Bu Blogda Ara

özgür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özgür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2015 Salı

Felsefe yapmaya devam. Özgür düşünce ortamını sağlayan felsefi düşünceye kim hayır diyebilir?



Düşünce alanını ve dil söylemlerini düzelterek akılcı birleştirici faaliyet alanı olan bir felsefe ile olmadıktan(düşünce yapısı) sonra hayat zaten kısır bir döngü yaşantıdan öteye gidemeyecektir, O nedenle kısır bir düşünce dilden çıkmamalı,Felsefe yani düşünce alanında düşünür ve konuşurken çok dikkatli olmalıyız ,aman boş ver ağzımızdan çıktı nasıl olsa savı ile bu düşüncelerimiz pek güçlü ve yıkıcı olamaz dememek gerekir,anında düzeltmek gerekir. 

Bugün hayatımızın her alanında toplumsal yaşama , toplumsal yaşamdaki çeşitliliğe sahip çıkarak, yabancılaşmış bireylerin düşüncelerinden uzak tutmalıyız, bize özgür düşünce veren Felsefe alanımızı.Kendi kısır döngü dünyasına kendi eli ile hapsolmuş ,dar düşünce yapısı ile hareket edenleri de kucaklayarak aramıza alarak yolumuza devam etmeliyiz.Yoksa herkes kendi fikrince hareket ederse, birlik beraberliği sağlayan bu düşünce akımında uzaklaşırsak Özgürlük adına herkesin tek başına felsefe yapmasını beklemek de doğru olmaz. 

Felsefe yani düşünce alanındaki sınırlarımız çok önemlidir,insanların sınırlarına müdahale etmeden her felsefe,düşünce zararsız bir felsefedir. Özgür düşünce ortamının sağlayan felsefi düşünceye kim hayır diyebilir, fikirsiz'lerden başka?Kim istemez toplumun ekonomik alanda dünyada en iyi durumunun iyi olması kim istemez?Zengin bir  coğrafyada yaşayan kültürel birikime sahip  olan insanların el ele olması kim istemez?Tabi fikirsiz'lerden başkası istemez!Devam edeceğiz.Selam ve dua ile...

Mehmet Aluç

7 Haziran 2015 Pazar

Rahman’a teslimiyetle ol özgür



Nur Kuran İman ile olmalı kulun ölümü
Nur Kur’an Gül kokan Resul ile görmeli önünü
Rahman ile Kâbe’ye dönmeli yüzünü
Kur’an kardeşlik iman ile yıkmalı zulmü

Hak yolda olanın yönü çıkmaz kıraç çöle
Haydi, korkma yürü merhamet denilen göle
Nefis şeytana uyup ta olma sakın sen köle
Rahman’a teslimiyetle ol özgür haydi çek bir besmele

Elinde var mı senedin çıkman için yarına
Nefret kin ile sakın gitme aman ha yangına
Kuran Gül Resul ile kalmazsın her iki cihanda tek başına
Rahman’a teslimiyetle ol özgür haydi çek bir besmele

Ecele teslim olmayan var mı söylesin haydi
Nefret kin düşmanlığa cehennem için değer miydi?
Kur’an Resul iman tam duracağın yer idi
Rahman’a teslimiyetle ol özgür haydi çek bir besmele

Kul Mehmet’im Kuran ile Resul olsun aklında yolunda
Son nefeste taşı yanında ahirete var ol Rahmanın huzurunda
Ne gereği var nefis şeytan yolunda ölüm var onlarsız en sonunda
Rahman’a teslimiyetle ol özgür haydi çek bir besmele
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)





11 Nisan 2015 Cumartesi

Merhamet'lerini İdam Etmişler-Öykü-






Gece, sabaha doğru ezan ile nura bürünmüştü gerçi gökyüzü her zaman nurluydu, ezan okununca sanki daha nurlu oluyordu. Âlemin sırrına davet vardı, gönlü merhametle okşayan gülümseten, kırgın gönülleri barıştıran suskun sözlere çırpınarak yalnız ıpıssız kalan gönüllere, derman olan ezan ve Rahmana secde ile teslimiyetle, özgürlüğe çağrı vardı, ezan ile göz yüzünde dağıtılırken nasibini alanlara sürur(sevinç) dağıtıyordu.

Can denilen gönül kuşu ile huşu içinde sabah namazını kıldıktan sonra, odun ateşinde demlenen çayı aldı, kırık dökük olmayan masasının başına geçti, ufak ufak yudumlamaya başladı. İçinden

--Çok şükür yarabbim.

Dedikten sonra, eline Kuranı kerimi alarak okumaya başladı. Okuduktan sonra duasını yaptı, soğuyan çayından bir yudum daha aldı. Bir anda tevekkül ’süz şükür ’süz geçen günleri aklına geldi, gözünden iki damla soğuk yaş masaya damladı. Birden yürekten irkilerek

-Suphanallah dedi.

Bardağında biten çayı doldurduktan dışarıda gelen kalabalık insanların sesi ile irkildi, pencerenin perdesini kaldırarak dışarıya baktı. Karşı apartmanın kapısı önünde, hararetli tartışarak gönüllerinde taht kurmuş oturan, şeytanın yardımı ile bir birlerini döven iki insanı ve seyirci kalan kalabalığı gördü. Onca kalabalık olan insanlar, sadece kavgayı seyir ediyor kendi aralarında neler olup bittiğini anlamaya çalışırken, onları ayırmanın telaşına düşmüyorlardı.
Allah ile olmayanın, hür ve aklının salim sağlamda olamayacağını, şeytanın musallat edeceği gerçeğini görünce hemen sokağa fırladı, kavga edenler karşı komşu Ramazan bey ve Nusret amca idi, ellerinde sopalarla birbirlerine saldırarak kavga ediyorlardı. Ya Allah bismillah diyerek araya girdi, Avazı çıktığı kadar.

-Allahu Ekber.

Diyerek bağırdı. Kalabalık ve kavga eden Ramazan Bey ve Nusret amca bu nara karşısında oldukları yerde çivilenerek kaldılar. Şaşkın ve hayret içinde kalan Yusuf

-Ey komşularım, neden kavga ediyorsunuz? Ey kalabalık komşularım, neden müdahale ederek ayırmıyorsunuz komşularınızı?

Ses yoktu, herkes Yusuf’a bakıyordu. Yusuf

-Neden kavga ederek, gönüllerinizi kırıyorsunuz ey komşularım? Allah ile Resul ile iman ile İhlas ile olsaydınız, Allah ve Resulünün komşu hakkındaki söylediklerini hatırlar hayâ ederdiniz. Zulmü, neden kendinize reva görüyorsunuz?

Herkes, utanarak başını öne eğdi. Kavga edenlerin elindeki sopalar yere düştü. Tıngırtısı sokağı kapladı.

-Bu derbeder halinize bakın duyun, bülbüller ağlıyor, neden içimizde yoktur tevekkül, bir anlık ok ile hayatına son verilen bu hayatı canı, kavga ile geçirmenin pişmanlığını yaşayacağınız o mezarda neden o mezarı nur ile gülümseme ile birbirinizi severek doldurmuyoruz, bana söyler misiniz canım komşularım? Bakın kâinata kimin için yaratıldı? Siz kavga edenler yarın elinizde alınacak olan dünya malı peşinde koşanlar için mi, gönülleri gülümsetmek için mi?

Ses yoktu hiç kimsede. Kirpikleri ıslatan bu konuşma, herkesi yüreğinden vurmuştu. Nusret Amca’nın yanına yaklaştı, öne eğik başını eli ile kaldırarak.

-Söyler misiniz, şu anda başını secde ile rahmanın huzurunda eğik olması gerekirken, neden böylesine bir günaha ve şeytana uyarak eğiyorsunuz? Söyle Nusret amca, derdiniz nedir söyler misin?

Uzun süre sessiz kalan Nusret amca, titreyen mahcup sesi ile.

-Şey… Evladım, pek önemli değil de…

-Nusret amca, ben gelmesem kim bilir neler olacaktı, nasıl önemli değil diyorsun?

-Şey evladım, komşum Ramazan evde çok gürültü yapıyor, çocukları yaramaz, sabahın erken saatinde ağlayarak bizi rahatsız ediyor.
Bu sözden sonra kalabalıkta homurdanmalar başladı.

-Evet, çok halı ramazan amca, bizlerde rahatsız oluyoruz.

-Evet haklı.

-Dün sabah eşim işe uğurlarken ta dördüncü kata kadar geliyordu bağırtıları.

-Yok, yok komşu, bunlar komşularına hiç saygısı yok ayrıca çocuklarına terbiyede vermiyorlar.

Yusuf

-Komşularım canlarım, hep bir ağızdan konuşmayalım, Birde Ramazan kardeşimize soralım.

Ramazan gözlerinde akan yaşları sildikten sonra.

-Komşularım buraya taşınalı bir ay oldu, hiç kapımı çalanınız oldu mu? Hayır, söyler misiniz? Bu dünyada sağlıktan daha güzel ne vardır?

Kalabalık sustu. Kimisi

-Şimdi ne alakası var?

-Saçmalamaya başladı, hem daha yeni geldiniz müsait olunca bir gün gelirdik.

-Yok, yok komşu herhâlde evine giderken hoş geldin diye elimiz dolu gitmedik o nedenle mi?

Yusuf

-Devam et ramazan kardeşim

-Buyurun evime gelin size durumu izah edeyim.

Homurdanmalar başlayınca Yusuf

-Haydi, komşular boş konuşmayın da buyurun Ramazan kardeşimin evine gidelim ve kavganın sebebini öğrenelim ve buna bir son verelim.
Hep birlikte odaya girdiler. Ramazan

-Buyurun arka odada yatan hasta lösemili her ağrısında feryat ederek sizi rahatsız eden kızımın yanına geçelim.

Odadaki kalabalık bir” hasta lösemili her ağrısında feryat ederek sizi rahatsız eden kızımın “ anda bu sözü duydukları anda buza kesildi. Herkes zemheri ayazında dışarıda kalmış gibi donmuş kalmıştı.

-Baş dönmesi kalbine giren sancılarla yavrum sizi rahatsız ediyor biliyorum, âmâ elimden ne gelir, maddi dururum da yok… Bu nedenle bu değiştirdiğim beşinci evim… Söyleyin en yapayım.

Gözlerinde akan yaşlar ile yere yığılan Ramazanı, Yusuf kucaklayarak kanepenin üzerine oturttu. Komşuların gözlerinde yaş mahcup dut yemiş bülbül gibi susmuş başları önde içeride yatan saçları acıların kederi ile dağınık, acının korkusu ile yatan altı yaşlarındaki kız çocuğuna bakmaktan utanmanın pişmanlığını yaşıyordu. Yusuf birden.

-Eyvah size eyvah bana, haydi okuyorum il dışında bugün geldim ben bekârım diye gidemedim ya sizler ya sizler ya sizler ne oldu bir aydır yeni taşınan komşuya ziyarete gelmiyor, hallerini sormadan…

Gözlerinde akan gözyaşı ve hıçkırık ve kız çocuğunun acıklı hali konuşmasına izin vermedi. Kalktı kız çocuğunun yattığı odaya doğru yürüdü, vücudunda yaralar vardı, gönlüne bunu bilememenin küslüğü ile içinde kızarak yanına yaklaştı. Kız çocuğu kendisine yaklaşan Yusuf’u görünce gülümsedi. Gözlerinde damlayan yaşlar o anda çağlayan ırmağa döndü. Yaklaştı yanına oturdu, gözlerindeki yaşları silerek.

-Senin adın nedir güzel kızım.

Kız çocuğu gülümseyerek

-Nilüfer amcacığım, hem sen neden ağlıyorsun? Şeninde mi, benim gibi ağrıların var amca. Benim kalbime her sabah ağrı giriyor biliyor musun amca.

Odada buluna tüm komşuların dizlerindeki derman ve bağ çözülerek, yere diz çökerek yığılmalarına sebep oldu. Yusuf

-Yok, kızım, biraz önce yüzümü yıkadım onda yaşlı kalmıştır.

-Hem biliyor musun amca, babamda bazen yanına gelirken ağlıyor, gözlerim kapalı ama uyumuyorum hep görüyorum o damı yanıma gelirken yüzünü yıkıyor?

Hıçkırıklara boğulan Yusuf

-E…Ev… Evet, kızım, babalar yüzlerini bazen yıkar çocuklarının yanına gelirken, bazıları da benim gibi gözyaşı ile yıkar.

-Neden ama sizin evde su akmıyor mu amca, bizde su var amca, sen bundan sonra gel elini yüzünü bizde yıka ağlama. Ben seni çok sevdim neden mi?

-N…Neden?

-Çünkü şimdiye kadar yanıma anne ve babamdan başkası gelmemişti de ondan ya…

Yusuf sımsıkı hıçkırıkların eşliğinde Nilüfere sarılarak ağlamaya devam etti. Sanki yarasına peygamber çiçeği sarılmışta onun kokusunu ciğerlerine çekiyordu. Komşular şu anda şafağın karanlığında merhametlerini idam etmiş, merhametsiz kalmış gibi mahcup gözlerinde yaşlar ile sessizce konuşulanları dinliyorlardı. Biraz önce kavga anında yüreklerindeki hırs alevi sönmüş Nilüfer ve ramazanın perişan halini ve onlara yardım etmemenin hallerini soramamanın ateşi ile yürekleri kor alev yanıyordu. Şeytana uyarak kavgayı ayırmamanın seyirci kalmanın eyvah’ı sarmış yakıyordu sessiz sessiz.

Yürekten tövbe ederek hallerini yüce Rahmana içlerinde arz ederken, Nusret amca Komşusu Ramazanın eline abanarak öpmeye çalışırken, Ramazan müdahale etti. Nusret amca

-Evladım kusuruma bakma, hakkını helal et bağışla beni ne olursun, şeytana uydum…
Ramazan

-Estağfurullah amca, bak ismini daha bilmiyorum…

-Nusret evladım Nusret.

Başları önlerinde eğik olan komşular başlarını kaldırarak hep bir ağızda mahcup bir ses ile

-Bizleri de bağışla…

-Estağfurullah, bağışlamak Allah’a mahsus, ben kırgınlığımı unuttum bilene.

Nilüfer babasına bağırarak

-Babacığım babacığım, bu amcanın evinde su yokmuş

Sözünü bitirmeden öksürük ile ağzında gelen kan ile nilüfer son nefesini, Yusuf’un kucağında gülümseyerek Allah’a teslim etti. Yusuf

- İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Raciûn diyerek, hıçkırıklarla devam etti ve tabi komşularda… Nilüfer hayata gözlerini yumarken oda içinde bulunanlar şafağın karanlığında vicdan ve merhametini idam edenlerin yüreğinde merhamet yeniden yaşamaya başlıyordu.
Mehmet Aluç


 Not allowed! Not allowed!


Selam ve dua ile..

10 Nisan 2015 Cuma

Rahman önünde eğil ol özgür




Rahmanın keremini lütfunu… Düşünerek edelim tevekkül
Rahman ile olunca cümle işler olur kolay olamaz müşkül
Gönüller toplansın Rahmanın etrafında kazan yeni teşekkül
Güvenme gücüne kuvvetine,
Zamanı gelince yok olur sanma kendini herkül
Can dediğin bugün var yarın yok,
Bir anlık ecel ile yok olan
Haydi, durmayalım tevekkül edelim,
Ne büyüktür Rahman suphanallah
Dökülür damla damla ağlarken ihlasla tövbe ile cümle günah
Uç kanatlı böcekler gibi tövbe kapısına,
Sonrasında koş var Resul kapısına kavuşturur Rahman
Onca beden sağlığına şükür et onca ter akmasın boşa,
İman ile koş Tevekküle
İman kapında gönlünde beklemez kapısın geç açmaya,
Ömür solar aniden bir ok ile gidersin
Gönlündeki iman üstünü örtme nefis şeytan dünya malı ile sen,
Yanılırsın rezil rüsva olursun sanma gülersin
Gel gönlüm koşalım Rahmana secde ile gürül gürül
Akla zarar fikirsizlik kapısında beklemek imansızlık ile yok olmak
Ne büyüktür Rahman Ne büyüktür keremi sonsuz Suphanallah
Döker açtığı tövbe kapısı ile kulun günahını Kerim olan yüce Allah
Bir bilsen durmazsın nefis şeytan kapısında ah bir bilsen ey kul
Eyleme gönlünü kendine nefisle şeytanla mezar
İman sarayında gez dolaş al gönlüne azar azar
Dünyada değil ölünce girilir mezara
Kalu belada ki akdine sadık ol haydi amil
İman ile kul elbet olur kâmil
Kıymet ver kullara ol kadri kıymet bilen,
Rahmandır kuluna değer veren kadri cemil
Bak kâinata Rahmet yağıyor nur nur
Rahman Batındır dünya aklı anlaşılmaz ey kul
Bahtı soldurur nefis şeytan imansızlık imandır sana okul
Gönlündeki kabullenemediğin sızıya son ver imanla ey kul ol makul
Dokunsun sana merhamet bırak kapatma kapını
Vicdan ile donat yapısını
Açılsın gönül gözü
Yakar imansızlığın közü
İman gönülde oku sen cüz cüz
Olsun Rahman Resul yanında bakılacak sende yüz
Lain iblis önünde eğilme
Seni yaratan o değil
Rahman önünde eğil
Ezilme
Rahman önünde eğil ol özgür
Mehmet Aluç



Batın: Allahü Teâlâ’nın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). His (duyu) organları ile hissedilemiyen, hayâl gücü ile hayâl edilemeyen, akıl ile anlaşılamayan. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Allahü Teâlâ Bâtındır. (Hadîd sûresi: 3)

Teşekkül: Belli bir varlık ve biçim kazanma, kurulma, örgüt

Amil: İslâmiyet’in emirlerini yapıp, yasaklarından sakınan
Kadri: Değer, kıymet, onurla ilgili


 Not allowed! Not allowed!

21 Şubat 2014 Cuma

TAHAMMÜLSÜZLÜK YANILGISI


TAHAMMÜLSÜZLÜK YANILGISI
Şeytan itaatsizdi olumsuz
Olumsuz
Sorumsuz
Tutumuz
Uyumsuz
Doyumsuz
Arsız
Coşkusuz
Hissizdi
Sevgiden habersiz
İsyan içindeydi
Vaaz geçendi
İtaat etmeyen
İtaat ettirmeyen oldu, isyanından sonra
Yokluğa gark oldu
Kovuldu
İtaat etmeyen yok oldu
Vaaz geçmek yokluktur
Bitmek tükenmek yok olmak
Neden hiçliğe koşulur
Hiç olanla neden arkadaş olunur
Madem özgürsün ey insan
İstediğini yapmaktan da özgürsün
Rahman Seçimlerimizde özgür bırakmış
İstediğin gibi yaşarsın neden fikrinde var aldanış
Neden bir başkasının özgürlüğünü kısıtlarsın
Dokunursun başkasının bağrına aldanışla aldatırsın
Ayrılıklarla örersin sözlerini
Sönükleşmenin közlerini tutarsın avcunda
Neden engel olursun yaşama, çıkarların doğrultusunda
Neden bırakmazsın özgürce yaşasın insan kendi rotasında
Neden sen hapiste değilken dünyanın her ucunda
Başkasını düşüncelerini kendi düşüncelerinin kabulü için
Kendi düşüncelerinle hapis edersin
Sen istediğin gibi düşünür iken neden gidersin tersin tersin
Yaşar iken pahalıya ödersin
Bırak karşındaki de istediği gibi yaşasın gülsün
İstediği gibi düşünsün
Yaşasın
Tahammülsüzlük niye
Saniye saniye
Bırak bir insanları otuz saniye
Sen özgür iradenle yaşar iken
Bırak karşındaki de özgür iradesi ile yaşasın
Nedir bu kin tahammülsüzlük ver yansın
Dünya geniş bırak herkes istediği gibi yaşasın
Seni dar eyleyen nedir
Sonumuz bir çukur mezar seni dürten nedir
Şeytan
Nefis
Arzuların
Sonunda sende bende herkes de girecek
Kaçış yok herkes ölecek
Öyleyse nedir bu tahammülsüzlük zehri
Düşüncen yanlış diyorsun
Neye göre yanlış
Kime göre yanlış
Neye göre doğru
Kime göre doğru
Kriterin nedir
Aklın mı
Düşüncene göre mi
Akıl sabit midir
Güneşi gördüğünde akıl sabah der
Akşamı gördüğünde akşam der
Ama bazen de sabahı görür akşam der
Akşamı görür sabah der
Sabit olan nedir
Allah’ın nizamı
Kelamı
Kuranı kerim
Peygamberin sünneti
Değişmez olan
İnsan aklı düşüncesi değişken
Kriterin nedir
Yanılgıdasın
Aklı kriter alırsan.
Allah ve Resulünü kriter alırsan doğru yoldasın
Birçok kişi kendi hayatını
Kendi ağzıyla olumsuzluğa götürmektedir
Yaşanılan güzelliği görmez insan
Allah ve Resulüne ulaşmak istemez
Bir feryat bırakır her gece feryat sız düşüncelerle
Yastığıma ilişik hüzünler biriktirir
Boğmaca gözyaşlarıyla
İnsanlar yaşadığı hayatın
Ve sahip olduğu değerlerin
Allaha teslimiyetin güzelliğinden habersiz
Gerçek değerini bilmedikleri için
Sahip olduğu mutlu hayatı
Mutsuz geçirmekteler
Sen bana lazımsın
Ben sana lazımım cansın
Sana git demiyorum
Sana gel de demiyorum
Gitmek için yıkmak için bahane arama
Bunu da sadece düşünceleri aracılığıyla
Kurdukları cümlelerin karanlık yazgısı ile
Etkisinde kaldıklarından olumsuzluğu yaşamaktalar
Yani iş insanın düşüncelerinde bitiyor
Birçok kişi sahip oldukları özelliklerin
Farkına varamazken sahip olamadığı
Özelliklerin farkına çok çabuk varabilmektedir
Bu durumda hayatlarını kendilerine
Zehir etmelerine yeterlidir
Sen olmayınca
Sen ben
Seni beni bırakalım
Biz olmayınca işte
Rüzgâr fayda etmiyor
Yağmur işlemiyor kâinata
Fırtınalar kâr etmiyor
Yalanlarımıza bakar mısınız
Ben Suçlu Değilim Hepsi Onları Suçu
Yarın Başlarım
Hata Yaparsam Mahvolurum
Yarın yapma
Bırak şeytanla arkadaşlığı
Bugün bırak hemen bırak
Koş Rahmana
Tövbe ile
Ben suçlu değilim bilmem neyin suçu
Bırak onun bunun suçlu olup olmadığını
Sen kendi suçuna bak
Hata yaparsan yap insan beşer şaşar
İnsanların gönlünü kırma
Yıkma
Öldürme
Hadi burada ölelim fikirsizlikle
Ölelim de ayrılıklar yolları kaplasın
Bilenin düşünde kâbus gördüğü fikirsizlikle ölelim mi
Atılıp dehlizlere sağanak sağanak yok mu olalım
Az sus ve de dinle
Kaç bütün kötü seslerden
Artık suskunlukla doğ
Dinle Rahmanı kâinatı kendini
Sus ki kelimelerinin çığlık sesini duy
Kelimesizlikle dolu düşüncelerinin çığlığını duy
Hapis olmayalım
İsimsiz düşüncelere hecelere
Özgürlüğe müdahale etme
Kapat gözlerimi kini unut dert eyleme
Sevilen en güzel gelişinle gel özgür iradenle gel
Kazınmışken zihnime şeytanın fikri sil de gel
Sana aşktan biçilen sevgi elbisenle gel
Baharı taşıdığın yüreğindeki merhametle gel
Yeterdir bütün hasretine gömdüğün
Düşüncesiz düşüncelerden sıyrıl da gel
Kim olursan ol gel
Bin defa tövbeni bozmuş olsan gel
Diyen Mevlana’nın gönül sözü ile gel

Mehmet Aluç

14 Ocak 2014 Salı

ARZULARININ ÇIKMAZ UÇURUMLARI



Düşlerimde sensizlikten acı bir feryat kopar
Düşlerimde sessizce uyanır seni ararım
Bitmeyen arzuların odamda çığlık çığlık dolaşır
Çılgın bir feryat olur sokaklarda seni ararım

Yolumu kapatan arzuların şimşek gibi önümde çakar
Beni sokaklarda yenilmiş pehlivan gibi yıkar
O an zaman durur beni benden alır
Ben silinirim mekân silinir zaman yok olur

Sonsuzluğa giden yolda yol ararken
Bir an soluk anılar yok olur
Giderim anlarım gidemem mutluluk uzak
Mutluluk yakın arzularının esaretinde çözemem dolu tuzak

Merakın ölüme eşit aşkın yorgun kafesinde ben
Sen bir meşale gibi yakarken zamanı
Ben silinirim mekân silinir zaman yok olur
Süzüle süzüle ruhum göğe çıkar

Sende çile denizine uzanırken ahların feryadın göğü kaplar
Kavuşurken yüreğimi sahibi Rahmana
Sevdanın ikliminde koşarken ben
Sen çile denizinde süzüle süzüle boğulur gidersin

Arzuların çıkmaz uçurumlarına düşerken
Hicran bakar arkasında gülümseyerek özgürce
Süzüle süzüle sevda iklimine koşar mutluluğu kucaklar güzelce
Arzuların çıkmaz uçurumlarında kaybolur iken sessizce


Sende süzüle süzüle boğulur gidersin üzgünce
Hülyasızlık cehennemine doğru yok olup giderken
Sessizce sana bakıyorum yüreğimde ki acılarla
Sen giderken
Mehmet Aluç



Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç