Bu Blogda Ara

kaybolan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaybolan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2016 Pazar

Kaybolan Var Olmanın Şiirlerini Yazabilir mi?


Bir şiir yazmak isterdim
Ey Suriyeli Filistinli çocuk aynı siz gibi güzel
Siz gibi cennet kokan şiirler yazmak isterdim
Siz gibi gözleri gönlü güzel olan şiirler
Sizler kadar güzel masum olamadığım için yazamadım
Kendi karanlığımdan ışığa çıkamadım ki
Size ışıkları anlatan şiirleri yazayım
Feryadınızı acınızı duyamadım ki feryadınızı acınızı anlatan
Şiirler sizlere yazayım
Yazamadım feryat ’sız acısız hissiz anlamsız şiirler yazdım
Sizleri gülümseten şiirler yazamadım
Gülümsemeyi bilmeyen hissetmeyen nasıl yazabilir ki


Bir şiir yazmak istedim umutlarınız gibi güzel
Yaşayamadığın anda gönlüm simsiyah 
Simsiyah yazılan yazılar şiirler
Nasıl size umut versin ki çocuklarım
Sizlerin bir adımına on bomba sığdıran o zalimlerin
Soluğunu kesecek şiirler yazamadım
Sizler koşarak özgürce oyun oynayamazken
Ben size koşamaz iken nasıl koşun diye size şiirler yazabilirim
Koşmasını bilmeyen nasıl koşmayı anlatabilir onu anlatan şiirler yazabilir ki
Yazamadım yazamadım kahır oldum
Ancak kahır dolu şiirler yazabildim
Şiirler yazdım size umut vaat etmeyen şiirler yazdım


Ey savaşın altında bir oyun oynamaktan mahrum
Ey Suriyeli Filistinli çocuk sizlere bir oyun güzelliğinde
Şiirler yazamadım elleri kolları bağlı
Daha sizlere ulaşamamaktan aciz
Aciz eller nasıl umut vaat eden şiirler yazabilir ki
Aciz ellerimin acizliğinde acizliğimin mısralarımı yazabildim
 Size ulaşamadan yıkılan ben gibi dizelerle
Gökyüzünde güneş doğmadan bombalarla karanlıkta kalan
Umutları gözleri gönlü toprağa belenmiş çocuklar
Size bembeyaz şiirler yazamadım
Hece hece gece ve gündüz içinde huzurla dolu olan
Yarınlarınız gibi umutla dolu şiirler yazamadım
Yüreğim sizin halinizden daha kara
Ancak kara kapkara şiirler yazabildim


Bende hece hece kıvranıyorum ellerim kırılmış iken
Adımları atmayan ayaklarımın esiri iken ben
Dünyanın ihtişamına kapılmış kendi halimde iken
Sizlere nasıl koşmanın güzelliğini anlatan şiirler yazabilirim
Sizleri anlatan gözleriniz gibi güzel şiirler yazamadım
Kendi prangalı ayaklarımın acizliğimde
Sizlere umut vaat etmeyen umutsuzluğu yazabildim
Sizden daha kara gönlüm gibi kapkara şiirler yazdım
Ulaşamadım size ulaşmanın ne olduğunu bilmeyen ben
Gönülleri ulaştıran şiirleri nasıl yazabilirim
Sadece kendi mutluluğu için gülen
Sizler için ara sıra ağlayan ama size varamayan
Sizin umutlarınızdan daha güzel olmayan
Umut vaat etmeyen hece ’siz karışık anlamsız kelimelerle
 Ancak karışık sizi anlatamayan şiirler yazabildim


Oyun oynamaya dalarken atılan bombanın etkisi ile
Bedeni ruhu paramparça dağılan çocuklar
Bende sizler gibi paramparçayım
Bedenim ruhum sizden önce dağıldı
Kim nerede ne zaman dağıttı haberim yok
Haberi olmayan haber veren şiirler yazabilir mi?
Masum çocuklarım yavrularım yazamadım
Gözyaşlarım şiirlerimin üzerine damlarken
Benim gözyaşlarımı silen ellerini görüyorum
Ben seni güldüremeden gözyaşlarımı silmeden sen siliyorsun
Üzülme diyorsun Allah kerimdir ağlama diyorsun
Ben şimdi neyi kimi yazayım halimize hangi hecelerle anlam katayım
Cansız ruhumla yarınsız ’lığımın karanlığında kayboluyorum
Kaybolan var olmanın şiirlerini yazabilir mi?
Yazamıyorum çocuklar sizlere bir şeyler verebilecek şiirler yazamıyorum


Sizi ezen o zalim Siyonist zalimlerin kafasını koparacak
Yüreğini o taş yüreğini sökecek
Yerine toprak dolduracak şiirleri umutlarınızı yazamıyorum
Kalbinize dokunan şiirler yazamıyorum çocuklar
Kalbim sizlerin acizliğine ağlamaktan size dokunacak eli kırık iken
Nasıl kalbinize dokunarak ferahlatacak şiirleri yazdırabilir
Sancısız evimde sizlerin sancıları ile cehennemi yaşarken
Size nasıl cennet kokan şiirleri nasıl yazabilirim çocuklarım


Cennetin huzurunu duymak için size koşamıyorum
Koşamayınca cennetin huzurunu bulamıyorum
Ama cennete varacağınızı biliyorum
Varınca Yüce Allah’a söyleyin bu halimizi
O biliyordur size soracaktır size güzel şiirler yazamadığımı söyleyin
Size ulaşamadığımızı sizi güldüremediğimi
Sizi güldüren şiirler yazamamanın cehennemini yaşadığımı söyleyin
Sizler şimdi her gün onlarca bombaların altında korkuyla yaşarken
Sizler yarın büyüyüp baba olunca
Evlatlarınıza korkmayın demeyi anlatamamanın ıstırabını yaşarken
Ben burada kendimce binlerce korkuyu yaşarken
Sizler nasıl korkmayın
Ben sizlerin yanına geliyorum
Bana sarılın korkmayın diyemedikten sonra
Korkularınız yazamadıktan sonra
Nasıl sizlere korkmamayı anlatan şiirler yazabilirim ki


Size yemyeşil baharları yazamıyorum ki
Gönlüm sizden önce kışı yaşarsa
Nasıl bahar kokan şiirler yazabilirim size çocuklarım
Tir tir adımsız’lığımdan titrerken
Size nasıl adım attıracak şiirler yazabilirim çocuklarım
Af edin bu ağabeyinizi sizi mutlu edecek
Mutluluk kapısını açacak güldürecek
Bir parça gülümsetecek şiirleri yazamadığı için af edin
Ya da af etmeyin gitsin
Gönül haritası parçalanmış bir şairin
Neden parçaladığını parçalandığını bilmemesinin keşmekeşinde yaşadığı için af etmeyin
Neden gönül haritasına pusulasına sahip çıkamadığı için af etmeyin
Tükürün yüzümüze belki o tükürüğünüzden dolayı utanır
Kendisine gelir…
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

20 Nisan 2016 Çarşamba

Kaybolan Cesettir



Gönlüm ovalarda yüzen bir nehir
Dosta varmak için yapmaz tehir
Gezerim varmak için şehir şehir
Göremezseniz de beni gönlünüze sorun
Gönlünüzde göremezseniz de halimi hayra yorun
Hangi ovada hangi taşa takıldım bilinmez
Beni havada uçan kuşa sorun
Kuşlarda görmemişse eğer ey dostlar
Gökyüzünde yağan Rahmet yağmuruna sorun beni
Rahmet yağmuru ile yağarım gönlünüze
Bu nedenle sizler de boşuna aramayın beni ey dostlar
Aramayalım birbirimiz can canayız bizler kaybolmayız
Kaybolan cesettir Ruh kaybolmaz alınan her nefestir


Dost meclisinde dosttan ayrı kalınır mı?
Dost dediğin candan sever hiç yanılır mı?
Dost kapıdan sevip sevmiyor mu diye bakılır mı?
Dostun sokağında yürürken yolda taş var mı diye bakılır mı?
Avuçlarımda dökülür dostun gül kokusu
Yârin yanında gelir mi aşığın tatlı uykusu
Odayı sarmışken yârin o cennet kokusu
Arama yârim beni ben senin gönlündeyim
Gönlünde bulamazsan bak gözlerinde içindeyim
Gözlerinde bulamazsan da ey yârim
Ağlarken dökülen bir damla gözyaşındayım
Bu nedenle beni boşuna arama yârim
Aramayalım birbirimiz can canayız bizler kaybolmayız
Kaybolan cesettir Ruh kaybolmaz alınan her nefestir


Gönlüm kıblesi Rahman Kâbe’sine dönük
Yollarım işgal değil hep açık aşka dosta dönük
Nazlı yar ile dost yanında değilim boynu bükük
Varırım dostun yârin yanına gönlüm önlerinde çökük
Sarar onlarla beni sımsıkı bir alçak gönüllülük
Damarlarımızda gezen edeple gülen bonkörlük
Arasam da aramasam da dostla yârim hep yanımda
Hissederim gelişlerini yürüyüşlerimi hep canımda
Aramayalım birbirimiz can canayız bizler kaybolmayız
Kaybolan cesettir Ruh kaybolmaz alınan her nefestir

Kul Mehmet’im ömür kula sürgün değildir dosta yâre meyillidir
Arar bulur diyar diyar gezer görünce dostu yâri sezer bellidir
Dost gönüllü aşk gönüllü olanı Rahman gönüllere sultan eder
Sultan eder gönülleri doğrultan sıkıntıların azaltan eder sever
Sevenler zaten sultandır bilinmese de o sever takılmaz geçer
Pas tutmuş gönül kapıların açar usul usul gönüldeki dikenleri biçer
Aramayalım birbirimiz can canayız bizler kaybolmayız
Kaybolan cesettir Ruh kaybolmaz alınan her nefestir

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



16 Mart 2016 Çarşamba

İnsan Ve Bir An



İnsan ve zaman
Zaman ve insan
İnsan ve bir an
Bir an ve zaman
Zaman içinde insan
İnsan içinde zaman
Zaman içinde kaybolan insan
Zaman içinde namaz ve iman
Zaman içinde insan olan insan
Zaman ve çelişki yumağı
Çelişki yumağını çözen Yüce Kur’an
Nur Resule vardıran zaman
Cehennem narı ile yakan an
An içinde zaman
Zaman içinde insan
Hayat ve insan
İnsan ve hayat
Hayat içinde zaman
Hayatı kuşatan zaman
Zamanı kuşatan hayat
Zaman hayat içinde insan
İnsan zaman ve iman
İnsan ve ölüm bir an
İnsana sunulan dünya
Dünya ve insan
Yıkılan bir dünya ve insan
Yıkılan dünya ile yıkılan insan
İnsan ve ölüm bir an
Ölüm ve bir an
Yeniden doğuşla insan
Sonsuz hayata koşan insan
Sonsuz hayatta yorgun kalan insan
Çelişki ve insan
İnsan ve çelişki
Çelişkide yok olan insan
Yok, olmadan çelişkiyi yıkan insan
İnkar ve insan
İnsan ile inkar
İman eden insan
İnsan ve iman
Hayatı ahirete taşıyan iman
Yarınları ahireti yıkan imansızlık ve insan
Kısa vadeli çıkar
Çıkar ve insan
Çıkar içinde yok olan insan
Çıkarsızlıkla var olan insan
Her şeyi sonlandıran ölüm
İnsan ve ölüm
Hayat insan ve ölüm
Ölüm ile son olmayan insan
Nokta ile son
Satır başı ile devam yeni hayat
Mehmet Aluç-Kul Mehmet


4 Haziran 2015 Perşembe

Özgürlüğün Mısralarını



Unutmaya çalışmak
Yaşamaya çalışmak
İkisi bir arada yaşamak
Hangi sokakta mümkün
Arkam da kalan sensizlik
Kaybolan sendeki bensizlik
Hangi sözleri harcamalı
Muamma
Sözlere mi kelimelerime küseyim
Sana mı küseyim muamma
Ağlasam gece boyu çare olur mu?
Yenildim mi senli yaşamaya
Gözlerine bakarak yarına koşmaya
Dilim varmıyor söylemeye
Kabul etmeye
Acıya mı yanayım
Sensizliğine mi?
Kendi elimle beceriksizliğe mi?
Sensiz mutsuz geçen saatlere mi yanayım
Zamansızlığıma mı kızayım muamma
Bir gecede bedenimi harap eden
Üşüten viran eden ayrılık
Beni yalnızlığın bekçisi eden gecelere mi?
Gecelerden bir türlü gelmeyen sabahlara mı?
Küseyim muamma bilinmezlik şaşkınlık
Susmayan haykırışıma mı?
Tahammülsüzlüğümün son reddine mi?
Hayallerimin gölgesinde sensizliğin hıçkırıklarına mı susun diyeyim
Hangisine söz geçireyim
Hangisine başımdan çekip gidin diyeyim
Tenimde kalan izine kokuna dayanamaz iken
Sensizliğine nasıl dayanayım
Ne olur gelsen de
Bu cevapsız cevabı olmayan
Sorularıma cevap versen
Öyle gitsen ne olur
Rüzgârlı bir sabahın ilk ışıklarında gelsen
Tenimi okşamayan hasretin hançerini yüreğimde çıkarsan
Aylak bir kahkaha ile
Etrafımı saran barbarların yangını viran evimin ateşini söndürsen
Ne geri gidişin olsa
Hep gelişin olsa ne olur
Benim gibi yüreğine hançer mi saplanır bir gelsen
Her gün feryatların kırık aynasında soyunmaktan kurtarsan
Çok şey mi istedim
Öyle ise sadece gel ve yanımda dur ve sus
Bir sonbaharın şafağında kararmış olan bana baksan
Lanetli cüzzam kokan feryatları sustursan yeter
Bende savurayım gökyüzüne özgürlüğün mısralarını
Bakışınla kundakla beni yeter bana
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)




Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç