Bu Blogda Ara

duygu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duygu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2016 Pazar

Sahte Sözler Yalan Aşklar Yalan Duyguların Anaforu

HAYATIMIZDAKİ YANLIŞLIKLAR ÇIKMAZLAR ile ilgili görsel sonucu
    Duygularımız hayatımız düşüncelerimiz yarınlarımız yalanlarımız bunları çoğaltmak mümkün, lakin doğruları ve yanlışlıkları ile çıkmaz sokaklarımız acaba anlaşılması mümkün mü kırıldığımız yok ettiğimiz canlarımız var mı güzel yarınlarımız? İnsanın bir cazibe merkezi olması gerekmez mi, birbirimize hoş görünen herkesi güldüren gönülden seven ilk anda görününce hissedilen… Yoksa olmalı mı insan hep terk edilen gönülden sevilmeyen? Kendi çıkarı için insanı ezen mi olmalı? Elbet her adımda her bakışta üzen olmalı elbet!Boş istasyonları beklememeli,gönülden geleni olmalı insanın.
   Farkında mıyız bilmem ben kendimde de hep hissederim, bazen düşüncelerimizin hırçınlığına anlam veremiyorum veremiyoruz, her şeyin bizim olmasını istiyoruz diğer insanlara yaşam hakkı hiç vermek istemeden yaşamak istiyoruz. Bu duygularımız inkâr edilemez bir gerçek lakin ne zaman ne şekilde bitecek acep mezara ulaşınca bitecekse, insan hiç mi gülmeyecek? Karşındaki insanla arkadaşı komşusu ile hiç mi neşelenmeyecek? Hayatımız kahırla mı geçecek sona erecek? Yalanlarımız bizi cehennem götürecek bilirken, hala nasıl bu iş son bulacak bitecek? Sorular cevaplarının üstünü çizdiğimiz, bilmek istemediğimiz, gönlümüzde yer vermeden es geçtiğimiz anlar zamanlar, hep yok oluşla mı dolacak? Yok mu gönlü güzellikle sevecek okşayacak? Anımıza zamanımıza hep yalan mı dolacak? Güzellik ne zaman gönlümüzü saracak?

   Kazanmak isteriz lakin parayı! Gönül dost kazanmak istemeyiz. Kendi çıkarımızı isteriz, karşımızdaki yıkılsın isteriz! İsteriz de o yıkılınca bir e sonra bizde yıkılırız, kalmaz güzel anlarımız yarınlarımız, insanlar bizim canlarımız… Hakkını yediğimiz insanlar bizden uzak kaçar, iş verdiğimiz hakkını yediğimiz daha fazla hak verene giderse iflas eder yıkılırız neden bilmeyiz? İnsan olmadan, güler yüz olmadan nasıl kazanırız, oysa hep kaybederiz. Amel defterimiz doluysa eksilerle, nasıl bize gülümsesin, var mı bunu açıklayacak olan? Nefretle nefrettir kazanılan, yakan yıkan yıkılan… Doğru olanla yanlışı yıkmadıktan sonra yıkılan biz oluruz, yanlış bizi terk etmez biz yıkılana kadar peşimizi bırakmaz gelir hem de azar azar, yokluk bize doğru koşar, bizi yıkmak için coşar da coşar… Şarkılarda dinlediğimiz aşk sevgiyi hayal ederken gülümseriz, hayatımıza tatbik etmek için neden kaçar gerisin geriye nefrete iltica ederiz? Biz gülümserken neden başka insanlar gülmesin? Doğru doğrudur güzelliğe yoldur, yanlış yanlıştır sanmayın ki kurtuluştur, oysa yakıştır batıştır…Anlamları, anlamsızlık çıkmazına sokarsak çıkmaza girer, gidecek yol bulamayız… Karşımıza çıkan her insan bizi yanlışa götürse de, biz doğruya giden olmalıyız yanlışa gideni doğru yola götürmeliyiz desem çok zor diyeceksiniz sizlerde benim gibi! Gerçekten zordur, zor olmadan kolay gelmez, kapımızda bize gülümsemez, çabalamak en güzeli uğraşmak gerek. Bu çabanın içinde doğru mutlakla doğruya götürecek, yalana gidenin de yalanını suratına bir tokat gibi yapışacaktır, alıp sizin peşinizden sürükleyecektir. Az çaba gayret, ve sonunda edilir inanın hayret.

   Sahte sözler yalan aşklar,  sabırla sebatla devam ettirilmeyen, tahammül edilmeyen bir yaşantı ile- aşk ki her şeye formül- bundan habersiz sahtelik kokan evlilikler ile kendimize kendi gönlümüze has çıkarımızla heveslerimizin uçurumunda yaşarsak maalesef bu yalanlarla geçici heves arzularla yaşarsak, çocuklarımızın da beyni yıkanır, duygusal bir hayatın güzelliğinden uzak yetenekleri becerilerini her an körelten yalanla gerçeğin yeri elbette onlarda değiştirir, her doğruyu yalanla değişir isek çocuklarımızda bizler gibi mutsuz umutsuz olacak, gönüllerine yalanı koyacak, haliyle mutlu olmayacak… Hayat bizim ömür bizim insanlar canımız ey iki gözüm sana bana bu sözüm, olmazsak doğru kaçırırız mutluluk dolu vapuru. İnsan dünyaya ne için geldiğini bilmeli, imanı gönlüne alıp hep gülmeli, insanları güldürtmeli bu hayatı bu imanla kardeşlikle devam ettirmeli. Kul Olarak kulluğumuzu bilerek hakka Rahmana karşı yerine getiri isek iyiden, güzelden, doğrudan yana olduğumuz zaman, güzellikten yana yaşarız. Bizler kötü, çirkin ve yanlışları da gönlümüzde hayatımızda bakış açımızda cesaretle bıraktığımız zaman, her zaman güleriz doğrularla gezeriz, sevgi denizinde hep birlikte yüzeriz, inanmazsanız deneyin ve sonucunu görün. Şaşırın hayret edin, boşa geçen günleriniz için ağlarsınız, saçınızı başınız yolarsınız neden geç kaldım neden boşa yanıldım diyerekten. Çok geç değil var hakkın huzurunda eğil bu güzellikler senin benim için değil hepimiz içindir, insan içindir gönül içindir… Selam ve dua ile.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

26 Mart 2016 Cumartesi

Yakışmaz Gönül’e


Bakarsın gönülde bakışın gider hoşa
Bazen de bakarsın gönül de bakışın gider boşa
Gitse de hoşa ya da boşa gönül hep coşa
Sırra kadem basıp gitmek yakışmaz Gönül’e

Dikkat et ayağın takılmasın yerdeki taşa
Bakarsın bir gün gelir değer bu garip başa
Gönülde neşen bol olsun sen onunla yaşa
Sırra kadem basıp gitmek yakışmaz Gönül’e

İncitme sakın gönülde kabaran duyguları
İçine sevgi kat gönder sen o güzel bakışları
Bir de güzel olursa anlayışın anlarsın yalvarışları
Sırra kadem basıp gitmek yakışmaz Gönül’e

Bakarken olursun bazen âşık
Âşık olurken birden olursun şaşkın
Güzel bakışınla sevdaya olsun bir katkın
Sırra kadem basıp gitmek yakışmaz Gönül’e

Sana aşk nağmeleri okusun dillerim
Sana aşk ile uzansın bu ellerim
Seni ve aşkını taşır ta ölene kadar bu gözlerim
Sırra kadem basıp gitmek yakışmaz Gönül’e

Bu aşkım için bir sen gerek
Sende sev beni benim gibi sevinsin bu yürek
Haydi, koş gel bana beraber gülek
Sırra kadem basıp gitmek yakışmaz Gönül’e

Aş bak gönlüne gönlüm içinde kalmış
O gülümseyen bakışların beni benden almış
Aşk bu gönlümü dünden çalmış gönlüne takmış
Sırra kadem basıp gitmek yakışmaz Gönül’e

Kul Mehmet’im aç gönlümde sensin bağım
Seninle tütsün sönmesin gönlümde yanan ocağım
Sen gönlümde olmazsan ben düşerken kime tutunacağım
Sırra kadem basıp gitmek yakışmaz Gönül’e

Mehmet Aluç-Kul Mehmet




11 Mart 2015 Çarşamba

Sana ve Yalnızlığına Elveda...

elveda,yolcu,



Sevgi miydi böylesine yüreğimi paramparça eden, yoksa senin sonu bitmek bilmeyen arzuların ve kör ihtirasların anlamsız bakışların mıydı yüreğimi paramparça eden?

Sevgi gönle huzur veren bir duygudur, evet evet sendin yüreğimi paramparça eden ve bana sırıtarak gülen…

Umutlarım kapımı gülümseyerek çalar iken, sen suratlarına kapıyı kapattın, görmedim sanma o tutarsız davranışların hissiz bakışların ve sözlerinin rüzgârında hep üzgün baktın, soğuk durdun gönül kapını dikenler ile kaplattın, yaklaşamadım sana.

Şimdi anlıyorum ne sen bendin, nede ben sendim, aynı yolların yolcusunu olmayan yanlış durakta indirilmiş iki yabancı idik biz seninle.

Kıskançlıkların yersiz tavırlarınla yıktın dünyamı, tüm suçlusu sensin, sevginin hiçbir suçu yok şimdi anlıyorum sana uzaktan el sallarken, seni yüreğimde kazıyarak silerken anlıyorum…

Sakın arkamdan koşarak gelme, yüzüne bakacak yüz yok bende. Yıllarca itiraf etmeni hata benim demeni bekledim, ama sen umursamaz tavırlarınla yıktın gönül dünyamı.

Yollar, beraber yürüyen yolcularla yol olur gelene gülümser bunu sakın unutma. Damarlarımda gezen yalnızlığı paramparça ettim sana bıraktım, sen onunla benden fazla mutlu olursun.

Kalbimi tutan melekler, beni yeni mutluluğun deryasına doğru götürürken sana acıyorum, ama elimden bir şey gelmiyor senin için, hiçbir şeyi kabullenmeyen ret eden senin için. Elveda sana elveda yalnızlığına…


Mehmet Aluç

19 Şubat 2015 Perşembe

Yunus Emre Oratoryasu



Yunus emre oratoryosu ilk Türk oratoryosudur. İnsanlık duygularının derinliklerini yansıtan bu eser, müziğin tükenmez güzelliği ve kompozisyon bütünlüğüyle, dünya oratoryo edebiyatının klasik örneklerindendir.

Ben şahsen dinledim hayran kaldım.Sizde verdiğim link'den dinletin hayran kalın istedim.

Adnan saygun eserinde 13. yy'da yaşayan Türk edebiyatının ünlü şair ve düşünürü yunus Emre’nin hayatını konu almıştır. Besteci, yunus emre divanından seçtiği şiirleri: şairin hayat ve ölüm, tanrı ve kader, insanın alın yazısı, haksızlık karşısında mücadelesi ve dost vaslına erişmesini lirik - felsefi içerikli vokal - senfonik eserinde yansıtmıştır. Oratoryo büyük senfoni orkestra, koro ve 4 solist (soprano, mezzo soprano, tenor ve bas) için yazılmıştır. Eser 3 bölüm, bir ara kısım (intermezzo) ve 13 parçadan oluşur. saygun serbest bir şekilde aria, recitatif ve koroları birleştirir. Yapısal bakımdan tamamlanmış ve özgün olan her bir parça bütün eserin kompozisyonunda birleşir, parçalar arasında olan dokusal bağlar eserin mimari yapısının iç birliğini sağlar. Oratoryonun müzik dili, bestecinin halk kaynaklarıyla, Türk folkloruyla bağlılığını gösterir. Eserin zengin melodilerinde, ilahîlerinde, korolarında halkın sesi işitilir.

5 parçadan meydana gelen 1. bölümde hayatı seven ve ölümü düşünen yunus emre kaderine boyun eğerek ağlamaktadır. Koro ile başlanan bu bölümde acı ve elemle dolup taşan müzik duyulur. İlk ölçülerden başlayarak saygun, dinleyicileri üzüntü ve keder dolu yunus Emre’nin tasavvuf dünyasına götürür.

No. 1. Grave (koro ve orkestra)

teferrüç eyleyu vardım sabahın sinleri gördüm
karışmış kara toprağa şu nazik tenleri gördüm
yaylalar yaylamaz olmuş kışlamaz olmuş
bar tutmuş söylemez olmuş ağızda dilleri gördüm
soğulmuş şol ela gözler belürsüz olmuş ay yüzler
kara toprağın altında gül deren elleri gördüm.

besteci, koro ve solo partilerinde (recitatif ve Arialarda) makamsal dokularla örülmüş, halk türkülerinin özelliklerini içeren müzik yaratır. koro ile sona eren birinci bölümde besteci koral üslubunda yunus emre ilahîsini kullanır.

No. 5 koral (koro ve orkestra)

benim adım dertli dolap
suyum akar yalap yalap
böyle emreylemiş çalap
anın içün ben ağlarım
derdim vardır inilerim.
beni bir dağda buldular
kolum kanadım kırdılar
dolaba layık gördüler
anın içün ben ağlarım
derdim vardır inilerim.
suyum alçaktan çekerim
dönüp yükseğe dönerim
ben mevla'yı zikr ederim
anın için ben ağlarım
derdim vardır inilerim.

5 parçadan oluşan ii. bölümde, hayatı seven yunus tanrıya isyan eder. burada müzik birinci bölümün epik (destansal) tarzından, gerilim dolu dramatik tarza geçer. recitatif (konuşmalı) stilde başlanan ariadan sonra (bas solo ve orkestra) telaş ve coşku dolu dinamik bir koro başlar.

No. 6 Aria (bas solo ve orkestra)

ya ilahî ger sual itsen bana
eydürhem işbu cevabı ben sana
gelmedin dedün hakuma kem deyu
doğmadın dedün adâ adem deyu
gözüm açup gördüğüm zindan içi
nefs-ü hevâ dop dolu şeytan içi
haps içinde ölmiyeyin deyu aç
mısmıl - u murdar yedüm bir iki kaç
nesne eksilttüm mü mülkünden senin
nesne geçirdüm mü hükmünden senin
rızkın alup seni muhtaç mı kodum
ya öğünün yiyüben aç mı kodum.
ben bana zulm eyledüm ettüm günah
neyledüm, nettim sana ey padişah.
geçmedi mi intikamın, öldürüp
çürüdüp, gözüme toprak doldurup
bir avuç toprağa bunca kıyl-ü kal.

no. 7 agitato (solo, koro ve orkestra)

yaktın beni, yandırdın... noldun hey gönül noldun
alemden usandırdın, noldun hey gönül noldun
uçtun hey gönül uçtun, yedi deryayı geçtin
ol dost eline göçtün, noldun hey gönül noldun

burası eserin dramatik doruğudur. vokal partilerin heyecan veren sesleri, acı ve kederli haykırışları ve koro ile solistlerin çağrışmaları ; poolifonik gelişimin dinamikliğini dramatik bir doruğa ulaştırır.
burada müzik dramatik gücüyle ve trajik coşkusuyla sarsıcıdır. orkestra dokusunda işlenen motiflerde gergin ritmik ostinatolarda saygun'un senfonik düşünüşünün etkisini yansıtır.ara bölümden sonra (intermezzo) iki parçadan oluşan eserin en büyük iii. bölümü başlar. yunus emre kendi benliğini yücelterek dost'a (Tanrı’ya) varır. ikinci bölümün dramatik hattını devam ederek heyecan veren dinamik bir orkestrasyon - korolu sahne sergilenir. ama gelişim sürecinde dramatik zirvede başlanana müzik huzur içinde aydınlanmış lirik içerikli koro ile bütün eseri sona erdirir.

no. 12 vivo (solist, koro ve orkestra)

aşk gelicek cümle eksikler biter.
aşkın şarabın içeli kandalığım bilimezem
şöyle yavu kıldım beni isteyüben bulumazam.
derya-yı umman olmuşam gevherlere kan olmuşam
hüsnünde hayran olmuşam kendümüze gelimezem.
aşkın aldı benden beni bana seni gerek seni
ben yanarım dünü günü bana seni gerek seni
aşkın şarabından içen mecnun olup dağa düşem
sensin dünü gün endişem bana seni gerek seni.
efendim, hu, mevlam, hu.
ben benliğimden geçtim gözüm hicabın açtım
dost vaslına eriştim gümanım yağma olsun
varlık çün sefer kıldı dost andan bize geldi
viran gönül nur oldu cihanım yağma olsun.
aşkın aldı benden beni bana seni gerek seni
ben yanarım dünü günü bana seni gerek seni
aşkın şarabından içen mecnun olup dağa düşem
sensin dünü gün endişem bana seni gerek seni.
efendim, hu, mevlam, hu.

no. 13 koral (koro ve orkestra)

sensin kerim, sensin rahim, allah sana sundum elim.
senden artuk yoktur emim, allah sana sundum elim.
ecel geldi vade erdi bu ömrüm kadehi doldu.
kimdir ki içmedin kaldı allah sana sundum elim.

kaynak: http://www.uludagsozluk.com/k/yunus-emre-oratoryosu/ naile mehtiyeva - konser kılavuzu
ilk kez dinlemek için hazır halde internette. 9 bölümlük. dakikasını sonra yazabilirim.


Mutlaka link ’den dinleyin hayran kalın.

Tıklandığında açılmazsa kopyala yapıştır yapın arama çubuğuna...

Mehmet Aluç

28 Şubat 2014 Cuma

LALE SÜMBÜLLER GİBİ AÇSIN



LALE SÜMBÜLLER GİBİ AÇSIN
Üşümesin yüreğimiz
Kalbimiz
Düşüncelerimiz
Hislerimiz
Sevgilerimiz
Çiçekle gibi açsın yüreğimizde
Kar tipi boran esmesin yüreğimizde
Aşkın fısıltıları essin gönlümüzde
Kör bıçaklar saplanmasın kalbimize
Laleler sümbüller açsın
Aşağılık duygusu
Kendini beğenmişlik duygusu
Suçluluk duygusu
Utanç duygusu
Utanma duygusu
Üstünlük duygusu
Dilsizlik duygusu
Eksiklik duygusu
Değersizlik duygusu
Acı duygusu ile açmasın
Aşkın fısıltıları ile dolsun kalbimiz
Kalemlerimiz
Kâğıtlarımız
Hecelerimiz
Mısralarımız kararmasın
Lale sümbüller gibi açsın
Aşkı sevgiyi doğruluğu yazsın
Birlik beraberliği haykırsın
Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç