Bu Blogda Ara

hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ağustos 2018 Pazar

Var İçinde Bir Hayat Bir Güneş

Var İçinde Bir Hayat Bir Güneş
 
 

 
Ey gönlüm şiir yazmaya edeceksen heves
Şiiri hor görme sakın deme ona abes
Okuyunca anlayacaksın her şey şeffaf
Okuyunca anlayacaksın var içinde bir hayat bir nefes
Sanma içine girince esir edecek bir kafes
 
İçinde bulunur sevinç içinde bin bir heves
Okuyunca anlayacaksın var içinde bir hayat bir güneş
Olunur mu gönlü hoş etmekten güzeli inan ki enfes
Onunla kaybolmazsın bulunur içinde bin bir adres
 
Okuyunca yazınca anlayacaksın var bin bir mana
Şiir dokunur heceleriyle gönül teliyle tüm cana
Yaz oku durma yazacaksan oku haydi kana kana
Okuyunca anlayacaksın var içinde bir hayat bir nefes
Sanma içine girince esir edecek bir kafes
 
İçinde bulunur sevinç içinde bin bir heves
Okuyunca anlayacaksın var içinde bir hayat bir güneş
Olunur mu gönlü hoş etmekten güzeli inan ki enfes
Onunla kaybolmazsın bulunur içinde bin bir adres
 
Okudun onca üstattan divanı mesneviyi öteyi beriyi
Okuyunca şaştı kaldı şiir bilmez alay eden onca enayi
Bilirim anlatmak aynı benzer deveye atlatmak gibi hendeği
Okuyunca anlayacaksın var içinde bir hayat bir nefes
Sanma içine girince esir edecek bir kafes
 
İçinde bulunur sevinç içinde bin bir heves
Okuyunca anlayacaksın var içinde bir hayat bir güneş
Olunur mu gönlü hoş etmekten güzeli inan ki enfes
Onunla kaybolmazsın bulunur içinde bin bir adres
 
Yazan bunu Gülveren mahlaslı kul Mehmet
Heceler dizilsin gönüllere isterim demet demet
Gayemiz bir parça üzgünü gülümsetmek budur hizmet
Okuyunca anlayacaksın var içinde bir hayat bir nefes
Sanma içine girince esir edecek bir kafes
 
İçinde bulunur sevinç içinde bin bir heves
Okuyunca anlayacaksın var içinde bir hayat bir güneş
Olunur mu gönlü hoş etmekten güzeli inan ki enfes
Onunla kaybolmazsın bulunur içinde bin bir adres
Mehmet Aluç –Âşık Gülveren
 
Abes: Akla ve gerçeğe aykırı.
 
NOT: Üstat Nabi’nin eserlerini okuduktan sonra yazdığım şiirdir.

2 Temmuz 2017 Pazar

Hayatın Sırrı Sensin Değerlisin Ve Özelsin



Elimize geçen mutluluk anları, bizim için uzun boylu bir servet değildir. Hafifi hafif yudum yudum içerek, zamana yaymamız gereken bir an ve zaman dilimidir. Bu mutluluk gönülden sevmeyle gönüle değer vermeyle, elde edilen bir duygudur. Öylesine lafta kazanılacak bir duygu değildir, paylaşmak vermek kucaklaşmak ile elde edilendir bir ömür boyu. Bundan gayrısı uzun süreli değil, kısa olan bir mutluluktur, parayla anlık alınan mutluluk insanı bir an mutlu eder, ileriye taşımasına izin vermez, mutluluk vermekle paylaşmakla mutluluk olur anlam ve mana taşır. Karşındaki insanları gerçekten düşünen birisi olmak, mutluluğun bir ömür boyu sürmesine yetiyor. İstediğimiz hayatı kendi tercihlerimiz doğrultusunda bencilce yaşamak, yaşamak değil ama yaşıyoruz? Kendimiz için istemek kazanmak değil, en sonunda kaybetmektir bilmiyoruz, ya da biliyoruz belki değişir zaman o anda benim sadece benim olur egosu ile mutluluğun kapısını, kapatarak yaşıyoruz… 

Hayır, bu hayat bu ömür dünya benim değil, bizim demeyi öğrendiğimiz zaman mutluluk, hepimizin bir ömür boyu olacak ve ahirette de mutlu olmamızı sağlayacak, ama gel gör ki bunu söylemekten itiraf etmekten de uzağız! Ulaşılması mümkün olmayana ulaşmak, katlanılması tek başına zor olan sıkıntılara tek başına katlanmak, ne kadar aptalca ve delice olduğunu bilmemize rağmen hala peşindeyiz, tek başına ulaşılması mümkün olmayanın peşine… Oysa bizler beraberce yaşamak zorunda iken nasıl aptalca, insanları hayatımız merkezinde, sahilinde bir kalemde siliyoruz? Aslında onları silmek, kendimizi silmektir ama lakin iş işten geçtikten sonra öğreniyoruz, lakin buda fayda vermiyor, geri dönüşün kapısını açmıyor.

 Önce kendimiz için değil, toplum için yarınlarımız ailemiz için biz iyi bir vatandaş olmalıyız, iyi ve güzeli önce karşımızdaki için hissetmeliyiz ki, karşımıza da kendini iyi hissetsin ki bizde güzeli yaşayalım hissedelim mutlu olalım… Elimde olanları almaya geliyorlar mantıksızlığı ile köprüleri yıkmak, kendini yolunu yıkmaktır… Kendin için değil toplum için yaşamaya çalışırsan, yaşamayı mutluluğu gülümsemeyi bulursun ve anlarsın yaşarsın yaşatırsın…

Nefes alıp vermek dışında nefes olmak, hayatı boş görmek yerine, hayatın dopdolu olduğunu göstermek zor olsa da, seni o an anlayanların olması üzücü olsa da sen vazgeçmeden devam et, bu güzelliği insanlara vermeye kapısını açmaya girin gelin demekten vazgeçmeden anlatmaya göstermeye gayret et… Bakarsın bir süre sonra insanlar yanlışlarını görür, sana doğru koşarak gelirler, mutluluğa vererek sararak kucak açarlar… Yapmak istediğin bu güzellik, her zaman istediğimiz gibi olmasa da sen görevini yap insanlığın ne olduğunu göster, ömür boyu gayemiz öğrenme gayreti içinde olmakla öğrendiğimizle, insanlara ulaşmakla varmakla yanında olmakla alakalı.

 Hayat, acısıyla tatlısıyla, iyi günleri, kötü günleri ile var olan bizi saran, sabırla olmamızı birlikte el ele gönül gönüle yenmemizi hatırlatan, bir rehberdir. İnsan gülümseyemiyorsa onunla ağlamalı, acılarının yanında olduğumuzu göstermeliyiz, çaremiz varsa sunmalıyız yoksa da acısına ortak olmalıyız, budur insanlığın mutluluğun kaynağı. Ağlayanla ağlayabilmeli güldürmeli, gülenle gülmeli ağlatmamalıyız. Hayatındaki benlik duvarlarını hep bana bana mantığını yıkarak, insanları kucaklayarak yolumuza devam etmeliyiz. Yoksa kendi ördüğümüz duvarın altında kalarak mutsuz yalnızlığın havasızlığında ölür gideriz, elimiz gönlümüz ömrümüz boşa harcamış olarak. Ölümden sonra Yüce Allah “Ey kulum bana gelirken dünyada gönlünle elinle fikrinle ne getirdin diye sorduğunda” ne cevap veririz bunu da düşünmek zorundayız. Hayatın sırları gizemleri sensin ve sen bu değerlerinle değerlisin ve özelsin.
Mehmet Aluç

11 Haziran 2017 Pazar

Hayat Bir Yürüyüştür





 Hayat bir yürüyüştü haliyle bilmedi
Hayatı anlamadı o nedenle gülmedi
Hudutlar belliydi hudutlar geçilmez
Etrafına baktı baktı lakin olanı görmedi
Mutluluğu içemedi maalesef kana kana

Garibanlık bir hayat duruşuydu görmedi
Hayatın özü sabırdı sabır deryasına inmedi
Hayat safını belli etmekti verilenle yetinmedi
Döndü yanlış yana dönmedi doğru yana
Mutluluğu içemedi maalesef kana kana

Zenginliği asalet bildi içine gömüldü
Olanları görmeyecek kadar zaten kördü
Zenginlik vermekti verilen zenginlik gibi, fır döndü
Fır dönmesinde zaten yoktu hiçbir içgüdü
Mutluluğu içemedi maalesef kana kana

Yaşadıkça hep beni beni dedi
Kazandığını tek başına bencilce yedi
Aradı bulamadı konuşacak bir kedi
İnsan dedi neden kıymetimi bilemedi
Olmayan nasıl bilinir bunu düşünemedi
Mutluluğu içemedi maalesef kana kana

Yıkılmıştı gönlünün mihrap yeri
Akıtmamıştı kazanmak için teri
Yaklaşmadı hep kaldı geri geri
Yalnızlığı geldi ona seri seri
İşte şimdi yalnızlıktan kalmadı feri
Mutluluğu içemedi maalesef kana kana

Kul Mehmet’im nasıl hayata bakarsan öyle görürsün
Gönlünde sevgi verirsen kendinle herkesi güldürüsün
Bir şey vermez hep benim dersen kendinle herkesi öldürürsün
En sonunda tokadı yersin yerlerde kendin sürünürsün
Mutluluğu içemedi maalesef kana kana
Mehmet Aluç /Kul Mehmet










19 Mart 2017 Pazar

Her kitabın Arka sayfası Var İse


kitap arka sayfa ile ilgili görsel sonucu

Her kitabın bir arka sayfası özeti açıklaması var ise, her insanında hayatında anlatmak isteyip de anlatamadığı düşüncelerini açıklayan bir arka sayfa özeti açıklaması vardır. Bunu anlamak için onu anlamaya çalışmak ve son anda onu anlamayarak vazgeçmek yerine, son arka sayfayı çevirerek okumak ve anlamaya çalışmak olmalıdır…

Mehmet Aluç

Gerçekçi Olmayan Savlarımız ve Karanlıklarımız




    Çoğu zaman, aşağı tabakadan fakir olan, bizim şimdilik bir anlığına varlıklı olmamızın sanki bir ömür süreceği yanlışlığına kapılarak, o fakir insanları hiçbir şeye sahip olmayan kimselerin bulunduğu bu toplumun, bakış açısındaki doğruluğunun gerçekçi olmayacağı savı ile her daim, yanlışlığa kör karanlığın kuyularına düşerek, kendimizi bakış açımızı karanlıklar içinde bırakabiliyoruz.

   Bir takım çabalar kendi gücümüzle ortaya çıkarmak için gayretler gösteriyor olsak ta, bazen bu gücün hissettirdiklerini kendimizde gönlümüzde duymayabiliriz, çünkü çabalar tek taraflı olunca anlam ve mana taşımıyor tezine karşı gelmemizin de hiç anlamı yok. Aşağı tabaka yukarı tabaka diye bir şey yoktur, bu çirkinliği kendi çirkinliği ile gün yüzüne çıkaran batının söylemlerinden başkası da değildir. Bir zamanlar zenci kardeşlerimizi köle yapan işkencelerle zulme uğratan ve halen şimdide parası gücü ile insanları yok etmeye çalışan batın bir yalanı ve aldatmacasın dan başka bir şey değildir bu.  Bu mukaddes vatan topraklarında kardeşçe birliktelik içinde yaşamamız en doğru olanıdır. Aman birileri Ötekileri rahatsız olacak bu söylemlerle yerine karşısında aynı vatan topraklarında yaşayan bu kardeşlerimiz bizim için en düşünecek biz onun için ne düşünmeliyiz sancısını çekmek hissetmek yerine, batının o çirkin niyetli insanı insan saymayan fikirsiz fikirleri ile o insanları memnun etmek için yaşamak boşuna bir heves ve uğraşı olacaktır.

   Hayatın boy aynasında veya cetvelinde boyumuzu ölçerken, kısalan boyumuzun ölçüsü ile gurur duymak pek doğru ve yerinde olmayan bir hayat anlayışı olacaktır. Geçmiş ile gelecek zamanı arasında hatalarımızı görerek ders almıyorsak eğer yıkılmaya mahkûm olduğumuzu da bilmemiz gerekir. İrademizi sorgularken ölçerken kendimize vatanın toprağın birlikte yaşadığımız insanların gönlüne çare sunmak için kendini yenileyemiyorsa, bu akıldan ziyade bu başa ağır bir yüktür. Hezimettir yok oluşun kapısına koşmaktır. Karanlığa koşturan karanlıkta oturtan, karanlık bir zihniyete hizmet etmek bence ahmaklıktır yokluktur. Aydınlıkta oturarak, görünür olmak var olmak bu hayatta en güzel olan yaşanılması ve yapılması gereken bir hayat ve bakış açısı olacaktır diyorum, vesselam.


Mehmet Aluç

1 Mart 2017 Çarşamba

Hayat ile Muhabbet


Ey hayat elinde saplı bir kürek
İçinde var mangal gibi bir yürek
Kimisi dedi neye yarar bu yürek
Kimisi dedi zalimin defterini dürek
Kimisine verdin altın aldı yedi kul
Kimisine de dedin sana layık değil pul

Kimisine verdin kolay geçimle sefayı
Kimisine verdin zor geçimle sen cefayı
Kimisine verdin bulanık kafayı
Kimisine gösterdin aynayı Konya’yı
Kimisine verdin altın aldı yedi kul
Kimisine de dedin sana layık değil pul

Kimisine verdin az biraz anlamayı
Kimisine verdin hiç anlamamayı
Kimisine verdin sen ayık kafayı
Kimisine verdin altın aldı yedi kul
Kimisine de dedin sana layık değil pul

Kimisine verdin öbek öbek balı
Kimisine verdin bol ahu zarı
Kimisine verdin sen bir avuç darı
Kimisine verdin kucak kucak varı
Kimisine verdin altın aldı yedi kul
Kimisine de dedin sana layık değil pul


Kimisine verdin sen bol bol efkârı
Kimisine yaslattın arabeskten duvarı
Kimisine verdin sen en güzel anları
Kimisine kimisinden aldırttın canları
Kimisine verdin altın aldı yedi kul
Kimisine de dedin sana layık değil pul

Kimisinin yolunu uğrattın güldüren feleğe
Kimisine üstüne giydirdin çile dolu yeleği
Kimi ekti aldı ekin taşıdı onca yüreği
Kimisinin eline verdin taşıyamadı küreği
Kimisine verdin altın aldı yedi kul
Kimisine de dedin sana layık değil pul

Kimisini ulaştırdın hayat denilen gerçeğe
Kimisinin yolunu kapattın ulaşmadı feleğe
Kimisini kavuşturdun gönlündeki gonca çiçeğe
Kimisi durdu boş boş baktı elindeki keleğe
Kimisine verdin altın aldı yedi kul
Kimisine de dedin sana layık değil pul

Ey hayat sen ne güzelsin önümüze serdin eser
Kimisi alır sever kimisi alır kökünden keser
Kimisi sevgi ile olmaz olur bin beter
Kimisi sabır etmez sana der artık yeter
Kimisine verdin altın aldı yedi kul
Kimisine de dedin sana layık değil pul

Ey hayat sen Rahmandan bir yolsun
Seni bilen hakkın yolunda dursun
Kullar arasın sabırla seni bulsun
Sen imtihan için gönderilen nursun
Kimisine verdin altın aldı yedi kul
Kimisine de dedin sana layık değil pul

Seni anlayan anladı sana hayatım dedi
Kimisi nefis şeytana uydu kafayı yedi
Üç günlük dünyada bu kavga niyeydi
Bu dünya bir imtihan dünyası bileydi
Kimisine verdin altın aldı yedi kul
Kimisine de dedin sana layık değil pul

Yaratana çok şükür bizimle varsın
Bazen ağlarsak sen Rabbim emriyle saransın
Derdin içine Rabbim emriyle şifaya varansın
Rabbim git kuluma sarıl deyince saransın
Kimisine verdin altın aldı yedi kul
Kimisine de dedin sana layık değil pul

Sen değil Rabbim ver dedi sen verdin
Kimimizin önüne altınları bolca serdin
Kimimizin önüne sen gümüş pul verdin
Altın verdiğinin ağırdı imtihanı şaşırdı kaybetti
Gümüş pul verdiğin sabır etti şükürle rahat etti
Rabbimdir her şeyin iyisini bilen kulu analiz etti
Kimisine verdin altın aldı şükrü yol bilmedi
Kimisine de dedin sana layık değil pul şükür etti

Kul Mehmet’im anlasın seninle varları
Anlarım yaz gününde yağdırırsan karları
Anlarım yolun sonu gelmiştir yakını
Hazırlarım inşallah sonsuz hayata çıkını
Kimisine verdin altın aldı yedi kul
Kimisine de dedin sana layık değil pul
Mehmet Aluç /Kul Mehmet

31 Ekim 2016 Pazartesi

Yalanlar Ve Gerçekler


yalanlar ve gerçekler ile ilgili görsel sonucu
Hayatı bir oyun sanmıştın
Yalanlarla oyalanmışsın
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Sancıları bulmuştun kucağında
Vaz geçmeyince yalanlarında
Gerçek olmayanlar kalır yanında
Her türlü sancılarla kalırsın yanılırsın

Hayat değildir bir oyun
Gerçekleri demeyin kenara koyun
Tüm benliğinizi ruhunuzu içine koyun
Hayat bu değil bir oyun
Oyun sanarak olmayın koyun
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılarla kalırsın

Hayatı almalısın yanına
Almazsan yalanlar okur canına
Hayatı oyun sanırsan bırakırsan oluruna
Mutluluk gelmez yanına
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılarla kıvranırsın

Yalana açık olmasın gönül penceresi
Kaynar taşlar kazanda yediğin yalanın ta kendisi
Sırtında taşıdığın yalanın kamburun esintisi
Yoktur içinde onun hayatın ta kendisi
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılarla acıyanını bulamazsın

Hürmet yoktur yalanın içinde
Zulmet vardır o yalanın görüşünde
Alamet arama yalanın karanlık düşünde
Feraset gezinmez yalanın gülüşünde
Ganimet sayar her şeyi zorla yaptırır ipleri elinde
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılarla istikamet bulamazsın 

Yalanla bir eser yapamazsın
Yıkılanın altında kalırsın
Ağlar ağladığınla kalırsın
Etrafında kimseleri sen bulamazsın
Canlara can olamazsın
Canlar gibi hayatını yaşayamazsın
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılarla canına can olanı bulamazsın

Tutsaklığınla yaşayamazsın
Gerçek olanla yaşamalısın
Esaretten kurtarandır gerçeklik
Kendi kendinle olmalısın
Doğru olanı bulmalısın
Kendini içine koymalısın
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılarla kalakalırsın

Yalanlarla dünyan pamuk ipliğine bağlı
Gerçeklerle dolu hayat yıkılmaz bak canlı
Yalanlarla kurduğun dünya ölü eli kanlı
Gerçeklerle doğrularla ol ey sen delikanlı
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılarla karanlıkta kalırsın

Kaçsan da gerçeklerden kaçamazsın
Hayat seni izliyor yalanlarla koşamazsın
Gerçek olanla bir gün buluşacaksın
Yıkılarak sonsuz sancılarla kalacaksın
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancıları kendinde bulacaksın

Yalanların itirafıdır tüm sancılar
Sancılardan anla yalanı ey yalancılar
Attığın her adımda sana bin bir tuzak
Nefret le örülmüş dolu tuzaklar
Gerçekle arasında var uzaklıklar
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancılar yalanlarının eseri

Hayat gerçek yaşam hikâyeleriyle dolu
Yalanla bağlayamazsın eli kolu
Kaybetmişisin ya sen gerçek yolu
Çaresizlik yalanın yolu
Açmaz mutluluğa o kolu
Arama gerçek değildir yolu
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancıları çekmeye aday olmuşsun

Yalandır gerçek hayattan kaçan
Gerçek yakaladığında yalanı boğan
Gerçeklerdir gönülde doğan
Yalanlardır nefis şeytanla olan
Yalanlarla hayattır solan
Gerçeklerde kul aradığı sırrı bulan
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancıları kendini kaybetmişsin

 Sorgula analiz et hayatı yaşamı
Geçeklerde var her şeyin anlamı
Yalanlarla çekme onca gamı
Aç gönlünü gerçek olana gönül camı
Gerçeklerle yaşanır gerçek hayatın yaşamı
Yalanlarla hayat yaşanmaz çekilir ancak azabı
Yalanlarınla kurduğun dünyanda
Her türlü sancıları kendine yol edinmişsin
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

30 Ekim 2016 Pazar

Bu Hayatın Bazen Uzun Bazen Kısa Yürüyüşleri


Görsel sonucu
   İnsanoğlu sadece kendisini değil, tüm insanlığı, bireysel olarak da birbirlerini düşünmek için var edilmiştir. Yaşadığı hayat boyunca, birçok dost arkadaş edinerek yaşamak ve onu düşünerek hayatını idame etmek için, bu dünya âlemine gönderilmiştir. Dünya hayatında beraberce bu hayatın bazen uzun bazen kısa yürüyüşlerinde, beraber yürümek ve hayatını noktalamak için yaratılmıştır. Bazen yürürken, taşa takılıp düşeceğin anda seni dostun arkadaşın tutar, düşmezsin veyahut ta düşersin, gelir seni kaldırır aynısını sen yaparsın düşen bir insanı dostunu düşmek üzere iken tutarsın veya düştüğünde koşar kaldırırsın. Her gün sen veya dostun arkadaşın birbirinizi düşünerek birbirimizi hatırlayarak yaşarız. Yere düşerken üzerine bulaşan toz toprağı silkeleyip yola devam ederken. İnsan düşerken kaldırılır, kalkarken düşer insan bu dünya hayatında diye düşünürken, beraber gülümseyerek bu hayat yolunda yan yana yürümek için vardır insan.

   İşte insan ve hayatı, dostu arkadaşı ile dünya hayatı yaşantısı bunun için vardır. Hayatın bize verdiği uzun veya kısa anında, hep birlikte nefes aldığımız gönlümüzü dünyamızı bu birlikteliğin güzelliği ile doldurduğumuz bir evrendir bu yaşadığımız hayat. Sadece kendimiz için yaşamadığımız tüm   insanlık, insanlar için yürüdüğümüz bir hayattır bu yaşadığımız hayat.

   Âlemlerin Rabbi Yüce Allah C.C. yarattığı hayat verdiği biz her canlıyı yaratan, her anda bizimle olan varlık ve yoklukla kulu kiminle nasıl yaşıyor ne düşünüyor diye imtihan eden yüce Allah C.C. cümlemizi korku dolu anlarda dehşet dolu günahlarımızdan tövbe ile af eden, bizi koruyan yalnız Allah C.C. dır. Bizlerinde birbirimizi koruması gözetmesi için bu âleme gönderen imtihan ile sınayan kulun bu imtihanları birliktelikle kazanmasını isteyen Yüce Allah C.C. dır. Hep birlikte el ele bu dünya hayatımızı güzellikle sonlandırarak imtihanı kazananlardan olmak dileğimle. Selam ve dua ile.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

27 Ekim 2016 Perşembe

Hasret Sancı Sabır Nedir?


 
 
 
Hasret nedir ayrı yolda acılarla kalmak mı?
Hasreti bitirecek olan Rahmana varmak mı anlamak mı?
Nedir sancılar?
Sancılar yanmak için mi?
Yoksa sancıları bitirecek olan Rahmanın
Güç kudretinin farkına varmak mı?
Rahmana vararak 
Hasreti vuslata çevirenin Rahman olduğunu anlamak mı?
Güç kudretin dermanın Rahman olduğunu bilerek
Kul olmak mı söylesene sırra erdin mi?
Sırra ermeden önce kavruldun mu?
Ham iken tekâmüle vardın mı?
Tekâmül ile hakka kul oldun mu?
Sırrın sırrına vardın mı?
Yoksa hala sancılar mı çekersin sancılanarak
Yoksa hakka vararak hakkın güç kudretine sarılarak
Sabırla hakka vardın mı?
Nedir sabır?
Tekâmülün kapısını açmak varmak
Hakka varmak hak ile yolda olmak
Hakkın yolunda haktan gelip hakka varmak
Hasret sancılarla yıkılmamak
Yıkanı kaldıranın Rahman olduğunu anlamak
Huzura varmak huzurla olmak
Vardın mı sen sırrın sırrına
Koşmaz mısın seni bekleyen bugüne yarına Rahmana
Cana can veren canı verirken alana
Sonsuz hayatla diriltene
Vuslatla sonsuz âlemde cennet yurduna alana
Nurdan Nur Resul sancağı altında buluşturana
Ne beklersin sancılarla sancılanmayı unut
Sabır bekler yolda odur sana Rahmandan bin bir sırla dolu umut
Haydi, kendini unut halk için durma çalış
Derdi kederi hasreti sancıları unut
Unutmaktır sabırla hakkadır umut
Budur tek gerçek olan somut
Bundan gayrısını sen var unut
Haktan geldin halk için işte sana Rahmandan komut
Hakka varmak için gideceğin yolda hayat budur
Bu gidişle varacağın sonsuzda bekleyen budur boyut
Bürün haktan gelen hakkı sükûta
Kalırsın yıkılmadan işte ayakta
Yıkılır hakkın karşısında bozuk olan her canlı bir solukta
Bekliyor zulmün parçalanacak karanlık yüzü bak işte oracıkta
Seni bekliyor hakkın giydireceği zırhla
Yürüyeceğin yolda zalim yıkılmak için bekler bir adımda
Gösterir Rahman güç kudretinin sana verdiği gücün yansımasıyla
Göster zalime yaşamak almak kazanmak değil avanta
Yık haydi durma sen baştan başa
Durma her an yeniden dirilişle var yaşa
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
 
Tekâmül: olgunluk

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç