Bu Blogda Ara

yürümek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yürümek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2017 Pazartesi

Tahammül Etmenin Engin Sokaklarında Yürümenin Gezmenin Güzelliği Bilen Hiç Yok

tahammül etme ile ilgili görsel sonucu
   

Birbirimizi anlama konusunda, tahammül etme sınırını aşmak için neden beklediğimizi bir türlü anlamak mümkün değil. Bu sınırı aşarak, anlayışlı herkesin düşüncesini özgürce ifade etmek için adım atmasına karar vermesine tahammül etmenin engin sokaklarında yürümenin gezmenin güzelliğini bilenimiz sanki hiç yok. Sanki bu sokaklarda ihtilal yapılmış, girilmesi gezilmesi bir ömür boyu yasak ve bizlerde, hiçbir şeye uyma konusunda bu kadar hassas olmamıza rağmen, bu konuda o kadar hassas davranarak bu sokağa girmemek için üstün, üstünden de de daha güçlü bir irade ile girmemeyi, bir erdem bir yaşama şekli olarak gülümseyerek kabul ediyoruz! Bu sokağı her kim kapattı ise, şimdi evinde otururken keyif çatarken, bizlerin ne kadar aptal olduğu konusunda, uzun uzun kahkahalar atarak keyif çatarak oturduğundan hiç şüphem yoktur.

Birbirilerimizin açıklarını, kapatmak eksiklerini gidermek yerine, açıklarını ortaya çıkararak hem bu sokağı kapatanların hem de şeytanın ekmeğine tereyağı sürmeyi edepsizce sürdürüyoruz. Demokrasi denilen bu illeti anlamakta zorlanırken, ama tarif ederken o kadar bilgili bir insan gibi davranırken, bir anlamda katılımcı olmanın bu kadar geniş bir özgürlük alanında serbest olmasını bildiğimiz halde, hala dar olan sınırların içinde bu çizgiyi aşarak anlayışlı olmanın engin denizinde yüzemiyoruz ovasında gezinemiyoruz. Ben en iyisini bilirim saçmalığı bu üstün körü anlamsızlık duygusu bizde var olduğu sürece, bu engin anlayış hoş görü sokağına girmekten bir ömür boyu yine mahrum kalacağız, bu bahar havasını teneffüs etmeden, ölüp gideceğiz maalesef.

 Hayatımızı zamanın geniş sahasında geniş adımlarını takip ederek yürümüyoruz bu geniş sahalarında da, neden kısıtlı dar alanlarda paslaşmadan, birbirimizin gözünün içine bakarak, biraz sonra gözlerimizi oymanın hayalini? İşte bunu anlamakta hiç ama hiç mümkün değil. Aman her an benim için her şey adaletli olsun, davranılsın duygusu hassas olsun, başkaları için aman bu beni ilgilendirmez anlamsızlığı saçmalı ile birlikte beraberce ayrı ayrı düşüncelerin harmanında tarlasında, ürünlerimizin hasadını toprağın üzerinde kaldırarak, gönül ambarımıza yerleştiremiyoruz.

Baksanıza etrafımıza aynı kışlada askerlik yaparak vatana hizmet ederken, düğünlerde kol kola halaylar çekerken gülümserken, bir ara, cenazelerde bir birimize başsağlığı dileyerek, ölümün hak sorgu sual vermenin çetin olduğunu o an anlarken, neden bir adım sonra bu sınırlı sandığımız aslında sınırı olmayan, ama sınırı güzelliklerle çevrili olarak engin hoşgörü sokağının, herkese açık olduğunu, sokak üzerinde “Herkese kapalıdır” levhasını, her hangi şerefsiz birinin koyduğunu aklımıza getirerek, alıp paramparça ederek bu sokaklarda özgürce gülümseyerek bir birimize sarılmadan, hala yaşıyoruz bunu anlamak yine pek te mümkün değil! Bunu anlamak ve bu sokaklarda birlikte beraber gezmek umudu ile haydi dar sınırları aşarak, bu sokaklarda gülümseyerek anlayışlı güler yüzlü düşüncelerin özgürce tartışıldığı, insanların kalbinin kırılmadığı, bu güzel sokakta yürümek için bir adım atmaya hazır mısınız acaba?
Mehmet Aluç


Not: Şimdi bunu yazdım ama birçok kimsenin haydi bunu az düşünelim diyeceği yok diyecek ve beni bu anlamsız sözleri yazdığım için anlamadan yerin dibine gömecek, ama bazıları hariç, ben onları biliyorum, onlar bu sokağa girmek için can atarken kalabalığın toplanmasını birlikte bu güzel sokağa birlikte gülümseyerek girmeyi istediğini biliyorum hissedebiliyorum.

25 Nisan 2016 Pazartesi

Aşkla Kul Yürümek İster



Seherde güller açarda ötmez mi bülbüller
Aşk için yola çıkan gülmez mi güler gönüller
Gönüldür bu ne han ister nede saray ey erenler
Aşk yolunda yolcu olmak ister ey aşkı bilenler
Dertli gönüllerde aşkla buluşmak ister
Aşkın derde derman nurunu göstermek diler
Hak yolunda yüce Rahmana aşkla kul yürümek ister
Kimsesizler kimsesi gönülde siler kimsesizliği
Aşk ile yürüyende aşkı veren Rahman için siler benliğini
Aşk ile gönüllerin şimdi görün siz şenliğini
Aşk ile sevenlerde bilir aşkın nurdan güzelliğini
Aşk ile yürüyenler demezler yalnızım dertliyim ağlarım
Aşk ile ben der yüce Rahmana çağlarım
Benlik ile gönlümde yıktım cümle dağlarım
Hak yolunda yüce Rahmana aşkla kul yürümek ister
Yüce Rahmanda kuluna gönlüne verdiğini der göster
Çile yolunda sabırla yol alır
Sanmayın çile dert ile sabırla kul yolda kalır
Cümle insanların derdini versen yok demez alır
Hak yolcusunun aşkı bakılınca gözünden tanınır
Sanmayın aşk ile Yüce Rahmana yürüyen yanılır
Hak yolunda yüce Rahmana aşkla kul yürümek ister
Hakkı cenneti sen ara gönlünde ara
Hak yolda yürüdükçe düşmezsin hiç dara
Hak yolda Mevla’m dertlerinle seni sara
Nefis şeytan dünya yüzümüze sürmesin kara
Dönersek hak yolda halimizi kim sora
Nefis şeytan verir elimize ateşten kor sokar dara
Çıkarsa feryadın naranı söyle kim duya
Hak yolda hakka aşkla yürümek lazım gelir kula
Kul Mehmet’im önem vermeyelim dünyalık bir çula
Hak yoldan ayrılırsak acep halimiz ne ola
Dünya ve ahirette Hepimiz Yüce Rahman ile ola
Hak yolunda yüce Rahmana aşkla kul yürümek ister
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

26 Mayıs 2015 Salı

Gözyaşımız İle Rıza İçin Gönül Bahçesinde Yürümek…



Gözyaşımız ile rıza için gönül bahçesinde kuruyan gönül çiçeklerini sulayalım, fırtınaların şiddetine sabır sebat azmi ile karşı gelmenin gücü var bizde el ele verelim gönül kazanmanın rızasını almanın bakışı ile gönüllere girelim, ikamet edelim. Gamzeler de bahar gülücükleri açtırtmalıyız hece hece aşkı merhameti oraya yerleştirmeli sevgiliye gönüllere sunmalı değil miyiz?
Gönülde var ise nefret ’leşmiş nasır, inanın silinmez o bir asır o nedenle nefreti silelim kendi silinmez, biz silmez isek ölüm gelir cehennem ateşi ile siler işte o nedenle bakmamalıyız kusura, var ise kusuru yüzüne söylemeliyiz. Bilmeliyiz ki bülbül güle konar güzel sesi ile coşar sesini duyanda coşar güle doğru koşar. Gönüldür âlemi bir zerre merhameti ile güldüren ötelere cennete ulaştıran. Dünyanın serveti yerine gönülleri kazanmanın bir anına bir dakikasına saatine zaman ayırmalıyız, yoksa gerisi boş gereksiz meşgaleden ibarettir.

Gönülde sağlam merhamet olunca onu yıkacak bir Allah’ın kulu çıkamaz ve yıkamaz Allah’ın izni ile, sen merhamet ile yürü durma gündüz gece yolun hep aydınlık neşe, dert sıkıntı gelirse sabırla yardım iste yüce Rahman’dan, bunlar gelip geçici imtihanlardır gülümse tebessümle, ömür giderken son deme son nefesinle dalma sakın dünya nefis şeytan hevesine…

Nazlı yar seni senin gibi sevmese de sakın söyleme yüzüne sen sevmeye et devam, gönül kapını aç o sana evin kapısın açmasa ve eninde sonunda anlayacak gönlündeki sevgiyi merhameti güzelliği, başı önünde gelecek ve sana pişmanlığını gözyaşı ile anlatacaktır. Anlatmaz ise de sizin gönlünüzden bir şey eksilmeyecek bunun karşılığını ahirette kat kat alacağımız kesin, kısacası merhamet etmeyene merhamet edilmez ötelerde biline… Selam ve dua ile…
Mehmet Aluç


5 Nisan 2015 Pazar

Aşk



Aşk dilde bir gülümsemektir
Aşk gönülde huzur sevinmektir
Aşk bakışta nur ile gülümsemektir
Aşk ömrü sonuna kadar mesut etmektir

Aşk hislerde bahar çiçekleri açtırmak
Aşk Rahmanın gönüldeki dostumuz
Aşk Hayat yolunda beraber yürümektir
Aşk ömrü sonuna kadar mesut etmektir

Mehmet Aluç

20 Şubat 2015 Cuma

Canandan yüzün çevirme





Gelincikleri okşayan bakışın, ahımı alır
Rahman güzel yaratmış nakışın, gönlüm hayran kalır
Hak iledir nazlı bakışın, gonca güller gülüşünle açılır
Gönül bülbülüm sustu diyerek,
Canandan yüzün çevirme, ey gönlüm


Bir an kalbimi yokladım, seninle olduğunu anladım
Seversin diye yolun bekledim, yanımda gülüşün buldum
Hasretinle türküler söyledim, gönül sazım oldun
Gönül bülbülüm sustu diyerek,
 Canandan yüzün çevirme, ey gönlüm


Gönül, didarın her daim görmek ister
Hak yolunda, seninle beraber yürümek ister
Beni sevip sevmediğin, her daim bilmek ister
Gönül bülbülüm sustu diyerek,
Canandan yüzün çevirme, ey gönlüm


Kul Mehmet, sen cefadan usanma
Hak yoldan ayrılıp, ayrılık kılıcını kuşanma
Yar küsmüş ise gülümse ona, hüsran ile yanma
Gönül bülbülüm sustu diyerek,
Canandan yüzün çevirme, ey gönlüm

Mehmet Aluç


Didar: Yüz(sima)

27 Ekim 2014 Pazartesi

Kamil insan olma yolunda yürümek

Kamil insan olma yolunda yürümek



Kamil insan olma yolunda yürümek






İnsanın dünyada var oluş ve yaşam yolculuğu, bedenini var eden sevginin gücü ile güç kazanırken bu sevgi ile insanların gönlüne girerek insan olduğunu kanıtlamıştır. Başka bir şekilde gönülde sevgi olmadan sevginin yolundaki bu gönül bahçesi denilen merhamet anlayış vefa olmadan, insanın insan olduğunu kanıtlaması insanlara kendisini sevdirmesi mümkün değildir.

Çeşitli düşüncelerin bu güzel gönül yapısını ve onu temsil eden düşüncesini şeklini bozmaya, çalışsa da uzun vadede bir sonuca vararak gönüldeki sevgiyi yok edememişlerdir.
Kamil insan olma yolu olan İslam’ın yolunda yürüyen insanlar bu sevgi ve ilahi yolda, Yüce Rahmanın emrini hayatında uygulayanlar her zaman bu kapının açık olması için uğraşmış durmuşlardır. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaşi veli vb. gibi gönül insanları hep bu kapının kapanmaması için uğraş vermişlerdir.

İşte Gönül dostu Mevlana ne güzel demiş:

Bin sene de okusam, Ne biliyorsun diye sorsalar bana haddimi bilirim derim.
Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın.
Dediler ki: Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Dedim ki: Gönül’e giren gözden ırak olsa ne olur.

İşte Gönül dostu Yunus Emre’nin o güzel sözleri:

Hak cihana doludur, kimseler Hakkı bilmez
Onu sen senden iste, o senden ayrı olmaz
Dünyaya gelen geçer, bir bir şerbetin içer
Bu bir köprüdür geçer, Cahiller onu bilmez
*** ***
Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım
Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz
Yunus sözün anlar isen, Mani’sini dinler isen
Sana iyi dirlik gerek, bunda kimseler kalmaz
Yunus Emre

Ya Gönül dostumuz Hacı Bektaşi veli ne güzel söylemiş:

“Ayağa kalkarsan hizmet amacıyla kalk,
Eğer konuşacaksan, hikmet ile konuş,
Ve oturacağın zaman, saygı ile otur!”

Hepsinin sözünde düşüncesinde, bu dünyanın gelip geçici olduğu gönül yıkmak ile bu dünyada insan olarak yaşanılmayacağı, gönülleri severek bu dünyada cenneti yaşayarak emanet olan ruhu, zamanı geldiğinde, Yüce Rahmana tertemiz bir biçimde teslim edilmesi gerektiğini söylüyorlardı.

Ne kadarda haklılar, düşünebiliyor musunuz bu günümüzde onlarca insanın kanı insan olmayan kılıksız vahşi kurt kılığına girmiş, insanlıktan nasibini almamış insanlarca katl edilirken, onların misyonu gönül dostu insan oldukları nasılda ilk bakışta anlaşılıyor ve bir güneş gibi, gönüllere doğarak ve gönülleri sevgi ile inşa eden mükemmel insanlar olduğu hemen belli oluyor.

İşte bu gönül dostu kâmil insan derecesini, nefisleriyle sayısız mücadeleler verip, biz insanların gönlüne girerek, gönlümüzü tertemiz sadece sevgi ile ancak yaşatabileceğimizi söyleyen bu nadide insanlar, hayatın zorlu zorlu imtihanlardan geçtikten sonra elde ettikleri kazandıkları sevginin ne kadar büyük olduğu da malumdur.

Kâmil insan olma yolunda, yürümek için nefisleri ile mücadele ederken insanlar ile gönül kırıcı değil onların gönüllerine bir damla kara leke düşmemesi içinde gece gündüz mücadele etmiş ve dünyada yaşarken kendi imtihanlarını, da, bu güzellik ve sevgi dolu yolda hep birlikte, gönül gönle yolculuğun en güzelini yaşayarak ve yaşatarak o tertemiz nurdan ruhlarını tertemiz, yüce Rahmana teslim etmişler ve önümüzde kıyamete kadar açık olan sevginin yolunu da açık bırakarak aramızdan ayrılmışlardır.

İnsan bir yolcudur bu yolda sevgi ile yürür sevgi ile ruhunu Rahmana teslim eder cennette köşküne sarayına kavuşur veya kin nefret ile gönlünü doldurur, şeytanın yardakçısı olur şeytan ona uzakta kıçı ile gülerken ruhunu güç ıstıraplar içinde teslim eder ve cehennemin yolunun da ebedi olarak yanmak için koşar.
Bu güzel gönül dostları, gönül veya kalp denilen et parçasını Allah’ın nazargahı olduğunu sadece ona bakarak bize değer verdiğinin farkında olan insanlardı.

Yolculuk, için önce bir yolun olması ve bu yolun tüm pisliklerden temizlenerek yürünmesi gerektiğini bilen bu amaç doğrultusunda yaşayan insanların başarısı, tabi ki her zaman büyük olacaktır. Hayatın bedensel ölüme uzanan yolunu kat etmek için gönül, denilen bu evin tertemiz sevgi ile din ile Gül kokulu Resul ile Kuran ile doldurarak arınma anlamını taşıyan bu yolda ölüme uzanan yolu kat eden insan, canlı bir varlık olmanın ötesinde, âlemin göz bebeği olan insan oluşun hikmetine de vakıf olmanın gerektiğini anlamamızı bize ısrarla bildiren bu insanlar aramızdan yok olduktan sonra yerleri hala boş duruyor.

Bu güzel insanlara şimdiler de ne kadar muhtacız öyle değil mi?
Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç