Bu Blogda Ara

Eski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2016 Cuma

Yeni Bir Yıl


 
 
Uyuz olma her ana olma kara kıl
Eski yeni yılda olsa insana lazım akıl
Eski yıl biterken yeni yılda seninle olsun
Nerede varsa bir çirkinlik güzellik için çakıl
 
Sen iyi olursan iyilikler seninle olur
İyi gönüllü olan her daim iyilik bulur
Güzelliği ile güzel kul karşısında durur
Nerede varsa bir çirkinlik güzellik için çakıl
 
Çirkin olanı güzellikle sakla âlem nurlansın
Sen kulsun çirkinliği yok ederek güzelliği bulmalısın
Nerede varsa bir zalim karşısına yıkılmadan çıkmalısın
Nerede varsa bir çirkinlik güzellik için çakıl
 
İşte geliyor yeni bir yıl daha değişir mi dünya
Yeni olan insan olmalıdır gönüldeki sevgiyle anlaya
Yılbaşı kutlaması ziyandır zarardır hoplaya zıplaya
Nerede varsa bir çirkinlik güzellik için çakıl
 
Yılbaşı diye utanmadan çatlayana kadar yeme
Yılbaşı masrafı kula ziyandır masraftır bilmiyorum deme
Binlerce aç muhtaç varken bir gecede binlerce insanın hakkını yeme
Nerede varsa bir çirkinlik güzellik için çakıl
 
Kul Mehmet’im ne kadar söylesen de yazsan da boşuna
Yılbaşı gecesi harcanacak boşuna para emek boşu boşuna
Oturalım düşünelim diyen yok bunu enine boyuna
Üst akılı yıkalım gece yarısı secdede olalım hakla bu canla
Nerede varsa bir çirkinlik güzellik için olsun sende akıl
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

4 Kasım 2016 Cuma

Zerre Zerre Bu Kâinat Biz Gülen İnsan Kokmalı


zerre zerre kainat gül kokmalı ile ilgili görsel sonucu

Kavgalı gürültülü olsa da bu şehirler
Bizi alıp bizden götürse de bu iller
Yaşamak zorundayız bir lokma ekmek kavgası için
Uzaklaşmak şehirden varmak eski mahalleye dersen
Ne eski mahalle kaldı nede o eski mutluluklar

Ne şenlik kaldı ne bir tatlı gülümseme
Yuttu bu şehirle çok kazanma hırsıyla kendini bilmeme
Akşam yatış sabah kalkış bir telaş kimseyi görmeme
Uzaklaşmak şehirden varmak eski mahalleye dersen
Ne eski mahalle kaldı nede o eski mutluluklar

Ne toprak kaldı ne bir açan taze bir çiçek
Bu güzellikler acep ne zaman geri gelecek
Yoksa farkına varmadan bu hayat böyle çiçeksiz mi geçecek
Uzaklaşmak şehirden varmak eski mahalleye dersen
Ne eski mahalle kaldı nede o eski mutluluklar

Gönüller ki gülmenin sevmenin varmanın kapısı
Vatan toprağında vatanın gönüllerde bir yansıması
Aynı din iman vatan bayrak ile bir yöne birlikte varılması
Uzaklaşmak şehirden varmak eski mahalleye dersen
Ne eski mahalle kaldı nede o eski mutluluklar

Zerre zerre bu kâinat biz gülen insan kokmalı merhametle
Söyler misiniz bu göğsümüzde taşıdığımız bu kin nedir
Var imanınla birlik kardeşlikle bu kin nefreti devir
Yüce Rahman sana verdiği imanla her yaptığını bilir
Uzaklaşmak şehirden varmak eski mahalleye dersen
Ne eski mahalle kaldı nede o eski mutluluklar

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

2 Kasım 2016 Çarşamba

Gökyüzünde Düşler Düşüyor


 DÜŞLER VE GÖKYÜZÜ ile ilgili görsel sonucu
Gökyüzünde düşler düşüyor
Kargalar üstüne üşüşürken
Uzakta bir çocuk elinde bir sapan
Mütemadiyen taşları üzerlerine atıyor
Uzaklarda piyona sesi ürkütüyor kargaları
Kargaların gözlerinde eski ölümlerin cansız bakışları
Koşuyor iki çocuk düşlere doğru
Piyanonun başındaki çocuk kalkıyor usulca
Dökülürken piyanonun tuşları yerlere tuz buz olurken
Koşuyor iki çocuğun koştuğu yöne
Yerde serili bir sofra bezi
Üzerine serilmiş düşler
Şaşkınlık düşlerin çevresinde
Saygıyla eğildi üç çocuk düşlerin önünde
Sessizce oturdular sofraya
Bir bir aldılar saklamak için sinelerine koydular
Şimdi sımsıcaktı düşler
Avuçlardaki kurşunlar güllerle yer değiştirdi
Acılar sevinçlerle umutlarla yan yana oturdu
Yok, oldu acılar
Artık ak beyaz kâğıda kan damlamıyordu
Şairin yüreği kanamıyordu yazarken
Üç çocuk şairin yanındaydı gökyüzünde düşen düşlerle birlikte
Umut olmuşlardı yarınlara
Kızıl şafaktaki şafağın yanında bekleyenlere
Bir deniz misali deniz olmuşlardı
Dalga dalga kayalıkları yalayan vuran, doğmayan şafaksız ana şafak
Vurdukça kayalıkları saran
Bekleyen insanlara varan kucaklayan türküler gibi saran
Bitmişti binlerce şafaktır dinmeyen sancılar
Bakışlardaki karanlık bakışlar silinmiş
Parlak gülümseyen bakışlar gelmişti yerine
Sancılarla düşlere giden sancılı yolculuk sona ermiş
Mutlulukla bitmişti
Umut için yola çıkanlar umutla olmuş
Umut onlara koşmuş karanlıklar güneşle kaybolmuştu
Aynı hayat kavgasında aynı yolda yola çıkanlar var oldukça
Gökyüzünde düşler yeryüzüne düşmeye devam edecekti
Gökten düşen üç elma misali
Birisi isteyene birisi düş ’süz kalan ülkelere biriside size
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

31 Aralık 2015 Perşembe

Giden Eski Bize Yetişebilecek İsek Düş peşime


   Ben sana ömrümü hayatımı kendimi verdim, sen bir samimi gülümsemedin, şimdi bana neden soğuk davranıyorsun diyorsun, az düşün bakalım a zalim ne kaldı sana verecek bende, birazda sen verseydin senden biraz sevgi gülümseme, bende ki ben coşacak seni her zaman sımsıkı saracaktı, kalmadı işte bende hiçbir şey buzdolabı gibi soğudum anlasana, her şeyi anlayan hisseden sen bunumu anlayamadın vicdansız!

   Yüreğimde hep sen vardın, senin yüreğinde ben yoktum, nasılsa alıştın karşılıksız sevgiye, şimdi bende biten sevgiyi görünce kıvranmaya başladın, kıvran kıvranacağın kadar kıvran, arasan benden fazla seni seveni senin kahrını çekeni bulamayacaksın, artık sevgi versen de boşuna artık bu yüreğim sana karşı öldü, ben onu senin vefasızlığınla mezara gömdüm, artık arama sıcaklık bir damla sevgi. Haydi, bakalım yeşert nasıl yeşertecek ve dirilteceksen!

    Sana her saniye sevgi ile sarıldım hissetmedin geri teptin, önemsemedin kendini bulunmaz Hint kumaşı sandın, haydi ara bakalım bir daha böylesi bir sevgiyi bulacak mısın, beni eski ben yapabilecek misin? Artık geç kalınmış bir hayat, geç sorulan sorular ve geç yapılan bir kalp masajı vücuda fayda vermez, haydi bakalım sıra şimdi sende, az sen ver sevgiyi saygıyı anla bil nasılmış sevmek, nasılmış mutluluk vermek için çaba sarf etmekmiş öğren, lakin faydası olmayacak ama hiç olmazsa öğrenmiş olacaksın. Seninle güzel bir gelecek kurmuştum yemyeşil vadilerin ortasında, kurudu o geleceğim seninle, artık sadece kendim için yaşıyorum, kendim için hayaller kuruyorum ve sensiz.

   Çoktan terk eder giderdim lakin sen yaptığın hatanı anla diye bekledim, kendi ellerinle yıktığın dünyamızı görmen için bekledim ve sen gördün anladın gördün viraneliği, artık ben gidiyorum, senden bana benden sana artık fayda yok inan ki, ama gelirsen belki sönmüş közlerimizden yeniden ateş tüter mi bilmem, müebbet hapis yemiş hayatlarımız yeni bir af ile hayat bulur mu bilmem, geleceksen düş gel peşime.


Düş gel peşime
Küllerimiz de
Tekrar bir sevda ateşli yanacaksa
Düş gel peşime
Yol üstüne bizden önce
Giden eski bize yetişebilecek isek
Düş gel peşime
Çaresizliği beraber yıkacaksak
Düş gel peşime
Yorgun sabahlarda
Beraber dirilmeye isteyeceksen
Düş gel peşime


Mehmet Aluç-

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç