Bu Blogda Ara

yakamoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yakamoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2016 Cumartesi

Ey yalan olacak insan...

          
Hayat değil midir ruhumuzu gönlümüzü okşayan güzelliklerin okşayan sarayı ? Denizdeki yakamozlar gibi ışıltısı ile önümüze ışık olan, gönlümüze hayatımıza ışık olan güzelliklerin deryası? Hey hat gel gör kü kendi çıkarı için bu saray sadece benim olmalı,başka insanlar,bu sarayda yaşamamlı saçmalığı edepsizliği ile gönüllerdeki bu sarayı yıkmanın serseriliği ile kendi gönül sarayını yıktığının  farkına varmaz! Gönül bahçesinde açan çiçekleri ezerek öten gönül bülbüllerini öldürerek,kulakları tırmalayan melodisiz anlaşılmaz sesler çıkararak, sanki bülbül ötüyormuş gibi utanmadan öldürür ama yine farkına varmaz ki kendi gönül bahçesini ezmiş , gönlünde öten aşk bülbülünü öldürmüştür!
Ah insan ah ne kadar nankör! Bencil! Benlik dürtüsü ile sadece be ben ben diyen aciz zavallı haddini bilmez insan! Ihlamurlar gibi kokan gönüldeki güzellikleri, hayatın içinde kullanmamız gereken, merhameti vicdanı izanı idraki...Utanmadan uçurumlara atarak ya da silerek , mutlu olması gereken hayatımızı silmenin peşindeyiz ! Anlaşılmaz bir muamma! Hezeyan! Tezat ! Dünyamızı birlikte inşa etmek, gülümseyerek yaşamamız tek gayemiz varlığımızın sebebi iken bunu biliyorken, hayır ben tek başıma güzelliği tüm paraların benim olması ile yalnız, ben yaşayacağım saçmalığı ile yıktıkça yıkarız,yıkılır kalırız...Üç günlük dünyanın içine, bu kadar ayrılığı sığdırmanın saçmalığı yerine bir adım atarak birbirimizi sevmenin adımını atmaz  gönüllerin sarılması ile dünyamızı cennete çevirmek var iken,hala inatla nefretle kinle ben ben  eben deriz!
Ey yalan olacak insan, yalan işlerin peşinde yalan olmadan, gönülde yaşamanın güzelliği ile gerçek ölümsüz olmanın erdemliliği ile gerçek olanı yaşamak için, neden şeytanın yanında zalimin peşinde olmak için kaçarız tam bir muamma! Dönüşü mümkün olmayanın peşinde, yalanı yaşayan insan yalanınla yanacaksın feryat edeceksin,bizi birbirimizle kavga etmek için bizi birbirimize düşürenler saraylarda mutluluk içinde keyif sürüyor bunuda bilmekte fayda var...
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

9 Aralık 2015 Çarşamba

Sen Var Kaybolmuşluğunla Yaşamaya.



Sıcaklık sevgiyle başlar
Oysa ben terk edişinle
Kızgınlık dolu
Sıcaklık duyuyorum
Benimle sokaklara taşan
Beni kor alev yakan
Masmavi göğün
Düşleri yağar diyordum
Külleri yağdı başıma
Hadi neyse
Verseydin gitmeden bir buse
Görünüşün kalbimde kalsaydı cüsse
Döndün gittin ya
Arkada gördüm sadece bir ense
Elinde yüreğimi söken o pense
Aşkımızı
İsyanının bayrağına ne diye diktin
Nefret ederim bilirsin ben isyanda
Nasılda terk ettin bir anda
Seni canım sandığımda
Yüreğime sakladığımda
Sen terk ettin gittin
Ben ağladığımda
Arkanı dönüp bakmadın
Ben yıkıldığımda
Kalkmaya çalışırken kalkamadığım da
Haydi neyse
Artık af etmeyen
Yitik sokakların bekçisiyim
Yolun düşerse uğrama
Sana kapalı
Yıkayım diyorum hasretliği
Senin gözlerin gibi bakınca
Yaklaşamıyorum yanına
Sen kim bilir şimdi nerdesin
Hangi kollardasın
Ama ben hala
Seninle yakıyorum
Gönül lambamı
Akşamın karanlığı ile söndürüyorum
Sendeki karanlığı anlamak için
Ama boğuluyorum
Koşuyorum sahile
Denizdeki yakamozların
İçinde kayboluyorum
Hala seni anlayamıyorum
Haydi neyse
Ben düştüm hapise
Sen giy pembe elbise
Hasret kalsam da gülüşe
Sanma yürüyorum güneşe
Yine sendeki karanlıkta kayboluyorum
Sana da kızamıyorum
Sadece nefret ediyorum
Sonrasında üzülüyorum
Artık bir şey söylemiyorum
Ben gidiyorum kaybolmaya
Sen var kaybolmuşluğunla yaşamaya
Devam et.
Mehmet Aluç -Kul Mehmet-

4 Mart 2015 Çarşamba

Yüreğimin Sokaklarında Devasa Çığlıklarım




Sensizlikle kırbaçlanan sevgimin feryadını duyuyorum
Hınca hınç kan akarken sevgimizin yüreğinde ben feryat ediyorum
Ben tedirgin senin o umursamaz bakışlarının altında eziliyorum
Bu kaçınılmaz bir tepki değil yüreğimin sokaklarında devasa çığlıklarım

Sen ucu kaçmış başı sonu belirsiz hayaller peşinde koşarken
Sen Aşk’ı öldüren sokakların karanlığında bensiz geziyorsun derken
Aklın karanlık dehlizlerinde solgun kaldırımlarda sefaletin acısını yaşıyorsun
Bu kaçınılmaz bir tepki değil yüreğimin sokaklarında devasa çığlıklarım

Umursamazlığının travmalarıyla ben migren nöbetinde seni beklerken
Sen kıstırılmış tükenmiş düşlerin uçurumlarında
Müebbet yaşamanın peşinde koşarken
Sana ulaşamayan ben illegal bir hayatın içinde kayboluyorum
Sana  ağlayarak bakarken
Bu kaçınılmaz bir tepki değil yüreğimin sokaklarında devasa çığlıklarım

Denizde yakamozlar bir bir sönüyor bizim gibi
Umursamaz  dibe vuran bakışlarınla
Denizin dibinde sürgün ruhlarımız boğulurken
Göz  kırpışımın sessizliğinde batıyorum
Sen avare bir gülümseyişle saçlarını tararken canım acıyor
Sen hala umursamaz tavırlarınla uzaklaşıyorsun
Bu kaçınılmaz bir tepki değil yüreğimin sokaklarında devasa çığlıklarım
Mehmet Aluç


Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç