Bu Blogda Ara

Peygamber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Peygamber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2017 Çarşamba

Var Olmak Ve Var Olmanın Farklığı İle Yaşamak

                       
farklılık ile ilgili görsel sonucu
                    

İnsan olarak yaşadığımız bu dünya üzerinde, var olduğunu farklılığını iradesi ile bu hayatta olduğunu, merhameti hatta bu merhameti sağlayan Yüce İslam dini ve imanı gönülden gülümsemesi ile belli eder ve insan olarak var olduğunu ispatlar. Yoksa zulüm ederek düz yolu yokuş ederek karalayarak, falan filan insan olmadığını kendisinin bir değerinin varlığının bir hiç olduğunu ispatlar. Yüce Allah c.c gönderdiği İslam dini ve nur Kur’an ile biz insanların bilinçlenerek yaşadığımız her anı, bu İslam Ve Nur Kur’an ve nur Resul ile süslememizi ve hayatımızı da bu emirleri doğrultusunda uygulamamızı istemektedir. Bu emirler biz kulların, bu dünyada tüm güzelliği merhametin ekseninde imanın görüşünde Nur Kur’an ve Nur Nebinin peşinde giderek, sürdürmemizi istemektedir. Bu emirler ile kul aklını başına toplar izan ve akıl ile yol almasını sağlar ve dünya ahiret mutluluğun kapısını cennete açtırır. Gerçek hayatımıza ve bize özgürlüğün kapısını açacak tek şey, Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah c.c. teslimiyettir.

İşte bu yüce dinimizin bize sunduğu farklılık, tüm hayatın her alanında insana ulaşmada yardım etmede, birinci vazifeli olarak bir yük yüklemektedir. Yalnız kendinin değil, insanlığın mutluluğu için derdine çözüm aramak için, sen bu âleme geldin derken, yalnız olmadığını Âlemlerin Rabbinin yardımını da yanında olacağını bildirmektedir, Nur Kur’an ve Nebisi ile. Hayatın her alanı, gönlündeki İman din Nur Kur’an Nur Nebi ile nüfuz etmeyi tüm sorunları bu görüşün bakış açısı ile çözmeyi, bize bir vazife olarak vermektedir. Cevapsız sorulara cevap, çözümsüz çözümlere çözüm, derdi olana derman deva üretmeyi aramayı biz kullara Rabbim birinci ve tek görev olarak, diğer kullarının mutluluğunu ve saadeti için çalışmamızı istemektedir. Öyle ise bu mükemmel din mükemmel Nur Kur’an ve Âlemlere Rahmet Peygamberin izinden, neden gitmekten zorlanıyoruz uzaklaşıyoruz? İşte var oluşumuzu farklılığımızı dünyanın daha güzel olmasını bununla sağlamak var iken, bize bu bir lütuf olarak sunulmuş verilmiş iken, bundan kaçmak sadece aptallık olacaktır, nefis şeytan ile arkadaşlık yaparak, geçici dünyanın yalanına aldanmış olacağız. Bilinmezliğe insanı sürükleyen insanın dünya çıkar ilişkisi ile örülmüş insan fikri düşüncesi peşinde sürüklenmek gitmek, bizi sonsuz hayata ve mutluluğa kesinlikle ulaştırmayacaktır.

Biz uzaklaştıkça, çözümler devalarda bizden uzaklaşmaktadır ve sancılar hayatımızın her alanın sararak bizi çaresiz soluksuz dermansız bırakmasına fırsat vererek, bizi yok etmesine olanak ve imkân vermiş olacağız. Eskiyen bizi aklımızı düşüncemizi her an canlı tutan bu değerlerimiz, bizi yeniden her an her saniye güncellerken diri tutarken yenilerken, bunun tam tersi, bizi eski kokuşmuş insanların peşinde gitmeye zorlayan fikirlerin düşüncelerin peşinde gitmek hem dünyada hem de ahirette ebedi saadete ulaştırmayacaktır, bu böyle biline vesselam. Selam ve dua ile.
Mehmet Aluç

23 Mart 2016 Çarşamba

Nur Peygamber




İman ile bildim ben bu canı
Bu üç günlük dünya hanı
İman ile gezdirmeli bu canı
Gönülden sevmeli cananı

Nur peygamber âlemlerin sultanı
Merhamet eder sever tüm insanı
Kur'an idi onun tüm lisanı
Gönülden sevmeli tüm insanı

Gülünce âlem onunla gülerdi
Sevince hep gönülden gülümser severdi 
Hayatı boyunca küsmez hep gülümserdi
Gönülden sevmeli tüm lisanı

İnsanlık gelmeden onun güzelliğine vurulmuştu
Gece gündüz yollarda izini aramıştı
Bu rahmete herkes susamıştı
Gönülden sevmeli tüm insanı

Merhametle donattı gönülleri yolları
Merhametle açtı tüm kapıları
Yıktı zalim ile temelsiz yapıları
Gönülden sevmeli tüm insanı
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

20 Mart 2016 Pazar

Seçme Dini Yazılar (Alıntılar)



Ey İman Edenler Allah'a Ensar Olun 
Ey İman Edenler Allah'a Ensar Olun
Mü'minleri, dinine ensar olma şerefine nail kılan Allah'a hamd, ensarlık yolunu en güzel şekilde beyan eden Allah Rasûl'ü, ashabı, âl-i beyti ve hidayet önderlerine salât ve selam olsun.

"Ey iman edenler, Allah'ın yardımcıları olun! Meryem oğlu İsa'nın havarilere: 'Allah'a (yönelirken) benim yardımcılarım kimlerdir?' demesi gibi. Havariler de demişlerdi ki: 'Allah'ın yardımcıları bizleriz.' Böylece İsrailoğullarından bir topluluk iman etmiş, bir topluluk da inkâr etmişti. Sonunda Biz iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, onlar da üstün geldiler." (37/Saff, 14)

"Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslam'a ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır."(47/Muhammed,7)

Allah'a subhanehu ve teâlâ ve O'nun dinine ensar olmak… Allah'ın subhanehu ve teâlâ merhametinin tecellisidir bu çağrı… Bu öyle bir çağrıdır ki, selim kalpleri tarih boyunca kendine tabi kılmıştır. Çağrıyı farklı kılan, çağrının sahibinin vasıflarıdır; El-Aziz, El-Kavi, El-Metin, Es-Samed olan Allah'tır subhanehu ve teâlâ. O'nun hiç kimseye ihtiyacı yoktur, O herşeye gücü yeten El-Kadir'dir. Herşeyin kendisine muhtaç olduğu Es-Samed'dir.

Hakikat bu iken kullarını O'na ve dinine ensar olmaya davet etmiştir. Kulların felah bulmaları için sunduğu fırsatlardandır. O'na ensar olmaya niyet eden kulun, ensarlıkta dahi O'nun muvaffak kılmasına muhtaç olduğu düşünülürse, bu çağrının sadece O'nun lütuf, kerem, ihsan ve fazlından olduğu daha iyi anlaşılır.

Ensarullah, Ensaru'd Din olmak fıtratı bozulmamış, imanına şirk, kalbini dünya sevgisi ve ölüm korkusuyla örtmemiş, hidayet nurunu masiyetlerle karartmamış sadık erler ve saliha kadınlar için en büyük şereftir. Bu çağrıya icabet etmek için en değerlileri feda etmekten bir an tereddüt etmezler. Bu çağrıya icabetin dünyada onlara kazandıracağı izzet, ahirette elde edecekleri nimetler, tüm dünyayı ve içindekileri onların gözünde değersizleştirir.

İnsanlar önce Rasûllere etbaâ (tabi) oluyorlardı. Bunlardan seçkin olanlar ise, daha sonra ensar…

Ensarlık seçkin bir zümrenin gönüllü icabet ettikleri bir süreçti.

Bizlerin böyle bir seçim hakkı yoktur. Zikredeceğim iki sebep, bizler için bu çağrıya icabeti zorunlu kılıyor. Bu bazılarımızın yapacağı farz-ı kifaye değil, her birimizin mecbur olduğu farz-ı ayn babındandır.

Birincisi: Algıların bozulduğu, tasavvurun dumura uğradığı bir çağda yaşıyoruz.

Öyle bir zaman ki, Allah Rasûlü dahi her namazın akabinde şerrinden Allah'a sığınma gereği duymuştur. Kapkaranlık, fitnelerin kol gezdiği, hayrın şer, şerrin hayır addedildiği, tevhidin şirk, şirkin tevhid diye isimlendirildiği, bidatlerin sünnet, sünnetlerin bidat olarak sınıflandırıldığı, fitnelerinin vakur insanı dahi şaşkına çevirdiği bir zaman. Bizler eskilerin etbaâlık dediği şeyi ensarlığın da üstü olarak algılıyoruz. Bugün 'Mücerred iman ve haftada bir gün derse katılmanın' dine ensarlık addedildiği bir gündür. Böyle olunca ensarlık yerde kalmıştır. Hatta Rabb'imin rahmet ettikleri müstesna, unutulmuştur.

İkincisi: Yaşadığımız zaman diliminde İslam'ın ve Müslümanların durumundan, Allah'a subhanehu ve teâlâ şirk koşulmak suretiyle gece-gündüz hakaret ediliyor. Kur'an'ın inancı kalplerden, hükümleri yönetimden, amelleri pratikten silinmiştir. Allah Rasûlü'nün rehberliği terk edilmiş, dili bizim dilimiz, cildi bizim cildimiz olan, cehennem kapısının davetçileri rehber olarak nasb edilmiştir. İslam ümmeti en değersiz insan topluluğu haline gelmiştir. Süper güç diye isimlendirilen vahşetin silahlarını denedikleri denek konumundadır. Ebu Cehil'in dahi: "Arab'a, 'Muhammed'in sallallahu aleyhi ve sellem kızlarını ve çocuklarını korkuttu' dedirtmem" dediği cahileyinin en karanlık dönemlerinde kabul görmüş insani erdemlerinden mahrum bırakılmıştır Müslümanlar.

Her 6 ayda kapılar tekmelenip, Ebu Cehil'in kendine yakıştırmadığı kadın ve çocukları ürkütülmesi söz konusudur. Hiçbir mukaddes gözetilmeden İslam'a hakaret ediliyor. Dinin şiarları hainlerin ellerinde ve dillerinde alay ve şaka malzemesi edilmiştir. Rasûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem minberleri, Lat'ı, Menat'ı ve onların kutlamalarını ihya eder vaziyettedir.

Bu durumda kalbinde zerre-i miskal hayat olan, onu şirk ve masiyetlerle öldürmemiş insanın başka yolu var mıdır?

Dine ensar olmayacak, Rabb'inin çağrısına icabet etmeyecekte ne yapacak?

Şairin dediği gibi:
'Ölünün yarasının elemi olmaz…

Ancak ölmüş kalp ümmetin bu durumunda elem duymaz.'

Ensar olmak…

Bu, derdi olan insanların gündemidir. Dert sahibi olmak İslam'ın ve Müslümanların derdini kendi derdi görmek, bu ancak selim kalplerin kârıdır. Dünya ve lezzetlerinden, lüksü ve rahatından selamette olan kalpler, onların kalbi Allah subhanehu ve teâlâ ve O'nun yanındakilere mütealliktir. Kalbi semada ve yücelerde olanın, gözü aşağılarda olabilir mi?

Kalbi arşa asılı olanın ayağına, dünya takılıp ona engel olabilir mi?

Yaptıkça daha fazla yapmak isterler. Onlar hep üstte olanları örnek alırlar, yaptıkça kendilerini ve amellerini küçümser 'Daha fazla ensar olmalı, daha fazla davaya adanmalıyım' derler. Onlar cennet ve Allah'ın subhanehu ve teâlâ rızasını elde etme yarışında kiminle yarıştıklarını bilirler. Mus'ablar, Ammarlar, Bilaller onların örneğidir. Yarıştığı genç Mus'ab radıyallahu anh olan hangi insan amelinden razı olup 'Bu kadar yeter' diyebilir ki?

Yarıştığı Bilal radıyallahu anh olanın karşılaştığı zorluklara 'Zorluk' demeye nasıl dili varır ki?

Hasta olan kalplerin derdi dünya ve onun rahatıdır. Onun ne katıldığı bir yarış ne de o yarışta kimlerin olduğu gibi bir derdi yoktur; o rahatsa dert yoktur. Bütün ümmet kan ağlamış İslam davası yerlere düşmüş… Onun gündemi değildir. Kalbi yere ve alçak olanlara mutaallık olanlar ulvi meseleleri dert edinmezler. Kalbi yerde olanın gözü de ayağı da yerdedir. Her engel onları yavaşlatır. Bunun sonu kendi halinden ve ümmetin halinden hiçbir elem duymayan 'ölü kalp'tir, Allah muhafaza.

Rabb'ini ve İslam davasını unutan, sadece kendi için yaşayan insanın cezası, unutmak ve unutulmaktır. Ensar olup lezzetini tadanlar 'Daha fazla' dedikleri gibi unutan ve umursamayanlar her geçen gün biraz daha batarlar.

"Onlar Allah'ı unuttular; O da onları unuttu."  (9/Tevbe, 67)


Devamını linkden tıklayarak okuyunuz.
Kaynak:
http://tevhiddergisi.net/tevhiddergisi-ey-iman-edenler-allah_a-ensar-olun--1-12

19 Mart 2016 Cumartesi

9 Şubat 2016 Salı

Az Gül İnsanları Gülümset



Ey kul değimli geliş maksadın ibadet
Sende ne gezer yakıp yıkan nefret
Gece gündüz çalışmazsın edersin şikâyet
Sende neden bulunmaz davan için az gayret
Az gül insanları gülümset
Seni gülüşünle bekler Nur Peygamber ile ahiret

Sonra beklersin boş gönülle hidayet
Gönül kapın kapalı kapıya gelmez davet
Oturur halin görmez insanlara edersin hayret
Gönüllere etmezsin hiç hicret
Az gül insanları gülümset
Seni gülüşünle bekler Nur Peygamber ile ahiret

Şeytan ile yaparsın ticaret
Şeytan ile olan kazanır nefret
O halde var git cehennemde halini seyret
Dert sıkıntı sabırla biter elbet
Az gül insanları gülümset
Seni gülüşünle bekler Nur Peygamber ile ahiret

Dünyayı âlemi iman ile gülümset
Dünya âlem imanına etsin hayret
Haydi, kardeşim ay gayret ile sabret
İman yolu ile sabır yolunda bekler cennet
Az gül insanları gülümset
Seni gülüşünle bekler Nur Peygamber ile ahiret

Cümlemiz kardeşiz kimedir bu kin nefret
Bak haline her şeyin tastamam az şükret
Nimetlerin bol ise birkaç fakir sofrana et davet
Al yanında dursun harca merhamet
Koparsa merhamet lazım olur koparsa kıyamet
Az gül insanları gülümset
Seni gülüşünle bekler Nur Peygamber ile ahiret

Kul Mehmet’im iman olacak ki gökten ine Rahmet
Âlemlere Rahmet Nurdan Muhammed Ahmed
Nur Kur’an ile Nur Resulü et takip etme sakın Rekabet
Akşama olunca sabah olacaktır elbet
Az gül insanları gülümset
Seni gülüşünle bekler Nur Peygamber ile ahiret
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


8 Aralık 2015 Salı

Peygambersiz Halimiz Hal Değil.



Diril ey kalbim dalma uykuya
Gör âlemi gerçekleri değil gördüğün rüya
Var tövbe kapısına günahınla basma cihana
Dünya bu yaşanmaz da inan bedavaya

Uykuyu mezara bırak sen ölmeden diril
Gönül gözüyle bak cihana et az tahlil
Tahlil ederken sakın olma sen rezil
Dünya bu yaşanmaz da inan bedavaya

Çevir yönünü Âlemlerin Peygamberine sultanına
Var yanına nuruna gark ol var otur yanına
Onunla olursan nurla çıkarsın yarına
Dünya bu yaşanmaz da inan bedavaya

Dinsiz imansız kul hem sefil hem olur rezil
Din iman ile gönüllere olursun sen vezir
Nur Muhammed'e var koş sende sevil
Dünya bu yaşanmaz da inan bedavaya

Kul Mehmet'im peygambersiz halimiz hal değil
Günde beş vakit Rahman önünde eğil
Bu dünya hiç kimseye kalacak değil
Dünya bu yaşanmaz da inan bedavaya

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

20 Kasım 2015 Cuma

Nur Muhammed Can Ahmed...



Gelişin canlara can
Nurunla doldu cihan
Sen damarda dolaşan
Nur Muhammed Can Ahmed

Şaşırmıştı o beşer
Neler yapardı neler
Etrafta vardı hep şer
Nur Muhammed Can Ahmed

Zalime dünya dar
Yüreğinde var har
Sensiz mezar çok dar
Nur Muhammed Can Ahmed

Doğdun bir güneş gibi
Gülüşün cennet gibi
Gelişin vuslat gibi
Nur Muhammed Can Ahmed

Gelişin müjde bize
Zalimler geldi dize
Putlar yıkıldı işte
Nur Muhammed Can Ahmed

Seni gönderdi celil
İnanmaz ister delil
Sonunda oldu rezil
Nur Muhammed Can Ahmed

Cümle ikrar eyledi
Seni Peygamber bildi
Tevhit kabul edildi
Nur Muhammed Can Ahmed

Nurla doldu bu cihan
Secdeye vardı insan
Gelişin kula ihsan
Nur Muhammed Can Ahmed

Merhamete var talep
Buna oldun sen sebep
Sensin nurdan bir edep
Nur Muhammed Can Ahmed

Gelişin ihsan kula
Seni kaybetmiş bula
Seni cümle dil ana
Nur Muhammed Can Ahmed
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


18 Kasım 2015 Çarşamba

İman -Nesir-





insan  nasıl bu kinle yoluna eder devam
utanmaz başı önde gezer hiç vermez selam

helali bilmez haram girer hep kursağına
ateş dolar  yediği haramla kursağına

çok şükür bu imanı yaratan Yüce Allah
nasıl kuldur imansız yatar kalkar her sabah

iman yaşanmak için indi fani dünyaya
imanla yürü var sen nurla yüce Mevla ya

aç gözlü doymaz gözü dünyayı her gün yese
aç gözüyle  mezara sığmayacak bir bilse

imansız bu alemde ne yapsan inan boştur
sen boş nefisle şeytan peşinde boş boş koştur

nefretle yürürken o benzer bir saksağana
imanı al gönlüne  sen boş  boş bakma sana

iman olmazsa gönül boştur nefreti  taşır
gönüldür bu en güzel iman ona yaraşır

iman gönülde nefret kini hemen de savar
imanı olmayanın dünyada nasıl yaşar

imanla yola çıkan yolun sonuna varmış
nefretle  yola çıkan yolda o yalnız kalmış

nefreti taşıma sen olursun sen maskara
kazandığını dağıt olsun o senin para

nefis şeytan düşmanın sen düşme ha peşine
iman der isen o en güzeli düş peşine

nefret dersen o kuduz köpek gibi saldırır
iman dersen yolda o  düşenleri kaldırır

imanla  yaşayanın varış yeri cennettir
imansız nefret ile olma  o rezalettir

çok şükür Rahman kula imanı hemen verdi
rahmet peygamberini alemlere   gönderdi

imanlı gönül cümle aleme hiç sığamaz
ağlayan kullar varsa derman için duramaz

iman her kul içindir gönlüne sen hemen tak
almazsan cehennemde  bu yanmakta müstahak

imansızlık dolarsa gönle nasıl yaşarız
mezarda yatan ecdat yanında nasıl varız

toprağa sağlam basar imanlı o yiğitler
 yiğitler vatan için göz kırpmaz olur şehitler

sen imanı  aleme yayan nurdan Müslüman
sen cihanda imanla gönle giren kahraman

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç