Bu Blogda Ara

4 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2017 Cumartesi

Monolog Röportaj/ım-4-


                                
Gönlümüzü düşüncemizi farklı bir coğrafyaya götürmeden, yerinden canlılığı sıcaklığı ile bırakarak sizleri bu monolog röportajımla baş başa bırakıyorum. Düşünmek, düşünerek , kokuşmuş fikirleri alt üst eden, gönlünüzdeki hislerin, aklınızdaki düşüncelerinizin tüm dünya üzerinde etki görmesini değiştirmesini dileyerek, sizleri kendimle röportajımla sizlerle baş başa bırakıyorum.

-Aydının işlevi ne olmalıdır?

-Karanlığa bir ışık yakması gerekir ki, aydınlansın gönlü aydın olsun.

-Eleştirici tavırdaki olgu ne olmalıdır?

-Görmenin sonucuna, gülümseten bir pencere açıyorsa, eleştirici tavırdaki olgu bu olmalıdır. Yıkmak yerden yere vurmak yerine, yapıcı olmalı, karşısındaki insanları kendi penceresinde hayatı seyretmesini sağlamadan, insanların kendi gönül penceresinde penceresini açarak seyretmesini sağlamalıdır.

-Uzlaşmış bir toplum nasıl olmalıdır?

-Her türlü sorunları için meydanlara çıkan bunu kavga döğüşle değil, karşılıklı konuşarak karşımızdaki insanın düşüncesine saygı göstererek, bu dünya sahnesinin yalnız kendine ait olmadığı savını bıraktığımız anda, uzlaşmış bir toplum olabiliriz. Bunu bir savaştır tezini bırakarak bunu gözü peklik saymayarak, alkış toplamayı bıraktığımız anın ertesinde bu dediğiniz olur.

-Düşünmek mi acaba kafa yormak mı sorunlara çaredir?

-Köklü fakat saplantı haline gelmeyen, aydınlık bir ışığın insanlarca kabul görmüş bir düşüncenin ekseninde düşünmek, her zaman insanlığa fayda sağlamıştır. Kafa yormak, düşünceye nazaran yani düşünce oturarak yapılan bir eylemse, kafa yormak o düşünen düşünürken yorulan akla, kafa yormak jimnastiktir diyelim.

-İnsanın kendini bambaşka seçkin bir insan gibi görmesi sizce kışkırtıcı değil mi?

-Güzel bir soru, dünya bizim dünyamız hayat bizim hayatımız birlikte yaşıyoruz, birlikte sabah ve akşamı günü yaşıyoruz isek, neden bunları göz ardı ederek, kendimizi her şeyden üstün tutarak, diğer insanları hor görerek, sonu olmaya bir kargaşanın kavganın içine giriyoruz. Bizler kavga etmek için değil, yaşamak için geldik bu dünyaya öyle değil mi? Bu çirkin gönlü hoşlandıracak bir düşünce değil hatta coşturacak bir kavramda değil, çirkin bir adım ve yabancılaşmaya götüren, gönüldeki insana olan sevgiyi özlemi yok eden bir savdır, çirkinliktir diyebiliriz.

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

29 Nisan 2016 Cuma

Bilge Kişi Ve İnsan-4- Özgürlüğü Arayan İnsanın Kendisi İle Buluşması

    
 
İnsan şaşkın bir ses tonu ile
-Tek başına kendi kendimle konuştuğumu mu gördünüz? Yanımdaki kişiyi görmediniz galiba?
-Hayır, kendi kendinize konuşuyordunuz!
-Siz yanımdaki kişi gidince gördünüz galiba? Hem siz burada ne arıyorsunuz?
-Biz az ilerideki kulübede babamla beraber yaşıyoruz
Eli ile ilerideki kulübeyi işaret ederek gösterdikten sonra
-İşte şu ilerdeki kulübede babam ile beraber yaşıyoruz. Evde su kalmamış, babam bu pınarın suyundan başka su içmez, gördüğün gibi elimde testi ile su almaya gelmiştim, sizi az ilerde tek başınıza konuşur görünce merakımdan sizi izlemeye koyuldum, gerisini biliyorsunuz artık.
İnsan sinirli, sinirli
-Hala tek başına diyor.
Diyerek!ten içinden sinirlenerek
-Buyurun suyunuzu doldurun
Diyerek'ten kenara çekilerek genç kızın pınarın başına geçmesi için yol verdi. Bu arada tepeden tırnağa, baştan aşağı genç kızı göz ucu ile hayranlıkla bakmaya devam ederken, genç kız kendisini süzerek baktığını görünce hafiften gülümsedi, gülümsemesi ile gamzelerinde bahar çiçekler açtı, Elindeki testiyi su ile doldurmaya devam eder iken kendisi de göz ucu ile insanı süzerek ilkbahar çiçeklerini gamzelerinde açmaya devam etti. Genç kız gülümseyerek
-Siz buralarda ne arıyorsunuz, üstelik tek başına. Burada yakınlarınız var desem bizden başka hiç kimse yok!
İnsan ilk önce dalmış olduğu bu güzelliğin karşısında şaşkınlıkla bakmaya devam eder iken, birden irkilerek.
-Sorunuzu tekrar alabilir miyim? Kusuruma bakmayın bir an dalmışım?
Nefise gülerek sorusunu tekrar sordu. İnsan ise şaşkınlık ve hayret içinde
-Ben bugün burada neden bulunduğumu ve bu sorulara kaçıncı defa maruz kaldığımı ve cevap verdiğimi hatırlamıyorum! Neyse önemli değil, gezintiye çıktığımı var sayalım. Siz sizin gibi böylesine güzel bir genç kız sabahın bu erken saatinde tek başına buradasınız ve korkmadan geldiniz!
-Ben alışığım, sık, sık gelirim hem burada babam ve benden başka kimse yok taa ilerde veler var ama hiç kimse buradan geçmez, geçerse sizin gibi yabancılar binde bir geçer. Siz aylardan beri gelen tek kişisiniz.
-B u dağ başında kulübede babanızla tek başınıza yaşamak zor olmuyor mu? Ne bileyim yalnızlık, herkesten uzakta hemde sizin gibi bir güzel genç kızı tek başına hiç anlam veremiyorum!
-Yalnızlığa alıştık, babam ile kulübemizde ilerdeki tarlamızda çalışarak ihtiyacımız karşılayarak, sessizlikte huzur bularak yaşıyoruz.
-Sessizlik ve huzur evet çok haklısınız
Diyerekten derin bir ah çekti
Nefise
-Annem vefat ettikten sonra babam yaşadığımız şehirde sığamaz oldu, her nereye gitse annemden bir iz bir hatıra ile karşılaşıyordu.
Nefise'nin gözünde iki damla yaş süzüldü. Sözüne devam etti
-Babamı şehirde kalması konusunda pek başarılı olamadım, baktım ki nefes alamıyor buraya yerleştik, ama buraya nasıl nerede bulduk bende bu konuda hala şaşkınım dersem inanın. Bu konuda zavallı babama fazla soruda soramadım. Siz ne arıyorsunuz hala anlatmadınız?
-Beni boş verin benimki uzun hikâye, pek önemi de yok bugün yaşadığım en güzel rastlantıda siz oldunuz. Sizin gibi güzel bir kızı ömrü hayatımda ilk defa görüyorum.
Nefise başın öne eğdi. Yanakları kırmızı elma gibi yanmaya başladı. Gözlerinin içi gülüyordu. Nefise pınarda taşan testisini alarak tam gider iken
-Bu ıssız yerde ne yapacaksınız? Nereye gideceksiniz? İsterseniz buyurun bize gidelim, bize misafir olun evimiz şenlensin fazladan bir ses duyalım, babamda çok sevinir. Size şöyle bir şölen gibi bir köy kahvaltısı hazırlarım, daha sonra nereye gideceğinize karar verirsiniz.
Bu teklif karşısında heyecanlanan insan, büyük bir mutluluk içinde
-Bugün duyduğum en güzel söz bu oldu, çok teşekkür ederim!
Beraberce gülüşerek yola koyuldular.
Bir birlerine kıyıya yanaşmış bir gemi gibi yan yana sokularak kulübeye doğru yürümeye devam ettiler.
İnsan eli boş gittiği için içinde bir üzüntüsünü ve kırıklık lığını duymaya başladı. Yaşamış olduğu med cezir olayların da bir an kurtulmanın sevinci ve yeni insanlarla tanışmanın huzuru gözlerinde okunuyordu. Kâinatın küçük bir parçası gibi olan her an binlerce hücre ölüyor ve binlerce hücre yeniden doğuyordu. Sanki tıpkı o bir kâinatın bir yanı doğume vi, bir yanı mezarlık gibi idi, vücudumuz gibi yaşadığımız hayat gibi idi yaşam ve hayat. Her an tazelik ve ölüm yan yana devam ediyordu. Gönül gözü ile kâinata bakılınca ve görülünce bu gerçek daha iyi görülüyordu, tabi ki bakan göze değil hem bakan ve de gören göze göre idi. İnsan yaratılış gayesi olarak Rabbin'e kulluk ederek nefsini kontrol altına alarak Rabbini bilmesi ve kötülüğü meyilli olan nefsini ve şeytani heveslerin kontrol altına alarak terk ederek ölümün ve yalnızlığın korkunçluğun da kurtulsun ve tüm güzellikleri yaşayarak haz alsın ve mutluluk ile yoluna devam etsin diye düşüncelerle yoluna devam eder iken. Nefise
-Çok dalgınsınız? Canınızı sıkan bir şeyler mi var?
Dalgınlıktan bir an sıyrılarak
-Hayır, öylesine düşünüyordum! Kâinatı diyorum zıtlıklar üzerine kurulmuş, ebedi bir nöbetleşme gibi sürekli nöbet değiştiriyor.
-Haklısınız, kâinatı devam ettiren ve elinde tutan Yüce Allahın mutlak kanunlarından birisidir.
İnsan genç kızdaki bu değerli bilgilerin olmasına şaşırdı ve hayretler içinde
-Evet, sizde çok doğru söylediniz!
-Eğer kâinat ve insanlar nöbetleşme halinde olmasa idi hayat çekilmez bir hal alırdı. Bu nöbetleşme ile rahatlık, tazeleniş ve ferahlık getiriyor, insanlara.
Bu hoş sohbet kulübeye varana kadar tatlı, tatlı devam etti.
Nefise kendine dikkatli bakan ve süzen insana
-Bu uzaktan bakışın ok gibidir, zehir gibidir yüreğimi dağlar neden öyle bakarsın? Böyle bakarak benden uzaklaşırsın ve de sabrın azalır, gir gönlüme, gir gönlüme gönlümü yaratanı gör, görkü neler yaratmış dünyaları içine sığdırmış, bir ben seni mi içine sığdıramayacağım.
İnsan bir anda bu sözler üzerine şoke oldu, dondu kaldı. Ne diyeceğini her şeyi unuttu kaldı.
-Gerçekten sen bu âlemin esirisin mahkûmusun, canın bu âlemin içinde hapistedir, böyle olduğu halde seni özgür yaratan seni kendini arayarak bulup, bulmaman konusunda özgür bırakmış iken özgür iken neden özgürlüğü ararsın arasana baksan yüreğine aklına özgür değil mi?
-….!?
-Sen kendi içinde bulunan özgürlükten haberin yok iken nasıl diğer insanlar için özgürlüğü aramaya çıkarsın çare olmak için, sen kendine çare olamamış iken? Yüreğinde aşkın derdi olmayan sen ve diğer insanlar, var git söyle onlara sen ve onlar âşık olsun, bedeninizi ve ruhunuzu aşk ile merhamet ile donatın, aradığınız şey zaten sizde mevcut neden boş işlerle meşgul olursunuz?
-Şe. Şey sen hakikatleri söylersin ey dilber, sen kimsin bunları nereden bilirsin? Ben şimdi sende aşkı buldum, seni gördüm.
-Sen gözünle gördün ey insan, gönlünle görsen yanardın, kül olurdun. Sizlerin hırsı ateştir yakar etrafı, ateş kömürün karanlığını gizler ama kömürde ateş olur ortalığı yakar.
İnsan hayranlıkla nefise ye bakarak
-Simdi benim ve diğerlerinin yaptıklarını ateşe mi benzetirsin, ey güzel?
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

29 Ocak 2016 Cuma

Gönül Gönüle Hem Sohbet Hem De Röportaj-4-monolog-

  

   Kul Mehmet: Şiirde her türlü ideolojiyi ve ideolojik sapmayı yazmak veya bunu dışında kalarak sadece okuyucuda estetik haz uyandıran şiirler mi yazmalıdır şair?

   Gecelerin Şairi: Şair veya yazar yazarken çoğu zaman bireysel yönü ağır basar ve bu yönde yazar. Çoğu zaman içinde duyduğu çağrışımlara uyarak, bireyselliğine bağlı kalarak yazar. Bazen de toplumsal ve okuyucuya hitap edecek bir yaklaşımla beraber, evrensel insan diline gönlüne fikrine düşüncesine hitap eden eserler dile getirir. Saf olan, duru olan şiir yazarken, yazma anlayışında her zaman estetik olan güzellik ön plana çıkarılarak yazılır.Sıkıcı bilgiden uzak, bir şey öğrenme çağrısı uyandıran ve şair kendi ideolojisi ile göze fazla batmadan, toplumsal ideolojinin güzelliğinden kaçmadan, şiirsel bir anlatımla yazmasında bir sakınca yoktur. Şiirde okuyucuya uyandırdığı düşsel imgelerle süsleyerek, okuyan insanın estetik duyarlılığını tiksindirtmeden, onu okşayarak doyurmayı amaç edinmek adına, ideolojinin fayda ve zararları ne ise onu da belirterek, kararı okuyucuya bırakmakta hiç bir sakınca görmüyorum. Şair anlaşılmaktan öte, duyurmak ve hissedilmesi adına şiirler ve yazar okuyucuya sunar, artık gerisi okuyucuya kalmıştır, bunun dışındaki hislerle yazmak ise okuyucuyu zincire vurarak, kendi fikrini aşılamak veya kendi ideolojisi ve düşüncesine zincirlemekten başka bir şey değildir, bu ise şairi yazarı batıran yok eden bir yazma şeklidir.

Kul Mehmet: Düşüncelerin aktarılmasında şiiri bir anlatım aracı olarak yetersiz görüyor musunuz?

   Gecelerin Şairi: Şiirde belirtilmek istenen duygu ve düşünceleri bir anlatım aracı olarak görmek için o eserin kolay, anlaşılır, şairin kendine has anlatımı ile abartıya kaçmadan küçük bir ek yorum içine ekleyerek, düşüncelerini anlatmada anlatım aracı olarak tabi ki görür ve bu onun en doğal hakkıdır.Güzel, lâtif, ince anlamlı, okuyucuya empoze etmeden kolayca anlaşılır sade bir anlatımla tabi ki düşüncelerini aktarmasına hiç bir sakınca yoktur. Şiir bir anlatım aracı olarak yazar için şair için en güzel düşüncelerini anlatım aracıdır. Anlayış ve anlatışta ki yol haritası hecelerin kelimelerin seçimi gönül'e hitap etme özelliği taşımalı ve  şair ve yazar bunu hiç bir zaman unutmamalıdır.

   Kul Mehmet: Teşekkürler ederim, okuyucuları aydınlatmak adına bu güzel röportaj için bana zaman ayırdığınız, sabırla dinleyerek cevap verdiğiniz için. Size iyi çalışmalar dilerim kardeşim.
   
   Gecelerin Şairi: Bana bu imkânı ve olanağı verdiğiniz ve okuyucularımla gönül gönül'e buluşma imkânı verdiğiniz için, ayrıca gönlümden geçenleri kaleme aldığınız için asıl ben teşekkürler ederim, sabırla bizi okuyan değerli gönlü güzel okuyuculara selamlar ve sevgilerimi sunuyorum, cümleten Allah'a emanet olun kardeşlerim.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
 Monolog: Bir kişinin tek başına kendisi ile konuşması demektir.

26 Mayıs 2015 Salı

Gönül Dostu Yunus Emre 4 . Bölüm



-Evladım:***İnsan, insan olma anlamını gönlünde taşır, maddi varlığıyla değil gönlüyle insan olur. Bu yüzden şiirlerinde gönüle çok önem veririm. Çünkü gönül Hakk’ın tecellilerinin aynasıdır. Nazargah-ı ilahi’dir. Beytullah’tır. “Gönül Hak yolcusunun varacağı, zirvesinde Zümrüd-ü Anka’nın yuvasını yaptığı Kaf Dağı, dağların en küçüğü, lâkin Allah’ın yanında değeri en büyük olan Tur Dağı gibidir.Gönüle girmeyen ya nefis ve şeytanın esiri olur çamurlara batar dünya ve ahirette rezil rüsva olur gider.Eğer bir kişi gönül yıkmışsa onun ibadetlerinin de Tanrı katında bir değeri olamaz. Çünkü ibadetler Allah’a yakın olmayı sağlayan davranışlardır. Gönül kıran istediği kadar namaz kılsa, istediği kadar Hacc’a gitse bile bu temel yanlışı yapmışsa bunların hiçbir kıymeti olmayacaktır,binası yıkık evde oturulurmu,temeli olmayan yıkılan bina bina değildir evladım.İnsanın görevi yıkmak değil inşa etmektir,şeytanın gayesi yıkmak yanıltmak ayağa çelme takarak uçurumlara cehenneme sürüklemektir.Bu sadece insanları değil kainatta var olan herkese ait olanı sevmek korumak ve gözetmektir.
-Yunus Dedem, bunu sen söyledin ta asırlar öncesinden günümüze evrensel bir çağrı olarak geldi.Tıpkı karanlığa ışık tutmak gibi senin sözlerin, düşüncelerin, fikirlerin.Güne ş nasıl kainatta hiç bir kimseyi ayırt etmeden ışık saçarak ısıtıyorsa senin bu sözlerinde cümle insanlığı ısıttı,gönülleri inşa etti.

-Evladım:***Buradan hareketle şunu söylemek gerekir evladım,Sevmek ve sevilmek, Allah’ın vasfıdır. Sevginin sebebi ise güzelliktir. Gerçek güzellik ise Allah’a aittir. “Allah, güzeldir ve güzeli sever” şeklindeki hadisi şerifi ile Allah, kendi güzelliğini temâşâ için kâinatı yaratmıştır. Buna göre âlemin yaratılma sebebi sevgidir. Yani “Ol” emrinde aşk vardır. Bu sevginin boyutlarına sınır çizmek ise imkânsızdır. Çünkü bu sevgi evrensel bir prensip olarak ortaya çıkmıştır. Allah’tan zuhur etmiş ve bütün kâinatın yaratılmasına sebep olmuştur. Dolayısıyla bütün varlıklar, bu İlahi cevheri özlerinde taşımaktadırlar. Hepsi, esmâ’nın tecellileridir. Durum böyle olunca, en başta iman, ancak sevgiyle kemale erebilir. Bu, inanmanın esasını teşkil eder ama hadise burada bitmez. Yaratılmışlar Yaradan’dan öz taşıdıkları ve O’nun eseri oldukları için kâinatta mevcut her şeyin sevilmesi de imanın kemali açısından gerekli hâle gelir. Böylece, Yaradan’ı sevmek ve O’na kavuşmak, ancak yaradılanları sevmekle gerçekleşebilir. İnsan, bu sevgi ışığıyla karanlıkları aydınlığa çevirerek mutlu ve barış dolu bir dünya kurabilir. İnsan, ilâhi özle birlikte şeytani ve hayvani bir potansiyele de sahip bir varlıktır. İlahi tarafı onu melekler katına yükseltirken, şeytani tarafı hayvanlardan da daha aşağı bir seviyeye düşürmektedir. İşte aşk, en başta insanın kâinat içerisinde bu duruş noktasını belirlemesi açısından önem taşımaktadır.***

-Bu güzel düşüncene şimdilerde ne kadar çok ihtiyacımız var bir bilsen dedem.

-İlahı aşk ve sevgi ile iman ile ham olan insan pişer ve kemale erişir,pişmeyen insan hamdır ve yapacağı her işte sadece kendisini düşüneceği için, topluma bir faydası olmayacağı gibi kendisine de bir faydası olmayacaktır evladım.Kuran ve Resul sevgisi ile iman ile olmayandan hiç kimseye fayda gelmez evladım.Bu vasıfları taşımayan insan önce kendisini sevmeyecek kendini sevmeyen insanları sevmeyecek ve gerisini sen düşün evladım.Huzur ,sukunet, birlik,dirlik ancak sevgi ile Kuran ve Resul iman ile gönülleri sevmek ile olur.

-Yunus dedem sen Hacı Bektaşi Veli,Mevlana siz gönül kahramanları dostları sayesinde sevgi ve dostluğun değeri anlaşıldı, gönüllerin arasına karanlık çukur açanları siz yok ettiniz gönüller arasında köprü kurdunuz ve insanları ihya ettiniz.Gönül sahibinin mimarının Allah olduğunu hatırlattınız nur dedem.
-Evladım,önce insan sevgi ile kendini bulacak, kendini insanları kainatı sevecek ,ilim öğrenerek ilerleyecek yaradanına ulaşacak ve onun ilahi emri ile, insanlara ulaşacak ve onların mutluluğu için çalışacak, bu çok kolay ve aynı zamanda da çok zordur.Kuran ve Resul yolunda çağları evreni aşarak ahiretini inşa edecek, gönülleri şenlendirecek.

Sen hak peygambersin seksiz gümansız
Sana uymayanlar gider imansız
-Demem boşuna değildir evladım,insan önce kendini ıslah edecek sonra toplumu ıslah edecek,önce kendi ile barışık olacak sonra toplum ile...
-Yani dedem her halimizle ufukları aşarak tüm alemi sevgi ile Kuran ve Resul etrafında sevgi ile toplamak ve sarmaktır diyorsun?
--Evet evladım, gayemiz bu evladım.

Kaynak:** http://kitapbilgisi.blogspot.com.tr/2012/12/risaletun-nushiyye-yunus-emre.html#.VUOJfo7tmko

Kaynak:***http://www.eskisehir.gov.tr/sarici/ekitap/bizimyunusv.pdf
Mustafa özçelik Bizim Yunus / Mustafa Özçelik

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

21 Mayıs 2015 Perşembe

La Mekan Sız Olan Ömrüm-4-


Üzülme sakın gariplikte
Gariplikte var gerçeklikte
İman ile kulağı ol tetikte
Nefis şeytanı yer bir çelmekte
Gözün olmasın yükseklikte
Kuran iman ile olalım hep birlikte
Unutma hayat iman ile devam etmekte
Merhameti sen niyet kıl
İman ile olur akıl
Sen gel Kuran ile gül kokan Resule takıl
Bir bir at nefreti gönlünde birikir o çakıl
Değil miyiz bu dünyada konuk
Kuran ’sız imansız donduk
Nefis şeytan konuşur abuk sabuk
İman ile ol sen çabuk
Ne diyor zalim lavuk
Değil mi onun gönlü ağzı bozuk
Ah imanı tatsa az buçuk
Konuşmayacak abuk sabuk
Dünya mümine zindan
Ahirette kavuşur Rahmana gül kokan Resule candan
Kilitli gönül taşını açan iman vardır canlar
Tedirgin rüzgârları sakinleştiren merhamet vardır ey insanlar
Yolcu beklerken istasyonda muhabbet vardır
Dudaklardaki ruhsatsız tedirginliğe
Gülümseme ile açtıran iman vardır ey kullar insanlar
İmandaki sırra senin aklın yetmez
İman ile olmayan her şeyi bilmez
İnan ki kul imansız gülmez
Nefis şeytan kovalamazsan gitmez
Kul ölmeyince yakasız kefen biçilmez
Aşk ile figan eden kul
Şaşma sakın hayran kal işte yol
Gözyaşı gönlü tertemiz eder az ol makul
Kula gereken Kuran sünnet iman ümmet birliği
İman ile olmayanlar ne bilsin bu sözleri
Kuran gül Resul aşkı İman aşkı olmayan ne bilsin bizleri
Mehmet Aluç

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Gönül Dostu Yunus Emre 4 . Bölüm


-Evladım:***İnsan, insan olma manasını gönlünde taşır, maddi varlığıyla değil gönlüyle insan olur. Bu yüzden şiirlerinde gönüle çok önem veririm. Çünkü gönül Hakk’ın tecellilerinin aynasıdır. Nazargah-ı ilahi’dir. Beytullah’tır. “Gönül Hak yolcusunun varacağı, zirvesinde Zümrüd-ü Anka’nın yuvasını yaptığı Kaf Dağı, dağların en küçüğü, lâkin Allah’ın yanında değeri en büyük olan Tur Dağı gibidir.Gönüle girmeyen ya nefis ve şeytanın esiri olur çamurlara batar dünya ve ahirette rezil rüsva olur gider.Eğer bir kişi gönül yıkmışsa onun ibadetlerinin de Tanrı katında bir değeri olamaz. Çünkü ibadetler Allah’a yakın olmayı sağlayan davranışlardır. Gönül kıran istediği kadar namaz kılsa, istediği kadar Hacc’a gitse bile bu temel yanlışı yapmışsa bunların hiçbir kıymeti olmayacaktır,binası yıkık evde oturulurmu,temeli olmayan yıkılan bina bina değildir evladım.İnsanın görevi yıkmak değil inşa etmektir,şeytanın gayesi yıkmak yanıltmak ayağa çelme takarak uçurumlara cehenneme sürüklemektir.Bu sadece insanları değil kainatta var olan herkese ait olanı sevmek korumak ve gözetmektir.
-Yunus Dedem, bunu sen söyledin ta asırlar öncesinden günümüze evrensel bir çağrı olarak geldi.Tıpkı karanlığa ışık tutmak gibi senin sözlerin, düşüncelerin, fikirlerin.Güne ş nasıl kainatta hiç bir kimseyi ayırt etmeden ışık saçarak ısıtıyorsa senin bu sözlerinde cümle insanlığı ısıttı,gönülleri inşa etti.

-Evladım:***Buradan hareketle şunu söylemek gerekir evladım,Sevmek ve sevilmek, Allah’ın vasfıdır. Sevginin sebebi ise güzelliktir. Gerçek güzellik ise Allah’a aittir. “Allah, güzeldir ve güzeli sever” şeklindeki hadisi şerifi ile Allah, kendi güzelliğini temâşâ için kâinatı yaratmıştır. Buna göre âlemin yaratılma sebebi sevgidir. Yani “Ol” emrinde aşk vardır. Bu sevginin boyutlarına sınır çizmek ise imkânsızdır. Çünkü bu sevgi evrensel bir prensip olarak ortaya çıkmıştır. Allah’tan zuhur etmiş ve bütün kâinatın yaratılmasına sebep olmuştur. Dolayısıyla bütün varlıklar, bu İlahi cevheri özlerinde taşımaktadırlar. Hepsi, esmâ’nın tecellileridir. Durum böyle olunca, en başta iman, ancak sevgiyle kemale erebilir. Bu, inanmanın esasını teşkil eder ama hadise burada bitmez. Yaratılmışlar Yaradan’dan öz taşıdıkları ve O’nun eseri oldukları için kâinatta mevcut her şeyin sevilmesi de imanın kemali açısından gerekli hâle gelir. Böylece, Yaradan’ı sevmek ve O’na kavuşmak, ancak yaradılanları sevmekle gerçekleşebilir. İnsan, bu sevgi ışığıyla karanlıkları aydınlığa çevirerek mutlu ve barış dolu bir dünya kurabilir. İnsan, ilâhi özle birlikte şeytani ve hayvani bir potansiyele de sahip bir varlıktır. İlahi tarafı onu melekler katına yükseltirken, şeytani tarafı hayvanlardan da daha aşağı bir seviyeye düşürmektedir. İşte aşk, en başta insanın kâinat içerisinde bu duruş noktasını belirlemesi açısından önem taşımaktadır.***

-Bu güzel düşüncene şimdilerde ne kadar çok ihtiyacımız var bir bilsen dedem.

-İlahı aşk ve sevgi ile iman ile ham olan insan pişer ve kemale erişir,pişmeyen insan hamdır ve yapacağı her işte sadece kendisini düşüneceği için, topluma bir faydası olmayacağı gibi kendisine de bir faydası olmayacaktır evladım.Kuran ve Resul sevgisi ile iman ile olmayandan hiç kimseye fayda gelmez evladım.Bu vasıfları taşımayan insan önce kendisini sevmeyecek kendini sevmeyen insanları sevmeyecek ve gerisini sen düşün evladım.Huzur ,sukunet, birlik,dirlik ancak sevgi ile Kuran ve Resul iman ile gönülleri sevmek ile olur.

-Yunus dedem sen Hacı Bektaşi Veli,Mevlana siz gönül kahramanları dostları sayesinde sevgi ve dostluğun değeri anlaşıldı, gönüllerin arasına karanlık çukur açanları siz yok ettiniz gönüller arasında köprü kurdunuz ve insanları ihya ettiniz.Gönül sahibinin mimarının Allah olduğunu hatırlattınız nur dedem.
-Evladım,önce insan sevgi ile kendini bulacak, kendini insanları kainatı sevecek ,ilim öğrenerek ilerleyecek yaradanına ulaşacak ve onun ilahi emri ile, insanlara ulaşacak ve onların mutluluğu için çalışacak, bu çok kolay ve aynı zamanda da çok zordur.Kuran ve Resul yolunda çağları evreni aşarak ahiretini inşa edecek, gönülleri şenlendirecek.

Sen hak peygambersin seksiz gümansız
Sana uymayanlar gider imansız
-Demem boşuna değildir evladım,insan önce kendini ıslah edecek sonra toplumu ıslah edecek,önce kendi ile barışık olacak sonra toplum ile...
-Yani dedem her halimizle ufukları aşarak tüm alemi sevgi ile Kuran ve Resul etrafında sevgi ile toplamak ve sarmaktır diyorsun?
--Evet evladım, gayemiz bu evladım.


Mustafa özçelik Bizim Yunus / Mustafa Özçelik

19 Mayıs 2015 Salı

Sabrın Gölgesinde Sığındım Rahman’a -4-



Düşüncesizliğin dar koridorlarında sıkışmam
Dolambaçlı lafların cambazlığında kaybolmam
Yürümem hayal üzere Kuran gibi yoldaşım var
Zamanın tenha sessizliğinden
Sığındım Rahman’a Kadir ismine

Resuldür sevilen habip
Yaralarımıza dermandır Yüce tabip
Olsak ta üzgün bizler sanma garip
Rahman vardır cümle kula tabip
Secde ile gönlüm huzura erdi
İmansız ölen sanmayın güldü

Bu dünyaya gelen olsa da sonunda zengin fakirde öldü
Bir karış mezar sonunun da gör bakalım kim güldü
Dünyada var deme malım 
Kuran Resul ile olanlardır âlim
İmanı olmayandır zalim

İmansız nasıl olacak de halim
Kuldur beşer bazen gafil bazen cahil
İman ile olan olur inan melek ve ehil
İmandır Rahmanın kula ihsanı
Kul rahmana teslimiyetle kurban olmalı
Mehmet Aluç







17 Mayıs 2015 Pazar

Gülüşüne düğümlenmiş bir sevgiliyim-4-



Seni görünce güvercin kanatları gibi
Yüreğim çırpınıyor
Sana varmak için
Lakin kolum kanadım kökünden kırık
Sana uçamıyorum
Kâinatın nefesi sanki hasretin olmuş
Suratıma esiyor
Parçalıyor suratımı sanki hançer misali
Dirilir toprağa ekilen tohumlar
Benim toprağıma ekilen tohumlar yeşermeden çürüyor
Sana gönlüm hicret etmek isterken
Kızgın gözlerinin heybetinde
Zehir kusan sözlerinin seline kapılıyor
Yok oluyorum
Yine sensiz
Keşif edilmeyi bekleyen
Sevgine hasret
Gülüşüne düğümlenmiş bir sevgilinim

Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç