Bu Blogda Ara

Ecdat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ecdat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2017 Pazar

Ecdadımda Bir Gülümseme



Görsel sonucu

O güzel ceddimde vardı nurlu gönül her derde derman
Merhametle gülümserdi gülümsetirdi gönülleri her zaman

Kayı obasında Ertuğrul oğlu Osman gazi kurdu Osmanlıyı
Gönülden bir dilekti Ertuğrul çabaladı ter döktü verdi Rahman

Merhametleri gülümsemeleri ile güldü bu koskoca cihan
Arayan hemen koşardı yanların bulunurdu her an derman

Emanetti her şey onlara bildiler bu yolda yola çıktılar
Her milletten insanı sardılar karışılmasın diye çıkarıldı ferman

Yıl bin dört yüz elli üç genç bir delikanlı Fatih Sultan Mehmet Han
Bizanslı yıkarken o yıkanları yıktı onun için kıymetliydi her bir can

Âlemlere Rahmet peygamberin övgüsüne oldu elbet layık
Bir devir kapandı merhametle açıldı bir devir gönüllerde vardı heyecan

Fatih Sultan Mehmet handa gönüllere gönül oldu cana can oldular
Hakkın yolunda yürüdüler hakkı savundular her bir an zaman

Nurdan yol açtılar Nuru âleme dağıttılar hakkın Rahmetine ulaştılar gittiler
Hala aranır gönüllerindeki merhametle gülüşler nurları bulunmaz gönüllere öyle bir liman

Ecdadımda bir gülümseme sardı alemi
Onların heyecanını yazarken zapt edemiyorum bu kalemi

Mehmet Aluç /Kul Mehmet


17 Ekim 2016 Pazartesi

Şiir Üzerine Birkaç Söz

şiir şair ve gönül ile ilgili görsel sonucu
  Bir şiirde, gönülde dilde şiir için geçen ve bu coşkun kelimelerle mısralarla yazılan şiir, gönlü ne kadar okşarsa o şiiri okuyan okuyucu için derin anlamlar manalar o kadar gönülden gönüle akan büyük bir hayat var derim. Şair ki gözünü daldan budaktan sakınmaz gönüldeki acıları yanlışlıkları haksızlıkları yazar böylesine derin manalar verir yazar. Şiiri seven milletin güzelden anlaması, gönülden sevmesi gönüllerle olması adına, okuyanların şiirle olması yaşaması ilgilenmesi bu açıdan gönülleri çok iyi anlaması demektir. Millet olarak güzelden anlayan ecdadın torunları olarak,  gönülleri böylesine iyi anlayan bir milletin ise şiirde, edebiyatta güzel eser vermesi adına gururu vericidir.
  
Hakkı seven hakkın kullarını seven millet olarak güzelden, güzel gönüllerin güzelliğini seven onunla yol alan bir milletiz. Güzele âşık olan güzelin kadrini kıymetini bilen ecdadın, yüzyıllarca dünyaya hükmetmiş bu gönül güzelliğini taşıyan bizlerde, ilahi güzelliğe âşık olmuş milletçe ve bu milletin içindeki şairlerle, ifade ettikleri ilahi güzellikleri anlatan şiirleri ile bizlere okurken büyük bir haz vermiştir.
  
  Hayatın çileli yokuşunda gönüllere bir nefes dinlenme güzelliğinde yazılan şiirler gönlü süsleyen, gönülde okurken haz veren şiirlerle olmak şairler(Kendimi şair olarak görmüyorum bu biline) olarak böylesine gönüllere mutluluk huzur verici bir misyonu taşıdığınızı da hatırlatırken gülümsüyorum… Gönlü okşayan gönlü parlatan mısraların güzelliğinde daha çok okuyucuya ulaşarak, gönüllerdeki güzelliklerin mahrum edilmeden gönül penceresinden birbirimize gülümsemenin hazını yaşayarak bu güzellikten mahrum kalmaması en büyük temennim duamdır.

 “Derinden derine ırmaklar çağlar
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi
Ey suyun sesinden anlayan bağalar
Ne söyle şu dağa çoban çeşmesi...” (F. Nafiz Çamlıbel

“Bana sor kâri; sana ben söyleyeyim,
 Ne hüviyyette şu karşımda duran eş'ârım;
Yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri;
Ne tasannu bilirim, çünkü ne san'atkârım.
Şiir için "gözyaşı" derler; onu bilmem, yalnız,
Aczimin giryesidir bence bütün âsârım!
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizârım!
Oku, şayed sana bir hisli yürek lâzımsa;
Oku, zirâ onu yazdım iki söz yazdımsa.” (Mehmed Akif Ersoy)

“Anlatamıyorum
 Ağlasam sesimi duyar mısınız,
 Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce
Bir yer var; biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.” (Orhan Veli Kanık)

AŞKIN İLE AŞKA DÜŞTÜM
Gülser HÜNÜK
Dostun sözü düşündürür yaralar
Âşık isen, has bahçede gör beni
Gelen göçer, ıssız kalır buralar
Nadan isen, gül şehrinden sor beni

Can evinde mahzun gönül sıkılır
Yâre hasret yaralarım sökülür
Söz dilimden şerha şerha dökülür
Dertli isen, saz teline sar beni

Aşk elinde sonu gelmez yoldayım
Yar gözünde meteliksiz puldayım
Dost dilinde sakız oldum, saldayım
Gafil isen, tek kurşunla vur beni

Paralandı, yandı yürek nedeyim
Kara bahtım için feryat edeyim
Cihan dardı, ilinizden gideyim
Kamil isen, sır çölüne sür beni

Suya hasret kaldı gönül, hardayım
Bir bilinmez diyardayım, dardayım
Aşkın ile aşka düştüm, serdeyim
İbret için, âlemlere yer beni

Çile doldu, tutamadım dilimi
O yar için terk eyledim ilimi
Taştı gönül, felek görsün halimi
Aşkın ile baştan yarat ör beni

Ben ilhamı gamı senden almışım
Aşk uğruna gurbet elde kalmışım
Gündüz gece hayallere dalmışım
Cahil isen, bir söz ile kır beni
Kamil isen sır çölüne sür beni (Gülser HÜNÜK)

Bu sitede okuduğum Harun Yıldırım, Ozan Miktadi, Çifti baba S. Samyeli Yıldız Gülüm… Ahmet Zeytinci Âdem Efiloğlu Elif Keskin kılıç ve diğerleri ismini sayamadığım şair kardeşlerim bu misyonu taşımak için yola çıkmış Şair kardeşlerimizdir. Hepsinin de bu bilinç içinde yazdıklarından da eminim. Selam ve dua ile.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

2 Ağustos 2016 Salı

Vatanımla Bayrağım



Ey bayrağım
Dalgalandığın her yerde şehidimin cennet kokusu var
Ecdadın nurdan bakışı var
Bıraktığı yarınların koşuşumuz var
Bıraktığı gerideki yetimlerin
Gözyaşları var yarınları var
Nur nur parıldar üzerinde
Gölgende şehitlerimin cennet mekân mezarları var
Cennet kokan Nur Resul kokan
Bir yanda şehitlerimiz
Bir yanda bizler varız gölgen altında
Üstünde yamacında sağında solunda kâinat
Seni vatanla teslim etmeyeceğiz bu değil ki inat
Gönüldeki imanın ecdadın emanetine sahip çıkmak istinat
Şehitler göğsümüze imanımıza seni vatanı eyledi perçin
Kim alır seni elimizde bu nefreti ile için için
Hazırız bizler seni vermemek için ölmek için
Ey hainle sizle bu faslı geçin
Kendinize gidin kalacağınız bir vatan bayrak seçin
Sizi kabul edecek olan varsa gidin
Orayı da nefretinizle talan edin
Bu mukaddes vatan bayrağıyla değil bize yük
Hamal olsak ta gönlümüzde yeri büyük
Bizler hamalız sizler ise mal
Taşıyamayız siz malları sırtımızda vatan üzerinde
Mukaddes bayrağın gölgesinde
Ecdat yatarken gölgende gezerken kıyında
Gönül dostları ile beraber nur dalgalanışında
Çekerken Tekbir Allah bir derken Çanakkale de
Düşman denize dökülürken
Mehmetçiğim Ulubatlı Hasan Hasan emmi diğerleri
Şehadet şerbetini içerken teslim etti bize
Hain getirir mi bize dize
Ne söyleriz bu canı vermeden size
Teslim edilmez göz göre göre
Al bayrağım
Ak bayrağım
Şehidimin kanıyla rengini almış
Kokusu içine nur bakışı nakış nakış işlenmiş
Daha dün Çanakkale de Sakarya da savaşır iken
Ölümsüz şehadetle hem kendini hem vatanı
Diriltmek için koşarken şehadete cennete
Seni nasıl teslim ederiz nefret edene
Nasıl anlatırız Nur Resul ile gülümseyene
Cennet mekânda bizleri bekleyene
Ecdatla aynı hamurdan aynı çamurdan aynı imandanız
Cana can olmak için yaşayanız
Bayrak altında canlar ile yaşatanız
Ecdadı ananlardanız
Nur Resul ile varmak için koşanlardanız
Nur Kur’an Nur Resul değil mi bize kılavuz
Hepimiz bir Fatih Alpaslan yollarda yürüyen Yavuz
Kur’an Nur Resul imanla yok olmayız var oluruz
Ey hain bu vatana bayrağa dokunamazsınız size haram ederiz
Biz yüz ölür bin diriliriz
Vatan bayrak imanla birliğe yürürüz
Sizleri de cehennemin dibine süreriz
Tabi önce idam eder sonra göndeririz

Mehmet Aluç © Kul Mehmet

İstinat: Dayanma, yaslanma

26 Mart 2016 Cumartesi

Dalgalanır Bayrağım



Vatan toprağının taşına değmesin düşmanın ayağı
Düşmanlar bu ara çok azmışlar nefretleri ile bayağı
Bol bol yine yemek isterler yine Osmanlı dayağı
Dalgalanır vatanımda şehit kanıyla sulanmış bayrağım

Şehitler semada bakar vatanına nur bakışıyla
Seslenir düşman basmasın nefret dolu yakışıyla
Düş peşine göğsündeki imanla kaçsın haykırışıyla
Dalgalanır vatanımda şehit kanıyla sulanmış bayrağım

Kahraman ecdadımın kanıyla vatan vatan oldu
Zalim düşman nefret kusar bilmem yine n’oldu
Şehidim cennete koşarken düşman bir bir yok oldu
Dalgalanır vatanımda şehit kanıyla sulanmış bayrağım

Vatan üstünde imanı ile gezen gerçek candır
Düşmanın nefreti ile istediği akan kandır
Bu vatan toprağımda düşmana ait değil ecdattan kalandır
Dalgalanır vatanımda şehit kanıyla sulanmış bayrağım

Ey düşman sen emeline hiçbir zaman eremeyeceksin
Dünya âleminde mutlu bir an yaşayarak göremeyeceksin
İman dolu Mehmetçiğimi yıkarak vatanıma erişemeyeceksin
Dalgalanır vatanımda şehit kanıyla sulanmış bayrağım

Bayrakla vatanı vatan yapan şehidimin kanıdır
Yüreğimizde onunla cennete giden cümlemizin canıdır
Birlik beraberliğimizin içinde yıkılan düşmanın bağıdır
Dalgalanır vatanımda şehit kanıyla sulanmış bayrağım

Bastığımız toprağı milletimin şehidimin bakışıyla tanır
Nefreti ile gezen düşman sanma bu vatan sana kalır
Vatan uğruna can verilir sınırlarımız nefretinize kapalıdır
Dalgalanır vatanımda şehit kanıyla sulanmış bayrağım

Mehmetçiğimin adını toprağa yazsam sığmaz yazamıyorum
İman gönlümüzde kükrer vatandan kaçanlarla kaçamıyoruz
Düşman hala yenilgi dayağına doymaz onu da anlayamıyorum
Dalgalanır vatanımda şehit kanıyla sulanmış bayrağım

Bizi yıkamaz korku ile derin kuşku
İçimizde volkan volkan imanla dalgalanır coşku
Olmaz gezmez gözlerimizde vatanı sattıran ölü derin bir uyku
Dalgalanır vatanımda şehit kanıyla sulanmış bayrağım

Aç göğsünü imanınla kükre düşman vatanıma girmesin
Vatan toprağımda düşmana bir çakıl taşı dahi verilmesin
Göğsünde iman var ki sen onunla siper et hiçbir zaman devrilmesin
Dalgalanır vatanımda şehit kanıyla sulanmış bayrağım

Kul Mehmet’im yıkmaya gelen yıkılır bunu kimse bilmez
Düşman ile gezende bu âlemde mutlu güngörmez
Bu âlemde hak ile batılın savaşı hiçbir zaman bitmez
İmanı göğsünde taşıyan Mehmetçiğim ölse de ölmez
Dalgalanır vatanımda şehit kanıyla sulanmış bayrağım

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


15 Eylül 2015 Salı

İman Hazinemizdir Merhamet Yolumuz


Tarihin yolunu bize yazdı ecdadımız gösterdi yolu
İman ile merhamet ile yazdı tarihi,
Zalimin kırdı kanadın uzanan nefret kokan kolu
İman hazinemizdir merhamet yolumuz
Tarih yazarız bize miras bırakan ecdadımız gibi

Bazen oluruz Fatih Sultan Mehmet
Bazen oluruz Yunus bazen Mevlana
Bıraktıkları iman dolu eserleri varlığımızın temeli
İman hazinemizdir merhamet yolumuz
Tarih yazarız bize miras bırakan ecdadımız gibi

Nefreti ile gezeni yıkarız dünyada
Sığamazsa bu dünyaya göndeririz aya
Gitmezse kaydırırız ayağı gider kaya kaya
İman hazinemizdir merhamet yolumuz
Tarih yazarız bize miras bırakan ecdadımız gibi

Tarih yazmayan vatanını sevmeyen olmaz paşa
Gönlündeki imanınla sen gülümseyerek yaşa
Yaşarken neler gelir bu dünyada başa
İman hazinemizdir merhamet yolumuz
Tarih yazarız bize miras bırakan ecdadımız gibi


İnsan seven ecdadımız gibi olmaz gündüzümüz gecemiz
Vatanımı kaplamışsa nefret durmaz yıkarız nefreti,
Dilimizde gönlümüzde iman dolu merhamet hecemiz
Ölüm gelene kadar vatan bayrak insanımızı hep seveceğiz
İman hazinemizdir merhamet yolumuz
Tarih yazarız bize miras bırakan ecdadımız gibi

Vatanıma düşmüşse ateş, ateş düşüreni yakarız
Korkup geri çekilerek sanmayın zalimi kolumuza takarız
İman dolu gönlümüzde merhametle yarınlara bakarız
Kul Mehmet'im ecdadın bıraktığı serhat'tı çiğnetmeyiz yaşarız
İman hazinemizdir merhamet yolumuz
Tarih yazarız bize miras bırakan ecdadımız gibi
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


1 Ağustos 2015 Cumartesi

Kaldığımız Handa Kapı Kapanır Yıkılır Han


Bak etrafına iman ile kardeşlik âleme sığmaz
Nefret ile gezenleri önüne katmış hiç durmaz
Bu iman ile kardeşlik bilin ki hiçbir gönlü yakmaz
Yalnız nefret kin ile olanları yakar yerinde durmaz

Biz bu âlemde kardeşlik iman ile uyandık
Nefret ile gezenleri mezar kazdık içine koyduk
Sabır ile gezdik biz sanmayın nefretinize uyduk
Son nefesinizi vermeden uyanın diye biz bekledik

Biz nefreti yazmayız merhamet ile gezeriz tarih yazarız
Nefret kini ile dolaşıp yakanın mezarını derinden kazarız
Yarınlarımıza bizler merhametle gülümseyerek bakarız
Sanmayın biz sizi nefretinizle adam yerine koyduk nefretinizle yakarız

Bakın tarihe nefret ile gezenler ölür iken kıvrandı
Sanmayın gittiği yerde melekler onlara iyi davrandı
Ateş ile yandılar sonsuz elem içinde kendileri istedi yandılar
Nefret ile şeytan peşinde gitmeyin dedik kendileri kandılar

Ecdadım gönlünde merhametle imanı cihanda gezdirdi
Nefret kin ile gezenlerin cümlesini canından bezdirdi
Aman dileyene eli kalkmadı dilemeyen ise ecel şerbeti içirdi
Cümle gönüllere iman ile edep hırkasını tevazu ile giydirdi

Bazen ava giderken avcı yolda kendisi avlanır
O av olma ile yüreği elem ile sızım sızım sızlanır
Tam kalkar iken birde kendi kurduğu tuzak ile yakalanır
Sanma sen ey avcı nefret kin sana bulaşmaz,
 İşte adaletin oku yüreğine böyle saplanır

Kul Mehmet’im herkese yeter bu güzel cennet cihan
Dertli gönüllere derman ile koş o derdine tercüman
Unutma kul sana kalmaz dünya bak unuttun yaşadığın imtihan
Hepimiz misafiriz bu dünyada kaldığımız handa kapı kapanır yıkılır han
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


14 Mayıs 2015 Perşembe

Ecdadımız



Gönlü nihayetsiz merhametle dolu idi ecdadımızın
Gölge ağacına sığınan mahzun kul bırakmazdı dahi ufukta
Gönüllerinin sarayında misafir ederlerdi bir solukta
Dağların yamacında oturur, ama kulun gönlüne yakın olurdu
Fırtına ekenlerin fırtınalarını biçer yüksek yamaçları dümdüz ederdi
Gönlü nihayetsiz merhametle dolu idi ecdadımızın

Gönlüne şan değil kana kan değil cana can idi ecdadımız
Müjdeleri almaz bağışlardı âleme mehtaba güneş gönüllere neşe
Gülümserken enginlere karanlıklara güneş gibi doğardı peş peşe
Zalimin gönlüne atarlardı sökülmez menteşe zalim batardı kızgın leşe
Gönlü nihayetsiz merhametle dolu idi ecdadımızın

Ufuktan ufuklara gönül arardı nöbetleşe
Akan gözdeki yaşları silelerdi pürneşe
Güneş gibi engin gönülleri ile güneş gibi doğarlardı âleme peş peşe
Zalimin gönlüne atarlardı sökülmez menteşe zalim batardı kızgın leşe
Gönlü nihayetsiz merhametle dolu idi ecdadımızın

Kırlangıç gibi idi gönüllerinin kanadı uçarlardı mazluma kanat açarak
Kuraklıkta batan solan çiçeği sularlardı usanmadan emek sarf ederek
Yıldızsız gecelerde gökyüzünde yıldız olarak doğar aydınlatırdı âlemi
Güzel gülümser güzeli inşa ederdi eli gönlü tükenmez kalemi
Zalimin gönlüne atarlardı sökülmez menteşe zalim batardı kızgın leşe
Gönlü nihayetsiz merhametle dolu idi ecdadımızın

Tarifini yapma ey kul Mehmet tarifi çok zordur ecdadının
Gönül denizinde gönüllere yüzerdi her anı idi apaydın
Kadir kıymetini bilemedik üzdük gittiler gelen yok günün olsa da aydın
Kan kokan virane aymaz gönlümüz var ne oldu bize yok mu söyleyen
Gözlerinde akar yaşımız silen yok neyi aradığımız bilmeyen sarhoşuz ortada kaldık
Yürümeden yolda, yolda kalan yorgun biçareyiz ümitsiz gönüllerle çölde kalmış bedeviyiz
Zalimin gönlüne atarlardı sökülmez menteşe zalim batardı kızgın leşe
Gönlü nihayetsiz merhametle dolu idi ecdadımızın
Mehmet Aluç


Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç