Bu Blogda Ara

11 Nisan 2015 Cumartesi

Mevlana'dan Sözler







"Aşk, ne de güzel bir günahtır ki, Ona tövbe etmek kafirliktir.

O, öyle bir günahtır ki, ne arkasında kaçıp kurtulacak bir yol vardır,

 Ne de önünde oturup dinlenecek bir durak var.'' 

Mevlana

Secde ile tefekkürün ortasına



Sema'da yıldızlar benimle secdede gülümserken kâinata
Engerek yılanı gibi Şeytan dolaşır damarda besmelesiz
Dilimde dökülürken besmele erir lain şeytan kalır nefessiz
Secde ile tefekkürün ortasına gönlüm sıyırmadı aklım balata

Kanata kanata acılardan izler bırakmıştı çaresiz kibir
Ağlatırdı hasret şükür ‘üzlük gönlümü durmadan ikide bir
Vardı huzura gönlüm dilinde düşmez artık Rahman ile zikir
Secde ile tefekkürün ortasına gönlüm sıyırmadı aklım balata

Düşsüz’lüğe götüren düşlerim çekin gidin sizden sıkıldım
Uçuruma götüren sizler terk ederken, nurlar içinde kendim buldum
Kul Mehmet’im etrafıma baktım baktım o anda secde de rahman ile oldum
Secde ile tefekkürün ortasına gönlüm sıyırmadı aklım balata

Mehmet Aluç

Eriştin Hayatın Sırrına



Takıldım kaderin rüzgârına giderim peşinde
Garip bir kulum Rahman yoluna döndüm yönüm
Bilinmezden sandalımı kırdım oturdum yolum çevirirken
Koştum karşımda kaderim gülümserken
Rahman huzurunda gönlüm yolumu buldum dirilirken

Gönlümdeki feryadı saldım semaya
Rahman kurtardı son demde
Rabbin merhameti ile başladı sarmaya
O an huzurla doldum Rahman huzurunda kalmayla
Rahman huzurunda gönlüm yolumu buldum dirilirken

Nedir ey gönlüm sendeki kibir
Ne olurdu bir gün Rahman huzurunda çekseydin zikir
Neydi seni yolunda alıp götüren fikirsiz fikir
Rahman huzurunda gönlüm yolumu buldum dirilirken

Gönül sineni eyledin kendine mezar
Yeterince kazdığın kadar sen azar azar
Yine evdesin mutlusun günlerden de Pazar
Rahman huzurunda gönlüm yolumu buldum dirilirken

Allah kulunu yalnız bırakmaz her şeye kadirdir
Artık bu fikirsiz ‘ligi Rahman izniyle sonlandır
Belki de yolun sonunda varmadan bu son demdir
Rahman huzurunda gönlüm yolumu buldum dirilirken

Eksik gönlün yarısını buldurttu Rahman
Lain şeytan musallat oldu bana bir an
Yüce Rahman yanımda duruyormuş bak her an
Sevin gönlüm eriştin hayatın sırrına durma gülümse o zaman
Rahman huzurunda gönlüm yolumu buldum dirilirken

Kul Mehmet’im Rahman gönlüme dokundu, yani
Rahman peşinde gitmeyenler nerede hani
Rahman verir şükürle kazandığın harca gani gani
Sevin gönlüm eriştin hayatın sırrına durma gülümse o zaman
Rahman huzurunda gönlüm yolumu buldum dirilirken
Mehmet Aluç



Merhamet'lerini İdam Etmişler-Öykü-






Gece, sabaha doğru ezan ile nura bürünmüştü gerçi gökyüzü her zaman nurluydu, ezan okununca sanki daha nurlu oluyordu. Âlemin sırrına davet vardı, gönlü merhametle okşayan gülümseten, kırgın gönülleri barıştıran suskun sözlere çırpınarak yalnız ıpıssız kalan gönüllere, derman olan ezan ve Rahmana secde ile teslimiyetle, özgürlüğe çağrı vardı, ezan ile göz yüzünde dağıtılırken nasibini alanlara sürur(sevinç) dağıtıyordu.

Can denilen gönül kuşu ile huşu içinde sabah namazını kıldıktan sonra, odun ateşinde demlenen çayı aldı, kırık dökük olmayan masasının başına geçti, ufak ufak yudumlamaya başladı. İçinden

--Çok şükür yarabbim.

Dedikten sonra, eline Kuranı kerimi alarak okumaya başladı. Okuduktan sonra duasını yaptı, soğuyan çayından bir yudum daha aldı. Bir anda tevekkül ’süz şükür ’süz geçen günleri aklına geldi, gözünden iki damla soğuk yaş masaya damladı. Birden yürekten irkilerek

-Suphanallah dedi.

Bardağında biten çayı doldurduktan dışarıda gelen kalabalık insanların sesi ile irkildi, pencerenin perdesini kaldırarak dışarıya baktı. Karşı apartmanın kapısı önünde, hararetli tartışarak gönüllerinde taht kurmuş oturan, şeytanın yardımı ile bir birlerini döven iki insanı ve seyirci kalan kalabalığı gördü. Onca kalabalık olan insanlar, sadece kavgayı seyir ediyor kendi aralarında neler olup bittiğini anlamaya çalışırken, onları ayırmanın telaşına düşmüyorlardı.
Allah ile olmayanın, hür ve aklının salim sağlamda olamayacağını, şeytanın musallat edeceği gerçeğini görünce hemen sokağa fırladı, kavga edenler karşı komşu Ramazan bey ve Nusret amca idi, ellerinde sopalarla birbirlerine saldırarak kavga ediyorlardı. Ya Allah bismillah diyerek araya girdi, Avazı çıktığı kadar.

-Allahu Ekber.

Diyerek bağırdı. Kalabalık ve kavga eden Ramazan Bey ve Nusret amca bu nara karşısında oldukları yerde çivilenerek kaldılar. Şaşkın ve hayret içinde kalan Yusuf

-Ey komşularım, neden kavga ediyorsunuz? Ey kalabalık komşularım, neden müdahale ederek ayırmıyorsunuz komşularınızı?

Ses yoktu, herkes Yusuf’a bakıyordu. Yusuf

-Neden kavga ederek, gönüllerinizi kırıyorsunuz ey komşularım? Allah ile Resul ile iman ile İhlas ile olsaydınız, Allah ve Resulünün komşu hakkındaki söylediklerini hatırlar hayâ ederdiniz. Zulmü, neden kendinize reva görüyorsunuz?

Herkes, utanarak başını öne eğdi. Kavga edenlerin elindeki sopalar yere düştü. Tıngırtısı sokağı kapladı.

-Bu derbeder halinize bakın duyun, bülbüller ağlıyor, neden içimizde yoktur tevekkül, bir anlık ok ile hayatına son verilen bu hayatı canı, kavga ile geçirmenin pişmanlığını yaşayacağınız o mezarda neden o mezarı nur ile gülümseme ile birbirinizi severek doldurmuyoruz, bana söyler misiniz canım komşularım? Bakın kâinata kimin için yaratıldı? Siz kavga edenler yarın elinizde alınacak olan dünya malı peşinde koşanlar için mi, gönülleri gülümsetmek için mi?

Ses yoktu hiç kimsede. Kirpikleri ıslatan bu konuşma, herkesi yüreğinden vurmuştu. Nusret Amca’nın yanına yaklaştı, öne eğik başını eli ile kaldırarak.

-Söyler misiniz, şu anda başını secde ile rahmanın huzurunda eğik olması gerekirken, neden böylesine bir günaha ve şeytana uyarak eğiyorsunuz? Söyle Nusret amca, derdiniz nedir söyler misin?

Uzun süre sessiz kalan Nusret amca, titreyen mahcup sesi ile.

-Şey… Evladım, pek önemli değil de…

-Nusret amca, ben gelmesem kim bilir neler olacaktı, nasıl önemli değil diyorsun?

-Şey evladım, komşum Ramazan evde çok gürültü yapıyor, çocukları yaramaz, sabahın erken saatinde ağlayarak bizi rahatsız ediyor.
Bu sözden sonra kalabalıkta homurdanmalar başladı.

-Evet, çok halı ramazan amca, bizlerde rahatsız oluyoruz.

-Evet haklı.

-Dün sabah eşim işe uğurlarken ta dördüncü kata kadar geliyordu bağırtıları.

-Yok, yok komşu, bunlar komşularına hiç saygısı yok ayrıca çocuklarına terbiyede vermiyorlar.

Yusuf

-Komşularım canlarım, hep bir ağızdan konuşmayalım, Birde Ramazan kardeşimize soralım.

Ramazan gözlerinde akan yaşları sildikten sonra.

-Komşularım buraya taşınalı bir ay oldu, hiç kapımı çalanınız oldu mu? Hayır, söyler misiniz? Bu dünyada sağlıktan daha güzel ne vardır?

Kalabalık sustu. Kimisi

-Şimdi ne alakası var?

-Saçmalamaya başladı, hem daha yeni geldiniz müsait olunca bir gün gelirdik.

-Yok, yok komşu herhâlde evine giderken hoş geldin diye elimiz dolu gitmedik o nedenle mi?

Yusuf

-Devam et ramazan kardeşim

-Buyurun evime gelin size durumu izah edeyim.

Homurdanmalar başlayınca Yusuf

-Haydi, komşular boş konuşmayın da buyurun Ramazan kardeşimin evine gidelim ve kavganın sebebini öğrenelim ve buna bir son verelim.
Hep birlikte odaya girdiler. Ramazan

-Buyurun arka odada yatan hasta lösemili her ağrısında feryat ederek sizi rahatsız eden kızımın yanına geçelim.

Odadaki kalabalık bir” hasta lösemili her ağrısında feryat ederek sizi rahatsız eden kızımın “ anda bu sözü duydukları anda buza kesildi. Herkes zemheri ayazında dışarıda kalmış gibi donmuş kalmıştı.

-Baş dönmesi kalbine giren sancılarla yavrum sizi rahatsız ediyor biliyorum, âmâ elimden ne gelir, maddi dururum da yok… Bu nedenle bu değiştirdiğim beşinci evim… Söyleyin en yapayım.

Gözlerinde akan yaşlar ile yere yığılan Ramazanı, Yusuf kucaklayarak kanepenin üzerine oturttu. Komşuların gözlerinde yaş mahcup dut yemiş bülbül gibi susmuş başları önde içeride yatan saçları acıların kederi ile dağınık, acının korkusu ile yatan altı yaşlarındaki kız çocuğuna bakmaktan utanmanın pişmanlığını yaşıyordu. Yusuf birden.

-Eyvah size eyvah bana, haydi okuyorum il dışında bugün geldim ben bekârım diye gidemedim ya sizler ya sizler ya sizler ne oldu bir aydır yeni taşınan komşuya ziyarete gelmiyor, hallerini sormadan…

Gözlerinde akan gözyaşı ve hıçkırık ve kız çocuğunun acıklı hali konuşmasına izin vermedi. Kalktı kız çocuğunun yattığı odaya doğru yürüdü, vücudunda yaralar vardı, gönlüne bunu bilememenin küslüğü ile içinde kızarak yanına yaklaştı. Kız çocuğu kendisine yaklaşan Yusuf’u görünce gülümsedi. Gözlerinde damlayan yaşlar o anda çağlayan ırmağa döndü. Yaklaştı yanına oturdu, gözlerindeki yaşları silerek.

-Senin adın nedir güzel kızım.

Kız çocuğu gülümseyerek

-Nilüfer amcacığım, hem sen neden ağlıyorsun? Şeninde mi, benim gibi ağrıların var amca. Benim kalbime her sabah ağrı giriyor biliyor musun amca.

Odada buluna tüm komşuların dizlerindeki derman ve bağ çözülerek, yere diz çökerek yığılmalarına sebep oldu. Yusuf

-Yok, kızım, biraz önce yüzümü yıkadım onda yaşlı kalmıştır.

-Hem biliyor musun amca, babamda bazen yanına gelirken ağlıyor, gözlerim kapalı ama uyumuyorum hep görüyorum o damı yanıma gelirken yüzünü yıkıyor?

Hıçkırıklara boğulan Yusuf

-E…Ev… Evet, kızım, babalar yüzlerini bazen yıkar çocuklarının yanına gelirken, bazıları da benim gibi gözyaşı ile yıkar.

-Neden ama sizin evde su akmıyor mu amca, bizde su var amca, sen bundan sonra gel elini yüzünü bizde yıka ağlama. Ben seni çok sevdim neden mi?

-N…Neden?

-Çünkü şimdiye kadar yanıma anne ve babamdan başkası gelmemişti de ondan ya…

Yusuf sımsıkı hıçkırıkların eşliğinde Nilüfere sarılarak ağlamaya devam etti. Sanki yarasına peygamber çiçeği sarılmışta onun kokusunu ciğerlerine çekiyordu. Komşular şu anda şafağın karanlığında merhametlerini idam etmiş, merhametsiz kalmış gibi mahcup gözlerinde yaşlar ile sessizce konuşulanları dinliyorlardı. Biraz önce kavga anında yüreklerindeki hırs alevi sönmüş Nilüfer ve ramazanın perişan halini ve onlara yardım etmemenin hallerini soramamanın ateşi ile yürekleri kor alev yanıyordu. Şeytana uyarak kavgayı ayırmamanın seyirci kalmanın eyvah’ı sarmış yakıyordu sessiz sessiz.

Yürekten tövbe ederek hallerini yüce Rahmana içlerinde arz ederken, Nusret amca Komşusu Ramazanın eline abanarak öpmeye çalışırken, Ramazan müdahale etti. Nusret amca

-Evladım kusuruma bakma, hakkını helal et bağışla beni ne olursun, şeytana uydum…
Ramazan

-Estağfurullah amca, bak ismini daha bilmiyorum…

-Nusret evladım Nusret.

Başları önlerinde eğik olan komşular başlarını kaldırarak hep bir ağızda mahcup bir ses ile

-Bizleri de bağışla…

-Estağfurullah, bağışlamak Allah’a mahsus, ben kırgınlığımı unuttum bilene.

Nilüfer babasına bağırarak

-Babacığım babacığım, bu amcanın evinde su yokmuş

Sözünü bitirmeden öksürük ile ağzında gelen kan ile nilüfer son nefesini, Yusuf’un kucağında gülümseyerek Allah’a teslim etti. Yusuf

- İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Raciûn diyerek, hıçkırıklarla devam etti ve tabi komşularda… Nilüfer hayata gözlerini yumarken oda içinde bulunanlar şafağın karanlığında vicdan ve merhametini idam edenlerin yüreğinde merhamet yeniden yaşamaya başlıyordu.
Mehmet Aluç


 Not allowed! Not allowed!


Selam ve dua ile..

Haydi, kaçma ne olur yaklaş







İmansız yaşamak yarar sağlamaz ömre
Bak düşüyor gökyüzünde son cemre
Hayat giderken son deme ilerde var aman mezar çevirme
Haydi, kaçma ne olur yaklaş Kuran’a Resul’e imana, gezme avare

Ciğerparem imansız gönül deryada çağlamaz
İman ile olan dünya ve ahirette ağlamaz
Serseri gönül ile gezmez yürek dağlamaz
Haydi, kaçma ne olur yaklaş Kuran’a Resul’e imana, gezme avare

İman ile her mevsimde hayat güzeldir
Bizim için gönderilen mükemmel bir güzellikdir
Günahların sana özel tövbe kapısı herkesedir
Haydi, kaçma ne olur yaklaş Kuran’a Resul’e imana, gezme avare

Boş avare işlerle uğraştık sonrasında yattık
Sabah kalktık diz boyu günaha battık
Dedik şeytana çatak şeytan uzaklaşmış tek başına kaldık
Rahmanı unuttuk tövbe kapısına varamadık battıkça battık
Haydi, kaçma ne olur yaklaş Kuran’a Resul’e imana, gezme avare



Kul Mehmet’im iman bekliyor ömür bitiyor geç kalma artık
Gün geçtikçe imansız dünyada battıkça toptan battık
Boş avare işlerle uğraştık sonrasında yan gelip yattık
Elin oğlu teknoloji ile uyutuyor anlamadık
Elimizde cep telefonları ile yalnız kaldık
Haydi, kaçma ne olur yaklaş Kuran’a Resul’e imana, gezme avare
Mehmet Aluç



Selam ve dua ile..

Yaklaş kul Allah’a







Hayat dediğin bühtandan uzak yaşamak
Gönlü imanla gusl eylemektir
Habis urlardan uzağa kaçarak
Rahmana sığınmaktır
Ne şükür ne niyaz ne namazdan uzak olan gönlü
Onunla ödüllenmektir
Zulmü reva görme
Yaklaş kul Allaha Kuran’a Resule imana yaklaş

Matem ile süsleme gönlünü
Yaprak dökümü ile dökme güzellikleri
Kumbiiznillah ile doğrul
İslam’ın gerçek emirlerini oku okut özelliklerini
Matem yerine nur dolsun gönlün ile âlem
Sende ol Allah’ın sevdiği kulu
Zulmü reva görme
Yaklaş kul Allaha Kuran’a Resule imana yaklaş

Allah’ın ipi çok sağlam kopmaz çeliktendir
Allah şah damarımızdan daha yakındır
Fazla dünya malı arzusu ile doldurma kasa ile gönlünü
Son sabahta uyanmaz bakarsın gönül
Gidecek olanla git gitmeyecek olanla uğraşma
Zulmü reva görme
Yaklaş kul Allaha Kuran’a Resule imana yaklaş
Mehmet Aluç



Kumbiiznillah: Allah’ın izniyle kalk


Not allowed! Not allowed!


Selam ve dua ile..

Daha Daha Sonrasında



 


Allah’a bağlanırsan kul sonra insan ve adam olursun
Sonrasında kendin için güzel olanı yaparsın güzellik kokarsın
Sonrasında insanlara güzelliğini saçmak için uğraşırsın
Daha sonrasında insanlık için güzel uğraş içinde olursun
Daha daha sonrasında kendine iyi bakarsın iyi olursun
Ondan sonrasında insanlara iyi bakarsın iyi görünürsün
Daha daha… Sonrasında kendine eziyet etmeden güzellikle yaşarsın
Daha……. Sonrasında güzelliği yaşamayanların güzel yaşaması için çabalarsın
Bu uğrayışların neticesinde Salih amel işleyerek Allah ve Resulüne ulaşırsın
Cennette saraylar köşkler alırsın tek başına oturmak istemezsin
E nemi olur kazandığın amellerin sevabını herkese dağıtırsın
Tüm insanlarla cennette yaşarsın
Bu kadar kolay ve bir o kadarda zor ama istersen Allah’ın izni ile çok kolay
Seç beğen yaşa
Sen o zaman olursun paşa
İstediğin güzelliği yaşa
Ya da yaşamazsan yapmazsan
Kaçarsın günahlarından pişmanlıklarından dörtnala koşa koşa
Mehmet Aluç
[/




 Not allowed! Not allowed!


Selam ve dua ile..

Herkes Olmaz Adam Ve Hür




Kuran ezber etmek için olunur hafız
Küfür etmek yıkmak için olunmaz hafız
Ağzında doğru söz çıkmaz çıkarmaz ki cımbız
Gece gündüz yalan dolanla yaptığın sinek gibi vız vız
Adam ol adam gerçi herkes olmaz adam ve hür

Az hafi oku yani sessiz nefretini kinini
Adam olmadan yitirmişsin benliğini
Hal ehli olmadan bitirmişsin gönülde güzelliğini
Haset ile bir gün çatlayacaksın göreceksin ebeninkini
Adam ol adam gerçi herkes olmaz adam ve hür

Haslet insan için vuslat âşık içindir
Asilik söyler misin kimin içindir kimdedir
Haşr olduğun gün saklanacak yerin var mıdır?
Hayr yapmadın ki orada az gülümseyesin yerin dar mıdır?
E artık etme sen artık hayret ektiğin biçersin ateş içinde güzel midir?
Adam ol adam gerçi herkes olmaz adam ve hür

Mehmet Aluç

Olacak çok yazık



 



Hüsnü zan ile olma ey gönül
Ömrüne olur yazık
Gönlüne o saplanan bir kazık
Yediğin yemektir eskiler der azık
İnan sana olacak çok yazık

Basiret her insanda kolay bulunmaz
Gezdiğin yere baksana bataklık sazlık
Çek bir besmele gönlüm yoksa yazık
Gönlüne o saplanan bir kazık
İnan sana olacak çok yazık

Beşersin bazen şaşarsın
Tövbe var ne dursun geri kalırsın
Cürmün kabul etmez kendin en sanırsın
Besmele ile tövbe ile gönlü gusül eyle temizlenirsin
İnan sana olacak çok yazık

Kul Mehmet uyan sabah ezanında
Cennetten bir an var sabahın vicdanında
Merhamette dolar gönlüne aynı zamanda
Besmele ile tövbe ile gönlü gusül eyle temizlenirsin
İnan sana olacak çok yazık
Mehmet Aluç


 Not allowed! Not allowed!


Selam ve dua ile..

Yıkılır Bu Gönül



Yıkılır bu gönül yârim sensiz vicdanında
Sevgilim gönlüme üzülürken dokunsaydın
Sen koyma önüme engel çektirme yar sızıyı
Gittiğin yol yanlış ne olur dön yârim sen gel
Sev beni ne olur olma bana yabancı el
Kirpik ıslanmasın yârim yıkılır bu gönül
 Hasreti bana layık görme yar beni ezme
Kim sever seni yârim benim gibi sen üzme
Merhamet dokunsun gönlüne yar bensiz gezme
Kirpik ıslanmasın yârim yıkılır bu gönül
 Sevgin bana bu dünyada bulunmaz ödül
Ben sensiz kalırım bakarım melül melül
Kul Mehmet gönül bahçende öten bülbül
Kirpik ıslanmasın yârim yıkılır bu gönül

Mehmet Aluç

10 Nisan 2015 Cuma

Rahman önünde eğil ol özgür




Rahmanın keremini lütfunu… Düşünerek edelim tevekkül
Rahman ile olunca cümle işler olur kolay olamaz müşkül
Gönüller toplansın Rahmanın etrafında kazan yeni teşekkül
Güvenme gücüne kuvvetine,
Zamanı gelince yok olur sanma kendini herkül
Can dediğin bugün var yarın yok,
Bir anlık ecel ile yok olan
Haydi, durmayalım tevekkül edelim,
Ne büyüktür Rahman suphanallah
Dökülür damla damla ağlarken ihlasla tövbe ile cümle günah
Uç kanatlı böcekler gibi tövbe kapısına,
Sonrasında koş var Resul kapısına kavuşturur Rahman
Onca beden sağlığına şükür et onca ter akmasın boşa,
İman ile koş Tevekküle
İman kapında gönlünde beklemez kapısın geç açmaya,
Ömür solar aniden bir ok ile gidersin
Gönlündeki iman üstünü örtme nefis şeytan dünya malı ile sen,
Yanılırsın rezil rüsva olursun sanma gülersin
Gel gönlüm koşalım Rahmana secde ile gürül gürül
Akla zarar fikirsizlik kapısında beklemek imansızlık ile yok olmak
Ne büyüktür Rahman Ne büyüktür keremi sonsuz Suphanallah
Döker açtığı tövbe kapısı ile kulun günahını Kerim olan yüce Allah
Bir bilsen durmazsın nefis şeytan kapısında ah bir bilsen ey kul
Eyleme gönlünü kendine nefisle şeytanla mezar
İman sarayında gez dolaş al gönlüne azar azar
Dünyada değil ölünce girilir mezara
Kalu belada ki akdine sadık ol haydi amil
İman ile kul elbet olur kâmil
Kıymet ver kullara ol kadri kıymet bilen,
Rahmandır kuluna değer veren kadri cemil
Bak kâinata Rahmet yağıyor nur nur
Rahman Batındır dünya aklı anlaşılmaz ey kul
Bahtı soldurur nefis şeytan imansızlık imandır sana okul
Gönlündeki kabullenemediğin sızıya son ver imanla ey kul ol makul
Dokunsun sana merhamet bırak kapatma kapını
Vicdan ile donat yapısını
Açılsın gönül gözü
Yakar imansızlığın közü
İman gönülde oku sen cüz cüz
Olsun Rahman Resul yanında bakılacak sende yüz
Lain iblis önünde eğilme
Seni yaratan o değil
Rahman önünde eğil
Ezilme
Rahman önünde eğil ol özgür
Mehmet Aluç



Batın: Allahü Teâlâ’nın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). His (duyu) organları ile hissedilemiyen, hayâl gücü ile hayâl edilemeyen, akıl ile anlaşılamayan. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Allahü Teâlâ Bâtındır. (Hadîd sûresi: 3)

Teşekkül: Belli bir varlık ve biçim kazanma, kurulma, örgüt

Amil: İslâmiyet’in emirlerini yapıp, yasaklarından sakınan
Kadri: Değer, kıymet, onurla ilgili


 Not allowed! Not allowed!

Gönlümüzü kaplasın


İman ile olsun zikrimiz açalım kapalı olan tüm fikri
Sinesini ezerken iman ile gururu kibri
Dilimizde düşürmeyelim Allah diyerek zikri
Gönlümüzü kaplasın merhametin imanın alın teri

Gönül sanki karanlık mezar yoktur gülüşü
 Karanlığı silmek için yatmak gerekir iman deryasında
Nazar değmesin gülüşlere gönül hanesinde kalınca
Gönlümüzü kaplasın merhametin imanın alın teri

Almayınca kalmayınca gönülle,
Gamzeli gülüş ile imanın gönlünün ortasında
Kaplar etrafını gurur denen o zalim lain kibir bakışı kapısında
Kayar ayak ile ömür feryat eder kâbus çukurunun tam başında
Gönlümüzü kaplasın merhametin imanın alın teri

Zihne düşmüş imansızlığın dinmeyen feryadın kor alev bakışı
Üstüne örtülmüş kabullenememenin ateist kör yapısı
Yok, olsun gitsin feryat kor alev bakış,
Ruhsal bozukluğun başı ateistlik, aç imanın kapısı
Gönlümüzü kaplasın merhametin imanın alın teri

Gönülde taşı imanı, kor alev har ile yanan eksikliği hissedilen, reddeden
Kahır dolu utanmadan birde “bilgi, bilgelik” diye adlandırılan Felsefeyi
Gerçekliği inanç yoluyla açıklamayı kabul etmeyen
Felsefi düşünce akımı olan ateistliği felsefe diyen kabul eden
Utanmaz fikirli düşünce akımlarını yıkalım imanın merhameti ile
Gönlümüzü kaplasın merhametin imanın alın teri
Mehmet Aluç



Çok Dardayım




Alaz mı beni yakan zordayım
Gözlerindeki ayrılık mı var ben kordayım
Çağırıp gelseydin yar oradaydım
Koş gel bana ben çok dardayım

Gittiğin yerdeyim kaldım ortadayım
Bakışında mahrum kaldım uçurumlardayım
Dikenlerin battı sözlerin ihanet demindeyim
Koş gel bana ben çok dardayım

Söylemedin bana nedir senin yar tasan
Ayrılığa ben değil sendin hemen koşan
Ayrılık hasreti yüreğimi kor alev yakan
Koş gel bana ben çok dardayım

Korkarım ikimizin gönlü birden solacak
Yarınlarımız bize bakarken yok olacak
Kul Mehmet’im bakışlarıma hasret dolacak
Koş gel bana ben çok dardayım

Mehmet Aluç

Yayınlarım

Sedat Uçan Müsaden Var mı Ya Rasulallah