Bu Blogda Ara

yakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2016 Pazar

Varırız Alemleri Yaratan Rabbe

 
 
olmayız dünyayı yakan yalan gibi
yıkmayız dünyayı yakıp yıkan gibi
sokamayız zehirli yılan gibi
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
iman bir gök kubbe gibi meydanda
yıkılır zalimler Allah Allah diyende
imanlı kul imanla verir canı son nefeste
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
doğarken doğarız biz üryan
Rabbim imanla verdi ünvan
iman gönüldeyse açılır deryan
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
sana neşe olan halka olur matem
belki sen gülerken ağlıyor bu alem
güzel düzgün yaz kırılmasın kalem
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
yokluk alemi değil alem varlık dünyası
yokluk gönlün Rahmanda uzağa kaçması
canın cevheri iman özü merhamettir yaşaması
sarıldıkmı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
varlık sırrına erer kul hak pınarına varınca
inci mercan iman deryasına dalınca
göz levhasında hakkın gönül kapısına varınca
sarıldıkmı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
gözün levhasında haramla birikir günah
hak pınarında yıka çökmesin bu cihan
umudunu yitirme gönül gülüstan olur her an
sarıldıkmı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe 
 
yorulur beden yola  çıkılmaz
hayat denilen kaptan bekelemez biraz
hayat sahilinde bekle alan çıkar  her an
sarıldıkmı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe 
 
bu alem kullar için yaşanılası mekan
imanla dönüyor baksana koskoca cihan
cümle gönüllere hayata kurtuluş Nur Kur'an
sarıldıkmı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
vakit gelir ana tanımaz evladını
Rabbim kurar ahiret meydanını
kurulur işte hakkın hak divanı
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
essin gönlünde süre-i Rahman
Rahmana varınca bulunur derman
bir gün olur biter verilen zaman
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
ararsan beyazı ara arama karayı
yıkma sakın gönüldeki sarayı
ecel gelince çekersin narayı
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
 
imanla sarılınca sarsılır gök kubbe
kul mehmet'im oku gönülleri alfabe alfabe
yıkarsan gönülleri olur harabe
sarıldık mı imanla sarsılır gök kubbe
varırız Alemleri Yaratan Rabbe
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-
 
 
 
 Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

14 Nisan 2016 Perşembe

Hakikat İle Hasretin Yakan Kor Alevini Görmek Ve Söndürmek Gerekir Gitmeler ve Kavuşmalarla



İki yay uzunluğunda olan bu kısacık hayatın yolunda, kapılarını kapattığımız kapılara bazen gitmek ve kavuşmak için, hasretin gönülde volkan gibi kaynaması gerekiyor, gel gel diye gitmek istemediğimiz küskünlükle kapısını kapattığımız kapılarda hasret çağırır. Nihayetinde hasretin yakan kor alevini söndürmek için, gitmek bizim için kaçınılmaz olur. Bazen dipsiz karanlık kuyular da kalmışçasına kendi hayalsiz ‘ligimizin kör karanlığında sevdiklerimize gönül kapımızı kapatırız, hasretin sancısını çekeriz ta ki sabrın son adımı ile yıkılmamıza bir an kalana kadar. İşte o zaman hasret kor alev yakar, gitmeler varmalar bizi çağırır ve o zaman gitmeler kaçınılmaz olur, hasret kavuşmalar gitmeler varmalar ile son bulur sancılar…
Gidip kavuşmalar ile ruhumuzu huzurla aydınlatan dinlendiren gitmeler ve kavuşmalar… Canlı canlı huzuru ruhunuzda hissetmek, sancılara son vermek için gitmek ve varmak gerekir varılması gereken yerlere. Hoş görünün sevginin özgür düşüncenin adımları ile coşkuyu yaşamak hayat veriri bizlere, bu nedenle kapısını kapattığım dostların akrabaların veya bir kızgınlıkla kapısını kapattığımız sevgilinin yanındaki hasreti söndürmek için gidip varmak gerekir. Hem onun yanındaki hem de bizi yakan, hasretin kor alevini söndürmek için. Aranılsa da hiçbir yerde bulunmayan hiçbir dünya ülkesinin anayasasında bulunmayan sadece dinimize ait bu sevgi birlik beraberlik ruhu hoş görünün… Güzelliklerini bulmak ve kavuşmak mümkün değildir. Bu Müslüman olan biz müminlere yüce Allah’ın bir Lütfü keremi ihsanıdır. Sancılar içinde ölümü yaşarken, varmak kavuşmak ile yeniden doğuşları yaşatan kavuşmalar, her zaman birlik ve beraberliğimizi vazgeçilmez çelikten halatı olmuştur, hiç kimsenin kopartamayacağı ilahi bir köprü varış kapısı…

Hasret özlem ile sevince dönüşen anlardaki dilde dökülen tatlı huzur dolu sözlerin ekseninde dönmek, insana inanılması çok güç tatlı bir haz vermektedir. Yoksa Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun neden hasretin volkan gibi gönülde yakan ateşine son vermek için, gitmenin varmanın yani kavuşmanın yok olan o anki kapısını aramak için, yıllarca arasınlar çöllerde veya dağları delerek arasınlar, Mecnun yıllarca neden varmak gitmek güzel olmasaydı çöllerde ne diye arardı. Ferhat o zamanın teknolojiden yoksul anında eli ile yıllarca dağları delmek için ne diye uğraşsın ki… Bu anlamsız hasretin karanlığında kurtulmak için gidelim varılması gereken kapıya varalım, kucaklayalım gönüllerimizi, karanlık yanını varmanın gitmenin güneşi ile aydınlatalım. Bazen binlerce sözler ile anlayamadığımız, kızgınlıkla kapattığımız kapıların kapatmanın ne kadar yanlış olduğunu söyleyen, hasret olmasa idi bu hatamızı yanlışlığımızın nasıl farkına varacaktık? Hakikat yanlışlığı ayan beyan gösteren bir güneşidir, onu kapatarak söndürmek hiçbir zaman mümkün değildir.

Hasreti kavuşmalar varmalar ine son vermek, kendi yanlışlığımızın kor alevini hakikatin aynasında görmek her zaman bir erdemdir. Hakikat ile hasretin yakan kor alevini görmek ve söndürmek gerekir, bu alevi görerek söndürenlerden olmak dileği ile selam ve dua ile.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



16 Mart 2016 Çarşamba

İnsan Ve Bir An



İnsan ve zaman
Zaman ve insan
İnsan ve bir an
Bir an ve zaman
Zaman içinde insan
İnsan içinde zaman
Zaman içinde kaybolan insan
Zaman içinde namaz ve iman
Zaman içinde insan olan insan
Zaman ve çelişki yumağı
Çelişki yumağını çözen Yüce Kur’an
Nur Resule vardıran zaman
Cehennem narı ile yakan an
An içinde zaman
Zaman içinde insan
Hayat ve insan
İnsan ve hayat
Hayat içinde zaman
Hayatı kuşatan zaman
Zamanı kuşatan hayat
Zaman hayat içinde insan
İnsan zaman ve iman
İnsan ve ölüm bir an
İnsana sunulan dünya
Dünya ve insan
Yıkılan bir dünya ve insan
Yıkılan dünya ile yıkılan insan
İnsan ve ölüm bir an
Ölüm ve bir an
Yeniden doğuşla insan
Sonsuz hayata koşan insan
Sonsuz hayatta yorgun kalan insan
Çelişki ve insan
İnsan ve çelişki
Çelişkide yok olan insan
Yok, olmadan çelişkiyi yıkan insan
İnkar ve insan
İnsan ile inkar
İman eden insan
İnsan ve iman
Hayatı ahirete taşıyan iman
Yarınları ahireti yıkan imansızlık ve insan
Kısa vadeli çıkar
Çıkar ve insan
Çıkar içinde yok olan insan
Çıkarsızlıkla var olan insan
Her şeyi sonlandıran ölüm
İnsan ve ölüm
Hayat insan ve ölüm
Ölüm ile son olmayan insan
Nokta ile son
Satır başı ile devam yeni hayat
Mehmet Aluç-Kul Mehmet


11 Aralık 2015 Cuma

Ateşin Üst Üstüne Zenginleşerek Bekliyor....



Sen gidersen adın kalmaz
Seni kimse rahmetle anmaz
Ne şerefsiz bu diye
Mezarına toprak atılmaz
Müslüman kanı döken sen ey zalim
Mazlumu ezen ey zalim
Zalime ses çıkarmayan
 Sen Müslüman sanılan
Her adımında yanılan

Hatırlanır nefretle gezdiğin günler
Masum insanları ezdiğin sözler
Utanmadan kan döktüğün
Yüzüne tükürüldüğü günler
Mazlumu ezersin yanına kalmaz
Sanma ecel seni yakalamaz
Yakalar sonsuz ateşe atar
Derin yanarken cayır cayır
 Kokusu cehennemi sarar
Zalime ses çıkarmayan
 Sen Müslüman sanılan
Her adımında yanılan

Bu nedir yeter artık
Önüne gelen yakar geçer
İnsanları kanı akar oluk oluk
Bu kadar şerefsizlik yeter
İnsan doğarken anadan doğar
Bunlar doğarken neden doğmuş
Nefret içinde boka batmış
Yok, mu sonsuz azap yoluna gönderen
Yok, mu artık yeter diyecek olan
Zalime ses çıkarmayan
 Sen Müslüman sanılan
Her adımında yanılan
Zenginlik çamurunda boğulan
Bakma mazlum gibi şeytan gibi kovulan
Yakında sonsuz azap bekliyor
Hazırlan zenginliğin yok olacak
Ateşin üst üstüne zenginleşerek bekliyor

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

17 Eylül 2015 Perşembe

Akıl vicdan devrelerini toprağın altına girmeden yakan yenisini almadan vicdan pilini bitiren şarj etmeyerek yenilemeyen insan.



   Tövbe kapısında el açıp hatanın pişmanlığı ile olmak, günahı çökerten yok eden olayı hafif sıyrıklar ile feryat etmenin sesini kısarak vicdanın son sesi ile yokluktan var olmaya göç etmektir. Tövbenin armağan ettiği yepyeni sözler ve yeni yol haritası ile günaha giden yolu kilitleyerek, huzur ufkuna doğru yola çıkmaktır.Allah'a yönelerek teslim olarak acizliğini anlayan kulun, nefsanî arzuları ile olunca günah deryasına batmaktan kurtulamayacağını anlayarak, tertemiz eden yüce Allah'a pişmanlığı ile yönelerek gönlünü bağlaması yeniden dirilişle huzur ufkuna doğru yol alarak huzur ülkesine varmasıdır.

   Palavra mevsimlerini bırakarak, devresi her yalan ile sigorta artıran ve kablolarını kullanılamaz hale getirten öğüten değirmenin yanından topal olsa da kaçarak uzaklaşmak... Bedenindeki devrelerin pilini bitiren günah ve palavra sistemi her an kaçak yaparak gücün tükenmesine sebebiyet vermektedir. Toprağın üstünde kabaran hindi gibi gezinirken, az sonra altına girdiğimizde kedi gibi sessizce miyavlayarak, hindiliğin pişmanlığı ile sönen devrelerin yeniden yanması için çaresizce beklemektir.Ana sigortayı artırarak ve devrelerini toprağın altına girmeden bitiren insan ve şarj etmeyerek bitiren insan yerin altında şarj sistemi yoktur, karanlıkta kalırsın, vicdan pilini sökerek atarsan bataryasız kalır biter tükenirsin, bunu her gün kullandığın akıllı denilen, akılsızlığa davetiye çıkaran vakti öldüren telefonun pili bittiğinde şarj ederken, vicdanının pilini söküp atarken, yarın sana lazım olduğunu bilmen lazımdı. Çöken işletim sisteminin CD si dünyada vardı, yanına almaz isen yeniden format atarak, işletim sistemini kurtarman vicdani sistemin nimetlerinden faydalanamazsın mezarda ve onun devamı ahiret hayatında...


   Kendine bir yamyam kadar güvenirken her şeyi dünyada tüketerek avucunda bir şey bırakmadan önce akıl etmen gerekirdi, çökerttin virüs gibi arzularınla bitmez tükenmez hırsınla geçmişler olsun... Gerçi sana daha önceden söylenmiş olsa da duymaz ve alakadar olmazdın zaten, üzülme ettiğinin karşılığını bulacaksın orada! Tabaklardaki pirzolaya çatalı batırırken, aç olanların haline de gizlice gülerken, güldüğünü duyanı unuturken, yüreklerine iştahlı iştahlı pirzolaları götürürken aç olan komşun pirzola kokusunda geceleri uyumaz iken sen rahat yatağında yatarken, yaptığın edepsizliği gören bilen Yüce Allah'ı unuttun, şimdi mezarda aklına geldi ama tren çoktan kalktı ve sen kaçırdın...Akmayan musluk gibi vicdanında bir gram merhamet akmadığı için, kendin kazan kendin ye safsatasına inanarak, akıl ve fikir şarjörünü doldurmak yerine her an boş olanla boşa harcarken, seni yerin yani mezarın altında hüsran ile bırakacak fikirsizlikler içinde gülümserken,hiçte aklına gelmiyordu veya söyleyenleri es geçerek,başka bir yerinle gülüyordun,şimdide gül bakalım pardon oraya biraz fazla pamuk tıkanmışlar galiba gülemezsin o başka bir yerinle...Geçmişler olmasın geçirmişler olsun ...


Allah dostu odur ki, nefsine tek pay biçmez;
Kırk yıl bir ekşi ayran özler de onu içmez.( Necip Fazıl Kısakürek)

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

15 Ağustos 2015 Cumartesi

Fikirsizler


Kendini insan sanan insan olmayan fikirsizler varmış, fikirsiz'likleri ile ülkeyi yıkan zalimlerden olmak için can atarmış, bu fikir'sizler…

Kendi fikri çöl gibi olan fikir'sizler, kendi fikrini çiçek açan gül sanırmış, kendi fikirsizliği ile batarken, ülkeyi batırmaya çalışanlar varmış.

Kendisi sesleri gibi, kargaları bülbül sanan adamlar varmış, sesleri ile gülün başında öterken solduranlar varmış…

Kendilerini değerli gül sanan fikirsizler kendilerini su ile beslerken, gülün dibine benzin dökerken su döktüğünü sananlar varmış!

Ömrü kara hazan ve kara hüsranla geçerken farkına varmayan fikirsizler, bahar ayını yaşıyorum diye sananlar varmış.

Kapıları şerre açan fikirsizler, güzelliğe açtığını sanan fikirsizlerin ağladığı ve hüsran il yok olduğunu bilemeyen fikirsizler ordusu varmış.

Fikirsiz hançeri sinesine saplar iken, kendisine de saplandığını görmeyen fikirsizler ordusu varmış, AYRICA kendilerinden haberleri olmayan fikirsizler varmış.

Ayağı kendi pisliğine takılarak düşen fikirsizler varmış, onun pisliğe değil gül bahçesine düştüğünü sanan fikirsizler ordusu varmış!

Yolları pislik ile döşeyen fikirsizler varmış, onun pislik döşediğini değil suladığını sanan fikirsizler ordusu varmış.!

Sönmüş fikirsizlik ile ısınmaya çalışanlar kendilerini yaktığını görmez iken, onları görenler ışığı ile karanlığı aydınlattıklarını sanan fikirsizler varmış!
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

7 Haziran 2015 Pazar

İyilikten Nefrete Koşarız Adım Adım


Pire için yorganı yakana ahım
Nice kanlar yutmuşa çıkar vahım
Böyle kurulur mu kanlı takım
Yapılan güzelliğe hizmete yapılan hebadır
İyilikten nefrete koşarız adım adım

Ne kanlar yutuldu ciğer parçalandı
Ne çabuk nasıl nerede unutuldu
Kör gözler vatan millet demedi nefreti seçti yaralandı
Bela meydanına geçit verildi boş gözlerle bakınındı
Yapılan güzelliğe hizmete yapılan hebadır
İyilikten nefrete koşarız adım adım

Gülü attık diken denileni seçtik
Gülümseyeni seçmedik kan içeni seçtik
Bilmem gülümsemeden niye vazgeçtik
Kin nefret bu kadar olur mu dedik nasıl bittik
Yapılan güzelliğe hizmete yapılan hebadır
İyilikten nefrete koşarız adım adım

Kul Mehmet’im üzülme sana olan ona da olacak
Ülke kan ağlarsa bende oda ağlayacak
Güzellik giderse kötülük ile herkes karalar bağlayacak
Elimiz ile açtık bela kapısını yaramızı kimler merhem olacak
Yapılan güzelliğe hizmete yapılan hebadır
İyilikten nefrete koşarız adım adım

Mehmet Aluç

20 Mayıs 2015 Çarşamba

La Mekan Sız Olan Ömrüm-3-



La Mekân ’sız olan ömrüm
Dünya değil sana Mekân
Ölüm denilen Rahman ulaşılan köprü vardır
Unutma Rahatlık ahirette dünya olsa güzel sana dardır
Ölümden sonra Rahman ile gül kokan Resule yol vardır
İman ile yaşarsan sana kardır
Sanma dünya sana yardır
Kuran iman sana Sünnet Merhamet ile kardır yardır
Bundan gerisi yakan har'dır
Bel bağla bu güzelliğe deme sakın zordur
Yoksa gerisi yakan kordur
Ötelerden gelen ölüme eş değer kış
Utan Rahmandan anla bil ölümü olsun iman ile sende bakış
Müminde olmaz hiç bıkış
İmanı al gönlüne dertler içine gir
İnşa et koş yap güzel bir çıkış
Ecel gelince ötelere vardır kalkış
Merhametle gerilerde gönüllerde bırak nakış
Ey yüce Rabbim görür müyüm Cemalin
Görür müyüm gül kokan Resul Didar’ını
Sen göster cümle müminlere bunları payidar
Sensin Rabbim Tecelli dar
Bunlar için ümmete ver sen iktidar
Cümlemizi eyle uyanık bidar
İnşallah oluruz bizler alakadar
Yoksa sonumuz cehennemde yerimiz dapdar
Mehmet Aluç

Tecelli dar: İlahî kudret ve lütuf ile meydana gelen
Didar: Yüz, çehre, görme, mülakat…
Bidar: Uyanık, uyumayan

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç