Bu Blogda Ara

heceler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
heceler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2016 Cumartesi

Yumuşacık Dokunuşlardan Uzak Gönüllere Hitap Etmeyen Heceler…




Dilimizde yaşantımızla uyumlu akıcı olmayan rollerin sözleri ile hissediş ve uyanışı taşımayan sözlerle bize ait olmayan rolleri oynamanın peşinde, yıkılmak için hala koşmanın derdindeyiz. Yumuşacık dokunuşlardan gönüllere hitap etmeyen hecelerden uzak sözlerin fırtınasını estirerek, hala biz kazanalım derdindeyiz. Sorgulamadan neden uzak diyarlara kaçarak, kendimizi kendimiz olarak yaşamaktan utanıyoruz veya buna layık görmüyoruz? Zafer ve başarıyı bir kişi kazanır herkes bunu yaşar birliktelikle beraberlik içinde. Elimizde dünya denilen asa ile dünyada gezinirken önümüzde oynayacağımız rol hayatımıza yazılmış iken farkında mıyız bilmem ama biz hala başkalarının rollerini çalarak, oynamanın peşindeyiz. Mesela zafer ve başarıyı hep biz kazanalım istiyoruz! Sanki Âlemlerin Rabbi Yüce Allah, bizden neden zaferi kazanmadınız diye soracakmış telaşında, hayatımızın rolümüzü oynamak yerine, başka rolleri çalarak oynarken vasat bir performans ile başarısızlığı yaşamanı hezimetinden kurtulamıyoruz. Acaba hiç düşündük mü başarı ve zafer yolunda hep birlikte yürürken, zafer ve başarıya giden bu yolda yürüyenlerle yola çıkanlardan olsak, yolda yürüyenlere bir sığınak liman olsak, yol olsak düşeceği zaman uzanacağı bir el olsak, yağmur yağarken altında duracağı bir durak olsak, yeis’e düştüğünde onu motive eden olsak…

Zafer ve başarıya ulaştığında hep birlikte kazanmış olsak, en güzeli bu değil midir? Neden rolümüzün bu olacağını bile bile, başkalarının rollerini çalarak oynamaya devam ediyoruz? Belki gerçek rolümüz budur, zafer başarı için yola çıkmak bizim görevimizdir, başkalarının zaferi kazanması için yardımcı olmak el ele göğüs göğse yürüyerek varmak asil görevimiz ise, neden başkalarının rollerini çalarak oynamanın peşindeyiz bunu anlamak pek mümkün değil! Neyi almanın peşindeyiz bizim olmayanın mı? Bizim olmayan neden bizim olsun? Bize uyar mı acaba? Neyi almalıyız veya ne olmalıyız? Hiç düşündük mü acaba? Rollerimiz haykırırken bu senin gerçek rolün değil diye haykırırken, biz hala yanlış rollerin peşinde, zaferi başarıyı biz kazanalım, bizim adımız zaferle beraber anılsın demenin peşinde ömrümüzü heba etmekle meşgulüz? Gözlerimizde kendimize ait olmayan bakışların anlamsızlığı ile hala etrafımıza bakarken, bom boş bakarak bir şeyler anlamadan bakıyoruz! Neden bize ait olan rollerimizin suflelerini duymamaz’lıkdan geliyoruz? Duyalım kulağımıza söylenilen rollerimizin sözlerini!

Acaba gerçek rolünün sesini duyan var mıdır, yoksa hepimiz mi duymamaz’lıktan geliyoruz o nedenle mi hep kaos ve yıkımları yaşıyoruz? Yüreğimizin derinliklerinde bizi biz yapan, yardımcı olmaktan başka bir rolümüz olmayan bu zafer ve başarı yolunda içimizden birisinin zafer ve başarıyı yakalamasına yardımcı olmamızı isteyen rolümüzü neden hissederek oynamıyoruz? En acımasızlıkla zaferi kazanacak olanı neden uzak diyarların karanlığında terk ederek, tek başına yola çıkıyoruz ki? O zaferi belki biz kazanmayacağız, uzak diyarlarda karanlıklarda bırakacağımız o insan kazanacak bizim yardımımızla ve hep birlikte kazanmış olacağız, buda en güzeli değil midir acaba? Ne dersiniz sizlerde bu konuda acaba? Selam ve dua ile kardeşlerim
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

12 Kasım 2015 Perşembe

Bendeki az buçuk delilik olmasaydı...







Aşk ile sevmek için ah bendeki az buçuk delilik olmasaydı nasıl, aşk vadisinde gözlerine bakarak yürür, yanına nasıl sokulurdum? Aşk bazen de az delilik olsa gerek, yoksa büyük bir cesaretle nasıl ilk görüşte âşık olduğuna inandığına yaklaşarak "seni seviyorum" diyebilir insan? Belki yiyeceğin aksi bir tokat, kötü gönül kırıcı bir sözle insanın dünyası yıkılacak iken, büyük bir cesaretle gözlerinin içine bakarak çekinmeden "seni seviyorum" diyebilir? Şu anda bu gülümseyen satırlarım yerine, acı dolu hüzün dolu satırları yazıyor olabilirdim!

İnsan bazen söylemeye korktuğu kelimeleri heceleri söylemeli, yoksa bir ömür boyu söylemediğine pişman yaşamak zorunda kalıyor. İlk bakışta bir tanem seni nasıl sevdim, nasıl kanım sana ısındı ve sen ilk sözümden sonra sana "seni seviyorum" dedikten sonra, öylesine güzel gülümsedin ki tüm dünyam gülümsedi, ben ömrü hayatımda hiç böylesine güzel gülüş görmedim ve ömrü hayatımda böylesine gönlüm sevinmedi, o gönlüm bir şahin gibi kanatlandı beni gökyüzüne çıkardı bir anda, bir anda geri yeryüzüne indirdi... Ah gözlerin aşk ile buluşunca ne kadar güzel bakıyor, ben kayboluyorum içinde resmen, heyecanla inip çıkan sinende açan gülleri sen görmüyorsun, ben gördüm o papatyaları gelincikleri laleleri sümbül renk renk açan o gülleri... Hepsinde sen kokuyordun gülüşlerin kokuyordu ah gözlerin aşk ile ne güzel ışıltılı bakıyor, ah ne kadar güzel gülüyordun gül tanem nur tanem!

Şimdiye kadar tadını alamadığım tüm tatları bir evet ile yani bende " seni seviyorum" deyişinle tattım ve hala tatmaya devam ediyorum... Artık hecelerim sensin, şiirlerim sensin, bakışlarım gülüşlerim sensin nur tanem... Hayatın avuçlarımda yalnızlığa doğru uçarken karşıma bir anda kader seni çıkardı, ah kader elleri öpülesi kader, sana nasıl teşekkür ederim bilmiyorum ama karşıma çıkardığın bu güzel gülüşlü sevgiliye ömür boyu, kendimden çok bakacağıma inanabilirsin... Onu sevmeye korumaya başım üstünde taşıyacağıma inanabilirsin, seni mahcup etmeyeceğim. Kaderimi yazan Yüce Rabbim, sana da binlerce kez şükürler olsun alnıma gönlüme yazdığın için, senin iznin yardımınla hep gönlümde seninle beraber taşıyacağım...

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

10 Ocak 2015 Cumartesi

Dünyalara Değer



Yârin koynunda yatmayınca geçer mi geceler
Şiir yazmak için yoksa ilham ne yapsın heceler
Başta saç çıkmıyorsa ne yapsın söyleyin keller
İlham geldi işte şiir yazmaya başladı kalemler

Gönlün derdi okşanmakmış, meğer
Yârin bir gülümsemesi dünyalara değer
Yar gelmeyince gönül başın öne eğer
İlham geldi işte şiir yazmaya başladı kalemler

Dizi dizi yazılıyor ilham gelince şiirler
Okuyucu okuyunca verimi acep değer
Gönül yarsız tavan yapar sinirler
İlham geldi işte şiir yazmaya başladı kalemler

Aşk yolunda neşeyle yürür bu beden
Yar sevdasına uzun yola çıkınca başka aranmaz neden
Aşksız bu beden ölmüştü, sanki önceden
İlham geldi işte şiir yazmaya başladı kalemler

Yârim bak kalemim hep seni yazıyor
Anla sen olmayınca bu gönlüm ağlıyor
Bak görüyorsun sen gelince bu gönlüm coşuyor
İlham geldi işte şiir yazmaya başladı kalemler

Bak gör aşk ile kalemin gücünü
Gülümseyerek bana göster yüzünü
Naz etme yeter yapalım artık düğünü
İlham geldi işte şiir yazmaya başladı kalemler

Gir koynuma gönül atsın bağını
Alayım çalayım sana gönül sazını
Gülümseyerek geçirsin gençliğimiz çağını
İlham geldi işte şiir yazmaya başladı kalemler

Kul Mehmet’im yar olunca açılır kollar
Meyvesiz ağaçta ne yapsın kuruyan dallar
Yârin ağzında dökülen sözler cennetten damlar
İlham geldi işte şiir yazmaya başladı kalemler
Mehmet Aluç


Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç