitsin bir gün buda değişir
Bir gün pişman olurda döner gönül birleşir
Seven ayrılmaz belki sevdayı paklar hasret
Yorgun yılların için oturup sen ağlama

Bırak gidişi ayı yılları bir bir bulsun
Mutluluk dolu günler istasyonda bir dursun
Gidişindeki ahı pişmanlığı bir bulsun
Gerçek olan hakikat ona tokadı vursun
Silkelensin çarpılsın ahın onu bir sarsın
Yorgun yılların için oturup sen ağlama

Hicran kapında bırak içeriye o girsin
Sen bu hicranınla kal ancak bilirsen hürsün
Bırak yıkıldığını bir an gözüyle görsün
Giderken hicran vuslat sana bir gülümsesin
Yıkılan için gelir vuslat başka nedir ki
Yorgun yılların için oturup sen ağlama

Bırak yılların kalsın yorgun yıkılmış halde
Yeter ki sen hiç kalma acınacak bir halde
Hayat bunu yaşarsın ya öyle ya sen böyle
Yıkılıp ta kalanlar için değil bu hayat
Kalkanlar için hasta içindir ameliyat
Yorgun yılların için oturup sen ağlama

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

1 Ekim 2016 Cumartesi

Yol Verin Yollar


yollar ile ilgili görsel sonucu 
Yol verin dağlar yârim gelsin
Ya da izin verin ben gideyim
Aramızda uzun yol var nedeyim
Yol verin yollar yârim gelsin

Kaderde var ayrılık elden ne gelir
Yol verine ey kader yârim gelsin
Vuslat gelsin bize ulaşsın
Yol verin yollar yârim gelsin

Sevdanın yelleri başımızda essin
Nazlı yar gülüşü ile bana gülsün
Ayrı yollarımız bir yolda birleşsin
Yol verin yollar yârim gelsin

Selamımı götürün ey seher vakti
Bulsun bizi ey kader aile saadeti
Onun gülüşü bana hakkın nimeti
Yol verin yollar yârim gelsin

İçeyim yârin elinde aşkın şerbeti
Budur benim gönlümün niyeti
Ayrılıkta yârim beni kaybetti
Yol verin yollar yârim gelsin

Yollar yârim yolumu gözler bekler
Günün üstüne günleri ekler
Gözlerinde kanlı gözyaşları döker
Yol verin yollar yârim gelsin

Kul Mehmet’im bu dünya fani
Ya Mevla’m ayırma bu bedeni
Nazlı yârin sarsın kokusuyla beni
Yol verin yollar yârim gelsin
Mehmet Aluç-Kul Mehmet


3 Haziran 2016 Cuma

Mübarek Ramazana kaldı günlerden iki

      
 
Mübarek Ramazana kaldı günlerden iki
iman edene için ölüm vuslat değil midir ki
iki gün sonra Mübarek ile olacağız yoldaş
Mübarek bizi doğru yola götürecek arkadaş

konuşur bizimle nurdan o lisan
imanla dolu ver der ey insan
sana emanettir bunca insanla bu can
Mübarek bizi doğru yola götürecek arkadaş

heyecanla başlar mübarek için hazırlık
çıkarı için zam yapan kendine hazırlar kazık
mübarek ayda buda yapılmaz ki ey insan yazık
Mübarek bizi doğru yola götürecek arkadaş

sarar bizi mübarek bir can gibi
işte hakkın yolu der kocaman meydan umman gibi
merhametle o yoksa yarın yatacağın yer taş gibi
Mübarek bizi doğru yola götürecek arkadaş

işte mübarekte var çareli imkan
yanlış olmasın mizan yakar bulunmaz derman
merhametin yoksa dönmez o an lisan
Mübarek bizi doğru yola götürecek arkadaş

kul mehmet'im boşa geçirme Ramazanı 
okunurken cennetten sesi gelir akşam ezanı
hoş karşıla hoş gönder sen Mübarek Ramazanı
Mübarek bizi doğru yola götürecek arkadaş
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

20 Nisan 2016 Çarşamba

Avuçlarımda ki Duama Âmin Demeden



   Oysa hasretin izlerini gönlümün derinliklerine gömmüştüm, cama anlımı dayayınca izleri bellimi oluyor camda, yansıyor mu gönlümdeki hasret, bana aitti bu hasretim seninle başlayan ve devam eden… Sen gelmeyince bitmeyecek olan yakan… Gözlerim hep hasretin uçurumlarına dalıyor çok mu belli oluyor? Demet demet hasret diye seni gönlümde biriktiriyorum, gönlümün tarlasına seni ekiyorum uzaklarda hissedebiliyor musun bilmem, gerçi hissetmek olsaydı sende, gönlümdeki sarayımda seni ne kadar sevdiğimi görür ve gitmezdin!
   
Yoruyor bitap düşürüyor bu hasret beni, sen yoksun yanımda, sakın şikâyet sanma sizlerde sanmayın sakın sadece yaptığın yanlışın gerçeğini görmen için, bir dilleniş bir yol haritası olarak gör bu sözlerimi… Giderken terk edip gittin mi sandın kopardın gönlümü beraber aldın da gittin, şimdi yeri bom boş, belki kal deseydim ama sen kalmaya layık değildin ki, gitmek senin için bir arzu istekti, yanmaktı yanmanı istemedim ama yanmadan da ayıkamazsın bilemezsin diye kal diyemedim...
  
Vuslat bu âlemde olmaz bilmen gerekir, ben dönmeni bekliyorum senden, gidenler dönmez, terk edenler pişmanlığı ile geri döner anla artık bunları… Hasretin sokaklarından yürürken pişmanlığını yazıyorum sokaklara, belki gelir görür okur ve anlarsın diye… Bir damla gözyaşı döker etrafına değil de gönlüne bakarsın ve içinde hala benim olduğum gerçeğini görür, avuçlarımdaki duama âmin demeden önce bana doğru koşarsın gelirsin koşa koşa… Bir şafak vaktinin serinliğinde sana bakan gözlerimin içinde hep kendini bulacaksın, işte bu nedenledir ki sen gönlümde hiç kaybolmayacaksın sen kaybolsan bile yanımda… Sevmeler böyledir, emanete sahip çıkmak böyledir. Her sabahın seherinde secdeye vardıktan sonra, sana gönderdiğim gönülden davetime icabet et ve gel, kapım sana her zaman açık, senin kapın bana kapalı olsa da gel… Yetimleri nasıl yetimlik sarsmıyorsa ve Yüce Rabbim onları da bizleri de koruyorsa her an her saniye, hasretinde beni sarsmıyor, yüreğimdeki sana sadece bir parça daha uzak kalınca, sevmelerin vuslatın kavuşmaların dönmelerin ne kadar güzel olduğunu hatırlatıyor…

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-   

18 Mart 2016 Cuma

Beyaz Gelinliğinle



Bir anda nasıl kaldık dilimiz bağlı
Gözlerimiz oldu ağlamaklı
Hasreti vuslat ile nasıl bağlamalı
Severek gönüllerde çağlamalı
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim

Sana yakınken ben sen çok uzaktın
Nasıl olur şimdi uzaklarda kaldın
Seni sarmak isterken uzaklara kaçtın
Ayrılık hançeri gönlümüze saplandı
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim

Ayrılığımıza neden ne onu çözemedik
İkimizde ayrı ayrı hiç gülemedik
Birleşelim dedikçe biz birleşemedik
İmkânsızı yaşadık kuramadık bir ocak
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim

Söndü gönül ocağımız yanmaz mı acep
Yeniden sevmemiz için yok mu sebep
Aşkımıza neden değil ki hiçbir mezhep
Yıkılmasın ne olur o kaşlarındaki hilal
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim

Yeter artık artık ağlamayalım
Gel kaçalım yalnız yaşamayalım
İki lokma ekmekle doyarız gel ayrılmayalım
Ayrılık değil vuslat olsun bize helal
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim

Korkma seninle enginleri dağları aşarız
Sığınacak bir liman bulur neşeyle yaşarız
Birbirimizi aşkla seviyoruz iyice bağlanırız
Bu gönlüm senindir sevdiğim gel sen al
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim

Seni bırakıp ta nereye gideyim
Sen yoksan ben nasıl güleyim
Bırakın beni o zaman öleyim
Mezarlara sığamam ki söyle nasıl öleyim
Koş gel kollarıma seni seveyim
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim

Kul Mehmet’im yıkılsın aramızdaki duvar
Zaten ikimizin de gönlünde aşk var
Aç kollarını beni aşkınla beraber sar
Yoksa bu dünya ikimize olur dar
Karalar yerine beyaz giymeni isterdim
Beyaz gelinliğinle seni sarmak isterdim


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

11 Aralık 2015 Cuma

Ağlama Gözlerim.



Eser bağrıma hasret rüzgârı bak her seher
Bir gün gelir elbet bu hasretlikte yar biter
Mutlu günler yârin nur koynunda yat hep geçer
Mutluluk için sabır et yanınızda gezer
Ağlama gözlerim her gecenin sabahı var

Yalnız başına kaldın sanma kaldın zindanda
Kavuşunca dertlerin yok olur bak bir anda
Nazlı yar sana o an gülerek koştuğunda
Sarılıp koklaşınca hasret yok olduğunda
Ağlama gözlerim her gecenin sabahı var


Gurbet sanma hayatın yolunda sana engel
Nazlı yârin sanki der yeter artık dön de gel
Vuslat ensenden tutar anında atar çengel
Nazlı yârin vuslatla gelir biter tüm engel
Ağlama gözlerim her gecenin sabahı var

Hasrete bakınca sen vuslat çıkmaz kınında
İyi bak görürsün sen mutluluk yar yanında
Uzak olsan da yârin kokusu o canında
Ufukta yâr el sallar oraya baktığında
Ağlama gözlerim her gecenin sabahı var

Vuslat için sen her gün duyarsın bir heyecan
İstersin vaktin geçsin yar ile her gün zaman
İçtiğin kahvede tat var yârden fincan fincan
Akşam olur bir süre ayrı ayrı yatacan
Ağlama gözlerim her gecenin sabahı var

Kul Mehmet'im hasretin yüreğine yapıştı
Gurbet elde hasretin seni dertle kapıştı
Nazlı yâr hasretinde sen gibi hep ağlaştı
Sabır et vuslat size biraz daha yaklaştı
Ağlama gözlerim her gecenin sabahı var

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-






1 Aralık 2015 Salı

Yalnızlığımızın İzini Sil Gözlerinde.


Hasretine uzaktan mahpus kalalı nefesini hala gönlümde saklıyorum, bir lokma ekmek yanında kazanamadım, gurbet elde nasipmiş bir lokma ekmek, elden ne gelir güzelim... Ölümü düşün hani yeniden diriliş hesap verme, işte gurbeti de böyle düşün, kısa süreliğine ayrı olsak bu hasret bitince yeniden birbirimize kavuşunca daha çok birbirimizi sevecek bir lokma ekmeği birlikte hasret olmadan yiyeceğiz güzelim...


Hani bir eşikte atlayarak aradaki çukuru atlayarak geçeriz hani, bu gurbetlikte öyle güzelim, aramızdaki çukurları aşmam için uzun bir atlama san güzelim.  Gönlümüzdeki sevgi ziyneti hala pırıl pırıl duruyor, içine saplanan bu hasret yüreğini acıtmasın güzelim sen dediğim gibi bil bu hasreti, gülsün her zaman gözlerin, ben penceremde sana bakarken hep o gülen gözlerini göreyim. Bakarsın bir sabah sessizce evimize gelirken ahşap merdivenlerimiz hani o gıcırdayan o basamağa basarken, sen geldiğimi duyarsın koşarsın boynuma sarılırsın yanaklarıma buselerini kondurursun güzelim, sanki gözlerinde akan gözyaşların izi kaldı haydi sil onları az gülümse bakayım. 

Zifiri karanlık düşünceleri haydi gülümseyen sevgimizin hatırına unut gitsin, aydınlık gülümseyen sözlerin hecelerin sahilinde gez ben karşıda sana el sallarken beni göreceksin, haydi çık dışarıya kendini eve hapis etme, yokluğumu komşulara gösterme.
Arkandaki gölgen gibi peşindeyim, dinlediğin şarkılarda okuduğun şiirlerde, romanlarda düşlerde hep yanındayım, yalnızlığımızın izini sil gözlerinde kimse görmesin, yokluğumun titrek soğukluğunu sevginle ısıt ki bende gurbette üşümeyeyim. Tutsak değiliz bu hasrete bitecek bir süre sonra, geleceğim yanına saracaksın beni kollarına bakacağım gözlerine, hasreti sırtına saplanmış bir hançer gibi görme, sırtın bükülmesin, doğrul dimdik yürü yoksa ben burada üzülürüm. Dilinin ucunda hep vuslat ile visal olsun, sözlerinde hasret hecelerini saklama vuslat ile visal sözcüklerini kullan haydi az gülümse bak ben penceremde sana bakıyorum, gülümse artık göreyim de yüreğim rahat eysin senden önce gülümsesin güzelim.

Özledim seni güzelim
Gözlerim ağlarcasına özledim
Kokundan yüreğime ağrı dağı gibi kar yağmış gibi özledim
Kahkahalara sarılmış gözlerindeki ışıltının parıltısının zenginliği kadar seni özledim


Mehmet Aluç-Kul Mehmet

24 Kasım 2015 Salı

Aşkın var mıdır dünyada eşi ?


aşkın var mıdır bu dünyada eşi
varsa sağdan soldan çakması gelir
onun yerini tutmaz üçü beşi
var mıdır onun gibi ahiretlik
muhabbetle vuslatına söyleşi
sağdan sonra gelse taciz ateşi
ayrılık dersen cehennem ateşi
gönül varmasın o billur karaya
gönül hiç sığmaz oraya buraya
şuraya ordan karaya semaya
parçalanır gönül ömür kafesi
çok hoş çıkar dilde sözle nefesi
durabilir mi önünde söyleyin
beşer beni beşer gönülde pişer
ayrılıkla yaşanır bu dünyada
 bitmez sonsuz kıyametle o mahşer
gelir o  hasret soldan üçer beşer
şaşırır mı aşık yolunu bulmak
için yollara durmaz da düşer
ah yollar buldu mu gönülden aşık
aşk  ile kendinden geçerde kokar
aşık gibi kendinden geçer geçer
arı kovanına o düşmüş gibi
bedeni tatlı tatlı sızlar yanar
açar gönülde rengarenk gül çiçek
sevdiğine vermek için gönülde
hasreti içine çekerde çeker
sanılmasın aşık hasretle çöker
sanmayın bu aşk biter aşık biter
asıl aşk daha yeni yeni başlar
sırtına tır bağlasan onu çeker
o gönlü engelleyemez ki beşer
gönlü olur spiker
hep canlı yayındadır
paket yayını olmaz
izlenilir her zaman her saniye
pırıl pırıl gönülde
aşk  kokan türküleri
gören der deli sefil
bilmezler ki aşık aşık o asil
hasrete karşı deli gönül siper
yollar aşılır aşkla  birer birer
yine aşığı gören öldü diye
söyler dilde olmaz duaya amin
bilmez aşkla o gönül ölümsüzdür
gönülde aşktan önce cenazeydi
şimdi canlandı can oldu tap taze
aşk nelere kadirsin
Rahmandan misafirsin
gönülde güller alem açtırırsın
cihana kokusunu koklatırsın
anlatmaya yetmez sözler kelime
yeter kul Mehmet'im artık söyleme
çekil yoldan aşk geliyor bekleme
aşkın var mıdır bu dünyada eşi
varsa sağdan soldan çakması gelir
onun yerini tutmaz üçü beşi
var mıdır onun gibi ahiretlik
muhabbetle vuslatına söyleşi
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


16 Kasım 2015 Pazartesi

İman İle Artık Bitsin...


Kalbimiz de haşre kadar sönmesin iman
Baksana kâinata iman ile döner zaman
Dünya sanma yaşanılan garip bir hane o an
İman ile hasat yeri kazanılan bu zaman
İman ile artık bitsin gönülde feryat ile iniltiler

Bu tende iman olmalı budur yaşamanın gayesi
Hasreti yok et gönülde vuslat ile olsun hecesi
İman ile olur gönül Müslüman'ın gündüzü gecesi
Her ezanda bil ki okunacak selan budur hayatın bilmecesi
İman ile artık bitsin gönülde feryat ile iniltiler

Dile gönle set mi olur iman setti var iken
Ölüm değ ilmidir koşarak gelen ufukta gözüken
İman varsa gönülde ölüm var mıdır Ahiret var iken
İman varsa öter gönül bahçende mezarında bülbül giderken
İman ile artık bitsin gönülde feryat ile iniltiler

İman en büyük hakikattir imansız olan perişandır
Sanma Kul Mehmet'im imansız mutluluk peşindedir
Sorma ey kullar yaş maş herkes ölecek yaştadır
Akıl sanmayın ola yaştadır akıl esas baştadır
İman ile artık bitsin gönülde feryat ile iniltiler


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

22 Ekim 2015 Perşembe

Dün Sana Sarılar iken Düşlerimin Pembe Okyanusunda…



    Zamanı mutlulukla doldurmak yerine, hala zamansızlığın boşluğunda kalan ikimiz, zamanın değerini bilmeden çivilenmiş orada kalmış bekliyoruz! Boşlukta kelimesizliğin arasında aciz sözlerin şemsiyesi altında hala neden beklediğimizde muamma! Dün sana sarılar iken düşlerimin pembe okyanusunda özgürce seninle gülümseyerek yüzerken, bugün ise yalnızlığına sarılarak ağlıyorum… Dün sana sarılırken neşeyle gülüyordum oysa bugün ayrılığına sarılarak derinden gözyaşı döküyorum… Hafızamda gülüşünle koskocaman yarınları düşlüyordum şimdi hiçliğin derin uçurumunda uçuyorum, ne oldu bilmiyorum birden ayrılık rüzgârına kapıldık Sen başka bir limandasın tek başına, ben ayrı bir limanda ayrılığın derinden zehirli oku yüreğimize saplamış bekliyoruz…
    Kim sapladı bu ayrılığın zehirli okunu yüreğimize acaba suç bizde miydi düşünürken bulamıyorum! Dün varlığımızla koskocaman dünyada mutluluğun vadisinde var iken el ele bugün yokluğumuz  ile birbirimize ıstırap çektiriyoruz… Oysa her gün mutluluğun sahilinde uyanırken aynı yastıkta, Birbirimize gülümserken nasılsın canım derken şimdi ayrı yastık ve yataklarda düşlerde ayrı kalmanın sahilinde gözlerim mutluluğu ararken hasretin sahilinde kumlara batmış, yürüyememenin zorluğunda kalan iki yabancı olduk…
   Suç ikimizdeydi galiba bir anda ayrılığın kapısını ellerimizle öfkemiz ve nefretimizle açtık sanki gülümseyen yarınların gülümseyen kalbine ayrılığın hançerini kendi ellerimizle sapladık oysa bir özür dilemek hata bende demek çok kolayken ikimizde yarınlarımıza sırtımızı dönerken hataların merkezinde ben kral sen kraliçe oldun, şimdi ikimizde gezdiğimiz o gülümseyen sokaklarda kaybolduk, bilemediğimiz o yabancı yarınların, yabancı bakışlarında kaybolurken, hayatımızdaki bu boşluğu doldurmak yerine boşluğun merkezine uçarak, boşlukların feryadında sağır kaldık. İkimizde geri dönmek için bir adım atmanın acizliğinde, umutsuzluğunda çamura saplanmış bekliyoruz hala! Gönlümüzdeki bu kara lekeyi silmek için sana koşsam seni bulur muyum bilmiyorum! Ya da yine sen bana gülümseyerek koşar mısın onu da bilmiyorum! Saplanmışım kararsızlığın ortasına hiçbir yana dönemiyorum, nereye baksam karamsarlık vıcık vıcık gözümün önünde bir adım atmamı engelliyor…
    Gidişinin veya ayrılışımızın bilmem bu kaçıncı Eylül’ü ne sen geldin, ne de ben sana gelebildim, yoksa bu hasret dolmayan çilemiz mi dolmasını mı bekliyoruz vuslata erişsin diye? Eğer öyle ise ben hala dönmeni bekliyorum ve sen bana doğru yürümesen de, ben sana doğru bir adım atarak yola çıkıyorum, sen beni beklemesen de, ben bu ayrılığı yüreğimde çözmek ve rahata ermek için çıkıyorum yola. Hiç olmazsa ayrılığın kapısın vuslata hatta visale ilk açan ben olmak için çıkıyorum, ilk sana yine yürüyen ben olmak istiyorum…
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

15 Ekim 2015 Perşembe

Hasreti vuslat ile buluşturan yollar…


   Yollar sizler ne güzelsiniz! Hayalleri olanlar için, hayallerine kavuşmak için onlara yol olan sizler ne kutlusunuz, sevinçle türkü olursunuz insanlara, nota nota gönlünde sevgi olanları kucaklayan yollar…
   Yarınlara umutla bakanları yarınlara kavuşturan, içinde renkli renkli düşleri yüreğinde saklayarak görmek isteyene gösteren, gülümseyen yollar… Dağlar sıralanmış sağına soluna gönüllerdeki sevinç gibi, telli telli turnaların üzerinde uçtuğu, nazlı yâre selam götüren yollar. Seven yürekleri kavuşturan, bazen kavuşturmadan gönülden birliği ,gülüşü ile gurbette seher yelinde esen rüzgârla buluşturan yollar.

   Hayallerine güvenen yüreğinde sımsıcak saklayan dost, sevgisine güvenerek yola çıkana bir anlık mesafe olan, yarını bekleyenlere koşması için yürek olan, ağlayanların gözlerindeki yaşları vuslat ile silen yollar. Sahte gülüşleri yüreğinde üstümde barındırmayan, üzerinden dışarı atarak yok eden, üzerinde yürüyenlerin yüreğini okuyan, sevgiyi yok edenleri görünce, sevgiyi yok etmek için sevgisizlerle mücadele etmesi için sevgi dolu insanları üzerinde taşıyan sensin yollar.
   Seni anlatmak yüreklere sığdırtmak istesem de sığdıramam, anlatamam, seni sözlere hecelere sığdıramam ki, seni ancak yüreğinde sevgi taşıyanlar anlar ve sana gülümseyerek bakar ve üzerinde yürür, bir ömür boyu değil kıyamete kadar dimdik duran, yolların eğri virajlıda olsa dimdik duransın yollar. Yönün her zaman sevgiye açık, nefret kine kapalı, sessizliğinle huzuru duymak isteyenleri dinlendiren, hasretle ayrı kalanları vuslat ile güldürensin ey yollar. Gülüşünle yolunda yürüyenleri istediği güzelliklere ulaştıran, kalbinde güzellikleri saklayanları saklayan, sevdiğine söylemek isteyenleri gönül dağında buluşturan, birbirlerine sardıransın gülüşünle ey yollar. O nefreti ile kaşların çatık nefreti ile burnundan soluyanı bilen, öyle İstemeye istemeye üstünde gezinen oturanı hiç sevmeyen, göz göze gelmemek için, yüreğinde sevgi taşıyanları taşıyarak o nefreti yok edenlerle beraber olansın yollar…

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

8 Ekim 2015 Perşembe

İman İle Nurlara Boyandık



Mecnun olup Leyla’nın kapısını boşuna mı bekleriz
Leyla’nın gönlüne merhameti veren Rahmanın izi var
Aşk kapısında durduk Leyla’nın gönlündeki aşkı okuduk
Hak yolun yolcusu olduk iman ile nurlara boyandık

Gayemiz mecnun olup meşhur olmak değildir bilinsin
Aşk dili ile konuşup heceler yalnız kalmasın istedik
Aşkın içine merhameti katan Rahmana yolumuz dönsün istedik
Hak yolun yolcusu olduk iman ile nurlara boyandık

Aşkın içinde kara baht yoktur uzun yolun temizliği var
Yollar aşk ile aşılmasa yolları yolcusuz kan ağlar olur har
Yola çıkınca sabah olmadan akşam olur Leyla yol bekler
Hak yolun yolcusu olduk iman ile nurlara boyandık

Leyla’m üzülme yol sana çıkar zülfün yanmasın
Etrafında dönen yalancılar yüreğini yakmasın
Yola çıktık sakın karşımıza aşk karşı olan çıkmasın
Hak yolun yolcusu olduk iman ile nurlara boyandık

Aşk merhametli olan gönüllere Rahmanın ihsanıdır
Aşk ile olmayanın inan hali bu dünyada ahrette perişandır
Kim bilir Mecnundan başka Leyla’nın halini Rabbim beni uyandır
Hak yolun yolcusu olduk iman ile nurlara boyandık

Aşk yolunda merhamete boydan boya boyandım ben
Leyla’m aşk yolunda merhametinle karşıma ne güzel çıktın sen
Vuslat kaldı ahirete beklerim orada gülümseyerek seni ben
Hak yolun yolcusu olduk iman ile nurlara boyandık

Kul Mehmet’im Mecnun olmak kolay değildir bilesin
Mecnun olamazsan da aşkın merhameti ile gülesin
Leyla’n yok ise haydi aramak için yola aşk ile çıkıp gidesin
Hak yolun yolcusu olduk iman ile nurlara boyandık
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç