Bu Blogda Ara

kamil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kamil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2017 Pazar

Röportaj -Monolog Röportaj /ım 6



-Mısra-i Azade gibi tek başına başı boş anlamı olan ve hiçbir manzumenin parçası olmayan tek dizeler gibi tek başına yaşamamız bize ve topluma bir anlam ve mana vermeyecektir. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

-Yüksek bir anlamı olan ve kolayca ezberlenen, ilgi çekici dizeler sözler heceler gibi, anlamlı olmalıyız, anlaşılır bilinir olmalıyız ki, birbirimize olan güvenimiz yüksek olsun. Zaten bu anlayış izan idrak irade çok sade fakat hiç bir benzerinin olmadığı bir gönül güzelliği zaten Osmanlıda o güzide ecdadın hayatında yaşantısında zaten vardı. Şiirlerimde bunu yakalamak için çok çaba sarf ediyorum, gönlün güzelliği için yazıyorum, birbirimize gönülden karşılıksız sarılmakla ilgili yazıyorum, bundan da ne kadar başarılı oluyorum bilmem bu okuyucularımın kararına kalmış bir olay. Her şiirim ’in kelimelerin mısraların gönülde söylenmesi gereken sözlerden olması için gayret gösteriyorum, çalışmak gayret bizden, başarıya ulaştırmak yüce Allah’tandır. Her sözün anlamın ifadenin ise dilde gönülde çıkan ve daha önce çıkmış olan önceki sözün gönül diline anlamca uyması gerekir diyorum.

-Bir şiirde metinde belirtilmek istenen ana duygu ve düşüncelerin kolay, anlaşılır, herhangi bir ek yoruma açıklamaya gerek kalmadan açılanabilir olması ve okuyucunun anında kavrayabilir olması hakkında neler söylemek istersiniz?

-İşte şimdi zurnanın zart zurt diye öttüğü yere geldik. Bu kolay anlaşılır olmak bu dünya hayatında tarihte pek kolay olmayan en zor olan bir durumdur. Hayatımızda tarihimizin her alanında önce insanları doğru yolda kandıranlar anlaşılmış ve daha sonrasında kör karanlık kuyuya düşünce gerçek olan anlaşılır olmuş, lakin bu anlaşılmada o anda olmadığı için şöyle gönüldeki yangını söndürecek bir kova su niyetin olmamıştır ve yüreklerdeki yangını tam manası ile söndürememiştir. Şiirde kolay anlaşılır olmak dizelerde ve hecelerde kendi fikrim yerine, toplumun yararına yarınına ait hecelerle dizelerle yazmanın daha anlaşılır olacağını bildiğim için bu anlamda bu yol üzerinde giderek yazıyorum. Toplumun gönlüne bakış açısına göre adapte olacak şekilde, düğümlenmiş sözlerdeki bakışlardaki bu düğümü çözmek için çaba sarf ederek yazmak ve anlaşılır olmak için, gayret sarf ettiğim söylenebilirim.

-Kısaca anladığım kadarı ile söz ve cümlelerin dile gönüle ayağa takılmadan, kolayca anlaşılır bir şekilde okunabilmesi için, şairin yazarın anlatılmak istenen düşüncesinin, rahatlıkla anlaşılır şekilde ifade etmesi pek kolay gibi gözükmüyor, ama bunu aşmakta zor gibi görünmüyor. Hayatın her zaman, zaman etrafında akarak gitmesi, şiirde de akıcılık, düşüncelerin bu kapsamında gönülde olması gerektiği şekilde, toplumun yararına olan, bu sözlerin hecelerin düşüncenin herkes tarafından bilinen ve kolay söylenebilen sözcüklerle anlatılması gerektiğini, cümlelerin kısa ve yapı bakımından toplumun geleceğine ve yaşadığı ana ait olmasının yönünde olması ile sağlanabileceğini mi söylemek istiyorsunuz?

-Evet, teşekkürler ederim siz kısaca özetlediniz.

-İnsan yaşadığı bu hayat içinde var olmak için, hakkın istediği bir varlık kazanmasının amacı "insan-ı kâmil" olmakta geçtiğini, şiirlerinizde sık sık dile getiriyorsunuz, bunu biraz daha açar mısınız, anlaşılır olması açısında?

-Biz insanlar bu dünyaya tek başımıza değil, birlikte beraberce yaşamak ve güzellikleri yaşatmak için geldiğimiz bir gerçek ve bun bilmeyenimizde hemen hemen yoktur. Yaşadığımız hayatın her adımında sürekli olarak, Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah'ın yanımızda olduğunun idrakinde, bulunarak olarak, onun istediği emirler çizgisinde doğrultusunda, iyilikler sevaplar Salih ameller işleyerek İnsan-ı kâmil yani kâmil bir insan oluruz. Kendi yararımıza olacak bir şeyler yapmak bize pek bir şeyler kazandırmayacaktır, toplumu diğer insanları içine katmadıktan sonra. Her şiirimde bunu işleyerek hem kendime söyleyerek, bunun gerektiği olduğunu kendime söyleyerek de, okuyucularıma da bunu anlatmaya çalışıyorum. Hani biraz önce anlaşılır olmaktan bahis etmiştik, işte yüce Allah’ta bizim anlaşılır bir gönül ile insanlara karşı nasıl davrandığımız imtihan ederek, anlaşılır mıyız değil miyiz imtihan ederken bu dünyaya gönderirken daha sonrasında bizi sorguya çekecektir.
Mehmet Aluç


13 Ocak 2016 Çarşamba

Sabırla


Ne inlersin ey kul sanırsın çaresiz yaran mı var
Çaresiz derman için tabip olan yüce Rahman’ın var
Sanma bu yaşadığın dünya sana olur her gün dar
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

Kamil olan kul imtihan dünyasında olduğun bilir
Çile dert içinde olsa bile yüce Rahman ile olur yürür
Vahdet için yürür nefis şeytanı yola çıkarken öldürür
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

Kamil kul gönül içinde cennet mekân var bilirler
Cennet mekân gönlü kırmaz cennet kapısı görürler
Kendi gönlü kırılsa da gönül kırmaz hep af ederler
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

Can mal kalmaz bu dünyada bunu bilmek gerek
Dünya hayatının sonunda ölümle var hazırlık gerek
Arayıp hak olan iman yolunu bulmalı nura erek
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

İmandır teslimiyettir Rahman’a her işin başı
Gururla kâmil kul iman denilen nurdan tacı taşı
Bazen bu yolda aksa da aldırma gözden gözyaşı
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var


Kul Mehmet’im çıplak geldik bir arşın bez ile gideriz
Biz bizi sevmeyenleri de candan öte gönülden severiz
Vatan hainleri olursa onları sevmez uçuruma iteriz
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



10 Haziran 2015 Çarşamba

Rahman Sevindirendir




İman ile gezen kâmildir
İmansız olan cahil zalimdir
Rabbim her şeye Kadir’dir
Mümin olanı Rahman sevindirendir

Rabbimden hidayet bekleriz
İman ile yolda yürürüz
Gül kokan Resul’ü candan severiz
Mümin olanı Rahman sevindirendir

Merhamet dergâhındayız
Mümin olmaz ahlaksız
Mümin olmaz amaçsız
Mümin olanı Rahman sevindirendir

Herkes kendine zalim
Müminde olmaz sahte âlim
Ne olacak der cümlemizle halim
Mümin olanı Rahman sevindirendir

İnsan kanı döken değil mümin
Ondan Müslüman olmaz olur zemin
Şeytanla geçti demin
Mümin olanı Rahman sevindirendir

Hak yolda değilsin sen cahil
Zalimsin anlamazsın çökmüşün e cahil
Seni nasıl düzeltsin âlim
Yaptığında sen değilsin ehil
Mümin olanı Rahman sevindirendir

Ramazan yaklaşır bakarsın
Herkesten önce koşarsın
Sanma insan kandırır coşarsın
Cehennemde odun olmaya koşarsın
Mümin olanı Rahman sevindirendir

Devran senin sanırsın
Boş sözlere kanarsın
Ecel gelince yanarsın
Eli boş sap gibi kalırsın
Mümin olanı Rahman sevindirendir

Melamet hırkasını giyersin
Pişkin arsız gülersin
Adamım diye gezersin
Şeytandan bir adım önde gidersin
Mümin olanı Rahman sevindirendir

İmansızlar cehennemde viran oldu
İman ile olanlar cennete doldu
Hani ölüm hesap yoktu ne oldu
Yalakaların nerede senden önce soldu
Mümin olanı Rahman sevindirendir

İşin gücün hep zarar
Yedin haram etmedin karar
Sandın yığdığın çaldığın yarar
İman sende ne arar
Cehennem yanman için arar
Mümin olanı Rahman sevindirendir

Dini rakip gördün sen
Aç gözlülüğünde hep dedin ben
Haydi, şimdi nefsini yen
Dediğini yaptın harfiyen
Haydi, nasıl yenersen yen
Mümin olanı Rahman sevindirendir

Kötü gözle kullara bakma
Çelme takanlara çelme takma
İman ile ol nefis şeytan ile yatma
Mümin olanı Rahman sevindirendir

Kul Mehmet sakın gönül yakma
Şer var iken sen yatma
İman var iken zalime seyirci kalma
Mümin olanı Rahman sevindirendir

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

8 Mayıs 2015 Cuma

Dilber


Dilbere doğru gidecek oldum
Yola çıkmadan çatık kaşıyla soldum
Beni sever'misin diye sordum
Gönülümü seven kuldan'mısın dedi

Seni gördüm lisanım tutuştu
Can evim çatık kaşınla soldu
Elbet seni seven bu candı aşık oldu
Gönlünü seven kuldanım dilber

Aşkın yolu kamiller içindir dedi
Bu yolda nice aşık kafayı yedi
Gönüldeki oyunları bozan kimdir dedi
Gönülümü seven kuldan'mısın dedi

Gönüldeki oyunları bozan aşktır
Gözlerden akan aşk ile yaştır
Beni mest eyleyen hilal kaştır
Gönlünü seven kuldanım dilber

Öfkeni aşk ile dindirir'misin
Kin nefreti gönülden siler'misin
Haydi kalk çöllere gidelim dersem gelir'misin
Gönülümü seven kuldan'mısın dedi

Ben kul Mehmet  zaten sensiz çöldeyim dilber
Bakışlarında var sanki kokulu amber
Haydi kalk yola düşelim beraber
Gönlünü seven kuldanım dilber
Mehmet Aluç







27 Nisan 2015 Pazartesi

Çözemedim




sen mi beni tanımadın ben mi seni
sen mi sır doluydun yoksa ben mi
bülbül güldalında ötmeden güller kurudu
sen mi sebepsin ben mi ben bilemedim
anlayamadım ben tarifi yok bunun çözemedim

sen mi kraldın benmi kral anlayamadım
sen mi sevendin yoksa ben mi seven bilemedim
yıkıldı gönüllerimizin tahtı sarayı
sen mi sebepsin ben mi bilemedim
anlayamadım ben tarifi yok bunun çözemedim

sen mi kamildin ben mi kamildim çözemedim
sen mi cahildin ben mi cahil bilemedim
gönül oyunumuz hayallerimiz yıkıldı
sen mi sebepsin ben mi bilemedim
anlayamadım ben tarifi yok bunun çözemedim


sen miydin zalim ben miydin göremedim
gönlümüz verem oldu nefes alamaz olduk
gönül dağımız delik deşik oldu ayrıldık
sen mi sebepsin ben mi bilemedim
anlayamadım ben tarifi yok bunun çözemedim

kul mehmet'im mevlaya döndürdüm gönül yüzümü
iman merhametle dindirdim tüm sızımı
tövbe ile yıkadım cümle günahımı
secde ile ömrüme yağdırdım nurdan rahmet
sebep ikimizmişiz anladım
anladım gerçek dost Rahman'mış
sildim gönlümde seni ulaştım ben Rahman'a


Mehmet Aluç

12 Şubat 2015 Perşembe

Aşık Sümmani Baba Şiiri

                                   
                                         Olunmaz 







                   
                 
Bir adam başına mürşid olunmaz 
Varıp bir kâmile danışmayınca 
Candan geçmeyince cânân bulunmaz 
Gönül her eşyâya karışmayınca 


Sümmânî’yem görmedim hiçbir sefâ 
Her sefâ dalına konmuş bir cefâ 
Her ne istedimse yokdurur vefâ 
Tarîkat kulpuna yapışmayınca
 
                             Aşık Sümmani Baba

27 Ekim 2014 Pazartesi

Kamil insan olma yolunda yürümek

Kamil insan olma yolunda yürümek



Kamil insan olma yolunda yürümek






İnsanın dünyada var oluş ve yaşam yolculuğu, bedenini var eden sevginin gücü ile güç kazanırken bu sevgi ile insanların gönlüne girerek insan olduğunu kanıtlamıştır. Başka bir şekilde gönülde sevgi olmadan sevginin yolundaki bu gönül bahçesi denilen merhamet anlayış vefa olmadan, insanın insan olduğunu kanıtlaması insanlara kendisini sevdirmesi mümkün değildir.

Çeşitli düşüncelerin bu güzel gönül yapısını ve onu temsil eden düşüncesini şeklini bozmaya, çalışsa da uzun vadede bir sonuca vararak gönüldeki sevgiyi yok edememişlerdir.
Kamil insan olma yolu olan İslam’ın yolunda yürüyen insanlar bu sevgi ve ilahi yolda, Yüce Rahmanın emrini hayatında uygulayanlar her zaman bu kapının açık olması için uğraşmış durmuşlardır. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaşi veli vb. gibi gönül insanları hep bu kapının kapanmaması için uğraş vermişlerdir.

İşte Gönül dostu Mevlana ne güzel demiş:

Bin sene de okusam, Ne biliyorsun diye sorsalar bana haddimi bilirim derim.
Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın.
Dediler ki: Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Dedim ki: Gönül’e giren gözden ırak olsa ne olur.

İşte Gönül dostu Yunus Emre’nin o güzel sözleri:

Hak cihana doludur, kimseler Hakkı bilmez
Onu sen senden iste, o senden ayrı olmaz
Dünyaya gelen geçer, bir bir şerbetin içer
Bu bir köprüdür geçer, Cahiller onu bilmez
*** ***
Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım
Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz
Yunus sözün anlar isen, Mani’sini dinler isen
Sana iyi dirlik gerek, bunda kimseler kalmaz
Yunus Emre

Ya Gönül dostumuz Hacı Bektaşi veli ne güzel söylemiş:

“Ayağa kalkarsan hizmet amacıyla kalk,
Eğer konuşacaksan, hikmet ile konuş,
Ve oturacağın zaman, saygı ile otur!”

Hepsinin sözünde düşüncesinde, bu dünyanın gelip geçici olduğu gönül yıkmak ile bu dünyada insan olarak yaşanılmayacağı, gönülleri severek bu dünyada cenneti yaşayarak emanet olan ruhu, zamanı geldiğinde, Yüce Rahmana tertemiz bir biçimde teslim edilmesi gerektiğini söylüyorlardı.

Ne kadarda haklılar, düşünebiliyor musunuz bu günümüzde onlarca insanın kanı insan olmayan kılıksız vahşi kurt kılığına girmiş, insanlıktan nasibini almamış insanlarca katl edilirken, onların misyonu gönül dostu insan oldukları nasılda ilk bakışta anlaşılıyor ve bir güneş gibi, gönüllere doğarak ve gönülleri sevgi ile inşa eden mükemmel insanlar olduğu hemen belli oluyor.

İşte bu gönül dostu kâmil insan derecesini, nefisleriyle sayısız mücadeleler verip, biz insanların gönlüne girerek, gönlümüzü tertemiz sadece sevgi ile ancak yaşatabileceğimizi söyleyen bu nadide insanlar, hayatın zorlu zorlu imtihanlardan geçtikten sonra elde ettikleri kazandıkları sevginin ne kadar büyük olduğu da malumdur.

Kâmil insan olma yolunda, yürümek için nefisleri ile mücadele ederken insanlar ile gönül kırıcı değil onların gönüllerine bir damla kara leke düşmemesi içinde gece gündüz mücadele etmiş ve dünyada yaşarken kendi imtihanlarını, da, bu güzellik ve sevgi dolu yolda hep birlikte, gönül gönle yolculuğun en güzelini yaşayarak ve yaşatarak o tertemiz nurdan ruhlarını tertemiz, yüce Rahmana teslim etmişler ve önümüzde kıyamete kadar açık olan sevginin yolunu da açık bırakarak aramızdan ayrılmışlardır.

İnsan bir yolcudur bu yolda sevgi ile yürür sevgi ile ruhunu Rahmana teslim eder cennette köşküne sarayına kavuşur veya kin nefret ile gönlünü doldurur, şeytanın yardakçısı olur şeytan ona uzakta kıçı ile gülerken ruhunu güç ıstıraplar içinde teslim eder ve cehennemin yolunun da ebedi olarak yanmak için koşar.
Bu güzel gönül dostları, gönül veya kalp denilen et parçasını Allah’ın nazargahı olduğunu sadece ona bakarak bize değer verdiğinin farkında olan insanlardı.

Yolculuk, için önce bir yolun olması ve bu yolun tüm pisliklerden temizlenerek yürünmesi gerektiğini bilen bu amaç doğrultusunda yaşayan insanların başarısı, tabi ki her zaman büyük olacaktır. Hayatın bedensel ölüme uzanan yolunu kat etmek için gönül, denilen bu evin tertemiz sevgi ile din ile Gül kokulu Resul ile Kuran ile doldurarak arınma anlamını taşıyan bu yolda ölüme uzanan yolu kat eden insan, canlı bir varlık olmanın ötesinde, âlemin göz bebeği olan insan oluşun hikmetine de vakıf olmanın gerektiğini anlamamızı bize ısrarla bildiren bu insanlar aramızdan yok olduktan sonra yerleri hala boş duruyor.

Bu güzel insanlara şimdiler de ne kadar muhtacız öyle değil mi?
Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç