Bu Blogda Ara

sorun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sorun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2016 Pazar

Gerisini Ne Siz Sorun Ne Ben Yazayım


 
Ey kalem gönlüme uy yazma yavaş yavaş
Şiirlerim gönüllere yazılmazsa da çok çok
Sanki yazarken yiyorum ben döner dürüme sarılı lavaş
Ben yazarken hızlı yazıyorum biraz
Gerisini ne siz sorun ne ben yazayım
Sen hızlı hızlı yazmaya devam et olma kalemim yavaş
İşte ben yazarken böyleyim
Heceye vakit ayırmadan yazmaktayım
Gerisini siz sormayın ben yazamıyorum ufak ufak
Doğarken yazarım yine durmadan şafak
Gönlümle şiirlerimdir pak
Gerçi şiir gibi duru sevecen olsak
Gerisini ne siz sorun ne ben yazayım
Sen hızlı hızlı yazmaya devam et olma kalemim yavaş
Gönüller ki kalmış kupkuru
Ey kalemim yağmurla beraber yaz
Sula kurumuş gönülleri kalma yavaş yavaş
Elimde olursa nede güzel olur dürümden lavaş
Yiyeceğimiz değil mi bir lokma aş
Neden kırılır bunun için onca baş
Birde gözlerde akar yaş
Ah gerisini ne siz sorun nede ben yazayım
Sen hızlı hızlı yazmaya devam et olma kalemim yavaş
Dünyamız olmuş tam bir tımarhane
Çıkarmalı içindeki akıllıları
Sokmalı bizim gibi akıllı delileri yavaş yavaş
Yok, yok tımarhanede binlerce akıllı var
Bu zalim nefis dünya mal düşkünlerini
Atmayalım tımarhaneye ismine olur yazık
Atalım kör karanlık kuyulara kapatalım üstlerini
Yavaş yavaş
Çıkmasın dünyada savaş
Çıkmasın ülkelerde iç savaş
Bitsin yavaş yavaş
Verelim günde bir lokma aş
Nedir bunca bitmez savaş
Kim ne kazanacak ey kardeş
Mezara sığmaz ki bu savaştaki amaç
Yakalayın tıkın tüm insanları tımarhaneye değil
Kör kuyulara yeri burası tımarhane değil
İnsanlıktan çıktı dünya insanı geldi nereye
Belki milyonlarca insan daha ölecek seneye
Ah gerisini ne siz sorun nede ben yazayım
Sen hızlı hızlı yazmaya devam et olma kalemim yavaş
Bitsin artık insanların çektirdiği dert
Atalım dünyada kalmasın dert mert
Nedir bu hırs kazanma vicdansızlığı
Nedir bu öldürme aşkına hasret
Hani kalmadı adalet
Kimisi derse bana ne
Bende derim bendeki dertten sana ne
Olmaz böyle bana ne sana ne kime ne
Olmuş dünyada ki insanlar serseri
Nur Kur’an Nur Nebi insanlığın değil mi rehberi
Dinlemiyor görmüyor ölen insan mı hayvan mı birileri
Hani herkeste vardı takardı başına doğruluk tacı
Hepimiz mi birden olduk Kul Mehmet’im zurnacı
Çalarız böyle acı acı
Yok, mu insanlığın ilacı
Nur Kur’an Nur Resul ilacı
Ne yapsın Nur Kur’an Nur Sünnet hepimiz baştan savmacı
Kovmacı
Yıkmacı
Ayaklamacı
Say say bitmez bizde bedavacı
Ah gerisini ne siz sorun nede ben yazayım
Sen hızlı hızlı yazmaya devam et olma kalemim yavaş
Yazarken elimize geçmedi söyle bir ekmekten de lavaş

Mehmet Aluç © Kul Mehmet

22 Mayıs 2016 Pazar

O Zaman Haydi

siz öylesine hep sessizce durun
alın gönlünüzü yerlere vurun
yarın ne olacak Kur'an'a sorun
o zaman haydi şimdi sessiz olun
 
nefis şeytan sizle dostluk yapmadan
siz ölüme hazırlanın dost olun
arayın dünyada hak yolu bulun
o zaman haydi şimdi sessiz olun
 
dünya boş hayalide yalan olur
hak yolu arayan elbet ki bulur
hakkı aramayan şeytanla  olur
o zaman haydi şimdi sessiz olun
 
nefsi şeytanı dost değil olsun post 
ararsan hak yolda bulursun sen dost
günde beş vakit için  sen al abdest
o zaman haydi şimdi sessiz olun
 
kul mehmet'im Rahman'dır kalbe bakan
merhametle rahmeti kuldur alan
merhametsiz kuldur ateşle yanan
o zaman haydi şimdi sessiz olun
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

20 Nisan 2016 Çarşamba

Kaybolan Cesettir



Gönlüm ovalarda yüzen bir nehir
Dosta varmak için yapmaz tehir
Gezerim varmak için şehir şehir
Göremezseniz de beni gönlünüze sorun
Gönlünüzde göremezseniz de halimi hayra yorun
Hangi ovada hangi taşa takıldım bilinmez
Beni havada uçan kuşa sorun
Kuşlarda görmemişse eğer ey dostlar
Gökyüzünde yağan Rahmet yağmuruna sorun beni
Rahmet yağmuru ile yağarım gönlünüze
Bu nedenle sizler de boşuna aramayın beni ey dostlar
Aramayalım birbirimiz can canayız bizler kaybolmayız
Kaybolan cesettir Ruh kaybolmaz alınan her nefestir


Dost meclisinde dosttan ayrı kalınır mı?
Dost dediğin candan sever hiç yanılır mı?
Dost kapıdan sevip sevmiyor mu diye bakılır mı?
Dostun sokağında yürürken yolda taş var mı diye bakılır mı?
Avuçlarımda dökülür dostun gül kokusu
Yârin yanında gelir mi aşığın tatlı uykusu
Odayı sarmışken yârin o cennet kokusu
Arama yârim beni ben senin gönlündeyim
Gönlünde bulamazsan bak gözlerinde içindeyim
Gözlerinde bulamazsan da ey yârim
Ağlarken dökülen bir damla gözyaşındayım
Bu nedenle beni boşuna arama yârim
Aramayalım birbirimiz can canayız bizler kaybolmayız
Kaybolan cesettir Ruh kaybolmaz alınan her nefestir


Gönlüm kıblesi Rahman Kâbe’sine dönük
Yollarım işgal değil hep açık aşka dosta dönük
Nazlı yar ile dost yanında değilim boynu bükük
Varırım dostun yârin yanına gönlüm önlerinde çökük
Sarar onlarla beni sımsıkı bir alçak gönüllülük
Damarlarımızda gezen edeple gülen bonkörlük
Arasam da aramasam da dostla yârim hep yanımda
Hissederim gelişlerini yürüyüşlerimi hep canımda
Aramayalım birbirimiz can canayız bizler kaybolmayız
Kaybolan cesettir Ruh kaybolmaz alınan her nefestir

Kul Mehmet’im ömür kula sürgün değildir dosta yâre meyillidir
Arar bulur diyar diyar gezer görünce dostu yâri sezer bellidir
Dost gönüllü aşk gönüllü olanı Rahman gönüllere sultan eder
Sultan eder gönülleri doğrultan sıkıntıların azaltan eder sever
Sevenler zaten sultandır bilinmese de o sever takılmaz geçer
Pas tutmuş gönül kapıların açar usul usul gönüldeki dikenleri biçer
Aramayalım birbirimiz can canayız bizler kaybolmayız
Kaybolan cesettir Ruh kaybolmaz alınan her nefestir

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



14 Nisan 2016 Perşembe

Hz. Adem gibi 200 sene tevbe mi ettin?(Gazetelerden Alıntı Başlıklar)


En küçük bir sorunu bahane edip depresyona girenler. Stressiz gün geçirmeyenler. Bunalımdayım diyenler. Üzgünsünüz demek?!?..

 Hz. Adem gibi 200 sene tevbe mi ettin?

Hz. Adem (a.s) gibi 200 sene tevbe mi ettin?
- Hz. İbrahim (a.s) gibi ateşe mi atıldın?
- Hz. Zekeriyya (a.s) gibi testereyle mi kesildin?
- Hz. Yusuf (a.s) gibi kuyuya mı atıldın ?
- Hz. Muhammed (s.a.v) gibi Taif’te mi taşlandın? O’nun gibi namaz kılarken başına işkembe mi konuldu, dişin mi kırıldı, yüzüne mi tükürüldü? Hicrete mi zorlandın, sevdiklerinden mi ayrıldın?
- Hz. Hamza (r.a) gibi burnun, kulağın mı kesildi?
- Musab Bin Umeyr (r.a) gibi kolların mı kesildi?
- Cafer Bin Ebi talip (r.a) gibi ok, mızrak ve kılıç darbeleriyle yaralandın mı?
- Ammar, Sümeyye, Yasir (r.a) gibi işkence mi gördün?
- Bilal (r.a) gibi kızgın kumlara yatırılıp, üzerine taşlar mı kondu?
- Yunus peygamber (a.s) gibi denize mi atıldın?
- Eyüp peygamber (a.s) gibi vücudunu yaralar mı kapladı?
Ne düşünüyorsun, dünyalık işler mi? Silkinelim, kendimize gelelim.
Üzüleceksen, namazını kazaya bıraktığın için, teheccüde kalkamadığın için, birinin kalbini kırdığın için, Pazartesi Perşembe orucunu tutamadığın için üzül!
Üzüleceksen, bugün Allah için bir şey yapamadığın için, Allah ve Rasulünü (s.a.v) memnun edemediğin için üzül!
Filistin’de, Çeçenistan’da, Irak’ta ve dünyanın dört bir yanında zulüm gören, işkence edilen, öldürülen din kardeşlerin için üzül!
Üzülürsen, bir fakire yardım edemediğin için, yetimin elinden tutamadığın için üzül!
Üzüleceksen, Afrika’da ve diğer ülkelerde bir lokma ekmek bulamayan, hastalıklarla mücadele eden insanlar için üzül!
Kur’an’ı yeterince okuyup, hayatına tatbik edemediğin için üzül. Peygamber Efendimizi (s.a.v), canından, malından, aile bireylerinden, her şeyinden çok sevemediğin için üzül!
Üzüleceksen, hakiki manada kul, Efendimize (s.a.v) ümmet olamadığın için üzül. Efendimizin (s.a.v) şefaatine nail olamama korkusuyla üzül…!
Duy, Rabbin Sana Söylüyor:
“Felaketlere Karşı Dişlerini Sıkıp Göğüs Gerenlere Mükafatları Hesapsız ödenecektir..”
(Zümer Suresi 39)
“İçinizden Mücahidlerle Sabredenleri Ortaya Çıkarıncaya Kadar Elbette Sizi Deneyeceğiz”
(Muhammed Suresi 47/31)
Belki Sen Ebu Zer (r.a) Kadar Acı çekmedin. Amcası İnandığı Için Onu Hasıra Sarıp Yakmıştı Ya…
Belki Sen Vahşi (r.a) Kadar Acı çekmedin. Sevgilisi Ona “Bana Görünme!” demişti ya…
Belki Sen Yakup (a.s) Kadar Acı çekmedin. Yusuf’u (a.s) Elinden Alınmıştı Ya…
Belki Sen Hatice (r.a) Kadar Acı çekmedin… Hz. Muhammed (s.a.v) Yurdundan Kovulmuştu ya….
Unutma! Rabbin Kimseye Dayanabileceğinden Fazlasını Yüklemez..!
 (İslamsitesi)

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç