Bu Blogda Ara

yokluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yokluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2017 Salı

İhtiras Tramvayı




İhtiras tramvayı gelmez boşa bekleme
Bekleme gelmez artık boşa hiç kolay kolay
İhtiras iflas etti birden çıkardı olay
Yokluklar kaldı sana ondan bak bolca miras

Yazmaz bu ihtirası yazan sana kâtipler
Buna bir derman bulmaz bu âlemde tabipler
Kalmadı etrafında seni artık sevenler
Yokluklar kaldı sana ondan bak bolca miras

Binlerce dert vermiştin binlerce derdin oldu
Aradın bulduğun o derdin bak senin oldu
Yıktığın o gönüller şimdi savaşa durdu
Yokluklar kaldı sana ondan bak bolca miras

Düldül değil ihtiras binesin sen gidesin
Her arzu isteğini hayata geçiresin
Arzu ettin hayatı sen ele geçiresin
İhtiras tramvayı gelmez boşa bekleme
Yokluklar kaldı sana ondan bak bolca miras

Mehmet Aluç /Kul Mehmet



5 Mayıs 2016 Perşembe

Ya bir avuç yokluk ya da?

 
Alnın toprağa secde ile değsin gönlüm bu dünya hanesinde
Sende bir gün ölüp gideceksin bu sarıldığın dünya âlemin de
Aç bakalım gör bakalım ne olacak o kefeninin içinde
Ya bir avuç yokluk ya da âleme sığmayan secdelerin olacak
 
Var bu dünya âleminde âlemlerin Rabbinin ol yanında
Yoksa ölümüp gidince hiçbir şey bulamayacaksın canında avcunda
Sonsuz âleme neyle ulaşacaksın neler olacak düşün sen yanında
Ya bir avuç yokluk ya da âleme sığmayan secdelerin olacak
 
Cennet çiçeği secdeleri koklamak varken neden yokluk koklarsın
Neden günde beş vakit secdede Yüce Rahmandan kaçarsın
Kör değilsin çok şükür neden körmüşsün gibi görmeden bakarsın
Ya bir avuç yokluk ya da âleme sığmayan secdelerin olacak
 
Aç gönül kapını perde perde secde ile yüce Rahman’a
Birazcık Rahmet nur değsin yağsın dokunsun o tatlı canına
Mezara karanlığa girerken söyle kimi alacaksın yanına
Ya bir avuç yokluk ya da âleme sığmayan secdelerin olacak
 
Şerden kaç hayır yolunda bir parça secdeyle tohum ek
Yüce Rahman her an yanında sen değilsin ki tek
Sana kim dedi ki Rahmandan secdeden el çek
Ya bir avuç yokluk ya da âleme sığmayan secdelerin olacak
 
Kul Mehmet’im secde ile Rahmana doğru kanat çırp uç
Yüce Rahmandan ayrı secde ’siz yaşadığın zaten suç
Dua ile günde beş vakit her an duaların olsun avuç avuç
Ya bir avuç yokluk ya da âleme sığmayan secdelerin olacak
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-
 
 

3 Aralık 2015 Perşembe

Rahman'dan Uzağa Kaçma Kaçışı Yokluk.



Ey nefsim kâinata bak
Nefreti bırak merhametle ol ak
Merhameti seni beni âlemi yarattı hak
Haktan uzağa kaçma kaçışı yokluk
Kaçtığın yerlerde tuzak var mutluluk yok var burukluk

Şeytan senin benim düşmanım
Çok peşinde koştuk ben pişmanım
Yüce Rahmandan vardır dermanım
Rahman'dan uzağa kaçma kaçışı yokluk
Kaçtığın yerlerde tuzak var mutluluk yok var burukluk

Rahmandan uzağa kaçışta hayat yok
Şeytanla tek başına çıkılmaz başa
Kaçışta sonu gider pişmanlığa
Rahman'dan uzağa kaçma kaçışı yokluk
Kaçtığın yerlerde tuzak var mutluluk yok var burukluk

Rahmandan kaçanlar uçuruma düştü gittiler
Mutlu olmadan gülmeden yok olup gittiler
Nefis şeytan peşinde yoklukla öldüler
Rahman'dan uzağa kaçma kaçışı yokluk
Kaçtığın yerlerde tuzak var mutluluk yok var burukluk

Rahman her zaman yakın olmak lazım
Dünya âleminde yaşarken dememeli neme lazım
İmtihan dünyası bazen çileden yaramız sızlasa sızım sızım
Derman o sızının içinde sabırla gizli etmeli hazım
Rahman'dan uzağa kaçma kaçışı yokluk
Kaçtığın yerlerde tuzak var mutluluk yok var burukluk

Aksa da gözlerimizin yaşı
Yüce Rahman her şeyin başı
Cümle müminler bir birinin kardeşi
Muhabbetle gönülde yapmalı söyleşi
Rahman'dan uzağa kaçma kaçışı yokluk
Kaçtığın yerlerde tuzak var mutluluk yok var burukluk

İmanla gez gör merhametin nurdan yüzünü
İmanla ol aç gönül gözünü
İmanla merhametle söyle sen sözünü
Cennete taşı imanlı olan bedeni bu özünü
Rahman'dan uzağa kaçma kaçışı yokluk
Kaçtığın yerlerde tuzak var mutluluk yok var burukluk

Kul Mehmet'im zalim olanların serildi leşi
Dünyada inatla şeytanla dost oldular üçü beşi
Nefretle zalim gönülleri yaktı yönelttiler yaylım ateşi
Şimdi zalimi bekliyor kızarmış cehennem ateşi
Rahman'dan uzağa kaçma kaçışı yokluk
Kaçtığın yerlerde tuzak var mutluluk yok var burukluk
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-





29 Haziran 2015 Pazartesi

Rahman Olsun Gönlünde

Rahman olsun gönlünde
Yokluk geldiğinde, var kapısına
Yok, olur yokluk, varlıkla dolar âlem
Kapılar, yüzüne dünyada kapandığında
Bir bir
Var Rahmanın kapısına, açılır tüm kapılar yüzüne
Yüzüne kapı kaptanlar, sefil olur bir anda
Sokaklar gönüller, yansın diyenlere
Gönlünde Rahman ile var, söndür ateşi
Gündüzün serinliğinde, eserse poyrazdan rüzgâr
Rahmani gönlünü,  rüzgârın önüne ver
Essin gönlündeki Rahmani merhamet, âleme
Sızım sızım acılarla bırakırlarsa
Gönlünde ki Rahmani merhametle aç semaya elin, dua ile
Dermanlar yıldız yıldız dökülür, âleme
Keremi sonsuz Lütfü İhsanı merhameti... Sonsuz, Rahman her şeye kadir
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

2 Mayıs 2015 Cumartesi

Rüyalar Üzgün Yarınlar Yorgun



Merhamet ne zaman parıldayacak şakaklarımızdan
Gülümseme ne zaman gülümseyecek gönüllerimizde
Nedir bu bedenlerin baygınlığı aymazlığı gözlerde
Rüyalar üzgün yarınlar yorgun gönüller kayıp

Dağları delen merhamet gömülmüş mezarlara
Karanlıktaki ömürler bekler hasret ile merhameti
Fısıldarken kulaklara benlik sözleri vicdansızlığı
Rüyalar üzgün yarınlar yorgun gönüller kayıp

Şehadet ile can verenler geride bıraktıkları yokluk içinde
Rahmana secde ile canını vermek için koşanlar mezarında üzgün
Dilince ayet ayet inci merhametle gönülleri sevenler gitti bizlere küs bakar
Rüyalar üzgün yarınlar yorgun gönüller kayıp


Kul Mehmetim seccaden secde ile öpsün alnını
Sen merhamet ile sev unutma öp alnında yarınlarını
Kıyamda bekle gönülleri sil  gülümseme ile gönüldeki ahları vahları
Rüyalar gülümsesin yarınlar dirilişte olsun yorgun gönüller çoşma ile coşsun

Mehmet Aluç

21 Nisan 2015 Salı

Gidiyorum Rahmana Güle Güle



Ey nefsim ey şeytan yeter artık
Bunca verdiniz bana zahmet artık battık
Rahmandan uzaklaştırdınız gece gündüz yattık
Ömrüm geçti boşuna ömre güzellik katmadık
Verdiğim sözden caydırdınız iyiliğe nifak soktuk
Bana hiç acımdınız peşinizden sürüklediniz
Bir yokluk peşinde götürdünüz
Ey nefsim ey şeytan yeter artık
Aklınızda fikrinizde türlü hileler
Hiç var mı peşinizde gelip te gülenler
Peşinizde gelenler çeker dert ile çile
Artık ben gidiyorum Rahmana güle güle
Def olun gidin dünyamdan acele
Bir gün beni sevmediniz bile bile
Kendi emrinizde uçuruma gönderdiniz arkamdan güle güle
Bağladınız aklım fikrim izanımı yol vermediniz
Çekiyorum besmele
İnsan gibi muamele görmeye
Terk ediyorum sizi gidiyorum Rahmana secdeye

Mehmet Aluç

7 Mart 2015 Cumartesi

Zamanı Gelmeyen Sözler



Her şeye inat hiç susmayız… Bilsek te bilmesek te konuşur karşımızdakinin konuşmasını hiç dinlemeyiz…

Gürültü… Kirliğine bayılıyoruz!

Sözlerimize edebi giydirmeden, çırılçıplak bir halde bırakarak konuşuyoruz…

Zamanı gelmeyen sözleri, zamanı gelmeden neden kullanıyoruz? Muamma!

Sözlerimiz delicesine gönülleri yıkmak için soluksuz koşuyor…

Bahar çiçekleri gibi açan, sözleri neden hiç kullanmayız? Bilmece çöz çöze bilirsen!

Tebessüm ile gülümseyen sözler karşımızda bekliyor, o gülümseyen sözleri hiç kullanmayız!

Yemin edilmiş gibi,  lanetli feryatlar ile  gönlümüzü yıkan sözlerin peşinde koşar, hep onları telaffuz ederiz! Kaos!

Hasret ile gönlümüz yanıyor, gönül kapılarımız birbirimize kapalı! Neden gönül kapılarımızın kapısını hiç açmayız? Hezeyan!

Başucumuzda yalnızlık, yokluk ile yatarız, bize gülümseyen sözleri elimizin tersi ile tokatlarız! Yazık!

Vuslatı kör karanlık hücrelerde yatırırız! Ayrılığın peşinde deliler gibi koşarız! Vefasızlık!

Ah ne söylersem söyleyeyim tüm sözler yüreğimi yaralıyor, yazarken ellerim titriyor…Selam ve dua ile..


Mehmet Aluç

5 Mart 2015 Perşembe

Vuslat Bekleyenindir




Yokluk hasreti ile
Umutsuzluk ateşi ile
Yüreğini kor alev yakma
Vuslat bekleyenindir ey sevgili

Hayat ölüm bir iple birbirine bağlı olsa da
Hasret ile yollar gözyaşı ile dolsa da
Tam kavuştum derken elem kahır gönlünde taht kursa da
Vuslat bekleyenindir ey sevgili

Aşk yolunda önüne çıkar düşmanın üçü beşi
Aşk bu kıskananı çok olur dünyada bulunmaz eşi
Kavuşmaya çalışanı kavuşturmak istemezler aşk’ın bulunmaz neşesi
Vuslat bekleyenindir ey sevgili

Gamzende yetişirse kederin dikenleri
Aşk mutluluktur bil onunla gülenleri
Karanlık gecene doğsa da gam geceleri
Vuslat bekleyenindir ey sevgili

Zamansızlık paradoksu ile keder uçurumunda gezinme
Şahlanır durgun bakışlar aşkın bakışı ile sen üzülme
Umutsuzluğun mırıltılı naaşını göm karanlık mezarlara geriye dönme
Vuslat bekleyenindir ey sevgili

Kul Mehmet’im mutsuzlukla gönül evine mezar kazma
Kazdığın mezara umutsuzluk karartısı ile sen yatma
Sakın ola dünyalık mal için kimseyi sakın ola satma
Vuslat bekleyenindir vuslat yolunu gözleyenindir ey sevgili

Mehmet Aluç

28 Şubat 2014 Cuma



Para
Az birazcık umut
Yeni kapıları aralayan olduğu bilinen
Kıymetini bilmeyenlerce
Aslında tüm iyiliklerin kapısın kapatan
Hırsı bencilliği ile yakan
Boğuluyor musun yoksa içinde
Kayboluyor musun karmaşıklığında gözünde
Para her mal veya kıymetli satın alma gücü
Para alış veriş yapabilmelerini sağlayan değişim aracı
Sıcaktır yüzü
Bazen hüzünlüdür
Varlığı bir dert
Yokluğu bir dert
Yakar kor içimizi
Düğümlenir kalplerimizde
Ateş acısı sancısı
Para insanoğlunun bulduğu en enteresan icatlardan biridir
Para hayatımızı yaşamamı için gereken bir araçtır
Parası bol olan insan teorik olarak
Düzenli ve mutlu bir yaşam süren
Her istediğini satın alabilen kişidir derler
Sağlık dâhil birçok konuda rahat yaşayabilmek
İçin para maalesef olmazsa olmaz şartlardan birisidir de derler
Ancak teoride para mutluluk getirir gibi gözükse de
Her zaman kazın ayağı öyle midir değildir bilmezler
Bu sorunun yanıtı koskocaman bir hayırdır görürler
Özellikle normal ve ya fakir bir hayat sürer iken
Bir anda büyük paraya kavuşan insanların
Bir kısmının ya hayat ve tarzının değişmesinden
Ya da kötü niyetli kişilerin
Birdenbire hayatına girmesinden dolayı korkunç bir hal almaktadır
Bazen insanın kendi kendine keşke hiç param
Olmasaydı bütün bunlar başıma gelmezdi demesi
Kaçınılmaz bir hal almaktadır
Ayırır parçalara böler bizleri para
Hırs paylaşmanın kor alevi kini
Kelimeler ateştir de paranın içinde
Ateşi yakanda insanın bencilliği
Öfkeleniriz
Ağlarız can acısından
Susarız sonsuzluk gibi
Kalp atışlarımız yankılanır para
Karanlık dehlizlerimizde kaybolmuş olur
Koşarız sonsuz bir boşluğa onu aramak için
Sıcaktır paranın adını söyleten kelimeler
Ses olur paylaşılırsa
Kalem olur
Bazen de kör gözümüzü büyüleyen hırsı ile
Bomba olur
Ölüm olur
Yokluk olur
Çile olur
Para hayatımızı yaşamamı için gereken bir araç olması gereken
Ölüm olur
Yokluk olur
Yok eder
İsyankâr paranın kalbinde neler var
Öyle sayılmayacak kadar çok güzellikler
Görmeyenlerin elinde para ölüm
Güzelliği görenlerin elinde saadet
Mutluluk neşe
Kaybedilince para tekrar gelir yerine
Ama mutluluk neşe insanlık
Satın alındımı para ile
Köşedeki karnı tok dilencinin el açması gibi
Elin açsan da gelmez insanlık
Parayla da alınmaz
Kan var avuçlarımızda para yerine
Her zulmü olur kıldık para ile
Kendi varlığımızı unuttuk para ile
Her şeyi lüksümüze bağladık
Kapattık kalbimizin kapılarını
Yokluğa koştuk
Öyle sayılmayacak kadar çok güzellikler var içinde
Görmeyenlerin elinde para ölüm
Güzelliği görenlerin elinde saadet
Mutluluk neşe
Mehmet Aluç




21 Şubat 2014 Cuma

TAHAMMÜLSÜZLÜK YANILGISI


TAHAMMÜLSÜZLÜK YANILGISI
Şeytan itaatsizdi olumsuz
Olumsuz
Sorumsuz
Tutumuz
Uyumsuz
Doyumsuz
Arsız
Coşkusuz
Hissizdi
Sevgiden habersiz
İsyan içindeydi
Vaaz geçendi
İtaat etmeyen
İtaat ettirmeyen oldu, isyanından sonra
Yokluğa gark oldu
Kovuldu
İtaat etmeyen yok oldu
Vaaz geçmek yokluktur
Bitmek tükenmek yok olmak
Neden hiçliğe koşulur
Hiç olanla neden arkadaş olunur
Madem özgürsün ey insan
İstediğini yapmaktan da özgürsün
Rahman Seçimlerimizde özgür bırakmış
İstediğin gibi yaşarsın neden fikrinde var aldanış
Neden bir başkasının özgürlüğünü kısıtlarsın
Dokunursun başkasının bağrına aldanışla aldatırsın
Ayrılıklarla örersin sözlerini
Sönükleşmenin közlerini tutarsın avcunda
Neden engel olursun yaşama, çıkarların doğrultusunda
Neden bırakmazsın özgürce yaşasın insan kendi rotasında
Neden sen hapiste değilken dünyanın her ucunda
Başkasını düşüncelerini kendi düşüncelerinin kabulü için
Kendi düşüncelerinle hapis edersin
Sen istediğin gibi düşünür iken neden gidersin tersin tersin
Yaşar iken pahalıya ödersin
Bırak karşındaki de istediği gibi yaşasın gülsün
İstediği gibi düşünsün
Yaşasın
Tahammülsüzlük niye
Saniye saniye
Bırak bir insanları otuz saniye
Sen özgür iradenle yaşar iken
Bırak karşındaki de özgür iradesi ile yaşasın
Nedir bu kin tahammülsüzlük ver yansın
Dünya geniş bırak herkes istediği gibi yaşasın
Seni dar eyleyen nedir
Sonumuz bir çukur mezar seni dürten nedir
Şeytan
Nefis
Arzuların
Sonunda sende bende herkes de girecek
Kaçış yok herkes ölecek
Öyleyse nedir bu tahammülsüzlük zehri
Düşüncen yanlış diyorsun
Neye göre yanlış
Kime göre yanlış
Neye göre doğru
Kime göre doğru
Kriterin nedir
Aklın mı
Düşüncene göre mi
Akıl sabit midir
Güneşi gördüğünde akıl sabah der
Akşamı gördüğünde akşam der
Ama bazen de sabahı görür akşam der
Akşamı görür sabah der
Sabit olan nedir
Allah’ın nizamı
Kelamı
Kuranı kerim
Peygamberin sünneti
Değişmez olan
İnsan aklı düşüncesi değişken
Kriterin nedir
Yanılgıdasın
Aklı kriter alırsan.
Allah ve Resulünü kriter alırsan doğru yoldasın
Birçok kişi kendi hayatını
Kendi ağzıyla olumsuzluğa götürmektedir
Yaşanılan güzelliği görmez insan
Allah ve Resulüne ulaşmak istemez
Bir feryat bırakır her gece feryat sız düşüncelerle
Yastığıma ilişik hüzünler biriktirir
Boğmaca gözyaşlarıyla
İnsanlar yaşadığı hayatın
Ve sahip olduğu değerlerin
Allaha teslimiyetin güzelliğinden habersiz
Gerçek değerini bilmedikleri için
Sahip olduğu mutlu hayatı
Mutsuz geçirmekteler
Sen bana lazımsın
Ben sana lazımım cansın
Sana git demiyorum
Sana gel de demiyorum
Gitmek için yıkmak için bahane arama
Bunu da sadece düşünceleri aracılığıyla
Kurdukları cümlelerin karanlık yazgısı ile
Etkisinde kaldıklarından olumsuzluğu yaşamaktalar
Yani iş insanın düşüncelerinde bitiyor
Birçok kişi sahip oldukları özelliklerin
Farkına varamazken sahip olamadığı
Özelliklerin farkına çok çabuk varabilmektedir
Bu durumda hayatlarını kendilerine
Zehir etmelerine yeterlidir
Sen olmayınca
Sen ben
Seni beni bırakalım
Biz olmayınca işte
Rüzgâr fayda etmiyor
Yağmur işlemiyor kâinata
Fırtınalar kâr etmiyor
Yalanlarımıza bakar mısınız
Ben Suçlu Değilim Hepsi Onları Suçu
Yarın Başlarım
Hata Yaparsam Mahvolurum
Yarın yapma
Bırak şeytanla arkadaşlığı
Bugün bırak hemen bırak
Koş Rahmana
Tövbe ile
Ben suçlu değilim bilmem neyin suçu
Bırak onun bunun suçlu olup olmadığını
Sen kendi suçuna bak
Hata yaparsan yap insan beşer şaşar
İnsanların gönlünü kırma
Yıkma
Öldürme
Hadi burada ölelim fikirsizlikle
Ölelim de ayrılıklar yolları kaplasın
Bilenin düşünde kâbus gördüğü fikirsizlikle ölelim mi
Atılıp dehlizlere sağanak sağanak yok mu olalım
Az sus ve de dinle
Kaç bütün kötü seslerden
Artık suskunlukla doğ
Dinle Rahmanı kâinatı kendini
Sus ki kelimelerinin çığlık sesini duy
Kelimesizlikle dolu düşüncelerinin çığlığını duy
Hapis olmayalım
İsimsiz düşüncelere hecelere
Özgürlüğe müdahale etme
Kapat gözlerimi kini unut dert eyleme
Sevilen en güzel gelişinle gel özgür iradenle gel
Kazınmışken zihnime şeytanın fikri sil de gel
Sana aşktan biçilen sevgi elbisenle gel
Baharı taşıdığın yüreğindeki merhametle gel
Yeterdir bütün hasretine gömdüğün
Düşüncesiz düşüncelerden sıyrıl da gel
Kim olursan ol gel
Bin defa tövbeni bozmuş olsan gel
Diyen Mevlana’nın gönül sözü ile gel

Mehmet Aluç

31 Aralık 2013 Salı

70’li 80’li YILLARDA ÇOCUKLUĞUM VE GÖZYAŞI ZULÜM



Hatırlıyorum yetmişli seksenli yılları çocukluğumu
Tüp gaz yağ şeker kuyruklarında geçen yılların acısını hissettiğim
Hayatımızda vardı bizlere acıları çektiren bilinmeyen
Yaşadık o yılları ıstırap içinde acı dolu özlenilmeyen
Demirel olurdu başbakan her her tıklım tıklım dolu erzak
Demirel’in hükümeti düşer Ecevit geçerdi her yer kıtlık yokluk
Duyardık acıları ama anlatacak yer hiç yoktu
Anarşide girince işin içine kardeşkanı akınca kızıl kıyametler koptu
Kimin umurunda şeker yağ tüp yokmuş insanlar can derdinde
Kardeşin biri sen sağcısın
Diğeri yok sen solcusun
Veryansın kavga silahlar elde belde her yerde
Ölüme istekli ama anlamsız neden koşulduğu belli olmayan
Bağrımızda kanayan yara uğultu 
Kim arar şekeri yağı tuzu zammı unutuldu
Mahzun yürekler korku içinde
Sabah evden çıkar akşam sorar anne babam neden gelmedi
Hicran duygularla ağlayan anne sorunun cevabını bilemedi
Eli yüreğinde gözlerinde yaşlar
Dışarıda kanlar bilmem ne için oluk oluk akar
Kimler neden akıtır sorulmaz kör gözlerle etrafına sorgusuzca bakar
Ufuktaki sonsuzluk kan kırmızısı
Yetmiş beşlerde seksenlerde yaslıdır vatan
Ölüme ne için gidildiği bilinmeyen vatan evlatlarının akar kanı
Kardeşin kardeşi vurduğu için akar kardeşkanları
Vatandaş artık istemezdi yağ tuz gazyağı
Yanıyor yüreği söndürecek su arar her yere düşman tuzağı
Gökyüzü kinler kaplamış nefret ile örtülü
Her evde sokakta her an her yerde gürültü
Sanki vatanı sarmış bin beş yüz başlı ejderha
Her sokakta her evde her gönülde uzanmış eli sanki vurun der az daha
Kim soktu vatanın içine bellidir ama görünmez
Görünür ama gösterilmez
Ürperişle yakar anaların yüreğini an be an
Yandıkça ejderha sanki can bulur canlanır her an
Sonsuz ufuklarımız nasıl bir sönüştü söndürüldü o anda
Tarihinde kükremiş çanak kaleyi dar etmiş vatan evladına sanki hınçtı
Sanki o anda yendiniz oda bir oyundu
Asıl oyun şimdi muzdarip kalın her şey elimizde sizlerse yatan koyun
Meydanlar kan gölü hapishaneye düşen çıkamaz işkenceden
Ölse ölüsü bulunmaz kaçmış yok olmuş
İşkenceler ala ala servislerde elli çeşit sunulmuş
Sanki bunu yapanlar bu ülkenin evladı değil
Onun bunun çocuğu
Selam verdiğim arkadaş sandığım
Eline düşünce kırk beş çeşit işkence yapan tanıdığım
Sanki içine onun bunun şerefsizin çocuğu girmiş
Ruhunu bedenini esir almış
Esir değil tahakkümü altına almış bedeni 
Ülkeyi sokakları akılları
Düşünceleri
Heceleri alfabeyi
Sağ desen karşındaki solcu ise ya ölüm ya dayak
Solcuyum desen karşındaki sağcı ise ya dayak ya ölüm
Bu ne zülüm bu ne anlaşılmaz bir oyun gözyaşı kanlı zulüm
Feryatlar
Gözyaşları çağlar ırmak ırmak akar
On iki eylül günü bir anda düğmeye basar onun bunun çocukları
Darbe olur ülkemde
Kanlı çatışmalar biter anında bir anda saniyede
Nasıl olurda o anda saniyede gözyaşları diner
Akan kanlar durur
Karşıdan sırıtarak bakar onun bunun çocuğu
Buda bir oyun bekle der uzakta sırıtarak
İşte çocukluğum yaşamak hasreti duymadığım
Gezemedim dağları ovaları hasretini yüreğime gizlediğim
Hiç bitmeyen sönmeyen bu ağrıyı sızıyı hala duyarım unutamadığım
Bunu yaşatanlar hala bakar hala olaylarla cennet vatanımda
Oyunlar oynar
Düşer dolar kasasını doldurur
Çıkarır olayı karıştırır ülkeyi
Dolar yükselir paralar sığmaz kasaya
İkinci üçüncü kasayı doldurur
Zehir zıkkım olanı biriktirir
Aç gözlü şerefsizin soyu kan biriktirir
Mazlumun ahı’nı biriktirir
Rahman bekler kulu müdahale etsin
Müdahale etmezse Rahman müdahale ederse
Hepimizi yeryüzünde süpürecek
Acılar ve çocukluğum
Bir daha yaşamama hasreti duyduğum
Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç